# Faiz ve Riba Neden Aynıdır? Modern Bankacılık Nedir?

İktisat · İslam Medeniyeti 2.0, 16. bölüm · 7 Ağu 2026 · 1:12:29

Bağlantı: https://kokfinans.org/video/faiz-ve-riba-neden-aynidir-modern-bankacilik-nedir  
YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=-CrSm6tn9Go

Faiz ile ribâ aynı olgudur: ikisi de haksız ve risksiz bir fazlalığı ifade eder. Para, enflasyon, senyoraj, Cantillon etkisi ve kaydî para yaratan bankacılık tanımlarından hareketle, 100 liraya karşılık 101 lira almak bile ribâ sayılmalıdır; aksi halde piramidin tepesindeki bankaların baronlaşması meşrulaştırılmış olur.

### Tez ve paranın tanımı

Faiz konusundaki kafa karışıklığı büyük ölçüde tanımlardan kaynaklanır. Burada dinî referansları az tutup meseleyi iktisadi açıdan ele alıyoruz. Tezimiz şu: **faiz eşittir ribâ, ribâ da eşittir fazlalık**. Buradan hareketle, enflasyon gerekçesiyle 100 liraya karşılık 101 lira almanın bile faizli, adaletsiz ve fakiri sömüren bir işlem olduğunu göstermeyi amaçlıyoruz.

Para, örfte kabul görmüş mübadele aracıdır. Gazâlî'nin *İhyâ*'daki ifadesine göre altın ve gümüş kendi başına amaçlanan şeyler değil, diğer malların değerini ölçen birer hakemdir. İbn Teymiyye de paranın maddesinden çok işlevinin önemli olduğunu, ancak altın ve gümüş gibi zor çoğaltılan bir varlığın daha uygun olduğunu, keyfî para basımının ise zulüm olduğunu söyler. Dört para türü vardır:

1. **Mal para:** altın, gümüş gibi bizzat değerli kabul edilen emtia.
2. **Temsilî para:** sarrafın depoda tuttuğu altını temsil eden banknot.
3. **İtibarî para:** arkasında hiçbir varlık olmayan, değerini devletten alan TL, dolar, euro.
4. **Kaydî para:** ticari bankaların kredi verirken o anda dijital olarak, havadan yarattığı para.

İtiraz ettiğimiz türler itibarî ve kaydî paradır. İbn Teymiyye'nin eleştirdiği *tağşîş* bile bunlardan daha masum kalır.

### Ribâ ile faiz ayrımı ve enflasyonun tanımı

Ribâ kelimesi r-b-v kökünden gelir ve artma, çoğalma anlamı taşır; faiz de fazlalık demektir. İkisini ayırmaya çalışmak bir kelime oyunudur. Bu ayrımın kaynağı Hristiyanlıktadır: Yahudiler faiz yasağını yabancılara (*goyim*) karşı delmiş, Hristiyanlık ise *usury* ile *interest* arasında bir ayrım yaparak yasağı aşmıştır. Bu ayrım İslam'a ait değildir ve sorun tamamen iktisadidir: adaletsizliğe ve servetin bir yerde birikmesine yol açan bir fazlalık varsa, o ribâdır.

Enflasyonun asıl tanımı **piyasadaki para miktarının artması**dır. 100 kalem ve 100 para varken para 200'e çıkarsa kalemin fiyatı iki paraya yükselir. Fiyat artışı sonuçtur, sebep ise para basımıdır. 1860'lardaki ABD İç Savaşı döneminde ve 1907 ile 1934 Webster sözlüklerinde geçen bu tanım, 1970-80'lerden sonra "fiyatlardaki genel artış" olarak değiştirilmiştir. TÜFE ve CPI gibi endeksler sepet ağırlıkları, ikame etkisi, hedonik ayarlama, geometrik ortalama ve konut fiyatı yerine kira kullanımı gibi yöntemlerle manipüle edilebilir; dolayısıyla bilimsel değil öznel ölçümlerdir.

### Senyoraj, tağşîş ve Cantillon etkisi

**Senyoraj**, parayı basanın elde ettiği alım gücü avantajıdır. Maliyeti 10 kuruş olan bir madenî para 1 liraya basılırsa basan kişi 90 kuruş kazanır. Tağşîş örneğinde ise bir kral 100 gram altından 5 gramlık 20 sikke yerine 4 gramlık 25 sikke basar. Halk henüz bunu bilmediği için fazladan 5 sikkenin alım gücünü kral kullanır. Bu işlem, birine bir saatliğine 20 altın verip 25 altın geri istemekle aynıdır. Dolayısıyla tağşîş ve ek para basımı da faiz ve ribâdır.

Richard Cantillon'un 1750'lerde tarif ettiği **Cantillon etkisi**, yeni paradan en çok ilk kullananın yararlandığını, avantajın piramidin tabanına doğru azaldığını anlatır. Bugün bu piramidin tepesinde bankalar bulunur. Banka, tasarrufları toplayıp kredi isteyenlere aktaran bir aracı kurum değil; kaydî parayı bizzat yaratan ve senyorajı elde eden kurumdur. Bank of England yayınları da bunu doğrular. Fıkıhtaki "kazanç ancak zarar ihtimali üstlenmekle helal olur" kaidesi ve servetin yalnızca zenginler arasında dolaşmaması ilkesi de aynı noktaya işaret eder; Mekke'de Ebû Cehil ve Ebû Leheb gibi Kureyş'in zenginleri de faizle insanları tahakküm altına almıştı.

### Faiz teorileri ve para basımı itirazı

Avusturya iktisat okulu faizi bir zaman tercihi ve bilgi sinyali olarak görürken, Keynes faizi likiditeden vazgeçmenin ödülü olarak tanımlar. Doğal faizi parasız bir buğday köyü örneğiyle düşünelim: 100 çuval tasarruf, gelecek yıl 110 çuval olarak geri ödenirse doğal faiz %10 olur. Dışarıdan gelen bir bankacı havadan yarattığı kâğıtla %3 faiz dayatınca verimsiz yatırımlar yapılır ve piyasa bozulur. Bilgi eşit dağılmadığı için herkesin faizi ve enflasyonu farklıdır. Piyasadaki paranın %97'si bankaların ürettiği kaydî paradır; banka vatandaşa %3'ten verdiği krediyi teminatı güçlü bir holdinge %2,8'den verir.

"Para basmak her zaman enflasyon yaratmaz" itirazının da cevabı var. Fiyatlar artmasa bile teminatı olan zengin krediye daha kolay ve ucuz ulaşıp mülkünü risksiz biçimde büyütür, gelir adaletsizliği artar; üstelik paranın büyük kısmı reel ekonominin on katına ulaşan fiktif finans piyasalarına gider. Helikopter para gibi herkese eşit dağıtım adaletsizliği azaltsa da kimin, neye göre para basacağı sorusu çözülmediği için en iyisi, madencilik gibi maliyet ve emek gerektiren, basılamayan bir paradır.

### Ribâ testleri ve tarihten örnekler

Bir işlemin ribâ olup olmadığını anlamak için üç test öneriyoruz:

1. **Tekrar testi:** İşlem defalarca tekrarlandığında risksiz ve kayıpsız biçimde kişiyi para baronu yapıyor mu?
2. **Üretim testi:** Kazanca karşılık bir mal veya hizmet üretildi mi?
3. **Senyoraj testi:** İşlemde bir senyoraj kazancı elde ediliyor mu?

Tarihteki tağşîşler hep enflasyon ve ekonomik bozulmayla sonuçlanmıştır. Roma gümüş oranını düşürdükten sonra toparlanamamıştır. Memlükler bakır fülûs basmış; Makrîzî fiyat artışının sebebinin mal kıtlığı değil bakır para bolluğu olduğunu tespit edip altın ve gümüşe dönülmesini istemiştir. Şevket Pamuk'un anlattığı Osmanlı akçe tağşîşleri Celâlî isyanlarına uzanan dengesizliklere yol açmıştır; İbn Haldun da *Mukaddime*'de genişleyen devlet harcamalarının tağşîşe ve uzun vadede ticaretin ve devletin çöküşüne yol açtığını yazar.

### Para piramidi ve Ahmet–Mehmet problemi

Türkiye için bir para piramidi çizebiliriz: en tepede özel bankalar, ardından tahvil yoluyla bankalardan borçlanan devlet, rezerv para nedeniyle ABD özel bankaları, holdingler, holding tedarikçileri, yüksek gelirli ve en altta düşük gelirli vatandaş. Faiz oranı, çekilebilen kredi miktarı, senyoraj ve yaşanan enflasyon her katmanda farklıdır. Ekmek, bankaya 10, holdinge 12, vatandaşa 20 lira olur.

Ahmet Mehmet'e 100 lira verip %20 enflasyon gerekçesiyle 120 lira alırsa, tekrar testine göre Ahmet baron olmaz. Ancak "paranın değer kaybını telafi eden artış faiz değildir" ilkesi kabul edildiğinde, aynı gerekçeyle bankanın kaydî parayla faizli borç vermesi de meşrulaşır. Banka senyoraj elde eder, baronlaşır ve enflasyonu besler. Bu ilişkide gizli bir ortak vardır:

> Ahmet Mehmet'e borç verdiği an o borç ilişkisinde gizli bir banka var.

Her iki taraf da mağdurdur, kazanan bankadır. 50 yıl önce bir memur ev ve araba alabilirken bugün birikim yapamaması bu makasın kanıtıdır.

### Çözüm: iki ayrı mesele

Altının spekülasyona açık olması ve karz-ı hasenin her ihtiyacı karşılamaması nedeniyle bankasız borç ilişkisi bugün neredeyse imkânsızdır. Bu yüzden iki meseleyi ayırıyoruz. Birincisi, rızamız dışında dayatılan düzende hayatın akması: burada katılım bankalarının araçları *ehven-i şer* olarak, haram olduğu bilinerek ve zaruretten kullanılabilir. İkincisi, ribâsız, senyorajsız, Cantillon etkisinin ve borç piramidinin olmadığı yatay bir para sisteminin tasarlanması. Zaruret gerekçesiyle mevcut sisteme helal denirse yeni bir sistem hiçbir zaman kurulamaz. Bu yüzden iktisatla ilgilenen Müslümanları bu alternatif üzerinde birlikte çalışmaya çağırıyoruz.

## Bölümler

- 00:00 — Giriş ve tez
- 02:18 — Paranın tanımı ve türleri
- 06:26 — Ribâ ve faiz ayrımı
- 09:07 — Enflasyonun gerçek tanımı
- 13:43 — Senyoraj ve tağşîş
- 18:48 — Cantillon etkisi ve bankalar
- 23:33 — Faiz teorileri ve doğal faiz
- 32:44 — Enflasyonsuz para basımı itirazı
- 40:06 — Ribâ testleri ve tarihten örnekler
- 46:04 — Para piramidi
- 54:16 — Ahmet–Mehmet problemi
- 1:04:38 — Çözüm: iki ayrı mesele

Etiketler: faiz, ribâ, enflasyon, senyoraj, modern bankacılık, para

## Transkript

[00:00] Selamünaleyküm. Rabbi yessir ve la tuassir. Rabbi tenin bil. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır, işlerimi hayırla sonuçlandır.
[00:09] Bugünkü videoda faiz ve riba kavramları.
[00:14] Bunun bağlamında da enflasyon kavramından bahsedeceğiz. Aslında bununla alakalı ben faizle alakalı bir video çekmiştim. Orada hem iktisadi boyutuna hem de dini boyutuna işin değinmiştim. Fakat o videoda
[00:28] değinmediğim ve daha fazla şekilde iktisadi boyuttan bu videoda olayı incelemeye çalışacağım. Aslında burada kafa karıştıran unsur tanımlar. Yani bizim iktisadi olarak tanımlara
[00:42] verdiğimiz anlam nedir? Faiz ne demek?
[00:44] Enflasyon ne demek? Banka ne demek? Yani bu tanımları doğru koyabilirsek ve tarihten örnekleri doğru verebilirsek bugün neden 100 liranın üzerine 1 lira koyduğumda 101 liranın faiz olduğunu,
[00:58] faiz ve ribanın eşit olduğunu hem ekonomik olarak hem dini olarak ispatlayacağız. Dini olarak önceki videoda daha fazla bahsediyordum. Bu videoda çok az dini referans vereceğim.
[01:07] Olayı iktisadi açıdan inceleyeceğim.
[01:09] Yani iktisadi açıdan bu işlem faizli bir işlemdir. Bu işlem adaletsiz bir işlemdir. Bu işlem fakiri sömüren bir işlemdir. Onu anlatmaya çalışacağım.
[01:19] Neden 100 lira 101 verdiğiniz zaman bu böyle oluyor? Onu anlatmaya çalışacağım.
[01:23] Enflasyon var. Yani o zaman da diğer taraf zulmediyor deyip baştan aslında yargıya varmamak gerekiyor. İşin gerçekten ekonomik ve iktisadi temellerine indiğiniz zaman bambaşka bir çerçeveyle karşılaşıyorsunuz. Benim
[01:37] piyasada gördüğüm kadarıyla da bu detaya inilmiş vaziyette değil. O yüzden bu videoda tam olarak faizin ne olduğunu, enflasyonun ne olduğunu, ribanın neden bunlara eşit olduğunu ve temel problemin, bankacılık probleminin paraya
[01:52] dair problemin ne olduğunu güzel bir şekilde anlayabileceğinizi düşünüyorum ve buna dair de örnekler vererekten kolay bir şekilde anlaşılmasını sağlayacağım inşallah. Şimdi öncelikle bizim tezimiz nedir? Faiz eşittir
[02:06] ribadır. O da eşittir fazlalık anlamına gelir. Bu video boyunca bunu ispatlamaya çalışacağım iktisadi açıdan. Şimdi öncelikle tanımlardan başlayacağımızı söylemiştim. paranın tanımından
[02:18] başlamamız gerekiyor. Para örfte kabul görmüş mübadele aracıdır. Tanımı budur.
[02:25] İslami tanımı da budur zaten. Örf dediğimiz yani toplumda aslında değiş tokuşta kullanılan şey neyse o bir paradır. Yani eğer insanlar ona para değeri yüklemişse bu paradır. Eee
[02:39] Gazali'nin ihyada buna dair zaten cümlesi var. diyor ki altın ve gümüş yaratılışları itibariyle bizatihi maksut yani amaçlanan istenen şey değildir.
[02:51] Onların hikmeti diğer malların değerini ölçen bir hakem ölçü olmalarıdır. Yani onlar kendinden değerli değildir. Onlar bir ölçü birimidir. Bir referans birimidir. Yani altın gümüş bile yaratılışları itibariyle kendinden içsel
[03:03] değerleri olan şeyler değil. İnsanlar onlara değer atfettiği için onlar değerlidir. İşte İslam'ın para tanımı da böyledir. Dolayısıyla bir toplumda para olarak kullanılan şey İslam'a göre de paradır. Yine İbn Teymiye'ye göre de
[03:17] paranın maddesinin yani altın olmasının, gümüş olmasının, bak olmasının vesaire değil. Fonksiyonunun esas olduğunu eee bahsediyor. O yüzden herhangi bir şekilde ek para basmanın da zulüm olacağını söylüyor. Neden? Çünkü siz
[03:31] daha fazla para bastığınız zaman piyasada haksız bir rekabete girmiş oluyorsunuz. İbn Teymiye'de aslında paranın maddesi önemli değil ama daha sınırlı bir varlık olursa, daha çoğaltılamayan bir varlık olursa, zor çoğaltılan bir varlık olursa, gümüş
[03:45] altın öyle mesela ama bakır öyle değil.
[03:47] Daha uygundur diyor. Yani şimdi para türleri var. E bir kere bunu da aslında açmamız gerekiyor ve konuşmamız gerekiyor. Dört çeşit para türü var.
[03:57] İşte mal para. Bunlar işte MTIA olabiliyor. Yani altın, gümüş. Bunlar mal para cinsinden şeyler. Temsili para dediğimiz bir şey var. Yani siz bir yerde onu tutuyorsunuz. Örneğin eski dünyada sarrafların yaptığı altını
[04:11] tutuyorlar depoda size. Onun yerine onu temsil eden işte 100 gram altını temsilen bu kağıt verilmiştir diye size bir kağıt veriyorlar. Onun ismi banknot.
[04:19] Yani bugün kullandığımız kağıt paranın atası diyebileceğimiz şey. Bu temsili para oluyor. Yani karşısında arkasında onu temsil eden bir varlık var. bir depoda duruyor. Bu temsili para oluyor.
[04:30] İtibari para denilen bir olay var. Orada da günümüzde kullandığımız para yani herhangi bir karşılığı yok. İtibar neden Türk lirası değerli? Neden dolar değerli? Neden euro sterlin değerli?
[04:43] Arkasında herhangi bir madde yok.
[04:44] Sınırlı bir varlık da yok. Tamamen devletlere ait olduğu için bir değer atfedilmiş. İtibari bir değere sahip.
[04:50] Dolayısıyla sınırlı bir varlık da değil.
[04:52] Bu itibari para olmuş oluyor. Bir de ka dediğimiz bir para var. Bu para videosunda anlatmıştım zaten. Eğer 3ün videoyu izlerseniz kanalda orada daha net bir şekilde bunları görebilirsiniz.
[05:02] Bu da ticari bankaların kredi verirken havadan yarattığı paralar. Günümüz modern ekonomik sisteminin böyle işlediğini o videoda anlatmıştık. Yani paranın devlet tekelinde olmadığının, Merkez Bankası tekelinde olmadığının
[05:16] aslında özel bankaların kaydi para denilen havadan dijital olarak para yarattığının size kredi vereceği zaman veya katılım bankalarına muraba yapacağı zaman aslında parayı kaydi olarak,
[05:28] dijital olarak o an tam o saniyede banka yaratıyor ve size veriyor. Yani olan bir parayı vermiyor ya da birilerinden topladığı bir parayı vermiyor size.
[05:37] Sıfırdan para yaratarak veriyor. Buna da kaydi para demiştik. Yani dört çeşit para türünü bu şekilde incelemiş olduk.
[05:43] Çünkü bu para türlerini de bilmemiz lazım ki aslında sorunlu olan para türü hangisi onu anlamamız gerekiyor. Bizim bugün itiraz ettiğimiz konu itibari para ve kaydi para. İbn Teymiye'ye göre de bunlar adaletsizliğe yol açtığı için
[05:57] eski dönemde böyle bir şey yok ama İbn Teymiye taşiş denilen şeyi biliyor. Yani siz altın gümüş içerisindeki miktarı azaltarak daha fazla para basıyorsunuz piyasada. Bir kral olarak veya devlet olarak onu bildiği için diyor ki yani bu
[06:11] uygun bir şey değil. Yani paranın sınırlı varlık dışında çoğaltılması, keyfi olarak çoğaltılması ki günümüzde itibari para ve kaydi para daha da kötüsü havadan basıldığını söylüyoruz. O zaman herhangi bir karşılığı olmadan
[06:26] basıldığını söylüyoruz. O zaman bunlar kesinlikle zaten gayriami olmuş oluyorlar. Şimdi riba eee kelimesine girelim. İşte temel argümanlar ne oluyor? Ribayla faiz farklıdır.
[06:38] Kur'an'da riba geçer. Aslında faiz geçmez vesaire. Ya böyle bir kelime oyununa gerek e yok. Eee riba kelimesi RBV kökünden geliyor Arapçada. Yani artmak, çoğalmak anlamına geliyor. İşte RB var, yüksek tepe, işte erba var,
[06:52] artırmak, fazlalaştırmak vesaire. Yani fazlalık eee anlamına artmak anlamına geliyor. Dolayısıyla fazlalık anlamına gelen her şey aslında riba. Yani yok faiz de fazlalık anlamına geliyor.
[07:03] Dolayısıyla burada bir kelimenin etimolojik kökeninden eee çıkarılabilecek bir durum söz konusu değil. Bu iktisadi bir vakadır. Bunu etimolojik olarak incelemenin bir anlamı yok. Bu iktisadi olarak incelenmesi gereken bir konu. İktisadi olarak bir
[07:15] yerde bir fazlalık varsa o ribadır, faizdir. Neyse yani Kur'an'ın anlatmaya istediği şeyin kendisidir. Terimin kendisidir. Dolayısıyla biz burada fazlalık olan şeye bakacağız. İsmini ne koyduğunuzun önemi yok. İsterseniz başka
[07:28] bir şey koyun. Ama Kur'an'a göre ismi riba. Biz günümüze de faiz olarak diyoruz. Bu şimdi bu peki riba faiz ayrımı aslında nereden geldi bize? Bu özellikle Müslümanları aslında Hristiyanlıktan geldi. Şöyle şimdi üç
[07:41] dinde de faiz normalde haram.
[07:43] Yahudilikte normalde haram ama onlar akitlerini bozdular. Eee dolayısıyla eee Tevrat'ta normalde faiz yasağı var ama sonradan işte yabancıya yani goime yani Yahudi olmayana faizde borç verebilirsin
[07:56] diye bir madde eee kendilerince uydurdular fıkıhlarında, Yahudi fıkıhında ve akdi bozdular. Yani Allah'ın faiz yemeyin akdini yabancıya karşı yiyebiliriz diye bozdular. Kendi aralarında yiyemiyorlar. Yahudiler böyle bozdu. Hristiyanlıkta da faiz yasak.
[08:09] Hristiyanlıkta da belli bir süre bayağı Orta Çağa kadar faiz yasaktı. Zaten eee kilise de buna karşıydı. Daha sonra Hristiyanlık işte user ve interest diye iki kavram ortaya koydu. Jury demek aslında eee riba dediler. Interest de
[08:23] aslında faiz dediler. Dolayısıyla tanrı usur'yi yasak kılmıştır. Interes yasak kılmamıştır gibi bir argümanla onlar da bu yasağa deliler.
[08:33] Tek geriye saf din İslam kaldı. Faiz riba yasak ve hiçbir şekilde de biz bunu delmemeliyiz. Eğer siz faiz farklı, riba farklı derseniz aslında Hristiyanlıktan aldığınız bir bagajla bunu söylüyor
[08:45] olursunuz. Çünkü bu ayrım Hristiyanlığa ait bir ayrım zaten. Jur ve interest ayrımı. İslam'da böyle bir ayrım yok.
[08:53] Olay da zaten iktisadi bir olay. Böyle kelime oyunlarıyla çözülebilecek bir olay değil bu. Fazlalıkla alakalı bir olay. Yani ortada fazlalık varsa ve bu fazlalık adaletsizliğe sebep olacak, malın bir yerde birikmesine sebep olacak
[09:07] bir fazlalıksa o zaman gayet bu riba ve faiz olmuş oluyor zaten. Şimdi diğer tanımımız geldik enflasyon. Şimdi bizim enflasyon eee tanımımız nedire bakacak olursak şimdi e enflasyonun e iki tanımı
[09:22] var aslında. Geçmişte ilk sözlüklerde kadim dönemde de kullanılan yani gerçek olan enflasyon tanımı şudur. Piyasadaki para miktarının artması. Enflasyon yani parasal bir olgudur. Yani piyasada siz
[09:36] parayı artırırsanız, para sayısını artırırsanız bu enflasyon demektir.
[09:41] Doğal olarak bunun sonucu olarak piyasada bir şeyin paranın sayısı artarsa malın sayısı da artar, değil mi?
[09:46] Mesela diyelim ki küçük bir dünya hayal edelim. 100 kalem var. 100 de para var.
[09:53] Bir kalem bir paraya eşit oluyor. Ben şimdi piyasadaki para miktarını artırdım. Fazladan para bastım. Yani artık 200 para var. Ne oldu? Hala 100 kalemim olduğu için 100 kalem 200 para yani bir kalem 2 paraya tekabül etti. Ne
[10:08] oldu? Bakın kalemin fiyatı artmış oldu otomatikman. Yani sonucu fiyat artışıdır. Evet. Ama enflasyonun kökü, ana sebebi, temeli para basından kaynaklanır. Yani siz fazladan para bastığınız için enflasyon kaynaklanır. O
[10:22] yüzden sınırlı para olması burada önemli. Sizin basamayacağınız mesela altın basabilir misiniz istediğiniz gibi? Hayır. Madenciliğini yapacaksınız.
[10:28] Onun fizibilitesi var. E para harcayacaksınız. Altın madenin sınırlı bir kere dünyada belli bir limiti var vesaire ama itibari parayı basarsınız.
[10:36] Bankaların ürettiği kaydi parayı basarsınız. Ya dolayısıyla paranın aslında basılabilen bir şey olmaması lazım ki enflasyon olmasın. Peki bu enflasyon tanımı nasıl manipüle edildi?
[10:48] Günümüzde enflasyon deyince herkesin de anladığı ve iktisatta da artık bu kullanılmaya başlanıyor. Nedir tanım?
[10:55] Fiyatlardaki genel artış. Biz buna enflasyon diye tanımlıyoruz. İşte TUIK bunu hesaplıyor. Amerika'da da işte consumer price index diye CPI diye bir indeks var. O hesaplanıyor. İktisatta bunlar kullanıyor. Ama halbuki bu işin
[11:09] sonucu. Yani fiyatın artması, o kalem fiyatının iki paraya çıkması işin sonucu. Ben sonuca bakarsam sebebi göremem. Sebep senin para basman.
[11:17] Dolayısıyla enflasyon tanımımızda piyasadaki para miktarının artması şeklinde. Bizim enflasyon tanımımız bu.
[11:24] Zaten bu tanım e 1860'larda ABD İç Savaşı'nda da bu şekilde tanımlanmıştı.
[11:29] E 1907, 1934 işte Webster sözlükleri, bunların hepsinde de bu tanım bu şekilde geçiyor. Sadece günümüzde artık 1970'lerden, 80'lerden sonra bu tanım fiyatlardaki genel artış şeklinde güncellendi. Burada bir manipülasyon söz
[11:44] konusu. Şimdi baktığımız zaman zaten bizim işte TÜFE dediğimiz veya ÜFE veya Amerika için consumer price index yani enflasyon endeksinden bahsediyoruz burada. Bu tam olarak ölçülebilecek bir şey değil. Zaten buradaki sepet, sizin
[11:59] yaptığınız sepete göre şey değişiyor, değil mi? Mesela TK bir şey açıklıyor.
[12:02] İşte oradan başka birisi ben farklı bir sepet yaptım diyor. Oradan başka bir enflasyon sonucu buluyor. Ben şimdi bir sepet yapsam genel günlük hayatta kullandığım malzemelerden ben başka bir enflasyon indeksi bulurum. Yani bu
[12:14] subjektif bir şey. Bu bilimsel bir şey değil. Bunun böyle resmi bir kanıtı, matematiksel net bir formülü yok.
[12:20] Sürekli güncelliyorlar. Sepeti güncelliyorsun. Hesaplama metodunu güncelliyorsun. Formülleri güncelliyorsun. Enflasyon 30 da çıkabilir, 25 de çıkabilir, 35 de çıkabilir. Ya ne oldu bu? Devasa bir fark. Bu farka göre insanlar kendilerini
[12:32] ayarlıyorlar. İşte maaşlar artıyor, kiralar artıyor. Sen bunu manipüle edersen ne olur? Piyasada çok büyük adaletsizlik olur, değil mi? İşte bu tüm dünyada manipüle ediliyor. Mesela Amerika'da da enflasyon hesabı değişti.
[12:43] Değiştiriliyor. Dediğim gibi Türkiye'de de bu değiştiriliyor. Bu manipülasyona açık bir şey. Bu bilimsel bir şey değil.
[12:48] Zaten bu sizin subjektif bir yorumunuz, bir hesaplama metodu. Ben böyle hesaplıyorum kardeşim diyorsunuz ve öyle hesaplıyorsunuz. Şimdi sepet ağırlıkları değişiyor dedik. Ondan dolayı manipüle edilebiliyor. İkame etkisi denilen bir
[13:00] şey var. Yani işte et pahalıyor, et var, tavuk var, değil mi? Et pahalınca eee tavuğa geçtim diyor. Tavuklar ucuzladı diyor. O yüzden enflasyon arttı saymıyor. Mesela etin arttığı tavuğun biraz ucuzladığı zaman da enflasyon hala
[13:13] yok. Eee varsayıyor. İşte hedonik ayarlama denilen metot var. Geometrik ortalama denilen eee metot var. İşte ona konut fiyatı yerine kira fiyatını kullanıyor falan filan. Y bu şekilde çeşitli eee Ali Cengiz oyunlarıyla
[13:25] enflasyonu siz manipüle edebiliyorsunuz.
[13:28] O yüzden enflasyon fiyatlardaki genel artış diye bir tanım yaparsanız bu sizi yanıltacaktır. Ama manipüle edilemeyen tanım ve eski tanım 1970'lere kadar nedir? Piyasadaki para miktarının artması. İşte enflasyon budur. Bu
[13:43] tanımımızı da yaptığımıza göre diğer tanımımıza geçiyoruz. Bu da senyoraj dediğimiz bir olay var. Senyoraj nedir?
[13:50] Aslında paranın, parayı üreten kişinin kişiye verdiği avantaj. Yani şöyle düşünelim. Şimdi ben parayı basan kişi olduğum için ilk parayı ben bastığımda
[14:02] eee atıyorum işte darphanede ben eee ne basıyorum? Demir para basıyorum. Demir paranın maliyeti ne kadar? 10 10 kuruş.
[14:10] Ama ben 1 lira bastım. Değil mi? O piyada 1 lira olarak değer görecek ama bana maliyeti 10 kuruştu. O demir paranın 90 kuruş senyoraj geliri elde etmiş oldum. Yani bana bunun bir avantajı oldu. Parayı basan kişiye ciddi
[14:25] bir alım gücü avantajı sağlıyor. E biz buna senyor diyoruz. Bunu da yine video boyunca bol bol kullanacağım. Parayı basan kişinin paranın alım gücü avantajından ilk yararlanması. Yani çok
[14:37] az işte ya da siz eskiden taşiş denilen bir şey var. Taşiş nedir? Siz atıyorum 100 gram altınınız var. 100 gram altından sizin her bir seniz diyelim ki 5 gram 20 tane altın çıkarıyorsunuz değil mi? E kral olarak eski dönemde bir
[14:52] kralsınız para basıyorsunuz altın para.
[14:55] 100 gramdan 20 tane sikke çıkarıyorsunuz. Sonra diyorsunuz ki kardeşim ben bunun içerisindeki şey altın oranını azaltayım ki bana bir alım gücü sağlasın. Senyoraj elde etmek için bunu yapıyorsunuz. O yüzden 4 grama
[15:09] düşürüyorsunuz sikkedeki altın miktarını. Ne oldu? Aynı miktardan 20 yerine 25 tane sikke çıkarmaya başladınız. Bakın 5 sikke size senyoraj sağlamış oldu. Yani normalde 20 basmanız gereken 25 bastınız 5 sikke senyorajınız
[15:22] oldu. Ne oldu? Onu artık harcayabilirsiniz piyasada. Çünkü o bilgi ilk size geldi. Şu an halka o bilgi inmedi. Siz onun faydasından yararlanabiliyorsunuz. Alım gücünden yararlanabiliyorsunuz. Henüz fiyatlar ona göre yükselmedi. Daha ilk sizde
[15:36] çünkü video boyunca bundan da bahsedeceğiz. Şu an ön bilgi vermiş oldum. Yani parayı yaratan kişi ilk bilgiye sahip olduğu için halka henüz o bilgi gitmediği için o para da henüz halka gitmediği için bu senyoraj
[15:48] gelirinden çok ciddi biçimde kar elde ediyor ve alım gücü kuvveti elde ediyor.
[15:54] Bu aslında adaletsiz bir şey. O yüzden İbn Teymiye para basımını ve tahşişi aslında eleştirmişti ve İslam'a uygun olmadığını söylemişti. Nitekim ben de buna katılıyorum zaten. Çünkü parayı basan kişiye çok ciddi bir senyoraj
[16:08] avantajı sağlıyor bu durum. Bir de bu Taşişin aslında yine eski dönemden gidelim. Siz piyasada 100 birim para varken işte sikkedeki altın miktarını azaltıp 120 birim paraya çevirdiğiniz
[16:22] zaman bu enflasyona sebep olacak. Y enflasyon buradaki anlamı fiyatlardaki artış manasında söylüyorum. E bu da eee tüm dengeleri bozacak. alacaklıların eee borç ilişkilerinin bozulmasına yol açacak, fiyatların yükselmesine yol
[16:35] açacak. Benim parayı basan kişi, devlet, kral, neyse kimse artık banka eee bu kişinin adaletsiz bir şekilde, haksız bir şekilde eee para kazanmasını sağlayacak. O yüzden aslında ben eee
[16:48] deminki örneğimden 100 gramdan 20 sikke yerine 100 gramdan 25 sikke yaptığım anda aslında ben faiz işliyorum. Faizin tanımı neydi? Ribanın tanımı neydi?
[16:58] Fazlalık. Ve bu fazlalığın adaletsiz, emeksiz, risksiz, ticaretsiz olmasıydı değil mi? E tamam ben hiçbir şey yapmadım kral olarak. Aldım e altını gittim 20 yerine 25 sike bastım ve bu
[17:12] bilgi ilk bende olduğu için 25 sikk alım gücüne bir anda sahip olabildim. O 5 sikke senioraj gücünü elde edebildim. E bu faiz zaten. Dolayısıyla taşiş aslında faizdir, ribadır. Yani aslında haram olan bir şeydir. Bir kere bu tanımda da
[17:26] bizim anlaşmamız gerekiyor. Çünkü ben orada eee tamamen haksız bir kazanç elde ettim. Ha birine 20 altın borç verdim.
[17:33] 25 altın geri getireceksin hemen dedim.
[17:35] Atıyorum kral ne kadar sürede yaptı o işi? Bir saatte değil mi? Bir saatte eritti. Eee 20 altını 25 altına çevirdi.
[17:42] 1 saat sürdü. Toplam eritmesi, soğutması. Ben birisizine bir saatliğine 20 altın verdim. 1 saat sonra 25 altın olarak getir diye. Faizle borç verdiğimde de aynı işlem olacak değil mi? İşte bakın faizle ribaile aynı
[17:55] kapıya çıkmış oldu. O yüzden taşiş yapmak, para sayısını artırmak, ek para basmak bunlar aslında ribadır, faizdir.
[18:04] Yani bu kavramda da anlaşmış olduk.
[18:07] Çünkü bunun yükünü, sırtını siz halka yüklemiş oluyorsunuz. Halk bu bilgi bilmediği için artık kalemin fiyatı bir yerine 1.2 altın olmuş oluyor. Ve bu halkın bir tercihi değildi. Onların bir isteği de değildi. Siz zor aki bir
[18:22] şekilde para basma yetkisi halkta değil.
[18:24] Sadece sizde olduğu için bunu istediğiniz an tamamen sizin keyfinize göre zoru hakii kullanarak hiç kimseden sormayarak, izin almayarak bir referandum vesaire yapmayarak bunu yaptınız ve bir anda halkın alım gücünü düşürdünüz ve onu kendinize transfer
[18:38] etmiş oldunuz. O 5 altın arttığı için. E bu faiz riba zaten bu hırsızlık yani bu haram bir şey bakıldığı zaman.
[18:48] Burada da anlaştık. Şimdi diğer bir terimimiz var. Bunun ismi de kantilon efekt denilen bir efekt var. Eskiden bulunuyor aslında. Bu 1750'lerde, 55'lerde bulunuyor. Richard Cantillon buluyor bunu. İşte bu para basan
[19:02] kişinin, kurumu neyse artık eee parayı kim basıyorsa ve senyorajı kim alıyorsa ilk alım gücünü, o paranın eee alım gücünden en fazla o faydalanır. Bunu bir piramit gibi düşünecek olursak piramidin
[19:16] en tepesindeki kişi e en fazla yani parayı ilk basan kral en fazla bundan yararlanacak. O parayı basıp verdiği ikinci kişi ondan bir tık az yararlanacak. En son halka inecek. Bu piramit çekind aşağı doğru indikçe, en son halka yayıldıkça zaten
[19:31] bu bilgi artık tüm halkta olduğu için fiyatlar otomatik piyasa dengesi gereği artmış olacak. Bu da enflasyona sebep olmuş oluyor. Yani para basmanının efekt bu. parayı basandan halka doğru aslında
[19:45] bu paranın size verdiği, sağladığı alım gücü avantajı giderek azalır. Halka doğru giderek azalır. En çok avantajı ilk basan kişi kazanır. Buna kantilon effect diyoruz. Günümüzde nasıl oluyor?
[19:59] Parayı bankaların kaydi olarak ürettiğini söylemiştik. Yani havadan bastıklarını söylemiştik. O zaman ilk bu senyor ajı banka elde ettiği için parayı o bastığı için şimdi hiç sıfır hiçbir şey yok. Ben bir anda size 100.000 L
[20:14] havadan para basıyorum. Ne oldu? Eee aslında bunun senyorajını banka olarak ben elde etmiş oldum. Ctrol Efekt gereği de piramidin tepesindeki kişi benim. O zaman bundan en fazla ben faydalanacağım. Daha sonra krediyi verdiğim eee kişi daha sonra da halkta
[20:27] kullanıma yayıldıkça eee bu para dolaştıkça en son halk da artık yararlanamayacak. Bunun zararını görecek. Tam tersi piramidin tepesinden aşağı doğru bu işten yararlanma oranı düşüyor. Şimdi bankacılık sistemini
[20:41] şimdi geliyoruz. Banka tanımımız da önemli. Son tanımımız da banka tanımı.
[20:46] Şimdi banka nedir? Banka bir yanda tasarruf sahipleri var. Eee ben paramı bankada yatırıp değerlendirmek istiyorum ve artmasını istiyorum. Yani eee işte mevduat hesabına yatırıyorum paramı, değil mi? Burada milletten parayı
[20:59] topluyor tasarruf sahiplerinden banka.
[21:01] Burada da ben kredi almak istiyorum.
[21:02] İşte ev alacağım, araba alacağım, fabrika yapacağım, bilmem ne yapacağım.
[21:05] Para talebim var. Banka buradaki tasarruf sahiplerinin parasını alıp aracı kurumu olarak buradaki para isteyen kişilere yönlendiren bir aracı kurum. Hayır, bu tanım yanlış. Banka bu değil. Çoğu kişinin banka zannettiği şey
[21:20] bu. Ama ne katılım bankası veya ne normal banka. Günümüze banka denilen kurum böyle bir şey değil. Bankanın şurada eee faizle veya kar payıyla neyse araba alacağım, ev alacağım, işte fabrika yatırımı yapacağım diyen kişiye
[21:34] verdiği para herhangi bir tasarruf sahibinin tasarrufundan gelmiyor. Kaydi olarak üretiliyor. Dijital olarak o an üretiyor. Yani burada herhangi bir şey toplamasına gerek yok. Dijital olarak üretiyor ve size o parayı veriyor. Eee
[21:47] dolayısıyla burada banka aracı kurum değil. Bizzat kaydi paranın yaratıcısı, bizzat para basan kurum. Ve bu para basından da senyoraj elde eden kurum.
[21:58] 3ün videomu izlerseniz bankacılık nasıl işliyor? Bu sistemin daha da detaylarını yani bu videoda anlatmayacağım. 3üncü videoda izleyip detaylarını öğrenebilirsiniz. O yüzden banka tanımımızda aracı kurum değildir. Bizzat
[22:09] paranın yaratıcısı kurumdur. Eee banka bu yani bu bilimsel bir gerçek. Bank of England makalelerine de bakabilirsiniz.
[22:15] Yani dünyanın her yerinde bu bu bir gerçek. Yani hani bu böyle competitör falan bir şey değil yani. Şimdi peki e riba yasak, faiz yasak. Peki bunun hikmeti eee nedir? Aslında burada bir risksiz kazanç söz konusu. Kazanç ancak
[22:29] zarar ihtimali üstlenmekle helal olur.
[22:31] Fıkıhta böyle bir kaide var. Yani bir zarar ihtimali olacak ki kazancınız helal olsun. Ticarette bu var. O yüzden helal ama faizde kesin kez daha fazlasını alıyorsunuz. O yüzden haram.
[22:42] Yani risksiz olduğu için riba bu yüzden haram. İşte servetin dolaşımı var.
[22:45] Servet sadece zenginler arasında dönmemesi. Şimdi siz faiz işletirseniz ne olur? Para giderek sizle birikmeye başlar. Siz faizde daha fazla borç vereceksiniz. aldığınızda bir daha borç verip daha fazla, bir daha borç verip
[22:54] daha fazla siz para baronu olmaya başlayacaksınız. Bu da hep zengin oligarkların, Mekke'nin olayı da oydu ya. Zengin oligarklar vardı orada.
[23:03] Kureyş'ten bazı zengin eee kişiler vardı. Ebu Cehil, Ebu Leheb, eee o tayfa. Bunlar paranın sahibiydi. Bunlar faizle borç veriyorlardı. Tahakküm altına almışlardı insanları. Servet kendi aralarında dolaşıyordu. Sadece
[23:16] halka inmiyordu. O yüzden zaten bu adaletsizliği gidermek için Peygamber efendimiz sallallahu.y ve sellem geldi ve eee buna dur dedi. İslam bunu istemiyor. Dolayısıyla emeğe dayalı veya riske dayalı parayı kar zarar
[23:30] ortaklığına dayalı bir faaliyet istiyor.
[23:33] Faizde bunların hiçbiri yok. Kesin bir garanti bir gelir söz konusu. Şimdi faiz tanımında yani şimdi biz dini olarak da bunu tanıdık ama bir de iktisat okullarına bakalım. Biliyorsunuz dünyada iki ana iktisat ekolü var. Bir tanesi
[23:48] Avusturyan iktisat ekolü, diğeri de Kees. Mesela şu an günümüzde de neasik e iktisat ekolu diyebileceğimiz Kenes var.
[23:55] Bunların faiz tanımları da farklı aslında. Yani Australic ekolü diyor ki faize bu bir zaman tercihidir diyor.
[24:04] Zaman tercihini yansıtan bir bilgidir.
[24:06] Çünkü ben eee bugünkü 100 elmayla bir yıl sonraki 100 elma benim için aynı değerde değildir. O yüzden faiz zaman tercihinin bir sinyalidir, bir bilgi sinyalidir şeklinde söylüyor. Yani
[24:20] zamana dayalı olarak eee ben daha fazla para isteyebilirim. Çünkü şu anki şeyimden vazgeçtiğim için Avust Avusturya iktisat ekolü bu şekilde söylüyor. KeNES de buna itiraz ediyor.
[24:32] Hayır. Yani e kişinin tasarrufuyla bunun bir alakası yok. Avusturya iktisat ekolü ne demişti? Şimdi ben tasarruf yapıyorum paramı harcamıyorum. Onun yerine sana veriyorum. Sana verdiğim için de daha fazlasını isterim zamanda. Çünkü bir yıl
[24:46] bu parayı harcamama şeyine karşılık, tercihime karşılık daha fazla para isterim ki bir bunu kabul edebileyim.
[24:52] denk bir eylem olsun diyordu. KNS diyor ki, "Hayır yani burada böyle bir durum söz konusu yok. Mesela 100.000 liranız eee var diyelim. Eee paranız her an cebinizin altında. Yani birine borç
[25:06] vermediğin zaman her an harcayabilirsin, değil mi? Her an bir şey alabilirsin.
[25:09] Yani borç verdiğinde artık o paraya geri erişemiyorsun ya faizde borç verdiğin ama şu hiç borç vermedim. Para kasamda duruyor. İstediğim an harcayabilirim.
[25:16] Likidim yani. Likit hemen harcama potansiyelim var. İnsanlar tasarruf yaptıklarında her zaman bunu faizle borç vermek zorunda değillerdir diyor Keynes.
[25:25] Gayet likit de tutabilir. Çünkü harcayabileceğini düşünüyordur. Kendini biraz daha garanti altında hissetmek istiyordur. Borç da vermez. nakit tutar nakitini böylece güvende hisseder eee kendini diyor. O yüzden faiz tanımı
[25:38] aslında eee insanların nakit olarak tutmak istemediği eee miktar kaçsa faiz onunla ilişkilidir diyor. İlla tasarruf yapma miktarıyla bağlantılı değil. Benim hem tasarruf yapacağım hem de onu likit
[25:52] tutmayacağım. Borç verme isteğim olacak.
[25:53] işte o knes'e göre faiz oluyor. Yani yüksek faiz teklif edersen ben anca o zaman bu likidite hemen şey hızlı satın alma erişimimden vazgeçerim diyor. Yani sizin nakitte kalma esnekliğinizden eee
[26:08] vazgeçmenizin karşılığı faizdir, ödüldür diyor. Keynes'in tanımı da bu. Şimdi bir de doğal faiz denilen bir kavram var.
[26:17] Aslında doğal faizi anlamak için parayı denklemden çıkarmamız gerekiyor. Mesela buğday ekonomisi düşünelim. Bir köy düşünelim. Hiçbir para yok. Tek mal buğday. Buğday hem tohum hem yiyecek filan gibi düşünelim. İşte köylüler bu
[26:29] yıl 1000 çuval eee buğday ürettiler. 900 çuvalını yediler. Geriye kaldı 100 çuval. 100 çuvalını tüketmeyip kenara ayırdılar. E aslında tasarruf ettiler.
[26:37] Değil mi? Yani 100 çuval bir tasarruf söz konusu. Onu bıraktılar orada.
[26:42] Yani bugün yemekten vazgeçtiler onu fiilen. Şimdi bir çiftçi geliyor. Bana o 100 çuvalı verin. İşte hem tohum olarak da kullanıldığı için ekeyim onu. Gelecek yıl size 110 çuval olarak ödeyeyim diyor borcumu. Kabul edilirse doğal faiz oranı
[26:56] %10 olmuş oluyor. Yani bu herhangi bir Merkez Bankası'nın belirlediği, şunun bunun belirlediği değil. Bu kendi aramızda doğal olarak gelişen ve bir itemin benim harcamadan borç verme isteğimi belirten bir oran olmuş oluyor.
[27:09] %10 tamamen kişiler arasında gelişen bir durum. Yani paranın olmadığı bir ekonomi gibi düşünelim. Ödünç verilen şeyin aynı zamanda malın kendi cinsinden karşılığı 100 çuval buğday 110 çuval e buğday
[27:23] olarak geri ödemem. Bu doğal eee faiz olmuş oluyor. Bir de ikinci bir senaryo düşünelim. Bir bankacı geliyor eee ve diyor ki ben %3'e borç veririm diyor.
[27:33] Mesela %3 faize borç veririm diyor.
[27:35] Çünkü çiftçi de bunu seviyor. Çünkü diyor ki %10 biz normalde kendi aramızda doğal faiz. Şimdi %3'e birisi borç veriyor diyor. O yüzden eee çok fazla borç alıyorlar. E buradan hem tarla yakıyorlar hem sunaman kanalı hem traktör alıyorlar. Yani işi
[27:48] büyütüyorlar. Ucuda faize borç geldi.
[27:50] Şimdi normalde doğal faiz %10'du ama bankacı geldi durduk yere kendi bir oran belirledi. %3 diye. Doğal olmayan bir oran. Herkes de o krediyi ucuz bulunca bir sürü kredi çektiler ve garip garip harcamalar yaptılar. Çok verimli
[28:01] harcamalar da yapmadılar. Bu verimli gibi görünüyor ama günün sonunda üretilen çuval miktarına baktığımız zaman bu %3'ü karşılayabilecek bir duruma gelmiyor. Ha bir de eee şu e soru var. Köyde normalde tasarruf edilen
[28:14] miktar neydi? 100 çoğaldı. O değişmedi ama sırf dışarıdan bir bankacı ben %3 faiz veriyorum kardeşim deyip eee havadan bir kağıt yarattığı için bir şekilde o 100 çuval aslında e önemsiz
[28:29] bir şekilde faiz oranı etki etmeyecek bir şekilde kaldı ve çok fazla harcama yapılmış oldu. Daha sonra işte bu projeler sulama kanalı yarıda kalıyor, tohumlar oluyor olmuyor, bitkeli bir şeyler oluyor falan filan. Eee sıkıntılar çıkarsa ne oluyor? piyasa
[28:43] bozulmuş oluyor. Yani siz doğal olmayan bir faizi dayattığınız zaman piyasayı bozmuş oluyorsunuz. Şimdi biz faiz bir bilgidir tanımından gidecek olursak faiz bir bilgidir. E bilgi asimetrik olduğunda yani bilgi topluma aynı anda
[28:56] herkese eşit bir şekilde ulaşmadığında ne oluyor? Bir kantilon efekt söz konusu oluyor. Çünkü ben bak kral olarak para basarken toplum benim o sırada para bastığımı bilmiyor. 26'nın 25'e çevirdiğimi bilmiyor. O yüzden fiyatları
[29:07] henüz değişmemişti. Bilgi asimetrisi var. Bilgi eşit dağılmıyor. Kantilon efekt. Tepedeki adam bilgiye erken erişiyor. Faize erken erişiyor. Satın alma gücüne erken erişiyor. Tabandaki adam geç erişiyor. O zaman toplumda
[29:19] hiçbir şey eşit değil. Ne faiz oranı eşit, ne enflasyon oranı eşit, ne satın alma gücü oranı eşit. Yani parayı basma yetkisini elinde tutan günümüzde bunlar özel bankalar kaydı para yaratabiliyor.
[29:32] Bir de devlet merkez bankası da para tabanı denilen bir şey yaratabiliyor.
[29:36] Ama en fazla bunun kaymağını özel bankalar yiyor. Özel bankalar kaydı para. Piyasada dolaşan paranın %97'si bankalar tarafından basılan kaydi para.
[29:46] Yani senyorini bankanın yediği, piramidin tepesinde bankanın olduğu para piyasada biz bu dolaşıyor. %97'si.
[29:54] O zaman piramidin tepesindeki adamın yaşadığı faizle, enflasyonla, alım gücüyle piramidin tabanındaki adamın yaşadığı faiz, enflasyon. Yani bugün Türkiye'de enflasyon %30 diyoruz ama kime %30 ya? Vatandaşa %30. Benim bir
[30:09] üstümdeki holdingler var. Onların paraya daha yakın. Yani paraya, sıcak paraya, bankanın yarattığı paraya yakınlık arttıkça aslında benim fiyat algım değişiyor. Benim satın alma gücüm değişiyor. Benim üstümdeki holding vatandaş olarak benden yukarıdaki
[30:23] holding paraya daha yakın olduğu için, bankadan daha kolay kredi çekebildiği için, daha fazla teminat gösterip daha çok bir anda kaydı paraya erişebildiği için ve daha düşük faiz oranlarıyla erişebildiği için banka bana %3'ten
[30:34] veriyor faizi ama holding'e %2.8'den veriyor. Neden? Çünkü onun ödeyeceğini biliyor. Ona göre bilançosu var. ona göre teminatı var. E bir kere faiz yaşamalarımız farklı, enflasyon yaşamamız da farklı. Çünkü banka bir
[30:47] anda toplu parayı alıp harcayacağında henüz o bilgi asimetrik olarak aşağıya dağılmamıştı. O yüzden onun yaşadığı enflasyonla benim yaşadığım enflasyon aynı değil. Büyük holdingle en tepede banka mesela. Banka daha ilk defa
[30:59] yaratırken yaşadığı enflasyon neredeyse sıfıra yakın. On alım gücü devasa ama vatandaşa geldiğinde bu bozuluyor. E o zaman ben Ahmet'ten Mehmet'e 100 lira verdiğimde enflasyon olarak kimin enflasyonunu alacağım ben? Holding'in
[31:10] enflasyonu mu, bankanın enflasyonu mu, vatandaşın kendi aralarındaki hiyerarşi, piramit enflasyonu mu? Herkesin enflasyonu farklı. Herkesin faizi de farklı. Bu bambaşka bzuk bir piyasa yani. Ve bu piyasada ben doğru bir işlem
[31:23] yapma şansım var mı? Yok. Adaletli bir işlem yapma şansım var mı? Yok. O zaman sorunun kökünün kaynağına gitmem lazım.
[31:28] Ben 100 lira, 101 lira yaptığımda adaletsizliğe uğruyorum dediğimde herkes adaletsizliğe uğruyor. Veren de adaletsizliğe uğruyor, alan da adaletsizliğe uğruyor. Çünkü tepede piramidin tepesindeki birisi durduk yere bizim iznimizi almadan para basıyor. O
[31:42] yüzden o zaman bizim sorunun kökünde bu para basma mekanizmasını eleştirmemiz lazım. Öteki türlü sen 100 lir 101 lira bunu bir kabul edip ondan sonra 100 lira 101 lira işte enflasyon. O yüzden eee bu faize ribaya girmez dediğin zaman şu
[31:56] oluyor. Tepedeki adam para bastığı için onu da faiz riba kabul etmemiş oluyorsun. Yani tabana sen kurtarayım derken mekanizmanın kendisini meşrulaştırmış oluyorsun. Bu doğru bir yaklaşım değil. Yani tepedeki adam her
[32:09] zaman kaymak yiyor. Şimdi ben ister banka olarak düşünün ister kral olarak düşünün. 100 birim para vardı. Ben bunu 120'ye çıkardım. İlk bu bilgi bende.
[32:17] Halka inmediği için ben bundan satın almayı faydalandım. Daha sonra halka indi. Bu artık enflasyon oluştu. 120 oluştu. O sırada ben o 120'yi alıp 150 yaptım. Yine halka inmedi o bilgi. Ben yine ondan faydalandım. Yani sürekli
[32:30] benim kazandığım, benim baronlaştığım ve benim eee hep halk üzerinde bir avantaj elde ettiğim durum söz konusu. Bir fazlalık. Halktan hep bir fazlayım. E bu riba zaten ribanın tanımı, faizin tanımı fazlalıktı. Bu bu fazlalık. Yani şimdi e
[32:44] biraz daha ekonomi bilen, iktisat bilen arkadaşlar da şu argümanla geleceklerdir. Para basmak her zaman enflasyona yol açmaz. Yani para bastığınız zaman her zaman piyasadaki fiyatlar artacak diye bir kaide yok.
[32:56] Eğer bu para gerçek bir üretime giderse, gerçek bir mal hizmet üretimine giderse burada aslında herhangi bir enflasyon söz konusu olmaz. Sen burada yanılıyorsun filan diyeceklerdir. İşte bu ekonomide benim yine bir videoda
[33:11] videom daha var. 10, 10 veya 11. olması lazım. Ben ekonomistim diye kapağı var.
[33:15] Orada anlatıyorum bu mekanizmayı. MVPT diye bir formül var. Evet. Yani piyasadaki mal miktarıyla para miktarı eşit oranda artarsa bu belki enfestyona sebep olmayabilir ama bu senin para basma mekanizmanı hala meşrulaştırmıyor.
[33:28] Çünkü sen para bastığında enflasyon olmasa dahi hala adaletsizliğe sebep oluyorsun. Yani sen enflasyona sebep olmaz desen bile bu hala İslami açıdan geçerli bir argüman değil. Para basmanı
[33:42] meşrulaştıran bir argüman değil. Çünkü burada şu söz konusu. Günümüzde para nasıl yaratılıyor dedik. Bankalarda kaydi para olarak yaratılıyor. Bankanın sana kredi vermesi için bankanın bana vereceği krediyle holding'e vereceği
[33:55] kredi aynı mı mesela? Veya holdingler arası vereceği kredi aynı mı? Banka teminat istiyor değil mi? Bu da zenginin teminat dediği işte evin olacak, bir şeyi hipoteklettireceksin, mülklerin olacak, onu ipoteklettireceksin. Ya bir
[34:07] şeyi hipotek ya bir teminat vermenim gerekiyor. O zaman teminatı olan adam zaten zengin adam oluyor değil mi?
[34:12] Bayağı mülke olan. Mülke olan adama daha fazla kredi veriyor banka ve daha ucuz faizden veriyor ve daha çok veriyor. Ne oldu? Mülki olan daha fazla para elde etmiş oldu. O daha fazla parayla tamam üretim yapsın, bir şey yapsın önemli
[34:24] değil. toplumda enflasyona ulaşmasın.
[34:26] Ama enflasyon yani fiyatlardaki genel artış olmasa bile bu adam paraya daha yakın olduğu için piramidin tepesinde paraya ilk ulaşan adam olduğu için ben buna sahip olamadığım için benden daha fazla bir avantaj elde etti. Onun
[34:39] zenginliği arttı. Tamam enflasyon olmadı ama toplumun üst basamağıyla tabandaki alt basamağı arasındaki dengesizlik arttı. gelir adaletsizliği artmış oldu.
[34:51] Yani bu para basma illa enflasyon zaten enflasyon yol açıyor. Ayrı bir olay.
[34:54] Çünkü her zaman üretime gitmiyor.
[34:56] Günümüzde fiktif piyasalar var. Parayı alıyorlar. O gerçek üretim yapan kim? Ya da doğru ürettiği şeyin piyasada gerçekten ihtiyaç olduğu bir durum da söz konusu olmayabilir. O videoda bunları anlatıyorum. fiktif şeyler borsaya gidiyor, shorta, lon'a, finansal
[35:09] piyasalar şu an reel hizmet ve mal piyasalarının 10 katı büyüklüğünde. E yani bu para zaten havaya gidiyor. Yine fiktif işlemlere gidiyor. Soyut işlemlere gidiyor. Üretime gitmiyor ki.
[35:19] O zaman kesin enflasyona yol açıyor zaten. Ha ama ideal bir dünya kurduk falan. Yine de diyorum bu para basma mekanizması paraya sıcak olan adama daha fazla avantaj sağladığı için hala
[35:31] geçersiz. Hala İslami değil. Bundan bahsediyorum. Çünkü krediyi alan adam yine daha fazla mülkiyet elde ediyor.
[35:38] İşte emlak balonu oluyor, bilmem şu balonu oluyor, bu balonu oluyor. E zaten ipoteklettirebilen adam daha fazla mülk sahibi oluyor. O parayı alıyor daha da fazla mülk sahibi oluyor. Ne oluyor?
[35:49] Fazlalık, fazlalık, fazlalık. Fazla olan adam daha fazlaya sahip oluyor. E faizde nasıldı? Fazla paraya sahip olan adam daha fazla. Risksiz. Bir de bu risksiz ya. Şimdi ticarette de öyle filan diyemezsin. Ticarette risk alıyorsun.
[36:01] Kar ve zarar etme durumu söz konusu. Her zaman kar edemezsin. Koca koca firmalar mesela batabiliyor. Niye? Ticaret riskli bir şey ya. Dinamikleri var. Ama sen bu para yaratma mekanizmasında riskin yok ya. Riskin yok. Mallarımı ipoteğe
[36:12] veriyorum. Banka kaydi parayı yaratıyor.
[36:14] Biraz daha mal alıyorum. Biraz daha kaydi para yaratıyor banka. Biraz daha mal alıyorum. Ne? Risk falan yok burada.
[36:18] Bu bir ticaret değil. Burada herhangi bir kaybım, öyle bir şeyim yok. Zarar olasılığım sıfır. Enflasyona yol aç açmaması umrumda değil. Dolayısıyla konu illa para basmak enflasyonu yol açar açmaz tartışmasından da çıkıyor. Beni
[36:32] sebepsiz zenginleştiren bir mekanizma bu. Paraya yakın olan kişileri ve daha zengini daha zengin yapan, fazlayı daha fazla yapan işte ribaın kökü kelime anlamı fazlalık. E bu faiz olmuş oluyor.
[36:43] O zaman bizim faiz tanımımız bu.
[36:44] İslam'ın faiz tanımı bu. ekonomi kitaplarında bu faiz geçmiyor olması bunun faiz olmadığı anlamına gelmiyor.
[36:51] Bu haksız, risksiz bir fazlalık ve fazlalığın daha fazla bu işlemi böyle bir sürü tekrarladığın zaman sen baron olmaya başlıyorsun. O zaman bu fazlalıktır. Birazdan geleceğiz. Bir şeyin faiz riba olduğunu anlamanın kriterleri İslami olarak nasıl bir
[37:05] düşünce deneyinden geçirerek bunu yapabiliriz? Bundan bahsedeceğiz.
[37:08] tekrarladığında sürekli işlemi seni baronlaştırıyorsa, seni halkın üzerine çıkarıyorsa, seni bir anda aşırı zenginleşmene sebep oluyorsa, e risksiz bir şekilde, kayıpsız bir şekilde bu faiz olmuş oluyor. O yüzden ya illa da
[37:19] para basmamız lazım ama işte para basmasak ekonomi büyümüyor, deflasyon oluyor, şöyle oluyor, böyle oluyor.
[37:25] Tamam tamam. Para mı basacaksın illaki?
[37:27] O zaman günümüzdeki gibi bankaların kaydığı parayı yaratma yoluyla işte malı olan, ipotik malı olan ona kredi vermek yoluyla vatandaşa kredi vermiyorsun, holding'e veriyorsun. Zengin adama daha fazla kredibilitesi var. Daha fazla
[37:38] kredi alabiliyor. Bu mekanizma yerine ne kadar para basılacak kardeşim? İşte hesaplıyorsun. E bizim 1 trilyon TL daha basmamız lazım. Ekonomiyi biraz canlandırmamak için tüm vatandaşlara işte 90 milyon kişiye eşit bölüyorsun 1
[37:51] trilyon TL'yi. İşte herkese atıyorum 10.000 L banka hesabına yarın yatırıyoruz diyorsun. Herkes eşit oluyor bak. Kimse paraya daha yakın değil. Ne oldu? Bilgi asimetrisini kaldırdın.
[38:00] Herkese para aynı anda gitmiş oldu. Bu bilgi herkese aynı anda gittiği için enflasyon oluşacaksa en azından herkes aynı seviyede olduğu için kimse birbirine bir adaletsizlik üstünüzlük elde edemedi. Parayı basacaksan da böyle
[38:12] bas. Yani helikopter money denilen bir kavram. Kredi verme yoluyla, teminatlı krediler verme yoluyla paraya sıcak olan adamın, bankaya ilişkileri yakın olan adamın, devlete ilişkileri yakın olan adamın kredi almasındansa 1 trilyon
[38:24] TL'ye basılacak. Bas tüm halka eşit ver.
[38:28] Bunun sorunu ne? Para basımına kim karar veriyor ve ne kadar para basılacağına yine kim karar veriyor? Ya bunu senin doğru yapma şansın var mı? Yani devlet işte şu zaman şu kadar para basılacak.
[38:40] Neye göre karar verdin bunu? Kimden izin aldın? Yani tüm herkese eşit vermen tamam biraz adaletsizliği azaltıyor ama bu sefer de e sonuçta yine de şöyle bir şey var. Eee bu bir enflasyona yine sebep olacağı için bu para basman. Ben
[38:55] zengin olarak bu enflasyondan daha az etkilenirken o 10.000 1000 lira beni zenginleştirmiyor. Evet. Ama yarattığı enflasyon beni fakirleştirmiyor. Ama fakirde e öyle olmuyor durum. Onun yarattığı enflasyon eee onu hala derinden etkileyebilir. O parayı doğru
[39:09] kullanamadığı takdirde vesaire. Yani eee burada hala sorunu tam çözmüş oluyor olmuyoruz. O yüzden her türlü bir para basma senaryosunda bir anomali söz konusu oluyor. En güzeli parayı basmamak. Zaten altın basabiliyor musun?
[39:20] Hayır. Gümüş basabiliyor musun? Hayır.
[39:22] Bunun madenciliği var. Madenciliğin olay ne? Sen gidiyorsun orada ekipman yatırımı yapıyorsun. Maaş veriyorsun. E işte kazıyorsun, ediyorsun, para harcıyorsun, 1 milyon dolar harcıyorsun, 1.2 milyon dolarlık altın çıkıyor.
[39:32] 200.000 dolar kar elde ediyorsun bazen.
[39:34] Hatta e bazı altın maden sahaları kar etmemeye başlıyor. Kapatıyorlar, değil mi? Diyorsun ki ulan altın madeni kapatalı mı? Kurtarmıyor. Maliyetleri kurtarmıyor. Mesela para basacaksan bu şekilde olması lazım. Yani bir iş
[39:45] gücüne, bir maliyete, eee, piyasadaki dinamiklerin ona etki edebilmesi lazım.
[39:50] Öyle ben oturayım plazada eee ya da devlette bürokratide, kurumda e şu zaman para basılsın, şu kadar para basılsın.
[39:58] Ya bu bu böyle bir mekanizmada adaleti sağlama şansın, faizsiz, ribasız bir durum yapma şansın yok. Bu uygun değil.
[40:06] O yüzden yani şimdi ne dedik? Bir şeyin faiz olduğunu, riba olduğunu İslami olarak nasıl test edebiliriz? Bunu nasıl anlayabiliriz? Buna bakacağız. Eee, şimdi bakacağız. E, birinci testimiz tekrar testi. Bu işlemi sürekli
[40:17] tekrarlayacağız. Mesela ben 100 liram var. 110 liraya faizi borç veriyorum ya artık 110 liram oluyor. Bir daha o 110'u veriyorum 120. Bir daha veriyorum 140 150. Yani sürekli tekrar ettiğinde hızlı tekrar et. Mesela düşünce deneyi
[40:28] olarak para bende birikmeye başlıyor mu?
[40:30] Beni aşırı zenginleştiriyor mu? Risksiz eee ve kayıpsız şekilde. Birinci test bu. İkincisi üretim testi. Yani ben bu parayı kazanmaya karşılık bir iş yaptım mı? Bir piyasada yer aldım mı? Mal hizmet ürettim mi? E yani burada bir
[40:44] değer oluşturdun mu? Bir ikinci testte bu. 3üncü testte senyoraj var mı? Zaten senyoraj e tekrar testiyle benzer. Yani ben bu parayı yaratırken ya da bu işlemi yaparken bir senyoraj elde ettim mi?
[40:56] Çünkü senyorajın faiz olduğunu söylemiştik. Neden? 26'nı 25'e çeviriyorum. 10 30'a çeviriyorum. 35'e çeviriyorum. Kayıpsız bir şekilde sürekli tekrarla mesela. Tekrarla tekrarla tekrarla ne yaptı? Beni para baronu yaptı. O zaman bu faizdir,
[41:08] fazlalıktır. Riba bunu bunu e işleteceğiz. Sürekli tekrar ettiğinde seni zenginleştiriyor mu? Olay bu. Bu varsa faizdir ve ribadır. Şimdi bu tahşiş dediğimiz eski zamanda kralın
[41:21] veya işte devletin eee para basmasından bahsetmiştik. Eee ne yapıyorlar? Ayar düşürüyorlar. İşte yani ayar düşürmek içindeki değerli maden miktarının azaltılması veya ağırlığını eee azaltıyorlar. O da olabiliyor. Eee
[41:33] bunlar tarşiş oluyor. Bununla zaten tarihte yapıldı. Pek çok devlet, ülke bunları yaptı. kral ve sonucu her zaman enflasyon oldu ve ekonomik bozulma oldu.
[41:43] Çünkü sen adaletsizliğe, faize, ribaya sebep olursan orada bir bereket görme şansın yok. Roma yaptı bunu mesela gümüş oranlarına düşürdü paralarındaki ve Roma ekonomisi o günden sonra bir daha toparlanamıyoraması. Memlüklüler yaptı.
[41:55] Memlüküler flus denilen bakır paralar ortaya felsilen bakır paralar basmaya başladılar. Normalde altın gümüş basarsın bakır basmaya başladılar. Çünkü neden? eee senyoraj elde etmek için, devlet harcama yapabilmesi için,
[42:08] devlette işte biraz para kıtlığı olmaya başladı. Bunu açmak için bakırdan para basıp biz bunu senyorajıyla alım gücümüzü artıralım dedi devlet. Eee bu da günün sonunda bir kıtlığa sebep oldu mesela Memlüklerde. Eee Makrizi bunu
[42:22] eleştirdi filan. Hatta işte Osmanlı'da yine aynı şekilde eee sikke tahşişleri oldu. İşte akçenin ağırlıklarının düşürülmesi, hafif akçe, ağır akçe kavramları falan olmuştu. Şevket Pamuk Hoca bunları anlatıyor. Bu yine çok
[42:35] ciddi ekonomik bir dengesizliğe sebep oldu ve adaletsizliği sonunda işte Celali, isyanları, şunlar bunlara sebep oluyor. E günümüzde bakıyorsun kağıt para sürekli enflasyonu artırıyorsun.
[42:46] Gelir adaletsizliği artıyor, enflasyon artıyor. Yani bir yerde para bastığın zaman ister eski dönemde ister yeni dönemde para bastığın zaman bu faiz riba olduğu için bu bereketsizliğe sebep oluyor. Eski ulema işte İbn Teymiye'den
[42:58] bahsettik. Yani para basının tehlikeli bir şey olduğundan bahsediyor.
[43:02] Adaletsizliği olabileceğinin. İşte makrizli dedik. Eee yani fiyat artışının sebebi mallardaki kıtlık çoğunlukla değil diyor. Çünkü o fels para memlük zamanında yaşadığı için bakır para bolluğudur diyor. Yani sen bakır para
[43:14] bastığın için fiyatlarda artış meydana geldi diyor. Bunu o dönemde tespit edebilmiş mesela. O yüzden altın gümüş standardına dönmemiz gerekir." diyor.
[43:23] İbn Haldün mesela devlet harcamaları büyüdükçe para tahşişine yönelir. Yani devletin işte ordusu büyor, harcamaları büyüyor, işte sınırları genişliyor falan yetmiyor para. O yüzden tahşiş yapmaya ihtiyacı hisseder devletler diyor. Bu
[43:35] uzun vadede hem ticareti hem devleti çökertir. Yani diyor mukaddimede bunu anlatıyor mesela. Yani bu kadim bir bilgi aslında. Biz günümüzde ama modern ekonomiyi bu şekilde kurgulamış vaziyetteyiz. kaydı para basaraktan
[43:49] sürekli para miktarını artırıyoruz. Bu çok ciddi riba ve faiz olmuş oluyor.
[43:54] Aynı zamanda da enflasyona sebep olmuş oluyor. Dolayısıyla biz kök nedeni doğru bulmamız lazım. Yani enflasyonun kendisi haram olmuş oluyor. Çünkü enflasyon para basmak demek. Para basmanın kendisi haram olmuş oluyor. Yani mekanizmayı
[44:04] doğru kurmam lazım. O yüzden ben borç verirken enflasyon oranında alabilirim dediğin zaman sen bu tüm mekanizmayı meşrulaştırmış olursun. E ne yapacağız?
[44:11] E ben adaletsizliğe uğramış oluyorum daha fazla. Almasam da 100 liradan 101 almasam da bu sefer daha da kötü etkileniyorum.
[44:18] alsan da kötü etkileniyorsun zaten. Onu anlatmaya çalışacağım birazdan vereceğim örneklerle. Senin sen her türlü kötü etkileneceksin bu mekanizma. Sen vatandaşsın. Sen tabandasın zaten.
[44:26] Piramidin tepesindeki adam kazanacak her zaman. Senin burada enflasyon oranında geri altında işte enflasyon oranında borcu geri almam caizdir değildir. Ya önemli değil. Sen istediğin hareketi yap burada. Sen sen ancak piyonsun.
[44:41] Üstteki adam her zaman kazanacak. Ama şu var. Sen ona helal dediğin anda üstteki adam e ben de onu yapıyorum. farklı bir şey yapmıyorum dediği için bu adamın tepede olmasını meşrulaştırmış olursun ve bu sistemden asla çıkamazsın. Bu işin
[44:54] tehlikesi bu zaten. Yani bu modern bankanın kaydığı para yaratma mekanizması sürekli yeni para yaratmasın ya kredi vermenin bitmemesi lazım.
[45:01] Bittiği anda çünkü ortada öyle bir para olmadığı için geri dönmeyecek. Yani sistem sürekli seni yeni para yaratmaya, daha fazla para yaratmaya, sürekli faizli para yaratmaya doğru yöneltiyor.
[45:11] Bu sistemi bizim komple kaldırmak, bu İslami bir sistem değil. Bu ribalı komple kokuşmuş baştan aşağı ribalı bir sistem. Bizim ribalsız bir para birimine, bir para sistemine geçiş yapmamız gerekiyor. Bizim bunu
[45:24] konuşmamız gerekiyor. Öteki türlü çok lokal bir alanda, çok böyle eee bir büyüteçle bir alanda tartışma yapmış oluruz. Piramidin tepesindeki adam da o sırada keyfini çatar ve senyoraj gelirinden faizini yiye yiye bizi
[45:38] sömürmüş olur daha da fazla. Her geçen gün. Bizim bu büyük çerçeveyi görmemiz gerekiyor. Yani modern bir senyoraj zincir var. Bunları birazdan çizerek anlatmaya çalışacağım inşallah. Merkez Bankası para tabanını yaratıyor ama para
[45:50] paranın günümüzdeki %97'si kaydi para zaten özel bankaların yarattığı ya.
[45:54] Dolayısıyla ticari banka piramidin tepesinde devletle birlikte. Hatta devlet onun bir aşağısında diyebiliriz.
[45:59] Çünkü devlet de özel bankadan borçlanıyor tahvil verme yöntemiyle.
[46:04] Şimdi kafamızda daha iyi canlanması için bu para piramidini güzel anlamamız gerekiyor. Çünkü olayın özü aslında burada.
[46:14] Biz bu piramidi güzel anlarsak neden faiz ve ribanın haram olduğunu ve günümüzdeki durumları daha iyi analiz edebiliriz. Şimdi
[46:27] günümüzde ne dedik? Paranın %97'si kaydi para dedik. O zaman özel banka aslında piramidin en tepesindeki en ayrıcalıklı bölüme sahip olmuş oluyor. Daha sonra
[46:42] bir aşağısındaki kim oluyor? Devletin kendisi. Neden? Parasal tabanı aslında devlet belirliyor. Merkez Bankası sadece parasal tabanı belirliyor. Fakat siz bankadan kredi günümüzde para sadece kredi vasıtasıyla kredi çekmek
[46:55] vasıtasıyla yaratılır demiştik. onu özel banka yaratmış oluyor. O zaman paraya en yakın kişi özel banka. Daha sonra devlet. Yani devlet bile kendi borçlanıyor. Eee, tahvil çıkarıyor. Onu özel banka yardımıyla eee, vererekten
[47:09] bir paraya erişebiliyor. Daha sonra kim var? Şimdi bu bir devlet. Mesela Türkiye olduğunu düşünelim bunun. Bir de rezerv para birimi. Dünyada rezerv para birimi denilen bir şey var. Yani uluslararası ödemelerde kullanılan para birimi.
[47:22] Dünyada bu dolar. Dolar geçerça. Siz enerjiyi, petrolü, doğalgazı, herhangi birine ben domates sattım, o bana başka bir şey sattı. Tüm uluslararası para birimleri dolardan oluyor. Bu dünyada artık bir sistem. Bize dayatılmış bir
[47:34] sistem. Bunu da eleştiriyorum zaten videolarda ama şimdi sebebine girmeyelim. O yüzden ABD yazacağım.
[47:41] Amerika Birleşik Devletleri özel bankaları piramidin şu an Türkiye özelinde bu. Bu Türkiye piramidi. Bu arada Amerika'nın piramidinde ABD özel bankaları eee en tepede olacak. Şimdi Türkiye piramidinden biz ilerleyelim.
[47:55] ABD özel bankalarından sonra kim var?
[47:59] Holdingler. Şimdi artık Türkiye'deki holdinglere eee geçiş yaptık.
[48:05] Onun aşağısında kim var piramitte?
[48:09] Holding tedarikçileri diyelim. işte Holding'in mal aldığı, sattığı işte e ona yakın ilişkileri olan kişiler işte en sona vatandaşa
[48:23] geldik. Vatandaşın da işte eee üst ne diyelim? Üst vatandaş eee diyemeyiz ama yüksek gelirli vatandaş diyelim.
[48:36] Onun aşağısında daabil düşük gelirli vatandaş en son piramidin en altında ezilen taraf olmuş oluyor.
[48:49] Şimdi bizim piramidimiz bu. Şimdi bu piramide göre her şeyi yorumlamamız lazım. Yani sizin kafanızda herhangi bir günümüzdeki bir para sorusunda, riba sorusunda, işte faiz sorusunda hemen bu piramidi canlandırmanız lazım. Kafadaki
[49:02] eee bir şey olsun. E doğru yorum yapılabilsin. Şimdi biz ne dedik? Mesela örnek veriyorum.
[49:11] Şuradaki eee faiz oranıyla devletin borçlanma faiz oranıyla düşük gelirli vatandaşın borçlanma faiz oranı aynı mıdır? Tabii ki de hayır. Devletler çok
[49:25] daha ucuza eee şuraya yazalım.
[49:34] düşük faizle borçlanırlar. Neden? Çünkü devlet büyük bir organ. E parasını ödeyeceğini biliyorsunuz. Riski düşük vesaire. Çeşitli sebepler buna bulunabilir. Düşük gelirli vatandaşsa
[49:48] yüksek faizle borçlanır. Bir kere faizle borçlanma e oranları değişti. Ee peki holdingler, holdingler de ona göre orta. Mesela vatandaştan daha iyi orandan, devletten
[50:02] daha kötü orandan borçlandırlar. E ne oldu şimdi? Bir kere faiz herkese, piramitteki herkese eşit davranmadı. O yüzden faiz deyince bir faiz varmış gibi anlamamamız lazım. Enflasyon deyince bir enflasyon varmış gibi anlamamamız lazım.
[50:15] Her bu piramitteki her şey farklı. Eee, peki paraya ulaşma. Buna bir de başlık atalım. Şöyle.
[50:24] eee faiz oranı dedik. Tamam. Peki faiz oranı böyle.
[50:32] Peki çekebileceği kredi miktarı diyelim. Yani ne kadar para verir? Eee devleti devlet ne kadar para alabilir mesela? Çok fazla değil mi? Bankalar devlete çok fazla para
[50:46] verirler. Holdinglere orta fazla para verirler. Değil mi? Çünkü daha fazla teminat gösterebilir vesaire. Anlattık işte buraya hiç veya az kredi verirler. Düşük gelir vatandaşı. E
[50:59] benim paraya ulaşabilme ihtimalim de farklılaştı bu piramide göre. Gelelim senyor
[51:11] yukarıda. Nedir? Senyoraaj çok fazla para burada bende olduğu için o bilgi henüz aşağıya inmediği için henüz para bende bastım ama daha harcamadım. Bu bilgiyi de kimse bilmiyor. Gittim hemen bir sürü harcama yaptım. İşte yat aldım,
[51:25] kat aldım, daire aldım, bir şeyler aldım. Bir harcamalar yaptım. İşte asfalt yaptım, bir havaalanı yaptım. Bir şeyler yani illa devlet veya özel banka olarak da düşünebilirsiniz bunu.
[51:35] Eee ben fiyatlar henüz artmamışken, o bu bilgi henüz halkta yayılmamışken ve fiyat artışına sebep olmamışken bu paradan faydalandım. Yukarıdaki piramidin tepesindeki adam senyorajdan
[51:48] çok daha fazla faydalanıyor.
[51:50] Holding'teki adam orta faydalanıyor.
[51:53] Aşağıdaki adam hiç aşağıdaki adamın hiçbir senyoraj faydası yok. Çünkü zaten bilgi herkese gelmişti. Tüm artık şuraya geldiği anda bilgi tüm piramide dağılmış oldu. Bilgi dağıldığı anda fiyat artışı çoktan gerçekleşti. Benim herhangi bir
[52:07] aslında buradan faydam yok. Ama mesela ortadaki holdingleri düşünelim. Devlete ve özel bankalara yakınlığına göre bunların sıralaması üst basamaklara, alt basamaklara gidebilir. Ne oldu? Ben parayı aldım eee özel bankadan. Henüz
[52:22] vatandaş bilmiyor bu bunu, bu parayı aldığımı. Henüz vatandaşa gelmedi o bilgi. Bilgi asimetrisi var. O zaman ben bu senyorajdan daha fazla elde ederim. E senyorajla bağlantılı olarak yaşanılan enflasyon.
[52:34] Çünkü para bendeyken henüz aşağıda bu bilgi olmadığı için şimdi ekmek eee 10 lira. Ben parayı bastım ama daha halk bunu bilmiyor. O yüzden ben 10 liraya bir sürü ekmek alabiliyorum bir anda değil mi? 10
[52:49] liradan alıyorum ben ekmeği. Holding Holding'e geldi para. Henüz vatandaşa gelmediği için ekmek 12 lira falan oldu.
[52:58] 12 liradan ben topluyorum vatandaştan.
[53:00] Ama vatandaşa indiğinde artık bu para ekmek 20 lira oldu. Vatandaş artık bunun bir hayrını göremedi. Bu basılan paranın yani yaşanan enflasyon yüksek olmuş oluyor düşük gelirli vatandaşta. E şimdi kimin kimle aldığı
[53:15] borçtan ben hangi faizi eee ve hangi enflasyonu uygulayacağım? Yani böyle bir konsept var mı? Mesela ben kimin eee borcunda mesela holding vatandaş holdingen borç aldığında faizde ne yazacağım? Enflasyona ne yazacağım?
[53:29] Çünkü ikisinin yaşadığı dünyalar bambaşka. Ya da vatandaş bankadan aldığında yazacağım faiz ve enflasyon nedir? Burada adaleti ben nasıl sağlayabilirim? Böyle bir küresel ekonomik sistemde, böyle bir iktisadi
[53:42] düzende ben adaleti işte eee enflasyon oranında faiz caizdir. Bu adaletlidir.
[53:50] Bu ribaya, fazlalığa, harama, riba, şeye sebep olmaz. Nasıl diyebilirim?
[53:55] Neredekini de diyebilirim? İki düşük gelirli vatandaşın kendi arasındakine mi diyeceğim? Holdingle vatandaşın arasında mı? Bankayla holding arasınd mı?
[54:02] Bankayla vatandaş arasındakı. Herkes bambaşka bir kafa yaşıyor. E sen bu piramidi bilmezsen doğru yorum yapamazsın. E şimdi yani eee işte Ahmet
[54:16] Mehmet'e 100 lira borç verdi.
[54:26] Enflasyonda bir gerçek. Bankalar para yaratıyor. Bu sistem şu an bizim değiştirebileceğimiz bir sistem değil.
[54:31] Bizim irademizde olan bir sistem de değil. Bu yaşanılan da bir vaka var.
[54:35] İnsanlar da birbirlerine borç vermekte zorunda. Biz ne yapalım? Sen şimdi faizi riba eşitledin. O da haram dedin. 100'yi geri 101 vermeye de eee ribadır haramdır dedin. Eee biz ne yapalım yani
[54:48] adaletsizliğe sebep oldun yine diye olabilirsin. Öncelikle bu sistemi bilmek önemli. Bunun adaletsiz olmadığını söylemiyorum zaten. Bu aşırı adaletsiz bir şey. Fakat bunun sebebi ne Ahmet ne
[55:00] de Mehmet, ne Ahmet Mehmet'e %30 enflasyon diye ölçtü ki enflasyonun tek bir tanım, tek bir gerçeklik olmadığını, işte farklı [homurdanır] eee hesaplama yöntemlerinin olduğu, manipüle edildiğini vesaire. Videonun
[55:14] başlarında bahsetmiştik zaten. Tanımında bahsetmiştik. Eee sen kafana göre bir enflasyon buldun diyelim. Hadi onu da ona göre de borç alıp verdiğinde adaleti sağladığını düşünüyorsun. İşte mağdur iki tarafın da mağdur olmadığını
[55:27] düşünüyorsun. Hayır burada Ahmet de mağdur, Mehmet de mağdur. Burada kazanan tek bir kişi var. O da özel banka. Çünkü para bastıkça enflasyon yaratıyor. Bu enflasyon yüzünden anomali oluşuyor. Biz de burada kıvranıyoruz, dolanıyoruz.
[55:40] İşte ne yapsak, ne etsek falan filan duruyoruz. Yani Ahmet Mehmet'e 100 120 lira işte %20 enflasyon olduğunu düşünün. Mehmet Ahmet'e 120 lira verdiğinde bir adalet sağlanmış olmayacak.
[55:54] İkisi de hala kaybediyor olacak. En iyi ihtimalle bunu kimse tabii bilemez.
[55:58] Çünkü enflasyon doğru bir şekilde ölçülemeyeceğini söylemiştik ve her kademede farklı olduğunu söylemiştik. En iyi ihtimalle yaşanacak aralarındaki borç ilişkisindeki yaşanacak adaletsizlik belki azalabilir ama bunu mutlak bir şekilde bilme şansınız zaten
[56:12] yok. Çünkü her ikisi de enflasyonun içinde yaşıyor zaten. Ve bankanın ve bu sistemin getirdiği bir anomali bu. Yani Ahmet 100 verip 120 alınca hayatında bir şey değişmiyor değil. Değişti. Çünkü maaşlar her ay artmıyor. Her ay %3
[56:25] enflasyon oluyor ama mesela senin gelirin ona göre artmıyor.
[56:29] Yani içeride bir sürü dengesizlikler var. Yani bunu şu şekilde de yapabiliriz. Tabii buradaki eee faiz e yapacağın enflasyon eee faiz miktarı da önemli. Şimdi bizim tartıştığımız konu
[56:43] ne? E birtım kimselerin enflasyon oranında daha fazla değil bak tefecilik miktarında değil. Mesela enflasyon %30ken %100 faizle de borç verebilirsin.
[56:51] Hani bu da normal şeyler. O zaman konuşulan konu bu değil zaten.
[56:55] [boğazını temizler] Enflasyonun oranında zaten ben artış yaptığımda sorun olmaz diyorlar ya. E şimdi kardeşim bunu benim baronluk testime tabi tutalım. Neydi?
[57:07] Sonsuz tekrarlayacaksın.
[57:12] Risksiz, kayıpsız seni baron yapacak. Şimdi bu riba testi değil mi? Bakalım tekrarlayalım. Ahmet 100 verdi.
[57:22] Enflasyon 120 olduğu için 120 aldı. Bir daha 100 verdi. 120 aldı. 100 verdi. 120 aldı. 120 120 aldı.
[57:29] Ne oldu Ahmet? Baronlaştı mı?
[57:31] Tekrarladım. Bir sürü kez tekrarladım bunu böyle eee enflasyon oranında.
[57:37] Risksiz mi? Risksiz. Kayıpsız mı?
[57:39] kayıpsız. Peki tekrarlayınca seni baron yapıyor mu Ahmet? Para varonu oldu mu?
[57:43] Olmadı. E tamam o zaman bu riba değildir. Bu faiz değildir. Şimdi bu çok zor bir eee denklem. Şimdi diyelim ki bu tamam buna göre riba değildir diyelim.
[57:55] Faiz değildir diyelim. O zaman bak şöyle bir öncüllerimiz var bizim. Bu öncüle göre şöyle sonuçlar çıkıyor buradan. Sen sistemi meşrulaştırmış oluyorsun. Bu söylemin tehlikesi bu.
[58:06] Ne diyorsun?
[58:09] Enflasyon oranında olduğu için Ahmet faiz yemez diyorsun değil mi?
[58:20] Yani bu bir ilke olmuş oluyor. İlke ne?
[58:23] Paranın değer kaybını telafi eden işlem faiz değildir demiş oluyorsun. Böyle dersen, böyle dediğin zaman banka diyor ki
[58:37] piyasada enflasyon var.
[58:41] Ben mecbur faizli borç vereceğim diyor.
[58:46] Bunu kabul etmiş oluyorsun.
[58:52] O zaman bankanın faizli borç vermesi riba olmamış oluyor.
[59:01] O zaman banka piramidin tepesinde kaydi para ile faizli borç verip para miktarını artırıyor.
[59:20] Banka senyoraj elde ediyor.
[59:26] baronlaşıyor.
[59:29] Piyasada fiyatlardaki genel artışa, enflasyona sebep oluyor.
[59:42] Tüm bunlar meşru olduğu ilk öncüle göre faiz olmadı.
[59:53] E nasıl oldu şimdi bu ya? Bu işi anlatmanın en zor kısmı bana göre bu yani. Çünkü iç içe geçmiş bir denklem.
[1:00:02] Kurguyu o kadar iyi kurmuşlar ki bu modern ekonomik, finansal düzende o kadar iyi bir kurgu var ki bak ne dedik.
[1:00:09] Benim formülüme göre Ahmet Baron olmuyor enflasyon oranında TL aldığı için. Çünkü eee piyasada bir enflasyon söz konusu.
[1:00:16] Hatta enflasyonu çok doğru hesapladığını varsayalım. İşte ikisini de aynı piramidin ya tüm koşulları iyi sayalım yani baron olmuyor. O zaman ben buna birinci öncüldeki gibi faiz değildir
[1:00:27] dediğim anda şu öncüllerden dolayı günün sonunda banka baron oluyor. Piramidin üstüyle altı arasındaki makas giderek açılıyor. Enflasyon giderek artıyor. Bu
[1:00:41] Kur'an'ın yasakladığı baronlaşmaya, faize neden oluyor. Yani Ahmet'le Mehmet arasında bir baronlaşma yok. Ama sen buna faiz riba demezsen ne Ahmet Baron
[1:00:52] olur ne Mehmet Baron olur. Doğru.
[1:00:57] Ahmet de Mehmet de baron olamaz. Fakat
[1:01:11] denklemde gizli ortak olan banka baron olur. Yani normalde burada iki kişi var görüyoruz biz. Ahmet var, Mehmet var diye
[1:01:23] görüyoruz. Hayır şurada sinsi banka duruyor.
[1:01:28] Sinsi banka duruyor. Biz bunu görmüyoruz. Ahmet Mehmet'e borç verdiği an o borç ilişkisinde gizli bir banka var. Ve bu borç ilişkisinden sen 100 verip 120 aldığın an bu banka baronlaşıyor.
[1:01:41] Bak banka baronlaşıyor.
[1:01:45] Faiz yemiş oluyor. Riba yemiş oluyor.
[1:01:46] Haksız kazanç sebebi oluyor. Ahmet de mağdur oluyor. Mehmet de mağdur oluyor.
[1:01:50] İşte bunu anlatmak çok zor. Hala anlatabildim mi emin değilim. Anca böyle çizmeye çalışıyorum. İşte tanım yapmaya çalışıyorum. Bu şekilde öncüllerle gitmeye çalışıyorum. Anlaşıldı mı? Hala emin değilim. Sen diyorsun ki ya Ahmetle
[1:02:02] Mehmet ilişkisinde bankanın ne işi var?
[1:02:03] İşte var. Bak tekrarlıyorum. Faiz eee yemiyor. Ahmet baron olmuyor. Mehmet baronu olmuyor. Tamam o zaman paranın değer kaybından kaynaklanan artış faiz değil. O zaman banka kardeşim ben paramı veriyorsam bunu faizle enflasyon
[1:02:18] oranında almam lazım. O zaman ben mağdur olurum. Çünkü banka 100.000 L veriyor.
[1:02:21] Geri 100.000 alırsa bir sene sonra banka mağdur mu olurum diyor. E doğru.
[1:02:24] Ahmet'le Mehmet ilişkisine göre mağdur oluyor. O zaman 120 alması gerekir.
[1:02:28] Doğru. E banka piramidinin tepesinde özel para basma yetkisine sahip olduğu için bak Ahmet de para basma yetkisine sahip olsaydı denklem değişirdi. Biz vatandaşlar olarak ya da holdingler olarak burada biz para basma yetkisine
[1:02:40] sahip değiliz.
[1:02:42] Banka sahip. Sen bu denklemde bankaya enflasyon oranında faizli borç vermesini meşru kıldığın an ve buna faiz riba değil dediğin an bu bir fazlalık değildir. Hakkındır zaten. Düşen değerin
[1:02:55] geri yerine konulmasıdır. Dediğin an banka piramidin tepesinden kaydi parayla borç veriyor ve bu kaydi parayla borç verdikçe banka baronlaşıyor. Bunu zaten görmüştük, işlemiştik. Senyoraj elde ediyor çünkü çünkü tepede çünkü alım
[1:03:10] gücüne sahip. O zaman da bu da fiyatlardaki genel artış olan enflasyona sebep oluyor ve bu döngü böyle giderek artıyor. Giderek döngü artıyor. Zaten bakıyoruz işte 1900'lerden itibaren para basımı arttıkça enflasyon artıyor.
[1:03:23] Aradaki makas artıyor. Vatandaşla piramidin tepesindeki en düşük gelir grubuyla en yüksek gelir grubu arasındaki makas artıyor. Adaletsizlik artıyor. Birileri daha da baronlaşıyor.
[1:03:32] Zenginler daha da zenginleşiyor. Ya bu vaka gerçek yaşıyoruz. Hadi bunlara inanmadın. İstatistik yere inanma.
[1:03:37] Hiçbir şey inanmadın ya. Görüyorsun.
[1:03:39] En basiten 50 yıl önceki vatandaşın fakirliğiyle günümüzdeki fakirliği bile aynı olmadığını görüyorsun. 50 yıl önce bir devlet memuru bir işçinin birkaç ev arıldığını, araba aldığını, bir servet biriktirebildiğini görüyorsun. Şu an
[1:03:50] biriktiremediğini görüyorsun. Bu niye ya? Bu bu sistem yüzünden özel bankalar para bastığı için, enflasyona sebep olduğu için, baronlaştığı için, e böyle olduğu için biz giderek fakirleşiyoruz vatandaş olarak. Bu piramidin üstüyle
[1:04:02] altı arasındaki makas bu yüzden açılıyor giderek.
[1:04:05] Ne oldu bu? Çok zor bir denklem. Evet, Ahmet mağdur olmadı. Mehmet de mağdur olm işte ikisi de mağdur oldu. İkisi de bir şey kazanmadı ama banka kazanıyor. O yüzden bu işleme ben faiz demek zorundayım, riba demek zorundayım
[1:04:17] demezsem şu öncüllü işlemlerden dolayı bankanın baronluğunu helal sayarım.
[1:04:21] İslami sayarım.
[1:04:23] Bu iyi bir şey değil. Bu doğru bir şey de değil.
[1:04:27] Bunu bu şekilde bizim anlamamız lazım.
[1:04:30] Denklemde herhangi bir borç ilişkisindeki denklemde bankayı görebilmemiz lazım. Umarım anlatabilmişimdir. E tamam ikna oldum.
[1:04:38] Bu güzel. E haklısın da e ne yapacağız yani bu Ahmet'le Mehmet ne yapacak?
[1:04:43] Günümüzde bir kere şu bir gerçek. Biz vatandaş olarak köşeye sıkışmış durumdayız. Bankalarla iş yapmaya zorlanıyor durumdayız. Biz birbirimize borç veremiyoruz. Mesela altınla ben eee birbirime eee borç verecek olsam,
[1:04:57] altınla borç verecek olsam, e bu altın yabancı piyasalarda manipüle ediliyor.
[1:05:01] Enflasyon artıyor, altın düşüyor, bir şeyler oluyor. Yani spekülasyon aracı. O zaman kendi aramdaki borç ilişkisi yine bozuluyor. Altınla borç veremiyorum. TL ile versem bu mekanizmayı meşrulaştırdığım için, bankayı baronlaştırdığım için o da uygun değil.
[1:05:13] Ya ben ne yapacağım kendi aramda? Ben sıkıştım, çıldırdım. Kar hasen, Karza Hasen versem ya niye Hasen veriyorum yani? Eee, tamam bu güzel. Ben Hasen de veririm arkadaşlarıma, sıkıntı değil.
[1:05:25] Ama ben meşru, legal, kimsenin mağdur olmadığı, adam akıllı güzel bir borç ilişkisine girmek istiyorum. Ya ya bunu nasıl yapacağım? İşte sistem her zaman bizi bankayla muhatap ediyor. Ya katılım bankası olur veya konvansiyonel klasik
[1:05:37] bankalar olur. Bir şekilde bankayla muraba yapacaksın. İşte katılım bankasından ev araba muraba alacaksın.
[1:05:42] Eee veya normal bankadan faiz krediyle alacaksın. Ya bankasız şu anda bir borç ilişkisine girmek kişisel olarak mümkün değil. Bunun bir çözümü şu anda yok.
[1:05:53] Çözüm olarak katılım bankasındaki aparatları, oradaki işlemleri kullanacaksınız. O size işte bir şekilde ihtiyaç kredisi de verebiliyor arkadaki oyunlarla. Onlar da anlatmıştık. Şimdi onların hepsinin mekanizmasını anlatsak
[1:06:04] burada video 5 saat olur. Sırayla videolarda e tane tane farklı farklı anlatmaya çalışıyorum. Katılım bankası videolarından izleyebilirsiniz nasıl işlemler yaptıklarını. Mesela eee bankasız borç alıp vermek imkansız hale
[1:06:17] geldi. O zaman biz e burada iki konuyu ayırmamız lazım. İki konuyu ayırmamız lazım.
[1:06:26] iki konu ayrılmalı.
[1:06:30] Şimdi bu iki konu nedir? Şudur.
[1:06:33] Bir ortada bizim rızamız dışında bir şeytani düzen var.
[1:06:46] Ben zoraki bundan etkileniyorum ama hayat akıyor.
[1:06:57] Borç ilişkisi kaçınılmaz.
[1:07:01] Borç alıp verilmesi lazım.
[1:07:05] Ne yapacağız?
[1:07:08] Birinci soru bu.
[1:07:10] İkinci konu şu.
[1:07:15] Bu şeytani sistemi gördüm, öğrendim, kabul ettim. Kabul etmedim yani gördüm ve öğrendim.
[1:07:24] Buna alternatif riba ile para basılmayan baron laştırıcı mekanizmalar
[1:07:37] olmayan yeni İslami sistemler ve çözümler tasarlamalıyım.
[1:07:48] Şimdi bu ikisi ayrı konular.
[1:07:51] Çünkü bu yeni sisteme geçmek, yeni bir şey tasarlamak, onu böyle yavaş yavaş kademe kademe halkta yapmak, devleti ikna etmek, sonra diğer devletlerin buna ikna olması falan filan. Yani bunlar zor işler. Tamam mı? Bunlar uzun süre işler.
[1:08:04] Bu sırada yıllar geçebilir. E bu sırada da ama ben borç ilişkisine gireceğim.
[1:08:07] Bir şeyler yapacağım. Hayat akıyor. Ben ne yapacağım?
[1:08:11] Şimdi benim buradaki görüşüm şu.
[1:08:17] Faiz eşittir riba eşittir fazlalık eşittir 1 fazlası haram diyeceğiz. Bak bunu diyeceğiz.
[1:08:29] Şuradaki mekanizmadan dolayı bunu demek zorundayız. Değilse meşrulaştırmış oluyoruz. Bunu diyeceğiz.
[1:08:35] Bunu dedikten sonra, bu haram kardeşim dedikten sonra ben buna zorlanıyorum.
[1:08:44] Başka çare bırakılmamış.
[1:08:48] Borç alıp vermekte zorundayım.
[1:08:49] Yaşıyorum. Bu hayatın içerisindeyim.
[1:08:52] O zaman ehveni şer bir metodu seçip haram olduğunu bilerek ama zaruretten
[1:09:06] zaruret bunu haramlıktan çıkarabilir vesaire o kısımlara girmiyorum. Bunun haram olduğunu bileceğiz bu sistemin.
[1:09:11] Çünkü yenisini tasarlamak zorundayız.
[1:09:12] Bunu bildiğ eee bunu bildiğimiz zaman ancak yenisini tasarlayabiliriz. Ama zaruretten uygun olanı kullanacağım.
[1:09:22] Bu mekanizmalardan uygun bir şeyi kullanacaksın. O artık her kişinin kendisinin verebileceği bir karar. Ben burada kimseyi bir yönlendirme yapamam.
[1:09:31] Ama sen buna sırf zaruret veya ihtiyaç veya ben buna şeyim var dediğin zaman helal dediğin an artık yeni sistem tasarlayamazsın. Bu sistemi kabul etmiş olursun. Bu sistem kabul edilemez bir sistemdir. Birinci konuyla ikinci konuyu
[1:09:44] o yüzden ayırıyorum. Sen yine ne yapacaksan yap ama bunu haram olduğunu bilerek yap ve zaruretten başka ihtiyacım yok. Allah'ım ne olur beni affet diyerek yap.
[1:09:53] Mecbur yapıyoruz. Hepimiz yapıyoruz.
[1:09:54] Günlük hatta yapmak zorundayız. Başka çaremiz yok çünkü. İkinci olarak ama şu yeni sistem, yeni para yaratma mekanizması ribasız sistem şu borç piramidinin olmadığı, burada kantilon
[1:10:08] efektinin olmadığı, senyorajın olmadığı bir parasal sistemde tasarlamak zorundayız. Kişiler kendi arasında faizli borç alsın versin beni ilgilendirmiyor ya. Ama bu devlet kanalıyla zor aki bir şekilde bana dayatılmasın.
[1:10:22] Yatay olsun burada. Piramit olmasın.
[1:10:24] Yatay sistem olsun. Yatay sistemde kişiler kendi arasında ne yapıyorsa yine yapsın. Ama bana burada dayatılıyor. O yüzden ben burada yeni sistem, yeni çözümler üretmek zorundayım. Biz de buna kafa patlatıyoruz, yoruyoruz. Burada her
[1:10:37] e müslümanım diyen kişinin, iktisatla ilgileniyorum diyen kişinin buna eğilmesi lazım.
[1:10:43] Burada bir topluluk, bir komünite oluşturmamız gerekiyor. Yeni sistemleri bir şekilde devletlere dayatmamız gerekiyor. Böyle bir sistem içinde yaşanılamaz. Çünkü bu Müslümanlığa aykırı insanlıktan çıkıyoruz.
[1:10:55] Birbirimize borç alıp veremiyoruz. Böyle bir dünyada yaşanılabilir mi? Yani o yüzden bu iki konuyu bu şekilde ayıracağız.
[1:11:03] Ve neden 1 lira fazlası haram olur, faiz olur? Bu mekanizmanın tamamını büyük resmi gördüğümüz için anlayacağız.
[1:11:13] Umarım anlatabilmişimdir. Anlaması zor bir konu. Çünkü bu banka sinsi bir şekilde denkleme giriyor ve bunu anlamak zor oluyor. Ne yapacağız? Çözüm noktası.
[1:11:24] Yani işte hocalar haram diyor, haram diyor. Çözüm vermiyorlar. Kardeşim biz ne yapacağız? Bakın e bu iki konuyu o yüzden ayardım. Sen yine yapacağını yap ama helal diyerek yapma yeter ki. Benim görüşüm bu. Mecbur yapıyoruz. Katılım
[1:11:36] bankalarından uygun şeyleri kullanacağız. Ehvenişer diyeceğiz. Uygun aparatları kullanacağız. borçlanma yöntemlerini kullanacağız katılım bankalarından ne yapalım? Başka bir çaremiz de yok zaten.
[1:11:47] Normal konvansiyonel banka kullanacağımızda katılım bankası kullanacağız. Oradaki borçlanma çeşitlerini bireyler kendi arasında borç alıp verirken ne yapacak?
[1:11:57] Sistemin bir anomalisi.
[1:11:59] Orada her birey kendisine bakacak. Eee ama burada genel felsefemiz bu sistemleri üretmek ve çözüme ulaşmak olmalı. Yoksa yama yaparak, ondan sonra orayı kırparak, burayı kırparak, şuna bari helal diyeyim de en azından
[1:12:13] insanlar işini görsün diyerek bu çözülemiyor. İşte sistemin tamamını meşrulaştırmış oluyorsun. Çünkü böyle yaptığın zaman eee genel olarak durum bu şekilde. İzlediğiniz için hepinize
[1:12:26] teşekkür ediyorum. İyi günler diliyorum.
[1:12:28] Yeah.
