# İslam Hukukunda Hürriyetler: Modern Dünyanın Aradığı Model

Hukuk · Şeriat ve Modern Hukuk, 3. bölüm · 3 May 2026 · 46:23

Bağlantı: https://kokfinans.org/video/islam-hukukunda-hurriyetler-modern-dunyanin-aradigi-model  
YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=2exOH4bD5VE

Kur'an'daki yargılama kıssaları İslam hukukunun adalet anlayışını, çoklu hukuk sistemini ve en çok tartışılan iki konuyu, kölelik ile kadın haklarını anlamak için sağlam bir zemin sunar. Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın davaları misli ceza ile iki tarafı dinleme ilkesini, Yusuf kıssası ise hukuk çoğulculuğunu örnekler. Kölelik ve kadın hakları ancak dönemin sosyo-ekonomik şartları içinde okunduğunda doğru anlaşılır.

### Kur'an'daki Yargılama Kıssaları

Kur'an'da Hz. Davud ve Hz. Süleyman'a dair kıssalar adalete ilişkin önemli dersler içerir. İlki Enbiya suresinin 78-79. ayetlerinde geçen **ekin tarlası davası**: Bir topluluğun koyunları gece başkasının tarlasına girip bütün ekini yer. Hz. Davud zararın tazmini için koyunların tamamının tarla sahibine verilmesine hükmeder. Hz. Süleyman ise koyunların mülkiyetinin değil, yalnızca süt ve yünlerinden yararlanma hakkının bir yıllığına tarla sahibine devredilmesini önerir; bir yıl sonra koyunlar sahibine dönecek, tarla da yeniden ekilip mahsul verecektir. Kur'an ikisine de hikmet ve ilim verildiğini söylese de Hz. Süleyman'ın hükmü suça denk düşen bir **misil ceza** örneğidir; sınırsız mülkiyet vermek gereğinden ağır bir ceza olurdu.

İkinci örnek Sad suresinin 21-26. ayetlerindeki dava. Surları aşarak Hz. Davud'un huzuruna gelen (tefsircilere göre melek olan) iki davacıdan biri, 99 koyunu olan kardeşinin kendi tek koyununu da istediğinden yakınır. Hz. Davud karşı tarafı dinlemeden hüküm verir, ardından bunun bir imtihan olduğunu anlayıp tövbe ederek secdeye kapanır. Buradan çıkan ders açık: Yargılamada tek taraf dinlenmez, her iki taraf da dinlendikten sonra hüküm verilir.

Üçüncü örnek, Kur'an'da kısaca işaret edilen, ayrıntıları Tevrat'ta yer alan **bebek davası**. Çocuklarından biri ölen iki kadın, yaşayan bebek için Hz. Süleyman'a başvurur. Şahit olmayan bu davada Hz. Süleyman bebeği kılıçla ikiye bölmeyi teklif eder; gerçek anne "karşı tarafa verin" diyerek kendini ele verir. Bu kıssa, şahidin bulunmadığı durumlarda nasıl davranılacağına dair ipuçları verir.

### Çoklu Hukuk Sistemi ve Yusuf Kıssası

Her topluluğun kendi arasındaki meselelerde kendi hukukunu uygulayabildiği **çoklu hukuk sistemi** adil bir düzenin gereğidir. Modern bir devlet de, örneğin ateistlerin evlilik, boşanma ve miras konularında kendi hukuklarını geliştirmesine izin verip bunu uygulayabilmelidir; Kıta Avrupası tipi tek tip kanunlarda bu esneklik yoktur.

Bunun Kur'an'daki dayanağı Yusuf suresinin 74-75. ayetleridir. Kralın kabı kaybolunca görevliler Yusuf'un kardeşlerine "sizde hırsızlığın cezası nedir" diye sorar; kardeşler, malın kimin yükünde bulunursa o kişinin köleleştirileceğini söyler. Hz. Yakub'un şeriatında ceza buyken Mısır hukukunda sopa ve çalınan malın iki misliyle ödenmesi öngörülüyordu. Hz. Yusuf, Mısır'da olmasına rağmen onlara kendi hukuklarıyla muamele ederek Bünyamin'i alıkoyar. Bu, Kur'an'ın çoklu hukuk sistemini desteklediğinin göstergesidir.

Tolstoy'un *Diriliş* romanı ise pozitif hukukun eleştirisini sunar: İnsanı bir dosya numarasına indirgeyen, vicdandan yoksun bir yargı ve suçluları ıslah etmek yerine profesyonelleştiren hapishaneler. Suçtan ağır verilen ceza kişiyi öfkelendirip yeniden suça iter; ev içindeki çocuk örneğinde bile cezanın suça denk olması gerekir.

### Kölelik Meselesi: Tarihsel ve Ekonomik Bağlam

Şeriat denince akla gelen ilk itirazlardan biri kölelik. Bu konu, tarih bugünün gözüyle okunduğu için yanlış anlaşılıyor. Makinenin, enerjinin ve sanayinin olmadığı bir dünyada her şey kas gücüne dayanıyordu; Aristo'nun köleliği doğal bir kurum sayması da bu şartlarla ilgilidir.

Köleliği bugünün bankalarına benzetebiliriz: Bankalar faizli işlem yaptığı için İslam'a uygun değildir, ama bir günde kaldırılırlarsa sistem çöker; ancak alternatif kurularak yıllar içinde tasfiye edilebilirler. Kur'an'ın stratejisi de köleliği yıllara yayarak kurutmaktır:

- Borç ve doğum gibi köleliğe giriş yolları kapatılmış, yalnızca savaş esirliği bırakılmış, onların da bir süre sonra salıverilmesi öğütlenmiştir.
- Yanlışlıkla adam öldürme (Nisa 92) ve zıhar gibi durumların kefareti olarak köle azadı emredilmiştir.
- Zekâtın verileceği sekiz yerden biri kölelerin özgürleştirilmesidir.
- Nur suresi 33. ayetle köleye, sahibiyle anlaşıp özgürlüğünü satın alma hakkı tanınmıştır.

Teoride hedef bu iken pratikte Müslümanlar alternatif kurumları geliştiremedi ve bu, İslam dünyasının en büyük kabahatlerinden biridir. Tarım, nakliye ve üretim kölelerin omuzlarında yükseliyordu. Buna Abbasilerden itibaren görülen gulam ve memlük kurumuyla, Osmanlı'daki kul sistemiyle somutlaşan **askeri kölelik paradoksu** eklenir: Kölelik, mazlum bir hizmetçilik olmaktan çıkıp devletin güvenlik ve bürokrasi omurgasına dönüşür ve her iki tarafa da çıkar sağladığı için kolay çözülemez.

İslam'daki köle statüsü Batı'dakinden farklıdır. Roma hukukunda eşya sayılan, öldürülebilen köle; fıkıhta işkenceden korunan, kısasla korunan canı olan, evlenebilen ve durumuna göre mal edinebilen bir insandır. Hz. Peygamber'in azat ettiği Zeyd'in oğlu Üsame bin Zeyd'e Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in "komutanım" demesi de buna bir örnektir.

### Ek Şerh: Himaye Kurumu

Burada iki konumu birbirinden ayırmak gerekir: İslam'ın hedeflediği konumda kölelik ve cariyelik hiç yoktur; içinde bulunduğu konumda ise mevcut kurumu hukuki ve insani bir zemine çeken bir çerçeve çizilmiştir. Bu nedenle İslam'daki yapıya kölelik değil **himaye kurumu** demek daha doğrudur. Şeriatın can, mal, namus, akıl ve nesli koruma amacı hür için de köle için de geçerlidir.

> Şu an 2026 yılında kölelik cariyelik kalkmış değil. İsmi kalkmış.

İnsanlar bugün de köle gibi sömürülüyor ve modern dünya İslam'ın getirdiği himaye kültürüne bile ulaşabilmiş değil. Bu konuyu ileride ayrı ve ayrıntılı bölümlerde ele alacağız.

### Şeriatta Kadın Hakları

Şeriatın kadına düşman olduğu algısı Batı medyası yoluyla oluştu; oysa İslam kadına Batı'da 19. yüzyıla kadar görülmeyen haklar tanıdı. Roma'da ve 19. yüzyıla kadar İngiltere'de evlenen kadının mal varlığı kocasına geçerken İslam'da kadın kendi malına ve kazancına sahiptir, bunu kocasıyla paylaşmak zorunda değildir, kocasının borcundan sorumlu değildir ve mirastan pay alır. Bunun 600'lü yıllarda bedevi bir toplumda ortaya çıkması vahyin delillerinden biridir.

Çok eşlilik ise bir **demografik zorunluluktur**: Sürekli savaşlar erkek nüfusunu azaltırken çalışma imkânı kısıtlı ve sosyal güvenlik kurumu bulunmayan bir dünyada dul kadınların açıkta kalmaması için, adalet şartıyla dört eşe kadar izin verilmiştir. Bu bir zorunluluk değil, kadını koruyan bir lisanstır. Veda Hutbesi'ndeki "Kadınlar hakkında Allah'tan korkun" öğüdü de kadınların Allah'ın emaneti olduğunu vurgulayan bir metindir.

### Kadın Şahitliği Meselesi

Bakara suresinin 282. ayetindeki iki kadın şahidin bir erkeğe denk tutulması yalnızca ticari işlemlere ilişkindir; doğumun tespiti ve süt annelik gibi kadına özgü konularda tek kadının şahitliği yeterlidir. Şahitlik dış baskıya açık, zahmetli bir yüktür ve iki kadın birbirini destekleyerek bu baskıya daha iyi direnebilir.

Oyun teorisine dayanan bir yorum daha mümkündür: Karşılıksız çek örneğinde olduğu gibi itibarını kaybeden bir erkek ticari hayattan silinir, bu yüzden yalancı şahitlikte "tek kurşunu" vardır. Kadın ise aynı durumda daha az kaybettiği için yaklaşık yarı risk taşır; iki kadının şahitliği bu riski dengeler. Başka alanlarda mezhepler arasında ihtilaf bulunur; ama hüküm kadını aşağılamaktan kaynaklanmaz.

### Sonuç: Fıkıh Kitaplarında Kölelik Neden Var?

Fıkıh kitaplarında köleliğe dair hükümler bulunması, bu kitapların köleliği meşru gördüğü anlamına gelmez. Kölelik fiilen yaşandığı için kadılar ve âlimler önlerine gelen davalara cevap vermek zorundaydı ve bu cevaplar sonraki nesillere kitaplarla aktarıldı. Alternatif sistem kurulmadığından âlimler en yumuşak fetvayı verdi: Köleler evlenebilir; köleye işkence edilemez, keyfi ceza verilemez, öldürülemez ve beslenmesi zorunludur. Böylece köle, vahşi kölelikten çıkıp çok yakın bir hizmetçiye dönüşmüştür.

## Bölümler

- 00:00 — Giriş ve ekin tarlası davası
- 02:18 — Davud'un imtihanı: iki tarafı dinlemek
- 04:14 — Süleyman ve bebek davası
- 05:51 — Çoklu hukuk sistemi ve Yusuf kıssası
- 08:21 — Tolstoy, hapishane ve misli ceza
- 10:17 — Kölelik meselesi ve tarihsel bağlam
- 17:14 — Askeri kölelik paradoksu
- 22:32 — Ek şerh: himaye kurumu
- 27:08 — Şeriatta kadın hakları
- 29:21 — Çok eşlilik ve demografi
- 34:00 — Kadın şahitliği meselesi
- 41:23 — Özet ve fıkıhta kölelik hükümleri

Etiketler: islam hukuku, şeriat, hukuk çoğulculuğu, kölelik, kadın hakları

## Transkript

[00:00] Selamünaleyküm. Rabbi yessir ve la tuassir. Rabbi tenvin bil. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır işlerimi hayırla, sonuçlandır. Kur'an'da Hz.
[00:12] Davut ve Haz. Süleyman'a dair eee kıssalar var. Burada adalet üzerine alabileceğimiz bazı bizim dersler var.
[00:19] Eee dersler söz konusu. Ekin tarlası davası var. Mesela Enbiya suresinin 7879.
[00:25] ayetleri eee ekin davası konusu Haz Davut ve Haz Süleyman'ın eee aynı olaya yaklaşım farklarını gösteriyor. Aslında olay şu: Bir topluluğun koyunu gece vakti başka birinin ekinlerinin olduğu tarlaya gidiyor ve oradaki ekinleri
[00:39] yiyip bitiriyor. Daha sonra tarla sahibi kadıya gidiyor. Eee daha doğrusu Haz Süleyman ve Haz Davut'un olduğu işte krallın yanına geliyor. Diyor ki bu topluluğun koyunları gece vakti gelmiş.
[00:50] Benim tarlamı yemiş bitirmiş. Benim tüm mahsulüm gitti. Ben şikayetçiyim. Şimdi buna bir sizin bir çözüm bulmanız lazım.
[00:57] Hz. Davut o sırada Haz Süleyman daha onun çocuğu olmuş oluyor. Hükümden.
[01:00] Hazreti Davut. Haz Davut diyor ki zararın tazmini için yani sen bir zarara uğramışsın. Bu kesin. Zararın tazmini için telep olan ekinin karşılığı olarak koyunların tamamını tarla sahibine verilmesini hükmediyor. Diyor ki yani bu
[01:11] koyundan tarla yediyse kardeşim adamın siz eee şeyinden yaptınız, malından yaptınız. Koyunların hepsi tarla sahibine Hz. Süleyman önerisi ve hükmü de o zamanlar daha genç tabii ki ama saray içerisinde yetişmiş bir insan.
[01:25] Dolayısıyla daha adil. Kur'an'da diyor ki biz ikisine de hikmet ve ilim verdik diyor. Eee tabii ki Haz Süleyman'ın burada bir tık daha iyi bir e çözüm sunduğunu söyleyebiliriz. Burada diyor ki koyunlar tarla sahibine verilir.
[01:36] Ancak mülkiyetli değil. Yani tamamen mülkiyeti geçmez. Sadece sütünden ve yününden faydalanmak hakkı bir yılığına devredilir. Yani siz o tarlanın mahsulü yediği için bir yıllık mahsulü sen tarla sahibi olarak koyunların sadece sahip
[01:50] oluyorsun bir yıllığına. O da eee yününden ve sütünden faydalanacaksın.
[01:55] Çünkü o koyun onu yediği zaman ne üretiyor? Süt ve yün üretiyor. Onun sahibi artık sen olacaksın. Çünkü o mahsulün kaynağı olarak onlar çıkmış oldu. Bir yıl sonra sahine teslim edeceksin ve dava kapanacak diyor ve çok daha adil bir misil bir ceza vermiş
[02:07] oluyor. Neden? Çünkü o tarla seniye tekrar ekilecek ve tekrar mahsul verecek. Şimdi sınırsız sahiplik vermek çok misil bir ceza değil. Çok fazla bir ceza almış oluyor. Haz Süleyman bunu misiline çevirmiş oluyor. Eee burada da
[02:18] Kur'an-ı Kerim'de misil ceza örneğini görmüş eee oluyoruz. Ee Haz Süleyman'ın eee daha isabet ettiğini işadında görebiliyoruz. Yine aynı şekilde Sad suresinde 21 ile 26 ayetler arasında eee
[02:32] bir dava var Hz. Davut'a. Eee Hz. Hazti Davut yine eee makamındayken iki davacı duvarı aşaraktan Hazreti Davut'un önüne göre Davut korkuyor. Eee yani düşünün bunlar tesir tefsir alimlerince melek
[02:45] olduğu söyleniyor. Yani Hz Davut'u test etmek için surlardan aşarak bir anda Hz.
[02:50] Davut'un makamına geliyorlar. Diyorlar ki biz kardeşim şey birbirimizden şikayetçiyiz.
[02:56] Neden? Ne oldu? İşte bu benim kardeşim olur. 99 tane koyunu var. Benim de bir tane koyunum var. eee benim bir tane koyunuma da sahip olmak istedi ve bu söz sataşında bana galip geldi. Yani ben artık ona cevap veremeyecek duruma
[03:09] geldim yani. Ama 99 koyun olmasına rağmen benim bir koyunumu istiyor.
[03:13] Hazreti Davut hemen direkt karşı tarafı dinlemeden ilk hükmü veriyor. Diyor ki, "And olsun ki o senin tek koyunu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir." Hükmü veriyor bir yerini daha dinlemeden. Daha sonra bu
[03:25] Hazreti Davut için bir imtihan olduğu için o hatasını karşı tarafı dinlemeden hükmettiği için anlıyor. Hemen tövbe ediyor. secdeye kapanıyor. Ey Davut, biz seni yeryüzünde halife yaptık. Onun için insanlar arasında hak ve adaletle
[03:35] hükmet. Nefsin arzu ve isteklerine uyma.
[03:37] Sonra seni Allah'ın yolundan tapıtır.
[03:39] Hazreti Davut hemen secde ediyor ve tövbe ediyor. Yani burada da şunu anlamış oluyoruz aslında. Yargılama yaparken tek taraf dinlenmeyecek. Her iki tarafı da güzel bir şekilde dinleyip o şekilde yargılamamız lazım. Daha sonra
[03:49] biz şeyden biliyoruz ki Tevrat'ta Tevrattan detaylarını elde ediyoruz bu olayın. Meğer diğer abi ya bir koyuna bakmak e senin için zor. Benim koyunlara ben zaten bakıyorum. benim arasında bakılıp gitsin. Sen bunun etinden,
[04:01] üstünden yine faydalanırsın. Ama bakmakla uğraşma. Yani sana bu bir yük olacak. Ben zaten bakıyorum gibi bir anlamda onu istiyormuş. Eee, meğerse eee, olay buymuş. Yani Davut diğerini dinlemeden hükmettiği için hata etti ama
[04:14] hemen secdeye kapanaraktan abiden afdeti eee ve abun tabii ki tövbesini kabul etti. Şimdi üçüncü dava bebek davası var. Bu aslında eee, Tevrat kaynaklı bir detay. Kur'an'ın tam olarak bir eee, detayı yok. sadece çok küçük eee bir
[04:28] ayeti kısa bir yerde geçiyor. Tevrat'ta geri kalan detayı biz elde etmiş oluyoruz. Kur'an'da şöyle geçiyor. Biz onun e tahtına bir cesetle imtihan ettik. Eee diye geçiyor. Aslında Tevrat'taki olay da şu. İki kadın eee
[04:41] aynı anda iki cari hamile kalıyorlar ve eee çocuk doğuruyorlar. Daha sonra ilk gün biri çocuğun üzerinde gece yatıyor ve çocuğun boğarak ölümüne sebep oluyor.
[04:51] Sabah olduğunda diğer cari air uyanmadığında kendi çocuğuyla öbürünün çocuğunu değiştiriyor. Bir diğer cari bir kalkıyor. Aa bu benim çocuğum değil.
[04:57] Şikayetçi oluyor. Ve gidiyorlar eee Hz.
[05:00] Süleyman'ın karşısına. İşte bu çocuk benim, bu çocuk benim. Hayır bu benim, bu benim. Haz. Süleyman da ortada şahit yok. Bir karar vermesi lazım.
[05:08] Bilgeliğini gösteriyor. Diyor ki, "Bana bir kılıç getirin. Çocuğu ortadan ikiye böleceğim. Yarısını sana, yarısını sana vereceğim." karar verilmiştir. Kılıcı getirin diyor. Kılıcı getiriyorlar. Tam ortadan kesecekten gerçek annesi diyor
[05:19] ki, "Durun durun padişahım yapmayın işte kralım yapmayın. Eee karşı tarafa verin." Hz. Süleyman da onun gerçek anne olduğunu anlıyor. Neden? Çünkü gerçek anne hiçbir zaman çocuğunun kıyılmasına izin vermez ve eee olayı aydından
[05:30] kavuşturup çocuğu gerçek annesine vermiş oluyor. Yani başarılı bir eee süreç mahkeme yürütmüş oluyor ve Kur'an'da da övülmüş oluyor. Cesette biz onu imtihan ettik. da emdini geçti şeklinde gibi.
[05:41] Yani buna atıf olduğu söyleniyor. Tabii bunlar tefsir alimlerince olan şeyler. E dolayısıyla burada aslında herhangi bir olayda şahit olmadığı zaman nasıl davranmamız gerektiğine dair de ipuçlarını elde etmiş oluyoruz. Şimdi
[05:51] çoklu hukuk sistemi ve Yusuf suresinden bazı bizim çıkarımlarımız olabilir.
[05:56] Çoklu hukuk sistemi neydi? Biz şey demiştik. İşte Müslümanlar kendi arasında ilgilendiren konularda kendi hukuk sistemlerini gayrimüslimlerde veya herhangi bir toplulukta kendi hukuk sistemini uygulayabilir. Modern dünyada
[06:06] mesela ateistler kardeşim ben evlilikte bilmem mirasta şurada burada Müslümanlık oynak istemiyorum. Tamam kardeşim sen ateist komüniten olarak bir hukuk sistemi geliştir. Biz onu devlet olarak uygularız gibi bir esnekliğe sahip
[06:17] olabilmemiz lazım. Sivil'da bu yok.
[06:19] Mesela standart miras kanunu belli, evlilik boşanma kanunu belli. Ya neden?
[06:24] Comun ki gibi ya da şeriattaki gibi daha böyle esnek çoklu hukuk sistemi herkes kendi ya ateistin kendi arasında evlenmesi, boşanması mirası beni niye ilgilendirsin ki? Bireysel bir şey. Yani kendi aralarında onlar halletsin. Y
[06:37] kendi komiteleriyle kendi hukuklarını oluşturdukları sürece bir sıkıntı yok.
[06:40] Dolayısıyla İslam çoklu hukuk sistemini aslında destekliyor. Kur'an-ı Kerim'de de buna dair Yusuf suresinde ayrıntıları görebiliyoruz.A Yusuf suresinde hırsızlık eee olayı var biliyorsunuz.
[06:51] Yusuf suresi 7475 ayetlerde görevliler soruyor. Şimdi eee Yusuf'un kardeşleri geliyor. Bünyamin'de getiriyorlar. Sonra kralın kabı kayboluyor. Eee kralın kabı kaybolunca eee işte soruyorlar. Sizde
[07:04] bunun hırsızlığın cezası nedir? Görevler soruyor. Peki ya yalan söyleyen kimselerseniz sizde bunun cezası nedir?
[07:11] Yani hırsızın cezası nedir? kardeşleri cevap verir. Yani Bünyamin'in kardeşleri aynı zamanda Yusuf'un kardeşleri. Onun cezası çalınan mal kimin yükünde bulunursa bizzat o kişinin köleleştirilmesi onun cezasıdır. Biz bu yanlış yapanları böyle cezalandırırız.
[07:23] Ha şimdi biz anlıyoruz ki Yakup şeriatında yani Hz. Yusuf'un babasının şeriatında hırsızlığın cezası o kişinin köleleştirilmesi, köle olması gibi eee anlaşılıyor. Halbuki Mısır yani o dönem Yusuf'un sultan olduğu şeriatta
[07:37] köleleştirme yok. eee Filistin'de yani Yakup Aleyhisselam hukukunda bu böyle Mısır'daki cezalara göre de sopa vurulması ve çalnanmalı iki misille ödemesi cezası var. Şimdi iki ayrı hukuk sistemi söz konusu. Biri Filistin hukuku
[07:50] Yakup Aleyhisselam biri de Mısır hukuku birisinde köyeleştirme var. Birisinde sopa ve çalnanmalı iki misiyle ödeme cezası var. Şimdi Yusuf Aleyhisselam soruyor karşı tarafa ve diyor ki çalındığı anlaşılıyor. Kabı bulamıyorlar. Yusuf kabını bulamıyorlar.
[08:04] Dolayısıyla Bünyamin'in çaldığını düşünüp Bünyamin'i alıkoyuyor, köleleştiriyor. Alıkoyuyor. E dolayısıyla onların hukukunu uyguluyor.
[08:11] Mısır'da olmasına rağmen normalde sopa vurup göndermesi lazım ama sizin hukukunuz da nasıl böyle? O zaman ben sizin hukukunuzla size muamele ederim deyip eee onu yanında bırakıyor.
[08:21] Kardeşlerini Bünyamin'i vermeden gönderiyor. Burada da biz aslında Kur'an-ı Kerim'in çoklu hukuk sistemini desteklediğini anlayabiliyoruz. Şimdi mesela yine konudan atlıyor gibi görünebilirim ama işte birbiriyle bağlanacak bunlar. E, Tostoy'un mesela
[08:34] Diriliş adlı e romanı var. Orada modern hukuk sistemine ya da hapishanelere vesaire e eleştiren bir romandır. Eee, bakıldığı zaman insan ve dosya yani pozitif hukuku birazcık orada eleştirdiğini görebiliyoruz. İnsan canlı
[08:47] kanlı bir insan değil de bir dosya numarası, bir dava numarası. Yani hakimler kanunu uygular geçer. Hiçbir vicdan, hiçbir böyle bir şey, bir olay içselleştirme, bir şey yoktur. Pozitif hukuk eleştirildiğini görebiliyoruz.
[08:57] Mesela hapishane eleştirisi.
[08:58] Hapishanelerin orada giden kadın işte bakıyor. Hapishanelerin insanları hiç ıslah etmediğini, tam tersine azdırdığını eee görüyor. Profesyonel suçlara dönüştürdüğünü görüyor. Çünkü eee oradaki bir hırsız katil o da arkadaşı olduğu için artık o da ondan
[09:10] etkilenmeye başlıyor. Veya bir insana şimdi misli ceza vermezseniz diyelim ki ben eee bana mistimden daha fazla ceza verdiniz ben artık öfkelenirim, sinirlenirim ve cezanın bitinde daha fazla suç işlemeye başlarım.
[09:21] eee az mislinden fazla ceza vermek kişiyi kışkırtır. Suşa daha fazla etmesine sebep olur. Eee bu tarz şeyler var. Hapishane cezası uygun ceza vermezseniz ya en basit sizin evinizdeki çoluk çocuğunuzda da deneyebilirsiniz.
[09:33] Ya işte bir kişi çocuk ödevini yapmadığı zaman ona diyelim ki bir haftalık karşılığını vermeme cezası veriyorsunuz.
[09:39] O bir saçmalar. Çünkü suça uygun ceza olmadığı için eee onu kabullenemeyeceğinden dolayı onun azgınlığı daha da artabilir. Ama halbuki ödev yapmak nedir? Bir kurala uymak. Sen kurala uymadığın zaman o zaman senin kural setin daraltılacak. Mesela ödev
[09:52] yapmadığın zaman tabletten de 2 saat bugün eksik eee bakacaksın dediğin zaman misli bir ceza olmuş oluyor. O zaman onun fıtrata uygun olduğu için ceza ve suç ve ceza misti birbirine denk olduğu için bu sefer onun üzerinde etkili
[10:06] olmaya başlayabilir. Ya Tostoy da bu yine diriliş eserinde hapishanelerin vasıfsızlığından, işlevini yitirmişliğinden bahsediyor aslında bakıldığı zaman. Yani devletin hapishaneyi bir nevi çöp tenesi gibi eee
[10:17] kullandığından bahsediyor. Şimdi eee fıkıh dediğimiz zaman, şeriat dediğimiz zaman ve İslami hukuk dediğimiz zaman en büyük yine soru işaretlerinden bir tanesi insanların aklına gelen birkaç soru işareti var. Eee onlara değinmek
[10:31] istiyorum. Mesela birincisi kölelik müessesesi, kölelik meselesi. Bunu nasıl anlayacağız? Ya işte fıkıh kitaplarında köleliğe dair şeyler görüyoruz. İşte şeriatta köleliğe dair şeyler görüyoruz.
[10:40] Ha Kur'an'da göremiyoruz. Bu nasıl? Bunu nasıl anlamalıyız? içimde bu konuyu konuşmadan olmaz. Eee, bu nasıl adalet?
[10:47] İşte kölelik olan bir şeriatı sen şimdi modern e hukuktan daha mı üstün görüyorsun filan gibi iddialar olabilir.
[10:53] Bunlara cevap vermemiz gerekiyor haliyle. Bu biraz tarihi yanlış okumakla eee, anlaşılıyor. Bugünkü gibiymiş her şey gibi okumaktan dolayı bu oluyor.
[11:03] Tarih aslında dönemine uygun bir şekilde okunması gerekiyor. Günümüzde ne var?
[11:08] Tarlayı biçmek için traktörlerimiz var.
[11:10] Enerji var, modern makineler var, sanayi var, makineleşma var. Geçmişte ne vardı?
[11:14] Geçmişte her şey kas gücü, insan gücüydü. Dolayısıyla burada eee köleliği bir nevi aslında kas gücü, insan gücü, enerji, makine gibi eee şeylerin olmadığı onların yerine kullanılan bir araçmış gibi ilk başta bunları bir
[11:28] düşünmemiz gerekiyor. Şimdi kölelik eee bugünün işçi sınıfı gibi de düşünebiliriz. Mesela Aristo gibi büyük filozoflar köleliğe doğal bir kurum diyor. Şimdi Aristo gibi filozofun köleliğe normal veya doğal bir kurum gibi karşılamasının sebebi dönemin
[11:41] şartlarıyla alakalı. O dönemki dünyanın eee ekonomik durumuyla alakalı.
[11:47] Ekonominin kölelerin ekonomideki parçasıyla, statürüleriyle, vasıflarıyla alakalı bir şey aslında. Mesela Roma hukukunda falan da biliyorsunuz kölelik zaten neredeyse eee kalbi. Ya şöyle ben ekonomi videoları da çektiğim için
[11:59] ekonomi videolarına da bakabilirsiniz.
[12:01] Şimdi biz ne diyoruz? Bankalar İslam'a uygun değil. Niye? Hem para basıyorlar hem faizle işlem yapıyorlar. Yani şimdi bankalar eee uygun değil diyoruz. Eee ama mesela bankal bankasız iş yapayım bugün. Ya bugün iş yeri açsam bankasız
[12:14] iş yapamam. Devlette işim olsa bankasız ya bugün bankasız iş yapma şansım var mı? Yok. Bankalığı bankaları bir günde kaldırma şansım var mı? Yok. Köleliği de bu şekilde düşünebiliriz. Yani İslam köleliğin uzun vadede kaldırılmasını
[12:25] hedeflemiştir. Kesinlikle Kur'an-ı Kerim'de bununla ilgili bir sürü ayet var. Bakacağız zaten. Beledet suresi olsun. Muhammed 4. ayet olsun yani eee kölelerin salınmasıyla ilgili de bir sürü hadis vesaire yani kölelik kurumu
[12:37] kesinlikle istemiyor İslam. Kesinlikle istemiyor. Eee teorik olarak bu böyle.
[12:41] Ha pratikte niye bunun yansımasını göremedik dersek bir günde kaldıramayız.
[12:45] Bugün bankaların kaldırılması gibi düşünün. Ya kaos ya olamaz böyle bir şey imkansız yani. Kaldıramayız ha. Ne olur?
[12:51] 5 yıla, 10 yıla, 5 yılıyla erken 10, 20, 30 yıla, 40 yıla kadar farklı alternatif sistemi yavaş yavaş, parça parça, kademe getirerek bankaları tasfiye edebiliriz. Kölelikte bu şekilde kalkabilecek bir kurum. Bir anda kalkabilecek bir kurum değil. Çünkü o
[13:04] dönemin ekonomisinin merkezini oluşturuyor köle. Banka gibi düşünebiliriz köleyi. Yani her şeyin merkezinde köle var. Bir anda kaldırıp atamazsın. Sistem bir anda bozulur.
[13:13] Böyle sudan çıkmış balığa dönersin.
[13:15] Günümüzde bankanın yok ed yarın bankaların olmadığını düşün. Sudan çıkmış balığa döneriz. Tüm dünya sistemi çöker. Yani onun gibi kölelerde de bu eee biraz böyle.
[13:24] Dolayısıyla Kur'an'ın stratejisi biraz daha yıllara sari bir şekilde kurutarak köleliği bitirmek. Çünkü anca bu şekilde zaten tasfiye edebilirsin. Eee bir anda imkansız yapabilmen. Bir kere eee bunu nasıl yapıyor? E kaynağı sınırlandıyor.
[13:37] Köleliğe girişi kapatıyor. Bunu nasıl yapabiliyor? Mesela eee İslam öncesi dönemde işte borçlanarak köle olabiliyorsunuz. Farklı yollarla köle olabiliyorsunuz. babadan öyle köle babadan doğduysanız siz de köle oluyorsunuz falan gibi eee kurumlar var.
[13:49] Bunları bir kere kaldırıyor. Tek açık kapı sözde eee bırakılıyor. O da fıkıka göre savaş esirleri darül harf. Onların da bir süre sonra salınması zaten tavsiye ediliyor Kur'an'a göre. Şimdi girişi yasakladık. Yani köleye yeni
[14:02] giriş yapamıyorsun. Tek bir yoldan sadece meşru yapabilirsin. O da savaş esiri yöntemiyle diğer eee şeylerle zaten yapamıyorsun. Kıta da oradan ilerlemiş. Ama aslında Kur'an'a göre de savaş esini bir süre sonra tekrar bırakman gerekiyor. Ona pek uyulmamış.
[14:16] Şimdi pratikle teorik biraz farklı işlemiş. İslam dünyasının belki de en büyük suçlarından bir tanesi. Yani teorik olarak Allah eee Peygamber Efendimiz Kur'an köleliği eee kısa dönem içerisinde tasfiye etmeyi hedeflerken
[14:30] insanlar kendi nefislerine uydukları için maalesef kölelik eee uzun süre eee devam edebilmiş. Ama köleliğin de biz çerçevesini güzel anlamamız lazım.
[14:38] kölelik deyince kafamızda böyle çok garip böyle işte Mısır'daki kırbaçlanan böyle mahvedilen tecavüz edilen böyle bir mal üzerinde istediğim gibi işkence yapabileceğim falan böyle bir şey hayal ediyoruz ya. Şimdi bu batının köleliği.
[14:51] Batıda da kölelik var. Batıda bu bu şekilde eee moderniteye kadar da böyle geldi. Bu köleli kaldırınca da o kurum bitti. Ama bizim eee İslam kültüründeki eee köle dediğimiz kavram sürekli değişim ve dönüşüm içerisinde. Zaten bir
[15:04] kere kölelik istenmiyor. Onu söyledik.
[15:06] zaman tarihi tasfiye edilmesi isteniyor.
[15:08] Ama eee Müslümanlar bunu tam gerçekleştirememiş, kabahatli olmalarına rağmen kölelilerin statüsü biraz daha farklı batıya göre. Yani tam olarak aynı statüde değiller. Bunu birazcık iyi anlamamız gerekiyor. Şimdi biraz daha
[15:20] şeyden bahsedecek olursak mesela kölelikte eee çıkışı teşvik var.
[15:24] İslam'da ne var? Mesela e Kur'an'da köle azat etmek eee çok övülmüş iyilik olarak. Hatta bazı şeylerin işte bir tane köle azat edilir falan oruç tutulur işte falan gibi şeylerin cezasından bir tanesi mesela köle azat edilir. Eee öyle
[15:36] ayetler var. Zorunluluk hali ayeti var.
[15:39] Yani yanlışlıkla işte birini mi öldürdün? Cezası köle azat etmektir.
[15:42] Nisa 92 mesela. Yani yanlışlıkla adam öldürdüğün zaman işte eşine zıhar mı yaptın? O zaman cezası köle azat etmektir. Yani bir kere çok azat etme olayı var. Zekat zekat fonundan kölelerin özgürleştirilmesi için bir fon ayrılıyor. Mesela zekatın verilceği
[15:55] sekiz yer var ya. Bir tanesi de kölelerin azat edilmesi. Bu kuralların içerisinde bir kere girişi yasakladın, çıkışı da aşırı teşvik ettin. Yani zaman hasari tasfiye ediyorsun aslında köleliği. Teorikte bu yani naslarda bu
[16:07] var. Kur'an ve sünnette. Mesela Nur suresi 30 33. ayet var. Sahibiyle anlaşma yapıp özgürlüğünü satın alma hakkı tanıyor köleyeye. Yani köleye özgürlüğü satın alma hakkı veren eee bir durum var. Dolayısıyla çalışıp parasını
[16:19] ödeyip kendisini özgürleştirebiliyor. Bu hakka sahip. sahibi sen benim köylemsin.
[16:23] İstersen dünyaya versen azat etmiyorum deme hakkı yok. Bu Kur'an ayetleriyle gelmiş. Bir de bunlar yani sünnette de birçok örneği var zaten. Eee dolayısıyla hukuki bir kişilik tanıyabiliyor. Peki eee neden tam bitmedi? Yani Kur'an'da ve
[16:37] sünnette kölelik eee zamana sari bir şekilde kademeli bitilmesi hedeflenmesine rağmen neden İslam dünyasında bitemedi? Bunun çeşitli dediğim gibi ekonomik sebepleri var. O dönemde bir kere ekonomi köle üzerinden dönüyor. Yani siz tüm işinizi,
[16:50] makinenizi bir nevi köle üzerinden yaptırıyorsunuz. Eee, dolayısıyla tüm tarımınız bir kere köle üzerinden ilerliyor. Dolayısıyla yiyecek, içecek, nakliye vesaire her şey aslında, eee, kölelerin omuzlarında yükseliyor diyebiliriz. Bu
[17:04] sistemi kırmak çok kolay değil. Şimdi bunu bir maaşlı bir sisteme geçirmek, herkes özgür olduğu zaman bu sefer kim tarlada ırgatlık yapacak? Özgür bir adam tarlada ırgatlık yaptığı zaman ona maaş vermen lazım. Falan gibi kurumların
[17:14] biraz böyle gelişmesi lazım. İnsanların bunu düşünerek ilerleyebiliyor olması lazım. Buralarda biraz eksiklikler yaşanmış. Bir de askeri kölelik paradoksu denilen bir şey var. Şimdi Gulam veya Memlük denilen askeri kölelik
[17:24] diye bir kurum var. Abbasilerden itibaren İslam devletleri ordularında köre askerler yani Gulam denilen şeyler var. Üzerine kurdular. İşte bunlar çeşitli her milletten adam var yani. Her milletten adam. Gulam yani paralı asker
[17:35] gibi de söylenebiliyor bu. Köle asker gibi de söylenebiliyor. Tam köle gibi de değil. Eee aynı zamanda ücret de alıyorlar. Yani böyle bir vasıfları da var. Eee veya işte Osmanlı'da şey kul sisteminden bahsetmiştik. Sadırazamlar
[17:46] vesaire. Onlar da işte kul yani aslında köle manasında kullanılıyor. Paradoks şu ya köle askerlikte kölelik böyle garib mazlum hizmetçilik kurumu olmaktan çıkıp devletin güvenlik ve bürokrasi omurgasına eee dönüşüyor. Mesela
[17:57] Osmanlı'da eee askerlikte de devletin sen askeri olmuş oluyorsun. Savaşa gidiyorsun ganimet alıyorsun falan. Stat köle. Evet, gulam ama aynı zamanda yarı özgür gibi de bir şeysin. Eee, dolayısıyla bu sistem her iki tarafta
[18:12] menfaat sağladığı için çabuk bozulabilecek bir sistem değil. İslam devletleri eee, ordusunu çok fazla bu şekilde genişletebildiği için köle askerlerle, para askerlerle işlerine geliyor. Çünkü çok büyük orduyla büyük fetihler yapabiliyorsun. Kölelerin de ya
[18:25] paramı da kazanıyorum bir yandan işte şeyden pay da alıyorum ganimetten falan.
[18:28] Onların da işine geliyor. Bu gulam sistemi, köleli askerlik ve aynı zamanda demin bahsettiğim eee köleliğin ekonominin temelinde, ortasında yer alan bir kurum olmasından kaynaklı bir tasfiyesi zor zor bir kurum. Yani pratikte e insanlar bunu tam
[18:42] uygulayamamışlar. Ya alternatifini geliştirememişler. Alternatifi gelişmediği için mevcutta takılı kalmışlar. Aynı benim İslami ekonomi videolarında anlattığım gibi. Şimdi siz İslami ekonomiye geçmeye çalışıyorsunuz.
[18:51] Faizsiz ekonomiye geçmeye çalışıyorsunuz ama alternatifini çok iyi üretmediğiniz zaman modern eee ekonomik düzenine tabi olmak zorundasın. bankayı kullanmak zorundasın. Neden? Sen çünkü tam bir alternatifini Kur'an'a uygun
[19:01] geliştirmedin. Allah onu senden bekliyor. Yani onu geliştirdikten sonra bu anca tasviye olup yok olup gidecek.
[19:07] Onu geliştirememişler işte Müslümanlar.
[19:10] Maalesef kölelik dediğim gibi kafada canlanan e 56 çeşit kölelik var. Yani eee softan harda kadar yani e çok hafif kölelikten çok e katı köleliğe kadar.
[19:21] Yani genelde bizim kafamızda canan batı usulü kölelik. Eee, dolayısıyla o yüzden biz böyle çok irite oluyoruz bir anda.
[19:27] Aa, o kölelik mi filan e gibi şey yapıyoruz. Ama bazen hakkını vermemiz lazım. Mesela Roma hukukunda köle eşyadır. Eee, zaten İslam hukukunda da biraz öyle ama hukuki kişiliği yok.
[19:36] Sahibi onu öldürebilir, satabilir, parçalayabilir. Şimdi eee, fıkıhta mesela bunlar yasak. Yani işkence etmek, işte ona uy kaldıramayacağı yükten fazlasını vermek vesaire. Zaten Kur'an'a göre adat edilmesi lazım. Kendini satın
[19:48] alabilir vesaire gibi şeyleri var. Hani dolayısıyla eee bu tam batı eee köleiyle aynı şey değil. Köle bir İslam'da insandır. Bir Müslüman eee olmasından
[20:01] kaynaklı olarak eee dolayısıyla emeği mülk edinmiş kişi olmuş oluyor. Can güvenliği e vardır mesela. Dolayısıyla birini öldürmenin cezası kısas biliyorsunuz ama Roma hukukunda öyle değil. Bir köleni öldürebiliyorsun. Ama
[20:14] İstanbul'da köleni öldürürsen kısasa tabi olursun. Evlenme hakkı var. başka birliği gören evlenebilir. Eee, mal edinme hakkı eee, olabiliyor duruma göre. Eee, dolayısıyla baktığımız zaman, eee, mesela şeye bakacağız biz burada.
[20:29] Yani pratiğe genelde köleye dediğimiz zaman işte dediğim gibi İslam'ın, şeriatın temelinde kölelik yok.
[20:35] Peygamber efendimize baktığımız zaman onun da tam anlamıyla bir kölesi yok.
[20:37] Haz'den gelen mesela Zeyd var. Zeydi'i mesela azet etmiş Peygamber Efendimiz.
[20:41] Hatta daha sonra eee, Zeyid'in çocuğu Üsame. Üsame bin Zeyd mesela ordulara komutanlık yapıyor ya. Hazreti Ömer gibi bir şahıslar, Hazreti Ebubekir, Haz Osman gibi şahıslar komutanım diyor Sömer bin Zeyd'e. Yani bir kölenin
[20:52] çocuğuna. Şimdi sen buna nasıl kölelik diyeceksin şimdi? Yani bir kölenin çocuğu, eski bir kölenin çocuğu Hz. Ömer gibi ya Halife-i Raşid'un komutanım dediği bir kişi, şahsiyete dönüşüyor yani. Eee, dolayısıyla bunu biraz bu
[21:07] mimarde de okumamız gerekiyor. Peygamber efendimize baktığımız zaman kendisinin herhangi bir kölesinin olmadığını görüyoruz. Eee, cari olarak da şöyle bir şey var. E, Maria annemiz var. Onunla resmi nikah kıymıyor. Orada da şöyle bir
[21:20] şey var. Peygamber Efendimizin de tabii özel statüsü olduğundan dolayı Kur'an-ı Kerim'de mesela normalde Müslüman işte eee maksimum 4 kişileriyor ama Peygamber Efendimiz daha fazlasına izin vermiş.
[21:29] Özel statürleri var eee konumundan kaynaklı olaraktan. Marya annemizde de İbrahim oğlu İbrahim eee doğuyor.
[21:34] Peygamber efendimizin sallallahu aley ve sellem eee İbrahim doğuyor. Dolayısıyla köye cariye bir anne olduğu zaman da o zaten bir nevi özgürleşmiş eee olmuş oluyor. Yani peygamber efendimizin aslında herhangi bir kölesi veya caryesi
[21:46] yok. Baktığın zaman İslamın peygamberinin yok. Kur'an'da zaten kölelik yasaklanmış. Zamanlaan kademeli olarak tasfiye edilmesi istenmiş.
[21:53] Dolayısıyla teorisinde bu işin yok.
[21:55] Pratiğinde Müslümanların kabahati var. O da ama çok soft bir kölelik. sırf alternatifini geliştirmedikleri için.
[22:02] Yani ya ben bu köleliği kaldıracağım ama tarlada kim çalışacak? Ya bunun alternatifini tam kurumsal olarak geliştirmemiş. Ben bu köleliği kaldıracağım ama orduda kim savaşacak?
[22:11] Ya bu alternatifi geliştirseydi köleliksiz direkt kalkardı.
[22:15] Müslümanların eksiği bu olmuş.
[22:16] Dolayısıyla ben sistem kurmaya çok önem veriyorum iktisatta da. O yüzden eee iktisat ekonomi videolarında sistem kurmaya çalışıyorum. Bu hukuk videosunda da sistem kurmayı hedefliyorum ve sistem kurmak istiyorum. Çünkü siz alternatif
[22:27] sistemi, İslami sistemi kurmanız lazım ki eski batıl olan tasfiye olsun.
[22:30] Değilse tasfiye olamaz. İmkansız.
[22:32] İnsanlar onun üzerine yaşamaya devam edecek. Köleliği bu şekilde anlamamız gerekiyor. Şimdi burada bir araya girmek istiyorum. Videoyu editlerken fark ettim. Konuyu tam olarak iyi açıklıkta
[22:45] açıklayamamışım. Dolayısıyla ek bir şerh düşmek istiyorum. Biraz daha açıklayıcı olabilmek ve söylediklerimin bağlamını daha iyi oturtabilmek için. Zaten ben bu kölelik ve cariyelik meselesi üzerine ek
[22:58] müstakil bölümler çekeceğim. Yani çok daha detaylı bir şekilde konunun hukuki boyutunu inceleyeceğim bir video olacak.
[23:06] Bu video içerisinde kısa bahsettim aslında ama bazı yerler havada kalabiliyor gibi geldi editlerken. O yüzden ek açıklama yapmak istedim. Şimdi iki şey var. Bir İslam'ın hedeflediği bir konum. İkincisi ise İslam'ın içinde
[23:21] bulunduğu konum. İslam'ın hedeflediği konumda zaten kölelik cariyelik yok. Bir de öncelikle şundan da bahsetmek istiyorum. Terimleri kullanırken herkesin kafasında terimin anlamı başka
[23:34] oluyor. Ben kölelik cariyelik terimini kullanırken kafamda kendi bilgi birikimimden dolayı farklı bir şey canlanırken sizin veya başka birinin kafasında da bambaşka şeyler canlanıyor.
[23:45] Dolayısıyla bizim kafamızda canlan o ilk canlanan zincire vurulan, aşağılanan, hiçbir hakkı olmayan kölelik cariyelikten biz bahsetmiyoruz. O tarz bir şey zaten İslam'da yok. Dolayısıyla İslam'dakinin ismine kölelik, cariyelik
[23:59] dememek lazım. İslam'dakinin ismine himaye kurumu demek lazım. İslam'da bir himaye kurumu var. Yani İslam'ın çerçevesini çizdiği şeyin ismi aslında himaye kurumu. İslam ana hedefinde dediğim gibi iki şey var. mutlak varmaya
[24:14] çalıştığı yerde aslında hiçbir şekilde köle ve cari olmasını istemiyor. Hedef bu doğrultuda. Ama içinde bulunduğu durumda da bir çerçeve çiziyor. Hukuki bir altyapı oluşturuyor. Ve bu hukuki
[24:27] altyapıyla bu köle cariyenin sınırsızca kullanılması, zincirlenmesi, kötü şartlar altında çalışılması, hiçbir hukuki hakkının olmaması, dava açamaması, davalarda hep kaybetmesi yani tüm bu zulüm ve insan olarak
[24:40] görülmemesi, insan onuruna, fıtratına, eee, şahsiyetine aykırı olan bu kötü durumundan alıp hukuki bir zemine çekiyor. İnsancıl bir zemine çekiyor.
[24:50] Şeriat zaten beş şeyi biliyorsunuz hedefliyor. Can, mal, namus, ırz, akıl, nesil. E yani köle de olsa, herhangi bir hür kişi de olsa bunlar korunmak zorunda. Dolayısıyla hukuki bir zemine
[25:03] çekiyor müesseseyi. O vahşi kölelik ve cariyelikken himaye kurumunu geliştiriyor. Ama dediğim gibi bu ikinci kısmı. Çünkü içinde durunulan bir durum var. editlerken de söylediğim gibi, e,
[25:17] bir bankanın bir günde yok edilemeyeceği gibi, kölelik sisteminin bir günde yok edilemeyeceği gibi bir geçiş aşaması olacağı için, bu geçiş aşamasında da bu kurumun olduğu gibi bırakmak İslam'a aykırı olacağı için, insan gururuna,
[25:28] onuruna, şerefine, haysiyetine aykırı olacağı için ve Allah katında herkes eşit olduğu için, hürköyle fark etmez, üstünlük takvada olduğu için bu himaye kurumunun sınırlarını, hukukunu çizmiş
[25:42] oluyor. Fıkıh da bu hukuku aslında belirtiyor. Bu kafa karışıklığının öncelikle giderilmesi lazım. Zaten köylik cari videomda ben bunu daha net anlatacağım. Buradaki bizim pozisyonumuz bu. Yani İslam'ın nihai varmak istediği
[25:56] noktada tüm bunlardan arınmış olması bekleniyor. Zaten ayetlerde, hadislerde böyle. Ama içinde bulunulduğu gerçeklikte TDE böyle bir kurum varsa da bunu düzenlenmiş olarak kölelik cari olarak değil himaye kurumu olarak devam
[26:10] ettirilmesi hukuki çerçevesinde insan onur, şeref, ahlak ve yapısına uygun olarak düzenlenmiş bir kurallar bütün devam etmesini istiyor. Yani gayet olumlu bir şey ve biz günümüzde modern
[26:25] zamanda kölelik cariyelik yok diyoruz sözde ama ben öyle düşünmüyorum.
[26:29] Günümüzde de kölecariyelik aynen devam ediyor. Biz sadece bir yanılgı içerisindeyiz.
[26:35] İnsanlar köle gibi sömürülmeye devam ediyor günümüzde de. Kadınlar çok kötü şartlarda, çok kötü durumlarda sömürülmeye devam ediyor günümüzde. Şu an 2026 yılında kölelik cari kalkmış değil. İsmi kalkmış. Batının anladığı o
[26:50] dehşet vahşet haliyle kalkmış. Ama hala İslam'ın getirdiği o himaye kültürüne kadar bile erişebilmiş değil günümüz.
[26:59] Bunlardan videomda bahsedeceğim ama buradaki çerçevenin yanlış anlaşılmaması için bu ek şerh kısmını koymak istedim.
[27:08] Pozisyonumuz budur. Bunun doğru anlaşılmasını istiyorum. Ona göre devamındaki kalan kısmı izleyebilirsiniz. Şimdi bir diğer konu da e şeriat dence kadın hakları konusu.
[27:19] Sanki şeriat böyle kadınların üzerinde çok büyük bir baskı unsuru kadınların haklarını hiçe sayıyormuş, yoka sayıyormuş. Kafamızda böyle bir batının bize empoze ettiği çeşitli medya yoluyla vesaire bir algı var. Yani böyle
[27:29] kadından nefret ediyor şeriat gibi. Tam tersi şeriatın kadınlara verdiği haklar o dönemde asla olmayan hatta 19. yüzyıla kadar aydınlanmayla eee birlikte batıda da olmayan eee aydınlanmaya kadar batıda
[27:42] da olmayan haklar. Yani bu bir Allah'ın hatta varlığına delil bile sayılabiliriz. Şeriatın kadınlara verdiği hakları. Şimdi bunu biraz bunu ben incelemek istiyorum. Bir devrim niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü eee 600 yılında çölün ortasında bedevi
[27:54] bir toplumda bu bu kadar kadın haklarına önem veren bir sistemin olması. Eee şimdi biraz bundan bahsetmek istiyorum.
[28:01] Mesela mülkiyetin şahsiliği mesela Roma hukukunda veya 19. yüzyıla kadar eee İngiltere'de bile aslında kadın evlendiği zaman tüm mal varlığı kocasına ait. Yani kadının herhangi bir mülkiyet hakkı söz konusu değil. Bakıldığı zaman
[28:15] İslam'da ise bakıldığı zaman e kadın kendi malına hatta mirasa eee kazancına kendi kazancına sahip kocasa paymak zorunda değil. Artı mirastan pay dağılıyor. Yani bu devrimsel dönemde olmayan 19. yüzyıla kadar görülmemiş
[28:28] batıda falan bir şey. Yani Roma'da falan zaten yok. Eee öyle Roma oku falan diye en azından yerlerde dolayısıyla kadına müthiş bir hak. Bir kere mülkiyet hakkı veriyorsun artı mirastan pay hakkı veriyorsun. Yani devrimsel böyle bir
[28:40] bedevi toplumun içinde böyle bir şey çıkamaz yani. İmkansız bu. Ancak Allah'ın vahiyle olabilir. Allah'ın eee bu ispatlarından bir tanesidir. Yani yani bu metnin vahiy kaynaklı olduğunun insan yazması olmadığının ispatlarından
[28:51] bir tanesidir. Bir insan bunu o dönem oraya o şart öyle koyamaz yani. Koyamaz.
[28:54] Koymazsa absürt kaçar yani. Zaten bunda öyle bir beklenti filan da yokken üstelik hiçbir dünyanın hiçbir yerinde yokken böyle bir şey. Sen sıfırdan böyle bir şey koyuyorsun. İmkansız. eee, kocasının mesela borcundan kadın sorumlu
[29:08] eee, değildir. Parasını kocasıyla paylaşmak zorunda değildir. Mesela şeriata göre, İslam'a göre, eee, miras zaten iyi kitap İslam'la birlikte gelmiştir. Normalde miras da veriliyordu eee, insanlara
[29:21] ama diyorlar ki, "E bunları söylüyorsun ama işte dört eşliliğe izin vermiş.
[29:24] Şimdi nasıl oluyor filan." Ya buradaki İslam'ın getirdiği dört eşlilik bir uçkur meselesi değil aslında. Bakıldığı zaman demografik bir zorunluluk. Çünkü o dönem sürekli savaşların olduğu dönem.
[29:34] Yani dünya tarihinde en az savaşın yaşandığı dönemde yaşıyoruz. Biraz tarihi düşünmemiz lazım. Sürekli savaşların olduğu bir dönem. Savaşta kim var? Sadece erkekler var. Erkek nüfusu giderek azalıyor. Giderek azalıyor.
[29:44] Toplumda kadın nüfusu artmış oluyor. E dolayısıyla kadınlar eee herhangi bir eee erkeğin genelde e çatısı altında fıtraten girmek durumundalar. Modernite gibi düşünmememiz lazım. O dönem kadının çalışabileceği bir ofis, bilgisayardan
[29:58] böyle iş yapabileceği klimali ortamda falan bir şey yok. Yani hani kadının geçim kaynağını sağlayabileceği, ticarete girebileceği alanlar kısıtlı.
[30:05] Kadınların o tarz böyle bir eee statüsü, imkanı veya öyle bir toplum içerisindeki yaşanmışlıkları yok. Şimdi böyle olduğu zaman ama Kur'an evrensel. Eee bu sadece o döneme özel değil. Günümüzde de yine öyle olmayabilir. Kadın günümüzde çok
[30:19] fazla iş dünyasına girdi diye. Ama bu zamanla değişebilir veya farklı örflerde, farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde bu böyle değil. E bazı kültürlerde biz böyle. Biz böyle bu kültürdeyiz diye bunu yok sayamayız.
[30:30] Yani dünyada şu an bu böyle değil böyle eee her yerde böyle gibi bir algıya da kapılamayız. Dolayısıyla erkek nüfusu az, kadın nüfusu fazla ve dolayısıyla 4 yaşa kadar Allah izin vermiş ama adaleti korumak şartıyla. E ne olacak? Bu sayede
[30:42] kadınlar açıkta kalmamış olacak. Aşlar açıkta kalmamış olacak. Orada zulme maruz kalmamış olacak. Bir eee aile çatısı altında, bir erkeğin koruması altında hayatlarına devam edebilecekler.
[30:52] Yani bu bunun için getirilmiş bir şey.
[30:54] Yani yani bir nevi sosyal güvenlik, SGK gibi bir şey yani bu. Çünkü kadının açıkta kalması demek. Eğer çalışmadığı, klimalı ofislerde bilgisayardan iş yapmadığı modern e son 50 yıllık falan
[31:06] dönem hariç çok kötü bir şey. Dul bir kadının kalması, geçimini sağlayamaması.
[31:12] Bir şey yapamazsınız. O dönem devlet de günümüzdeki devlet gibi böyle emekli maaşı bağlayayım falan. Böyle bir devlet falan da yok. SGK kurumumuz filan da yok. Yani tek bir yol var. Vakıflar yardım edebilir veya işte eşsever birisi
[31:23] yardım edebilir vesaire. Ama ne gerek bir erkeğin çatısı altındaki ailesiyle erkeğe de zaten adil olma şartı getirmiş Allah. Tamam.
[31:32] Erkek nüfusu sürekli azalıyor çünkü. O yüzden bu verilmiş bir lisanstır. Ama erkek nüfusu kadın nüfusuyla dengeli.
[31:37] Günümüzdeki gibiyse tek eşlilikle ol devam et. Ha çok eşlilik de böyle zorunlulukmuş gibi ya kardeşim kabul ediyorsa kimi kültürler vardır. Çok eşiliğe yatkındır. Araplar mesela.
[31:47] Araplar çok eşiliğe yatkın bir kültüre sahip. Kadın kıskanmıyor yani. E sorun değil onun için ayrı bir ev aşaması, adil olduğunduğu sürece. Ama Türk kültüründe çok eşitlük mesela şu an bizim kültürümüzde çok böyle kınanan,
[31:57] çok zor bir şey. Yani mesela burada yapma zaten ihtiyaç da yok zaten. Savaş da yok zaten. Kadın erkek nüfusu da eşit. Ya bu böyle zorunlulukmuş bir ya bu bir lisans. Bu bir hak. Sadece zor dönemde kullanmak istediğin kadını
[32:08] koruyan bir hak. Yani bu tam tersi ben iddia ediyorum ki bu kadın aleyhine değil leyhine bir haktır. Yani bunu vermeseydi Allah kadın açıkta kaldığı zaman çok daha başına kötü şeyler gelecekti. Yani bunu bu şekilde tarihsel
[32:21] ve olgusal bir şekilde düşünmemiz gerekiyor. Çünkü yani eee burada evlilik hukuku da getirdiği zaman Allah aslında eee nikahla birlikte kadına doğacak çocuğa eee miras ve nafaka eee hakkı
[32:35] tanımış oluyor. Y dolayısıyla çocuğunu da korumuş eee oluyor. Bu evlilik eee hukuku sayesinde mesela veda hutbesinden bir parça var. Okumak isterim. Ey insanlar. Peygamber efendimizin veda hutbesinden bu. Ey insanlar! Kadınların
[32:47] haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız. Onların namus ve ifetini Allah adına söz vererek helal edindiniz.
[32:58] Dikkat edin siz kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerinde hakkınız iffet ve namuslarını korumalarıdır. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları geleneklere uygun
[33:11] biçimde yiyecek ve giyeceklerini sağlamanızdır. Kadınlar huzunda Allah'tan korkun ve onlara en iyi şekilde davranın. 600 yılında bedevilerde çölün ortasında dünyanın hiçbir yerinde kadınlar yok sayılırken böyle bir konuşmayı veda hutbesinde
[33:25] binlerce kişiye Peygamber efendimiz yapıyor ve tavsiye ediyor. Şimdi İslam kadına siz nasıl yani kadını yok saymış dersiniz bir şey ya dünyada olmayan bir hakkı mucizevi bir şekilde kadına tanımıştır. Kadının dediğim gibi özel
[33:36] mülk hakkı tanımıştır. Kocasıyla paylaşmama hakkı var kazandığın hiçbir şeyi. Kocasının ona, abilerinin ona, babasının ona bakma yükümlülüğü var. Bir kadın asla açıkta kalamaz hukukuna göre.
[33:47] Kocası bakmak zorunda. Onun giyeceğini, giyeceğini vermek zorunda. E şimdi bu böyle olduğu zaman siz buna şey diyemezsiniz. Yani şecaat işte kadının düşmanıdır falan. Yani tam tersidir. Tam tersidir. Bu cehaletten kaynaklanan bir
[34:00] sadece boş bir argümandır. Yani e kadınların şahitliği meselesi işte iki kadın şahit, bir erkek şahide denk geliyor şeriatta. E bunu nasıl açıklayacaksın? Eee filan. Bakara suresinin 282. ayeti biliyorsunuz uzun bir ayet. ticaretle alakalı bir konuda
[34:14] bir kadın şahitliğini, bir erkek şahitliğini eee denk kılmış ayette ticaretle alakalı bir konuda eee şimdi yani şahitlik zor bir mesele. Hatta Anadolu'da da şey var ya işte aman şahit yazarlar falan diye. Yani eee şahit olmak öyle basit bir mesele değil. Çünkü
[34:28] birisinin hükmünde sizin şahitliğiniz kullanılacak. Eee ve artık ona dayanılarak bir hüküm eee verilecek.
[34:36] Özellikle ticari konularda Kur'an eee kadınların daha iki şahitli olması, daha birbiriyle eee destekleyici bir şekilde olmasını eee öngördüğünü bu ayette görüyoruz. Neden? Çünkü baş ağrıdan bir
[34:48] şey. Şahitlik belalı bir şey. Eee biraz ama eee kadın erkekler bu şeye daha fazla direnebilir. Eee kadınlarsa biraz daha yanında eee yandaşıyla e arkadaşıyla eee yardakçısıyla bu belaya
[35:02] eee daha rahat direnebilir. Yani gücü dışarıdan gelecek herhangi bir baskıya karşı özellikle ticari bir olayda eee daha fazla eee durabilir. Ama bu şey değil yani fıkıhta sanki her şeyde iki
[35:14] kadın şahit bir erkeğe eşitmiş gibi algılanıyor. Halbuki öyle değil. Mesela kadınsal meselelerde, doğumun tespitinde süt annelikte, kadına özel hallerde eee vesaire gibi eee şeylerde kadın şahitliği direkt kabul ediliyor.
[35:29] Mesela öyle kadın şahit vesaire gibi bir şey gerekmiyor. Bu konularda bir kadın şahit yeterli mesela. Yani o zaman yarım kadın şahit sen yani saçma yani öyle bir şey olmayacağına göre demek ki yani buradan şey çıkarabiliriz. Ticari
[35:41] konulardaki daha çok eee şahitlikte histeniyor. Onun dışında kadının tek şahit olabileceği yerler de var. Ha burada yani çok katı düşünmek eee zorunda değiliz burada. Yani kadının alçaltılmasından ya da kadın itilmesinden ya da hor görülmesinden
[35:56] kaynaklı bir iki şahitlik olmadığını anlayabiliyoruz. Çünkü veda etmesinden, eee, kadın haklar verilmesinden, miras edilmesine mesela anladığımıza göre Kur'an kadını koruyan bir şeyde, durumda. Eee, yani kadın o nariniliğinden eee, korunması
[36:10] gerektiğini kesinlikle felsefi olarak ve teorik olarak korunmasını tavsiye ediyor. O zaman burada iki şahitliğin eee, temel arkadaki motivasyonunun yine bu kadının korunmasına dair bir şey olduğunu çok rahat bir şekilde anlayabiliriz. Burada yine editlerken
[36:24] fark ettim. Konu birazcık hala havada kalmış olabilir. Buna da ek bir şerh düşmek istiyorum. Şimdi sadece ayete göre Bakara suresindeki ticari konularda
[36:37] iki kadın şahit gerekiyor. Bir erkeğin karşılığı iki kadın şahit. Ya bunun sebeplerini araştırırken neler olabilir şeklinde düşündüğümüz zaman ek bir sebep daha söyleyebiliriz videodakilerine. Ek
[36:50] olarak ticari hayatta ve genel olarak hayatın içerisinde erkeklerin prestiji, konumu yani onun itibarı çok önemli. Siz bu itibarı bir kere kaybettiğiniz zaman
[37:04] artık onu geri almanız zor oluyor ve ticari hayatta çok zorlanıyorsunuz.
[37:09] Örnek vermek gerekirse çekiniz Türkiye şartlarında çekiniz karşılıksız çıktıysa siz artık ticari hayattan bayağı bir soyutlanmış oluyorsunuz. Artık maaşlı bir çalışan olarak devam edebilirsiniz.
[37:18] Çünkü o çekin karşılıklı çıkması sizin bundan sonraki kuracağınız herhangi bir şirkette size çek olarak kimsenin güvenmemesi anlamına geliyor. Bu çok büyük bir itibar kaybı. Dolayısıyla erkekler bu konuda çok dikkatli. Tek bir
[37:32] yanlış hakkı var. Yanlış yaptığı zaman toplumdan silinecek. Yani taşınması gerekecek, farklı bir ülkeye gitmesi gerekecek. Y farklı bir şeye girmesi gerekecek. Çok ciddi bir sorun yaşayacak. Erkekler bu konuda böyle bir handikapa sahip olduğu için yalancı
[37:47] şahitlik konusunda özellikle ticari davalarda daha çekingen davranacaklardır. Çünkü ortaya çıkması durumunda büyük problem yaşayacak.
[37:55] Kadınlara gelelim. Kadınlar da ticari hayatın içerisinde yer alıyorlar.
[37:58] Hazreti Hatice de zengin bir insandı biliyoruz. Kervanları var. Her zaman kadınlar ticari hayatının içerisinde varlar. Erkeklere nazaran daha az varlar. Doğru. eee günümüzde biraz daha arttı. Doğru ama yine de erkek egemen
[38:11] bir kesim. Ticari hayat kesinlikle kadınların egemen olduğu bir kesim değil. Bu muhtemelen kıyamete kadar da böyle devam edecek. Günümüzde de böyle.
[38:19] Sadece kadınların oranı biraz daha artmış durumda. Olay o.
[38:23] Kadınlar ticari hayatta herhangi bir yanlış yaptıklarında tüm hayatlarındaki denge altüst olmuyor.
[38:32] Çünkü kadınların hayatındaki tek unsur itibarı, gücü değil. Kadınlık unsurları var. Diyelim ki bir kadın ticari hayatta çeki yine deminki örnek çeki karşılıksız çıktı ve ticari olarak itibarsız duruma
[38:46] düştü. Bu kadının hala sırf kadınlık vasıflarından dolayı pozitif bir durumu var. Hiç olmadı gider bir erkekle evlenir. Zengin bir erkekle hayatına yine aynı şartlarda devam edebilir. Hayatında katastrofik,
[39:00] dramatik bir değişiklik yaşamıyor.
[39:03] Ticari hayatı etkileniyor. Doğru ama erkek kadar yine etkilenmiyor. Çünkü kadınlık vasıflarını kullanaraktan sırf kadın olduğu için bir de insanlar eee algısı da bu şekilde. Ona ikinci bir şans vermeyi tercih edebiliyorlar.
[39:16] Bu ticaretin içerisinde böyle yer alanlar bilir. Dediğim gibi ticaretten soyutlansa bile ikinci seçeneği var.
[39:24] Kocasının himayesi altında hayatına güzel bir şekilde devam edebiliyor.
[39:27] Erkeklerde böyle değil. Ticari hayatı bittiği anda, gücü bittiği anda tekrar o gücü toparlaması çok zor ya da imkansıza yakın. Dolayısıyla kendi kendini dengeleyen bir mekanizma söz konusu.
[39:37] Erkek yalan söylerken özellikle ticari konuda çok çekingen davranacaktır. Tek kurşunu var.
[39:44] Kadınlar biraz daha bakıldığı zaman yalan söylemesi oyun teorisi gereği kendinden çok bir şey kaybetmediği için erkeğin yarısı kadar risk aldığını söyleyebiliriz. Yani erkek çok fazla risk alıyor yalan söyleyerek ama kadın
[39:57] onun yarısı kadar aşağı yukarı risk alıyor. Ona hayatına etkisi daha az yani. Dolayısıyla bu sebepten dolayı iki kadın aynı anda şahitlik ederse erkeğin riskine aynı eşitlikte bir risk olmuş
[40:10] olacağı için iki kadın gerekiyor. Ticari hayattaki şahitliklerde.
[40:15] Böyle bir ek yorum da getirmek istedim.
[40:18] Olayı bir de bu perspektiften değerlendirebiliriz. çok çeşitli hikmetleri olabilir. Ama videoda dediğim gibi bu ticari hayat için böyle. Hayatın farklı konularında veya ceza konularında eee mezhepler arasında veya alimler
[40:33] arasında çeşitli ihtilaflar mevcut. Bu konuda kesin net bir şey yok. Diğer konularda birebir kadınların şahitliğinin erkekle aynı kabul edildiği durumlar da var. Dolayısıyla burada bir
[40:46] de şey yok. Biz bunu bir olumsuzluk olarak algılıyoruz. İşte kadını şahitlikte kabul edilmiyor. Neden? Kadın kötü, pis, kaka. O yüzden değil. Yani bunun sebebi bu değil. Şimdi öyle olsa şeriatta diğer tüm hükümlerde kadın
[40:59] aşağılanırdı. Kadın kötü duruma, kötü pozisyona getirilirdi, yok sayılırdı.
[41:03] Öyle değil. Ama öyle olmadığını görüyoruz. İyi pozisyonda gayet ve bir sürü hakkı var ve eee adil bir durumda.
[41:11] O zaman şahitlikteki mevzu bu değil.
[41:13] Yani burada farklı dengeler söz konusu olduğu için böyle bir hikmet söz konusu.
[41:19] Bu açıdan da değerlendirmek gerekiyor olayı.
[41:23] Bunları da eee bir notlarımıza ekleyecek olursak nelerden bahsettik aslında eee Hazreti Yusuf
[41:37] kıssası çoklu hukuk sistemi olduğundan Kur'an'dan bunun çoklu hukuk sisteminin eee olduğundan aslında bahsetmiş olduk. Daha sonra
[41:49] kölelik meselesine geldik.
[41:53] Kölelik tek tip değil. Vahşi kölelik.
[41:57] Batınınki diyelim.
[42:01] Eee, İslam naslarında, Kur'an, sünnette kölelik kesinlikle yok. Peygamberimizin de zaten herhangi bir kölesi vesaire eee olmadığını görüyoruz.
[42:15] Dolayısıyla kölelik yok. Hatta tam tersi Köleoğlu Hüsame bin Zeyd.
[42:23] Eski köle oğlu Hüsame bin Zey komutan. Hazreti Ömer komutanım diyor onu. Yani öyle bir eee statüde
[42:36] eee kölelik banka gibi bir günde kalkmaz.
[42:44] ekonominin tam göbeğinde, savaşın paralı askerliğin tam göbeğinde yeni sistem kurularak
[42:56] tasfiye edilebilir. Ancak fıkıhta buna rağmen. Çünkü fıkıhta niye kölel dair hükümler var? Ya insanların sorusu oluyor. Geliyor bu köle şikayet ediyor. Bana böyle yaptı. O diyor ki kö böyle yapabilir miyim? Böyle yapabilir
[43:11] miyim? Şimdi siz kadı olarak eee fıkıh alimi olarak buna bir cevap vermek zorundasınız. O da kitabınızda yer almak zorunda. Bu sanki köleliği meşru kılıyormuş gibi işte fıkıh kitapları köleliğe dair hükümlerle dolu bilmem ne
[43:22] şöyle böyle ya mecbur hayatın içinde yaşanıyor. Bir kölelik var şu anda yaşanıyor ve insanların davaları oluyor, sorunları oluyor. Çözüme ulaşmak istiyorlar ve size soru soruyorlar ve size cevap veriyorsunuz ve bir sonraki
[43:32] nesilde bu cevapların kullanılmasını istiyorsunuz. O yüzden kitabınızı ekliyorsunuz. Bunu kitabınıza eklemeniz köleliği meşru gördüğünüz anlamına gelmiyor. Ama kölelik olduğu zaman da mecburen uygulanıyorsa bir çözüm de bulunmak gerekiyorsa o çözümün buna
[43:45] uygun yapılması gerektiğini gösteriyor.
[43:47] O yüzden işte fuk kitapları kölelikle dolu bilmem ne. Ne yapsın adam? Bir çözüm bulmak zorunda orada alim, kadı, fıkıh, ulema eee kişinin sorusuna bir cevap vermek zorunda. O yüzden var.
[43:58] Yoksa o köleliği meşru gördüğü için değil. o anki duruma uygun bir en uygun cevabı verebilmesi için. Yoksa Kur'an ve sünnette olmadığını görüyoruz zaten.
[44:08] Bunun açıklaması da budur.
[44:11] Eee işte fıkıhta eee mesela köle sahibini dava ediyor. Ya böyle bir şey var mı? Yani kölelik eee yumuşaktır diyelim. Niye? Çünkü İslam'ın özünde kölelik olmadığı için fıkıh halim
[44:25] mecburen en yumuşak fetvayı veriyor o anda. Yani eee bir anda köleni azat et de diyebilir ama köle azat etse ne olacak? Komple köleliği kaldıramayacak ki sistem yani yeni bir sistem yok.
[44:35] Alternatifi henüz üretilmemiş. O yüzden en yumuşak fezvayı veriyor. O da nedir?
[44:40] İşte köleler evlenebilir.
[44:45] Ondan sonra eee köleye işkence edemezsin, öldüremezsin, beslemek zorundasın.
[44:57] Kafana göre cezalandıramazsın.
[45:02] Ondan sonra köleye böyle kafamızdaki vahşi kölelik gibi davranamıyorsun. Yani bir nevi senin bir hizmetçin daha böyle çok yaklaşabileceğin bir hizmetçin. Onun sebebi de dediğim gibi fıkıh halimi, kölelik olmadığını bildiği için en
[45:15] yumuşak hükmü veriyor ve onun uygulanmasını sağlamaya çalışıyor toplumda. Çünkü köleliği kaldırmaya gücü yetmez onun. Yetmiyor da zaten yetmediği için bu şekilde eee fetvalar verilmiş.
[45:25] Köleliğin olayının bu şekilde anlaşılması gerekiyor.
[45:30] Bundan bahsetmiştik.
[45:32] Kadın hakları.
[45:35] Kadın haklarından bahsettik. Miras defa verilmiş. Mülk edinme hakkı verilmiş.
[45:43] Ondan sonracıma bunlar asla normalde olmayan şeyler.
[45:52] Veda hutbesi kadın haklarının önemini gösteriyor.
[45:59] Allah'ın emaneti olduğunu onlara çok iyi adalete dikkatli davranmamız gerektiğini söylüyor. Dört eş meselesi demografi ve bunların yıpranmaması için
[46:12] yani aslında olumlu olumlu bir eee havası olduğundan vesaire bahsetmiş olduk. Eee bu kısımda bu şekilde incelemiş olduk.
