# Modern Hukuk Neden Tıkandı? Civil Law, Common Law ve Şeriat Gerçeği

Hukuk · Şeriat ve Modern Hukuk, 1. bölüm · 22 Nis 2026 · 1:13:01

Bağlantı: https://kokfinans.org/video/modern-hukuk-neden-tikandi-civil-law-common-law-ve-seriat-gercegi  
YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=m6KoyLsDB_o

Modern hukuk tıkanmış durumda. Şeriat, fıkıh ve halifelik kavramlarını netleştirip civil law ile common law sistemlerini karşılaştırdığımızda, hakimi kanun maddesine eşleştiren bir memura dönüştüren civil law yerine içtihat ve örfle işleyen common law'un daha adil olduğu görülüyor. Şeriat da yapısı gereği bu modele çok daha yakın, dinamik bir hukuk sistemidir.

### Neden bu konu?

"Şeriat" denildiğinde zihinlerde canlanan el kesme, kaos ve geri kalmışlık tablosu medyadaki propagandanın ürünüdür; oysa şeriat, bütüncül bir hukuk sistemi olarak bugünkü modern hukuktan bile daha ileridir. Seriye giriş niteliğindeki bu yazıda amacımız, Müslüman gençlerin bu konuda geri çekilmek yerine karşı argümanlara cevap verebilmesini sağlamak.

Çıkış noktası modern hukukun tıkanmışlığı: davalar yıllarca sürüyor, mahkemeden kazanan da kaybeden de mutsuz çıkıyor, hapishaneler iki vardiya yatılacak kadar dolu ve neredeyse her suça hapis cezası veriliyor. Tarihin her alanda ilerlediği varsayımı Batı'nın empoze ettiği bir anlayıştır; İbn Haldun'un dediği gibi tarih döngüseldir ve hukuk alanında geriye gidilmiş olabilir.

### Temel kavramlar: şeriat, fıkıh, halifelik

- **Şeriat**: Sözlükte "akan, giden" anlamına gelir. Allah'ın koyduğu, nas (Kur'an ve sünnet) ile sabit olan anayasal üst ilkeler bütünüdür; can, mal, akıl, nesil ve ırz güvenliği gibi temel hak ve hürriyetleri koruma altına alır.
- **Fıkıh**: Alimlerin ve kadıların, önlerine gelen somut davalarda bu ilkelerden çıkardığı hükümlerdir. İnsan ürünüdür; zamana, mekâna, topluma ve örfe göre değişir. Mezheplerin varlığı da bundan kaynaklanır.
- **Halifelik**: Hristiyanlıktaki papalık ya da Şia'daki masum imamlık gibi kanun koyma yetkisine sahip dinî bir otorite değildir. Ehl-i sünnette halife yalnızca İslam toplumunu yöneten bir emirdir.

### Civil law: memur hakim ve pozitif hukuk

Dünyada iki ana hukuk sistemi var: common law (biz "ortak" yerine "örfî hukuk" demeyi tercih ediyoruz) ve civil law (kıta Avrupası ya da yazılı hukuk). Civil law kökünü Roma hukukundan alıyor ve Napolyon'un *Code Civil*'iyle tüm Avrupa'ya yayılıyor. Türkiye de Cumhuriyetle birlikte bu sisteme geçmiş; medeni kanun İsviçre'den, ceza kanunu İtalya'dan, hem de Fransızca tercümelerin tercümesi olarak alınmış.

Osmanlı aydınlarının yabancı dilinin İngilizce değil Fransızca olması ülkeyi aşırı regülasyoncu Fransız ekolüne bağladı ve bu da geri bıraktı. Az ve öz kurala dayalı minimalist düzen her zaman daha iyidir ve bu İslami bir ilkedir: Kur'an'daki hüküm ayetleri, 6236 ayetin yalnızca yüzde 3 kadarı.

Civil law'da hakim adeta bir devlet memuru gibi çalışıyor ve önüne gelen vakayı kanun maddesiyle eşleştirmeye uğraşıyor. Bunun arkasında pozitif hukuk anlayışı var: Aydınlanma ve sekülerleşmeyle hukuk dinî ve ahlaki referansından koparılmış, kanun koyucu ne yazdıysa o kural sayılmış. Bu da toplumla uyumsuz, "eğreti" bir hukuk doğuruyor. Kanuna uydukları gerekçesiyle kendilerini suçsuz gören Nazi subayları, pozitif hukukun en acı örneğidir. 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de bu çıkmazları yamama çabası olarak okunabilir. Kanunlar aslında halk ya da meclis tarafından değil, birkaç teknokrat tarafından yazılıyor. Kirayı ev sahibinin eşinin hesabına yatıran kiracının "kira ödemedi" sayılması ve usul boşluklarından para kazanan avukatların sistemi kilitlemesi bunun örnekleridir.

### Common law: yaratıcı hakim, jüri ve uzlaşma

İngiltere, ABD, Kanada gibi ülkelerdeki common law, hakimlerin emsal kararlarının yüzyıllar boyunca birikmesiyle oluşuyor. Burada her vaka kendine özgü sayılıyor ve hakim, önceki içtihatları gözeterek o davaya özel bir çözüm üretiyor. Kısacası hukuk yaratıyor. İngiltere'de bu düzen 1215 Magna Carta ile kralın yetkilerinin sınırlandırılmasına dayanıyor. Jüri sistemi halkın vicdanını yargıya taşıyor: 1688'deki **Yedi Piskopos Davası**'nda jüri, kralın emrine rağmen piskoposları haklı buluyor.

Common law'un bir diğer avantajı uyuşmazlıkları mahkemeye gelmeden çözmesi. İngiltere'deki **Part 36** teklif usulünde makul bir teklifi reddedip mahkemede kaybeden taraf çok daha ağır bir sonuçla karşılaşıyor. Bu, notuna haksız itiraz eden öğrencinin puanının iki kat kırılmasına benzer. Savcıların itiraf karşılığı yaptığı pazarlıklar da aynı işlevi görüyor. Böylece common law'da davaların yüzde 90-95'i mahkemeye gitmeden çözülürken, civil law'da bu oran en fazla yüzde 5-10. Türkiye'deki zorunlu arabuluculuk ise anlaşmamanın hiçbir bedeli olmadığı için sonuç vermiyor. Yüz bin kişiye düşen hakim sayısı İngiltere'de 3-5 iken kıta Avrupası'nda 25-30. World Justice Project'in hukukun üstünlüğü endeksinde de nüfusu az, refahı yüksek Kuzey Avrupa ülkelerinden sonra hemen common law ülkeleri geliyor.

Karşılaştırmayı özetlersek: civil law'da hukukun kaynağı yasalar, common law'da önceki içtihatlar ve örf; civil law tümdengelimci ve katı, common law tümevarımcı ve dinamik. Yargıtay ve Danıştay içtihatları ise gerçek içtihat değil, vakanın hangi maddeye uyduğunu gösteren yorum rehberleridir.

### Fıkhın dinamik yapısı

Şeriat yapısı gereği common law'a çok daha yakın. Naslar az. Had cezaları (suçu ve cezası nasla belirlenmiş, sayıları on kadar) sınırlı, geri kalanı kadının içtihadıyla belirlenen tazir cezaları. Müslümanların fıkhı Napolyon Kanunu gibi donmuş bir metin sanması civil law zihniyetinin ürünüdür. Fıkhın dinamik olduğunun delilleri şunlar:

1. İmam Muhammed ve Ebu Yusuf'un hocaları Ebu Hanife'den, İmam Şafii'nin de İmam Muhammed'den farklı görüşleri var. Şafii, Hicaz'da ve Mısır'da benzer vakalara farklı hükümler vermiş.
2. Abbasi halifesi *Muvatta*'yı Kâbe'ye asıp herkesi ona bağlamak istediğinde İmam Malik, sahabenin farklı diyarlara dağıldığını ve her topluluğun kendine özgü bir ilmi olduğunu söyleyerek karşı çıkmış.
3. Maliki fakihi Karâfî, insanların örfüne bakmadan yalnızca kitaplarla fetva vermenin haram olduğunu söylüyor.
4. Mecelle'nin küllî kaideleri arasında "Ezmanın tağayyürü ile ahkâmın tağayyürü inkâr olunamaz" (zaman değiştikçe hükümler değişir) ilkesi bulunuyor.
5. Üzüm şırası ve boza sıcak Hicaz'da çabuk mayalandığı için haram sayılabilirken soğuk Anadolu'da helal olabiliyor. Buzdolabının yaygınlaşmasıyla bu hüküm Hicaz'da da değişebiliyor.
6. Musa, İsa, Nuh ve İbrahim peygamberlerin şeriatları farklı. On Emir'deki gibi temel ilkeler ortak, cezalar ve uygulama ise topluma göre değişiyor.

Hanefi-Maturidi ekolünün kıyas ve istihsan yoluyla bilinenden bilinmeyene giden usulü, akılla nas arasında "vasat" bir yol sunuyor.

### İtirazlar: bilim ve selefi yaklaşım

"Bilim çağında şeriat olur mu?" itirazına baskıcı bir rejime rağmen yapay zekâ ve teknolojide öne geçen Çin ve Nazi Almanyası'ndaki bilimsel ilerleme cevap veriyor. Hukuk düzeniyle bilimsel gelişme arasında doğrudan bir bağ yok.

Her türlü insan yorumunu "tağut" sayan selefi yaklaşım ise tarihselci ve gerçek dışıdır. Kur'an hırsızlık için yalnızca el kesmeyi öngörüyor ama baklava çalanla milyonları çalanın ayrımı yorum gerektiriyor. Allah insanı, kurala harfiyen uyan meleklerden farklı olarak içtihat edebilen özgür bir varlık olarak yaratmıştır. Maide 3'teki "dininizi kemale erdirdim" ifadesi de her hükmün yazıya geçirildiği şeklinde değil, inanç çerçevesinin tamamlandığı şeklinde okunmalıdır.

### Kamu hukuku yanılgısı

Son olarak, modern devlette her şey kamu hukukuna dönüşmüş durumda. Mağdur şikâyetinden vazgeçse bile devlet yargılamayı sürdürüyor. Oysa şeriat "devlet agnostik"tir: yalnızca bireyler ve onların uyuşmazlıkları var, devlet kadılık müessesesiyle sadece aracı oluyor. Kısasta mağdurun affı esas. Kamu hukuku Roma'da bile bu ölçüde değildi; Fransız Devrimi ve Napolyon Kanunu ile ortaya çıktı.

> Kamunun hukuku diye bir şey olamaz. İnsanların, bireylerin birbiriyle olan çekişmeleri olur.

Şeriat, Müslüman ya da gayrimüslim herkese en adil şekilde hizmet edecek hukuk sistemidir. Had cezalarını ve Mecelle'yi sonraki bölümlerde ayrıntılı ele alacağız.

## Bölümler

- 00:00 — Giriş ve amaç
- 06:03 — Şeriat, fıkıh ve halifelik
- 10:28 — İki ana hukuk sistemi
- 12:49 — Civil law ve Türkiye
- 17:52 — Pozitif hukukun çıkmazları
- 25:09 — Common law ve emsal kararlar
- 31:31 — Mahkeme dışı uzlaşma ve Part 36
- 41:05 — Sistemlerin karşılaştırması
- 48:07 — Fıkhın dinamik yapısı
- 57:00 — Bilim ve selefi itirazlar
- 1:06:16 — Kamu hukuku yanılgısı
- 1:10:18 — Bölüm özeti

Etiketler: şeriat, fıkıh, common law, civil law, islam hukuku, hukuk sistemleri

## Transkript

[00:00] Selamünaleyküm. Rabbi yessir ve la tuassir. Rabbi tenvin bilhar. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır işlerimi hayırla sonuçlandır.
[00:12] Bugün sizlere şeriattan ve hukuk sistemlerinden biraz bahsetmek istiyorum. Çünkü bu alanda aslında kapsamlı detaylı bir inceleme videosunun
[00:25] tam olarak olmadığını, dağınık dağınık farklı bilgi parçacıklarının olduğunu gördüm. Ben de aslında bütüncül bir hukuk sistemi yaklaşımı olarak şeriatın nasıl ele alınması gerektiğini, hangi
[00:39] açılardan ele almamız gerektiğini biraz anlatmak istiyorum. Çünkü günümüzde şeriat denildiği zaman zihnimizde oluşan o kötü ifadenin de farkındayım.
[00:51] Özellikle son dönemde medyada da yapılan propagandalar sonucunda şeriat denince işte el kesmeler, talibanlar, ortğu, kaos, böyle kasvetli bir hava adeta bir
[01:05] turuncu filmtresi gibi kafamızın önünde böyle çok eski çağdan kalma, çok demode bir şey aklımıza geliyor. Gözümüzün önünde canlanıyor. Ama aslında durum hiç
[01:18] de öyle değil. Şeriat dediğimiz şey bir hukuk sistemi ve ben şunu iddia ediyorum ki bu videoyla birlikte siz de anlayacaksınız ki şeriat aslında günümüzdeki modern hukuktan bile çok ileri derecede iyi bir hukuk sistemi ve
[01:32] Allah'ın bize verdiği bir nimet olarak ben bunu görüyorum. İnsanların bunu kendi başına bulması bence yine zor.
[01:38] Ekonomi videolarında da gördüğümüz gibi ekonomik normları Allah Kur'an-ı Kerim'de bize vermişti ve onlardan faydalanarak batıdaki kişilerin bile bulamayacağı bilgileri biz aslında oralardan elde edebiliyorduk. Aynı şekilde hukuk sisteminin de bize
[01:52] başilmiş olduğunu düşünüyorum.
[01:54] Dolayısıyla bu videoyu çekmekteki temel amacım şeriat denilince kafada oluşan o olumsuz tablonun yerine çok daha mükemmel, çok daha modern ve çok daha iyi bir şey olduğunu, bir hukuk sistemi olarak harika bir sistem olduğunu
[02:07] argümanlarıyla dile getirmek istiyorum.
[02:09] Bunu oluşturmak istiyorum. Aynı zamanda da Müslüman gençlerin şeriat denilince böyle sağa sola kaçmalarına, oralara buralara çekilmelerini istemediğim için, göğüslerini yere y geremalarını istediğim için bu videodan yararlanarak
[02:22] onlar da ortamlarda ve bir argüman geldiği zaman, karşı argüman geldiği zaman kendilerini savunacak bir şekilde artık şeriatı savunabilecekler. Bu videoyla temel ulaşmak istediğim hedef bu. Bunu yaparken de karşılaştırmalı.
[02:35] Dünyadaki eski ve yeni tüm modern hukuk sistemlerini ele alaraktan şeriatı, halifeliği, bunların getirdiği kurumları, modern hukuku, civil'u, common low'u hepsini tek anlatacağım.
[02:46] Bir yandan bazen ekranımın bir köşesinde de notlar alacağım. Çünkü çok fazla konseptten bahsedeceğiz. Unutmamak için küçük notlar alarak da ilerleyeceğiz.
[02:55] Ben iddia ediyorum ki şeriat o kadar mükemmel bir felsefe üzerine kuruludur ki Allah'ın varlığının delillerinden bir tanesini de şeriat olarak koyabiliriz. O derece mükemmel bir sistem. Bizim bu mükemmel sistemi Müslümanlar olarak iyi
[03:08] bir şekilde analiz edip doğru bir şekilde anlıyor olmamız lazım. Bunu anladığımız zaman gerçekten de nasıl bu kadar eski yıllarda bu kadar ileri bir hukuk felsefesinin olabileceğine şaşıracaksınız.
[03:20] Bugün biz biliyoruz ki hem Türkiye'de zaten daha kötü durumda ama Avrupa'da da aynı şekilde, dünyada da aynı şekilde genel olarak adaletin yoksunluğundan bahsedebiliyoruz. Uluslararası hukukun yoksunluğundan bahsedebiliyoruz.
[03:34] İnsanlar mahkemeden özellikle ülkemizde mahkemeye kazanan da mutsuz, kaybeden de mutsuz. Hukuk çok büyük bir çıkmaz içerisinde. Davalar çok uzun sürüyor.
[03:43] Yani hukuk sisteminde bir problem olduğu belli. Bu aslında bilinen bir şey ama maalesef buna bir çözüm üretilebilmiş değil. Çünkü hala kafamız batılı bir şekilde çalışıyor. Ama biz özümüze dönersek, Müslümanlığın özüne şeriata
[03:58] dönersek birazdan videoda anlatacağım argümanlar üzere aslında tüm bu problemlerden çok rahat bir şekilde ben kurtulabileceğimizi düşünüyorum. Aynı şekilde suç ve ceza kavramı. Bugün bakıyoruz hapishaneler tıkanmış durumda.
[04:13] 2 vardiya yatıyorlar. Şu an hapishanelerde yer olmadığı için tüm suçların cezasını hapis cezası olarak vermeye çalışıyoruz. Bunlar ne kadar İslami, ne kadar şeri? Şeriat aslında bize nasıl bir suç ve ceza karşılıkları
[04:26] veriyor? Bunları da yine bu videoda incelemek istiyorum. Bazı doğru bilinen yanlışları da anlatmak istiyorum.
[04:32] Aslında aslında bizim kafamızda hep şöyle bir algı var. Tarih her zaman ilerlemecidir. Her zaman daha iyiye gider. Modernlik her zaman bir basamak ileriye götürür. İnsanlık hep ileriye doğru gider. Ama bu her konuda böyle
[04:45] değil. Belki teknolojide bu şekilde ama hukukta mesela geriye gitmişiz. Eski dönemlerdeki hukuk şu an günümüzdeki modern hukuktan çok daha verimli ve efektif ve daha adil olduğunu rahat bir şekilde söyleyebiliyoruz mesela.
[04:57] Dolayısıyla burada sürekli ilerlemeci bir bakış açısında olmamıza kesinlikle gerek yok. Çünkü tarih İbn Haldun'un da dediği gibi ilerlemeci değildir.
[05:07] Döngüseldir. İnsanlık her zaman biraz ileri gider. Sonra geri gelir. Bazen gerideki bir şey çok ilerideki bir fikre sahip olabilir. Bizde ilerlemeci tarih anlayışı hep batının bize empoze ettiği bir durumdur. Ama halbuki 600'lü
[05:19] yıllarda şeriat denilen gelen şeyin Kur'an-ı Kerim'le birlikte tabii ki bu aslında ilk insandan beri var ama eee biz şu an Kur'an'ın getirdiği şeriatı inceleyeceğiz. Eee, dolayısıyla bunun çok daha günümüzdeki modern hook
[05:32] sistemlerinden bile iyi olduğunu ben bu videoda ispatlamaya çalışacağım. Şimdi burada videoda adım adım gitmemiz gerekiyor. Önce kavramların doğru şeklini öğrenmemiz gerekiyor. Kavramları öğrenip bir zemin oluşturmamız
[05:45] gerekiyor. Bu zemin üzerine de hukuk sistemlerini ben inşa edeceğim ve karşılaştırmalı olarak hangi hukuk sisteminin ne gibi avantajları var?
[05:53] Şeriat aslında hangisinde neye yakın ve hangisinde daha üstün olduğu gibi şeyleri video boyunca tartışacağız. Ama öncelikle biz zemin oluşturmak için kavramları doğru bilmemiz gerekiyor.
[06:03] Dolayısıyla ilk başta kavramları açıklamak istiyorum. Şeriat yani şeriat dediğimizde aslında nedir? Yani kelime sözlük anlamına bakacak olursak şeria yani akan giden anlamında. Hatta batı Şeriya var ya Kudüs West Bank'te
[06:16] deniyor. Batı Şeri da deniliyor. Eee o Şeria yani oradaki, eee nehir var biliyorsunuz batısında Kudüs'ün e doğusunda. Yani onun batısına Kudüs deniliyor. Yani Aka Nehir anlamında şeriat dediğimiz şey. Şeriat aslında
[06:29] Allah'ın koyduğu nas dediğimiz Kur'an ve sünnetle eee sabit olan anayasal üst ilkeler bir normlar yani bir prensipler eee bütünü diyebiliriz. Nas dediğimiz şey de Kur'an ve sünnetin getirdiği ilkeler olarak söyleyebiliriz. Bu
[06:43] ülkeler bize temel olarak eee neyi anlatıyor? Hukuk olarak adaleti, can güvenliğini, mülkiyeti, mal güvenliğini, ırz, namus güvenliğini gibi aslında temel kişinin hak ve hürriyetlerini koruma altına alan bir yapı, bir hukuk
[06:56] sistemi, bir ilkeler bütünü olarak kısaca tarif edebiliriz şeriat dediğimiz şeyi. Peki fıkıh dediğimiz kavram niye geliyor? Fıkıh da aslında bu şeriattan alimlerin elde ettiği hükümler. Sonuçta vatandaşların olayları oluyor, davalar
[07:11] oluyor. İnsanların anlaşmazlıkları oluyor. Ceza veya hukuk davaları oluyor.
[07:17] Burada kadıya geliyorlar veya alime geliyorlar. Alim burada bir fıkıh icra ediyor. Yani hüküm icra ediyor. Yani şeriat ilkelerinden bir hüküm çıkarıyor.
[07:26] Bir sonuç çıkarıyor. Davayı bir sonuca bağlıyor. Dolayısıyla fıkıh dediğimiz şey de aslında insanın ürettiği zamana, mekana, topluma, örfe bağlı olaraktan da değişen bir hükümler bütünü olarak da bu
[07:39] fıkıh literatürünü ele alabiliriz.
[07:41] Eskiden beri günümüze kadar gelen farklı kitaplarla da, alimlerle de mezhepler var. Biliyorsunuz ehli sünnet olarak dört mezhebimiz var. Aslında daha fazla var da biraz daha yan mezhepler onlar küçük. Şia var vesaire. Yani
[07:55] aslında fıkıh literatürü oluşmaya başlıyor. Birbirinden nüansları var.
[07:58] Neden? Çünkü dediğim gibi zamana, örfe, yere, eee, topluma göre değişebilir.
[08:04] Birazdan ayrıntısına da gireceğiz. Fıkıh dediğimiz olay da bu şeriat ilkelerinden hukuk yapmayı bize tarif ediyor aslında.
[08:12] Bir de aslında işin yönetim kısmı var.
[08:14] Yani halifelik dediğimiz kısım var.
[08:16] Halifelik dediğimizde aslında yönetici yani İslam devletinin, İslam toplumunun eee yöneticisi gibi düşünebiliriz evvelden beri. Bu halifelik konusunda da çok büyük yanlış anlaşılmalar var.
[08:27] Kavram kargaşaları var. Halifelik kurumuna atfedilen değişik bir anlam var. Onu da biraz bu videoda eee açmaya çalışacağız. Aslında kısaca bir özet vermek gerekirse aslında diğer dinlerde mesela Hristiyanlıkta papalık. O da bir
[08:41] halifelik gibi yani dinin ve devletin yöneticisi olmuş oluyor. Ama Hristiyanlıkta papalık, ruhbanlık var.
[08:48] Yani orada bizzat tanrının yeryüzündeki temsilcisi Papa. Papa bizzat kural koyabilir, kanun koyabilir ve onun koyduğu şeye uyulmak zorundadır. Yani eee o bir otoritedir Hristiyanlıkta.
[09:01] Aynı şekilde mesela Müslümanlıkta da Şia böyledir. Şiaada 12 imam teorisi vardır biliyorsunuz.
[09:07] Ya Hazreti Ali'nin soyundan gelecek şekilde Peygamber Efendimizden 12 imam ondan sonra da devam ediyor. Mesela şu anda Ayetullah Ümeyni eee masum imam kabul ediliyor. Şiaadaki masum imam da aynı papalık gibi. Onun verdiği hüküm,
[09:19] yaptığı fıkıh, verdiği kanun aslında uyulmak zorundadır. Çünkü o masumdur.
[09:25] Verdiği karar her zaman doğru olmak zorundadır gibi. Ama Ehl Sünnette baktığımız zaman halifelik dediğimiz sadece bir yöneticidir. Bir kanun yapma yetkisi aslında yoktur. ve böyle eee papalık gibi, Hristiyanlık gibi veya
[09:38] dışdaki masum imamlık gibi bir statüsü de yoktur. Sadece İslam eee devletini yönetir. İnsanlara bir liderlik eder.
[09:46] Lider, emir vasfındadır. Biraz daha detaylarını açacağız. Kısacası halifelikte bu şekilde bahsedebiliriz.
[09:52] Dolayısıyla kavramlarımız aslında eee bu şekilde. Bu videoyla birlikte aslında şeriat gericiliktir. İşte şeriat geçmişe dönüktür. Biz modern ülkemizi zor kurduk. Cumhuriyeti yeni kurduk. işte modern kanunlar, hukuklar bizi şimdi siz
[10:07] 1000 senine, 1500 sene geriye mi götüreceksiniz gibi söylemlerin ne kadar altı boş, ne kadar saçma söylemler olduğunu bu video ile birlikte görmüş olacağız. Bunu da eee yine araya eklemiş olayım. Şimdi kavramlara yeri gelecek
[10:19] olursak, şimdi kavramlarda eee şeriatı konuştuk, fıkıhı konuştuk, halifeliği konuştuk. Şimdi biraz da yavaş yavaş artık hukuk sistemlerine gelelim.
[10:28] Dünyada bizim bildiğimiz şu anda iki farklı ana hukuk sistemi var. Bunlardan bir tanesi common low dediğimiz sistem.
[10:35] Yani ortak hukuk diye geçiyor türkçesi.
[10:39] Ama ben ortak yerine biraz daha örfi hukuk demek istiyorum buna. Çünkü örfi bir hukuk. Eee toplumdan gelen eee bir hukuk olarak söyleyebiliriz. Sözlü hukuk diyebileceğimiz. Bir de civil law var.
[10:50] Civil law da karasal hukuk türkçesi yani yazılı hukuk yani kanunlara dayalı hukuk. Kanun kitapçıkları olan yazılı hukuka da civil law diyoruz. Birisi örf sözel toplumla alakalı hukuk. common law birisi de sivil karasal hukuk civil law
[11:05] o da kanun kitaplarına dayalı. Şimdi bu ikisini biraz daha detaylı anlatacağız.
[11:07] Çünkü bu hukuk iki hukuk sisteminin farklılıklarını bilmemiz önemli.
[11:11] Şeriatın aslında bu iki hukuk sisteminden hangisine yakın olduğunu veya hangisiyle daha uyumlu olduğunu bilmemiz de önemli. Ve şu an bizim içinde bulunduğumuz veya Müslüman ülkelerin içinde bulunduğu durumda nasıl olduğunu bilmemiz önemli. Bunu
[11:24] karşılaştıracağız birazdan. Ben video boyunca common law ve civil law diyeceğim. Yani İngilizce tabirlerini kullanacağım. Çünkü orijinal ifadelerini kullanmak istiyorum. Ortak hukuk veya karasal hukuk bazen yine diyebilirim. O
[11:36] yüzden baştan tanımlamaları yapmak istiyorum. Şimdi common law ve eee civilow'a geçmeden önce küçük bir antip parantez da açmak istiyorum. Dediğim gibi aslında bu videoyu yine yapma sebeplerinden bir tanesi günümüzdeki hukuk sisteminin ben tıkanmış olduğunu
[11:49] düşünüyorum. Hapishaneler dolmuş daış durumda. saçma saçma cezalar veriliyor.
[11:53] Tıpkı geçmişteki Orta Çağ'da verilen cezalar gibi. Orta Çağ'da da en ufak şeylere idam cezası veriliyor veya bambaşka hiç akla gelmeyecek işkence yöntemiyle yargılamalar vesaire mevcut.
[12:04] Videonun ilerleyen dakikalarında göreceğiz. Eee dolayısıyla bir ıslah sorunu var ve bir de mağduriyet sorunu var. Yani suçluya suçundan fazla ceza verdiğiniz zaman o adamı da mağdur etmiş olursunuz. Veya suçuyla alakası olmayan
[12:13] bir ceza verdiğiniz zaman mağdur etmiş olursunuz. Veya suçluya az ceza vermiş olursanız bu sefer de davacıyı eee mağdur etmiş olursunuz. Dolayısıyla sistemde bir tıkanıklık, bir yanlışlık.
[12:23] Yani hukuk işliyor ama ne kadar adalete bağlı olarak işliyor? Ne kadar adaleti tesis edebiliyor? Şu an dünyada ben bunun çok zayıf olduğunu, ülkemizde zaten çok zayıf olduğunu, İslam dünyasında da olduğunun zayıf olduğunu
[12:36] düşünüyorum. Bu yüzden aslında bu videoyu çekerekten yeni bir sistem önerisi bambaşka yepyeni bir sistem önerisi de bu video ile birlikte yapmış olacağım. Şimdi common law ve civil love demiştik. Şimdi civil loveow'a biraz
[12:49] yavaş yavaş girelim. Türkiye'nin de içinde bulunmuş olduğu aslında kıta Avrupası hukuku yani karasal hukuk. Yani Kıta Avrupa'sında İngiltere hariç. O yüzden kıta Avrupası diyoruz. Kıta Avrupa'sında da uygulanan, dünyanın
[12:59] birçok bölgesinde de uygulanan ülkemizde de cumhuriyetle birlikte aslında uygulanmaya başlayan bir hukuk sistemidir. Civil love, karasal hukuk.
[13:08] Bu aslında kökü Roma hukukuna dayanır.
[13:10] Çünkü Roma'da Roma hukuku da common law değildir. Civil law'dur. Eee, yani, eee, maddelerden oluşan, kanun metinlerinden oluşan yazılı hukuktur.
[13:19] Eee, bu hukukun aslında en temelde en ilerlediği noktalardan bir tanesi Fransız devrimidir ve Napolyon. Aslında Napolyon'un, eee, kod Napolyon adı altında veya, e, COD Civil falan da
[13:31] deniliyor. Napolyon'un bir COD diye bir yasa kitapçığı var, hukuk kitapçığı var.
[13:37] Bu aslında tüm Avrupa'ya yayılıp eee civil la'un esas temelini teşkil ediyor.
[13:43] Türkiye'de Cumhuriyette biz mesela işte medeni hukuku toplumumuz benzediği için köylü olduğu için yani Türk Anadolu toplumu 1920'lerde işte eski cumhuriyet kurulurken köylüydü. İsviçre toplumu da köylüydü. O Haydi'yi vesaireyi
[13:55] bilirsiniz. Böyle ayakları çıplak işte giderler süt sarlar. YouTube'u açın bakın İsviçre diye. Oradaki dayıların hakeli dayılar falan var orada yani böyle İsviçre'de. İsviçre'de köylü bir millet olduğu için şey medeni hukuku
[14:06] İsviçre'den almışız biz. Orijinali Almanca ama Fransızca tercümeden. Biz tercümesinin tercümesinden almışız yani.
[14:12] Eee ceza hukuku İtalya'dan alıyoruz.
[14:15] Orada da yine ceza şeyleri e biraz benzediği için oradan almışız. Onu da yine çevirisinin çevirisi Fransızca çevirisinden alıyoruz. Dolayısıyla biz Cumhuriyetle birlikte Civil Lo'a geçmiş oluyoruz aslında.
[14:28] Dediğim gibi bunun esas eee kaynağı da COD Napolyon. Napolyon'un yazmış olduğu hukuk kitapçığı karasal hukuk düzeni. Şu an Avrupa'da da eee zaten e civil law kullanılmış oluyor. Şimdi biz eee
[14:41] aslında şöyle bir ant parantezle geçmek istiyorum.
[14:44] Bizim Osmanlı'nın son döneminden itibaren işte Jön Türkler, işte Tanzimat vesaire Osmanlı aydınları aslında dil olarak yabancı dil olarak Fransızca hep Fransızca üzerinden ilerlemişiz. Bu yüzden de biz hep Fransız ekolünün
[14:58] etkisi altında kalmışız. Fransız ekolü de civil law odaklı. Halbuki İngilizce olsaydı bizim yabancı dilimiz. Eğer Osmanlı aydınlarının yabancı dili İngilizce olsaydı biz Anglosakson hukukundan etkilenecektik. Yani Comonlov'dan etkilenecektir. Yani
[15:12] İngiltere, Amerika, Kanada, Avustralya gibi ülkelerin hukukundan etkilenmiş olacaktık ve onların aslında entelektüel birikiminden etkilenmiş olacaktı ve bu belki de bir milletin tarihini çok fazla değiştirebilecekti. Sırf bir dilin yani
[15:25] bizim entelektüktüel dilimizin Fransızca olması bizi bence eee biraz geriye götürmüş. Eee ben bunu rahat bir şekilde söyleyebilirim. Eğer İngilizce olsaydı bizim aydınların yabancı dili şu an Anglosakson eee etkisi altında çok daha
[15:39] ileri, çok daha iyi bir hukuk sistemine ve diğer hayatın diğer alanlarına da tesir edecek şekilde eee olabilirdik.
[15:45] Dolayısıyla çok yoğun bir Fransız etkisi bizde söz konusu. Fransızların da şöyle bir handikapı var. Çok fazla regülasyonları var. Çok fazla kanun yapıyorlar. Mesela Fransız Ceza Kanunu ticari Kanunuyla İsviçre Ticari Kanununa
[15:57] bakıyorsunuz. Fransız Ticari Kanunu şu kadar kalınlıkta kitap. Çünkü Fransızlar kafayı boğmuşlar. Bu kanun yapmakla işte hukuk yapmakla alakalı. Eee, çok fazla regülasyon var. Halbuki İsviçre Ticari Kanunu bakıyorsunuz şu kadar kalınlıkta
[16:10] yani onda biri kalınlığında kitap çık.
[16:11] Sadece öz şeyleri veriyor. Gerisi biraz daha yoruma dayalı ve açık. Aslında ne kadar az regülasyon, ne kadar minimalist, ne kadar minarşik bir devlet veya hukuk veya ekonomi her neyse herhangi bir şeyde minarşik olması, az
[16:23] olması, özün olması, az regülasyonunun olması her zaman daha iyi bir şeydir.
[16:27] Aslında İslami prensip de böyledir.
[16:29] Kur'an-ı Kerim'de de bakın 600 sayfa fazla değil, öz, ilkeler, anayasalar, prensipler var. Şeriat, şeriatta had yasaları birazdan gireceğiz. Azdır mesela. Çok değildir. Eee, naslar azdır mesela. Çünkü eee, bunu çok fazla regüle
[16:42] etmek, çok fazla koymak, eee, çok iyi bir şey değil. İslami bir şey de değil.
[16:45] Hatta işte Peygamber Efendimize bir şeyler geliyorlar soruyorlar. Şunu nasıl yapacağız? Bunu yapacağız ya çok sormayın diyor. Hani çok sormayın. Çünkü o zaman onunla mesul olmaya başlayacaksınız. Yani minimum regülasyon, minimum iş. Çok fazla kural
[16:56] koymadan yapmak her zaman daha iyi bir şey. Biz dolayısıyla Fransız dekol ekolünde kaldığımız için çok fazla eee Fransız hukukundan etkilenmiş durumdayız. Şimdi eee Civil Lo'a gelecek olursak Civilov'da dediğimiz gibi kanun
[17:08] metni var. Her şey yazılı ve yazılı hukuktan ilerliyor. Eee, sözlü bir hukuk, örfi bir hukuk yok. Birileri bu yazılı hukuku yapıyor artık eee, ülkenin yönetim biçimine göre bu bir kral da olabilir veya işte meclis de yapıyor
[17:22] olabilir veya bir teknokrat grubu da bu yasaları yapıyor olabilir. Bu yapılıyor.
[17:26] Daha sonra da bu yasalara göre artık mahkemelerde hükümler veriliyor. Hakimin rolüne gelecek olursak hakim buralarda adeta bir devlet memuru adeta. Yani önüne gelen vakayı kanundaki maddelere
[17:39] eşleştirmeye çalışan, ona uydurmaya çalışan bir pozisyonda kendisinin böyle bir eee yargısı, bir öznel bir yorumu, bir öznel bir katkısı eee olayı bir çevremeye çalışmak gibi bir durumu söz konusu değil. Pozitivist bir hukuk.
[17:52] birazdan da geleceğiz zaten. Eee, dolayısıyla gelen vakayı doğrudan maddelere eşleştirmeye çalışıyor. Şimdi burada pozitivist hukuka da gelecek olursak pozitivist hukuk şu anlama geliyor. Yani bilimsel pozitif adı üstünde doğal hukuk değil. Doğal hukuk
[18:07] var. Bir de pozitif hukuk var. Doğal hukuk dediğimiz şey aslında bizim eee insanların bir arada yaşamasından kaynaklı doğal olarak gelişen, örfe, adete, zamana, topluma göre sirayet eden, toplumun durumu neyse, ahlakı
[18:19] neyse, eee o anki vaziyeti neyse, düşüncesi, ortak, kolektif bilinci neyse ondan çıkan hukuktur. Ama pozitif hukuk şöyledir. Birisi çıkar metinleri, kanunları yazar. Yani aslında burada hukukun felsefesine gelmiş oluyoruz.
[18:34] Yani hukuk kaynağını nereden almalıdır?
[18:37] Eskiden beşeriyatta da aynı şekilde hukuk kaynağını tanrıdan, ilahtan alır.
[18:42] Hristiyanlıkta da böyle, Yahudilikte yani dinlerde böyle aslında İslam'da da Allah'tan yani nastan, Kur'an-ı Kerim'den ve sünnetten alıyor biliyorsunuz. Dolayısıyla hukukun kaynağın dinden alması çok olası. Neden?
[18:52] Çünkü burada bir ahlak felsefesi söz konusu. Yani ahlak, biz ahlakı nasıl tanıyabiliriz? İyi nedir? Kötü nedir?
[18:59] Yani bunun kim neye göre karar verecek?
[19:02] Nasıl bir referans noktası alacağım? Bu zaten ahlak felsefesinin çıkmaz bir sorusu. Bunun en kolay yolunu dillerde.
[19:09] Ahlak direkt tanrıdan gelir. Dolayısıyla Tanrı bana ne dediyse ben ona göre hukukumu inşa ederim, ahlakımı inşa ederim. Bu doğal hukuk aynı şekilde dinlerden gelen şekilde oluyor. Ama bir de pozitif hukuk var biliyorsunuz.
[19:21] Aydınlanmayla birlikte İskoç aydınlanması Avrupa'da sanayi devrimi vesaire ile birlikte artık dine olan bağlılık, biraz daha sekülerleşme, biraz daha laikleşme. Dolayısıyla dinle olan herhangi bir şeyleri artık kesiyorlar.
[19:33] Artık pozitif artık bilimsel bir şekilde her şeyi ilerlemeye çalışıyorlar. Hukuk da bundan nasibini alıyor. E peki biz ahlakı nasıl temellendireceğiz din olmadan? Hukuku nasıl temellendireceğiz din olmadan? Diyorlar ki pozitif hukuk.
[19:47] Yani kanun yapıcı kanunu yapacak. O kural olacak. Yani burada herhangi bir ahlak gözetmek zorunda değiliz. Herhangi bir kural gözetmek, herhangi bir topluma dair bir örf, bir ad bir şey gözetmek zorunda değiliz. Kanun yapıcı kanunu
[20:00] koyduysa o kuraldır. Bitti. Yani ahlak kanun kendisinden gelen bir şeydir.
[20:07] Herhangi bir referans noktasına dayanmak zorunda değildir. Böyle olduğu zaman da aslında toplumla uyumsuz, organik olmayan, orada eğreti duran bir hukuk olmuş oluyor. Çünkü toplum başka yaşıyor, başka düşünüyor, başka bir
[20:19] kolektif bilince sahipken kanun yapıcı burada sırf o maddeyi öyle koydu diye pozitif hukuk her şeyi ona göre uyguluyor. İşte özellikle bu medeni kanunlarda falan çatışma söz konusu oluyor evliliklerde, boşanmalarda. Çünkü
[20:31] insanların tabi olduğu ya da inandığı şeyler farklı başka ya da mirasta. Ama sen ona sırf kanun maddesi böyle diyor.
[20:39] O zaman pozitif olacağız, bilimsel olacağız. Ben ne yazdıysam onu uygulayacaksın. bu olmuyor. Ya da işte sosyal suçularda işte Medeni kanun dedim zinada vesaire gibi şeylerde yani kanun koyu suç değil diyorsa suç olmuyor. Suç
[20:50] diyorsa suç oluyor. Eee bu aslında biraz da garip bir şey. Mesela Nazi subaylarına eee Dünya Savaşı'ndan sonra soruyorlar ya neden hani böyle kötülük, bu kadar katliamı, bu kadar işkenceleri vesaire eee ne yaptınız diyorlar. Yani
[21:05] pozitif hukukun belki de en acı örneklerinden bir tanesidir. Onlar da diyorlar ki biz suç işlemedik ki.
[21:11] subayları böyledi. Biz suç işlemedik ki kanunda ne yazıyorsa biz onu yaptık. Biz gayet legal ve kanuna uygun işler yaptık diyorlar. İşte pozitif hukukun çıkması bu. Yani kanunda yazıyor bu işte savaş
[21:23] esnasında eee esirler şöyle böyle neyse yani kanun biz kanunsuz hiçbir şey yapmadık diyor. Kanunda yazan her şeyi uyguladık. işte pozitif hukukun e çıkmazlarından bir tanesi. Tabii bu çıkmazlar da Avrupa aslında biraz farkına varıyor veya işte çok geçmişinde
[21:37] orta çağlarda çok her şey idam cezası o e cadıların yakılması eee birazdan bahsederiz. Garip garip yargılamalar yani kişiyi böyle eee sıcak suyu atıyorlar, soğuk suyu atıyorlar. Elini saldırıyorlar, çıkarıyorlar. İyileşirse
[21:51] eee işte suçlu değil değil iyileşmezse suçlu vesaire gibi garip garip yargılamalar. Onun günahını Batı aslında hapis cezası getirerek daha hümanist olarak geçiriyorlar. Ama çok hümanist, çok e şey olduğun zaman da bu sefer de
[22:05] eee mağduru daha fazla mağdur etmiş oluyorsun filan. Y batının kafası bu noktada karışık. Bizim aslında batıyı çok ileri sanmamamız lazım. Bizim aslında şeriatta çok daha güzel bunların hepsi teker teker açıklanmış güzel bir
[22:17] hukuk sistemimiz var. Batı bu yüzden 1948'de işte insan hakları evrensel beyannamesi diye filan vicdanlı rahatlatıcı güzel şeyler falan çıkarmaya çalışıyorlar. Yani 1948'de mi çıkacaktı yani bu? E çünkü bu pozitivist hukukun
[22:29] eee sözde bilimsel hukukun çıkmazlarını yamaya yamaya ilerlemeye çalışıyorlar.
[22:34] Eee işte Türkiye'de de mesela hukuk okullarında bahsederler. İşte kanun koyucu abesle iştigal etmez. Ya bu aslında eee referansı dini olan hukuk sistemi içindir. Yani kanun koyucu demek Allah abesle iştikal etmez. Naslar abes
[22:47] değildir anlamında ama halbuki kanun koyucu abesle gayet iştikal ediyor.
[22:49] Saçma saçma bizim kanunlarımız yok mu?
[22:51] garip garip toplumla uyumsuz, alakasız herkesi mağdur eden, davalıyı davacıyı da mağdur eden eee kanunlar yok mu? Var.
[22:58] Dolayısıyla eee kanun koca abes gayet iştigal edebiliyor. Hukuk fakültesinde öğretilen bu düstur şu an geçerliliğini yitirmiş durumda. Ve yani şöyle bir şey var. İşte modern devletlerde meclis diye bir şey var. Eee kanunları meclis yapar.
[23:10] Dolayısıyla halk aslında meclistekileri de halk seçtiği için kanunları halk yapar falan gibi. Dolayısıyla meşruiyetini halktan alır gibi bir iddia var. Ama gerçeğe baktığımız zaman gerçekte bu böyle olmuyor. Kanun teklifleri gidip de meclisteki
[23:23] milletvekilleri tarafından oluşturulmuyor. Bir grup teknokrat var yine birkaç böyle bu işlerle uğraşan üst düzey elit kimseler var devletin içerisinde. Teknokratlar 3 be kişi kanun maddelerini yazıyor. Teklife öneri meclise teklif öneri olarak
[23:37] getiriyorlar. Mecliste kanunlaşıyor.
[23:39] Şimdi bunu halk mı yapmış oldu? Yani yine bir teknokrat grubu yapmış oldu.
[23:42] Civil Love'un çıkmazı budur. Yani aslında halk yaptığı gibi gösterilip yine bir grup zümreden bir insan kafasına göre pozitifist hukuk adı altında kanun maddeleri sıralıyor. Orada toplumla uyumlu veya uyumsuz bir şekilde
[23:54] artık şans eseri yani bu sistem eee kesinlikle şeriatla uyumsuz bir sistem olduğunu söyleyebiliriz. Yine mesela kira davalarında Civil Law'a baktığımız zaman mesela eee şöyle Türkiye'de de örnekleri var. Adam kirayı ev sahibinin
[24:08] karısının hesabına yatırmış. Ama pozitif sukaa göre bu kira yatırılmadı saydığı için kiraları yatırmadığından dolayı adama bir sürü ceza geliyor. Bilmiyorum evden çıkarılıyor vesaire. Yani bu mu yani böyle mi olmalı gerçekten? Adamın
[24:21] karısına yatırmışsın halbuki. Ha adama yatırmışsın ha karısına yatırmışsın.
[24:23] Normalde saçma geliyor bize değil mi?
[24:25] Toplum olarak mantığımıza sığmıyor ama çok hukuki. Neden? Kanun maddesinde bu yazıyor. Pozitivist hukuk. Asla vicdan veya yorum yapma şeyin yok. Kanunda ne yazıyorsa uygulayacaksın. E bakacaksın.
[24:36] ev sahibine mi göndermiş? Hayır, karısına. Tamam, bitti. Karısına göndermesiyle hiç göndermemesi arasında hiçbir fark gözetmiyor. Mesela ne kadar adil yani.
[24:45] Eee, Civil Law'un çıkmazları bunlar. Ya da işte eee, böyle yasalarda küçük açıklar, her şey yasaya bağlı olduğu için eee, yasa dışına çıkamadığı için hakim. Yasada küçük boşluklar bulan bazı böyle cin avukatlar işte 50 kuruşluk
[24:58] bilmem usul hatası bulup bir şey bulup eee, binlerce dava açıyor oradan para kazanmak için. Mesela yasanın küçük bir boşluğundan yararlanmaya çalışıyor filan. Böyle şeylerle uğraşıyor. Sistemi kitliyor. Çok fazla dava olmasına sebep
[25:09] oluyor. Bu da diğer insanların daha fazla mağdur olmasına yol açıyor. Yani Civil Love'un aslında handikapları bunlar. Şimdi biraz common love, earthy love, ortak hukuk dediğimiz yani Anglasakson hukuku dediğimiz kısma gelelim. Anglosakson hukuku işte
[25:23] İngiltere, oradan Amerika, Kanada bu tarz yerlerde eee olan hukuk sistemidir.
[25:28] Eee jürili daha böyle yazılı olmayan, daha örp daha president dediğimiz içtihat hakimlerin yaptığı içtihat kararlarından birike birike birike yıllar boyunca gelen hukuk sistemine Anglosakson hukuku yani common love eee
[25:40] diyoruz. Burada e emsal kararlar var.
[25:44] İçtihat önemli. Yani her vaka uniktir diyor. Her vaka ayrıdır. Her vaka kendi içerisinde özel şartlar barındırır.
[25:50] Diyor ki bu gerçek olan bu hümanist olan bu. Yani aslında siz binlerce farklı vaka var. Binlerce çeşit hırsızlık biçimi var. Farklı farklı aynı şey bile çalınsa nasıl çalındı? İnsanların o anki durumu farklı. Ya hiçbir vaka birbirinin
[26:03] aynısı değil. Hiçbir dava birbirinin aynısı değil. Civil Law'da siz onu buradaki yazan bir maddeye eşleştirmek zorundasınız. Ama bu zaman adaleti kaybetmiş oluyorsunuz. Adalet orada arada buraya eşleşirken yok olmuş oluyor. Ama Comonlow'da hakim iştihata
[26:18] tabi daha önceki hakim emsal kararlarından bakıyor ve o anki davanın özel durumuna göre kendi içtihat yaparak, kendi düşünerek, kendisi yorumlayarak topluma göre, örfe zaman göre bir karar vermiş oluyor. Öncekileri de baz ve referans
[26:33] alarak. Bu daha uygun, daha adalete giden bir sistem dolayısıyla. Yani dolayısıyla hukuk Anglasakson'da Comon Law'da daha önce verilen kararlarla birike birike birike birike birike yıllar içinde toplumun bir bilinçaltı,
[26:46] bir kolektif bir eee havuz şeklinde aslında ilerlemiş oluyor. Dolayısıyla böyle yazılı bir kural söz konusu değil.
[26:53] Hakim burada hukuk yaratmış oluyor.
[26:55] Dolayısıyla hukuku gerçekten yapmış oluyor. Gerçekten hakimlik yapmış oluyor. Gerçekten olayı değerlendirmiş, içselleştirmiş, anlamış, yorumunu katmış. O olayda bağlaştırmış oluyor kendini. Böyle duvar gibi böyle e pozitif hukuklukta sivil lda mesela
[27:08] hakim böyle duvar gibi şeydir.
[27:09] Düşüncesi, vicdanı hiçbir şey yoktur.
[27:11] Alır vaka. Burada hangi maddeye uyduracağım ben bunu acaba? Hangi maddeye uydurabilirim? On da uğraşır sadece yorum yapmaz üzerine. Ama commonlow da ya bu vakayı nasıl çözeceğiz? Şimdi daha önceki hakimler ne demiş? Bu adamın özel durumu ne? Güzelce
[27:23] değerlendirir. Daha adilane bir işlem yapabilir. Mesela işte Comon Low'da ceza maddesi ne diyor? 1 yıl ila 3 yıl. Yani 6 ay veremez, 4 yıl veremez. Mesela şeyde Civil Law'da pardon yazılı neyse odur ama common low'da bakar adamın
[27:38] durumuna göre 6 ayda verir, 5 yılda verir, 10 yılda verebilir. Çünkü o vakanın kendine göre has bazı özellikleri, bazı durumları vardır. Yani hiçbir şey birbirine benzeri aynısı olamaz. Daha sonra jüri sistemi var mesela common low'da. Bazen ben hukuk
[27:52] gitden önce TÇ yapacak öğrenciler falan Amerikan hukuk avukat izeleri izliyorlar. İşte İngiltere'de falan vesaire geçen medya onların elinde olduğu için Netflix'te şurada burada izliyorlar. İşte orada jüri var. avukat böyle savunuyor, bilmem ne yapıyor.
[28:05] Zannediyorlar ki Türkiye'de de öyle ya alakası yok. Orada Anglasan common law geçerli. Sen civil'dasın. Sivil'da her şey yazışarak. Türkiye'de böyle bir savunma, böyle bir şey yok ki. Yani avukatlar acaba ben şu hukuk maddesine
[28:17] gittirebilir miyim hakimi oraya eee vakayı oraya meçlemesine, o maddeye uygun bulmasını sağlayabilir miyim diye.
[28:25] Her şey yazı üzerinden, her şey dilekçe üzerinden ilerliyor Türkiye'de mesela.
[28:29] Ama Avrupa'da öyle değil. Avrupa demişim. Çok özür diliyorum. İngiltere ve Amerika'da öyle değil. Comon law'da orada avukat eee yorum yapıyor. Jüriyi etkilemeye çalışıyor. Jüri var. Eee hakimin içtihat yetkisi var. Düşünüyor,
[28:41] bakıyor etkileniyor. Ha dolayısıyla orada daha böyle bir eee şey söz konusu.
[28:46] Nasıl diyeyim? Avukatların rolü daha fazla. Türkiye'de sadece dilekçe üzerinden şu kanun maddesine acaba bu adamı sokuşturabilir miyiz? Buna uğraştırıyorlar. Yani o yüzden böyle bu hukuk sistemlerini bilmeden önceden bu dizileri izleyip hukuk fakültesine giden
[28:57] adamlar bir anda şok geçiriyor. Çünkü aynı hukuk sisteminde değilsin sen. Yani farklı hukuk sistemindesin. Jüri aslında halkın yargılamaya katılması çok güzel bir şey. Her davada olmuyor tabii yine Amerika'da, İngiltere'de filan ama bazı
[29:09] önemli davalarda oluyor. İngiltere'de de bu olayın özü şu. Magna dediğimiz aslında kralın yetkilerinin sınırlandırılması. 1215. Magna ile birlikte aslında commonlow resmi olarak başlamış oluyor İngiltere'de. Çünkü bu ne demek? Sıra kralın yetkilerin
[29:23] sınırlandırılması şu demek. Kral artık kafasına göre yargı dağıtamaz kardeşim.
[29:28] Burada halk da bir jüri de bu yargılamalarda işin içine dahil olacak. Magna Karta'da mesela İngiltere'de yazılı hukuk yok.
[29:37] Yani eee dolayısıyla daha önceki hakim içtihatlarından gele gele gele gele comon low'da eee kolektif bir bilinç var. Türkiye'de bedeni kanun kitapçığı var ya mesela orada yok. Orada eski hakim kararları var. Magna Karta'dan
[29:49] beri gelen ama 1215'ten beri gelen ve bunlar değişe değişe geliyor. Eee dolayısıyla çok güzel bir sistem. Eee jüri jürinin şöyle bir olayı var. Halkı davanın içine kattığın zaman bir nevi aslında halkın vicdanını da eee yargının
[30:04] içine katmış oluyorsun ve çok daha adil eee çok daha halka layık bir hukuk yapmış oluyorsun. Eee burada mesela 168'de işte 7 pikopaz eee davası var. eee kral
[30:18] işte kendine dair böyle övücü bir metin, kendi şey metin okutmak istiyor kiliselerde. Tüm psikoposlara diyor ki bunu artık okuyacaksınız. Her pazar kiliselerde yi tane psikopos diyor ki biz bunu okumayız. Çünkü bu kralı çok
[30:28] fazla dövüyor, şey yapıyor. Bu bizim ilkelerimize aykırı. Kral eee diyor ki yargılanacaksınız ama Magna Kart'tan sonra olduğu için 1688 jüri ile birlikte yargıya çıkıyorlar mahkemeye ve jüri psikoposları eee şey buluyor, haklı
[30:41] buluyor. Dolayısıyla ceza almadan kurtulabiliyorlar. Bakın krallık sisteminde bile jürinin etkisi bu.
[30:47] Yani halkı vicdanını, yargının içine taşımış oluyorsunuz. Dolayısıyla krala rağmen koposları haklı bularak onların kurtulmasını sağladı. Jüri sayesinde.
[30:56] Amerika'da vesairede ceza davalarında eee bazılarında önemli ceza davalarında jürilerin olduğunu görebiliyoruz. Eee, bu jürlerin olayı şu aslında. Masum mu değil mi ona karar veriyor. Hakim de cezaya karar veriyor. Yani jüri ceza
[31:09] yazmıyor. Sadece masum veya değil şeklinde bir görüş bildiriyor. Hakim de onun cezasını belirlemiş eee oluyor.
[31:16] Böyle bir sistem, jüri sistemi.
[31:19] Eee, tabii yani ben şimdi basitini anlatıyorum ama Amerika'da falan biraz daha karşılık. Federal mahkemeler var, eyalet mahkemeleri var. Eee, işte eyalet mahkemelerinde jüri var, federalleri bazılarında yok vesaire. Yani karışık
[31:31] bir sistem. Eee ama genel olarak common low'daki konseptlerden bahsettiğim için bunlardan bahsediyorum. Yine aynı şekilde common low'da esas amaç aslında mahkemeye hiç uğramamak. Yani mahkemeye gelirken senin karşılıklı uzlaşıyile
[31:43] anlaşmanı sağlamak. Comun'da bu tarz araçlar var. Mesela İngiltere'de part 36 diye eee bir tane nasıl diyeyim sistem var. Eee teklif usulü sistemi bu.
[31:53] Taraflar mahkemeye gitmeden birbirleriyle bir buluşuyorlar. Ondan sonra makul teklifler sunuyorlar. Yani kardeşim ben sana dava açacağım ama bak şöyle şöyle senin suçlu oldun. Şöyle senden şunu istiyorum kabul ediyor musun? Etmiyorum. Şimdi buradaki sistem
[32:05] de şu. Teklif eder. Eğer reddederse mahkemede de kötü sonuç çıkarsa kat be kat fazla ceza alacak. Dolayısıyla adam gerçekten suçluysa orada eee anlaşmaya varıyor. Eee çünkü riske atmıyor. Çünkü
[32:18] diyor ki eee şey gibi düşünün bunu. Hani okulda hoca hocam notuma itiraz ediyorum. Tamam kağıdına bak ama eğer yanlış itiraz ettiysen iki kat puanını keserin gibi. Şimdi o riski aldığınız zaman diyorsunuz ki ya neyse tamam
[32:33] burada birazcık daha uzlaşmacı olayım bari filan ama çok aşırı eminseniz çok şeyseniz bu sefer gidiyorsunuz gerçekler de ortaya çıkıyor. Eee bu sistem bu gibi sistemler sayesinde aslında eee vakaların yani davaların %90'ı mahkemeye
[32:47] uğramadan çözülmüş oluyor. Bu tarz bir sistemle arabuluculuk sistemi gibi, eee, bir şey. Yine hakim sayılarına bakacak olursak mesela eee 100.000 kişiye düşen bunların istatistikleri var dünyada mesela İngiltere'de 100.000 kişiye düşen
[32:59] hakim sayısı 3 ilile 5 arasında. İşte Amerika'da eee 810 civarında ama Avrupa'ya baktığımız zaman 25 30. Yani neden bu kadar fazla hakim düşüyor 100.000 kişiye? Çünkü Civil Law'un handikapı Amerika ve İngiltere'de hakim
[33:13] sayısı az. Çünkü zaten hakime gelmeden olaylar bu dediğim yöntemlerle çözülebiliyor. Eee dolayısıyla common low buradan faydalanıyorsun. Ama Civil Low'da herkes her türlü mahkemeye gidiyor. E bu tarz aparatlar çok
[33:26] işlevsel değil. Dolayısıyla çok fazla hakim olmuş oluyor. Eee Avrupa'daki hakim sayının fazla olması nedenlerinden bir tanesi de bu İslam hukuku ama tam tersi aslında eee minarşist mevzuat eee belli yani zaten naslar var şeriatta
[33:40] belli hükümler var. Onlara eee onların dışında içtihat yapacaksınız. Yani eee kadının yaptığı şey de bu içtihat. Yani aslında common low'a çok uygun. eee, birike birike toplumun kolektif bilinciyle zamana, örfe, adete göre
[33:52] içtihatlar yaparaktan davaları çözeceksiniz. Dolayısıyla eee, şeriat aslında kam'a çok daha uygun bir hukuk sistemi olduğunu rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Şimdi Hz. Ömer'in mesela bir sözü var. Bu hukuk konusunda da sana
[34:05] yakın olanı uzağa, uzak olanı yakına. Ne oldu? Yani eşitlemiş oldini eee getirdiğin zaman eee o zaman adaleti sağlamış olursun diyor. Yani yargılama yaparken bu şekilde adil bir yargılama
[34:17] yapılacağından eee bahsediyor. Şimdi biraz şeyden bahsedecek olursak eee sistemin genelinden bahsedecek olursak şimdi hukuk dediğimiz zaman yazısız hukuk common low dediğimiz zaman işte bazen şu itirazlar gelebiliyor. Ya
[34:29] Amerika'da işte anayasa yok mu?
[34:31] İngiltere'de anayasa yok mu? Onlarda da bazı yasalar yok mu? E nasıl oluyor filan. Ya şimdi öyle düşünmememiz lazım.
[34:37] Anayasa tabii ki var ama anayasa bir geniş ilkeler bütünü. Yani şeriatın nasları gibi düşünün. Temel prensipler.
[34:44] Yani Kur'an ve sünnetteki temel prensipler gibi düşünün. Onlar az zaten.
[34:47] Fazla değil. Çok büyük metinler değil.
[34:50] Eee aynı şekilde mesela İngiltid Amerika'da da bu tarz anayasalar var.
[34:54] Eee daha sonra bazı yasalar var. O yasalarda şeriatın söylemediği ya da işte anayasada şeyde örfte yer almayan daha çok devleti ilgilendiren konularda e konulan yasalar mesela vergidir, gümrüktür işte ne bileyim eee ya bu tarz
[35:07] bazı eee şeylerle alakalı yasalar.
[35:10] Bunlar zaten eee toplumun örfle alakalı değil. Devletin yönetim biçimiyle alakalı, devletin işleyişi mekanizmasıyla alakalı şeyler olduğu için işte muhasebesidir, vergisi de şundur bundur. E devlet kurumlarının kendi iç mekanizmalarıdır vesaire.
[35:22] Bunların yasaları var tabii ki. Bunlar o yüzden meclis var. Meclisten bunlar tartışılıyor, konuşuluyor, çıkıyor vesaire. Bu ayrı. Bu common low'a bir ters düşen bir şey değil. Biz burada ceza davalarından, hukuk davalarından,
[35:33] kişilerin birbirleri arasındaki davalardan, medeni hukuk davalarından vesaire bahsediyoruz aslında bahsettiğimiz şeyler. E dolayısıyla orada anayasa var. Nasıl oldu şimdi? E o da civil law değil mi? Değil. Yani common low, sivil law arasındaki fark
[35:44] bu. Ya da bazen şöyle bir itiraz geliyor. Şimdi sen işte part 36'yı anlattın. Eee Türkiye'de de arabuluculuk sistemi geldi. İşte mahkemelere gitmeden önce engellenmeye çalışıyor. Şimdi bir kere burada çok temel bir fark var.
[35:54] İkisinin de evet şöyle baktığın zaman ikisi de mahkemeye gitmeyi önden kesenin anlaşmayı sağlayacak eee aparatlar gibi duruyor. Ama şöyle bir fark var. İşte iş davalarında, hukuk davalarında, kiracılarda falan arabulucular
[36:07] Türkiye'de gönderiyorlar. Oşama davalarında eee vesaire. Ama bu zorunlu bir de arabulacak gitmek zorundasın diyor sistem şu anda civil law. Eee ama şöyle bir şey var. Civil la'da arabulucuya gitmek zorunlu ama genelde arabuluculuktan sonuç Türkiye'de de
[36:22] çıkmıyor. Civil la'da çıkma olasılığı yok. Neden? Çünkü bir kaybın yok veya ben niye anlaşayım ki karşıya? Zaten anlaşamadığım için dava açmışım değil mi? Geliyorum bir daha anlaşmaya çalışıyorum. A anlaşamadım tamam diyor.
[36:32] E zaten anlaşamamışım ya. Beni forcelayan, beni itekleyen bir şey yok orada. Eee ama halbuki veripsiz sadece prosedür gereği bu işi yapıyor. Ama part 36 gibi kanunlarda aynı demin örnek verdiğim hocanın notuna bakma kağıdı
[36:45] gibi. Yani sen orada anlaşmazsan mahkemede çok daha zararlı çıkabilirsin.
[36:48] Ama arabuluculuk sisteminde anlaşmadığın zaman mahkemede zararlı çıkma gibi bir şey yok. hiçbir şey değişmiyor.
[36:53] Hayatında hiçbir değişiklik yok. Yani arabulcu zorunlu koymuşlar. Ora ekstra hatta yük yani olmasa da olur. Çoğu kişi anlaşmıyor zaten. Ama common low'da oranın bir hükmü var. Sen orada anlaşmadığın zaman başına çok daha kötü
[37:05] bir sonuç gelebileceğini biliyorsun.
[37:07] Dolayısıyla anlaşmaya daha yatkınsın.
[37:09] Eee böyle farkları var. Ya da işte savcılığın eee durumları da farklı.
[37:13] Birazdan inceleyeceğiz. Özellikle ceza davalarında mesela savcının şey gibi yetkileri var. Eee Common Low'da, Amerika'da vesaire. suçluya itiraf ettirirsen bak şu kadar eee ceza e
[37:27] aldırmanı sağlayabiliriz vesaire gibi.
[37:28] Ama civil low'da bunlar çok fazla yok.
[37:30] Çünkü kanun ne diyorsa onu uygulamak zorundasın. E ne oluyor bu sefer? Eee önden eee işi ilerletme, hızlandırma sürecini eee baltalamış oluyorsun.
[37:39] Dolayısıyla bu parti 36 ve arabuluculuk aslında eee aynı gibi gözüken ama temelde motivasyon sağlayamadığı için davalı ve davacıya çözüme ulaşmak için motivasyon sağlamada eee farklılık olduğu için birbirlerinden farklılar.
[37:53] Dolayısıyla mahkemeye gitmeden çözülen çok fazla ceza davası var, hukuk davası var. Amerika'da öyle bu pazarlık gücü, pazarlık gücü önemli bir şey. Mesela savcılar bu sürekli pazarlık yapar.
[38:01] Filmlerde vesaire de görürsünüz.
[38:02] Amerikan filmlerinde de işte şunu itiraf edersen bak şöyle yaparsın. şurada şu sistemi açıklarsan bize çeteyi çöketmemize yardımcı olursan şu kadar az para cezasıyla yırtarsın vesaire. Yani bunlar aslında bunu orada çözmüş oluyor
[38:14] ya. İtiraf da ettirmiş oluyor. Mahkeme çok kısa sürüyor ama civil lada işte adamın suçuluğunu ispat edeceksin bilmem ne yapacaksın 23 sene geçmiş oluyor.
[38:21] Yani bu bu burada da adalet geç gelmiş oluyor. Yani dolayısıyla yargılama süreleri uzun uzun sürüyor çünkü ister istemez uzun sürüyor. Ama Comon'da şöyle bir şey var. Comun'da %9095 eee mahkemeye gitmeden çözülüyor.
[38:34] Mahkemeye giden tamam yine 2 yıl sürüyor ama Civil Low'da mahkemeye gitmeden çözülen %5 10 en fazla. Dolayısıyla herkes mahkemede. Mahkemelerde 2 sene sürüyor. E dolayısıyla adalete artık ulaşamıyorsun yani. Yani çok uzun bu
[38:46] kadar uzun olması eee hiç normal bir şey değil. Yani bir kira kiracı davasında, işçi işveren davasında, bir boşanma davasında bu tarz şeylerde yani mahkemeye en az bir kere giden kişiler ne demek istediğimi anlayacaktır. Hiç
[38:57] mahkemeyle işiniz olmadıysa şu an kafanızda canlanmasının çok zor olduğunu biliyorum ama en az bir kere mahkeme işiniz düştüyse dediğimi çok iyi anlayacaksınız. Civil Love'da olmanın ne kadar handikaplı bir şey olduğunu. Ve
[39:06] yani WJP World Justice Project diye bir şey var. Eee bunun dünyaca işte hukukun üstünlüğü indeksi diye bir şey var.
[39:14] Haberlerde falan da ara ara görürsünüz.
[39:16] Burada hukukun üstünlüğü indeksinde aslında en yüksekte hep civil low'da olan sadece İsveç, Norveç, Şin yani Kuzey Avrupa ülkelerini görüyoruz.
[39:22] Onlarda da nüfus az. Olayları daha kısa çözüyorsun. İşte yargılan kısa çözü normal yani nüfusun az olduğu ve refahın çok olduğu zengin ülkelerde sivil low da koysan, common low da koysan zaten orada fark etmiyor. O yüzden onlar hukukun
[39:33] endeksinde yüksek sardı. Ama onlar geçtiğin zaman, Kuzey Avrupa'ya geçtiğin zaman yani e Danimarka, İsveç, Norveç, Finandia vesaire gibi. Eee sonra Comon Low ülkeleri geliyor. İşte İngiltere geliyor mesela. E Yeni Zelanda geliyor
[39:45] işte Kanada geliyor. Çünkü eee Civil L kun sünni indeksinde yukarı çıkamaz.
[39:50] Çünkü insanlar memnuni, memnuni, memnun kalamaz. Yani Civil Low'da bunu istatistiksel olarak da bu şekilde görebiliyoruz. Kuzey Avrupa'ya attığın zaman eee liste direkt common low yapan ülkelerden devam ediyor. Ondan sonra
[40:02] Civil Love'a tekrar geçiyor. Burada biz aslında eee ampirik olarak da common L''un çok daha iyi bir sistem olduğunu yine görebiliyoruz. Ki burada uygulanan common Lov şevyata %100 uyumlu bir common LV da değil. Eee, biz şeriatın
[40:14] common low'a daha uygun olduğunu söylüyoruz ama tabii ki de, eee, şu anki uygulanan İngiltere'de veya Amerika'da uygulanan kamunu birebir aynısı değil.
[40:22] Şeriatta daha farklı eee, araçlar da var. Daha farklı bir sistem de mevcut.
[40:27] çok daha iyisi. Çok daha iyisi. Yani şu anki uygulanan kamunan çok daha iyisi.
[40:30] Dolayısıyla dünyadaki en iyi hukuk sistemi şu an şeriat yani. Eee ama şeriatın doğru uygulanan biçimi işte kafamızda bir videonun başında bahsettiğim işte kafanızda Ortadoğu böyle el kesme idamlar bilmem 5 dolaşan kadınlar falan gibi şeyler geldiği zaman
[40:45] eee gericilik geldiği zaman o olmuyor.
[40:47] Hukuk sistemi olarak şimdi tek tek açıklıyoruz. Şimdi daha kavramları anlatmaya çalışıyorum şu an. Daha zemini oluşturmaya çalışıyorum. Hukuk kavramlarını öğreniyoruz şu anda. Eee şeriatı bunun üzerine bindireceğiz.
[40:57] E yine tekrar civil law ve common law.
[40:59] Ee birazdan yazarak da ee yapabiliriz.
[41:02] Çok daha iyi olur. Akılda kalıcı olur.
[41:05] Aslında Civil Low'da kaynak ne? Yasalar.
[41:08] Yazıldığı kitapçık var. Yasalar var.
[41:10] Hakim vakayı o yasalardan birisine uydurmakla eee görevle baktığımız zaman kod var. Yani sivil kod, Napoleon kod eee kanun kitapçıkları vesaire. hakimin görevi robot gibi, memur gibi o yasaya
[41:24] eşleştirmeye, meç etmeye çalışıyor.
[41:26] Şimdi bazen diyorlar ki işte Civil'da da içtihat var, Türkiye'de de içtihat var.
[41:30] İşte Danıştay var, bilmem ne var.
[41:31] Aslında bizdeki Yargıtay olsun, Danıştay olsun eee bunların eee kararları kanun eee değil. Sadece kanunun nasıl yorumlanacağına dair bir rehber yani.
[41:40] Çünkü kanuna her şeyi yazamazsınız.
[41:41] Dünyadaki tüm vakaları, tüm keizleri, gelecekte olacak tüm her şeyi kanuna sığdırma şansınız yok. Dolayısıyla boşluklar var, uyuşmayan şeyler var.
[41:49] Eee, bunlar olduğu zaman da, eee, diyor ki bu şu kanuna uyduğunu ben düşünüyorum diye iştihat ediyor. Bu yani oradaki içtihat olayı çözmeye yönelik içtihat değil. Bu kanuna uyduğunu göstermeye yönelik iştihat. Ama commonlow da nasıl?
[42:04] Siz olayı kendi eee, benzersizliğiyle ele alıp o olaya özel bir çözüm geliştiriyorsunuz. Bambaşka. Hiçbir şarta şurta gerek kalmadan. Önceki hakimlerin de tabii ki iştihatlarından gözeterek. Eee, dolayısıyla orası çok
[42:18] esnek. Ama bizdeki içtihat, ben kanun maddesindeki boşluğu nasıl doldururum ve bu acaba hangi kanun maddesine tekabül ediyor? Çünkü tam açık değil. Buradaki vakaile bu kanun maddesi arasında iştihat dediği bu. Yani aslında içtihat
[42:30] yok. E dolayısıyla orada bir yanılgı eee söz konusu. Dolayısıyla common law'la hakim hukuk yapıcıdır. Gerçekten yargılayıcıdır. Civil law da sadece eşleştirmeci daha robot eee tumsu bir görevi vardır.
[42:45] Şimdi gelecek olursak eee neleri öğrendik?
[42:50] Şeriat dedik. Şeriat kısaca eee öğrendiğimiz şeyleri şimdi özet geçelim.
[42:55] Şeriat dediğimiz temel prensipler nas, Kur'an ve sünnetteki çok temel
[43:07] minimumdur, minarşidir. Fıkıh dedik.
[43:12] Naz üzerinden vakaya göre karar çıkarma işi. Hüküm bu fıkıh oluyor. Alimlerin veya
[43:25] kadınların yapmış olduğu. Halifelik dedik.
[43:31] Emirlik, yöneticilik, kural koyma, kanun yapma.
[43:39] eee lüksü yok diyelim.
[43:42] Tanrıdan, tanrının yeryüzündeki temsilcisi değil, papalık gibi veya masumiyet şyadaki gibi, eee, şeyler değil veya işte eski firavun gibi vesaire gibi şeyler değil. Halifek sadece bir yönetici biçimi. E daha açacağız zaten bunları. Sonra ne dedik?
[43:56] Önemli olan iki şeyden bahsettik. Bir common low, örf hukuk diyeceğim. Ortak hukuk demeyeceğim buna.
[44:08] Bir de karşısına ne dedik? Eee, şunu ayır yazalım.
[44:15] Common ve civil love dedik. Karasal hukuk, karasal hukuk. Şimdi eee bunların önemli
[44:29] özelliklerini eee yazacak yazacak olursak ne dedik? Hakimin rolü.
[44:37] Hakim olayı eee yasa maddesiyile eşleştirir sadece dedik.
[44:52] Burada ne dedik? Bunu kırmızı yazalım ki ikisinin şeyi farklı e anlaşılsın.
[44:58] Ha ha şey aman yanlış yazdık. Eee, bu civil love, common law' da nasıl hakim hukuk yapar, ölçer, biçer,
[45:17] artar dedik. Hakimin bir kere eee rolünün farklı olduğunu eee söylemiştik.
[45:23] Daha sonra hukukun kaynağı olarak common low'da hukukun kaynağı önceki içtihatlar örlum
[45:38] vs civilda hukukun kaynağı eee meclisin veya eee tekratların yaptığı
[45:53] yasalar diyebiliriz. Eee, düşünce yöntemi olarak baktığımız zaman common low aslında eee, tüme varımdır.
[46:07] Tüme varım.
[46:09] Civil la ise tümden gelimdir.
[46:17] Neden tüme varımdır? Çünkü özel şu anki vakayı alırız ve bunu tüme vardırmaya çalışırız. Orada bir bütüncül kolektif Magna Karta'dan beri 1215'ten beri biriken hakim kararları var. Şu anki vakamı tüme vardırmaya çalışırım. O
[46:31] yüzden Comunwall tüme varımdır. Daha doğru, daha insancı, daha insanın doğasıyla uyumlu, daha İslami. Sivilo ise orada tüm vardır. Yani kanun kitapçığı vardır. Şu kadar. Oradan benim özel vakama gelirim. Yani tümden
[46:44] gelirim. Eee, dolayısıyla orada hareket alanım, kabiliyet alanım daha dar olmuş oluyor. Civil Low katıdır, esnek değildir.
[46:58] Comon Low ise dinamiktir.
[47:02] Yine aynı şekilde Common Low'da jüri var. halk yargıya daha çok müdahale ediyor. Nasıl daha çok müdahale
[47:16] ediyor? Mesela Amerika'da işte eyalette hakimleri ve savcıları, eyalet savcılarını vesaire aynı muhtar seçer gibi seçimle seçiyorsunuz mesela gibi ama civil'da her şey kanuni. Devlet atıyor bürokratik hakimini, savcının
[47:29] vesaire o şekilde gidiyor.
[47:37] Burada jüri yok. Devlet atıyor herkesi diyelim.
[47:44] hakim, savcı vesaire de devlet.
[47:46] Dolayısıyla burada common law kavramını öğrendik. Sivil la kavramını öğrendik.
[47:49] Şeriat, fıkıh, halifelik gibi kavramların temel temel düzeyde en azından tanımlarını eee öğrendik.
[47:54] Kafamızda şu anda bir eee şema yavaş oluşmaya başladı. Şimdi artık şeriatın bu hukuk sistemleri üzerinde acaba eee nasıl bindirebiliriz ve daha farklı farklı eee neler bu konuda argümanlar getirebiliriz? Bu kısma
[48:07] geçeceğiz yavaş yavaş. Şimdi şeriat ve fıkıh kavramlarının içine biraz daha derin bir şekilde dalalım. Çünkü onların temelini çok daha iyi, çok daha derin atarsak video boyunca kafamızda şekillenecek çerçeve çok daha güzel
[48:20] olacak. Öncelikle şeriat fıkıh aslında common love'a ne kadar benzer olduğunu zaten common low ve civil love tanımlarını yaparken görmüş olduk. Ne demiştik? Şeriat Kur'an'da Allah'ın koyduğu naslar, hükümler, yasalar, temel
[48:35] prensipler çok fazla da değil zaten.
[48:36] Minaşik, minimal sünnette ve aynı şekilde. Dolayısıyla burada aslında şeriatın temel hedeflediği insan hakları evrensel beyannamesi gibi 1948'de ilan edildi. Bu eee insanların ilk başından beri hatta şimdi biz e Kur'an-ı Kerim
[48:51] alacak olursak da 600'lü yıllarda geldi.
[48:53] İnsanın canını, malını, aklını, neslini güvenlik altına alacaksınız. Bu yani can, mal, akıl, nesil güvenliği, ırd güvenliği. Şeriatın temel hedefi bu.
[49:02] Toplumda bunu koruyacaksınız. Yani insanın temel hak hürriyetleri bunlardır. Bunlar korunacak. Yaşam hakkı korunacak. Şeriatın temel prensipleri bu. Yasaklar da bu şekilde geliyor.
[49:12] Zaten bunlar değişmez kaidelerdir. Zaten Kur'an-ı Kerim'e baktığımız zaman ahkam ayetleri dediğimiz yani hüküm koyan ayetler toplamda sadece %3 civarında.
[49:20] Zaten Kur'an-ı Kerim çok kalın büyük bir kitap değil. Eee 6236 tane ayeti var.
[49:25] Onun da sadece %3'ü hüküm ayeti. Yani çok minarşik temel prensipleri sadece ana odakları e Allah koymuş durumda. E hadleri çizmiş durumda. Had dediğimiz eee bir kavram var. Geleceğiz yavaş yavaş. Sınırları nas ile tayin etmiş
[49:39] durumda. Eee şimdi dolayısıyla bizim hukukta, İslami hukukta, şeriatta had cezaları ve tazir cezaları dediğimiz iki tane kavram var. Had cezası dediğimiz
[49:50] şey Kur'an'da ve sünnette cezanın suçu tanımlanmış ve cezası tanımlanmış olan cezalardır. Hac cezaları sınır cezalarıdır. Allah'ın koyduğu cezalardır. Tazir cezaları için Kur'an ve sünnette tamamlanmamış artık kadının
[50:04] eee fıkıh yaparak oradaki temel prensiplerden olayı vakayı da inceleyip fıkıh yaptıktan sonra kendi içtihadıyla verdiği cezaya da tazir cezası demiş oluyoruz. Burada eee fıkıh dediğimiz zaman aslında eee alimlerin ürettiği
[50:19] subjektif e içtihadi hukuk kuralları olduğunu söyleyebiliriz. Temel naslardan eee vakaya göre elde ettiği subjektif ve içtihadi kurallardır. Dolayısıyla örfi hukuktur. Dolayısıyla commondur. O yüzden zaten mezhepler var. Çünkü işte
[50:32] Ebu Hanife farklı düşünmüş. Öğrencileri bile farklı düşünmüş. İmam Muhammed eee Ebu Yusuf İmam Yusuf eee ondan sonra Şafii farklı düşünmüş. İşte Matui biraz farklı düşünmüş. Maliki alimleri farklı düşünmüş. Hanbeli alimleri farklı
[50:46] düşünmüşler. Dolayısıyla burada nüanslar var. Neden? Çünkü aslında bunlar farklı yerlerde yaşamalarının, farklı toplumlarda yaşamalarının, farklı zamanlarda yaşamalarından kaynaklı, subjektif olayın da farklı olmasından kaynaklı yorumları. Bizim fıkıh bu
[50:58] şekilde anlamamız lazım. Fıkıh statik böyle biz bir kere kafamızdaki civil love eee hukukundan çıkmamız lazım.
[51:06] Müslümanlarda da bu maalesef handikap var. içinde bulunduğumuz hukuk sisteminden de biraz kaynaklanıyor. Biz hukuk dediğimiz zaman işte her şey yazılı olacak, her şey kitaplı olacak.
[51:14] Bu sivil olacak. İslam'ın önerdiği hukuk sistemi bu değil. İslam'ın önerdiği sistemi daha dinamik, daha içtihadi, daha topluma, zamana, örfe göre olan.
[51:24] Dolayısıyla burada mezheplerin oluşması kadar doğal bir şey yok. Zaten İslam'ın öngördüğü şey bu. Zaten Allah'ın öngördüğü şey bu. Çünkü minimum temel prensipleri koymuş. Zamanın değişeceğini biliyor Allah. İnsanların değişeceğini
[51:36] biliyor. Teknolojinin değişeceğini biliyor. Toplumların farklı farklı yapılarının olduğunu biliyor. İbn Haldin okuduysanız coğrafya değiştikçe insanların bambaşka kafalarının, yapısının, vücutların, her şeyinin değiştiğini, tüm kültürlerinin
[51:47] değiştiğini görebiliyorsunuz zaten.
[51:49] Dolayısıyla herkese aynı hukuku, aynı sivil lovu, aynı kitabı, yazılı huku uygulamanız mümkün değil. Bu yüzden mezhepler var. Hicaz bölgesinde başka bir mezhep güzel e iş yaparken, Medine'de Malikilik çok güzel iş yaparken işte daha kuzeyde eee Anadolu
[52:04] coğrafyasında, türkü coğrafyalarda işte Avrupa'da Hanefilik daha güzel iş yapacak gibi. Çünkü oranın örfü, hukuku insanları, yapısı, kültürü ona göre.
[52:12] Yani fıkhı bizim bu şekilde anlamamız lazım. Yani fıkıh deyince işte Kur'an ve sünnetle her şey tabidir. İşte halife-i raşidin döneminde Haz Ömer, Haz Ebubekir, Haz Ali, Haz Osman bunların da verdiği bazı kararlar var. hükümler.
[52:24] Bunları da biliyoruz. Elimizde bizim sabit yazılı sivil kod sivil gibi, Napolyon kod gibi bir metin var. İşte fıkıh kitabımız. O ne derse onu yapacağız. Ya fıkıh böyle bir şey değil.
[52:34] Fıkıh dinamik, esnek. Bunu bizzat fıkıh alimlerinin kendisi söylüyor. Onların bizzat kendileri zaten bunu söylüyorlar.
[52:41] Çünkü mesela bakıyorsunuz İmam Azam Ebu Hanife'nin iki tane ünlü öğrencisi İmam Yusuf, İmam Muhammed. Bakıyorsunuz hocalarından farklı düşünüyorlar. İmam Muhammed'in, İmam-ı Azam'dan farklı bir sürü görüşü var. Bakıyoruz İmam
[52:52] Muhammed'in öğrencisi kim? İmam Şafii, İmam Şafii'nin İmam Muhammed'ten farklı zaten mezhep kurmuş. O daha daha fazla bambaşka görüşleri var. Ama aynı İmam Şafii'ye baktığımız zaman İmam Şafii biliyorsunuz biraz Hicaz bölgesinde
[53:04] yaşamış. Sonra da Mısır taraflarına gitmiş. Eee, Hicaz bölgesinde yaşarkenki verdiği aynı, eee, vakalara, benzer vakalara verdiği hükümle lokasyon değiştirdikten sonra verdiği hüküm
[53:17] farklı. Yani iki farklı lokasyonda benzer olaylara farklı hükümler vermiş.
[53:22] Yani buradan aslında fıkhın dinamik olduğunu, topluma, zamana, coğrafyaya, örfe, kültüre, her şeye göre değiştiğini anlayabiliyoruz. Bunu bizzat zaten mezhep alimlerinin kendisi söylüyor.
[53:33] İtiraf ediyorlar. Çünkü usulleri farklı.
[53:36] Oradaki toplumdaki yaşayış farklı yani.
[53:37] Çünkü bu fıkıh, böyle oturayım da fıkıh yapayım. Kod Napoleon gibi şurada bir ben bir civil love yapayım değil. Common Low ya o gelişiyor. Yaşıyorsunuz hayat akıyor. O sırada birisi geliyor size işte şöyle bir anlaşmazlığımız var.
[53:49] Nasıl çözeceğiz? Şöyle bir ticarette sorun oldu nasıl çözeceğiz? şöyle bir boşanmadan nasıl y bunların hepsi geliyor. Alimlere sora sora, kadılara sora sora bunlar pişe pişe o topluma verilen cevaptır. O cevap tüm dünyayı
[54:01] kapsayan yani İmam-ı Azam'ın o zaman verdiği, İmam Şafii'nin o dönemde verdiği 800 yılındaki fetva bugün 2025'te Ankara'da yaşayan kişi için geçerli olmayabilir. Zaten o imam onu o yüzden de vermemiş. Çünkü civil civil
[54:14] love yok. Common law var. Perfey orada geçerli. Burada buradaki alimin, kadının, müftünün, fıkıh yapan, icra eden kişinin vereceği karar geçerli olur. Benzer vaka olsa bile zaman
[54:26] değiştiği için. Bunu öncelikle bu mentaliteyi kafamızda bir oturtmamız lazım. Fıkıh konusunda ve şeriat konusunda. Mesela Abbasi halifesi İmam Malik'e geliyor. İmam Malik'in biliyorsunuz Elmadta diye eee kitabı
[54:40] var. Eee fıkıh kitaplarından. Diyor ki çoğaltalım bunu Kabe'nin işte kapısına asalım. Abbası halifesi diyor bunu. Eee, İmam Malik'e. Böylece bütün insanlar buna tabi olsun. Başka hiçbir kitaba başvurmasına gerek yok. Ne güzel. Sen
[54:50] yazmışsın zaten. Harika bir kitap.
[54:52] Kabe'ye asalım. Eee, diyor İmam Malik ne diyor bu duruma? Hayır, bunu yapma ey emirül müminin. Diyor. Zira ashab-ı kiram, sahabeler ülkelere dağılmışlardır. Sahabeler biliyorsunuz tüm dünyaya yaydılar. Çin'e gittiler.
[55:03] Her yere gittiler. Yani Bizans'a eee Roma'ya her yere gittiler. Eee dağılmışlardır ve kavim topluluğun kendine özgü bir ilmi vardır diyor. Yani her kavim her şey eee kendine özgüdür diyor. Sen halkı bu konuda serbest bırak
[55:15] diyor. Çünkü fıkhi şeyler içeriyor ve örfi. Bunu biliyor İmam Malik. Yani diyor ki bu bu Medine'deki halk için ben bunu yazdım. Şimdi sen tüm dünyaya gittiğin zaman Çin'de bunu uygulamaya kalkarsan fail edersin. Olmaz. Uyumlu
[55:26] değil. Pek bakın fıkıh alimleri bizzat bunu şey yapıyor. Mesela İmam-ı Azam ya öğrencilerin kendisine itiraz etmesini olumlu karşılayan bir insan. Öğrenciler de aynı usulü devam ettiriyor. İmam Şafii, İmam Muhammed'e eee farklı
[55:37] içtihatlarda bulunuyor. İçtihat dediğimiz olayın güzelliği bu zaten.
[55:41] İçtihadı aynı toplum için yapmıyorlar.
[55:43] farklı zamanlarda, farklı yerlerde İmam Şafii demin dediğim gibi kendi kendi kendine eee şey yapıyor. Eee farklı bölgelerde farklı kararlar veriyor. Bu dinamikliği, bu esnekliği, bu common low'u eee kafamızda güzel bir şekilde
[55:57] oturtmamız lazım. Şimdi bilincimiz zeminini buna göre ayarlamamız gerekiyor. İşte mesela eee sıcak bölge, soğuk bölge farkı. Şimdi sıcak bölgede işte soğuk zincir yok. Eskiden biliyorsunuz buzdolabı vesaire yok. İşte eski fetvalarda üzüm şirasıdır. İşte
[56:09] boza falan mesela haram kılınabiliyor sıcak bölgelerde. Neden? içinde hemen fermentor çok hemen alkolü hemen üretmeye başlıyor. E buzdolabı vesaire de olmadığı için. Ama soğuk bölgelerde kuzeye geldiğiniz zaman daha soğuk kış
[56:20] günü -2 derece falan fermentasyon çok yavaş. Dolayısıyla eee üzüm şırası ve bozaya bu sefer orada fetva verebilirsiniz. Ya Anadolu'da helalken Hicazda haram olabiliyor bir şey. Neden?
[56:30] Bak sırf coğrafyadan. Ya bu İbn Haldun'la birlikte de okumak çok güzel olacaktır bunu yani. Eee dolayısıyla burada coğrafya etkisi. E günümüzde bu sefer Hicazda hala haram diyebilir miyiz? Hicazda haram denmişti çünkü.
[56:40] Hayır. Neden? E çünkü buzdolabı geldi.
[56:42] Buzdolabı hep 4 derecede tutuyor.
[56:44] Fermantasyon çok daha yavaş. Bir hafta gidiyor alkol üremeden gibi. Yani [boğazını temizler] fıkıh biraz böyle bir şey. Biraz dinamik bir şey. Olaya, şarta, zamana, her şeye göre değişen bir şey yani. Eee, bu da bir örnek olarak
[56:55] aklımıza daha iyi oturmasını sağlayacağını düşünüyorum. İşte bazen eee, şey geliyor, itirazlar geliyor.
[57:00] Böyle bir itiraz geldi. Ne yapacağız?
[57:01] İşte kardeşim bilim çağındayız, pozitif çağdayız, 2025'teyiz, şeriat ne alaka?
[57:06] Bu kadar gericilik mi olur? Vesaire.
[57:07] İşte bilim çağında bunlar ne kadar gerici düşünceler ya kardeşim bilimle eee dinin ne karşıtlığı var? Yani bilimin bunlarla ne alakası var? Mesela Çin. Çin'de komünist devlet var. Çok baskıcı bir devlet var. Yani asığım ası
[57:20] kestiğim kestik Çin biliyorsun çok eee devlet odaklı bir ülkedir. En büyük yapay zeka devrimleri nereden çıkıyor?
[57:26] Çin'den çıkıyor mesela. Yani bir alakası var mı bunun? Yani şeriat, şeriat işte çok baskıcıdır, çok kuralcıdır, bilmem nedir dikası var. Çin'de teknoloji desen var, elektrikli arabalar desen yani Çin şu an dünyada Amerika'nın tek rakibi.
[57:39] Amerika'dan bile teknolojik olarak neredeyse gelişmiş durumda. Ya ne alaka yani? Ne alaka? En iyi makaleler Çin.
[57:47] Bugün açın MIT'yi şurada burada. Hep Çinli hocalar var. En iyi makalelerin eee en az makalelerin şeyler yazarlarına bakın. Çinli var hep sürekli Çinli.
[57:57] Naziler mesela. O zaman ben de sana söyleyeyim. Çok baskıcı, çok faşist, çok kötü, böyle iğrenç. Nazilerin pozitif hukuk şeyliğini söyledik. Adam ben yasaya uygun hareket ettim diyor.
[58:04] Adamlar bunu doğal bir şey olarak görüyor. İnsanları yakmayı, gaz odalarında boğmayı vesaire. Naziler tıp yani Nazilerdeki o bir tane subay vardı.
[58:11] Onun sayesinde şu an tıp bilimi bugün burada. Nazilerde Nazilerde o kadar büyük bilimsel devrimler, inovasyonlar gerçekleşiyor ki Naziler döneminde neler, ne buluşlar bulunuyor. Tıp ilerliyor, kimya ilerliyor, demir çelik
[58:24] sektörü vesaire. Yani bilim Nazilerle birlikte aşırı fazla ileriye gidiyor. E şimdi ne oldu? Yani ne alakası var? Bir işte şeriat çok gecikmiş. Bilimsel devredeymişiz. Bilim ilerlemezmiş. Nazi örneğini veriyorum. Çin örneğini
[58:35] veriyorum. Bunlarda bilim gelişiyor.
[58:37] Mesela şeriatta niye gelişemesin? Şeriat gerici olduğu için demiyorum. Gerici olsa bile. Şeriat çok ilerici bir şey de gerici olsa bile bu bir engel değil diyorum. Yani bilime sen daha kendi argümanını güzel savunamıyorsun. Yani
[58:47] mesela Newton ya sen Newton seküler bir adamı zannediyorsun. Newton's life.
[58:52] Newton bir kere dini bir otorite ya dönemindeki dini bir otoriteon çok e dini bir figür aynı zamanda ama aynı zamanda da bilimsel bir figür. Ya bunu karşı şeriat şeriat bilime karşıdır falan. Yani bu argümanları direkt eee
[59:06] boş argümanlar olarak söyleyebilirsiniz.
[59:08] Şimdi eee bir de selefi eee getirdiği argümanlar var. Şimdi şeriatı, fıkhı bu şekilde anlatıyorum ama selefilerin görüşüne göre eee bu tanımlar çok uyumlu değil. Çünkü onlar mesela işte demokrasiyi haram görüyor, askerliği
[59:21] haram görüyor, bilmem içinde bulunduğumuz hukuk düzenini haram görüyor. Taut diyorlar. Yani tavutan yani eee sınırı aşma, haddi aşma. Yani bu kuralları ancak Allah koyabilir. Sen burada insan hukuk yaptığı zaman, insan bir kendine öz bir yorum yaptığı zaman
[59:36] eee aslında tavut olmuş oluyor. Sınırı aşmış oluyor diyorlar. Her şeye tavutla tavut eee diyorlar. Eee halbuki demin anlattık işte fıkıh alimlerinin aslında ne kadar dinamik işler yaptığını vesaire. eee sistemin o kadar da her
[59:48] şeyin belli olmadığını 600 yılında olan bir şeyi böyle diprize koyup her şeyi böyle tüm dünyaya uygulamak ya böyle bir şey yok. Allah'ın muradı da bu değil zaten. Bunu anlayabiliyoruz. Fıkıh alimleri de tüm kitaplarında bu şekilde
[59:58] yazmış zaten. Dolayısıyla selefilerin görüşü burada geçersizdir. Yani selefiler çok tarihselci bir bakış açısıyla olaylara bakıyorlar. Şimdi diyelim ki selefilerin dediği doğru.
[1:00:07] Allah kanunu koymuş bitmiş. Ya Allah hırsızlığa cezasını ne koymuş Kur'an-ı Kerim'de? Bir tane cezası var. El kesme.
[1:00:13] Ya baklava çalan mı el kesilecek? Eee, milyonlarca lira çalanın mı el kesilecek? İşte evden bir eşya çalanın mı eli kesilecek? Ya kimle kimin el kesilecek? Herkesin mi elini keseceğiz?
[1:00:24] Yani ne yapacağız mesela? Yani detay yok. Allah detay vermemiş. Sadece prensibi vermiş. Hırsızlık yasaktır.
[1:00:30] Cezı herk kesmek bir tane. Bunu bizim yorumlamamız lazım. Bunun bizim üzerine içtihat koymamız lazım. Y selefiler o zaman eee bana şey getirsin yani. Yok öyle bir şey yok. Yani saçma gerçekçi
[1:00:43] değil. Toplumla uyumlu değil. O zaman adaletsizliği tam tersi artırmış oluyorsunuz. Teşif bakış açısı burada yanlış. Kur'an-ı Kerim'de de biz biliyoruz işte Allah ben insan yaratacağım dediği zaman melekler ya sen yeryüzünde kan dökecek bir varlık mı
[1:00:56] yaratacaksınız? Sizin bilmediğinizi ben bilirim. Çünkü yani Allah full itaatkar full böyle kitabı verdim. Orada yazan moto mot uyacak. Moto ibadet edecek.
[1:01:04] Motoot zaten melek yapıyor bunu. Zaten meleklerin yaptığı şey bu.
[1:01:09] Allah o zaman niye insanı yaratsın ki?
[1:01:11] Zaten melekler her şeye tabi hiçbir kural dışına çıkmaya mükemmel varlıklar.
[1:01:15] Allah çünkü kendi kararını verebilen, imtihan dünyasında olan, içtihat yapabilen, kendi kolduğu temel prensiplerden farklı prensipler elde ederek adaleti dünyada tesis edebilen, yorum kabiliyeti gelişmiş. Allah'ın e
[1:01:28] verdiği eee yasalar çerçevesinde, ilkeler çerçevesinde yine Allah'ın niyetine, rızasına uygun bir şekilde içtihat edip karar verebilen özgür bir birey yarattı. Çünkü melekten farklı olarak Kur'an-ı Kerim'de bu şekilde zaten. Dolayısıyla selefi bakış açısıyla
[1:01:42] bu taban tabana zıt yani işte selefilik eee diyor ki Maide 3. ayeti getiriyorlar işte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ayeti getiriyorlar. Yani tamam da din kemale erdi de yani yasalar, tüm
[1:01:56] hukuk, tüm her şey kemal erdi anlamında değil. dinin genel çerçevesi, eee, din dediğimiz olgu, inanç, o, eee, aidiyet duygusu, o teslimiyet duygusu, o kemali erd artık demek. Yani oradaki ayet.
[1:02:11] Yoksa dediğim gibi, eee, her suçun, her cezasına yazılıp yani Kur'an-ı Kerim'in böyle eee, 100.000 cilt falan bir kitap olması lazım kimsenin okuyamayacağı.
[1:02:20] Yani selefilik bunu istiyor o zaman.
[1:02:22] Yani böyle bir şey yok. İllaki bir yerde yorum yapacağız. Selefiler, siz de yorum yapmış oluyorsunuz burada. Dolayısıyla geçersiz. Hanefi usulü burada mesela en eee iyi usullerden bir tanesi olduğunu söyleyebilirim. İstihsan eee denilen
[1:02:33] yani bilinenden hareketle bilinmeyene gitme eee dediğimiz usulü eee uyguluyorlar. Yani kıyas ile eee yoruma ulaşıyorlar. Eee kıyas yaparaktan eldeki materyaller bittiği zaman islamla kıyas
[1:02:46] yaparaktan eee sonuca hükme ulaşmaya çalışıyorlar. buna müsaade ediyor. Yani Hanefi usulü fıkıh buna müsaade ediyor.
[1:02:53] Dolayısıyla bu yoruma açıklığı, esnekliği eee çok daha iyi elde etmemizi sağlıyor mesela. Ama e Hanefik'ten Şafiiliğe doğru geldiğimiz zaman Şafii daha kural bazlı, daha nas bazlı, daha böyle esnekliği daha eee az olan bir
[1:03:06] ekol. Dolayısıyla mesela Şafiilikle Eşarilik eşleştiri biliyorsunuz. Eşarlik de daha böyle aklın geri planda olduğu, nasın, ayetin eee ön planda olduğu bir e ekol olduğunu söylüyoruz. Onun karşısında Mutezile mesela. Mutezile de
[1:03:19] tam akıl eee her şey akılla eee her şey yoruma dayalı vesaire. Maturidi mesela bu ikisini eee birleştirmiş oluyor.
[1:03:27] Dolayısıyla Hanefi ve Maturidi ekolü gerçekten de aslında tam vasat dediğimiz orta yol. Daha böyle kombine güzel eee dünyaya uygun bir yol olduğunu eee söyleyebilirim. Şimdi burada örf'ün önemi mesela yine baktığımız zaman
[1:03:38] Maliki Fakeihi var. eee Karafi kitabında şöyle bir söz mesele aktarıyor.
[1:03:43] İnsanların örfüne bakmadan sadece kitaplarda yazılanlarla fetva vermek haramdır diyor. Ya bunun bir maliki fakehi söylüyor. Örfe bakmadan fetva vermek haramdır. Ya çünkü bu bizim alimlerimiz bu şekilde zaten. E örfe
[1:03:56] bakacaksın, insanlara bakacaksın, duruma bakacaksın. Bir şey orada haramken burada helal olabilir. Orada caiz değilken burada caiz olabilir.
[1:04:04] Mesela mecelle. Mecelle'ye de geleceğiz zaten. E Mecelle biliyorsunuz Osmanlı'da yazılan halifi bazlı alarak bir sivil lova, ilk sivil lova geçiş denemesidir.
[1:04:12] Meceli'de bir hüküm var mesela. Ezmanın tahayyü ile ahkamın tahayyü inkar olunamaz. Yani ne demek? Zaman değiştikçe hükümler değişir. Bu mecelledeki ilk yüzü biliyorsunuz eee usul kaideleridir. Buradaki kaidelerden bir tanesi de zaman değiştikçe hükümler
[1:04:26] değişir. Yani mecellede de bu var.
[1:04:28] Baktığımız zaman hani ekolüne göre yazılmış bir hukuk. Osmanlı'nın eee en ileri gelişmiş hukuk kitaplarından bir tanesi. Mecelle geleceğiz detaylarına. E zaman değiştikçe hüküm değişir maddesi yer alıyor. Dolayısıyla fıkıh değişken
[1:04:41] bir şey, dinamik bir şey, akışkan bir şey yani. Çünkü toplumun kendisi akışkan değişen eee bir şey olduğundan mütevellit. Şimdi şeriatın topluma göre değiştiğinin yine bazı kanıtları var.
[1:04:52] Eee bunun en büyük kanıtlarından bir tanesi de yine peygamberler. Baktığımız zaman Hz. Musa'nın şeriatının farklı olduğunu biliyoruz. Haz İsa'nın, Haz.
[1:04:59] Nuh'un yani peygamberlerin, Haz.
[1:05:01] İbrahim'in şeriatlarının farklı olduğunu biliyoruz. Getirdikleri din, İslam, inanç, tevhit, Allah'ın varlığı, birliği vesaire bunlar ortak. Ama şeriat dediğimiz hukuk eee nüansları farklı.
[1:05:12] Yani hırsızlığın cezası orada farklıyken burada farklı işte. Eee dolayısıyla burada eee çünkü neden? Zamanları farklı, toplumlar, geldikleri toplumlar farklı, örfleri farklı, coğrafyaları farklı. Öyle olduğu zaman eee bunların
[1:05:25] şeriatının birbirinden farklı olması çok normal ve beklenen bir şey. Yani bu Kur'an-ı Kerim'de de olan bir şey zaten.
[1:05:31] Bu Allah'ın da aslında topluma, zamana, örfe göre zaten şeriatın değişmesi gerektiğini murat ettiğini gösteren bir şey. O yüzden temel ilkeleri sadece nasla koymuş. Gerisini insana bırakmış.
[1:05:41] Adilane bir şekilde bu hukuku, bu fıkhı yapmalarını istemiş. 10 emir dediğimiz aşağı yukarı bir şey var. Bu mesela sabit. Bunlar temel prensipler. Anayasa gibi düşünebilirsiniz. İşte nedir?
[1:05:51] Öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, komşunun malına göz dikmeyeceksin, kıskançlık yapmayacaksın. Zina yapmayacaksın, e yalancı şahitlik yapmayacaksın, iftira atmayacaksın. Bunlar temel prensipler bunlar. E tüm peygamberlerin şeriatında
[1:06:04] bu temel prensip var. Ha farklılık ne?
[1:06:07] Bunların cezaları. Bunların böyle bir vaka geldiğinde eee nasıl yorumlanacağı ama bu temel hükümler var mesela tevhit.
[1:06:14] Bunlar temel prensip yapı taşları zaten.
[1:06:16] İslam'ın yapı taşı oluyor bunlar. Gerisi yorum. Şimdi biraz devletin rolüne yavaş eee gelecek olursak, şimdi biz modern dünyada modern bir devlet içerisinde yaşadığımız için olayları aslında tam eee anlayamıyoruz. Modern
[1:06:29] hukuk devletinde her şey kamu hukukuna dönmüş. Yani her şey kamu hukuku. Ben işte boşanacağım kamu hukuku birisle kavga ediyorum, dövüşüyorum işte adam yaralıyorum hemen hop kamu hukuku bilmem bir şey oluyor. Kamu hukuku ya kamu
[1:06:43] bunun ne alakası var? Kamu hukuku diye mesela İslam'da bir şey yok. Kamunun hukuku diye bir şey olamaz. İnsanların, bireylerin birbiriyle olan eee çekişmeleri olur. Onların karşılıklı eee çözümünü kamudan yargı sadece çözer. Ama
[1:06:57] kamu hukuku denilen şey devlet her şeye müdahale oluyor. Sen diyorsun ki tamam ben şikayetinden vazgeçtim. Kamu hukuku olduğu için devlet diyor ki bir dakika sen şikayetten vazgeçsen bile bu devleti ilgilendiren bir mesele. Ben buna devam
[1:07:06] edeceğim. Ya niye adam benden hırsızlık yaptıysa bu niye devleti ilgilendiriyor ki? Ben affettim adamı. Ya benimle ilgili olması lazım. Bireylerle ilgili olması lazım. Hayır. Modernitede her şey eee kamu hukukunu ilgilendiriyor. İşte
[1:07:17] aile kamunun bir yapısı. Ben aileye bir şey geldiği zaman devleti ilgilendirir.
[1:07:22] O yüzden kamu hukukuna giriyor. Ya ne alaka? Böyle bir yanılsama var. E halbuki şeriat devlet agnostikir. Yani şeriatta devlet diye bir şey yok.
[1:07:29] Bireyler var sadece. Bireylerin karşılıklı çekişmeleri, davaları var.
[1:07:33] Şeriat bunlara hükmü verir. Birisi ben davamdan vazgeçiyorum. Ben şu şekilde affediyorum vesaire derse onun kendi kararıdır ve buna saygı duyulur. Devlet zorla ben illa da bu adama ceza vereceğim çünkü benim düzenimi bozdu
[1:07:43] diye bir şey şeriatta yok. Bu modern bir yanılgının bir parçası sadece. Yani devlet sadece aracı kurumudur. Kadılık müessesesinin sahibidir. Dolayısıyla sizin aranızda adilane hüküm verir. Bu başka devletin bir şeyi olmaması lazım.
[1:07:57] Burada müdahalesinin olmaması gerekiyor.
[1:07:59] Adam öldürüyor. Kur'an-ı Kerim'de ne kısas cezası geleceğiz detaylarına da.
[1:08:03] Eğer diyor ki affederse diyor mağdur tamam yapacak ceza vermeyin. Şu anki düzenlene ne kamu hukuku olduğu için ceza davalarında mağdur affetse bile devlet yine ceza veriyor. Diyor ki bu devlet ilgilendiriyor. Olmaz böylece ya.
[1:08:16] İslami değil. Kamu hukuku İslami değil ya. İşte eee devlet deyince işte evrensel hukuk vesaire palavra görüyoruz. Gazide'de yaşananlar masum müslümanları eee katliamlar olduğu zaman evrensel hukuk bir anda susuyor. Ya da
[1:08:29] evrensel böyle ortak bir hukuk var. Tüm dünya, tüm batı orada filan gibi bir şey. Dedim, "Avrupa farklı hukuk kullanıyor. Amerika farklı hukuk kullanıyor. İdam Amerika'da var, Avrupa'da yok vesaire. Yani bizim kafamızdaki algıla gerçeklik uyuşmuyor.
[1:08:41] Kafamızda işte batıda mükemmel, harika, süper. Orada bir hukuk sistemi var.
[1:08:44] Acayip insanlar mutlu aşmışlar. Dünyanın gelmiş geçmiş tarihin en iyi hukuku.
[1:08:49] Öyle bir şey yok yani. Yok yok öyle bir kafa yok. Hepsi de birbirle alakasız. Hep tüm ülkelerde birbirinden farklı hukuk sistemleri var. Bambaşka yani. Bambaşka. Öyle ideal bir dünyada değiliz biz. Yani tam kötü geçmişten
[1:09:01] bile kötü bir dünyadayız.
[1:09:03] Dolayısıyla bizim şeriatı getirip tüm dünyada da bu ideal mükemmel hukuk sistemini insanlara adalet dağıtmak için kullanmamız lazım. Çünkü şyat ideal bir hukuk sistemi olduğu için Avrupalısına da Amerikalısına da Anglosaksonluna da
[1:09:15] sivil yani herkese Müslümanlar da gayrimüslim de herkese en iyi şekilde hizmet edecek hukuk sistemi en adil hizmet edecek hukuk sistemi aslında şeriattır. Yani bu sistemle bunu daha iyi anlatmaya çalışacağım. Bu videoyla
[1:09:25] bunu daha iyi anlatmaya çalışacağım.
[1:09:28] Mesela Roma'nın eee sivil hukukun eee civil law'un aslında temel yapı taşlarından olduğunu söylemiştik. Ama Roma'da bile hukuk bireysel çok kamu hukukuna girmiyor. Mesela bu daha çok Fransız yani Napolyon Kotsville birlikte
[1:09:40] kamu hukukunun oluşmaya başladığını görüyoruz biz. Yani eee Fransız devrimi ile birlikte özellikle kamu hukuku diye bir şey hayatımıza giriyor. Ondan önce böyle Romanda vesaire daha önceki şeylerde yok yani olan bir şey değil.
[1:09:50] Kamunun hukuku diye bir şey bireylerin hukuku olur. Kamun hukuku olmaz. Ya modern hukukta eee eşittir devlet olmuş her şey. Yasamayı da dediğim gibi teknokratlar yapıyor. Hukuku da şey yapıyor. Cezayı da eee sen vazgeçsen
[1:10:03] bile tamam ben davamdan vazgeçsem bile veriyor. Bu düzen doğru ideal İslami iyi bir düzen değil. Adil bir düzen de değil zaten. Çünkü mağdur etmiş oluyorsun. Ben karşıyı affediyorum ya. Yani affettiysen o adama sen ceza vererek artık
[1:10:16] mağduriyet oluşturmuş oluyorsun.
[1:10:18] Şimdi bu buradaki kavramları da biraz eee yazalım. En azından eee biraz mola vermiş oluruz. Şimdi ne dedik?
[1:10:28] Şöyle yapalım. Had cezaları dedik. Nas ile Kur'an sünnetteki suç ve cezalar çok az zaten. Bunlar çok az. Bir de tazir cezaları var.
[1:10:42] Bu da eee kadının vereceği NASTA olmayan ceza. Zaten NASA çok az şeyler olduğu için birazdan geleceğiz detaylarına hangileri var. E 10 tane civarında bir hat cezası var
[1:10:56] zaten. Daha fazla yok. Eee çoğu tazir cezası olmuş oluyor. Dolayısıyla ne dedik sonra?
[1:11:05] Fıkıh dedik.
[1:11:06] dinamiktir.
[1:11:10] Zamana, coğrafyaya, kültüre, halka, örfe göre değişir. Kanıtlarımız neydi?
[1:11:26] İmam Şafii'nin farklı hükümleri, farklı yerlerdeki eee daha sonrasında İmam Malik'in muvatasını astırmaması Kabe'ye. Çünkü tüm farklı
[1:11:41] coğrafyalara gidecekler. Oralarda uygun olmaz. eee demesi Hanefi'nin Hanefi ekolünün istihzam yani bilinenden bilinmeyen
[1:11:55] hareket etme usulü.
[1:12:01] Yine Mali iki hikakhi Karafinin örfe göre yapılmayan haramdır demesi.
[1:12:09] Bunun gibi örnekleri zaten eee vermiş olduk. E bilimle şeriatın e onu yazmamıza bile gerek yok. Çok saçma. Çin ve yazalım hadi bilim şeriat diyelim. O zaman Çin ve Naziler ne yapacağız? Çok
[1:12:22] ilerideler.
[1:12:24] Bunu açıklayamazlar yani. Çünkü Selefilerden biraz bahsettik.
[1:12:32] Tavut diyorlar. Haddi açıp duruyorlar.
[1:12:33] Ama zaten temel prensip o emir başka yok. O zaman herkesin elini mi keseceğiz yani?
[1:12:42] ve farklı peygamberlerin farklı şeriat olduğunu biliyorum.
[1:12:47] Yani cezalarının o dönem kendi halklarına göre olduğunu biz biliyoruz.
[1:12:52] Bu tarz eee konulardan eee bahsetmiş olduk. Şimdi yeni bir bölüme geçebiliriz.
