# Neden Şeriat? 21. Yüzyıl İçin Yeni Bir Adalet Manifestosu

Hukuk · Şeriat ve Modern Hukuk, 4. bölüm · 9 May 2026 · 35:19

Bağlantı: https://kokfinans.org/video/neden-seriat-21-yuzyil-icin-yeni-bir-adalet-manifestosu  
YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=NNXZUWG1efI

"Şeriat ve Modern Hukuk" serisinin kapanışında eleştiriden çözüme geçiyoruz. Halifelik, papalık benzeri bir dinî otorite değil, hukuku koymayan siyasi bir yöneticiliktir; bunu İngiliz monarşisi ve Anglikan Kilisesi ile karşılaştırıyor, şeriatın modern hukuktan ileri ilkelerini sıralıyoruz. Varılan sonuç: Örfe dayalı, dinamik ve tüm insanlığa hitap eden yeni bir "adil hukuk" sistemi kurulmalıdır.

### Halifelik: Papalık Değil, Emirlik

Şeriatı modern siyaset, yönetim ve demokrasi kavramları üzerinden ele alırken işe halifelik kurumuyla başlamak gerekir. Halifelik, zihnimizde canlanan papalık ya da "Allah'ın yeryüzündeki gölgesi" gibi mutlak bir dinî otorite değil; yalnızca bir **emirlik**, yani yönetici vasfıdır. Hz. Peygamber'in "toplandığınızda aranızdan bir imam seçin" mealindeki hadisi de bunu gösterir: Halife kural koyucu değildir. Hristiyanlıkta ve Şiî imamet teorisinde dinî lider Allah adına konuşan, kural koyan kişi olarak görülürken halifelik daha çok siyasi bir otoritedir; dinî görünmesinin sebebi Müslüman halka emirlik yapmasıdır.

Hz. Peygamber açıkça bir halife bırakmadı; kabile reisleri biat yoluyla halife seçti ve bu makam babadan oğula geçmediği için bir tür cumhuriyetti. Kurumun gerçek anlamıyla yaşandığı dönem Hulefâ-yi Râşidîn dönemidir; Muâviye'nin hilafeti oğlu Yezid'e bırakmasıyla saltanata dönüşen süreç Emevî-Abbâsî rekabetiyle sürmüş, Yavuz Sultan Selim ile Osmanlı'ya geçmiş ve son halife Abdülmecid Efendi'ye kadar gelmiştir.

### Osmanlı'nın Son Döneminde Halifelik ve Kaldırılması

Cumhuriyet'in reformları bir günde ortaya çıkmadı; halifeliğin kaldırılması da Osmanlı aydınları arasında yaklaşık 50 yıldır tartışılıyordu. Osmanlı zayıfladıkça ve İngiliz emperyalizmi güçlendikçe halifelik kötüye kullanılmaya, Müslümanları dizginlemek için bir baskı aracına dönüşmeye başladı. Örneğin II. Abdülhamid Çin'e elçi gönderip oradaki Müslümanlara Çin politikalarına baş kaldırmamalarını tavsiye etti. Oysa halifeliğin Müslümanların çıkarlarını koruyan bir kurum olması beklenirdi.

Süreç kısaca şöyle: 1922'de saltanat kaldırılıyor ve son padişah Vahdettin'in padişahlık vasfı gidiyor, halifelik kuzeni Abdülmecid Efendi'ye veriliyor; 1923'te Cumhuriyet kuruluyor, 1924'te halifelik de kaldırılıyor. Kaldırılmanın sebebi Cumhuriyet'in yönetim biçiminden çok kurumun işlevsizleşmesi ve kötüye kullanılmasıdır; ancak bu, halifeliğin kötü bir şey olduğu anlamına gelmez.

### Halife Hukuk Koymaz: Ebû Hanîfe ve Kitâbü'l-Harâc

Halifenin kendi kafasına göre hukuk yapma yetkisi olmadığı için siyasi iktidar daima dönemin âlimlerini yanına çekmeye çalışmıştır. **İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe** kadılığı kesinlikle reddetti, bu yüzden hapis ve işkence gördü ama yine de kabul etmedi. Bir diğer örnek, Harun Reşid'in vergi oranlarını belirlerken şeriata aykırı bir şey yapmamak için **İmam Ebû Yûsuf**'a *Kitâbü'l-Harâc*'ı yazdırmasıdır. Batılı bir kral "vergi yüzde 50" dediğinde o oran geçerli olurken, halifenin fetva arayışı meşruiyetin Kur'an ve sünnete dayandığını gösteriyor.

Buradan çıkan sonuç şu: Halifelik, Batı monarşisi ve feodalitesinden farklı, hukuka dayalı bir sistemdir; Osmanlı da hukukun üstünlüğüne dayalı bir *nomokrasi*dir. Selefîlerin demokrasiyi "tâğut" saymasının aksine İslam, baştaki kişi hukuk yapmadığı için demokrasiye ve cumhuriyete daha uygundur.

### İngiliz Monarşisi ve Anglikan Kilisesi ile Karşılaştırma

"2026'da hâlâ emirlikten mi bahsediyorsun" itirazına Birleşik Krallık örneğiyle cevap verebiliriz. Kraliyetin sembolik olduğu düşünülse de kâğıt üzerinde çok ciddi yetkileri var:

- Avam Kamarası yaklaşık 650 seçilmiş üyeden oluşurken yaklaşık 800 kişilik Lordlar Kamarası aristokrat ailelerden geliyor, seçimle belirlenmiyor ve süre sınırı yok; Lordlar'ın reddettiği bir yasanın geçme ihtimali istatistiksel olarak düşük.
- Kraliyet ailesi birçok kanundan, örneğin bazı iş ve ırkçılık kanunlarından muaf.
- Hazine, savcılık servisi ve silahlı kuvvetler "Majestelerinin" adını taşıyor; pasaportlar kral adına veriliyor ve hükümdarın kendisinin pasaportu yok.
- Kanada ve Avustralya resmen tacına bağlı.
- Anglikan Kilisesi devletin resmî kilisesi ve hükümdar aynı zamanda kilisenin yüce yöneticisi.

Hem dinî hem siyasi lider olan bu yapı halifeliğe benziyor. İngilizler trust hukukunu ve common law'u olduğu gibi bu yönetim biçimini de şeriattan almıştır; ideal bir şeriat düzeni Birleşik Krallık'tan çok daha iyi bir ülke ortaya çıkarır. Türkiye ise 1920'lerden beri Fransız laiklik ekolünde kaldı; Anglosakson ekolüne geçebilseydi "özüne" dönebilirdi. Kur'an'daki şûrâ ilkesi de bugünkü meclis sistemine benzer: Kabilelerin en güçlü temsilcilerinin biat etmesi ile milletvekillerinin meclis başkanını seçmesi arasında esasen fark yoktur.

### Örfe Göre Değişen Dinamik Fıkıh

Şeriat çoğu zaman "herkes peçeyle dolaşacak, kimse alkol içemeyecek" diye tasvir ediliyor; oysa söz konusu olan can, mal, ırz ve namus güvenliğini esas alan modern bir sistemdir. **Muâz b. Cebel hadisi**nde Yemen'e vali giden Muâz'ın önce Kitap'la, sonra sünnetle, onlarda bulamazsa kendi re'yiyle içtihat edeceğini söylemesi ve Peygamber'in bundan memnun olması, şeriatın hukuk yapma biçimini gösteriyor: Nasslar az ve net bir anayasa gibidir; geri kalanını âlimler örfe, zamana ve coğrafyaya göre belirler.

Eski fıkıh kitaplarındaki "namaz kılmayana sopa vurulur" hükmü buna iyi bir örnektir: Herkesin camiye gittiği 500 kişilik bir köyde namaz kılmamak bir düzen bozma, bir anomali anlamına geliyordu. Nasslarda böyle bir hüküm olmadığından bu, döneme özgü bir fetvadır ve bugünün Türkiyesi'nde geçerli değildir. Alkol ve başörtüsü için de aynı mantık işler. Adaleti sağlayan unsur bu dinamikliktir; her yerde ve her zaman geçerli statik maddeler yazan civil law'un adaleti sağlayamamasının sebebi de budur.

### Türk Hukuk Sisteminin Açmazları

Şeriatta ve Anglosakson sistemde hâkimlik hoca-talebe ilişkisi içinde "pişerek" kazanılır; Türkiye'de ise 26-27 yaşında, hiç evlenip boşanmamış, ticaret yapmamış kişiler hâkim ve savcı olarak atanıyor. İkinci sorun **savcılık kurumu**: Savcı normalde devletin avukatı, yani davada bir taraftır; ancak Türkiye'de kamu hukuku gerekçesiyle devlet her olaya müdahil oluyor ve savcı hâkimle birlikte yukarıda oturuyor. Amerika'da ise eyalet savcı ve hâkimleri halk tarafından seçilir. Devlet tarafından atanan memur hâkim ve savcı karşısında vatandaşın mağdur olmaması adeta bir "mucize"dir. Belki savcılık hiç olmamalı, delil toplama polise bırakılmalı, iki taraf eşit şekilde savunulmalı ve kararı hâkim vermelidir.

### Şeriatın Modern Hukuktan İleri Olduğu Noktalar

1. yüzyılda entelektüel birikimi olmayan bir çölde kadın hakları, miras, vakıf hukuku, anonim şirketlere uzanan sınırlı sorumluluk, mudârebe ve müşâreke gibi kurumların doğması, İslam'ın doğruluğuna bir delildir. Buna karşılık 1200'lerin Avrupası'nda *trial by ordeal* uygulanıyordu: Kızgın demirle yakılan el iki hafta içinde iyileşirse sanık masum sayılıyordu. Şeriatın getirdiği ilkeler şunlardır:

1. Suçun şahsîliği: En'âm 164, kimsenin başkasının günahını yüklenmeyeceğini söyler.
2. Masumiyet karinesi: Mecelle'deki "berâet-i zimmet asıldır" kuralı.
3. Kanunların geriye işlememesi: faiz ve içki ayetlerinde geçmişte olanların müstesna tutulması.
4. Kadının mülkiyet ve miras hakkı.
5. Sivillere dokunmayı ve esirlere kötü davranmayı yasaklayan savaş hukuku.
6. Sekiz sınıfa dağıtılan zekâtla sosyal devlet; anne babaya mirastan pay verilmesiyle bir tür yaşlılık sigortası.

> Şeriatla yönetildiğimiz zaman öyle bir seviye gerçekleşecek.

### Sonuç: Herkes İçin Adil Hukuk

Şeriat, tüm çağlara ve örflere uyabilen dinamik bir hukuk felsefesidir ve üzerine inşa edilmeyi bekleyen bir temel sunar. "Kuralı ben koydum, o yüzden doğrudur" diyen pozitivist hukukun ve davaların yıllarca sürdüğü civil law düzeninin yerine, common law'un da özünü aldığı, örfe dayalı yeni bir sistemin teorik altyapısı kurulmalıdır; ekonomi alanında yapmaya çalıştığımız şey de budur. Medyanın kötülediği "şeriat" adı yerine **adil hukuk** denebilir, çünkü amaç yalnızca Müslümanlara değil ateistler ve gayrimüslimler dahil tüm insanlığa hizmet etmektir. Şeriattan korkulacak bir şey yok; tersine, sahiplenilip geliştirilmesi gerekiyor.

## Bölümler

- 00:00 — Giriş
- 00:25 — Halifelik kurumu nedir?
- 03:11 — Osmanlı'nın son döneminde halifelik
- 05:07 — Saltanat ve halifeliğin kaldırılması
- 06:26 — Halife hukuk koymaz
- 09:21 — İngiliz monarşisi ve Anglikan Kilisesi
- 14:12 — Şûrâ ve demokrasi
- 15:40 — Muâz b. Cebel ve dinamik fıkıh
- 19:08 — Türk hukuk sisteminin açmazları
- 23:22 — Şeriatın modern hukuktan ileri yönleri
- 25:04 — Orta Çağ Avrupası'nda yargılama
- 32:19 — Sonuç: adil hukuk önerisi

Etiketler: şeriat, halifelik, islam hukuku, fıkıh, common law, hukuk sistemleri

## Transkript

[00:00] Selamünaleyküm. Rabbi yessir veir rabbi tenvin bilir. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır işlerimi hayırla sonuçlandır.
[00:11] Buraya kadar aslında şeriatla ilgili bir zemin oluşturduk. Karşılaştırmalı hukuk sistemlerini de görmüş olduk. Şimdi yavaş yavaş birazcık da ben artık modern siyaset, yönetim ve demokrasi gibi
[00:25] kavramlar üzerinden, halifelik gibi kavramlar üzerinden de şeriatı daha fazla irdelemek istiyorum. Öncelikle birazcık eee halifelik kurumu üzerine konuşmak istiyorum. Halifelik dediğimiz
[00:39] zaman yine videonun başlarında söylediğim gibi aslında kafamızda canlanan şey papalık gibi veya Allah'ın yeryüzünde gölgesi, temsilcisi, mutlak irade, dinin sahibi gibi bir kurum değil. Sadece emirlik, sadece bir
[00:53] yönetici vasfı yani bir yönetici seçilmesi gerekiyor. Peygamber efendimizin bir hadisi var biliyorsunuz.
[00:59] Yani bir toplaştığınız zaman aranızda bir imam seçin. Bir imamdır aslında.
[01:02] Yoksa kural koyucu vesaire değildir baktığımız zaman. Halbuki diğer dinlerde, Hristiyanlıkta veyahut Şiada biz aslında imamet teorisinden dolayı da orada dinin sahibi olduğunu, dine kural koyucu kişi olduğunu, Allah adına söz
[01:17] söyleyen kişi olduğunu görebiliyoruz.
[01:18] Ama halifelikte böyle bir durum söz konusu değil. Daha siyasi bir otorite olduğunu söyleyebiliriz. Dini bir otoriteden ziyade dini olarak gözükmesinin sebebi İslam halkına emirlik yaptığı için. Şimdi halifelik kurumunun baştan çıkışına baktığımız
[01:33] zaman Peygamber Efendimiz aslında benden sonra halife şu olsun vesaire gibi bir şey bıraktığını biz görmüyoruz. Eee Şia kolunun dışında Şia'ya göre Hazreti Ali'yi bıraktığını iddia ediyorlar. Ama normalde böyle bir alenen bıraktığına
[01:45] dair sahih bir şekilde durumlar görmüyoruz. Daha sonra Peygamber Efendimiz vefat ettildikten sonra kabile reisleri biyat yoluyla bir nevi cumhuriyet olduğunu bunun anlatmıştık.
[01:55] Çünkü temsilciler biat ettiği kişi halife oluyor ve babadan oğula geçmiyor.
[01:58] Halife-i Raşidiy döneminde tabii ki Arap ülkesinin kültüründen de kaynaklı kabilelerin birbiriyle alakalı bir savaşı söz konusu. Ümeyyeoğulları ve Haşimoğullarının bir rekabeti söz konusu. Biliyorsunuz bu daha sonra halife-i Raşidin döneminden sonra
[02:12] Muaviye ile birlikte oğlu Yezit'e babadan oğula geçme sistemine geçtikten sonra daha da artacaktır zaten. Bu Meyyoyeğulları yani Emeviler ve eee Haşimoğulları yani Abbasiler arasında bir çekişmeli mücadeleye döndü. Daha sonra da Yavuz Sultan Selim'le birlikte
[02:27] de eee Osmanlı'nın eee halifeliği devr alarak, bayrağı devre alarak en son halife Abdülmecid Efendi'ye kadar gelen bir süreçten bahsediyoruz burada. Ama halifelik kurumunun tam anlamıyla gerçek İslam'ın yaşadığı dönemi halife-i
[02:41] Raşidun yani dört halife dönemi olduğunu söyleyebiliriz. Daha sonra biraz daha bu monarşiye ve oan ola geçmeye eee devam ediyor. Ama yine de halifelik kurumunda tam bizim kafamızdaki gibi dini bir lider, dini bir otorite, kural koyucu,
[02:53] yargıç gibi bir durum asla söz konusu değil. Şimdi halifeliği Osmanlı'dan aldıktan sonra Osmanlı ile birlikte özellikle modernleşme tartışmalarıyla birlikte bu tarz işte monarşi de tartışılıyor, padişahlık da
[03:08] tartışılıyor, halifelik de tartışılıyor.
[03:11] Yani biz şey zannediyoruz. Her şey cumhuriyetle birlikte çok hızlı bir devrim gerçekleşti. Bir günde bir devrim gerçekleşti. Hiç bu konular konuşulmadan işte alfabe sanki bir günde değişmiş gibi. Halbuki o 50 senedir tartışılıyor
[03:22] Osmanlı aydınları tarafından veya işte halifelik kaldırıldı. Ya halifeliğin kaldırılması 50 yıldır tartışılıyor zaten. Yani Osmanlı'nın içerisinde bu tarz tartışmalar aydın kesim içerisinde sürekli olan şeyler. Dolayısıyla bunlar
[03:35] bir günde olan şeyler değil. Osmanlı'ya da geldiğimiz zaman aslında son dönemlere doğru Osmanlı'nın güçsüzleşmesiyle birlikte özellikle İngiltere emperyalizmin de ve sömürgeciliğinin de artmasıyla birlikte halifelik kurumunun biraz sömürüldüğünü
[03:49] ve kötüye kullanıldığını görmeye başlıyoruz. Özellikle Osmanlı'nın son dönemlerine doğru. Ne gibi oluyor? Yani İngiliz çıkarlarına hizmet eden bir kurum olmaya başlıyor yavaş yavaş.
[04:00] İngilizler halifelik yoluyla Müslümanları kontrol etmek, onları dizginlemek. Yani İngilizlerin farklı coğrafyalarda işlerini kolaylaştırmak için, fetihlerini kolaylaştırmak için Müslümanların dizginlenmesi amacıyla
[04:14] halifelik kurumunu bir baskı unsuru olarak kullanıyor. Örneğin işte ı, Abdülhamid Çin'e elçi gönderiyor. Bir halifelik vasfı olarak işte Çin'deki oradaki Müslümanların biraz daha üsturuplu olun, akıllı olun, Çin'in politikalarına karşı baş kaldırmayın
[04:28] vesaire gibi. Ya halbuki halifelik kurumunun Müslümanları koruyucu, Müslümanların eee çıkarlarına hizmet edici bir kurum olması bekleniyor. Ama son dönemlerde bu bozuluyor. Dediğim gibi İngiltere'nin aynı şekilde farklı coğrafyalarda halifeye diyorlar ki ya
[04:41] sen şu Müslümanlara biraz söyle.
[04:42] Birazcık akıllı dursunlar, ruslu dursunlar. Çok fazla bizim işlerimize karışmasınlar. Önümüze çıkmasınlar.
[04:47] Ayağımıza taş bağı olmasın. Ve bu amaçla da Osmanlı'da bundan biraz menfaat elde ettiğinden dolayı bu tarz halifeli kurumun kötüye kullanıldığını görüyoruz.
[04:55] Bu da aydın kesim tarafında, Müslüman kesim tarafında rahatsızlığa yol açıyor ve halifelik kurumunun eee ya düzeltilmesi veya işte farklı yöntemler mi düşünsek vesaire gibi tartışmalara yol açıyor. Bu şekilde cumhuriyet dönemine kadar geliyoruz. Cumhuriyette
[05:07] de biliyorsunuz cumhuriyetin ilanından önce 19 22'de zaten önce eee saltanat kaldırılıyor. Orada son padişah Vahdettin zaten. Zaten Osmanlı'da padişah aynı zamanda halife oluyor biliyorsunuz. Eee Vahdettin de
[05:21] padişahtı. aynı zamanda halifeydi ama saltanat kaldırıldığında 1922'de o zaman Vahdettin'in son padişah padişahlık eee vasfı gitti. E daha sonra onu artık tasfiye ettikleri için halifelik vasfını da alıp eee kuzeni Abdülmecid Efendiye
[05:35] veriyorlar. Dolayısıyla ilk başta padişahlık kalkıyor. Daha sonra 1923'te cumhuriyet kuruluyor. 1924'te de ya bir 6 ay sonra filan kurulumundan halifelik kaldırılıyor. Halifelik o sırada da halife Abdülmecid Efendi oluyor. Yani
[05:48] son padişahı aslında Vahdettin. Eee son halife de Abdülmecid Efendi olduğunu görüyoruz. Daha sonra onlar zaten, eee, ülke dışına gönderiyorlar gibi bir durum. Yani halifeliğin dört halife döneminden Osmanlı döneminin sonlarına
[06:02] doğru yaşadığı eee serüven aslında bu şekilde. Yani Halife-i Raşid'in döneminden itibaren çok sağlıklı bir dönem olduğunu söyleyemeyiz. Osmanlı son döneminde de iyice yozlaşmaya başladığından dolayı kaldırılması da aslında cumhuriyetin kendi yönetim
[06:15] biçimiyle vesaireyle alakalı değil. Ya kurumun işlevsizleşmesi, kurumun kötüye kullanılmasından kaynaklı bir kaldırım olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu halifeliğin kötü bir şey olduğu anlamına gelmiyor. Zaten biz ne demiştik?
[06:26] Osmanlı'da veya İslam dünyasında halife aslında son kural koyucu değil. Hatta e kuralı koyan kişi değil. Kuralı fıkhı yani hukuku halifenin kendisi yapmıyor zaten. Oradaki alimler şeriata göre
[06:40] yapıyorlar. Abbasi halifesinin zaten eee muvatta kabi yasalımın uygulan demesinden filan da bunu anlayabiliyoruz.
[06:47] Yani dolayısıyla halifenin doğrudan kural koyma yetkisi, doğrudan kafasına göre hukuk yapma yetkisi olmadığından dolayı ünlü dönemin alimlerini kendine çekmeye çalışıyor. Siyasi iktidar. Bu her zaman böyle. Biliyorsunuz İmam-ı
[07:01] Azam Ebu Hanife mesela hapislerde büyük işkenceler görmüştür. Neden? Dönemin siyasi otoritesi bunun İmam-ı Azam'ın fıkıh otoritesinden, alimliğinden yararlanarak kendine özel fıkıh kuralları çıkarmasını muhtemelen
[07:14] isteyecekti. İmam Azam kesinlikle kadılığı reddetti. Kesinlikle ben asla e devletin kadısı olmak istemiyorum.
[07:21] Zorladılar, zorladılar. Hatta hapis ettiler, işkence ettiler. Hala da kabul etmedi. Yani burada aslında şunu görüyoruz. Halife kendinden hukuk yapma yetkisi yok. Dönemin alimlerinden, fıkıh alimlerinden yani örfi bir şekilde hukuk
[07:33] şeriata göre yapılacak bir şey.
[07:35] Dolayısıyla burada bizim batı monarşiliğinden veya batı feodalitesinden veya batı krallığından halifeliğin farklı olduğunu görüyoruz.
[07:44] daha hukuka, hukuka dayalı bir sistem olduğunu görüyoruz. Bu yüzden ben Osmanlı'ya nomrasi yani hukukun üstünlüğü olan bir yönetim biçimi olduğunu söylemiştim. Bu yüzden aslında baktığım zaman İslam'da selefilerin tahut demesinin tam tersine demokrasiye
[07:59] daha uygun olduğunu, cumhuriyete daha uygun olduğunu söyleyebiliriz. İslam'ın, şeriatın yapısının gereği bu böyle.
[08:05] Çünkü baştaki kişi hukuk yapmıyor zaten.
[08:07] Biliyorsunuz İmam Ebu Yusuf eee o da İmam-ı Azam'ın talebelerinden. O da eee halifeliği olan dönem eee Abbasilerden Harun Reşit. Harun Reşit İmam Yusuf'a diyor ki ya bize bir kitap yaz. Biz
[08:20] şimdi vergi için kanunlar şeyler çıkaracağız. Oranlar belirliyoruz.
[08:24] Bilmem halktan bir şeyler almak için oranlar belirliyoruz. Bu vergi oranlar şeyleri için falan. Ama yani yaptığımız şey şeriata uygun mu? İslam'a uygun mu?
[08:31] Şimdi yanlış bir şey yapmayalım diye Harun Reşid İmam Yusuf'tan Kitabul Haraç kitabını yazmasını istiyor. Mesela çok erken dönemde Kitabul Haraç adlı bizim bir eee kitabımız var ve bunu halife fıkıh ulemasına, alime yazdırıyor. Şimdi
[08:44] bu bizim düşündüğümüz monarşiye, batıdaki o krallığa, o konsepte uyuyor mu? Uymuyor. Normalde kralın kafasına göre ben %50 dediğim zaman vergi %50'dir. 80 dediğim zaman 80'dir. Yani bunun şeriata uygun olmasının, bunun İslam'a uygun olmasının bundan herhangi
[08:57] bir günaha vesaireye sebep olur mu? Yani bu uygun mudur gibi bir fetva arayışı içerisinde olması aslında meşruiyetin temelde nas dayandığını yani Kur'an ve sünnete dayandığını bize gösteriyor.
[09:08] Dolayısıyla halifeler burada sadece bir yönetici, bir emir, kural koyucu asla değil. Eee, Kitabul Haraç eee örneğinden de biz bunu kolay bir şekilde anlayabiliyoruz. Şimdi e dolayısıyla aslında İslam devletinde bir emirin
[09:21] olması, bir yöneticinin olması bazılarına işte ya cumhuriyet çağındayız, demokrasi çağındayız, 2000 işte 26 yılındayız, sen hala neyden bahsediyorsun gibi bazı tepkilere yol açabiliyor. Ama modern dünyada da hala eee krallıkla eee çalışan bazı ülkeler
[09:36] olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin Birleşik Krallık, İngiltere şu anda eee resmi olarak kral kraliçeleri var.
[09:42] Bazıları diyor ki işte onlar ya sembolik hani adamlar tarihine bağlı olduğu için böyle sembolik olarak o kurumu da kurmuşlar ama halbuki orada işte AVAM Kamerası var, Lordlar Kamerası var.
[09:53] Orada meclis usulü işler dönüyor. Hani onların çok bir yetkisi yok diye düşünüyorlar. Ama gerçekte öyle mi?
[09:58] Aslında tam olarak öyle değil. Hala çok ciddi yetkileri var. Sadece kullanmıyorlar ama hak olarak, hukuk olarak kağıt üzerinde gerçekten çok ciddi yetkilere sahipler. Mesela orada ikili meclis sistemi var. Şimdi bizde Türkiye Büyük Millet Meclisi bir tane
[10:12] İngiltere'de ikinci sistem var ya. AVAM kamerası var, lordlar kamerası var ve AVAM kamerası mesela 600 650 kişienen lordlar kamerası 800 kişi ya adı üstüe lordlar kamerası soylu kişilerden aristokrat kişilerin ailelerinden
[10:23] geliyor ve seçim sadece AVAM kamerası üzerinde oluyor. Lordlar kamerasında herhangi bir süre sınırı vesaire de yok ve köklü toylu ailelerden geliyorsunuz.
[10:31] Eee, dolayısıyla burada mesela meclisin lordlar kamerası kısmında herhangi bir demokrasi işlemiyor ve bu geçmişten tarihi gelen aristokrat ailelerin çocuklarından sürekli devam ederek gelen e elit nesil mesela lordlar kamerasında
[10:44] takılabiliyorlar. Ha diyorlar ki esas kanunu ama işte avam kamerası yapar.
[10:48] Hayır. Yani Lordlar Kamerasın'ın reddettiği bir kanunun geçme olasılığı istatistiklere baktığımız zaman düşük.
[10:54] Teoride Avan kamerası yapıyor gibi gözüküyor ama ortal kamerasının onun üzerindeki baskısı aslında hissedilir derecede var. Yani bu siyaseti, İngiltere siyasetini bilen kişiler için açık ve net bir şekilde ortada duruyor.
[11:07] Mesela İngiltere Kraliyet ailesi birçok İngiltere'deki kanunda muaf. Yani o kraliyet ailesi eee bir sürü iş kanununda muaf. Irkçılık kanunlarından mesela muaf.
[11:18] Kral diyelim kralçı birçılık yaptığı zaman onun kanunlarından muaf yani eee common law'da yargıladığı zaman mahkemede öyle bir karar çıkmıyor.
[11:28] Mesela şimdi siz buna sembolik diyebilir misiniz bu muaflıklardan? ya da İngiltere'deki kurumların pek çoğunun adı Kral kraliçe adına mesela işte hazine eee hazine mesela her majestyes his majestyes treasury bakanlığı olarak
[11:40] geçiyor. Bak majestelerinin hazinesi olarak geçiyor. Veya işte eee kraliyet savcılık servisi diye geçiyor veya ordu, donanma, hava kuvvetleri, majestelerinin silahlı kuvvetleri, his majest armed forces mesela silahlı kuvvetlerin ismi
[11:53] kralın silahlı ordusu vesaire. Yani bu şekilde pasaportlarda mesela Hiz Majest adına verildi gibi, e, lütfen yardımcı olun falan gibi pasaportun orasın şey yazıyor. Yani kraldan eee bir mektup şeklinde bir şey yazıyor pasaportlarında.
[12:07] Eee, mesela pasaportu olmayan dünyada eee, tek kişi İngiltere kral kraliçesi oldu. Pasaportu yok. Pasaportu yani vize almıyor. Doğrudan ülkelere gidiyor. Ya böyle bir şey var mı? Dünyadaki tek kişi yani Amerikan başkanı bile var
[12:18] pasapordu. Mesela e, Kanada, Avustralya bunlar resmi olarak aslında Birleşik Krallığa bağlı. Yani kral kraliçeye bağlı. Şu an resmi olarak hukuk konuşuyorsak özellikle pozitivist hukukçuysan benim dediklerimin tam tersini düşünüyorsan bunlar az buz
[12:33] şeyler değil. Kanada ve Avustralya'nın Birleşik Krallığa bağlı olması az buz buzlu şeyler değil. Bu anlattıklarım mesela daha sonra işte devletin dini olması, seküler dünyadayız. E Birleşik Krallık'ta e Angelikan Kilisesi devletin
[12:45] resmi kilisesi olarak yer alıyor.
[12:47] Devletin resmi dini ve kilisesi var.
[12:50] Yani e kral kraliçe sadece devletin kral kraliçesi değil aynı zamanda Anglikkan Kilisesi'nin de başı olmuş oluyor. Aynı zamanda yüce yöneticisi olmuş oluyor.
[12:57] Dini bir lider de olmuş oluyor yani aynı zamanda. Yani halifelik kurumuna benziyor bakıldığı zaman. Zaten videonun başlarında da anlatmıştım. Bu İngilizler şeriattan çok fazla şey çalmışlar. Bu yönetim biçimini de çalmışlar. Yani hem
[13:07] dini lider hem siyasi lider eee tröst kanununu çalmışlar zaten. E common love'u çalmışlar. Hukuku buna göre çalmışlar. Yani İngiltere'ye bakacağımız zaman ideal İslam dünyasının nasıl görünmesi gerektiğini aslında görebiliriz. Eee, çok ideal yani değil
[13:21] ama bizden birçok kurum almışlardı. Yani İngiltere'den daha iyi bir eee şey olacak. Eğer biz ideal, şeriat, hukuk düzenini ve yönetim biçimini getirdiğimiz zaman yaşanacak ülke Birleşik Krallık'tan çok daha iyi bir
[13:34] yer olacak. Bunu söyleyebilirim. Çünkü bu saydığım kurallara baktığınız zaman çoğu şeriatla uyumlu. Yani siz bizim zihnimizde ya işte 2026'da monarşi mi kaldı, bir şey mi kaldı? İşte İngiltere'de var. Kağıt üzerinde de
[13:47] değil. Delilleriyle de gösteriyorum. E dini kilisesi de var. İlla laiklik olmak zorunda değiliz. Ya bu Fransız eee Fransız ekolü laik gibi takılan yani biz Fransız ekolündünü 1920'de neyse şu an 2026'da hala aynı yerdeyiz. Yani bir
[14:01] türlü Fransız ekolünden çıkamamışız. Bir İngiliz ekolüne girebilsek, bir farklı ekolle girebilsek, bir Anglosakson ekolüne girebilsek özümüze dönebileceğiz. Niye okele göre girebilsek diyorum? Çünkü Anglosakson ekolü direkt İslam ekolünden eee birebir
[14:12] kopyalamaya çalışmış. Onun ideal olduğunu düşündüğü için o zaman özümüze ancak dönebileceğiz. Yani böyle bir durum söz konusu. Ya işte ya selefilerin bakış açısına bakmamamız lazım. Tavuttur vesaire gibi. Ya mesela Kur'an şura
[14:24] yoluyla onlar kararlarını alırlar diyor.
[14:26] E bu demokrasiye uygun bir şey. Zaten.
[14:28] Demokrasi dediğimiz şey ne? Biz eee partilerde yöneticileri seçiyoruz. Eee daha doğrusu milletvekillerini seçiyoruz. Onlar da eee bir meclis oluşturuyor. 500600 kişilik. Eee ve biat ediyorlar. Bir oy veriyorlar. bir başkan
[14:38] seçiyorlar. E aynı şey Halife-i Raşidin döneminde de kabileler kendi aralarında bir milletvekili seçiyorlardı. O da kabilenin en güçlü kişisi oluyordu. E bizim de zaten ne oluyor? Genelde şe şehirdeki en güçlü kişiler milletvekili
[14:51] adaylığında yarışıyorlar. Yine aynı şey yani eee en güçlü aday gidiyor mecliste biyat ettiği kişi de meclis başkanı oluyor. Aynı şey zaten. Şura yoluyla karar alınır. Zaten İslam'da da böyle.
[15:02] Meclis de kendi şura yoluyla çağıyor.
[15:04] Peygamber efendimiz de hep kendi başına böyle bir kitle bir karar almamış.
[15:07] Genelde danışmış. Yani eğer bir vahiy değilse danışacağı şeylere danışmış oradaki kurula. Aynı yani benziyor. Bir farkı yok. Dolayısıyla yönetim biçimi böyle kafamızda canlandırdığımız gibi bir tane kral böyle astığı astık,
[15:21] kestiği kestik. İşte herkes peçle dolaşacak. Kimse alkol işemeyecek işte hiç hiçbir şey yapılamayacak.
[15:26] Özgürlükler bitmeyecek. Tam tersi.
[15:28] Şeriatın beş temel kuralını söyledik.
[15:30] İşte can, mal, ırz, namus. bunların özgürlüğü olması gerektiği konusunda yani gayet modern bir sistem.
[15:40] Mesela Muaz bin Cebel hadisi var.
[15:42] Peygamber efendimiz Yemen'e vali eee olarak Muaz bin Cebel'i göndereceği zaman eee Muaz'a soruyor. Neyle hükmedeceksin oraya gittiğinde? nasıl hükmedeceksin diye. O da Allah'ın kitabıyla eee diyor. Peygamber efendimiz bulamazsan eee diyor yani orada o zaman
[15:55] resulün sünnetiyle diyor. E diyor ya orada da bulamazsam muaz kendi reyimle yani oyumla görüşümle içtihat ederim diyor. Peygamber efendimiz bundan çok memnun oluyor. Yani eee bu şu demek aslında. Eee şeriatla birebir uyumlu.
[16:07] Şeriatta naslar var. Zaten az bir hüküm var. Yani anayasa çok e belirli net. Eee Kur'an ve sünnet. Onun dışında alimler örfe, zamana, coğrafyaya, kişiye, şehre göre kararını verecek. Bu yani Peygamber
[16:21] efendimizin hadisine göre de bu çok olumlu karşılanıyor. Muaz bin Cebel'de aynen bu cevabı veriyor ve peygamber efendimiz olumlu karşılıyor. Demek ki bu İslam'ın içerisinde zaten eee olan bir şey bu. Hukuk yapma biçimi bu. Yani ya
[16:33] işte şeriat geldiğinde işte herkes başörtü takmak zorunda kalacak. İşte herkes namaz kılmayana sopa vurulacak.
[16:39] İşte eee kimse alkol içemeyecek. Ya bunlar bireysel yasaklar.
[16:43] bunları yaparken topluma bir zarar vermiyorsanız bir sıkıntı yok. Bir de toplumun örfü önemli. Her senin toplumunda diyelim ki herkes namaza gitmek zorunda. Şimdi eski alimlerde fıkıh kitaplarında böyle şeyler var.
[16:54] Mesela namaza gitmenin sopa vurulur.
[16:55] Yani neden? Çünkü küçük komüniteler bunlar. Diyelim ki zaten köydesiniz. 500 kişi yaşıyorsunuz. Eee işte 250'si erkek. 250 erkek zaten. Eee ve İslam daha iyi yaşandığı için o dönemlerde 1000 yılındayız. Yani herkes camiye
[17:10] gidiyor, namazını kılıyor. Alenen bu bir herkeste görülüyor. Şimdi siz orada namaz kılmadığınız zaman aslında bir anomalisiniz. Bir anomalisiniz. Orada namaz kılmamak şey demek aslında. Ya ben eee bir anarşistlik yapacağım. Ben eee
[17:23] bir sıkıntı çıkaracağım. Burada bir probleme yol açacağım demek. O yüzden size sopa vuruyorlar. Yani sen bak bir anarşistlik yapacaksın. çevreyi rahatsız edeceksin ve burada bir düzen bulacaksın diye. Eski kitaplardaki fıkıh alıp 2026
[17:36] yılında işte namaz kısım dövülür diye burada o zamanın şartı, coğrafyası, komünitesi yani fıkıh değişkendir. Biz nasta namaz kılmayan dövülür diye bir şey göremiyoruz. Bu fıkıh alimlerinin o
[17:49] döneme özel verdiği bir fetva. Günümüzde bu fetva Türkiye'de geçerli değil.
[17:53] Neden? Çünkü namaz kılıp kılmama yani bu çok esnemiş ve o çok karışık bir komünite topluluk içerisinde hatta namaz kılmayanlar daha fazla beş vakit devamlı kılmayanlar. O zaman bunun bir kural olarak getirilmesi bu örfte ve
[18:06] bu coğrafyada ve bu zamanda zaten mümkün değil mesela. Dolayısıyla bunun bir cezası olamaz. Ya da alkol. Eğer sen bir taşkın çıkarmıyorsan evinde hiç zaten bir sıkıntı yok. E Osmanlı'da da öyleydi anlattık. Ya da başörtü. Şimdi bu
[18:16] toplumda başörtüsü var, açığı var, sunrusu var, şunlusu var, bunlusu var. E şimdi böyle karışık bir ortamda sen bunu getiremiyorsun zaten. A Afganistan'da herkes %99 peçe geziyorsa sen orada peçesiz gezmene ceza koyabilir mi? Sopa
[18:27] cezası mesela. Oranın şeriatı farklı olur. Oranın şeriatı her ülkenin kendine uygun kendi örf adetine göre bir şey şekillenecek zaten. Ama bizim kafamızdaki işte 1000 yılında yazılmış kitabın aynısını ben 2026'da uygulayacağım gibi düşünüyoruz. Hayır
[18:40] öyle değil. Şeriat bu değil zaten.
[18:42] Bunların hepsi yeniden baştan eee kendi örf, kendi ülke, kendi coğrafya hatta ülke içerisindeki farklı coğrafyalara göre bile değişecek şekilde hazırlanacak. Heri olayı bu. Dinamik olması zaten adaleti sağlayan unsur da bu. Bir şey statik yaparsan sivil lovu
[18:56] biz neden eleştiriyoruz? Statik bir tane madde yazıyorsun. Her yerde, tüm coğrafyalarda, tüm zamanlarda, tüm ülkenin her yerinde bu geçerli olacak.
[19:03] Ya olmaz işte o olmuyor. Uyumlu değil.
[19:05] Adaleti onunla sağlayamıyorsun sen. Yani maalesef.
[19:08] O yüzden dinamik dinamikliği teşvik ediyor ve bu da adaletin çok daha iyi olmasını sağlıyor. Şimdi yavaş yavaş mesela Türkiye'deki eee modern hukuk sistemine ve bunun açmazlarına gelecek olursak eee şimdi Eski tipte ya da
[19:21] şeriatta eee veya Anglosakson'da aslında hakim olabilmeniz için veya bu hukuk sistemi içerisinde yer alabilmeniz için bir pişmeniz gerekiyor. Bir hoca ilişkisi var. Ama Türkiye'de nasıl oluyor? 23 yaşında siz hukuk fakültesinden mezun oluyorsunuz. İşte
[19:35] 2-3 sene eğitimden geçiyorsunuz. 200 sene staj yapıyorsunuz. Yani 26 yaşında, 27 yaşında hakim savcı olarak atanıyorsunuz. Şimdi 26-27 yaşında hayatın hiçbir şekilde eee bir yönünü görmemiş bir kişinin hakim savcı olarak
[19:47] ne kadar iyi performans verebileceğini düşünüyoruz. Ve civil law'la işte eee common low'la dedik. Ya burada sorunun başlangıcı bir kere burada başlıyor zaten. Burada problem başlamış oluyor.
[19:59] Çünkü adam hiç evlenip boşanmamış.
[20:01] Hiçbir ticaret içerisinde bulunmamış.
[20:02] Ama bunlara yönelik hakimlik, savcılık yapacak. E nasıl olacak? Yani doğru bir karar verme şansı var mı? Çok düşük, çok zayıf. Hayata yönelik tecrübesi zayıf çünkü. Şimdi mesela eee bir diğer Sivillo'da ve Türkiye'de de aynı şekilde
[20:16] eee sorunlardan bir tanesi savcılık kurumu. Şimdi savcı ne demek? Normalde aslında devletin avukatı demek. Bir vaka gerçekleştiği zaman biz kamu hukuku var dedik ya işte modern dünyada, modern devlet algısında, halbuki şeriatta veya
[20:27] Anglosakson'da bu yok. eee, kamu hukuku işte her şey kamu ilgilendir. Ben boşanacağım hemen devlet müdahale oluyor. Biri birini öldürdü hemen devlet müdahale oluyor. Hırsızlık oldu. Devlet müdahale oluyor. Ya devlet sen niye
[20:37] müdahale oluyorsun? Ya beni ilgilendirir. Çünkü benim düzenimle alakalı benim düzenim bozuluyor. Savcı her şeye müdahale oluyor. Biz şikayetimizi savcıya yapmak zorunda kalıyoruz. Yani devletiin içine sürekli bir katmak zorundayız. Savcı dediğin şey
[20:47] normalde nedir? Devleti ilgilendiren bir mesele olduğu zaman veyahut işte sen delil vesaire gibi bir şey toplayamayacağın zaman, cinayet olduğu zaman savcı senin yerine gelir soruşturmayı soruşturmayı yapar.
[20:58] delilleri eee, iddiaları hazırlar ve mahkemede sunar. Yani normalde bir tarafın bir şeydir. Yani davalı veya davacı gibi bir taraftır.
[21:08] Eğer doğrudan kamu hukukuysa, vergi vesaire gibi bir şeyse de eee, doğrudan davalı veya davacı olacak kendisi de.
[21:14] Yani üstte bir hakimin olması lazım.
[21:17] Aşağıda da avukatlar, işte sanıklar, savcı vesaire olması lazım. Ama Türkiye'de ne? Nasıl? Üstte avukat da üste oturuyor, savcı da üste oturuyor.
[21:24] Ya savcı niye üste oturuyor? Savcı karar veren bir mekanizma mı? Yani savcı sadece delilleri toplayan avukatın eş değeri bir insan normalde. Çünkü eee amacı savunmak veya iddia hazırlamak veya delil toplamak bu. Yani görevi bu
[21:39] ama üstte oturuyor. Bir kere bu oturma düzeni bile yanlış. Yani eee mesela Anglosakonda savcılar olayını mesela Amerika'da savcıları eyalet savcılarını federal olmasa da eyalet savcı ve hakimlerini seçimle halk seçiyor. Aynı
[21:51] muhtar gibi biz seçiyoruz ya. Bunlar da eyalet savcısını seçiyor. Eyalet hakimini seçiyor.
[21:57] Neden? İşte savcı diyor ki ben işte şeye cinayetlerde çok iyi delil toplayacağım.
[22:01] Ben kimseyi şey yapmayacağım. Çok iyi pazarlık yapabileceğim. e suçların daha fazla eee ceza almalarını sağlayacağım vesaire gibi vaatlerde bulunuyor. Seçim kampanyaları yürütüyorlar bildiğim. Ama Türkiye gibi Sivil Lov'da yönetilen
[22:13] yerlerde devlet tarafından atanıyor. E kamu hukuku e yargıç zaten hakim devletin atadığı memur. E savcı da devletin atadığı memur. Yani burada vatandaşın mağdur olmaması mucize. Yani
[22:27] her olaya da devlet bu benim de davam diye müdahil oluyor. Kamu hukuku altında adı altında savcıyı da üstte oturtuyor. Ben aşağıda bulunan birey olarak nasıl kazanabilirim bu davayı? Yani böyle bir şey mümkün mü?
[22:41] Ya bu sistem çok eee absürt bir sistem.
[22:44] Savcılık kurumunun belki de hiç olmaması lazım. Buradaki işte delil toplamadır, cinayet vesaire gibi yerlerde vatandaşın yapamayacağı özellikle ceza hukuku tarafında şeyleri polis yürütebilir veya polis teşkilatının bir kurumu
[22:56] yürütebilir. Ya da yine illa savcı olacaksa da eee yine olabilir. Ama Türkiye'deki gibi kamu hukukunun böyle yüksek eee ya savcı polise emir veriyor şu an civil lada, Türkiye'de. Halbuki yani böyle bir yani böyle bir yapının
[23:09] olmaması gerekir. Yani yapının bu olmaması gerekiyor. İki taraf birbirini savunacaksa eşit şekilde avukatlık şekilde birbirlerini savunacaklar. Hakim de kararı verecek. Bu şekilde olması gerekiyor doğrunun. Burada da bir
[23:22] kesinlikle bir yapı yanlışlığı söz konusu. Şimdi diğer bir konu mesela şeriatın modern hukuktan çok daha ileri olduğu konular var. Zaten anlatmıştık.
[23:32] 6. yüzyılında bir çölde hiçbir entelektüel birikimin, hiçbir entelektüel eee faaliyetin gerçekleşmediği bir coğrafyada eee kadın haklarını getirmesi, miras getirmesi eee şeriattaki can, mal eee ırz, namus
[23:46] güvenliği kurallarının getirilmesi, bunların hukuklaştırılması, daha sonrasında, eee, birazdan anlatacağımız hukuk, evrensel hukuk kuralların işte hukuk geriye işlemez ya da masumiyet karinesi gibi t batının
[24:00] 18-19. yüzyılda zor bulacağı şeyleri veya işte vakıf kültürü, eee, vakıf statüsü, bir şeyin vakıf olabilmesi, hukuku, vakıf hukukunu üretebilmesi, daha sonra sınırlı sorumluluk. Bu daha
[24:14] sonra gele gele anonim şirketlere ve borsanın bulunuşuna kadar bir süreci tetikleyecek. sınırlı sorumluluk hukukunun getirilmesi ticarette işte mudaraba, müşareke gibi kavramların geliştirilmesi ya bunlar mucizedir. Yani hani imkansız
[24:29] o coğrafyada böyle bir entelektüel hukuk birikiminin çıkması imkansız. Bu mesela İslam dininin doğruluğuna bir delildir.
[24:35] Mesela mesela Allah'ın varlığına birliğine İslam'ın doğruluğuna bir delil teşkil eder. İmkansız ya 18 19 yılda da zor bulunuyor batıda bunlar.
[24:44] Ve şu anki iddia ettiğim şeriat kesinlikle anlattığım bu şeriat kesinlikle modern hukuktan 1000 kat iyi. Diyorum ya şu an İngiltere'nin bir 5 10 kat daha iyi bir ülke olduğunu düşünün. Şeriatla
[24:58] yönetildiğimiz zaman öyle bir seviye gerçekleşecek. Bu şeriatın olayı bu.
[25:04] Şimdi biz 600 yılında bu tarz iler ileri hukuk terimlerinden bahsederken Orta Çağ'da 1200'lerde ha Avrupa ne yapıyordu? Trial by ordal diye şeyler yapıyordu. Ne demek bu? İşte tanrı yargılaması adı altında. Yani bir şey
[25:19] birinin suçlu veya masum olduğunu nasıl anlayacağız diye işin içinden çıkamamışlar adamlar. Düşün o kadar hukuksuzluk yani. O kadar hukuk yok zaten. Her şeye idam cezası veriyorlar, yakma cezası veriyorlar, bilmem ne. İşte
[25:30] cadıları yakıyorlar, atıyorlar, idam ediyorlar. Hırsızlık yapıyorsun, idam.
[25:32] Şunu yapıyorsun idam. Bunu yapıyorsun, idam. Yani her şey idam. Aşırı cezalar falan. Şu an batının zaten hapishaneye dönmesinin sebebi Orta Çağ'da yaptığı bu saçma hukuk aşırılıkları. O aşırılıkları ya biz çok saçma aşırı işler yaptık.
[25:44] Bari şu an daha insancıl, daha hümanist bir şeyler yapalım falan gibi. Şu anda tam tersini yapıyorlar. Yani iki ucu ifrat ve tefrit.
[25:53] Neyse bu trial by ordeal'da neler yapıyorlar? Garip işkenceler. Yani bir işkence yapıyorlar sana. Eğer işkence sonucunda ölürse ya da çok aşırı yaralanırsa suçlu ölmezse veya iyileşirse de suçsuz. Ne gibi mesele?
[26:06] Elini kızgın demire şey yapıyorlar. Kızgın demire batırıyorlar. İyice yakıyorlar elini.
[26:12] Daha sonra bezle sarıyorlar. İşte iki hafta bekliyorlar. Eğer iyileşirse masumsun. İyileşmezse enfeksiyon kaparsa, kabarırsa, şey yaparsa suçlusun. Bu bir yargılama biçimi. Bakın 1200'lerden falan bahsediyorum. 600 yılında ben çölün ortasında demin nasıl
[26:26] hukuk karineleri olduğundan bahsediyorum. 1200 Avrupa'nın geldiği nokta bu.
[26:31] Ya bu gerçekten eee İslam'ın doğruluğunun bir delilidir yani. Ya da ne yapıyorlar? Bir işkence yapıyorlar.
[26:37] Eee adam ölürse işte fıçının içine koyuyorlar, atıyorlar, yuvarlıyorlar.
[26:41] Eee dereye atıyorlar. Adam ölürse suçlu, ölmezse suçsuz. Ya bu tarz saçma sapan yargılama biçimleri. Şimdi buradan da şimdi batının günümüzde geldiği noktada ne? İşte bir çocuk cinsiyetini değiştirmek isterse ailesi ona karşı
[26:56] ailesini elinden alıyorlar. 7 yaşında çocuk ben erkek ben kız olmak istiyorum diyor. Hop eee ailesi hayır dediği zaman devlet ailenin elinden alıyor çocuğu. Ya böyle bir şey var mı? Böyle bir mantık var mı? Yani mesela
[27:10] şu an Batı Huku mesela bunlarla uğraşıyor ve bunları onaylıyor.
[27:14] Saçmalık. Mesela eski dünyada Roma'da vesairede de bu şekilde mesela suçun şahsiliği yok. Çün sahşiliği çok önemli bir eee hukuk karinesidir. Yani hukuk standardıdır.
[27:26] İslam'da mesela Enam suresi 164'te tek cümleyle hiçbir günahkar başkasının günahına yüklenmez diyor. Ve şeriatta da böyle çölün ortasındaki bir adam hiçbir entelektüel bir ilk olmadan, okuma yazma bilmeden suçun şahsiliği ilkesini
[27:38] getiriyor dünyaya. İlk kez dünyada ilk kez böyle bir hukuk kuralı getiriyor.
[27:44] Suç şahsidir. Kabilesi onun onun suçundan dolayı yargılanamaz. Eski dünyada öyle. bir suç işlediniz.
[27:50] Kabileniz de yargılanıyor ya da kabileniz de cezalandırıyor ya da anne babanız da ya da çocuğunuz da cezalandırıyor.
[27:56] Ama şeriat geldi. İslam dedi ki hayır suç şahsidir. Batı 19. yüzyılda anca ulaştı buna. işte masumiyet karinesi mesela Orta Çağ'da Engin Sosyal mahkemelerinde falan e suçsuzluğunu
[28:09] ispatlamak zorunda kişi. Yani eee suçlu olması neredeyse eee default yani beklenen şey suçlu olması gibi. Tam tersi yani masumiyet karinesinin yaşanan şey. Halbuki İslam'da masumiyet karinesi vardır. Yani mecellede de var ya hani
[28:23] beraat-ı zimmet asıldır diye madde var işte. Eee, dolayısıyla bu bizim şeriatımızdan alınmış bir şey. İslam'la birlikte bir hukuk standardıdır veya eee, kanun geriye işlemez. Ne kadar önemli bir madde değil mi? Batının T 19.
[28:37] yüzyılda bulduğu bir şey. Halbuki biz Kur'an'da görüyoruz ki e hukukun geriye işlemediği yani bir kural yazdığınız zaman o artık geçmişe işlemez. Ondan o kural koyulduktan sonraya işler.
[28:46] Kur'an'daki ayetlerde de öyle. Mesela işte faiz diyenler şöyledir ama geçmişte yaptıklarız müstasla onlar tövbe etsinler Allah affeder. İşte içki içenler şöyledir. Geçmişte olanlar müstesna, geçmişte olanlar geçmiştir.
[28:57] Onlar tövbe etsinler filan gibi. Yani Kur'an-ı Kerim'de de aynı şekilde, şeriatta da, sünnette de bu böyle bir kural koyulduğu zaman geçmişe işlemez.
[29:04] Hukukun geriye işlememesi standardı ne kadar önemli. Ya bunlar şeriatın temel ilkelerinde mesela bu hukuk, bu hukuk modern hukukun temellerini oluşturan kurallardan bunlar. Yani ve 600 yıllarında vardı bunlarda. Şeriatın ne
[29:16] kadar modern hukuktan ileri olduğunu bu şekilde ispatlamaya çalışıyorum. Ve kadınlara verilen hakları zaten söyledik. mülkiyet hakkı veriliyor. İşte parasını paylaşmak zorunda değil kocasıyla. Kendi eee parasını kazanabilir, mirastan pay alabilir
[29:28] vesaire.
[29:30] Yani bunlar yine 18-19. yüzyıla kadar batıda olan şeyler değil. Dünyanın hiçbir yerinde olan şeyler değil zaten.
[29:37] Müthiş. Müthiş. Yani aynı şekilde savaş hukuku yani savaş dediğimiz şey çok vahşi, çok kural tanımaz. Yani savaş belki de en hukukun tanınmadığı yerdir yani savaş. Ama İslam'da hem Kur'an'da hem sünnette hem şeriatta görüyoruz ki
[29:50] naslarda bir savaş hukuku var. Yani aşırıya gidemiyorsun. Savaşta da aşırıya gidemiyorsun. Sivillere dokunamıyorsun yaşlılara, çocuklara. Yasak. Yani esirlere iyi davranmak zorundasın.
[29:59] Onlara işkence yapamıyorsun. Kötü davranmıyorsun. Yemeğini, suyunu vesaire vermek zorundasın.
[30:04] Ya onlar naslarla sabit. Yani böyle bir savaş hukuku var.
[30:10] Vatanın çok sonraları belki de bulacağı cinsten ve hala bulamadığı Irak'ın 2001'de Amerika'nın rakiştiğinde yaptığı işkenceleri biz biliyoruz. Yani bu bir savaş suçu. Yani hep her savaşında batının bir savaş suçu çıkıyor. Her
[30:24] zaman görüyoruz bunu. Yani tüm modern savaşlarda bile var.
[30:28] E ilk defa sosyal güvenliği bulmuş.
[30:30] Şimdi biz işte sosyal güvenlik kurumları işte bir nevi emeklilik gibi vesaire gibi. Eee zekat zekat fonu diye bir şey var İstanbul'da. İslam'da devlet zekatı zaten kurumlar aracıyla toplanması tavsiye ediliyor. Zekat alınıyor ve
[30:44] ihtiyaç olan 8 ve bir de kölelerin azat edilmesi mesela sekiz farklı yere bu zekat fonu dağıtılıyor. Yani sosyal bir devlet olduğunu görüyoruz. Yani devletin vatandaşlara hizmet ettiği bir durumdan bahsediyoruz.
[30:58] Sosyal devleti de o zamanlar hiçbir yerde öyle kolay kolay göremezsiniz yani. Yok öyle bir şey yok. devletin bir sosyal görevinin olduğu, zekatın olduğu böyle bir kurumlar, bu kavramlar yok.
[31:08] Yani mesela mirasa ana babadan pay verilmesi ilginç. Normalde eee modern hukukta da mesela modern hukukta miras sadece aşağıya gidiyor. Yani çocuklara aşağı nesle gidiyor. Babaya anaya gitmiyor mesela. Ama Kur'an'da, İslam'da
[31:23] ana babaya da mirastan pay var. Neden?
[31:25] Çünkü yaşlılık sigortası bu. Biz bugün modern grupta mesela ana baba mirasan pay gitmediği için çok sefil halde sağda solda yaşlılar görüyoruz. Niye oluyor bu? Çocuklar mirası alıyor, kaçıyor gidiyor. Ana babayı unutuyor gidiyor.
[31:39] İstanbul bunu öngördüğü için ana babaya da mirastan pay vermiş. Bir nevi yaşlılık emekli sigorta fonu gibi bunu konumlandırmış.
[31:46] Ya bu hukuk standartlarının gelmesi böyle üstün bir hem sosyal hukuk hem medeni hukuk hem ceza hukuku hukuk felsefesi komple yönetim biçimi yani şeriata baktığın zaman mükemmel
[32:00] yani temel prensipler temel olaylar bitmiş durumda harika. Günümüzdekinden bile ileri. Yani 18 19 20. yüzyılda 21.
[32:09] yüzyılda zor zor bulunan böyle düşüne felsefelerin kafa patlata patlata üzerine birikim gele gele buldukları şeyleri hazır bir şekilde biz zaten direkt elde etmişiz.
[32:19] Şimdi genel olarak toparlayacak olursak aslında şeriatın temelde bir hukuk sistemi olduğunu, bir hukuk felsefesi olduğunu ve çok dinamik, çok geniş tüm çağlara, tüm zamanlara, tüm toplumlara,
[32:33] tüm örflere uyumlu olabileceğini. Çünkü orada bir temel var. üzerine sizin inşa etmenizi beklediğini anlattı.
[32:42] Bizim artık bu batının kötü, leşleşmiş, hiçbir işi çözmeyen, mahkemelerde herkesin süründüğü, davacının da, davalının da nefret ettiği, yıllarca süren bu saçma, civil lovda olduğu için
[32:56] daha da saçma olan düzenden kurtulup daha kamun lov'un da özünü aldığı şeriat hukuk sistemini oluşturmamız gerekiyor.
[33:06] Alternatifini sunmamız gerekiyor. Benim ekonomi videolarında da yapmaya çalıştığım şey bu aslında. Bizim İslam'a uygun alternatifi, sistemi komple üretmemiz, sistemleştirip bunu oluşturmamız gerekiyor. Daha sonra bu
[33:21] parça parça hayata geçebilir. Bir fırsat olduğu zaman artık nasıl olursa hayata geçirilebilir çeşitli yöntemlerle. Ama bunun bir teorik altyapısını bizim oluşturmamız gerekiyor. Dolayısıyla common love'a dayalı, örf dayalı,
[33:32] şeriata dayalı dinamizmi sağlayan güzel bir hukuk sistemini bizim geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü şu an yapılan bu pozitivist hukuk hiçbir anlamı yok. Kuralı ben koydum. O yüzden
[33:45] doğrudur. Hadi ya. Yani daha kötü değil yani. Daha kötü değil.
[33:51] Kesinlikle çok daha iyisi.
[33:54] Bu anlattığım şekilde oluşturulacak yepyeni şeri bir hukuk sistemi ve düzeni modern hukuktan yaşadığımız tüm problemleri çözecek ve bizi çok daha adil, çok daha iyi bir dünyaya açacak.
[34:08] Ve bu düzenin ismine şeriat demek zorunda değiliz. Çünkü o isim bayağı bir medya tarafından kötülenmiş oldu. Adil hukuk diyebiliriz mesela. Çünkü bu yapılan hukuk sadece Müslümanlara değil, ateistisi de bundan yararlanabilir.
[34:20] Gayrimüslimi de bundan yararlanabilir.
[34:22] Çünkü buradaki temel amaç Müslümana hizmet etmesi değil. İnsanlığa hizmet etmesi, adalete hizmet etmesi, adalete yakın adaleti gerçekleştirebilecek en iyi formdaki bir hukuk sistemi inşa etmek. Tüm insanlık için bu geçerli. Tüm
[34:35] ülkelerde yayın yaygınlaşacak [boğazını temizler] bu ve uygulanacak. Böyle bir sistem tasarımından bahsediyorum. Çünkü Allah'ın getirdiği hukuk sistemi sadece Müslümanlara özel değil. Yani tüm insanlara özel. Dolayısıyla biz böyle
[34:47] bir hukuk sisteminin teorik altyapısını çalışıp oluşturmalıyız. Daha sonra da zamanı geldiğinde dünya zaten bundan faydalanacaktır diye düşünüyorum. Ve böylece şeriattan aslında korkulacak bir
[35:01] şey olmadığını tam tersi aşırı sahiplenilecek, aşırı sevilecek ve aşırı arkasında durulup geliştirilmesi gereken, üzerine hukuk sistemini ikna edilmesi gereken bir şey olduğunu bu video serileriyle anlamış olduk.
[35:15] Hepinize teşekkür ediyorum. İyi günler diliyorum.
