İçeriğe geç
00:00 21:38

Murabaha gerçekten faizsiz mi?

21:38 27.900 izlenme

Katılım bankalarının en yaygın ürününü adım adım sökerek, klasik fıkıhtaki murabaha ile bugünkü uygulamayı karşılaştırıyoruz.

Klasik murabaha nedir?

Klasik fıkıhta murabaha bir güven satışıdır: satıcı maliyetini açıklar, üzerine bilinen bir kâr ekler, alıcı bu şeffaflığa razı olarak satın alır. Vade şart değildir; ürünün özü, fiyatın nasıl oluştuğunun açıkça bilinmesidir.

Bankadaki hâli

Bugünkü uygulamada zincir üç taraflıdır: müşteri malı seçer, banka satıcıdan alır, vadeli olarak müşteriye satar. Fıkhî geçerliliğin düğümlendiği yer bu ortadaki adımdır — bankanın malı gerçekten mülkiyetine alıp almadığı ve riskin ne kadar süre onda kaldığı.

Mülkiyet bir saniye bile bankada durmuyorsa, geriye kalan fiyat farkının adı murabaha kârı değildir.Bölüm 12:20 — Kabz tartışması

AAOIFI standardı, bankanın malı teslim alması ve telef riskini üstlenmesi şartını açıkça koyar. Uygulamada bu şartın ne ölçüde karşılandığı kurumdan kuruma, hatta sözleşmeden sözleşmeye değişir; dolayısıyla “murabaha caizdir” ya da “değildir” cümlelerinin ikisi de tek başına eksiktir.

Neye bakmak gerekir?

  1. Bankanın satın alma belgesi ile müşteriye satış belgesi arasında gerçek bir zaman aralığı var mı?
  2. Telef riski sözleşmede kime yükleniyor?
  3. Vekâlet, müşteriyi aynı anda hem alıcı hem satıcı konumuna düşürüyor mu?
  4. Gecikme bedeli nasıl tanımlanmış?