İçeriğe geç
1:18:18
İktisat

Anonim Şirket İslama Aykırıdır!

1:18:18 YouTube'da aç

Anonim ve limited şirketin dayandığı sınırlı sorumluluk ilkesi İslam fıkhıyla bağdaşmaz. Fıkıhta tüzel kişilik yoktur, borç daima gerçek kişiye ulaşır ve kazanç zarara katlanmanın karşılığıdır. Sınırlı sorumluluğun tarihi, yol açtığı felaketler ve lehindeki argümanlar incelendiğinde, bu yapının faizle birlikte oligarşik bir elit ürettiği görülür.

Sınırlı sorumlu şirket ve tüzel kişilik

Bugün dünyadaki şirketlerin belki %95'inden fazlası sınırlı sorumlu şirket modelindedir (Türkiye'de anonim ve limited şirket, Almanya'da GmbH, ABD'de LLC, İngiltere'de Ltd). Küresel iktisadi düzen faizin yanında ikinci önemli bir silah kullanıyor ve bu silah, faiz kadar konuşulmasa da en az onun kadar tehlikeli.

Sınırlı sorumlulukta ortaklar şirketin borçlarından yalnızca koydukları sermaye oranında sorumludur. Bunun temelinde tüzel kişilik kavramı vardır: şirketin kendi kasası, banka hesabı ve varlıkları olur, ortak bunlara doğrudan sahip değildir. İslam'da ise şirket doğrudan ortakların malıdır; dört eşit ortaklı bir şirkette kasadaki paranın dörtte biri doğrudan her bir ortağa aittir. Muamelat her zaman gerçek kişilikle ilişkilendirilir ve zimmet insana aittir; borç bir kuruma değil, mutlaka gerçek kişilere isabet eder.

Kâr ile riskin aynı kişide birleşmesi

Burada üç fıkıh kaidesi belirleyicidir:

  1. El-ğunmü bi'l-ğurm: Kazanç, zarara katlanmanın karşılığıdır.
  2. El-harâcü bi'd-damân: Gelir, tazmin sorumluluğunun karşılığıdır.
  3. Ücret, üstlenilen sorumluluğun karşılığıdır.

Bu kaidelere göre gelir ile risk, kâr ile zarar aynı kişinin üzerinde bulunmalıdır. Faiz bu kuralı deldiği için haramdır: alacaklı risk almadan kesin bir fazlalık ister ve borçlu ödeyemese bile borç ortadan kalkmaz. Fıkıhta borç hiçbir zaman ölmez. Hadisler de bunu gösterir: müminin ruhu borcu ödenene kadar ona bağlıdır, şehidin borç dışındaki bütün günahları bağışlanır, Hz. Peygamber ilk dönemde borçluların cenaze namazını kıldırmamıştır. Darda kalan borçluya mühlet tanımak, borcu affetmek, beytülmal ve âkile yoluyla borcu ödemek gibi çözümler de bulunur; ancak borç havada kaybolmaz.

Kârda tavan yok, zararda tavan var

Anonim şirkette sermaye ile işlem hacmi arasında bir bağ yoktur: 250.000 TL sermayeli bir şirket on milyonlarca liralık ticaret yapabilir. Şirket 1 milyon TL borçla iflas ettiğinde kasada 100.000 TL kalmışsa, kalan 900.000 TL hukuken yok olur. Ortağın villasına ya da yatına dokunulamaz. Ortak, maaş ve huzur hakkı gibi yollarla kârın tamamından yararlanırken zarara ancak sermayesi kadar ortak olur. Bu, kazancın özelleştirilip zararın dışsallaştırılmasıdır.

Faiz işte kârı risksiz olarak çoğaltıyor. Anonim şirket de zararı risksiz olarak azaltıyor.

İslam'daki şirket türleri ve miras

Klasik fıkıhta alternatif şirket türleri zaten mevcuttur: farklı oranlarda sermaye ve emek konulan şirket-i inân; sermaye, emek, kâr ve zararın eşit olduğu ve ortakların karşılıklı kefil olduğu şirket-i mufâvaza; sermayesiz, emeğe dayalı şirket-i ebdân (örneğin dört arkadaşın kurduğu bir özel ders şirketi); itibara dayanan şirket-i vücûh; yatırımcı-girişimci ilişkisine benzeyen mudârebe (kırâz). Hepsinde sözleşme serbestisi geçerlidir ve sorumluluk şahsî ve sınırsızdır. Sıfır sermayeyle kurulan bir anonim şirketin ise mantıken hiçbir borçtan sorumlu olmaması saçmadır.

İslam'da ortaklardan biri ölünce ortaklık bozulur ve mirasçılarla yeniden sözleşme yapılır; anonim şirkette ise yalnızca paylar mirasçıya geçer ve şirket yüzyıllarca sürer. Bu fark, servetin İslam'da her nesilde dağılmasını, kapitalizmde ise tek noktada birikmesini sağlar. "Böyle olursa dünya markası çıkmaz" itirazının cevabı şudur: kurumsal süreklilik ile sermayenin tek elde kilitlenmesi farklı şeylerdir; miras hisseleri böler, işletmeyi bölmez; mirasçı aynı sözleşmeyle devam edebilir.

Vakıftan Doğu Hindistan şirketlerine

İslam'daki tek tüzel varlık, kâr amacı gütmeyen vakıftır. Osmanlı'daki yaklaşık 300.000 vakıf, akarlarıyla kendi kendini döndüren kurumlardı. İngilizler vakfı trust olarak ticari amaçla kullandı; Almanlar ve Hollandalılar bunu benimsedi. Bosch, IKEA, Rolex, Carlsberg, Novo Nordisk, Tata ve Bertelsmann gibi markalar vakıf yapısındadır. Ölçek de şart değildir: Alman sanayisinin omurgasını orta ölçekli Mittelstand aile şirketleri oluşturur ve Japonya'daki Kongō Gumi sınırsız sorumlulukla çok uzun süre ayakta kalmıştır. Müslümanlar bu hukukla yüzyıllarca dünya ticaretine hâkim olduğuna göre gerilemenin sebebi fıkıh yasakları olamaz. Haşr suresi 7. ayetteki "servet yalnızca zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın" emri bu mekanizmaların gerekçesidir. Yüksek riskli Ar-Ge ise Çin'de ve ABD'de zaten devlet desteğiyle yapılmaktadır.

Venedik ve Cenevizliler mudârebeyi Müslümanlardan öğrenip commenda ortaklığını kurdu. Hollandalılar sınırlı sorumluluğu anonim şirkete ve borsaya dönüştürerek VOC'yi kurdu. Ordusu, para basma, yargılama ve idam yetkisi olan VOC, muskat tekeli için Banda Adaları'nda halkın yarısından fazlasını öldürdü; ancak tüzel kişilik nedeniyle kimse şahsen yargılanmadı. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi de aynı modeli afyon ticaretine kadar taşıdı.

Batı'da sınırlı sorumluluğun kabulü

Bu kabul bir günde gelmedi. Newton'un da zarar ettiği Güney Denizi Balonu ve Fransa'da John Law'un Mississippi Şirketi çöküşlerinden sonra 1720'de Bubble Act çıkarıldı ve 1825'e kadar yürürlükte kaldı. 1850'lere kadar sanayicilerin yarısından fazlası ve bankerlerin neredeyse tamamı sınırlı sorumluluğa karşıydı; Manchester Ticaret Odası dilekçe verdi, Times aleyhte yayın yaptı. Hukukçu Edward William Cox kârı paylaşanın zarara da katlanması gerektiğini savundu; Earl Grey ve Milletlerin Zenginliği'nde başkasının parasını yönetenlerin ihmal ve savurganlığa düşeceğini yazan Adam Smith de karşı çıktı. Buna rağmen Robert Lowe'un "hürriyet" söylemi ve küçük tasarruf sahiplerini koruma argümanıyla 1855'te Limited Liability Act, 1856'da Joint Stock Companies Act kabul edildi. Paul Johnson'ın Making the Market kitabına göre bu süreç rant arayan şirket kurucularının işine yaradı. ABD'de Massachusetts, California (1930'lara kadar sınırsız sorumluluk), New Jersey ve Delaware, Almanya'da 1890'lardaki GmbH ile model dünyaya yayıldı. Timur Kuran'ın The Long Divergence kitabındaki tezine karşı ise şu unutulmamalıdır: sanayi devrimi, kanal çılgınlığı ve Titanik sınırsız sorumluluk döneminde gerçekleşti.

Modern sonuçlar ve fetva tartışması

Örnekler çoktur: armatörlerin her gemi için ayrı şirket kurması; Prestige (2002), Erika (1999), Amoco Cadiz (1978) petrol felaketlerinde sorumluluğun şirket zincirlerinde kaybolması; 2020 Beyrut patlaması; Bhopal'de (1984) Union Carbide'ın Hint iştirakini ayrı tüzel kişilik ilan etmesi ve 2018'de İngiltere'de Carillion'un iflası. Bankalarda "too big to fail" anlayışı ve zombi şirketler de aynı mekanizmanın ürünüdür. Sınırlı sorumluluğun kalkınmaya katkısı ampirik olarak kanıtlanmış değildir; 1997 tarihli bir çalışma da böyle bir ilişki bulamamıştır.

Son olarak Takî Osmânî'nin cevaz için yaptığı iki kıyas da isabetli değildir. Ticarete izinli kölenin borcu silinmez ve efendi bu ticaretten kâr talep etmez; mirasçının tereke ile sınırlı sorumluluğunda ise mirasçının bir faaliyetten kâr talebi yoktur. Bu yüzden iki kıyas da anonim şirkete uymaz. Alternatif olarak mudârebe ve diğer ortaklıklar, kâr amacı gütmeyen işler için ise vakıf ve gönüllü kefalet mevcuttur; dolayısıyla bu yapıya fetva verilemez.