İçeriğe geç
31:21

İslam Medeniyeti 2.0: Dünya Neden Yeni Bir Ekonomik Paradigmaya İhtiyaç Duyuyor?

31:21 YouTube'da aç

"İslam Medeniyeti 2.0" serisi, paranın ne olduğundan başlayıp tarihsel süreç, modern ekonomi, iktisadi ekoller ve İslami finans üzerinden yeni bir ekonomik düzen önerisine uzanan bir yol haritasıdır. Ekonomi ahlakın, ilmin ve medeniyetin temelidir; faizden arınmış adil bir düzen ise yasakla değil, alternatifle ve şura usulüyle kurulabilir.

Serinin çıkış noktası

Bu bölüm, bir YouTube serisinin girişidir. YouTube'da paranın ne olduğunu, ekonomiyi ve tarihsel ekonomik süreci anlatan pek çok video var; ancak bunları örgün eğitim gibi, bir müfredat düzeninde ele alan bir kaynak bulamadık. Hedeflediğimiz akış şu: paranın tanımından başlayıp İslam ile para arasındaki ilişkiyi kurmak; İslam'ın erken dönemi, Abbasiler ve Osmanlı gibi dönemleri incelemek; modern ekonominin ve onun içinde İslami finansın nasıl doğduğunu anlatmak; bütün bu süreçlerde adil olanın ve İslam'ın emrettiğinin ne olduğunu, bugün yaşadığımızla karşılaştırmak.

Bu içerik bir kitap da olabilirdi; fakat dijital çağda video serisi hem yayılma hem de erişim açısından daha mantıklı, kitap okuma alışkanlığı da düşük. İçeriği Türkçe hazırlıyoruz, İngilizceye çevirmeyi de düşünüyoruz. Kanalın adı olan Kök Finans, finansın köküne inip paranın ne olduğunu deşmek ve ideal para sistemini ve ekonomik düzeni ortaya koymak anlamına geliyor.

Bakış açımız açıkça İslami bir bakış açısıdır; ancak ele alacağımız konular yalnızca Müslümanları değil, hangi dinden olursa olsun herkesi ilgilendirir. Ekonomi, finans ve para hayatın bel kemiği olduğu için kavramları önce açıklayacak, sonra İslam'ın emirleriyle bağlantı kuracağız; Müslüman olmayan bir izleyici bu bağlantılara katılmasa bile diğer kısımlardan faydalanabilir.

Amaç: şura usulüyle yeni bir düzen

Serinin vizyonu, paranın ne olduğundan başlayıp paranın tarihsel sürecine, modern ekonomik düzene, iktisadi ekollere ve İslami finansa uzanmak ve en sonunda yepyeni bir ekonomik düzen önermek. Bu öneriyi izleyicilerin katkısıyla oluşturmak istiyoruz; gerekçemiz Kur'an'daki "Onlar işlerini aralarında şura ile yürütürler" ilkesidir. Bir topluluk oluşursa önerilerimizi sunacak, eleştirilerle düzeltecek ve düzeni birlikte en iyi hale getireceğiz.

Sorun şu: Müslümanlar kitabi bilgiyi doktora ve profesörlük seviyesinde öğreniyor, ancak yeni bir para ve ekonomi düzenine katkı verme noktasına gelindiğinde binlerce uzman arasından sayı birkaç kişiye düşüyor. Bu bağlamda Erbakan, Adil Düzen adıyla sıfırdan bir ekonomik teori üretmiştir; seride bu sistemi, çıkmazlarını ve kendi önerilerimizle farkını ele alacağız.

İslam Medeniyeti 2.0 ve ekonominin rolü

Seriye adını veren fikir şu: Avrupa Orta Çağ'ı yaşarken İslam medeniyeti Hulefâ-i Râşidîn, Emevîler, Abbasîler ve Osmanlı ile bilimde, felsefede, tercümede, tefsir ve fıkıhta altın çağını yaşadı; ardından Batı öne geçti. Artık küllerden yeniden doğma vakti geldi ve bunun en temelinde ekonomi yatıyor.

Refah toplumlarında ahlak gelişir, ilim ilerler ve felsefe zenginleşir. Ekonomi iyi ve tabana yayılmışsa, belli bir zümrenin elinde değilse toplum daha ahlaklı olur; ekonomi kötüyse din tek başına ahlakı korumaya yetmez. Antik Yunan'da felsefe, Akdeniz ticaretinin döndüğü liman şehirlerindeki refah sayesinde gelişti. Medeniyetin kalbi ekonomidir. Ekonomik bozulma ise enflasyon, paranın değersizleşmesi, güvenin azalması, kutuplaşma ve zengin-fakir uçurumu yoluyla toplumu çürütür; zekât gibi kurumlar bu yüzden vardır.

Tarihten ve gündelik hayattan örnekler

Endülüs'te Müslüman, Hristiyan ve Yahudiler kozmopolit bir ortamda refah içinde yaşadı; İbn Hazm gibi âlimler yetişti, Elhamra'daki işçilik sanatın ve bilimin gelişmişliğini gösterir. Harun Reşid ve Me'mun dönemindeki tercüme hareketi de aynı tabloyu verir: bugün Aristo'yu okuyabilmemizi bu faaliyete borçluyuz; halife âlimlere ağırlıkları kadar altın vaat etmiş, kütüphaneler kurmuş ve hazineden bu işe yatırım yapmıştır.

Paranın olduğu yere doğru ilim akar, irfan akar, her şey akar, edebiyat akar.

Gündelik hayattan bir gözlem de aynı sonuca götürür: zengin mahallelerindeki camilerde vaazlar ve tartışılan konular daha niteliklidir, çocuklar için oyuncak köşeleri ve ikramlar bulunur, cemaatin birkaç zengini sayesinde imama bütçe ayrılır. Demek ki ekonomi dini yaşayışın kalitesini de etkiler. Müslümanlar bu düzeni yalnızca kendileri için değil tüm insanlık için kurmalıdır; zira Endülüs'te ve Osmanlı'da gayrimüslimler en rahat dönemlerini Müslüman yönetiminde yaşamış, fethedilen halklardan cizye alınıp dinlerine, dillerine ve kültürlerine karışılmamıştır.

Faiz yasağı ve "faizin tozu"

Faiz toplumda domuz eti ya da alkol kadar tepki görmüyor; oysa Kur'an'da faizcilerin şeytan çarpmış gibi kalkacağı ve Allah ile Resulüne savaş açmış sayıldıkları bildirilir. Bu bilinç eksikliği, ekonomi ve para bilincinin eksikliğinden kaynaklanır. Allah'ın faizi neden bu kadar ağır bir günah saydığını seride açıklayacağız.

"Öyle bir zaman gelecek ki faiz yemeyen kalmayacak; yemeyene de tozu bulaşacak" hadisinin haber verdiği dönemi bugün yaşıyoruz: bankacılık düzeni, ülkeler arası ekonomik ilişkiler ve cebimizdeki paranın niteliği yüzünden kredi çekmeden evde otursak bile faizin tozuna bulaşıyoruz. Ancak yalnızca yasak demenin anlamı yoktur; faize göre daha yararlı bir alternatif sistem önerilmelidir.

Serinin konu haritası

Arakan ve Gazze gibi mazlum coğrafyaları, Müslüman ülkelerin yoksulluğunu ve boykotun nasıl olursa işe yarayacağı sorusunu da ele alacağız. Serinin başlıkları şunlar:

  • Kapitalizm, sosyalizm ve İslam'ın hangisiyle uyumlu olduğu; Adam Smith, Keynes, Hayek, Avusturya ve Şikago okulları
  • Türkiye özelinde Erbakan'ın Adil Düzen'i, Özal'ın ekonomik yenilikleri ve ikisinin karşılaştırması
  • İdeal sistemin yapı taşları: vergi, finans sistemi, konut ve taşıt finansmanı, ticari krediler, ortaklıklar ve şirket türleri
  • Mülkiyet, servet biriktirme ve Kur'an'daki altın ve gümüşü yığma (kenz) yasağının hikmeti
  • Osmanlı'nın ekonomik düzeni, para vakıfları, krediye erişim ve hazine
  • Murabaha, teverruk ve çifte teverruk gibi İslami finans araçlarının kalıcı mı yoksa geçici mi birer çözüm olduğu
  • Devlet, para ve vatandaş üçgeni ile İbn Haldun'un devletlerin kurulup zenginleşip borçlanarak çöktüğü döngüsel tarih anlayışı

Birlik, ticaret ve yol haritası

Yaklaşık 2 milyar Müslüman, hem nüfus hem dine bağlılık bakımından büyük bir potansiyel taşıyor; güçleri birleştirmek hayalci değil, matematiksel ve rasyonel bir hedeftir. Müslümanlar dağınık ve ihtilaflıdır, Yahudiler ise topluluk ve lobicilik kültürüyle kazanmıştır. Bu yüzden Yahudi toplumunu bir vaka olarak inceleyecek, hangi yönlerinin alınıp hangilerinin dönüştürülmesi gerektiğini tartışacağız.

Ticaret İslam'da teşvik edilir; Malezya ve Endonezya gibi ülkeler İslam'la kılıçla değil, güvenilir ve ahlaklı Müslüman tüccarlar aracılığıyla tanıştı. Küresel basının oluşturduğu önyargı da anlatmakla değil, ahlaklı ticaret, doğru bir ekonomik model ve güçlü bir hazineyle kırılabilir. 1850'lerde İngiltere'deki fakirler kanunu (Poor Laws) ve insan dışı koşullardaki çalışma evleri de dikkat çekici bir örnektir: İslam'da yüzyıllar önce bireysel ve mülkiyet hakları konuşulurken Batı aydınlanma ve sanayi devrimiyle sıçradı, Müslümanlar ise rehavete düştü. Hedefimiz, seriyi paranın tanımından yeni ekonomik önerilere uzanan, her bilgi seviyesine hitap eden bir müfredat olarak tamamlamak.