İçeriğe geç
1:03:28

Paranın Gerçek Hikayesi

1:03:28 YouTube'da aç

Para; takastan, borç kayıtlarından ve mal paradan altın-gümüşe, oradan bugünkü karşılıksız itibari paraya uzanan bir tarihe sahip. İmam Gazali ve Aristo'nun işaret ettiği gibi para amaç değil araçtır; ekonomi ise birbirine borçlu insanlardan oluşan bir çemberdir. Medici ve Rothschild ailelerinden Nixon Şoku'na ve petrodolara uzanan süreç, iyi bir paranın taşıması gereken özellikleri de ortaya koyuyor.

Para nedir: takas mı, borç mu?

Paranın içine doğuyoruz ama mahiyetini hiç sorgulamıyor, yalnızca onu nasıl çoğaltacağımıza odaklanıyoruz; bu hatalı bir bakış. Küçük bir toplulukta bile alışverişe ihtiyaç vardır: biri buğday eker, diğeri ok yapar.

Paranın kökenine dair iki görüş var. Birincisine göre ilk dönemlerde para yoktu, yalnızca mal ve hizmetlerin değiş tokuş edildiği takas (barter) vardı. İkincisi, David Graeber'in Borç: İlk 5000 Yıl kitabındaki görüş: para eşittir borç. Birinin tarlasını süren kişiye karşı taraf borçlanır; para da bu karşılıklı borçların kaydından ibarettir. Ertesi gün o kişi de karşılığında ok yaparsa iki borç birbirini siler ve hiç alışveriş olmadan hesap kapanır. Karşı tarafın tam ihtiyaç duyduğu malı bulmanın zorluğu düşünülünce bu ikinci görüş daha makuldür. Borç kayıtları kil tabletlere yazılabilir, ortası delik taşlar gibi nesnelerle de simgelenebilir.

Para araçtır, amaç değil

İmam Gazali, Aristo ve Graeber paranın kendiliğinden değeri olan bir varlık değil, insanlar arasındaki ilişkilerde kullanılan bir araç olduğunu düşünür; en doğru görüş de budur. Günümüzde ise para, iyi niyetle bile olsa ("çok kazanıp çok zekât vereceğim") bir amaca dönüşmüş durumda.

İnka örneği bunu gösteriyor: Avrupalı kolonistler orada bol altın buldu ama İnkalar altını "tanrının gözyaşları" sayıp süs eşyası olarak kullanıyor, alışverişte tuz ve kakao gibi mallar kullanıyordu. Demek ki altına değeri biz yüklüyoruz. Altın ve gümüşün tarihte öne çıkmasının sebebi ise kalpazanlığı engellemek: ceviz yaprağı para olsaydı herkes toplayıp haksız yere zenginleşirdi. Para, üretilmesi ve kopyalanması zor bir şeye dayanmalıdır.

Mal paradan altına

Babil, Asur ve Sümer'de maaşlar arpa, buğday ve bira cinsinden ödeniyor, ay boyunca yapılan harcamalar kil tabletlere borç olarak yazılıyordu. Roma'da tuz (İngilizce salary kelimesinin kökeni), Çin'de çay, Amerika'da kakao, Virginia kolonisinde tütün mal para olarak kullanıldı. Ancak bu mallar bozulabiliyordu ve farklı devletler arasında ticaret yapıldığında ortak bir ölçü gerekiyordu; bu da herkesin kabul ettiği altın ve gümüşe geçişi doğurdu. İdeal paranın dayanıklı, taşınabilir, bölünebilir, homojen, arzı ölçülü ve kabul edilebilir olması gerekir.

Hapishanelerde sigaranın para yerine geçmesi, insanların koşullarına en uygun aracı kendiliğinden para olarak seçtiğini gösteriyor. Bugün doların uluslararası geçerliliği de aynı mantıkla açıklanabilir: kimse TL kabul etmez, herkes en risksiz para birimini ister.

Döngüsel ekonomi ve kenz yasağı

Ekonomi, milyonlarca insanın birbirine çapraz borçlandığı bir çemberdir. Bir otel resepsiyonisti hikâyesi bunu iyi anlatır:

  1. Bir turist odayı görmek için resepsiyoniste 100 lira kapora bırakır.
  2. Resepsiyonist bu parayla pastaneciye olan borcunu öder; pastaneci berbere, berber seyyar satıcıya, seyyar satıcı da otele olan borcunu öder.
  3. Turist odayı beğenmez, 100 lirasını geri alır ve gider.

Hiçbir para üretilmediği halde 400 liralık borç kapanmıştır. Buradan çıkan ders, paranın ne kadar hızlı dolaşırsa o kadar çok borcun kapanacağıdır. Pastaneci parayı "haftaya öderim" diye kenara koysaydı zincir kırılırdı. İslam'daki kenz (altın, gümüş ve parayı yığarak biriktirme) yasağının hikmeti de budur: amaç paranın ekonomide dönmesini sağlamaktır, ev ya da araba için birikim yapmak değil.

Lidyalılar, kağıt para ve enflasyon

Paranın Lidyalılar tarafından bulunduğu söylenir ama para her zaman bir ihtiyaçtı. Lidyalıların katkısı, Akdeniz ticaretinde tartma zahmetini ortadan kaldıran standart gramajlı sikkeler basmaktı; Herodot da onları altın ve gümüş sikke kullanan ilk insanlar ve perakende ticaretin mucitleri olarak anar. Bakara suresindeki borç ayetinin borçların yazılmasını emretmesi de "para eşittir borç" fikriyle uyumludur.

Bankacılıkla birlikte altına dayalı banknotlar ortaya çıktı; bunlar bankanın sahibine olan borcunu gösteriyordu. Zamanla bu sistem suistimal edildi ve bugün hiçbir karşılığı olmayan itibari para (fiat money) kullanıyoruz. Bu, ceviz yaprağını para olarak kullanmaktan farksızdır:

Birisi orada matbaadan basıyor ve sen onun için bir ay uğraşıyorsun.

Roma'da ve Osmanlı'da sikkelerdeki maden oranının düşürülmesi (tağşiş) enflasyona ve yeniçeri isyanlarına yol açmıştı. Almanya'daki hiperenflasyon ise paranın araziye bağlandığı Rentenmark ile durdurulabildi. Sonuç: paranın sınırlı bir varlığa sabitlenmesi gerekir.

Mediciler ve Rothschildlar

  1. yüzyılda Floransa'da yükselen Medici ailesi, aristokrat kökenli olmamasına rağmen çift kayıtlı muhasebe ve poliçe sistemiyle Avrupa'nın en zengin ailelerinden biri oldu. Londra, Brugge, Roma ve Napoli'deki şubeleri sayesinde tüccarlar altın taşımak yerine borç kağıdı taşıdı; aile kur farkından büyük komisyonlar kazandı, Michelangelo ve Leonardo da Vinci'yi finanse ederek Rönesans'ın yolunu açtı. Ancak İngiltere Kralı Edward'a verdikleri büyük kredi ödenmeyince likidite krizine girip gözden düştüler.

1760'lardan itibaren beş kardeşini Londra, Paris, Napoli, Viyana ve Frankfurt'a yerleştiren Rothschildlar ise aynı bankacılık modeline bilgi asimetrisini ekledi: haberleri rakiplerinin 1,5 gününe karşılık 6 saatte iletebiliyorlardı. Waterloo'da Napolyon'un yenildiğini ilk öğrenip piyasada ters yönde spekülasyon yaparak büyük bir arbitraj kazancı elde ettiler; bu, bir tür ilk yüksek frekanslı işlem sayılabilir. 1815 sonrasında devlet borçlarının yarısını kontrol ettiler, savaşları finanse ederek siyasete nüfuz ettiler. Yine de paranın hep Yahudilerin elinde olduğu yönündeki komplo anlatılarına itibar etmemek gerekir; akıllı ve yenilikçi olan kazanır. Müslümanlar da bir topluluk olarak kendi paralarını oluşturup yönetmelidir.

Bretton Woods'tan petrodolara ve iyi paranın özellikleri

1944-1971 arasındaki Bretton Woods sisteminde ABD, 35 doları bir ons altına sabitledi. Altın talepleri hazineyi zorlayınca 1971'deki Nixon Şoku ile dolar-altın bağı kesildi; 1973'te petrolün yalnızca dolarla satılabildiği petrodolar sistemi kuruldu. Doların bugünkü gücü bu sistemden geliyor.

Dijital paraların ortaya çıkışıyla birlikte enerjinin para birimi olabileceği gibi teoriler de konuşuluyor. Bitcoin'e dair ayrıntılı değerlendirmeyi ayrı bir konuya bırakıyoruz. İyi bir paranın taşıması gereken özellikler şunlardır:

  • Sınırlı olmalı, aksi halde enflasyon doğar.
  • Özgür olmalı: Haris Irfan'ın Gazze'ye para gönderememesi ya da gurbetçilerin sınırda paralarına el konulması gibi engeller olmamalı.
  • Sahipsiz olmalı: altın gibi tek sahibi Allah olmalı, merkez bankaları değil.
  • Manipüle edilememeli: borsalarda spekülasyonla değeri oynatılamamalı.

Sıradaki konu, kısmi rezerv bankacılığı ve bugünkü paranın nasıl üretildiği.