İçeriğe geç

Kök Finans'ı ana ekrana ekleyin

  1. Tarayıcının Paylaş düğmesine dokunun.
  2. Listeden Ana Ekrana Ekle'yi seçin.
  3. Ekle'ye dokunun. Kök Finans ana ekranınızdan uygulama olarak açılır.
1:38:28
Bölümler
13
Hukuk

Darül Harp Neresidir ve Faiz Caiz Midir?

1:38:28 YouTube'da aç

Türkiye kesinlikle dârü'l-İslâm'dır; dâr taksiminin aslı Nisâ 92'ye dayansa da hangi yerin darülharp sayılacağı nasla değil içtihatla belirlenir ve Hanefî fakihlerin, özellikle Kâsânî'nin ölçüsü emniyet ve korkudur. Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi ve Bretton Woods sonrası değişen dünyayı hesaba katmadan klasik ibareleri kopyalamak bâtıl bir kıyastır. Dünyanın neresini darülharp saysan bile, bugünkü itibari para ve banka sisteminde faiz her zaman başka Müslümanların aleyhine işlediği için Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed'in şartlarından geçemez.

Pozisyonumuz ve üç büyük kırılma

Son dönemde "Türkiye darülharptir, orada faiz de alınabilir" iddiası yaygınlaşıyor ve İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe ile öğrencisi Muhammed eş-Şeybânî'nin görüşü bu iddiaya dayanak yapılıyor. Pozisyonumuz baştan net: Türkiye kesinlikle dârü'l-İslâm'dır ve bugün dünyada darülharp diye bir yer bulsan bile oradaki faiz yine Ebû Hanîfe'nin şartlarından geçemez.

Bugün fetva verebilmek için dünya tarihindeki üç olayı bilmek gerekir:

  1. Fransız Devrimi: Modern ulus devlete, demokrasiye ve yasamaya geçildi; eski devletle bugünkü devlet bambaşkadır.
  2. Sanayi Devrimi: 8-9. yüzyıl ile 15-16. yüzyılın tarım temelli sosyoekonomik hayatı birbirine benzerken, sanayi toplumuyla işçi, tarım ve çalışma biçimi tamamen değişti. Bunu bilmeyen muamelat fıkhında hatalı içtihat eder.
  3. Bretton Woods: Değerli metale dayalı, sınırlı altın-gümüş paradan itibari kâğıt paraya geçildi. Eski âlimin altın ve gümüş için verdiği fetvayı bugüne kopyalayıp yapıştırırsan hata edersin.

Karşı taraf zaten kendi içinde çelişkili: IŞİD Taliban'a, Taliban IŞİD'e darülharp diyor; herkes kendi şeyhinin ya da yöneticisinin olduğu yeri dârü'l-İslâm, gerisini darülharp sayıyor. Suriye'de Esed rejimi için darülharp denip iç savaş çıkarıldı, rejim devrilip halk hapishanelerden kurtulduğu halde Suriye hâlâ darülharp sayılıyor. Halkın gözünde 180 derecelik bir değişim varken kategorin değişmiyorsa, illetin yanlış demektir. Aynı zihniyet 1979'da Suudi Arabistan'ı darülharp ilan edip Kâbe baskınına kadar gitti.

Ayrımın aslı nastır, ölçüsü içtihattır

Dâr taksiminin Kur'an'daki dayanağı Nisâ 92'dir. Ayet, yanlışlıkla öldürülen mümin için üç durum sayar: Müslümanlarla yaşadığı yurtta diyet ve köle azadı; düşman bir kavimden ise yalnızca köle azadı; aralarında anlaşma bulunan bir kavimden ise yine diyet ve köle azadı. Cessâs Ahkâmü'l-Kur'ân'da ayeti "darülharpte kalıp hicret etmeden öldürülen Müslüman" başlığı altında işler; İbn Abbas'tan "mümindir, kavmi kâfirdir, diyeti yoktur" rivayetini nakleder. Merğînânî ve İbnü'l-Hümâm da diyetin gerekmemesini korumayla açıklar: Dârü'l-İslâm'da can şeriatın hukuk kalkanı altındadır, darülharpte ise böyle bir güvence yoktur.

Bu ayetten çıkan tek sonuç, bazı yörelerin farklı hükümlere tabi olabileceğidir. Bir yerin hangi vasıflarla dârü'l-İslâm sayılacağına dair namaz ve oruç kadar kesin bir nas yoktur; bu, zamana göre değişen bir içtihat konusudur. Türkiye'ye darülharp dersen, Nisâ 92'ye göre Türkiye'de yanlışlıkla adam öldürene diyet gerekmez demiş olursun.

Hükmün illeti: emniyet ve korku

Hanefî âlim Kâsânî illeti emniyet ve korku olarak belirler ve şöyle der: Dârın İslâm'a veya küfre nispet edilmesinden maksat İslâm'ın ya da küfrün kendisi değil, emniyet ve korkudur. İmâmeyn'e (Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed) göre illet İslâm ya da küfür hükümlerinin zuhurudur. Yani can, mal, nesil, din ve akıl konusunda emniyetteysen ve korku duymuyorsan orası dârü'l-İslâm'dır. Ayrıca Mecelle'deki "şek ile yakîn zâil olmaz" kaidesi gereği, bin yıldır ezan okunan ve halkının %95'i Müslüman olan bir yurdun hükmü birkaç şüphe kırıntısıyla değişmez.

Klasik fetvalar da aynı kaygıyı taşır. Mâlikî âlim Venşerîsî, Endülüs'ün çöktüğü 1491 civarında, Hristiyan idaresi altında cami yapamayan, cemaat olamayan, ikinci sınıf muamele gören Müslümanların Kuzey Afrika'ya hicretini vacip sayar. Bu fetva kendi şartlarında tutarlıdır: Baskı vardır ve gidilecek kesin bir dârü'l-İslâm vardır. Bugün Türkiye'deki Müslüman ise dinini özgürce yaşıyor; üstelik Türkiye'den bir yere hicret edersen, vatandaşlığın olmadığı için şartların daha da kötüleşir.

Şeriat şartının asıl anlamı: hukukun üstünlüğü

Âlimler "şeriatın uygulanmadığı yer dârü'l-İslâm olamaz" derken hukukun üstünlüğünü kastediyordu. Şeriatta halife bile hükmü değiştiremez; Batı bunu ancak 1215'te Magna Carta ile kralın yetkilerini sınırlayarak bulacaktı. Kadı Şüreyh, zırh davasında Hz. Ali'nin aleyhine karar verebiliyordu; aynı dönemde Avrupa'da kral dilediğinin malına çökebiliyor, mahkemeler trial by ordeal gibi yöntemlerle hüküm veriyordu. Can güvenliği için kısas, mal güvenliği için el kesme aranmasının sebebi, karşı tarafta keyfî cezalar ve ikinci sınıf vatandaşlık olmasıydı.

Bugün Türkiye'de, hatta Almanya'da ve ABD'de, birisi seni öldürürse ya da malına çökerse herkese uygulanan caydırıcı bir ceza var; icra dairesi, mahkeme ve polis seni korur. Türkiye'de 90.000 camide beş vakit namaz kılınıyor, cumhurbaşkanı cuma kılıyor, okullarda din eğitimi veriliyor, binlerce medresede hafızlar yetişiyor. "Alkol alana sopa cezası yok, o halde akıl güvenliği yok" demek pireyi deve yapmaktır. Şâtıbî el-Muvâfakât'ta zaruriyatı koruyan tedbirlerin iki yönlü olduğunu söyler; bir şeyin eksik yaşanması, hiç olmadığı anlamına gelmez. Klasik kitaplardaki "darülharpte had uygulanmaz, cuma kılınmaz" ifadesinden "darülharpteyiz, o halde cuma kılmıyoruz" sonucunu çıkarmak ise sebeple sonucun yerini değiştirmektir.

Klasik dünya ile modern dünya

Klasik fıkıh kitaplarını yazan âlimler her zaman güçlü bir dârü'l-İslâm'ın varlığını düşündü. En uç tahayyül Cüveynî'nin Gıyâsü'l-ümem'deki imamsız kalma senaryosudur; orada bile kaba güçle başa gelen bir idareciyle yaşamanın toplumu başıboş bırakmaktan iyi olduğunu söyler. Bugünkü dünya hiçbir klasik kitapta yok; bu yüzden illetleri alıp bugüne uygulamak zorundayız:

  • Ordu ve fetih: Eski dünyada savaşa gönüllüler, gulâm askerler ya da tımarlı sipahiler katılırdı; bugün zorunlu askerlik ve seferberlik var. Eskiden fetheden güç malına el koyar, ibadethaneni yıkardı; Norman Sicilyası gibi cizye alıp Müslümanları rahat bırakan istisnalarda fakihler hicreti vacip görmedi.
  • Vatandaşlık, pasaport, vize: Endülüslü Kuzey Afrika'ya sınır kapısından geçmeden gidip tam haklı bir vatandaş olurdu. Bugün vatandaşlık dinin yerini aldı; hakların güvence altındaysa dinin de güvencededir.
  • Eman ve harbî: Emansız gelen harbînin malının fey sayılması karşılıklı güvensizliğe dayanıyordu. Bugün İstanbul'a gelen Alman turist "harbî" değildir; devletler birbirine eman vermiştir.
  • Darülharbin bugünkü örnekleri: Savaştan sonra Rusya'ya giren bir Ukraynalı, YPG köyüne giren bir IŞİD mensubu, Kuzey Kore'ye ya da İsrail'e giden bir Türk tam da Kâsânî'nin tarif ettiği korkuyu yaşar. Çin bir Türk vatandaşı için güvenliyken Doğu Türkistanlı Müslüman için darülharptir; bu kişiye göre değişen yapı eski dünyada yoktu.
  • Devlet, para, şirket: Büyükelçilikler, köye kadar uzanan kurumsal devlet, Türk lirası dışında ödeme kabul edememe zorunluluğu ve tüzel kişilik klasik fıkhın bilmediği vakalardır.

Mecelle'nin 39. maddesi açıktır: Ezmânın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz. İbn Kayyim fetvanın zaman, mekân, hal, niyet ve örfe göre değişmesine bir fasıl ayırır; Karâfî örfe dayanan hükmü örf değiştiği halde aynen uygulamanın icmâya aykırı ve dinde cehalet olduğunu söyler; İbn Âbidîn de Hanefî müteahhirînin mütekaddimîne muhalefetinin çoğunun delil değil zaman ve örf farkından kaynaklandığını anlatır.

Kestirip atmak bir fıkıh değildir. Çözüm yolu bulmak bir fıkıhtır.

Ebû Hanîfe'nin şartları ve Moğol emsali

Ebû Hanîfe'nin üç şartını, yani küfür hükümlerinin zuhurunu, darülharbe bitişikliği ve Müslümanın ilk emanla güvende kalmamasını Türkiye'ye uygulayalım: Cuma kılınıyor, ezan okunuyor, kurban kesiliyor, hac devletçe organize ediliyor; Türkiye Müslümanlara karşı savaşan bir kâfir devletin uzantısı değil; idare, ordu ve yargı Müslümanların elinde. Moğol istilası döneminin emsalleri de aynı sonucu verir:

  • 14. yüzyılda Delhi Türk Sultanlığı'nda yazılan Hanefî fetva kitabı Tatarhâniyye, valileri kâfir olsa bile kadıların Müslüman olduğu, cuma ve bayramın eda edildiği beldelerin dârü'l-İslâm olarak kaldığını söyler.
  • Kastallânî'ye göre Müslüman dinini izhar edebiliyorsa o belde dârü'l-İslâm olur ve orada kalmak göçmekten efdaldir.
  • İbn Teymiyye, İlhanlıların işgal ettiği Mardin için ne dârü'l-İslâm ne darülharp diyerek dâr-ı mürekkeb kategorisini üretir; dârü'l-İslâm'ı askeri Müslüman olan yer diye tanımlar. Türk ordusu Moğol ordusu değildir. Mevlânâ ve Sadreddin Konevî'nin yaşadığı Moğol hâkimiyetindeki Anadolu'ya da kimse darülharp demedi.

Mâide 44'ü ülkelere uygulamak, yöneticinin hükmüyle ülkenin statüsünü karıştırmaktır ve Hz. Ali'yi tekfir eden Hâricî mantığıdır. İbn Kesîr'in Cengiz Yasası'na dair sözü, Moğolların opsiyon tanıdığı bir ortamda şeriatı bırakıp çıkarı için Yasa'yı seçen bireye dairdir. Mustafa Sabri Efendi'nin fetvası ise bir geçiş döneminin travmasıdır; karşısına Elmalılı Hamdi Yazır'ı, Mehmed Âkif'i ve daha fazlasını koyabilirsin. Laik hukuku biz de eleştiriyoruz; ama bugünkü düzen değişime kapalı değil. 1950'de ezan aslına döndü, imam hatipler ve kamuda başörtüsü meclis kararlarıyla yeniden mümkün oldu. Meclis ve cumhurbaşkanı onaylarsa kısas da, miras ve nikâh hukuku da şeriata uygun hale getirilebilir; eski darülharplerde bu kapı kilitliydi.

Darülharpte faiz bugün neden caiz değil?

Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed darülharpte harbîden faiz almayı caiz görür; Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî âlimler ve Ebû Yûsuf'tan oluşan cumhur ise görmez. Serahsî'nin aktardığı gerekçe, şeriatın cari olmadığı yerde harbînin malının korumasız ve mubah olmasıdır. Şartlar şunlardır: İşlem rızaya dayanacak ve kesinlikle Müslümanın lehine olacak.

Bugün bu şartların ikisi de tutmaz. Hukukun üstünlüğü altında yaşadığımız için mal mubah değildir. Daha önemlisi, Türkiye'de de Almanya'da da ABD'de de itibari para bankalar tarafından faizle yaratılıyor. Ebû Hanîfe'nin dünyasında para altın ve gümüştü, bankacılık ve küresel finans sistemi yoktu; harbîye 10 altın dinar verip 12 dinar aldığında hiçbir Müslüman kardeşinin cebinden çalmış olmazdın. Bugün ise %0,99 ile kredi çekip "borcumu enflasyona yedirdim" sanırken, enflasyon yoluyla başka bir Müslümanın birikimini yemiş olursun; banka bu sistemde zarar etmez. Dünyanın hangi ülkesini darülharp sayarsan say, hangi bankayla faizli ilişkiye girersen gir kazanan sistemin sahibi olan finans elitleridir. "Caizdir" diyen, iktisat bilgisinin sıfır olduğunu kanıtlamış olur. Kâğıt para meselesinde Ebû Yûsuf'un fels görüşünü bugünkü sistemi bilmeden uygulamak da aynı hatadır.

Darülharp etiketinin vardığı yer: tekfir

Türkiye'ye darülharp diyen grupta takipçiler bir süre sonra "herkes cuma kılıyor, Ramazan'da şenlik var" diye vicdanen rahatsız olur. Bu noktada tekfir devreye girer: Oy veren, şu imamın arkasında kılan, laik hukuku kabul eden kâfir ilan edilir ve %95'i Müslüman olan ülke %5'i Müslüman bir ülkeye dönüştürülür; insanlar anne babasına düşman hale getirilir. Abdullah b. Ömer'in Hâricîler için söylediği gibi: Kâfirler hakkında inen ayetleri alıp müminlere uyguladılar. Üstelik bu tavır Bakara 11'deki "biz ancak ıslah edicileriz" iddiasının ta kendisidir; Türkiye'ye darülharp dediğinde ıslah değil bozgunculuk yaparsın. Yabancıların gelip ezanı, teravihi, iftar sofralarını görüp Müslüman olduğu bir ülkeye darülharp demek bu bakışın ne kadar kaba olduğunu gösterir.

Sonuç olarak klasik ulemaya, Hanefî mezhebine ve ehl-i sünnete göre Türkiye dârü'l-İslâm'dır. Bugünkü faizli dünya finans sisteminin başında ya da yararlanıcıları arasında Müslümanlar yoktur; bu yüzden dünyanın herhangi bir ülkesindeki herhangi bir bankayla kuracağın faiz ilişkisi Ebû Hanîfe'nin şartlarından geçmez.

Ayarlar

Yazı boyutu Özet ve transkript metinleri.

Hakkında

Bildirimler açılsın mı?

Yeni bir video yayımlandığında size haber verelim. Bunu istediğiniz zaman sağ üstteki Ayarlar'dan değiştirebilirsiniz.