Anonim Şirket İslama Aykırıdır!
# Anonim Şirket İslama Aykırıdır! İktisat · 4 Eyl 2026 · 1:18:18 Bağlantı: https://kokfinans.org/video/anonim-sirket-islama-aykiridir YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=2xGjMhWyJZI Anonim ve limited şirketin dayandığı sınırlı sorumluluk ilkesi İslam fıkhıyla bağdaşmaz. Fıkıhta tüzel kişilik yoktur, borç daima gerçek kişiye ulaşır ve kazanç zarara katlanmanın karşılığıdır. Sınırlı sorumluluğun tarihi, yol açtığı felaketler ve lehindeki argümanlar incelendiğinde, bu yapının faizle birlikte oligarşik bir elit ürettiği görülür. ### Sınırlı sorumlu şirket ve tüzel kişilik Bugün dünyadaki şirketlerin belki %95'inden fazlası sınırlı sorumlu şirket modelindedir (Türkiye'de anonim ve limited şirket, Almanya'da GmbH, ABD'de LLC, İngiltere'de Ltd). Küresel iktisadi düzen faizin yanında ikinci önemli bir silah kullanıyor ve bu silah, faiz kadar konuşulmasa da en az onun kadar tehlikeli. Sınırlı sorumlulukta ortaklar şirketin borçlarından yalnızca koydukları sermaye oranında sorumludur. Bunun temelinde **tüzel kişilik** kavramı vardır: şirketin kendi kasası, banka hesabı ve varlıkları olur, ortak bunlara doğrudan sahip değildir. İslam'da ise şirket doğrudan ortakların malıdır; dört eşit ortaklı bir şirkette kasadaki paranın dörtte biri doğrudan her bir ortağa aittir. Muamelat her zaman gerçek kişilikle ilişkilendirilir ve **zimmet insana aittir**; borç bir kuruma değil, mutlaka gerçek kişilere isabet eder. ### Kâr ile riskin aynı kişide birleşmesi Burada üç fıkıh kaidesi belirleyicidir: 1. *El-ğunmü bi'l-ğurm*: Kazanç, zarara katlanmanın karşılığıdır. 2. *El-harâcü bi'd-damân*: Gelir, tazmin sorumluluğunun karşılığıdır. 3. Ücret, üstlenilen sorumluluğun karşılığıdır. Bu kaidelere göre gelir ile risk, kâr ile zarar aynı kişinin üzerinde bulunmalıdır. Faiz bu kuralı deldiği için haramdır: alacaklı risk almadan kesin bir fazlalık ister ve borçlu ödeyemese bile borç ortadan kalkmaz. Fıkıhta borç hiçbir zaman ölmez. Hadisler de bunu gösterir: müminin ruhu borcu ödenene kadar ona bağlıdır, şehidin borç dışındaki bütün günahları bağışlanır, Hz. Peygamber ilk dönemde borçluların cenaze namazını kıldırmamıştır. Darda kalan borçluya mühlet tanımak, borcu affetmek, beytülmal ve âkile yoluyla borcu ödemek gibi çözümler de bulunur; ancak borç havada kaybolmaz. ### Kârda tavan yok, zararda tavan var Anonim şirkette sermaye ile işlem hacmi arasında bir bağ yoktur: 250.000 TL sermayeli bir şirket on milyonlarca liralık ticaret yapabilir. Şirket 1 milyon TL borçla iflas ettiğinde kasada 100.000 TL kalmışsa, kalan 900.000 TL hukuken yok olur. Ortağın villasına ya da yatına dokunulamaz. Ortak, maaş ve huzur hakkı gibi yollarla kârın tamamından yararlanırken zarara ancak sermayesi kadar ortak olur. Bu, kazancın özelleştirilip zararın dışsallaştırılmasıdır. > Faiz işte kârı risksiz olarak çoğaltıyor. Anonim şirket de zararı risksiz olarak azaltıyor. ### İslam'daki şirket türleri ve miras Klasik fıkıhta alternatif şirket türleri zaten mevcuttur: farklı oranlarda sermaye ve emek konulan **şirket-i inân**; sermaye, emek, kâr ve zararın eşit olduğu ve ortakların karşılıklı kefil olduğu **şirket-i mufâvaza**; sermayesiz, emeğe dayalı **şirket-i ebdân** (örneğin dört arkadaşın kurduğu bir özel ders şirketi); itibara dayanan **şirket-i vücûh**; yatırımcı-girişimci ilişkisine benzeyen **mudârebe** (kırâz). Hepsinde sözleşme serbestisi geçerlidir ve sorumluluk şahsî ve sınırsızdır. Sıfır sermayeyle kurulan bir anonim şirketin ise mantıken hiçbir borçtan sorumlu olmaması saçmadır. İslam'da ortaklardan biri ölünce ortaklık bozulur ve mirasçılarla yeniden sözleşme yapılır; anonim şirkette ise yalnızca paylar mirasçıya geçer ve şirket yüzyıllarca sürer. Bu fark, servetin İslam'da her nesilde dağılmasını, kapitalizmde ise tek noktada birikmesini sağlar. "Böyle olursa dünya markası çıkmaz" itirazının cevabı şudur: kurumsal süreklilik ile sermayenin tek elde kilitlenmesi farklı şeylerdir; miras hisseleri böler, işletmeyi bölmez; mirasçı aynı sözleşmeyle devam edebilir. ### Vakıftan Doğu Hindistan şirketlerine İslam'daki tek tüzel varlık, kâr amacı gütmeyen **vakıf**tır. Osmanlı'daki yaklaşık 300.000 vakıf, akarlarıyla kendi kendini döndüren kurumlardı. İngilizler vakfı *trust* olarak ticari amaçla kullandı; Almanlar ve Hollandalılar bunu benimsedi. Bosch, IKEA, Rolex, Carlsberg, Novo Nordisk, Tata ve Bertelsmann gibi markalar vakıf yapısındadır. Ölçek de şart değildir: Alman sanayisinin omurgasını orta ölçekli Mittelstand aile şirketleri oluşturur ve Japonya'daki Kongō Gumi sınırsız sorumlulukla çok uzun süre ayakta kalmıştır. Müslümanlar bu hukukla yüzyıllarca dünya ticaretine hâkim olduğuna göre gerilemenin sebebi fıkıh yasakları olamaz. Haşr suresi 7. ayetteki "servet yalnızca zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın" emri bu mekanizmaların gerekçesidir. Yüksek riskli Ar-Ge ise Çin'de ve ABD'de zaten devlet desteğiyle yapılmaktadır. Venedik ve Cenevizliler mudârebeyi Müslümanlardan öğrenip *commenda* ortaklığını kurdu. Hollandalılar sınırlı sorumluluğu anonim şirkete ve borsaya dönüştürerek VOC'yi kurdu. Ordusu, para basma, yargılama ve idam yetkisi olan VOC, muskat tekeli için Banda Adaları'nda halkın yarısından fazlasını öldürdü; ancak tüzel kişilik nedeniyle kimse şahsen yargılanmadı. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi de aynı modeli afyon ticaretine kadar taşıdı. ### Batı'da sınırlı sorumluluğun kabulü Bu kabul bir günde gelmedi. Newton'un da zarar ettiği Güney Denizi Balonu ve Fransa'da John Law'un Mississippi Şirketi çöküşlerinden sonra 1720'de Bubble Act çıkarıldı ve 1825'e kadar yürürlükte kaldı. 1850'lere kadar sanayicilerin yarısından fazlası ve bankerlerin neredeyse tamamı sınırlı sorumluluğa karşıydı; Manchester Ticaret Odası dilekçe verdi, Times aleyhte yayın yaptı. Hukukçu Edward William Cox kârı paylaşanın zarara da katlanması gerektiğini savundu; Earl Grey ve *Milletlerin Zenginliği*'nde başkasının parasını yönetenlerin ihmal ve savurganlığa düşeceğini yazan Adam Smith de karşı çıktı. Buna rağmen Robert Lowe'un "hürriyet" söylemi ve küçük tasarruf sahiplerini koruma argümanıyla 1855'te Limited Liability Act, 1856'da Joint Stock Companies Act kabul edildi. Paul Johnson'ın *Making the Market* kitabına göre bu süreç rant arayan şirket kurucularının işine yaradı. ABD'de Massachusetts, California (1930'lara kadar sınırsız sorumluluk), New Jersey ve Delaware, Almanya'da 1890'lardaki GmbH ile model dünyaya yayıldı. Timur Kuran'ın *The Long Divergence* kitabındaki tezine karşı ise şu unutulmamalıdır: sanayi devrimi, kanal çılgınlığı ve Titanik sınırsız sorumluluk döneminde gerçekleşti. ### Modern sonuçlar ve fetva tartışması Örnekler çoktur: armatörlerin her gemi için ayrı şirket kurması; Prestige (2002), Erika (1999), Amoco Cadiz (1978) petrol felaketlerinde sorumluluğun şirket zincirlerinde kaybolması; 2020 Beyrut patlaması; Bhopal'de (1984) Union Carbide'ın Hint iştirakini ayrı tüzel kişilik ilan etmesi ve 2018'de İngiltere'de Carillion'un iflası. Bankalarda "too big to fail" anlayışı ve zombi şirketler de aynı mekanizmanın ürünüdür. Sınırlı sorumluluğun kalkınmaya katkısı ampirik olarak kanıtlanmış değildir; 1997 tarihli bir çalışma da böyle bir ilişki bulamamıştır. Son olarak Takî Osmânî'nin cevaz için yaptığı iki kıyas da isabetli değildir. Ticarete izinli kölenin borcu silinmez ve efendi bu ticaretten kâr talep etmez; mirasçının tereke ile sınırlı sorumluluğunda ise mirasçının bir faaliyetten kâr talebi yoktur. Bu yüzden iki kıyas da anonim şirkete uymaz. Alternatif olarak mudârebe ve diğer ortaklıklar, kâr amacı gütmeyen işler için ise vakıf ve gönüllü kefalet mevcuttur; dolayısıyla bu yapıya fetva verilemez. ## Bölümler - 00:00 — Giriş - 02:46 — Tüzel kişilik ve sınırlı sorumluluk - 08:24 — Kâr ve riskin fıkhî kaideleri - 18:05 — Kârda tavan yok, zararda var - 20:41 — İslam'daki şirket türleri - 26:49 — Ölüm, miras ve servet dağılımı - 31:43 — Vakıftan ticari vakıflara - 42:41 — Commendadan Doğu Hindistan şirketlerine - 49:38 — İngiltere'de sınırlı sorumluluk tartışması - 1:02:54 — Timur Kuran'ın tezine cevap - 1:06:12 — Gemi felaketleri ve too big to fail - 1:13:52 — Takî Osmânî'nin kıyaslarına itiraz Etiketler: anonim şirket, sınırlı sorumluluk, islam hukuku, tüzel kişilik, vakıf, kapitalizm [00:00] Selamünaleyküm. Rabbi yesir veir rabitim bil. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır, işlerimi hayırla sonuçlandır. Bugünkü videomuzda sınırlı sorumlu şirket yani [00:15] Türkiye'de de anonim şirket veya limited şirket işte Almanya'da GMBH veya Amerika'da LLC denilen limited liability company veya işte İngiltere'de de LTD diye geçen yani dünyanın her yerinde şu [00:27] anda aslında varsayılan şirket olarak birçok pek çok şirketin dünyada belki %95 üzerinde şirketin içinde bulunduğu hukuki bir tanım bu. Sınırlı sorumlu şirket. Bu tanım aslında bizim için ve [00:41] Müslümanlar için çok önemli. Bu videoda bunu anlatacağım. Sınırlı sorumlu şirket ne demektir ve İslam'la neden bağdaşmaz? [00:49] İslam'a ve fıkha neden aykırıdır ve neden bir zulüm aracına dönüşebilir? [00:54] Aynı zamanda da küresel iktisadi düzen faizin yanında faiz konularını zaten işlemiştik. Faizin hem Müslümanlara hem de tüm dünya vatandaşlarına bir zulüm olduğunu, bir haksızlık olduğunu ve bir sömürü aracı olduğunu, elit bir kesim [01:09] yarattığını, oligarşik bir kesim yarattığını zaten işlemiştik. Ancak bu küresel iktisadi düzen faizin yanında çok önemli bir silahı daha kullanıyor. [01:19] Bu da sınırlı sorumlu şirket. Genelde piyasada hocaların veya işte videolarda, kitaplarda genelde faizin anlatıldığını, onun üzerine durulduğunu görüyoruz. [01:29] Ancak ben sınırlı sorumlu şirketin yani anonim şirketin, limited şirketin gözden biraz kaçırıldığını düşünüyorum. Bu da en az faiz kadar tehlikeli bir silah bizler için ve insanlar için. Çünkü sınırlı sorumluluk prensibi sayesinde [01:42] yine bir elit tabaka, yine bir oligarşik tabaka yaratılabiliyor. Bu videoda da bu sınırlı sorumluluk prensibinin tarihi gelişimini, İslam fakındaki yerini, İngiltere'de nasıl tartışmalara yol açtığını, Amerika'da olduğunu ve güncel [01:56] olarak ne zaman bugünkü haline geldiğini ve bugünkü kabulüne eriştiğini, bunun tarihini, bunun sonuçlarını, insanlık üzerindeki etkilerini ve ticaret ve iktisadi düzen içerisindeki yarattığı anomalileri bu videoda işlemeye [02:10] çalışacağım. Aslında dünyaya sınırlı sorumluluk prensibini şirket olarak değil belki ama sınırlı sorumluluk prensibini ilk defa Müslümanlar getirmişti. Vakıf Kurumu yardımıyla. [02:21] Bunu da tabii ki işleyeceğim. Aslında Batı bu fikri Müslümanlardan, İslam'dan aldı ama daha sonra bunu şeytani bir şekilde kendi emellerine alet edecek şekilde evirdi ve İslam'la hiçbir alakası olmayan, fıkıhla hiçbir şekilde [02:35] uyumluluğu olmayan anonim şirket, sınırlı sorumlu şirket mantığına çevirdi. Bu şirketin neden böyle kötücül emellere hizmet ettiğini bu videoda anlaşılır bir dille açıklamaya [02:46] çalışacağım. Şimdi burada önce bir tanım yapmamız gerekiyor. Sınırlı sorumlu şirket ne demektir? Sınırlı sorumlu şirket şu demektir. Bir şirket oluşturuyoruz. Ortaklarımız var ve bu şirketi oluşturmak için ilk başta sermaye yatırıyoruz. Değil mi? [02:59] Türkiye'de de mesela bir anonim şirket veya limited şirket kuracağınız zaman işte minimum sermaye şartı şu anda 250.000 L. Yani ben ortaklar olarak 250.000 L sermayeli şirketimi kuruyorum ve şirket faaliyetlerine başlıyor. İşte [03:12] sınırlı sorumlu şirket şu demek. [03:14] Şirketin ortakları sadece sermayeleri oranında yani yatırdıkları sermaye oranında şirketin hareketlerinden ve borçlarından mesuldürler. Bu bu anlama geliyor aslında. Şöyle de ifade [03:28] edebiliriz bunu. Şimdi ilk başta şuradan başlamak gerekiyor. Bir tüzel kişilik denilen [homurdanır] mevzu var. Bir de gerçek kişilik denilen mevzu var. Şimdi gerçek kişilik normalde şahıs, birey, [03:41] bizzat insan, kanlı, canlı, varlık. [03:43] Tüzel kişilik dediğimiz işte kurumlar, kuruluşlar veya artık günümüzde de şirketler tüzel kişilik olarak geçiyorlar. Neden? Çünkü o gittiğin zaman şirkete muhatabın canlı kanlı bir insan değil. Bir kurum artık sanal bir [03:56] varlık. Bu tüzel kişilik oluyor. İşte İslam'da ve fıkıhta muamelat dediğimiz yani ticaret, alışveriş, parasal konular her zaman gerçek kişilikle bağdaştırılır. Tüzel kişilikle, soyut bir varlıkla, böyle bir kurumla, [04:11] kuruluşla bağdaştırılmaz. Temel bir kere ilk baştaki ayrım noktası burada başlıyor. Şimdi ben 250.000 liralık sermayeli şirket kurduğum zaman burada işte atıyorum kaç ortaklı şirket [04:25] kurdum? 4 ortaklı şirket kurdum. Şimdi artık bu şu demek oluyor. Ben sadece yatırdığım sermaye oranında borçlarımdan sorumluyum ama kendi borcum değil. Bakın tüzel kişilik. Tüzel kişilikte ne oluyor? Şirketin kendi banka hesabı [04:40] oluyor, değil mi? Tüzel kişilik de nedir? [04:43] Kendi banka hesabı olur. İşte kendi varlıkları olur. [04:50] Yani banka hesabı da para anlamına geliyor. Varlık dediği ev, arabası olur. [04:53] Eee, kendi faaliyetleri olur. [04:56] Yani bir aslında, eee, insan gibi normal ticari hayatta işlemler yapar. Gerçek kişilikte de bunlar oluyor. Ama tabii ki buradaki fark şu. Tüzel kişilikte her [05:10] şey şirkete ait. Hiçbir şahsa, gerçek kişiliğe nispet edilmiyor. Şimdi buradaki temel farklardan bir tanesi bu. [05:17] Normalde İslam'da şirket kurduğumuzda ne olur? Şöyle oluyor. [05:24] Şöyle yazalım. İslam'da şirket doğrudan ortağın malıdır. Yani kasadaki para 4 kişi ortak olduğumuzu varsaymıştık. [05:36] Herkesin %25 hissesi olduğunu düşünelim. [05:38] Kasadaki paranın 1/4'ü doğrudan ortağındır. Yani normalde istediği an ortak gider o kasadan o parayı alır. Yani sözleşmeleri aralarındaki 4 kişinin şeylerine de bağlı tabii ki nasıl kullanacaklarını vesaire bağlı ama doğrudan kendi [05:53] malıdır. Yani kendisine aittir. Bu bir tüzel, sanal bir varlık çerçevesi altında değildir. Ama tüzel kişilikte ne oluyor? Tüzel kişilikte şöyle oluyor. [06:03] Anonim şirket diyeceğim ben buna mesela. [06:05] Ama limited şirket de aynı. Mantık sınırlı sorumlu şirket olması. E mantık burada aynı. Anonim şirket kendi kasası varlığı var. Ortak doğrudan [06:16] ona sahip değil. Yani şirketin kasasındaki parayı ben doğrudan çıkaramam. Mesela çeşitli mevzuatlara tabi işte vergisi var, stopajı var. Eee doğrudan şey yapamıyorum. [06:28] Muhasebeleştirmem lazım bunu. Eee vesaire gibi çeşitli tüm dünyada bu şekilde mevzuatları var. Yani dolayısıyla tüzel kişilik sanki ayrı bir insan gibi davranılıyor. O zaman da diyorlar ki ortaklar yani tüzel kişilik ayrı bir şey olduğu için ortakların [06:41] doğrudan da şey olmadığı için diyorlar ki ortaklar sermayesi oranında şirketin borçlarından sorumludur. Yani diyelim ki şirket 1 milyon lira borca girdi ama şirketin kasada 250.000 var. Yani [06:54] 750.000 L diyelim ki borçlandı. O zaman ne olacak? Ortaklardan bu bunu alamazsın. Çünkü bu şirketin borcu. [07:00] Şirketin kendisi ödemesi lazım. Şirketin kendi varlıkları var. kendi kasası var. [07:03] Şirket kendi başının çaresine bakacak. [07:05] İflas edecekse iflas edecek ona göre. [07:07] Yani bu ortakları bağlayan bir şey değildir diyorlar. Yani şimdi sınırlı sorumluluk prensibi bu anlama geliyor. [07:14] İslam'da ise nasıl? İslam'da ise zimmet insana aittir. Şimdi öyle bir kaide var. [07:23] İslam'da zimmet insana aittir. Tüzel kişilik gibi bir kavram olmadığı için yani zimmet dediğimiz şey borç da bu işin içine giriyor. Yani herhangi bir şekilde yapılan borç değil mi? Bu ticari bir [07:37] faaliyet sonucunda ister şirketle yapmış ol, ister ortaklıkla yapmış ol, ister şahsi olarak yapmış ol, fark etmez. [07:42] Herhangi bir şekilde parasal bir borç insana ait olmak zorunda İslam'da. Çünkü kurum diye bir şey yok, tüzel kişilik diye bir şey yok. Doğrudan herhangi bir insan veya ortaklarsa çeşitli oranlarda ortaklar ama gerçek insanlar bundan [07:57] sorumlu olurlar. Modern hukukta ise tüzel kişilik vardır. Onu icat eder. Eee dolayısıyla tüzel kişiliğe de zimmet verebilir. Yani borç verebilir. Aslında iki İslam fıkhı ve modern anonim şirket sınırlı sorumlu şirket arasındaki fark [08:12] budur. Birisi doğrudan kesinlikle bir insana kadar gelmek zorunda. Diğeri bir insana kadar gitmek zorunda değil. tüzel kişilikte durabiliyor. Şimdi İslam'ın kaidelerinden devam edelim. [08:24] Elgunnu bilgurm diye bir kaide var. Yani nedir? Kazanç zarara katlanmanın bir karşılığıdır. Onu da yazalım. [08:35] Kazanç zarara katlanmanın karşılığıdır. Şöyle altına yazalım. [08:43] Bu kaide gereği yani ben bir kazanç elde ediyorsam İslam'da o yüzden faiz haram ya. Eğer ben bir kazanç elde edeceksem bu bir zarara katlanmamın yani risk kar zarar ortaklığı diyoruz ya İslam'da kar zarar ortaklığı meşrudur ama faiz meşru [08:57] değil. Neden? Faizde doğrudan sen alacaklıyı kesin kes borçlu yapıyorsun. [09:01] Ama kazanç zarara katlanma karşılığıysa bir risk alıyorsanız, bir ticaret yapıyorsanız burada kar da edebilirsiniz, zarar da edebilirsiniz. [09:08] Yani bir riskiniz var. O zaman bir risk aldığım için, zarara katlanmayı da göze aldığım için bu kazanç benim için artık meşru oluyor. Dolayısıyla ticaret helaldir, meşrudur. Faiz haramdır, meşru değildir. İslam fık fıkhındaki [09:20] kaidelerden bir tanesi de budur. Yine bir kaide daha var. O da elharacu biddaman. Yani bu da şu demek. gelir yani yine kazanç [09:33] tazmin sorumluluğunun karşılığıdır. Yani ben bir gelir elde ediyorsam bunun karşılığında bir tazmin sorumluluğum da olmalı. Yani işte mesela e bir borç aldığım zaman bu borç tazmini [09:48] yine borç benim için bir gelir değil mi? [09:49] Ya da bir satış benim için bir gelir. E ama malın bozuk çıkabilir, müşteri iade edebilir veya borç aldığımda da borcu ödemek zorundayım vesaire. Yani bunu tazmin etmek zorundayım. karşılığını bir şekilde bundan sorumlu olarak bunun [10:01] sonuçlarına hukuki olarak katlanmak zorundayım. Gelir bunun karşılığı olarak vardır. Fıkıhtaki bir diğer kaide budur. [10:08] Yine buna benzer bir kaide var. Aslında hepsi benzer şeyler söylüyorlar. El ücreti bir dam. Eee bu da aslında şey demek ücret. Yani bunu maaş gibi filan da söyleyebiliriz. O da işte [10:21] sorumluluğun karşılığıdır. Yani ben bir ücret alıyorsam, bir yerden bir para alıyorsam demek ki bir şeyden sorumlu olmuşum. [10:28] Bana bir görev verilmiş, bir iş yapmışım. Onun karşılığında bir gelir elde etmişim. Bir mal üretmişim, bir hizmet üretmişim veya orada bir eee faaliyette bulunmuşum. Bir sorumluluk üstlenmişim. O zaman bunun karşılığında [10:38] aldığım ücret helal olmuş olur. Şimdi İslam'daki kaideler bunlar. Yani temel olay faydayla, risk yani gelirle risk, karla, zarar aynı kişi üzerine binmek zorunda. Yani ben riski de üstlenmeliyim [10:52] ki karım meşru sayılsın. İslam'daki temel fıkıh kaidesi bu. Faiz bu kuralı deliyor. O yüzden haram oluyor. Neden? [11:00] Çünkü ben eee riskini almadan doğrudan karşıyı kesin kez bir fazlalık istiyorum. faiz, riba, fazlalık anlamına geliyor. O zaman burada hukuki olarak karşıdan her türlü bunu alabileceğim için burada ben bir riske katlanmamış [11:13] oluyorum. Zarar ihtimaline katlanmamış oluyorum. Adam borcunu ödeyemeyebilir, risk falan diyorlar ama sonuçta bu adamın borç sorumluluğunu düşürmüyor. [11:21] Hukuk karşısında o an ödeyemeyebilir ama parası olduğu an bana ödemek zorundadır. [11:25] Ben haciz davasını açacağım. Her türlü o parayı bulduğu an bana ödemek zorunda. O yüzden bu bir risk içermiyor. Çünkü her türlü günün sonunda alacağım o parayı. [11:32] Ama ticarette zarar ettiğimde kimseye borçlu kalmıyorum. Kendi kendime zarar etmiş oluyorum. O zaman gelirim de meşru olmuş oluyor. Şimdi İslam fıkhında, şimdi iflas ettik diyor ya mesela bir ticarete girdim iflas ettim. Bir [11:43] ticarete girdim zarar ettim. İslam fıkhç hiçbir zaman ölmez. Yani ortada bir borç varsa, bir iflas varsa birilerinin borcu var demektir, değil mi? Yani biri birine bir şeyi ödeyemedi anlamına gelir. Bu hiçbir zaman ölmez. Bir tane gerçek [11:54] kişiye, bir tane insana mutlaka bu isabet etmek zorunda. Onun sorumluluğunda kalmak zorunda. Yani bir dediğim herkes hissesi oranında tabii ki ama gerçek [boğazını temizler] insanların üzerinde bir borç bulunmak zorunda. Böyle havada kaybolamaz. Tüzel [12:08] kişilikte kaybolabiliyor. Şimdi onu söyleyeceğiz. Ha adam ödeyemiyordur. E beklenir ödemesi beklenir. Mühtet verilir. İşte borçluya uygulanacak tavizler verilir. İslam'da da borçluğunun işte nasıl borcunu ödeyeceğine dair bazı hükümler var. [12:20] Onlara şu anda girmemize gerek yok. Ama borç her zaman müminin üzerinde durur ödeyene kadar. Karşı taraf affetmediği sürece. Ha İslam'da da hem hadislerde hem Kur'an'da da şey önerilmiştir. Ya karşı taraf borcun altında artık iyice [12:32] böyle ezildiyse artık ödeyemeyecek bir durumu da kalmadıysa artık onun yaşamı için bu çok kötü bir felaket hale geldiyse hani borç verenin eee onu affetmesi e daha hayırlıdır onun için. [12:43] Allah onun sevabını borç veren kişiye verecektir. Hani bu iyiliği karşısında falan gibi. Dolayısıyla borçluyu böyle çok sıkıştırmak, darlamak İslam'da da çok önerilen bir şey değil. Karşı taraf gerçekten ihtiyaç durumundaysa ve [12:54] borcunu ödeyemiyorsa o affedilir. Mesela bu tarz kaideler de var. Borçla ilgili mesela bazı hadisler var. Müminin ruhu ödeninceye kadar borcuna bağlıdır diyor. [13:03] Yani İslam'da çünkü borç yok olmaz hiçbir zaman. Daha sonra mesela şehidin borç dışında bütün günahları bağışlanır. [13:09] Mesela ne kadar ilginç değil mi? Eee şehitlik çok yüksek bir makam ama borç birisine, bir insana, bir kul hakkına karşı olduğu için onun dışındaki tüm günahları bağışlanır diye bir hadis var. [13:19] Daha sonra borcunu ödeyemeyen veya ödeme hususunda gayret göstermeyen kişi bu borcu sebebiyle Allah katında hırsız durumuna düşer diyor. Yani sen ödeme durumun var mesela diyor ya adam bana borç var onun yerine gitti tatil yaptı [13:30] filan. Şimdi bu eee Allah katında hırsız durumuna düşer diye bir İbn Mac'de geçen bir hadis de var. Yani borç ödemek yani imkanı olduğunda borç ödemek İslam'da birincil prensiptir. Hatta ilk dönemde Hazreti Peygamber borçlu olanların [13:44] cenaze namazını kıldırmamıştır. Düşünün yani bu kadar önemli bir şey. Çünkü borç her zaman gerçek bir kişiye isabet edecek ve o kişi de o borcunu ödemek için eee elinden gelen gayreti sarf edecek. Olay bu. Ama daha sonra eee [13:55] Peygamber Efendimiz biz biliyoruz ki sonradan bu kural değişti. Peygamber efendimiz boşa kişilerin de beytülmaldan borçlarının ödenmesi karşılığında e cenaze namazlarını kıldırdığını biz biliyoruz. Burada da işte vakıf kültürü [14:06] girecek, beytülmal girecek, yardımlaşma kültürü girecek. Borçlu kişinin borcunun işte aile efradı tarafından akile kurumu denilen bir şey var. Mesela akrabaları tarafından, işte Beytülmal tarafından ödenmesi eee vesaire gibi çeşitli [14:16] çözümler de var. Yani çözümsüz bir durum değil. Ama burada biz sınırlı sorumluluk şirket konusunu işlediğimiz için biraz o odakta kalmaya çalışacağım. Yani şunu anlamış oluyoruz tüm bu çerçeveden. [14:27] İslam'da bir borç varsa asla yok olmuyor ve birinin üzerine biniyor ve o kişi artık o borcu ölünceye kadar sorumlu olmuş oluyor ve öde mümkün olduğunca ödemesi gerekiyor. Ama anonim şirkette iflas edildiğinde bu borç hukuken yok [14:40] olabiliyor. Nasıl olabiliyor? Şöyle şimdi diyelim ki anonim şirkette şimdi dedik ya eee siz 250.000 L sermayeyle şirketi kurdunuz. Şirket faaliyetlerini yürüttü etti. Bu arada 250.000 lira sermayesi var diye şirket istediği kadar [14:54] faaliyet yürütebilir. Burada ben işte 10 milyon liralık, 20 milyon liralık, 50 100 milyon liralık ticaret yapabilirim. [14:59] Alırım, satarım. Yani şirketin sermayesinin şirketin yaptığı ticari faaliyetlerle bir ilgisi yok. Ben istediğim gibi mal alırım, satarım. Yani şirket sermayesinden bu bağımsız bir şey. Ha karşı taraf benle ticaret yaparken kardeşim sen ödenmiş sermayeni [15:11] bana göster. Ben ona göre iş yapacağım, ticaret yapacağım filan gibi bir şeyler isteyip karşı taraf kendi inisiyatifiyle benimle eee ticaret yapmayabilir falan. [15:18] O onlar ayrı mesele ama günümüzde şu an esnaflarda gördüğünüz hatta büyük büyük şirketlerin bile sermayesinde ticari sicilik gazetesi diye bir şey var. [15:24] Oradan açarsınız bakarsınız sermayeleri o kadar da yüksek değil. Mesela milyon dolarlar iş yapan şirketlerin sermayeleri 5 milyon lira, 10 milyon lira mesela. Halbuki eee hacimlerine baktığınız zaman, gerilerine, cirolarına [15:36] baktığınız zaman on milyonlarca dolarlık iş yapabiliyorlar. Şimdi tüzel kişilik olduğu için ben ticaret yaptım. [15:42] Ticarette zarar etmek de var değil mi? [15:44] İflas da edebilirim. İflas ettiğim, iflas ettiğim ne kadar borcum var? [15:47] Atıyorum 1 milyon lira borçla iflas etti. Ne olacak? Alacaklar gelecek şirketin kapısına dayanacak. Kardeşim bize borcunu öde. Aa bakacağız şirketin kasasında kaç lira para kaldı? İşte 100.000 L para var. Şirketin mal varlığı [16:00] var mı? Arabası hiçbir şey kalmamış. O zaman bu 100.000 lirayı 1 milyon TL alacaklıya ben dağıtıyorum. 900.000 L hukuken yok oluyor. Yani burada hukuktan bahsediyoruz ya. Fıkıh hukuk yani hukuk karşısında bir kişinin borçlu olması [16:13] yani değil mi? Bundan bahsediyoruz. [16:15] Hukuken sınırlı sorumluluk şirketlerinde anonim şirketli limit şirketçe fark etmez. Sermaye ve şirket varlıkları oranında sorumlu. Ortaklar zaten sermayeyi şirketi kurarken ödemişti. [16:25] Kasaya koymuştu. Ticari faaliyetlerde de ona harcamışlardı. Şu an şirket kasasında 100.000 L var. 1 milyon TL de borcu var. 900.000 L maalesef. Geçmiş olsun. İflas ettim abi. Yapacak bir şey yok. 900.000 L borç siliniyor. [16:38] Bakın İslam'da böyle bir şey yok. [16:40] İslam'da olsaydı bu ortakların bizzat gerçek kişiliklerine, gerçek şahıslarına bu borç devredilecekti. Ben şahsi olarak o kişilere borçlu olmaya devam edecektim. Bir şekilde işte ödemek için çaba gayre sarf edecektim. Değil mi? Ama [16:53] tüzel kişilikte sınırlı sorumluluk şirkette iflas durumunda bu borç yok oluyor. Şimdi bunun etkilerini anlamaya çalışacağız. Eğer ben ticaret yaparken ortaklığımın, şirketimin borçlarından kesinlikle sorumlu olduğumu, bunun günün [17:06] sonunda şirket iflas da etse, ne yaparsa da yapsa, bana gerçek şahıs olarak devredileceğini bilirsem ona göre ticaretimi yaparım, değil mi? Ona göre risk alırım. Ona göre kendimi eee çeki düzen veririm. Ayağımı yorganıma göre [17:18] uzatırım. Ama tüzel kişiliksem ne yaparım? Anonim şirketsem, sınırlı sorumlu şirketsem ne yaparım? E zaten ben sermayem oranında sorumluyum. E şahsıma da bu devredilmeyecek bir borç. [17:28] Benim yatım da olsa, katım da olsa, bir sürü mal varlığım da olsa, şirketimin borcundan ben sorumlu olmayacağım. O zaman ne yaparım? Şirkete olabildiğince risk aldırabilirim. Niye? E zaten benim villama dokunulmayacak, yatıma [17:40] dokunulmayacak. Onları ben şahsi tap tapularımda, şahsi mal varlığımda, şirketin mal varlığında değil onlar. O zaman şirketi istediğim kadar riske sokup iflası böyle büyük bir olay olarak görmem. Ha ama ben parayı nereden [17:54] kazanıyorum? Şirketin karından kazanıyorum. Yani şirketin tüm karını kendime alabiliyorum ama şirketin zararını kendime almıyorum. He o zaman ne oldu? Şöyle bir durum ortaya çıktı. [18:05] Ben sınırlı sorumluluğa artık anonim şirket diyeceğim. O anlaşı anlaşılsın. [18:13] Anonim şirkette kar ortaklara doğrudan gider. [18:23] Zarar ve iflas kısıtlı kalır. [18:28] Bakın bu çok önemli bir şey. Yani kar ettiğimde ben şirketin içinden kendime maaş yazarak, çeşitli yollarla, huzur hakkı alarak vesaire şirketin karından istediğim gibi yararlanıyor muyum kardeşim? Şirket 10 milyon dolar kar [18:38] ettiyse işte içinden güzel güzel kendime milyon dolar maaşlar yazıp alabiliyor muyum? Alabiliyorum. Güzel. Ama zarar ederse ödediğim sermaye kadar. [18:46] Sermayemin ödemişliğini küçük tutuyorum. [18:48] Benim mal varlığıma dokunulmuyor. Ne oldu burada? Bir asimetri oldu. Burada bir haksızlık oldu. İşte İslam'da bu yok. Karına da ortağım ama bir o kadar da zararına da ortağım. Neden? Buradaki üç tane yazdığımız prensipten dolayı [19:00] temel buradaki fıkıhlar çelişmesi buradan kaynaklanıyor. Yani ne oldu? [19:07] Karda karda tavan yok. [19:14] Zararda tavan var. [19:17] Yani zararın e belli bir kısmına kadar katlanıyor. O da şirketin kendi mal varlığı kadar kısmına katlanıyor. Yani kazancı özelleştiriyorum. Ortağa ait hale getirebiliyorum. Şirketten maaş yazarak, huzurak alarak paraları [19:30] çekerekten ama zararı dışsallaştırıyorum. Benim kendi şahısımdan, gerçek kişiliğimden öteliyorum zararı. Bakın bu şeytani bir fikir. Bu fikre bir günde gelinmedi. [19:41] Çeşitli tartışmalar da yaşandı. Şimdi bunu da tarihi arka planını anlatacağım zaten ama bu çok tehlikeli bir fikir ve bu piyasada yani sen düşünsene karı alıyorsun zararı minimumda tutuyorsun. [19:52] İflas edince de o borç hukuki olarak senden sorulamıyor. Bu ne demek? Yani bu bir elit kesim yaratacak. Bu bir oligarşik kesim yaratacak. Bu bir asimetri yaratacak. Yani bu en az faiz kadar zaten tehlikeli bir silah. Zaten [20:04] modern iktisadi düzenin faizin yanında bu sınırlı sorumlu şirketi de bir ikisinin birbirinin ters yüzü. Faiz işte karı risksiz olarak çoğaltıyor. Anonim şirkette zararı risksiz olarak azaltıyor. Ne oldu? Kar tavan yaptı. [20:18] Zarar minimuma düştü. Aşırı büyük bir asimetride ben sürekli piramidin tepesindeki %1'lik hatta daha da küçük bir elik grup haline bu mekanizmayla gelebiliyorum. Müslümanlar olarak bunun farkında olmamız lazım. Buna asla yol [20:32] vermememiz lazım. Ama görüyoruz ki günümüzde hem ülkemizde hem de tüm dünyada sınırlı sorumlu şirketler var. [20:38] Neredeyse sadece başka şirket tipi neredeyse kalmadı. [20:41] O zaman bizim bu konuda ayık olmamız ve bu sistemi değiştirebilmemiz lazım. E ne tarz o zaman şirketler kurabiliriz? Yani tamam anonim şirket kuramıyormuşuz onu anladık ama klasik fıhda e peki çeşitli şirket türleri var mı? Var. Mesela biraz [20:54] bunları inceleyelim bakalım. Hem bunları da öğrenmiş olalım. Yani bizim eee İslam'da, İslam'a uygun, klasik fıka uygun çeşitli şirket türlerimiz var. [21:01] Farklı farklı ihtiyaçlara cevap veren şirket türlerimiz var. Hani öyle elimiz boşta değiliz. Buna bir çözüm de sunabiliyoruz. Bu haramdır, yasaktır deyip böyle kalmıyoruz. alternatifi de var zaten üretilmiş yani ve geçmişte de [21:12] gayet başarıyla uygulanmış modern zamana kadar. Bu şirket türlerini birazcık inceleyelim. Şimdi burada mesela 5 tane şirket türünü eee ben tablo olarak burada incelemeye koydum. Mesela şirket inan diye. İnan şirketi denilen bir [21:26] şirket var. Burada nedir? Eee ortaklar var. Eşit sermayede olmak zorunda değil. [21:30] İşte birisi %10, birisi %30, birisi %40 falan gibi çeşitli oranlarda sermaye koyabilirler. Ve burada emekleri de ortak. Yani şirketteki faaliyetleri de birlikte yürütüyorlar. Yani bizzat hem ortaklar hem de faaliyeti birlikte [21:40] yürütüyorlar ki anlaşma yapıyorlar kendi aralarında. Karı nasıl dağıtacaklarını. [21:44] Yani İslam sözleşme serbestisi getirir. [21:46] Mesela bugün Türk Ticaret Kanunu göre sizin yapabileceğiniz sözleşmeler sınırlıdır, kısıdır. Öyle her şeyi yapamazsınız. Sınırsız böyle kafanıza göre şeyler yapamazsınız. Her ne kadar makul şeyler gibi gözükse de mesela TTK'ya göre, Ticaret Kanununa göre bu [21:59] eee sınırlandırılmıştır. Ama İslam'da böyle bir sınır yok. Haram bir şey olmadığı sürece, fıkhın ana kaidelerine aykırı bir şey olmadığı sürece ben karşıdakili ortağımla istediğim gibi, istediğim özgürlükte karşılıklı sözleşme [22:10] yapabilirim. Yani libertyan bir aslında bakış açısına sahiptir bu ticari muamelelerde İslam. Dolayısıyla sözleşme serbestisi vardır. Anlaşmamı, kar anlaşmamı ona göre yapıyorum. Sermaye oranında da zarar ediyoruz. İşte kar [22:24] zarar anlaşmamızı ona göre yapıyoruz. [22:26] Sorumluluk şahsi ve sınırsız. Ne demek? [22:28] Yani şirketin bu ortaklığın, bu kurduğumuz şirketin ortaklığının sorumluluğu, herkes kendi hissesi oranında gerçek kişisine bu temlik ettirilir. Yani gerçek kişisine bu aktarılır. Şirketin yok olması, şirketin işte ticari faaliyetinin sonlanması [22:42] benim şahsi olarak borcumu bitirmez, yok etmez. Eee, bu zaten ilk anlama, ilk aklımıza gelen şirket türü değil mi? [22:50] Şirkete inan. Yani farklı ortaklar, farklı oranlarda şirket kuracaklar. Peki şirketin muf avada denilen bir şey var. [22:57] E bu da tam eşit şirket. Yani tüm ortaklar 4 ortak dedik ya. 4'ü de %25. [23:01] Yani herkes eşit oranda sermaye koyacak. [23:03] Herkes eşit oranında emek sarf edecek. [23:05] Yani efor sarf edecek. Herkes eşit oranda bir sorumluluğa sahip olacak. [23:08] Yani burada her şey eşit. Kar da eşit, zarar da eşit. Eee sorumlulukta da şahsi sorumluluk var. Bir de karşılıklı kefaretler e imzalıyoruz. Yani o borcunu ödeyemediyse bu sefer ben onun borcunu ödemekle eee mükellef oluyorum. Yani ona [23:23] kefalet yapmış oluyorum. Bu şirket türünde şirketül ebedan var. E burada da sermaye yok. Ne kadar ilginç bakın. Yani sermayesiz şirket şimdi nasıl olacak bakacağız. Buradaki sermaye ortak emek aslında. Yani sermayesiz şu an ortaya [23:37] para koymadan emeğimizde diyoruz ki biz hepimiz bir zanaatkarız. Bir şeyiz. Bir sermaye de koymaya gerek kalmayan bir iş yapmaya çalışıyoruz. Ortak emeğimizi koyuyoruz. Anlaşmaya göre karımızı yapıyoruz. E zarar zarar emeğimizin [23:50] kendisi oluyor zaten, değil mi? Çünkü ortaya bir para koymadan biz bir işe başladık mesela. Çünkü bir herhangi bir ortaya sermaye koymadık. O zaman e sadece bir hizmet verdiğimizi düşünün mesela. Yani sermaye olmadan bir şey [24:02] yaptığımızı düşünebiliriz. Burada ne olabilir? Örnek veriyorum. Özel ders veriyoruz arkadaşlar olarak. Dedik ki işte özel ders şirketi açıyoruz 4 kişi. [24:10] İşte biri matematik verecek, biri İngilizce verecek, biri Türkçe verecek, biri işte fen bilgisi verecek. Neyse yani. Eee sermayeye gerek var mı? Yok. [24:16] Herkesin işte şeyine gideceğiz. Herkesin kendi evinde, öğrencinin kendi evinde sermaye yok ama emeğimiz var. Yani batarsa emeğimizden oluyoruz. Herkes Batmaz'a da e kar oranını herkes paylaşmış oluyor. Sorumluluğumuz da [24:28] şahsi olmuş oluyor. Şirketin vücuh var. [24:32] Sermaye yok. Burada itibar biraz daha itibarı kullanıyoruz. Kar zarar eee kar anlaşmaya göre zarar da zimmet oranında. [24:39] Yani ben eee ne kadar bir itibarımı oraya koyduysam veya işte herkes herkes burada itibarından zarar görmüş oluyor değil mi? Sonuçta biz itibarımızla bir yani toplumun bize eee güveni ve itibarı sayesinde bunu kurmuştuk. O zaman [24:52] itibarımız yok oluyor. Zararımız da bu olmuş oluyor. Herhangi bir maddi faaliyet yaptığımızda da sorumluluğumuz şahsi ve yine sınırsız. Müdarebe anlaşması var. E Krat da deniliyor buna. [25:03] Müdarebe anlaşması da aslında modern dünyadaki eee yatırımcı girişimci ilişkisi gibi düşünebiliriz. Silikon Vadisi filan gibi şeylerde bunu yapıyorlar. Yani bir yatırımcı var. [25:12] Parası var. Sermaye kimden? Rabbül maldan. Yani Rabbül Mal kim? Yatırımcı. [25:17] Yatırımcının parası var. Girişimcinin müdaribinde emeği var. zekası var, fikri var, değil mi? Bir çalışkanlığı var, bir zanaati var, bir şey var ama parası yok. [25:26] Parası olana gidiyor ki abi, diyor ki bana, "Abi para ver, ben emeğimle, zanaatimle bir işe gireceğim." [25:33] Mudarip parayı alıyor rabbül maldan. [25:35] Yani bir sermayedardan. Eee, ve işi yapmaya başlıyor. Sermayeder Mudareb'e hiç karışmaz. O işi bildiği gibi yapar. [25:42] Zarar ederse Mudarp emeğinden olmuş oluyor. O kadar emek sarf ediyor, değil mi? Onun zararı emeğinden oluyor. [25:47] Sermayerin zararı da parasından oluyor. [25:49] Birisi paradan zarar etmiş oluyor. [25:51] Diğeri emekten zarar etmiş oluyor. Gayet adil. Kara da baştan anlaştıkları orana göre dağıtılıyor. Sorumluluk ne? [25:58] Sorumluluk da burada eee zaten sermaye dışında harcama yapmaması gerekiyor Mudarbin ama diyelim ki yaptı. O zaman da bundan yine eee sermayer sorumlu oluyor zaten. Çünkü Mudarip orada yine emeğini kaybetmiş oluyor. Yani burada [26:13] fark ettiğimiz gibi tüm sorumluluklarda yani şirketil vücuh bile yapsam yani sermayesiz şirket bile kursam ama daha sonra bir şekilde para kazandık. Eee şeyimiz oluştu değil mi? Kasada para birikmeye başladı veya işte şahıslarımızda. Bu sefer yine borç [26:25] yaparsam yine iflas edersem bu yine benim doğrudan zimmetime şahsi olarak zimmetime bu borç yansıyacak. Yani sermayesiz kursam bile şirketi günün sonunda yapacağım borç bana yansıyacak. [26:36] Halbuki tüzel kişilikte nasıl olacaktı? [26:38] Anonim şirket olsaydı nasıl olacaktı? [26:39] Sıfır sermayeyle kurduysam hiçbir borçtan sorumlu olmazdım değil mi? [26:42] Mantıken sadece yatırılan sermaye oranında sorumlu oluyor ya ortaklar. E sıfır sermayeyle kurulan şirkette sıfır. [26:49] Tamamen hiçbir borçtan sorumlu olmamış oluyorum. Ne kadar saçma. Halbuki İslam'da öyle değil. Bununla alakalı tartışmalar da var ama yine yavaş yavaş girelim. İslam'da kişi ölünce [27:03] ortaklık bozuluyor. Miras kalan kişi yeniden sözleşme yapar. Şimdi halbuki tüzel kişilikte nasıl [27:17] anonim şirkette şirketin devamı esastır. [27:22] Sadece paylar yani hisseler miras çıya geçer. Şimdi böyle iki tane fark var. Yani İslam'da kişi çünkü tüzel bir kişilik olmadığı için, soyut bir kişilik olmadığı için, e şirket doğrudan [27:36] şahısların kendisinin malı olduğu için şahıs öldüğü zaman ne oluyor? ortaklık bozulmuş oluyor. O zaman geri kalan kişiler mirasçıyla yeniden anlaşmak zorundalar veya işte orada ayrılıklar oluyor. Ben payımı alıp çıkacağım [27:47] demeler oluyor. Orada bir şekilde anlaşıyorlar. Yani şirketler bu şekilde nasıl diyelim? E sürekli dinamik bir şekilde yeniden kurulması lazım veya işte dağılması lazım. Anonim şirkette ise şirketin devamlılığı esas. bu tarz [27:59] eee ölümlere veya işte dağılmalara müsaade etmemeye çalışıyor mümkün oldukça sadece pay mirasçıya geçiyor. [28:06] Şirket aynen faaliyetine devam ediyor. [28:07] Çünkü zaten orada şirket tüzel bir varlık. E buradaki kişilerle, şahıslarla bir alakası yok. Burada yani İslam serveti aslında dağıtmış oluyor değil mi? Çünkü mirasa geldiği zaman servet bir yerde birikememiş oluyor. Şimdi [28:21] sınırlı sorumlulukta ne oldu? Şirket sürekli devam ettiği için yüzyıllar boyunca servet hep şirketin içinde yoğunlaşa yoğunlaşa, yoğunlaşa yoğunlaşa birikmiş oluyor. Değil mi? İslam'daysa nasıl oluyor? Sürekli yeni anlaşma [28:31] yapmak gerektiği için ve insanlarla sürekli mirasçlara bölündüğü için servet sürekli dağılıyor. Sürekli dağılıyor. [28:37] Yani eee tek bir noktada yoğun bir hacme ulaşamıyor. Bu aslında servetin toplumda dağılması açısından böyle piramit gibi bir yerde toparlanamaması açısından. [28:47] Şimdi biz kapitalizm diyoruz değil mi? [28:48] Kapitalizm nasıl oluşuyor? Bir faiz iki sınırlı sorumluluk. Faizle sen sürekli risksiz borç yapıyorsun. Artı üzerine sırımlı sorumlu şirket kurduysan faizi de o veriyorsa ne oluyor? Riskim minimum, gelirim maksimum. Şirket de [29:00] sonsuza kadar devam edebilecek. Çünkü miras yoluyla bölünme vesaire gibi bir mekanizma da yok. Hukukunu da ona göre kurmuşsun. O zaman ne oluyor? Sermaye denilen çok büyük sermayeye sahip devasa oligarklar, eee, karteller, tekerler [29:13] oluşmaya başlıyor. İşte bizim kapitalizm dediğimiz şeylerde bugünkü manada anladığımız kapitalizmden bahsediyorum. [29:20] dediğimiz şeylerde bu bu sayede oluşabiliyor. Halbuki İslam bu serveti sürekli her bir nesilde dağıttığı için bu tarz oligarşik yapıların oluşmasını da engellemiş oluyor. Bu sayede de topluma daha eşit bir refah dağılımı ve [29:34] sermayenin tek bir elde toplanmasını da bu mekanizmayla engellemiş oluyor. Bakın burada böyle bir faydası da var. Ha buradan tabii ki bazı itirazlar gelebiliyor. O zaman İslam'da dünya markası çıkmaz. Niye? Dünya markasının [29:45] çıkması için işte sağlam sermayeye sahip olması lazım. yüzyıllar boyunca markanın devam etmesi lazım. İşte o zaman bilinir marka çıkmaz. Niye? Bugünkü bilinen markalar 200 yıllık mesela işte 150 yıllık, 100 yıllık markalar var. E o [29:56] zaman İslam'da bu çıkmaz ki yani. Çünkü işte 50 yılda ölecek babası çocuğu alacak onu dağılayacak farklı bir oradaki parayla farklı bir şirket kuracak falan. O zaman biz bu markaları nasıl devam ettireceğiz gibi bir eleştiri gelebiliyor. Şimdi burada bir [30:09] kere iki şey karıştırılıyor. Bir eee kurumsal süreklilik ve sermayenin tek elde kilitlenmesi. Bunlar aynı şeyler değil. Miras hukuku aslında sadece hisseleri bölüyor. İşletmeyi bölmüyor. [30:19] Yani çocuk hala kalan ortaklarla yani mirasçı diyelim biz buna. Mirasçı hala kalan ortaklarla benzer sözleşmeyi ben devam ettiriyorum. Markamız devam etsin diyebilir. Bunun önünde bir engel var mı? Yok. Değil mi? Ya sanki bu [30:31] engelleniyormuş gibi düşünmemize gerek yok. Yani işletme çalışmaya devam ediyor. Şimdi benim bir fabrikam var. [30:36] Fabrikada ortaklıklarımız var. Fabrika işlemeye devam ediyor. Hop öldü. [30:39] Ortaklardan birisi çocuğuna geçti pay. [30:41] Yani fabrikayı yarıdan bölecek miyiz? Ne yapacağız yani? fabrika işlemeye devam edecek bir şekilde. O çocuk çıkmak istiyorsa da onun parasını ortaklar alacak, verecek, onun çıkmasını sağlayacaklar ama fabrika işlemeye devam [30:51] edecek falan gibi. Yani illa doğrudan işletmeyi direkt öldüren, e markayı yok eden bir biçim değil bu. Ama bu servetin insanlar arasında miras yoluyla dağılabilmesini, daha böyle tabana yayılabilmesini sağlayan bir mekanizma. [31:05] Yoksa sen aynı akitle babanın akitiyle ortaklığa devam edebilirsin. Mantıklı olan da zaten budur. Mesela güzel işleyen fabrikanız var, şirketleriniz var. E sen niye ortaklığı bozacaksın ki mesela? Bozmak istersen bozabiliyorsun. [31:16] Bu hakkın olması bence önemli ve kritik. [31:18] İşte modern hukukta o yok ama eee normalde bozmadan aynı sözleşmeyle veya sözleşmeyi farklılaştırarak devam edebiliyorsun. Aslında bu esnekliği sağlamış oluyor. Aslında bu liberyanizmi İslam burada getirmiş oluyor. Baktığımız [31:30] zaman bugünkü hukukta daha solcu bir hukuk olmuş oluyor. Yani İslam daha sağda yer alıyor bakıldığında. Bu tartışmaya eee daha geleceğiz. Eee videonun ilerleyen kısımlarında şimdilik bu kadarını söylemiş olayım. Çünkü daha [31:43] ciddi itirazlar da getiriyor. Onlara da cevabımızı vereceğiz. E peki İslam'da bu bölünmeyi İslam da fark etti ve bunun için ticari değil ama yardım amaçlı, sosyal yardım amaçlı, topluma faydalı [31:56] olan hizmet amaçlı vakıf denilen bir kurum getirdi. Vakıf işte bu bölünmeyi, mirasçılar yoluyla parçalanmayı vesaire tamamen engelleyen bir kurum. Siz bir vakıf kurduğunuz zaman ve malınızı [32:08] vakfettiğiniz zaman o artık Allah'ın e malı. haline gelmiş oluyor. Hiçbir insan onun üzerine tasarruf sahibi olamamış oluyor. Sizin o vakfı neye karşı kullanmak istediğinize göre vakıf sadece o faaliyet alanında o gelirleri eee ve o [32:23] malları o şekilde kullanabiliyor. Yani vakıf denilen kurumu İslam bu şekilde icat etmiş olu. İslam'daki tek tüzel var kişilik varlık yani soyut varlık vakıf diyebiliriz ama o da ticari bir ortaklık değil. Vakıf nedir? Yardım amaçlıdır. [32:36] İşte sosyal insanların ihtiyaçlarını gidermek amaçlı. Yani herhangi bir ticari faaliyet değil. Yani kar amacı gütmeyen bir kuruluştur vakıf. Burada İslam tüzel kişiliğe izin vermiştir. Ve bu vakıf aslında daha sonra e İngiltere [32:50] ondan sonra tarafından eee alınacaktır. [32:53] Orada da Trust denilen bir kurum var. [32:55] Trustlar vakfı kopyalayacaklar ve oradan da çeşitli farklı kurumlar e türetiyorlar ve oradan ciddi bazı atılımlar yapıyorlar. Eee, şimdi İslam'da ticari amaçlı vakıf yok ama [33:09] dedik ya İngilizler vakfı aldı. Trust denilen daha ticari amaçlı bir kuruma çevirdiler. Yani biz bu vakfı sadece Ker amacı gütmeyen kuruluş olarak, sosyal yardım kuruluşu olarak değil de ticari amaçla da yapabiliriz. Bu iyi bir mantık [33:20] ya falan gibi düşündüler erken dönemlerde ve vakıfı ticari amaçlı kurguladılar. Daha sonra Almanlar bunu aşırı benimsediler. Özellikle DÇ dediğimiz yani Hollandalılar, Almanlar e DÇ kültürü bu vakıf olayını aşırı [33:32] benimsedi ve günümüzde mesela eee vakıf olan çok bilindik büyük marka şirketler var. Vakıf demek aslında hiçbir şeye ait olmayan sadece işte mütevelli heyeti var. Eee vakfın kuralları var. Şurada şu şekilde harcanacak, yapılacak. Eee bunu [33:45] bu şekilde ticari amaçlı işte mirasçıların doğrudan eee şirketin içinde yani daha doğrusu vakıf diyelim artık vakfın içinden doğrudan para çıkaramıyorlar. eee belli oranları var, belli maaşları var vesaire gibi. Yani daha uzun ömürlü olması açısından eee [33:58] bir yapı. Baktığım zaman bugün boş mesela eee hem beyaz eşya üretiyor hem araba şeyleri üretiyor, matkap şu bu yani bir sürü şey değil mi? Bos'u biliyoruz. Devasa Alman markası. [34:09] Robert Bosch Stive Tung deniliyor Almanlarda. Stift Tunk yani bu işte vakıf İngilizler trust demişti. Bizdeki vakıf, İngilizleri, Trust ve Almanlardaki Dutch'lardaki yani Steve Tung. Bunlar ticari amaçlı vakıflar [34:22] oluyor. Mesela Bosch'un çok büyük oranı vakfı. Yani %9095 üzeri vakıf. Mesela IKEA. IKEA aslında o da Hollanda'da DÇ aynı şey olduğu için Alman yani Hollanda'da eee bir vakfı var. Normalde [34:36] tüm ticari faaliyetleri her şeyi o Hollanda'dak ait. kendisi İsviçre şey İsveç'te kuruyor ama eee şirketin mali yapısını eee ve şeyini tüzel kişiliğini Hollanda'da taşıyor. Yani IKEA aslında bir vakıf. İşte Rolex var Saat markası [34:49] biliyorsunuz. O da işte Carlsberg işte alkollü içecek. Eee dünyaca oyun ama bayağı büyük. Eee Oda vakıf mesela işte Novo Nordisk ilaç markası. Eee eczanelerde şurada burada görüyoruz. [34:59] Dünyanın en büyük vakıflarından işte Danimarkalı ilaç devi. İşte Tata grubu var. Tata Hindistan'da biliyorsunuz araba vesaire üretiyor. Büyük bir holding. E o da yine vakıfmış. Hindistan biliyorsunuz İngiliz sömürüsü olduğu [35:11] için İngiltere hukukundan çok fazla doğrudan etkilenmiştir. O yüzden oradaki trust, e, vakıf, şirket mantığı Hindistan'a da sirayet etmiş. O yüzden Hindistan'da bu var. Yani aslında o bir İngilizlerin trust mirasından gelmiş [35:22] oluyor. Bert Haşman var. Eee, o da yine görüldüğü gibi stiftung. Yani o da bir vakıf. E, Alman medya yayıncılık di medya yayıncılık işte kitap, dergi, gazete, işte CD mi, şu bu yani o tarz [35:36] çok devasa ciddi karları falan olan bir marka. Yani görüldüğü gibi aslında vakıf yapısıyla da bu ticarileştirildiğinde dünya markası olabiliniyor. Tabii ki İslam'da eee, bu vakıf kar amacı [35:50] gütmeyen amaçlı kullanılıyor. Ama İslam'daki vakıf böyle biz şu an günümüzde dernek gibi düşünüyoruz. [35:55] Dernekle vakıf tabii ki farklıdır. [35:57] Biliyorsunuz dernek direkt yardımlar alır. Herhangi bir akarı, geliri, bir ticari faaliyeti yoktur. Yardımlardan beslenir. O yardımları bir aracı kurum olarak ihtiyaç sahiplerine dağıtır. Eee dernek sonradan ortaya çıkmış bir şey. [36:09] Yani İstanbul'da çok Osmanlı'da falan çok görülen bir şey değil. Vakıf var daha çok. E Osmanlı'da vakıf var. Vakıf nedir? Vakıf bayağı ticaret yapar, akar. [36:17] Geliri vardır. İşte malları, mülkleri, gayrimenkulleri vardır, dükkanları vardır. Onların kiraları gelir. Yani vakıf kendi kendini döndürür. Dışarıdan herhangi bir ek birinin bağış yapmasına bağışçı ihtiyacı yoktur vakfın. E ama bu [36:28] kazançlarını bir kısmını işte mirasçısına aktarıyor. Küçük bir kısmını. Geri kalanı da faaliyet alanı neyse işte ne vakfı. Osmanlı'da 300.000 tane vakıf var ya işte hastalara yardım vakfı var, yolda kalanlara yardım vakfı [36:40] var. Hayvanlara işte su verme vakfı çeşit çeşit vakıflar var. Yani kar amacı gütmeyen vakıf. Dolayısıyla çok büyük böyle şirketlerimiz olduğunu düşünün. [36:48] Vakıf olduğunu düşünün. Kar amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu düşünün. [36:51] Mesela boş gibi bir şirket ortaya çıkardık. Kar amacı da gitmiyor. Karı ne yapacak? Sosyal sorumluluk faaliyetlerinde kullanacak. Fakirlere yardımda kullanılacak. İşte çeşitli imar rethanelerde kullanılacak. Değil mi? Ne [37:03] kadar güzel bir hale gelebilir aslında. [37:06] İslam'da bu tarz yapılar da mümkün. [37:08] Ayrıca işte e başarılı olmak için, ölçekli olabilmek için işte illa devasa firmalar olmak zorunda. İşte böyle sermaye bir noktada toplanmalı ki o sermaye gücüyle devasa üretim yapabilmeli ki öylece dünyayı etki alan yani değil. Böyle olmak zorunda değil. [37:22] Almanya'nın mesela felsefesi bu şekilde değil. Mesela Almanya'nın Mitel Stand denilen firmaları var. Yani orta büyüklükte aile şirketleri böyle devasa büyük e firmalar değil. Küçük de değil. [37:32] Orta büyüklükte yani tam İslam'ın mesela bu eee sınırsız sorumluluk klasik eee İslam fıkhındaki şirketlerin olabileceği mesela orta büyüklükte şirketler Alman sanayisinin omurgasını oluşturuyor. [37:43] Mesela ihracatın çok büyük çoğunluğunu bu şirketler yapıyor. E yani Almanya küçük bir ülke mi oldu böyle olduğu zaman? Yo illa böyle devasa hep büyük markalar olmak zorunda da değil. Bize bunu göstermiş oluyor. Mesela Japonya'da [37:55] da Kongo Gumi var. çok uzun süredir eee ayakta olan bir işletme, aile işletmesi ve sınırsız sorumlu yani sınırlı sorumluluk an şirketi değil çok etkiden olduğu için sınırsız sorumluluğu o günlere kadar da gelebilmiş. Ha ne [38:07] oluyor? Demek ki illa tüm riski şahsa yüklüyorum diye şirketler batmak, iflas etmek, mahvolmak zorunda. Ticaret gelişmez, hiçbir şey olmaz. Ya eski dünyada millet ne yapıyordu? Bu sınırlı sorumluluk yeni gelen bir şey. Şunun [38:17] şurasında 150 200 yıllık şey var, tarih var. E o zaman sen eskiden ne yapıyordun? Eskiden şirket çıkmıyor muydu? Eskiden üretim yapılmıyor muydu? [38:24] Eskiden eee toplumlar çok kötü bir halde miydi? Yook. Yani bu saçma bir bakış açısı zaten. Birazdan o konulara eee geleceğiz. Yani İslam'da bu anonim şirket sınırlı sorumluluk falan yokken İslam tüm dünyada ticaret ağlarıyla [38:37] meşhurdu. İşte Mısır'da Futsat var, Bağdat var, Şam var, Semerkant var. [38:42] Buralarda çok ciddi kervan ticaretleri oluyordu. Ticaret dünyada Müslümanların elinde yüzyıllar boyunca kaldı. [38:48] Müslümanlar bu zenginliği yaşadılar. [38:49] Yani ticaretin zenginliğini burada her zaman gı usullerine göre şahıslar her zaman tam olarak borçlarından sorumluydu. Böyle sınırlı sorumluluk vesaire prensipleri yoktu. E gayet de hayat akıp gitti. Müslümanlar da ticareti her zaman ellerinde [39:01] tutabildiler. Hiç de bir problem görülmedi. Yani bizim fıkhımız baştan beri böyle yani 600 yılından değişmedi. [39:09] Yani fıkıh aynıyken e Müslümanlar işte şimdi şöyle iddialar var ya işte Müslümanlar işte sınırlı sorumluluk vesaire işte faiz yasağı şu bundan dolayı işte ayak uyduramıyorlar, sermayelerini biriktiremiyorlar. O yüzden de geri kaldılar ve ticarette [39:21] kötüleştiler ve günümüzde de günümüz dünyasında da kötü kaldılar. Ya Allah bu hukuk baştan beri var. Yani bu hukuk, biz aynı hukuku kullanıyoruz. [39:29] Sınırlı, sınırlı sorumluluk prensibi fıkıhta yok kardeşim. Faiz fıkıhta hiçbir zaman yoktu. Ama biz 8. yüzyıldan 141. yüzyıla kadar dünyada ticareti yönetmiş miyiz? Yönetmişiz. Dünyanın en büyük süper gücü altın çağını yaşam mı? [39:41] Yaşamışız. Ondan sonra mesela farklılaşmış. E hukuk aynı. Sen diyorsun ki hukuklarından dolayı işte faiz yasağından dolayı, sınır sorumluluk yasağından dolayı gelişemedi diyorsun. E o zaman da yasak vardı. Şimdi de var. [39:53] Hukuk değişmedi ki. Hukuk değişmediyse ve ben eskiden de zenginsem demek ki bunun hukukla bir alakası yok. Bunun başka sebepleri var. Müslümanların ticareti elinden kaybetmesinin sebebi bu hukuk, hukuk, fıkıh yasakları değil. [40:04] Demek ki başka bir sebepten dolayı Müslümanlar şey yapıyor. O yüzden burada sen eee faiz yasağına veya sınır sorumluluk yasağına çamur atamazsın. [40:11] Kapitalizm bir kere serveti biriktirmek üzerine yani işte tek bir elit noktaya oligarşik kartel düzeni yapmaya yönelik bir eee faaliyet yürütür. Ya kapitalizm diyorum ama kapitalizmin ne olup ne olmadığını videomda anlatmıştım. Şu an [40:24] ben bu Galata meşhur olarak kullanıyorum yani kapitalizm kelimesini. E İslam iktisadi ise servetin insanlar arasında daha çok dağılmasını işte tek bir noktada birikmesini engelleyecek bu tarz mekanizmaları var. Sınır sorumluluğu [40:35] yasaklıyor, faizi yasaklıyor, işte kara borsacılığı yasaklıyor vesaire. Yani serbest ticareti, liberyen, sözleşme özgürlüğünü vesaireyi koruyor. Ama tekel oluşumunu, oligarşi oluşumunu, kartel oluşumunu ve servetin bir noktada [40:50] birleşip halkın üzerine zulüm olarak dönme oluşumunu engelleyecek bazı mekanizmalara da sahip. Neden? Haşr suresi 7. ayette dediği gibi o servet içinizde yalnızca zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın. Yani Kur'an'ın [41:03] emri bu şekilde. Dolayısıyla İslam'ın bu yasakları ve bu kriterleri koyması bilinçli bir şey. Yani böyle biz bunları bunlar bizim için nas yani bunlar bizim kendi zihnimizde, aklımızda bulduğumuz yasaklar veya kurallar değil. Bunlar [41:15] Allah tarafından vahiy yoluyla bize iletilen şeyler. Ya işte e çok yüksek sermayeli çok uzun geri dönüşü olan işte çok riskli falan şeylere bu sefer sınırsız sorumluluk olursa bu çok büyük bir risk ve sorumluluk gerektireceği [41:30] için bu tarz argeler, bu tarz faaliyetler yürütecek şirket İslam dünyasına çıkmaz o zaman diyor. E günümüzde de zaten bunlar özel şirketler tarafından çıkmıyor ki. Özel şirketler sınırlı sorumlu olmasına rağmen yine de bu işe girmiyorlar. Mesela ARGE [41:43] dediğimiz Çin. Çin devlet destekli zaten arkasında devlet var. Herhangi bir özel teşebbüs yok. Yani kredi garantileriyle vesaire bunlar yapılıyor. Yani dünyada zaten ARGE dediğimiz şey Amerika'da da bu böyle. Aynı şekilde işte siz [41:56] zannediyor musunuz ki mesela işte Elon Musk uzaya çıkıyor. Bu çok riskli bir yatırımdı. İşte sınırlı sorumluluk olmasaydı bunu yapmazdı. Ya Elan Musk'ın devletten aldığı ihaleleri o bankaların verdiği düşük faizli kredilerinde [42:08] batmaktan kaç defa kurtardılar Lamask'ı? [42:11] Yani bu Amerika'da da böyle, Çin'de de böyle, tüm dünyada da böyle. yüksek ARGE, yüksek risk içeren, uzun geri dönüşü olan şeylerde her zaman zaten devlet bir e müdahalede bulunarak bu işleri yaptırıyor. Dolayısıyla sen şey [42:25] diyemezsin. İşte sınır, sınırsız sorumluluk gelirse o zaman ARGE biter, teşvik şey biter, eee, işte teknoloji biter, gelişemez. Bu zaten devlet sayesinde gelişiyor. O zaman yine devlet [42:39] sayesinde gelişir. Hiçbir farkta olmaz. [42:41] Şimdi biz ne demiştik? Müdarebe demiştik, değil mi? İşte birisi sermayer oluyor, birisi girişimci oluyor. Buna Kırat demiştik, değil mi? Kırat. Oradan ilk defa Venedikler ve Cenevizler, bunlar biliyorsunuz [42:56] Akdeniz'in eee ticari ticaret şehirleri, şehir site devletleri. [43:02] Bunlar bunu alıyor. Müdarebe Kırat'ı Müslümanlardan öğreniyorlar. Biz biliyorsunuz Sicilya, Akdeniz'deki Sicilya veya işte Endülüs vesaire oraları fethettiğimiz için oralardan Müslümanlarla sürekli irtibat halinde kalıyorlar. eee, Akdeniz çevresinde [43:15] Kıbrıs ve Kıbrıs filan'da fethedildi biliyorsunuz. Orada ticaret yaparken Müslümanlarla karşılaşıyorlar. E, Müslümanlar bakıyorlar müdarebe kırat diye bir şey yapıyorlar. Aa, bu ne? Bunu çok beğeniyorlar. Bunu öğreniyorlar ve [43:25] komenda denilen bir şey üretiyorlar. Bu Venedik ve Cenevizliler. Ya komenda nedir? Bir sermayedar. Aynı müdare müdarebe gibi parayı verir. Tüccar da gemiyle sefere çıkar. Şimdi eskiden gemi [43:40] yolculukları, gemi ticareti riskliydi biliyorsunuz. korsan çıkabilir. İşte gemiler şimdiki gibi dayanıklı değil. [43:44] Fırtına vesaire çıkabiliyor. Pusula yok. [43:46] Yani gider gelemez. İşte denizci hastalıkları var vesaire. Yani denizcilik, gemi ticareti eee riskli bir ticaret. O yüzden mesela sen tek gemin var işte mürettebat var çıkıyorsun bir battırma bitti geçmiş olsun falan. E [44:00] burada bir emek sermaye ortaklığına ihtiyaç duyuluyor. Venedikiler bu kıratı yani Mudarebeyi öğreniyorlar ve Komenda ismini verdikleri şeyi üretiyorlar. [44:09] Diyorlar ki ya sen burada işte aristokrat birisin, zengin birisin, paran var değil mi? Mal mülk sahibisin. [44:14] Sermayeye yatırıyorsun. Gemici de ticaretini yapıyor geliyor. Kar ederse karı paylaşıyorsunuz. Zarar ederse sen sermayenden oluyorsun. Gemici de emeğinden oluyor. Böyle ortak komandayı bu şekilde bulmuş oluyorlar. Bu daha [44:26] önce olmayan bir şey. O yüzden bu adamlar bunu bulduktan sonra devasa ticaretleri aşırı gelişmeye başlıyor. [44:33] Çünkü eee böyle bir ortaklık yapısında sermayedarlar eee ve gemiciler güzel bir iş birlikteliği yapıyorlar ve riski kendi aralarında dağıtmış oluyorlar. Bu sayede de çok ciddi bir şekilde ticari menfaat elde ediyorlar bundan. Şimdi [44:48] daha sonra ne dedik? [44:50] Sınırlı sorumluluğu vakıfta ilk defa Müslümanlar bulmuştu. [44:54] Daha sonra İngilizler onu trust eee ticari olarak almıştı. Daha sonra bu Hollandalılara geçti. [45:02] Hollandalılar neyi öğrendi? Aa sınırlı sorumluluk diye bir şey var. Hım ilginç ya. O zamana kadar sınırlı sorumluluk fikri çok yaygınlaşmamış vaziyette. [45:10] Hollandalılar bu sınırlı sorumluluğu aldılar, anonim şirkete çevirdiler ve borsayı buldular. Yani biz bir şirket kuracağız. Ey vatandaşlar, siz [45:23] geleceksiniz bu şirketi işte kağıtlara paylara böleceğiz. Çok küçük paylara böleceğiz. Siz işte biner biner lira, 5.000er lira, 10.000 lira normal vatandaşlar da artık şirket hissesine sahip olabilecekler. Şirketin karını [45:35] dağıtacağız temedü olarak. E zarar ederse de işte zarar etmiş olacağız. [45:39] Yani vatandaşın parasını toplayıp ortada devvasa bir para yığdılar. Borsa borsayı buldular. Bu borsada da VOC denilen bir şirket kurdular dünyanın. Yani bu şu [45:53] Doğu Hindistan şirketi. [45:55] Şimdi o dönem ticaret Hindistanlı biliyorsunuz gemiler vasıtasıyla Hindistan'ın işte baharatlar eee çeşitli hammaddeler getiriliyor. E Avrupa'da satılıyor. Bundan deli gibi de para kazanılıyor. Normalde bu ticaret riskli. [46:07] Demin anlattığım işte sebeplerden dolayı hastalıklardan pusuladan, geminin dayanıklılığından vesaire pek çok sebep var. Ama siz büyük sermaye toplarsanız bu riski azaltmış oluyorsunuz. Neden? [46:18] bir gemi gideceğine, iki gemi gideceğine işte 50 gemi gönderiyorsunuz. Bu sefer bir kısmı geri gelebiliyor. Onun zararını oradan kompanse edebilmiş oluyorsunuz. Ama bunun için devasa paraya ihtiyacınız var. E bu parayı nasıl sağlayacaksınız? Ha diyorlar ki [46:30] arkadaş biz bir şirket kuralım sınırlı sorumlu olsun. Borsayı bulalım. Borsadan vatandaşlar yatırım yapsın ama şirket diyelim ki iflas etti. Bir şey oldu. Her yere borcu var. Vatandaş bundan etkilenmesin. Sınırlı sorumluluğun [46:41] mantığı o ya. Sadece vatandaş aldığı pay kadar en fazla payını kaybeder. Yani ana parasını kaybeder, hissesini kaybeder. [46:46] Ama ekstra bir borç yaptıysa şirket, o borç vatandaşa doğrudan temlik edilmez. [46:50] Yani vatandaşa e uğramaz. O borç devredilmez. Borç yok olur demiştik. Bu mantıkla borsayı buluyorlar. [46:55] Vatandaşlardan parayı topluyorlar. Doğu Hindistan şirketi tarihin görüp görebileceği en büyük şirketlerden galiba en büyüğü diye biliyorum şimdiye kadar. Yani bugünkü Apple'lardan, e, Microsoft'lardan, Google'lardan falan [47:07] büyük yani öyle söyleyeyim. eee devasa bir şirket haline geliyor bu mekanizma sayesinde. Yani bunu aslında Müslümanlardan öğrenmiş oluyorlar. Ama bu sınırlı sorumluluk Müslümanlar hayır için kullanmak da sınırlamışken [47:20] kendileri ticari amaçlı böyle e birtım üzerine iklebelerle, ilavelerle, çakallıklarla eee bu VOC daha sonra ne yapıyor? Sadece bir şirket haline gelmiyor. Kendi ordusunu kuruyor. [47:31] Para basma yetkisine sahip. İşte eee kendi kaleleri var. [47:40] Kendi sözleşme imzalar, idam yetkisi var. Yargılama yapıyor. [47:48] Yani kendi başına bir devlet haline geliyor neredeyse. Karı maksimize, sorumluluğu sınırlı. Yani herhangi bir durum olduğu zaman iflas ederse geçmiş olsun alacaklılara. Çünkü sınırlı sorumluluğa sahip. Sonuç ne oluyor? İşte [48:02] Banda Adaları denilen bir yer var. Orada muskat denilen bir baharat bir şey var ya onun tekelini alabilmek için orada yerli halka ciddi bir kıyım yapıyor. [48:09] Yani bir sürü insanı öldürüyor. Ya zalim bir şirket haline geliyor. Çünkü silahı var, ordusu var, idam yetkisi var. [48:14] Giriyor bir yere. Bundan sonra bana çalışacaksınız. Yerliler direnirse hepsini hapse atıyor, idam ettiriyor. [48:19] Direkt eee öldürüyor. Onlarla savaşıyor. [48:22] Eğerlerin böyle büyük bir güce karşı zaten adamların gemileri var, donanması var, topları var, silahları var. Buna direniyorsun. Bu adada bir kıyım yapıyor. Adanın nüfusu 10.000inlerden binlerden binlere düşüyor. Yani o kadar [48:35] fazla kişi ölüyor ki adamın yarısından fazlasını öldürmüş eee ve onlara zulüm ve işkence yapmış oluyorlar. Ama kimse şahsen yargılanmıyor. Niye? E bir kişi yapmadı ki bunu. Karşında kim yaptı bunu? Şirket yaptı. VOC şirketi yaptı. E [48:49] bu bir tüzel kişi. Bunun sorumluluğu sınırlı. Ya ben bu şirketi assam asamam, satsam satamam. Yani tüzel soyut bir şey. Böyle bir hukuk yarattıkları için sorumluluk şirkete aitti. Herhangi bir kişiye ait değildi. Şirketin de zimmeti [49:02] yok. O zaman ne olacak? Bu sorumluluktan mümkün olduğunca kaçabiliyorlar. [49:06] Yani bu yapı bu tarz zulümlerin önünü açıyor. O yüzden hiçbir şekilde İslami değil. Aynı yapıyı İngiltere'de tekrarladı. Onlar da East Indian Doğu Hindistan Şirketi denilen eee şirketi kurdular. EİC denilen şirket. Onu da [49:19] yazalım. [49:24] Doğu Hindistan şirketi. Bu da aynı mantık. Kendi ordusu var. İşte silah gücü var. Orada yerli halka zulm ediyor. Mantık aynı. Aynı yerlerden geçiyor. Sınırlı sorumlu. Orada Afyon ticareti falan yapıyorlar. İşte Çin'i [49:38] kendisine bağladı vesaire. Bir sürü olaylar. Peki ama tamam güzel. Bu sınırlı sorumluluk madem kötü bir şey yani insanlar neden bunu kabul etti? [49:46] Yani hangi ne aşamalardan geçerek bu zamana geldi? Yani bu sınırlı sorumluluk günümüzde çok yaygın bir şey. Neredeyse tüm şirketler mecburen sınırlı sorumlu olarak bulmak zorunda kalıyorlar. E peki bu aşamaya nasıl gelindi? Şimdi biraz [49:58] bunu inceleyelim isterseniz. Aslında buraya bir günde gelmedi. Çeşitli tartışmalar oldu. İngiltere parlamentosunda karşı çıkanlar oldu. [50:05] Çünkü bu yani akla mantığa çok sağan bir şey değil bakıldığı zaman. Şimdi bir kere tepkiler şu zaman olmaya başladı. [50:14] 1720'de bubble akt imzalandı parlamentoda. İngiltere parlamentosundan bahsediyoruz. Neden? [50:24] Çünkü borsada Güney Deniz Balonu patladı. Güney Deniz Balonu diye bir borsada eee bir şirket vardı. Yine anonim şirket. Sınırlı sorumlu. Bu patladı ve devasa böyle borç. Çünkü bir sürü kişi bundan mağdur [50:38] oldu yani. Hatta Newton bile eee burada batanlar arasında. Güney Deniz Balonu eee borsa hadisesinde yine Fransa'da. Orada değil ama işte John Love, [50:51] Mississippi şirketi var. O battı. O da sınırlı sorumluydu. E bu sefer Avrupa'da, batıda dediler ki, eee, Allah ya komşumuz Fransa'da da aynısı oldu, bizde de aynısı oluyor. Biz bu sınırlı sorumluluk [51:05] işini bir artık ciddiye almamız lazım. [51:07] Millet çatır çatır batıyor ve bu insanlar için hiç iyi olmuyor. Günün sonunda kimseyi sorumlu da tutamıyoruz. [51:14] Bir sürü mağduriyetler artıyor. Borç yok oluyor. Hukuken alacaklılar eee sıfır alacaklar sıfırlanıyor. Buna bir çözüm bulmamız lazım. Parlamentoda o yüzden bubble aktı imzalıyorlar. 1825'e kadar yani yaklaşık 100 yıl kadar bu bubble [51:27] act imzalı kalıyor. Yani sınırlı sorumluluk aslında engellenmiş oluyor. [51:32] Fransa'da da benzer mantık aynı şekilde ya bir anonim şirket kurulacaksa, bir sınırlı sorumlu şirket kurulacaksa bu çok büyük izinlere tabi tutuluyor. Yani şu anki normal şirket kurmak gibi ya da işte bu bubble actan önce normal borsa, [51:45] borsa kurmak gibi, borsada şirket kurmak gibi kolay değil. Artık gideceksin parlamentodan izin alacaksın, bilmem işte sağdan soldan yetki belgesi alacaksın, bilmem ne. Yani bunu zorlaştırıyorlar. hala yasak değil tamamen ama böyle çok sıkı [51:56] denetlenebilen ve çok zor izin alınan bir yapıya getiriyorlar. Hem Fransa'da hem İngiltere'de bu şekile geliyor. Daha sonra eee işte 1820'lerde, 1830'larda tartışmalar yeniden alevlanıyor İngiltere'de. Eee özellikle diyorlar ki [52:09] ya biz bu sınırlı sorumluluğu tekrar getirelim. Hatta bankalar o dönem ortaya çıkıyor zaten. Hatta biraz öncesinde çıkıyor. O dönem bankalar var. Bankalara sınır sınırlı sorumluluk prensibini getiriyor getirelim diyorlar. Bankalar [52:21] ne yapıyor biliyorsunuz? eee bankalar da sınırsız sorumluysa, bir borcu varsa, birinde bir taahütte bulunduysa onun tamamını normalde ödemekle yükümlü o zamana kadar. Günümüzde nasıl mesela günümüzde de işte BDDK'nın filan mevzuat [52:33] var. Şu an galiba güncel durumu 1 milyon lira mı ya da 500.000 lira mı öyle bir şey yani. Bankada diyelim ki eee işte 10 milyon liranız var. Bunun sadece 500.000 lirası devlet garantisi altında. Gerisi yok. Puf gidebilir. Bak günümüzde [52:45] bankalar bile sınırlı sorumlu şirketler. [52:47] Ama eskiden böyle değildi. Buraya bir noktada bir günde gelmedik biz bu konuma. Bunu anlatmaya çalışıyorum. [52:53] İngiltere'de işte 1920'lerde, 30'larda bankalara bunu getirelim diye iddialar atılmaya başlıyor. İşte ticaret odalarına ya işte bu alanım şirketi zorlaştırmayın, sınırlı sorumlu şirketi zorlaştırmayın, kurmaya kuralım. Yani bu [53:03] o kadar da kötü değil. Bunun alevli tartışmaları yaşanıyor. İlk başta tabii ki tepki geliyor. Bakın yani bu çünkü mantıklı bir şey değil. Bu insanlara mağduriyet oluşturacak bir şey. Bunun farkında. Batı da bunun farkında 19. [53:16] yüzyıl olmasına rağmen ama kıvama gelecek yavaş yavaş. Mesela yani Manchester Ticaret Odası ona bağlı işte bir sürü sanayiciler, bankerler, şunlar bunlar ya bu sınır sorumluluğu getirmeyin kardeşim diye dilekçeler falan verdi parlamentoya. Düşün yani [53:30] adamlar da istemiyor. Çünkü bu bir hem haksız rekabete yol açacak bir şey hem de toplumu böyle bozacak bir şey. Yani insanlar bunun farkında. Ya 1850'lere geldiğinde işte sanayicilerin, imalatçıların yarısından fazlası, bankerlerin de neredeyse tamamı bu [53:43] sınırlı sorumluluk prensibine karşıydı. [53:46] Yani tartışmalardan, meclisteki, e, parlamentodaki, eee, halktaki gündemdeki tartışmalardan, eee, bunu rahatlıkla görebiliyoruz. [53:55] Onu da yazalım. 1850'ye kadar sanayiciler, bankerler sınırlı sorumluluğa [54:07] karşılar. Ama daha sonra şu ortaya çıkmaya başladı yavaş yavaş. Ya kardeşim bizim yatırımcıya ihtiyacımız var. Yani müdarebe ortaklığı. E yatırımcıya ihtiyacımız var ama yatırımcılar bir sınırsız sorumluluk olduğunda [54:21] yatırımcıya da şirketin borcu eee yansıyacağı için yatırım yapmak istemiyorlar. Eğer sınırlı sorumluluğu getirirsek yatırımcılar çok rahat yatırım yapar. Çünkü millette bak para var. Şirketlerde de para azaldı. [54:32] Ekonomik bir işte problem olmaya başladı. Biz kardeşim yatırımcıların milletin yastık altındaki parasını, milletin tasarruflarını bu şirketlere aktarıp bu şirketlerde ekonomiye can kazandırmak, ekonomik faaliyetleri başarabilmek, büyütmek eee amacıyla, [54:46] hizmet etmek amacıyla vatandaşlardan parayı alalım sınırlı sorumluluk şirketi altına. Vatandaşlar rahatlıkla, gönüllü rahatlığıyla of giderse en azından sadece ana param gider. Onun üzerinde bir borç bana yüklenmez diyeceği için [54:57] rahatlıkla bu paralarını getirir. [54:58] Şirketlere ortak olur. Şirketlerde büyük faaliyetler, büyük sanayi işleri yapar ve İngiltere olarak da biz en ileri giden ülkelerden birisi oluruz gibi. [55:07] Bakın ilk bakışta ne kadar rasyonel gelen ve böyle kulağı tırmalamayan, nahoş gelmeyen bir biçimde bunun lobiciliğini yavaş yavaş yapmaya başlıyorlar. Çünkü dediler ki işte demir yolu çılgınlığı diye bir şey vardı. Bir sürü demir yolu şirketi kurmuş [55:18] kurulmuştu. Demir yolu şirketleri teker iflas ettiler, battılar. bir sürü borç yükü eee şahısların, ortakların üzerine bindi. Dediler ki ya Allah o zaman biz demir yolu bile yapamaz duruma geldik yani. Ama bu sınırlı sorumlu [55:29] olursa demir yollarını rahat rahat yaparız. Niye? Millet bir sürü para akıtır bize demir yolu yapabilmemiz için. Demir yolunu böylece sermaye sıkıntısı çekmeden, likidite krizi çekmeden, nakit sorunu çekmeden güzelce bitiririz. Onun karıyla da millete de [55:41] para kazandırmış oluruz. Bu sayede de win win durumu oluşur şeklinde ikna etmeye çalışıyorlar. Çünkü şirketler iflas ettikçe karşı çıkanların da şeyi azalıyordu. Hani karşı çıkanlar hala var ama takır tukur şirkette iflas ediyor. O [55:55] zaman diyorlar ki h acaba yapsak mı falan gibisinden eee onların da akıllarına girmiş oluyor bu. Mesela eee Times Gazetesi var biliyorsunuz İngiltere'de. Yine 1840'larda, 50'lerde falan haberler yapıyor hani kamuoyu. [56:09] Çünkü sınırlı sorumluluk prensibini sevmiyor. Yani bu borsa mantığını sevmiyor. Bunu kumar olarak görüyorlar ve yani kötü bir şey olarak görüyorlar. [56:16] Gazetesinde haberler çıkıyor. İşte sınırlı sorumluluğa karşı olunması leyhinde yani bunun kabul edilmemesi leyhinde yapıyor. Ama 1855 yılında böyle biraz daha aceleye getirilerekten hızlı bir şekilde bu sınırlı sorumluluk anonim [56:30] şirket mantığı parlamentodan geçiyor. [56:32] Hatta Paul Johnson var. Onun kitabı var. [56:34] Making the market, Victorian Urgence of Carporate Capitalism diye. Orada diyor ki, "Sınırlı sorumluluğun tarafsız bir siyasi sürecin sonucu olmadığını, rant arayan yöneticilerin ve şirket kurucularının menfaatine hizmet ettiğini [56:47] savunuyor." Yani bunlar bir şekilde lobicilik yaparaktan parlamentodan hızlı bir şekilde bu yasayı eee geçiriyorlar. [56:54] Ve mesela bu yasanın geçirilmesinde lobucilik yapan önemli kişilerden bir tanesi var. Robert Love. O diyor ki mesela hiçbir iktisadi gerekçe sunmadan biraz manipülatif davranıyorlar. Yani diyor ki işte şu anki amacımız sınırlı [57:05] sorumluluğun benimsenmesini savunmak değildir. Ben insan hürriyeti leyhine argüman ileri sürüyorum. Bak hürriyetçilik kapsamında bunu ele aldığını savunuyor. İnsanların devletin resmi müdahalesi olmaksızın diledikleri şekilde ve diledikleri kişiyle iş [57:17] yapabilmeleri leyhine her insanın kendisini seçme hakkı vardır falan. Ya kardeşim yine seçsin ama müdarebe ortaklığı yapsın, kırat ortaklığı yapsın. İlla sınırlı sorumluluk altında mı her insan sözleşme özgürlüğü yapmak zorunda? E başta söyledim. İslam'da [57:28] neydi? Libertyen. Sözleşme özgürlüğü var. Karı, zararı istediğin özgürlükte zaten yapabiliyorsun. E bunu helal bir yoldan da yapabilirsin. İlla asın sorumluluk gerekli değil. Ama bir şekilde böyle bunu özgürlük ayağına getirerekten parlamentodan geçmesini [57:40] sağlıyorlar. Çünkü işte en büyük argümanları küçük tasarruf sahipleri işte benim tasarruflarım var. Bunu değerlendirmek istiyorum. Bir ben işçiyim veya işte maaşta çalışanım tüm tasarruflarımı, tüm mal varlığımı riske atmadan yatırım yapmak istiyorum. Bunu [57:53] en iyi şekilde sınırlı sorumluluk ve varsa yoluyla yapabilirim ayağına getirerekten. Sanki bu küçük tasarruf sahibinin işte maaşlı çalışanın riskini azaltacak, vatandaşın leyhine olacak. [58:02] işte vatandaşın genel ekonomik refahını artıracak bir şeymiş gibi manipüle ederekten bunu bir şekilde parlamentodan geçiriyorlar. Maalesef bugün sınır sorumluluk savunan kişiye de sorun bu İngiltere parlamentasında bu tarz [58:13] argümanların aynılarını söyleyecektir. [58:15] Halbuki gerçeklik bölümü asla değil. [58:17] Toplumun tam tersi aleyhine işliyor. [58:19] Büyük perspektifte ve eee uzun vadede hatta orta vadede toplumun aleyhine işliyor. Sınırlı sorumluluk. Bunun da örneklerine geleceğiz. O dönem tabii çok ciddi karşı çıkan kişiler de var. İşte Edward William Cox var. Yani bizzat [58:31] İslam'ın prensibini söylüyor. Diyor ki, "Hukukçu bu adam yani önemli hukukçulardan, İngiltere hukukçularından." A bu adam diyor ki, "Bir teşebbüsün karını paylaşan kişi zararına da tabi olmalıdır. Sınırlı sorumluluk diye bir şey kabul edilemez." [58:43] Yani böyle bir savunma yapıyor. Yani İslam'ın e işte yukarıda bahsettiğimiz elgun bilgurm kaidesini söylüyor. [58:49] Aslında zarardan sorumlu olmaksızın kar için spekülasyon yapılmasının önünü açar diyor. E doğru doğru. Yani yine lordlar kamerasından Earl Grey var. O da bu teklif bütün ortakların işletmenin borçlarının tamamından şahsen sorumlu [59:04] olduğu şeklindeki köklü ve yerleşik kaideden ayrılmayı yönelmektedir diyerek yani bir eee bilinç kazandırmaya çalışıyor. Mesela bizim bildiğimiz Adam Smith var ya işte piyasanın eee serbest piyasaile anılan kendisi işte [59:17] milletlerin zenginliği kitabında anonim şirketlere aslında karşı olduğunu belirtiyor. Bakın serbest piyasayla anılan işte bırakınız yapsınlar girsinler vesaire eee anılan Adam Smith anonim şirketlere aslında karşı. Bu şirketlerin anonim şirket [59:31] yöneticilerinin kendi paralarını değil başkalarının para kısmısını çünkü yatırımcılar küçük yatırımcının parasını alıyor. Başkalarının parasını yönetir. [59:36] Onlardan bir ortaklık gibi endişeli bir dikkat beklenemez diyor. Çünkü başkasının parasını yöneten adam eee riski doğru yönetebilir mi? yönetemez diyor. Sonuç ihmal ve savurganlık olur diyor. Adam Smith diyor ya bunu. Ayrıca [59:47] toplumun bir kesimini sırf bundan kar edebilecekleri için genel kanunlardan korumanın makul olmadığını savundu. Yani sırf bir risk kar edecek diye böyle bir kötülüğü toplama yapılmasın izin veriz. [59:57] Adam Sim mesela an şirkete sınır sorumluluk prensibine karşı. E tüm bunlara rağmen 1855'te limited liability yani sırımlı sınırlı sorumluluk akt eee imzalanıyor. Burada çok sıkı e şartlara falan bağlanıyor. Yani aslında önü [1:00:12] açılıyor ama böyle bayağı kısıtlı bir şekilde önü açılıyor. Ama sadece bundan bir yıl sonra yani milletin gönlü olsun diye muhtemelen öyle yaptılar. Bir yıl sonra ortam biraz daha yumuşayınca 1856'da Joint Stock Companies Act'la [1:00:26] birlikte artık sınırlı sorumluluk tamamen İngiltere'de resmi hale ve çok da kısıtlı olmayacak şekilde herkesin açabileceği hale gelmiş oluyor. Tabii burada şöyle bir ayrıntı var. 1855'te [1:00:39] bankacılık dışında tutulmuştu. 1856'da bankacılığı da içine alıyorlar. Yani artık bankalarda sınırlı sorumluluk olabilir diyorlar. Ve mesela City of Glasgow Bank 1878'de bu sınırlı sorumluluk prensibiyle batıyor, iflas [1:00:52] ediyor. Bir sürü aileyi de böylece mağdur etmiş oluyorlar. Eee, bu tarz batan bankalar oluyor çok fazla. İşte ondan sonra ek yükümlülük falan getiriyorlar bankalara. İşte diyorlar ki ya şu kadar yedek akça koyacaksınız. [1:01:03] Herhangi bir şekilde batarsanız şey yapabilirsiniz. Yani bugünkü mantığa geliyor. Yani ben 10 milyon lira bankada param var. 500.000 lirası sadece garantide değil mi? Yani sıfır değil en azından 500.000'e iniyor ya da 1 milyon [1:01:13] mu şu an tam bilmiyorum. eee, oraya kadar inebiliyor. Yani bunu getiriyorlar ama ne fayda yani. Amerika'da da eyaletler var biliyorsunuz. Federal bir devlet orası. Her eyalet kendi iç dinamiğini oluşturabiliyor. Masa şu set [1:01:24] eyaleti var mesela ilk başta aynı İslam'daki gibi sınırsız sorumluluk var ama daha sonra 1830'larda sınırlı sorumluluk prensibini eyalet genelinde yaymış oluyor. Kaliforniya var. [1:01:33] Kaliforniya'nın anayasasında yani o federal devlet olduğu için Amerika Kaliforniya'nın anayasasında mesela şirket borçlarından hissedarlar payları oranında şahsen sorumludur. Bu öngörülüyor. E hatta 1930'lara kadar bu [1:01:47] yürülürlükte kalıyor bakın Kaliforniya'da. Ama daha sonra 1930'larda bu tekrar Kaliforniya'da değiştiriliyor ve sınırlı sorumluluk prensibine e getiriliyor. Daha sonra eee 1880'lerde filan yine aynı şekilde New Jersey ve ondan sonra da Delavere [1:02:02] eyaletleri var. E Delaver eyaleti mesela bugün Amerika'da şirket kuracaklar. [1:02:06] Türkler mesela diyor ya işte Amerika'da şirket kurma. Gidin bakın %99'u Delaver eyaletinde şirketi kuruyor. Neden orada kuruyorlar? Çünkü oranın yasası işte 1900'lerden beri, 1880'lerden beri sınırlı sorumluluk vesaire yani bu tarz [1:02:18] tüm riskleri bertaraf eden bir yapıda e geçmiş durumda. O yüzden şu an ezici çoğunluğu Amerika'daki şirketlerin mesela oralarda kurulmaya devam ediyor. [1:02:27] Hala yine 1890'larda Almanya'da işte GMBH denilen sınırlı sorumlu şirket eee kurulmuş oluyor. Bu şekilde dünyada yani aslında 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren diyebiliriz. 1850'lerden itibaren İngiltere'de başlamak üzere [1:02:40] ondan sonra Amerika, ondan sonra da tüm dünyaya eee gelmek kaydıyla bu sınırlı sorumlu şirket artık varsayılan şirket kurulum yöntemi olarak dünyaya yayılmış oluyor. Şimdi Timur Kuran hoca var. The Long Divergence diye onun da kitabı var. [1:02:54] Bu konuda tezleri var. E Amerika'da akademisyen bir hoca. E kendisi diyor ki İslam hukuku ortaklığı ölümle fes ettiği için yani başta konuştuğumuz konu ölüm olduğunda ortaklık fes ediliyor. Mirasçı artık yeni bir eee yolla devam etmek [1:03:06] zorunda. Bu sermayeyi nesilden nesle parçaladığı için İslam'ın ticari hayatı için kötü olmuştur. İşte Ortadoğu'da filan İslam ülkelerinde o yüzden uzun ömürlü büyük ticari işletmeler, büyük markalar çıkamamaktadır diye böyle bir [1:03:17] kendince bir tezi var. E ama zaten burada bazı kavram kargaş dü şirket kurulamamasını kendisi bir sorun olarak addediyor. Halbuki büyük şirket kurulamaması niye sorun mesela? Yani bu ön bilgiyi biz nereden elde ediyoruz? [1:03:31] Büyük şirket kurulmadan orta ölçekte şirketlerde veya bu yapıda bir çok iyi bir şekilde ülkenin gidemeyeceğinin kanıtlandığı bir senaryo var mı? Yok. [1:03:41] Mesela değil mi? Sadece günümüzdeki kapitalist düzene bakıp, "A bu ülkeler refah sahibi zannediyor. Ama o refah sahibi olması aslında faiz ve sınır sorumluluk gibi milleti sömürmesi yoluyla mı oluşuyor? Yoksa kendi başarıları dolayısıyla mı oluşuyor? [1:03:54] Hayır. Sen bunu anlayamadığın zaman zannediyorsun ki işte bu fıkıhtaki kurallar senin büyük şirket kurmanı, gelişmeni engelliyor. Halbuki gerçeklikte öyle bir şey yok. İşte diyor ki İngiliz sanayiciler konuştuğumuz konular. Yatırımcılar sınırsız [1:04:08] sorumluluktan korktuğu için yatırım toplayamıyorlardı ama sınırlı sorumluluğa geçince İngiliz sanayisi gelişmeye başladı ve atılım yapmaya başladı. Yani bu şekilde şeyler sunuyor bir kere ya bunlar iddia sadece. Bunu biz e ampirik olarak veya tarihi kayıt [1:04:21] olarak doğrulayamıyoruz. Mesela 1750 yılında sınırsız sorumluluk yüzünden bu atılımın yavaşladığına dair bir kanıt yok. Yani mesela sanayi devrimi sınırlı sorumlulukla mı yapıldı? Mesela imalat işte kırsal bölgeden işte fabrikaya, [1:04:35] oradan seri üretime, İngiltere e seri üretimi mesela sınırlı sorumluluk sayesinde mi gelişti? Yook. Sınırsız sorumluluk varken bu atılımlar gerçekleşti zaten. O zaman bu senin tezine karşı bir cevap olarak zaten [1:04:48] yeter yani. Aynı şekilde İngiltere'de biliyorsunuz kanallar var. E hani böyle kanal taşımacılığı eee ve onun ticari taşımacılık olarak kullanılması yaygın. [1:04:57] kanallar, yapay kanallar da açılıyor. [1:04:59] Böyle bir işte 17901 arasında kanal çılgınlığı var. Bu kanalları açmak için işte şey yapmak için falan düzeltmek için de ciddi sermaye gerekiyor. E sınırlı sorumluluk yokken bu sermaye bulundu. Bu kanallar açıldı. İngiltere [1:05:11] kanal taşımacılığıyla atılım yapabildi. [1:05:14] E ne oldu? Sınırsız sorumluluk yokken de bu yapılabiliyor demek ki. E mesela Titanic var. O da sınırsız sorumlu şirket. Titanik yapıyor. O kadar eee büyük gemi yapabiliyor. Mesela bu işlere yatırım yapabiliyor. En önde gelen [1:05:26] gemicilik ve demirçelik şirketlerinden bir tanesi. Ü tane büyük gemisi var filan. Yani adamlar dünyanın en büyük gemisini yapıyor ve sınırlı sorumlu değil. Ha demek ki bunun arasında tam bir korelasyon yok senin dediğin gibi. E [1:05:38] zaten sermaye birikimi ile büyümeyi büyüme arasında bir korelasyon kurmak da hatalı bence. Ya bunun da yine bir kanıtı yok. Bu sadece bir iddia. Yani büyümen için teknolojik atılım yapabilmen lazım. bir şeyi farklı yapabilmen lazım. E farklı tip [1:05:51] ortaklıklara da İslam izin veriyor. İlla sınırlı sorumlulukla büyüyebilirsin, illa sınırlı sorumlulukla sermayeyi toplayabilirsin diye bir şey yok ki. [1:05:58] Bambaşka farklı şirket türleriyle, ortaklık yapılarıyla hala sermaye toplayabiliyorsun. Yani eee bu arasında bir korelasyon yok. Şimdi mesela günümüzdeki bu sınır sorumluluğun dezavantajlarına gelelim. Mesela günümüzde armatörler sınır sorumluluğu [1:06:12] kullanırlar. Nasıl kullanırlar? Ben armatörüm değil mi? 20 tane gemim var. [1:06:16] Her bir gemime ayrı şirket açarım. [1:06:18] Neden? Çünkü gemi işte bir sızıntıyla karşılaşır, bir yere çarpar, bir tazminata maruz kalır, bir şey olur, bir davaya konu olur. Eee, tazminat gerektirir. O zaman sadece o geminin olduğu şirket iflas eder. Gemiyi tamam, [1:06:32] gemi şirkete ait olduğu için gemiyi tazmin ederler. Gemi elimden gider ama diğer 19 gemime bir şey olmaz. Değil mi? [1:06:39] Onlar da halbuki benim ama her biri farklı tüzel kişilik ve her biri farklı anonim şirket olduğu için sadece o gemi. [1:06:45] O gemi mesela diyelim ki bir tazmin geminin değeri diyelim ki 50 milyon dolar olsun. Geminin yaptığı hasar 100 milyon dolar. 50 milyonu alır. 50 milyon eee hukuken artık düşer ih yoluyla. [1:06:57] Halbuki benim 19 tane daha gemim var. [1:06:59] Onlara onlara o borç aktarılmaz. Niye? [1:07:02] Sınırlı sorumluluk. Armatörlerin hepsi her gemisine ayrı şirket açar. Sırf bu yüzden. Mesela bu çok kötü bir şey değil mi? O zaman ben gemilerim için çevreyi korumak için veya işte kaza önleme sistemleri için veya çeşitli bir sürü [1:07:14] eee şeyler için o kadar da dikkatli davranmayabilirim. Çünkü e diğer mallarıma nasıl olsa bir şey olmayacak. [1:07:20] E bu kötü bir şey. Nitekim bu tarz olaylarda yaşandı. Mesela Prestij 2002 yılında tanker gemisi petrol dökülüyor. [1:07:27] 60.000 ton petrol döküldü. sorumluluk zinciri o kadar parçalı ki, o kadar aktarım ki, o kadar anonim şirket, onun ortağı başka bir şirket, onun ortağı başka bir şirket. Bu arada biliyorsunuz ortak şey de olabilir. E tüzel kişilik de olabilir. Bir şirketin [1:07:39] ortağı illa gerçek kişi olmak zorunda değil. Bir tane şirketim var mesela. [1:07:42] Şöyle diyelim. [1:07:45] Şirket A olsun bu. Şimdi bu şirket A'nın ortakları kim? [1:07:52] Şirket B, şirket C, şirket D. Yani gerçek kişi ortağı yok. E peki şirket B'nin ortağı kim? İşte şirket E, şirket F. [1:08:06] Onun ortağı kim? İşte şirket Y filan. Yani gerçek kişiye gitmen için belki de 10 adım atlayacaksın. Böyle olunca bu sorumluluk zincirleri, her birinin kendi sermayesi, her birinin şeyi bu şekilde bir örümcek ağı kurulabiliyor mesela. E sen böyle bir [1:08:20] örümcek ağı kurduğun zaman sorumluluğu neredeyse sıfıra indirebiliyorsun. Bu petrol gemisinde de aynen böyle oldu ve zararın eee çok küçük bir kısmı sadece karşılanabildi. Gerisi geçmiş olsun. Bir gerçek bir insan bulamıyorum zararı [1:08:32] karşılayacak. Aynı şekilde Erika denilen Malta bayraklı 1999'da şirket. Bunu bu da yine bir tazminata maruz kalıyor ama şeyi bulamıyorsun. Şirketin sahibine ulaşamıyorsun. O kadar karmakarışık bir yapıda ki yani yine Amak Kadis var [1:08:46] 1978'de 220.000 ton petrol döküyor. Yani sadece şirketi bulmak için 14 yılda ulaşıyorlar. Yani şeyi bulmak için eee gerçek sorumluya ulaşabilmek için 14 yıl uğraşıyorlar. Ama zaten o da çok küçük bir kısmıla tazmin ediyor. Sermayesi [1:08:59] oranında. Geri kalan yine tazmin edilemiyor. Yani eee bu tarz çok fazla eee şey oluyor. Beyrut'ta patlama oldu biliyorsunuz 2020 yılında. Onun da aynı şekilde ya o pat o gemi limana geliyor. [1:09:10] Şimdi tazmin bu kim tazmin edecek? Yok. [1:09:12] Niye? Anonim şirket. Sınırlı sorumluluk. [1:09:15] Onu da yine tazmin ettirilemedi. Yani bu tarz vakalar gerçekleşiyor. Yine Hindistan'ın mesela Bopal kentinde 1984'te eee çok önem, çok kötü bir kimyasal madde sızıntısı yaşanıyor. Ana [1:09:28] şirket diyor ki tesis ayrı bir tüzel kişilik. Hint iştirakkimiz fiillerinden biz sorumlu değiliz diyor. Yani eee ana şirket var bir tane American Union Carbite Corporation diye. Ana şirket diyor ki Hint ayrı bir alt şirket. Onun [1:09:42] kendi tüzel kişiliği var. bize bu sorumluluk yansıtılamaz. O yüzden o Hint şirketi kendi içinde çözecek bunu falan diyor. E bakın yani bu tarz aktarmalarla riski sen minimize ediyorsun. Kar ama o şirketin aldığı kar. Oo onun %90'ını [1:09:54] isterim. Hemen Amerika'ya yollayacaksın karı. Görüyor musunuz? Yani anonim şirket neden fıkıhta yasak? İşte bunların delilleri bunlar. Daha sonra bankalar. Şimdi bankalarda da to big to fail kavramını işlemiştik önceki videolarda. Şimdi sen bankayı sınırlı [1:10:05] sorumlu yapıyorsun ama banka geliyor trilyonlarca dolarlık bir hacme ulaşıyor. Şimdi bu bankanın iflas etmesi demek tüm ekonomik zinciri de sen finansallaştırdığın için, fiktifleştirdiği için bankal banka üzerine bağladığı bağladığın için bir [1:10:18] tane banka battığı zaman 2008'de ne oldu? Bankalar batmaya başladı. Fed bir sürü trilyonlarca dolar para basarak yani halkın cebinden zorla parayı alarak bankaları kurtarma girişiminde bulundu. [1:10:29] Aynı zamanda sadece Amerikan halkı olmuyor. Fedolar bastıkça eee bizim tüm dünyadaki vatandaşların cebinden para çalmış oluyor. Bu mekanizmaları önceki videolarda anlattık zaten. E ne oldu? [1:10:39] Sen too big to fail yapıyorsun. Hem sınırlı sorumluluk olacak hem de too big to fail. Batmak için çok büyük batıramazsın. Devlet onu mutlaka kurtarmak zorunda olacak. Allah Allah. [1:10:47] Babamın oğlu mu? Neden küçük esnaf batarken onu kurtarmıyorsun? Banka batarken onu kurtarıyorsun. Niye? [1:10:52] Ekonomiye çok kötü etkisi olacak. E kurguyu baştan ona göre yap o zaman. [1:10:55] Onun batmasını göz önüne alaraktan kurgunu yap. E bunu bunu bunu niye yapmıyorsun? Yani bu haksızlık değil mi? [1:11:01] Yani yine İngiltere'de 2018'de Carillon diye bir şirket var. İşte inşaat şirketi eee gibi bir şirket. Bu şirket İngiltere'nin ikinci büyük inşaat şirketi aslında. 20.000 tane çalışanı var. 7 milyar Sterlin'in yükümlülüğünde [1:11:15] zorunlu tasfiyeye giriyor. Yani şirket iflas ediyor. E bir sürü borçları var, şunları var, bunları var. İşte hastane inşaatları yapıyor. Onlar yarım kalıyor. [1:11:23] İşte 1 milyar sterlinik kamu ve özel projeler duruyor. Ne oluyor? Sınırlı sorumluluk kanunu sebebiyle bu Karelon'ın sahipleri, yöneticileri yaklaşık 2 milyar sterlinlik yükümlülüğün, borcun, iflasın başkalarının üzerine yıkılmasına izin [1:11:36] veriyor. Devlet bir şekilde bunları kurtarıyor, şey yapıyor. E ne anladım bu işten? Ama karını aldığı zaman bu kad şirketin sahipleri karını alabiliyordu. [1:11:43] Kimseye de bu kardan vermek zorunda değildi. Maksimum kar, minimum sorumluluk. Anonimum şirket. Bu İslam'la bir bağı var mı? Yani bunun İslam'la açıklanabilir hiçbir şekilde bir yönü var mı? Yani yok. Sen to big to fail dersen yok. Ekonomiyi kurtaracağım diye [1:11:57] ucuz normal vatandaşa şuna buna vermediğin ucuz faizlerden, sıfır faizlerden kredi vereceksin. Zombi şirketler oluşuyor. Zombi şirket ne demek? Kar etmiyor. Eee sınırlı sorumluluğu var. Düşük kredilerle zorla ayakta tutuluyor. Çok büyük bir malı [1:12:10] hizmet üretimi de yok. Ama ortakları bundan faydalanıyor. E oradan şirketin içerisinden karlarını alıyorlar. Ama sorumlulukları sıfır batarsa da bas. Ya böyle bir saçma bir şey var mı? Yani zombi şirket modeli kaynıyor. İngiltere [1:12:23] de öyle, Japonya da öyle. Her yer zombi şirket kaynıyor. E ne anladım ben bu işten? Yani sınırlı sorumluluk serbest piyasaya aykırıdır. Tekel oluşmasına neden olur. Kartel oluşmasına neden olur. Oligarşik yapı oluşmasına neden [1:12:35] olur. Servet piyasa olabilmesi için sınırlı sorumluluğun olmaması lazım. [1:12:39] Herkes yapacağı şeyin sonuçlarına katlanması lazım. Şahs olarak, gerçek kişi olarak. Yani sınırlı sorumluluğun işte genel ortamlara bakıldığı zaman, sağda solda kitaplara bakıldığı zaman ticarete, iktisadi hayata, toplumun [1:12:51] kalkınmasına, refaha vesaire işte küçük yatırımcının parasını değerlendirmesine falan fayda sağladığı genel olarak varsayılır. Ama bu herhangi bir tarihi vakayla, ampirik bir çalışmayla, böyle bir şeyle tam olarak kanıtlanabilmiş bir [1:13:02] şey değil. Bu sadece böyle bir iddia havada dolaşıyor ve bunun kaymağını bu sermaye sahipleri sınırı sorumlulukla yemiş oluyorlar. Yani burada bir aldatmaca, kandırmaca söz konusu. [1:13:12] Müslümanın burada ayık olması lazım. [1:13:14] Sonra bir dakika ne oluyoruz ya dur böyle bir şey yok diyebilmesi lazım. İyi makaleler var yani Bretton ve Mcry 1997 makalesinde bir sonuca varıyor ve burada sınırlı sorumluluğun hiçbir şekilde yani iktisadi olarak bir şeyi ya söylenildiği [1:13:27] gibi desteklediği sonucunu bulamıyorlar. [1:13:29] Yani böyle bir korelasyon biz bulamadık diyorlar mesela. İspatlanmış bir kabul değil bu. Yani dolayısıyla sen faizle ne yaptın? Karını maksimize ettin. Sınırlı sorumlulukla da riskini minimize ettin. [1:13:39] Sen zaten kartel oldun. Tekel oldun. Sen oligark olmayacaksın da sen finansal elit olmayacaksın da kim olacak? Yani bu mekanizma sana hizmet ediyor? Normal vatandaşa, normal sıradan kişilere hizmet etmesi mümkün mü? Eee, bizim bu [1:13:52] sisteme dur diyebilmemiz lazım ve karşı çıkabilmemiz lazım. Eee, peki modern dünyada İslam alimleri buna ne diyorlar? [1:13:58] E maalesef mesela geçenlerde Bitcoin fetvasıyla da gündeme gelen ve Bitcoin fetva vermeyen mesela e alim bir kişidir. Muamelat hakkında bilgili bir kişimdir. Eee Takmani hoca mesela buna cevaz veriyor. Ama ben şimdi onun [1:14:12] cevazını da mesela itirazlar getireceğim. Çünkü kıyas yapıyor. Kıyas yaptığında şöyle diyor. İslam dünyasında eskiden e köle videolarında da anlattık. [1:14:20] E mal sahipleri kölelerini uzak değerlerde ticarete gönderiyorlardı. [1:14:23] Artık nasıl köleyse yani köle değil aslında onun yardımcısı. Tamam mı? eee, CO, CEO yani adamın CEO'su gibi düşünebiliriz bunu. Köleyi uzak diyarlara kervan ticaretine gönderebiliyor. E şimdi diyor ki köle [1:14:36] uzak diyarda yaptığı ticaretin zarar ederse kendi sorumluluğunda efendisine o yansımıyor. Ama burada sorun şu. Ben de diyorum ki köle bir kere borç silinmiyor. Modern dünyada ne oluyor? [1:14:46] Anonim şirket battığında borç siliniyor. [1:14:48] Yani bunu şöyle yazarak belki açıklamakta fayda olabilir. Şimdi köle uzakta ticaret yaparsa borcu kendinedir. [1:15:00] Ama ben de diyorum ki borç yok olmuyor. [1:15:05] Ölene kadar kölenin boynunda. Halbuki anonim şirkette nasıl borç yok oluyor. [1:15:11] Hukuken borç bitiyor. İflas iflas veriliyor ve borç yok oluyor. Bir kere burada borç yok olmuyor. Dolayısıyla burada doğru bir eee kıyas baştan yok. [1:15:18] İkincisi efendisi buradan kar talep etmiyor. Yani köle kendi kazancına kendi riskini koyuyor. [1:15:31] Efendi buradan kar talep etmez. O zaman sen bunu kıyas olarak getiremezsin Takip Osmani hoca. [1:15:38] Çünkü eee anonim şirkete bu yapı benzemiyor bu açıkladığım sebeplerden dolayı. Ondan sonra şey diyorlar ikinci kıyasta mirasçı. E miras da diyorlar kendisini eee ölenin borçlarından yalnızca kendisine intikal edilen tereke [1:15:52] kadar sorumludur. Onun dışında sorumlu değil yani sınırlı sorumludur değil mi? [1:15:56] Mirasçı eee ölenden. Yani ona iddiayı şöyle yazalım. [1:16:04] Mirasçı ölenin borcundan sorumlu değil. Sadece kalan miras kadar sorumlu. Bu ne demek? Yani diyelim ki e ben öldüm miras bıraktım 1 milyon [1:16:18] lira. Borcum vardı 1 milyon lira. Ne oldu? Mirasçıya sıfıra sıfır. E bu yani anonim şirkete benziyor mu? Mirasçı buradan bir kar elde edebildi mi? Yani benim borcumun tamamı mirasıma denk geldi. Mirasçıya da sıfır kaldı. Ya [1:16:32] burada mirasçı karı maksimize edip riski minimize ettiği veya sorumluluğu minimize ettiği bir yapı yok ki zaten. [1:16:38] 500.000 liraysa borcum 500.000 lir da mirasçıya kalıyor. Yani mirasçı burada sadece bekleyen bir aktör. Bu yanlış bir kıyas. Böyle bir kıyas olmaz yani. Yani çünkü kar talebi yok mirasçının. O bakıyor ki bana ne kadar gelirse. Bu da [1:16:49] bakıyor. Yani hiç gelmeye debilebilir. [1:16:50] Sıfır da gelebilir. Burada bir kar talebi e orada bir faaliyet sonucunda edilen karın talebi yok. O yüzden anonim şirkete bu şekilde fıkıhta kıyas yaparak izin vermek mümkün değil. Yani ta ki yukarıda anlattığımız sebeplerden dolayı [1:17:03] tüm o büyük resme baktığımızda hiç mümkün hale gelmiyor. Alternatif dediğimiz gibi müdarebe ortaklıkları olabilir. Çeşitli şirket türlerinden bahsettik. O tarz şirket türleri olabilir. Vakıf eee kar amacı gütmeyen kuruluşlar için vakıf sistemi olabilir. [1:17:18] Ondan sonra kefalet sistemi, gönüllü sorumluluk yükselme yüklenme sistemi olabilir. Yani pek çok çözüm var. Ama biz odağımızı ve çözümü sanki sadece sınırlı sorumlulukla bunlar başarılabilir gibi tutarsak ki hiçbir [1:17:31] bilimsel karşılığı falan da yok. Yani bu zaman o sefer aldatılmış oluruz. O yüzden Müslümanın sınırlı sorumluluk fikrini, anonim şirket, limitet şirket neyse bunların hepsini karşı duruş sergilemesi lazım. Bu konuda kamuoyu [1:17:42] oluşturması lazım ve bunun eee şeriata uygun olmadığını, Müslümanlığa, fıkkaha uygun olmadığını bilincinde olması lazım. Bu videoyu da bu şekilde sonlandırmış olduk. Yani İslam'da, fıkıhta borç her zaman gerçek kişiye [1:17:56] kadar ulaşır. Halbuki günümüzdeki modern örümcek ağ anonim şirket sınırlı sorumluluk mantığında risk minimize kar maksimize olmuştur. Bu hiçbir şekilde İslam'la uyuşmaz. Bu her zaman finansal bir elit oluşmasına yol açar. O yüzden [1:18:10] buna e asla fetva verilemez. [1:18:13] Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. [1:18:15] Hepinize iyi günler diliyorum. Okay.Anonim ve limited şirketin dayandığı sınırlı sorumluluk ilkesi İslam fıkhıyla bağdaşmaz. Fıkıhta tüzel kişilik yoktur, borç daima gerçek kişiye ulaşır ve kazanç zarara katlanmanın karşılığıdır. Sınırlı sorumluluğun tarihi, yol açtığı felaketler ve lehindeki argümanlar incelendiğinde, bu yapının faizle birlikte oligarşik bir elit ürettiği görülür.
Sınırlı sorumlu şirket ve tüzel kişilik
Bugün dünyadaki şirketlerin belki %95'inden fazlası sınırlı sorumlu şirket modelindedir (Türkiye'de anonim ve limited şirket, Almanya'da GmbH, ABD'de LLC, İngiltere'de Ltd). Küresel iktisadi düzen faizin yanında ikinci önemli bir silah kullanıyor ve bu silah, faiz kadar konuşulmasa da en az onun kadar tehlikeli.
Sınırlı sorumlulukta ortaklar şirketin borçlarından yalnızca koydukları sermaye oranında sorumludur. Bunun temelinde tüzel kişilik kavramı vardır: şirketin kendi kasası, banka hesabı ve varlıkları olur, ortak bunlara doğrudan sahip değildir. İslam'da ise şirket doğrudan ortakların malıdır; dört eşit ortaklı bir şirkette kasadaki paranın dörtte biri doğrudan her bir ortağa aittir. Muamelat her zaman gerçek kişilikle ilişkilendirilir ve zimmet insana aittir; borç bir kuruma değil, mutlaka gerçek kişilere isabet eder.
Kâr ile riskin aynı kişide birleşmesi
Burada üç fıkıh kaidesi belirleyicidir:
- El-ğunmü bi'l-ğurm: Kazanç, zarara katlanmanın karşılığıdır.
- El-harâcü bi'd-damân: Gelir, tazmin sorumluluğunun karşılığıdır.
- Ücret, üstlenilen sorumluluğun karşılığıdır.
Bu kaidelere göre gelir ile risk, kâr ile zarar aynı kişinin üzerinde bulunmalıdır. Faiz bu kuralı deldiği için haramdır: alacaklı risk almadan kesin bir fazlalık ister ve borçlu ödeyemese bile borç ortadan kalkmaz. Fıkıhta borç hiçbir zaman ölmez. Hadisler de bunu gösterir: müminin ruhu borcu ödenene kadar ona bağlıdır, şehidin borç dışındaki bütün günahları bağışlanır, Hz. Peygamber ilk dönemde borçluların cenaze namazını kıldırmamıştır. Darda kalan borçluya mühlet tanımak, borcu affetmek, beytülmal ve âkile yoluyla borcu ödemek gibi çözümler de bulunur; ancak borç havada kaybolmaz.
Kârda tavan yok, zararda tavan var
Anonim şirkette sermaye ile işlem hacmi arasında bir bağ yoktur: 250.000 TL sermayeli bir şirket on milyonlarca liralık ticaret yapabilir. Şirket 1 milyon TL borçla iflas ettiğinde kasada 100.000 TL kalmışsa, kalan 900.000 TL hukuken yok olur. Ortağın villasına ya da yatına dokunulamaz. Ortak, maaş ve huzur hakkı gibi yollarla kârın tamamından yararlanırken zarara ancak sermayesi kadar ortak olur. Bu, kazancın özelleştirilip zararın dışsallaştırılmasıdır.
Faiz işte kârı risksiz olarak çoğaltıyor. Anonim şirket de zararı risksiz olarak azaltıyor.
İslam'daki şirket türleri ve miras
Klasik fıkıhta alternatif şirket türleri zaten mevcuttur: farklı oranlarda sermaye ve emek konulan şirket-i inân; sermaye, emek, kâr ve zararın eşit olduğu ve ortakların karşılıklı kefil olduğu şirket-i mufâvaza; sermayesiz, emeğe dayalı şirket-i ebdân (örneğin dört arkadaşın kurduğu bir özel ders şirketi); itibara dayanan şirket-i vücûh; yatırımcı-girişimci ilişkisine benzeyen mudârebe (kırâz). Hepsinde sözleşme serbestisi geçerlidir ve sorumluluk şahsî ve sınırsızdır. Sıfır sermayeyle kurulan bir anonim şirketin ise mantıken hiçbir borçtan sorumlu olmaması saçmadır.
İslam'da ortaklardan biri ölünce ortaklık bozulur ve mirasçılarla yeniden sözleşme yapılır; anonim şirkette ise yalnızca paylar mirasçıya geçer ve şirket yüzyıllarca sürer. Bu fark, servetin İslam'da her nesilde dağılmasını, kapitalizmde ise tek noktada birikmesini sağlar. "Böyle olursa dünya markası çıkmaz" itirazının cevabı şudur: kurumsal süreklilik ile sermayenin tek elde kilitlenmesi farklı şeylerdir; miras hisseleri böler, işletmeyi bölmez; mirasçı aynı sözleşmeyle devam edebilir.
Vakıftan Doğu Hindistan şirketlerine
İslam'daki tek tüzel varlık, kâr amacı gütmeyen vakıftır. Osmanlı'daki yaklaşık 300.000 vakıf, akarlarıyla kendi kendini döndüren kurumlardı. İngilizler vakfı trust olarak ticari amaçla kullandı; Almanlar ve Hollandalılar bunu benimsedi. Bosch, IKEA, Rolex, Carlsberg, Novo Nordisk, Tata ve Bertelsmann gibi markalar vakıf yapısındadır. Ölçek de şart değildir: Alman sanayisinin omurgasını orta ölçekli Mittelstand aile şirketleri oluşturur ve Japonya'daki Kongō Gumi sınırsız sorumlulukla çok uzun süre ayakta kalmıştır. Müslümanlar bu hukukla yüzyıllarca dünya ticaretine hâkim olduğuna göre gerilemenin sebebi fıkıh yasakları olamaz. Haşr suresi 7. ayetteki "servet yalnızca zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın" emri bu mekanizmaların gerekçesidir. Yüksek riskli Ar-Ge ise Çin'de ve ABD'de zaten devlet desteğiyle yapılmaktadır.
Venedik ve Cenevizliler mudârebeyi Müslümanlardan öğrenip commenda ortaklığını kurdu. Hollandalılar sınırlı sorumluluğu anonim şirkete ve borsaya dönüştürerek VOC'yi kurdu. Ordusu, para basma, yargılama ve idam yetkisi olan VOC, muskat tekeli için Banda Adaları'nda halkın yarısından fazlasını öldürdü; ancak tüzel kişilik nedeniyle kimse şahsen yargılanmadı. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi de aynı modeli afyon ticaretine kadar taşıdı.
Batı'da sınırlı sorumluluğun kabulü
Bu kabul bir günde gelmedi. Newton'un da zarar ettiği Güney Denizi Balonu ve Fransa'da John Law'un Mississippi Şirketi çöküşlerinden sonra 1720'de Bubble Act çıkarıldı ve 1825'e kadar yürürlükte kaldı. 1850'lere kadar sanayicilerin yarısından fazlası ve bankerlerin neredeyse tamamı sınırlı sorumluluğa karşıydı; Manchester Ticaret Odası dilekçe verdi, Times aleyhte yayın yaptı. Hukukçu Edward William Cox kârı paylaşanın zarara da katlanması gerektiğini savundu; Earl Grey ve Milletlerin Zenginliği'nde başkasının parasını yönetenlerin ihmal ve savurganlığa düşeceğini yazan Adam Smith de karşı çıktı. Buna rağmen Robert Lowe'un "hürriyet" söylemi ve küçük tasarruf sahiplerini koruma argümanıyla 1855'te Limited Liability Act, 1856'da Joint Stock Companies Act kabul edildi. Paul Johnson'ın Making the Market kitabına göre bu süreç rant arayan şirket kurucularının işine yaradı. ABD'de Massachusetts, California (1930'lara kadar sınırsız sorumluluk), New Jersey ve Delaware, Almanya'da 1890'lardaki GmbH ile model dünyaya yayıldı. Timur Kuran'ın The Long Divergence kitabındaki tezine karşı ise şu unutulmamalıdır: sanayi devrimi, kanal çılgınlığı ve Titanik sınırsız sorumluluk döneminde gerçekleşti.
Modern sonuçlar ve fetva tartışması
Örnekler çoktur: armatörlerin her gemi için ayrı şirket kurması; Prestige (2002), Erika (1999), Amoco Cadiz (1978) petrol felaketlerinde sorumluluğun şirket zincirlerinde kaybolması; 2020 Beyrut patlaması; Bhopal'de (1984) Union Carbide'ın Hint iştirakini ayrı tüzel kişilik ilan etmesi ve 2018'de İngiltere'de Carillion'un iflası. Bankalarda "too big to fail" anlayışı ve zombi şirketler de aynı mekanizmanın ürünüdür. Sınırlı sorumluluğun kalkınmaya katkısı ampirik olarak kanıtlanmış değildir; 1997 tarihli bir çalışma da böyle bir ilişki bulamamıştır.
Son olarak Takî Osmânî'nin cevaz için yaptığı iki kıyas da isabetli değildir. Ticarete izinli kölenin borcu silinmez ve efendi bu ticaretten kâr talep etmez; mirasçının tereke ile sınırlı sorumluluğunda ise mirasçının bir faaliyetten kâr talebi yoktur. Bu yüzden iki kıyas da anonim şirkete uymaz. Alternatif olarak mudârebe ve diğer ortaklıklar, kâr amacı gütmeyen işler için ise vakıf ve gönüllü kefalet mevcuttur; dolayısıyla bu yapıya fetva verilemez.
00:00Selamünaleyküm. Rabbi yesir veir rabitim bil. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır, işlerimi hayırla sonuçlandır. Bugünkü videomuzda sınırlı sorumlu şirket yani
00:15Türkiye'de de anonim şirket veya limited şirket işte Almanya'da GMBH veya Amerika'da LLC denilen limited liability company veya işte İngiltere'de de LTD diye geçen yani dünyanın her yerinde şu
00:27anda aslında varsayılan şirket olarak birçok pek çok şirketin dünyada belki %95 üzerinde şirketin içinde bulunduğu hukuki bir tanım bu. Sınırlı sorumlu şirket. Bu tanım aslında bizim için ve
00:41Müslümanlar için çok önemli. Bu videoda bunu anlatacağım. Sınırlı sorumlu şirket ne demektir ve İslam'la neden bağdaşmaz?
00:49İslam'a ve fıkha neden aykırıdır ve neden bir zulüm aracına dönüşebilir?
00:54Aynı zamanda da küresel iktisadi düzen faizin yanında faiz konularını zaten işlemiştik. Faizin hem Müslümanlara hem de tüm dünya vatandaşlarına bir zulüm olduğunu, bir haksızlık olduğunu ve bir sömürü aracı olduğunu, elit bir kesim
01:09yarattığını, oligarşik bir kesim yarattığını zaten işlemiştik. Ancak bu küresel iktisadi düzen faizin yanında çok önemli bir silahı daha kullanıyor.
01:19Bu da sınırlı sorumlu şirket. Genelde piyasada hocaların veya işte videolarda, kitaplarda genelde faizin anlatıldığını, onun üzerine durulduğunu görüyoruz.
01:29Ancak ben sınırlı sorumlu şirketin yani anonim şirketin, limited şirketin gözden biraz kaçırıldığını düşünüyorum. Bu da en az faiz kadar tehlikeli bir silah bizler için ve insanlar için. Çünkü sınırlı sorumluluk prensibi sayesinde
01:42yine bir elit tabaka, yine bir oligarşik tabaka yaratılabiliyor. Bu videoda da bu sınırlı sorumluluk prensibinin tarihi gelişimini, İslam fakındaki yerini, İngiltere'de nasıl tartışmalara yol açtığını, Amerika'da olduğunu ve güncel
01:56olarak ne zaman bugünkü haline geldiğini ve bugünkü kabulüne eriştiğini, bunun tarihini, bunun sonuçlarını, insanlık üzerindeki etkilerini ve ticaret ve iktisadi düzen içerisindeki yarattığı anomalileri bu videoda işlemeye
02:10çalışacağım. Aslında dünyaya sınırlı sorumluluk prensibini şirket olarak değil belki ama sınırlı sorumluluk prensibini ilk defa Müslümanlar getirmişti. Vakıf Kurumu yardımıyla.
02:21Bunu da tabii ki işleyeceğim. Aslında Batı bu fikri Müslümanlardan, İslam'dan aldı ama daha sonra bunu şeytani bir şekilde kendi emellerine alet edecek şekilde evirdi ve İslam'la hiçbir alakası olmayan, fıkıhla hiçbir şekilde
02:35uyumluluğu olmayan anonim şirket, sınırlı sorumlu şirket mantığına çevirdi. Bu şirketin neden böyle kötücül emellere hizmet ettiğini bu videoda anlaşılır bir dille açıklamaya
02:46çalışacağım. Şimdi burada önce bir tanım yapmamız gerekiyor. Sınırlı sorumlu şirket ne demektir? Sınırlı sorumlu şirket şu demektir. Bir şirket oluşturuyoruz. Ortaklarımız var ve bu şirketi oluşturmak için ilk başta sermaye yatırıyoruz. Değil mi?
02:59Türkiye'de de mesela bir anonim şirket veya limited şirket kuracağınız zaman işte minimum sermaye şartı şu anda 250.000 L. Yani ben ortaklar olarak 250.000 L sermayeli şirketimi kuruyorum ve şirket faaliyetlerine başlıyor. İşte
03:12sınırlı sorumlu şirket şu demek.
03:14Şirketin ortakları sadece sermayeleri oranında yani yatırdıkları sermaye oranında şirketin hareketlerinden ve borçlarından mesuldürler. Bu bu anlama geliyor aslında. Şöyle de ifade
03:28edebiliriz bunu. Şimdi ilk başta şuradan başlamak gerekiyor. Bir tüzel kişilik denilen [homurdanır] mevzu var. Bir de gerçek kişilik denilen mevzu var. Şimdi gerçek kişilik normalde şahıs, birey,
03:41bizzat insan, kanlı, canlı, varlık.
03:43Tüzel kişilik dediğimiz işte kurumlar, kuruluşlar veya artık günümüzde de şirketler tüzel kişilik olarak geçiyorlar. Neden? Çünkü o gittiğin zaman şirkete muhatabın canlı kanlı bir insan değil. Bir kurum artık sanal bir
03:56varlık. Bu tüzel kişilik oluyor. İşte İslam'da ve fıkıhta muamelat dediğimiz yani ticaret, alışveriş, parasal konular her zaman gerçek kişilikle bağdaştırılır. Tüzel kişilikle, soyut bir varlıkla, böyle bir kurumla,
04:11kuruluşla bağdaştırılmaz. Temel bir kere ilk baştaki ayrım noktası burada başlıyor. Şimdi ben 250.000 liralık sermayeli şirket kurduğum zaman burada işte atıyorum kaç ortaklı şirket
04:25kurdum? 4 ortaklı şirket kurdum. Şimdi artık bu şu demek oluyor. Ben sadece yatırdığım sermaye oranında borçlarımdan sorumluyum ama kendi borcum değil. Bakın tüzel kişilik. Tüzel kişilikte ne oluyor? Şirketin kendi banka hesabı
04:40oluyor, değil mi? Tüzel kişilik de nedir?
04:43Kendi banka hesabı olur. İşte kendi varlıkları olur.
04:50Yani banka hesabı da para anlamına geliyor. Varlık dediği ev, arabası olur.
04:53Eee, kendi faaliyetleri olur.
04:56Yani bir aslında, eee, insan gibi normal ticari hayatta işlemler yapar. Gerçek kişilikte de bunlar oluyor. Ama tabii ki buradaki fark şu. Tüzel kişilikte her
05:10şey şirkete ait. Hiçbir şahsa, gerçek kişiliğe nispet edilmiyor. Şimdi buradaki temel farklardan bir tanesi bu.
05:17Normalde İslam'da şirket kurduğumuzda ne olur? Şöyle oluyor.
05:24Şöyle yazalım. İslam'da şirket doğrudan ortağın malıdır. Yani kasadaki para 4 kişi ortak olduğumuzu varsaymıştık.
05:36Herkesin %25 hissesi olduğunu düşünelim.
05:38Kasadaki paranın 1/4'ü doğrudan ortağındır. Yani normalde istediği an ortak gider o kasadan o parayı alır. Yani sözleşmeleri aralarındaki 4 kişinin şeylerine de bağlı tabii ki nasıl kullanacaklarını vesaire bağlı ama doğrudan kendi
05:53malıdır. Yani kendisine aittir. Bu bir tüzel, sanal bir varlık çerçevesi altında değildir. Ama tüzel kişilikte ne oluyor? Tüzel kişilikte şöyle oluyor.
06:03Anonim şirket diyeceğim ben buna mesela.
06:05Ama limited şirket de aynı. Mantık sınırlı sorumlu şirket olması. E mantık burada aynı. Anonim şirket kendi kasası varlığı var. Ortak doğrudan
06:16ona sahip değil. Yani şirketin kasasındaki parayı ben doğrudan çıkaramam. Mesela çeşitli mevzuatlara tabi işte vergisi var, stopajı var. Eee doğrudan şey yapamıyorum.
06:28Muhasebeleştirmem lazım bunu. Eee vesaire gibi çeşitli tüm dünyada bu şekilde mevzuatları var. Yani dolayısıyla tüzel kişilik sanki ayrı bir insan gibi davranılıyor. O zaman da diyorlar ki ortaklar yani tüzel kişilik ayrı bir şey olduğu için ortakların
06:41doğrudan da şey olmadığı için diyorlar ki ortaklar sermayesi oranında şirketin borçlarından sorumludur. Yani diyelim ki şirket 1 milyon lira borca girdi ama şirketin kasada 250.000 var. Yani
06:54750.000 L diyelim ki borçlandı. O zaman ne olacak? Ortaklardan bu bunu alamazsın. Çünkü bu şirketin borcu.
07:00Şirketin kendisi ödemesi lazım. Şirketin kendi varlıkları var. kendi kasası var.
07:03Şirket kendi başının çaresine bakacak.
07:05İflas edecekse iflas edecek ona göre.
07:07Yani bu ortakları bağlayan bir şey değildir diyorlar. Yani şimdi sınırlı sorumluluk prensibi bu anlama geliyor.
07:14İslam'da ise nasıl? İslam'da ise zimmet insana aittir. Şimdi öyle bir kaide var.
07:23İslam'da zimmet insana aittir. Tüzel kişilik gibi bir kavram olmadığı için yani zimmet dediğimiz şey borç da bu işin içine giriyor. Yani herhangi bir şekilde yapılan borç değil mi? Bu ticari bir
07:37faaliyet sonucunda ister şirketle yapmış ol, ister ortaklıkla yapmış ol, ister şahsi olarak yapmış ol, fark etmez.
07:42Herhangi bir şekilde parasal bir borç insana ait olmak zorunda İslam'da. Çünkü kurum diye bir şey yok, tüzel kişilik diye bir şey yok. Doğrudan herhangi bir insan veya ortaklarsa çeşitli oranlarda ortaklar ama gerçek insanlar bundan
07:57sorumlu olurlar. Modern hukukta ise tüzel kişilik vardır. Onu icat eder. Eee dolayısıyla tüzel kişiliğe de zimmet verebilir. Yani borç verebilir. Aslında iki İslam fıkhı ve modern anonim şirket sınırlı sorumlu şirket arasındaki fark
08:12budur. Birisi doğrudan kesinlikle bir insana kadar gelmek zorunda. Diğeri bir insana kadar gitmek zorunda değil. tüzel kişilikte durabiliyor. Şimdi İslam'ın kaidelerinden devam edelim.
08:24Elgunnu bilgurm diye bir kaide var. Yani nedir? Kazanç zarara katlanmanın bir karşılığıdır. Onu da yazalım.
08:35Kazanç zarara katlanmanın karşılığıdır. Şöyle altına yazalım.
08:43Bu kaide gereği yani ben bir kazanç elde ediyorsam İslam'da o yüzden faiz haram ya. Eğer ben bir kazanç elde edeceksem bu bir zarara katlanmamın yani risk kar zarar ortaklığı diyoruz ya İslam'da kar zarar ortaklığı meşrudur ama faiz meşru
08:57değil. Neden? Faizde doğrudan sen alacaklıyı kesin kes borçlu yapıyorsun.
09:01Ama kazanç zarara katlanma karşılığıysa bir risk alıyorsanız, bir ticaret yapıyorsanız burada kar da edebilirsiniz, zarar da edebilirsiniz.
09:08Yani bir riskiniz var. O zaman bir risk aldığım için, zarara katlanmayı da göze aldığım için bu kazanç benim için artık meşru oluyor. Dolayısıyla ticaret helaldir, meşrudur. Faiz haramdır, meşru değildir. İslam fık fıkhındaki
09:20kaidelerden bir tanesi de budur. Yine bir kaide daha var. O da elharacu biddaman. Yani bu da şu demek. gelir yani yine kazanç
09:33tazmin sorumluluğunun karşılığıdır. Yani ben bir gelir elde ediyorsam bunun karşılığında bir tazmin sorumluluğum da olmalı. Yani işte mesela e bir borç aldığım zaman bu borç tazmini
09:48yine borç benim için bir gelir değil mi?
09:49Ya da bir satış benim için bir gelir. E ama malın bozuk çıkabilir, müşteri iade edebilir veya borç aldığımda da borcu ödemek zorundayım vesaire. Yani bunu tazmin etmek zorundayım. karşılığını bir şekilde bundan sorumlu olarak bunun
10:01sonuçlarına hukuki olarak katlanmak zorundayım. Gelir bunun karşılığı olarak vardır. Fıkıhtaki bir diğer kaide budur.
10:08Yine buna benzer bir kaide var. Aslında hepsi benzer şeyler söylüyorlar. El ücreti bir dam. Eee bu da aslında şey demek ücret. Yani bunu maaş gibi filan da söyleyebiliriz. O da işte
10:21sorumluluğun karşılığıdır. Yani ben bir ücret alıyorsam, bir yerden bir para alıyorsam demek ki bir şeyden sorumlu olmuşum.
10:28Bana bir görev verilmiş, bir iş yapmışım. Onun karşılığında bir gelir elde etmişim. Bir mal üretmişim, bir hizmet üretmişim veya orada bir eee faaliyette bulunmuşum. Bir sorumluluk üstlenmişim. O zaman bunun karşılığında
10:38aldığım ücret helal olmuş olur. Şimdi İslam'daki kaideler bunlar. Yani temel olay faydayla, risk yani gelirle risk, karla, zarar aynı kişi üzerine binmek zorunda. Yani ben riski de üstlenmeliyim
10:52ki karım meşru sayılsın. İslam'daki temel fıkıh kaidesi bu. Faiz bu kuralı deliyor. O yüzden haram oluyor. Neden?
11:00Çünkü ben eee riskini almadan doğrudan karşıyı kesin kez bir fazlalık istiyorum. faiz, riba, fazlalık anlamına geliyor. O zaman burada hukuki olarak karşıdan her türlü bunu alabileceğim için burada ben bir riske katlanmamış
11:13oluyorum. Zarar ihtimaline katlanmamış oluyorum. Adam borcunu ödeyemeyebilir, risk falan diyorlar ama sonuçta bu adamın borç sorumluluğunu düşürmüyor.
11:21Hukuk karşısında o an ödeyemeyebilir ama parası olduğu an bana ödemek zorundadır.
11:25Ben haciz davasını açacağım. Her türlü o parayı bulduğu an bana ödemek zorunda. O yüzden bu bir risk içermiyor. Çünkü her türlü günün sonunda alacağım o parayı.
11:32Ama ticarette zarar ettiğimde kimseye borçlu kalmıyorum. Kendi kendime zarar etmiş oluyorum. O zaman gelirim de meşru olmuş oluyor. Şimdi İslam fıkhında, şimdi iflas ettik diyor ya mesela bir ticarete girdim iflas ettim. Bir
11:43ticarete girdim zarar ettim. İslam fıkhç hiçbir zaman ölmez. Yani ortada bir borç varsa, bir iflas varsa birilerinin borcu var demektir, değil mi? Yani biri birine bir şeyi ödeyemedi anlamına gelir. Bu hiçbir zaman ölmez. Bir tane gerçek
11:54kişiye, bir tane insana mutlaka bu isabet etmek zorunda. Onun sorumluluğunda kalmak zorunda. Yani bir dediğim herkes hissesi oranında tabii ki ama gerçek [boğazını temizler] insanların üzerinde bir borç bulunmak zorunda. Böyle havada kaybolamaz. Tüzel
12:08kişilikte kaybolabiliyor. Şimdi onu söyleyeceğiz. Ha adam ödeyemiyordur. E beklenir ödemesi beklenir. Mühtet verilir. İşte borçluya uygulanacak tavizler verilir. İslam'da da borçluğunun işte nasıl borcunu ödeyeceğine dair bazı hükümler var.
12:20Onlara şu anda girmemize gerek yok. Ama borç her zaman müminin üzerinde durur ödeyene kadar. Karşı taraf affetmediği sürece. Ha İslam'da da hem hadislerde hem Kur'an'da da şey önerilmiştir. Ya karşı taraf borcun altında artık iyice
12:32böyle ezildiyse artık ödeyemeyecek bir durumu da kalmadıysa artık onun yaşamı için bu çok kötü bir felaket hale geldiyse hani borç verenin eee onu affetmesi e daha hayırlıdır onun için.
12:43Allah onun sevabını borç veren kişiye verecektir. Hani bu iyiliği karşısında falan gibi. Dolayısıyla borçluyu böyle çok sıkıştırmak, darlamak İslam'da da çok önerilen bir şey değil. Karşı taraf gerçekten ihtiyaç durumundaysa ve
12:54borcunu ödeyemiyorsa o affedilir. Mesela bu tarz kaideler de var. Borçla ilgili mesela bazı hadisler var. Müminin ruhu ödeninceye kadar borcuna bağlıdır diyor.
13:03Yani İslam'da çünkü borç yok olmaz hiçbir zaman. Daha sonra mesela şehidin borç dışında bütün günahları bağışlanır.
13:09Mesela ne kadar ilginç değil mi? Eee şehitlik çok yüksek bir makam ama borç birisine, bir insana, bir kul hakkına karşı olduğu için onun dışındaki tüm günahları bağışlanır diye bir hadis var.
13:19Daha sonra borcunu ödeyemeyen veya ödeme hususunda gayret göstermeyen kişi bu borcu sebebiyle Allah katında hırsız durumuna düşer diyor. Yani sen ödeme durumun var mesela diyor ya adam bana borç var onun yerine gitti tatil yaptı
13:30filan. Şimdi bu eee Allah katında hırsız durumuna düşer diye bir İbn Mac'de geçen bir hadis de var. Yani borç ödemek yani imkanı olduğunda borç ödemek İslam'da birincil prensiptir. Hatta ilk dönemde Hazreti Peygamber borçlu olanların
13:44cenaze namazını kıldırmamıştır. Düşünün yani bu kadar önemli bir şey. Çünkü borç her zaman gerçek bir kişiye isabet edecek ve o kişi de o borcunu ödemek için eee elinden gelen gayreti sarf edecek. Olay bu. Ama daha sonra eee
13:55Peygamber Efendimiz biz biliyoruz ki sonradan bu kural değişti. Peygamber efendimiz boşa kişilerin de beytülmaldan borçlarının ödenmesi karşılığında e cenaze namazlarını kıldırdığını biz biliyoruz. Burada da işte vakıf kültürü
14:06girecek, beytülmal girecek, yardımlaşma kültürü girecek. Borçlu kişinin borcunun işte aile efradı tarafından akile kurumu denilen bir şey var. Mesela akrabaları tarafından, işte Beytülmal tarafından ödenmesi eee vesaire gibi çeşitli
14:16çözümler de var. Yani çözümsüz bir durum değil. Ama burada biz sınırlı sorumluluk şirket konusunu işlediğimiz için biraz o odakta kalmaya çalışacağım. Yani şunu anlamış oluyoruz tüm bu çerçeveden.
14:27İslam'da bir borç varsa asla yok olmuyor ve birinin üzerine biniyor ve o kişi artık o borcu ölünceye kadar sorumlu olmuş oluyor ve öde mümkün olduğunca ödemesi gerekiyor. Ama anonim şirkette iflas edildiğinde bu borç hukuken yok
14:40olabiliyor. Nasıl olabiliyor? Şöyle şimdi diyelim ki anonim şirkette şimdi dedik ya eee siz 250.000 L sermayeyle şirketi kurdunuz. Şirket faaliyetlerini yürüttü etti. Bu arada 250.000 lira sermayesi var diye şirket istediği kadar
14:54faaliyet yürütebilir. Burada ben işte 10 milyon liralık, 20 milyon liralık, 50 100 milyon liralık ticaret yapabilirim.
14:59Alırım, satarım. Yani şirketin sermayesinin şirketin yaptığı ticari faaliyetlerle bir ilgisi yok. Ben istediğim gibi mal alırım, satarım. Yani şirket sermayesinden bu bağımsız bir şey. Ha karşı taraf benle ticaret yaparken kardeşim sen ödenmiş sermayeni
15:11bana göster. Ben ona göre iş yapacağım, ticaret yapacağım filan gibi bir şeyler isteyip karşı taraf kendi inisiyatifiyle benimle eee ticaret yapmayabilir falan.
15:18O onlar ayrı mesele ama günümüzde şu an esnaflarda gördüğünüz hatta büyük büyük şirketlerin bile sermayesinde ticari sicilik gazetesi diye bir şey var.
15:24Oradan açarsınız bakarsınız sermayeleri o kadar da yüksek değil. Mesela milyon dolarlar iş yapan şirketlerin sermayeleri 5 milyon lira, 10 milyon lira mesela. Halbuki eee hacimlerine baktığınız zaman, gerilerine, cirolarına
15:36baktığınız zaman on milyonlarca dolarlık iş yapabiliyorlar. Şimdi tüzel kişilik olduğu için ben ticaret yaptım.
15:42Ticarette zarar etmek de var değil mi?
15:44İflas da edebilirim. İflas ettiğim, iflas ettiğim ne kadar borcum var?
15:47Atıyorum 1 milyon lira borçla iflas etti. Ne olacak? Alacaklar gelecek şirketin kapısına dayanacak. Kardeşim bize borcunu öde. Aa bakacağız şirketin kasasında kaç lira para kaldı? İşte 100.000 L para var. Şirketin mal varlığı
16:00var mı? Arabası hiçbir şey kalmamış. O zaman bu 100.000 lirayı 1 milyon TL alacaklıya ben dağıtıyorum. 900.000 L hukuken yok oluyor. Yani burada hukuktan bahsediyoruz ya. Fıkıh hukuk yani hukuk karşısında bir kişinin borçlu olması
16:13yani değil mi? Bundan bahsediyoruz.
16:15Hukuken sınırlı sorumluluk şirketlerinde anonim şirketli limit şirketçe fark etmez. Sermaye ve şirket varlıkları oranında sorumlu. Ortaklar zaten sermayeyi şirketi kurarken ödemişti.
16:25Kasaya koymuştu. Ticari faaliyetlerde de ona harcamışlardı. Şu an şirket kasasında 100.000 L var. 1 milyon TL de borcu var. 900.000 L maalesef. Geçmiş olsun. İflas ettim abi. Yapacak bir şey yok. 900.000 L borç siliniyor.
16:38Bakın İslam'da böyle bir şey yok.
16:40İslam'da olsaydı bu ortakların bizzat gerçek kişiliklerine, gerçek şahıslarına bu borç devredilecekti. Ben şahsi olarak o kişilere borçlu olmaya devam edecektim. Bir şekilde işte ödemek için çaba gayre sarf edecektim. Değil mi? Ama
16:53tüzel kişilikte sınırlı sorumluluk şirkette iflas durumunda bu borç yok oluyor. Şimdi bunun etkilerini anlamaya çalışacağız. Eğer ben ticaret yaparken ortaklığımın, şirketimin borçlarından kesinlikle sorumlu olduğumu, bunun günün
17:06sonunda şirket iflas da etse, ne yaparsa da yapsa, bana gerçek şahıs olarak devredileceğini bilirsem ona göre ticaretimi yaparım, değil mi? Ona göre risk alırım. Ona göre kendimi eee çeki düzen veririm. Ayağımı yorganıma göre
17:18uzatırım. Ama tüzel kişiliksem ne yaparım? Anonim şirketsem, sınırlı sorumlu şirketsem ne yaparım? E zaten ben sermayem oranında sorumluyum. E şahsıma da bu devredilmeyecek bir borç.
17:28Benim yatım da olsa, katım da olsa, bir sürü mal varlığım da olsa, şirketimin borcundan ben sorumlu olmayacağım. O zaman ne yaparım? Şirkete olabildiğince risk aldırabilirim. Niye? E zaten benim villama dokunulmayacak, yatıma
17:40dokunulmayacak. Onları ben şahsi tap tapularımda, şahsi mal varlığımda, şirketin mal varlığında değil onlar. O zaman şirketi istediğim kadar riske sokup iflası böyle büyük bir olay olarak görmem. Ha ama ben parayı nereden
17:54kazanıyorum? Şirketin karından kazanıyorum. Yani şirketin tüm karını kendime alabiliyorum ama şirketin zararını kendime almıyorum. He o zaman ne oldu? Şöyle bir durum ortaya çıktı.
18:05Ben sınırlı sorumluluğa artık anonim şirket diyeceğim. O anlaşı anlaşılsın.
18:13Anonim şirkette kar ortaklara doğrudan gider.
18:23Zarar ve iflas kısıtlı kalır.
18:28Bakın bu çok önemli bir şey. Yani kar ettiğimde ben şirketin içinden kendime maaş yazarak, çeşitli yollarla, huzur hakkı alarak vesaire şirketin karından istediğim gibi yararlanıyor muyum kardeşim? Şirket 10 milyon dolar kar
18:38ettiyse işte içinden güzel güzel kendime milyon dolar maaşlar yazıp alabiliyor muyum? Alabiliyorum. Güzel. Ama zarar ederse ödediğim sermaye kadar.
18:46Sermayemin ödemişliğini küçük tutuyorum.
18:48Benim mal varlığıma dokunulmuyor. Ne oldu burada? Bir asimetri oldu. Burada bir haksızlık oldu. İşte İslam'da bu yok. Karına da ortağım ama bir o kadar da zararına da ortağım. Neden? Buradaki üç tane yazdığımız prensipten dolayı
19:00temel buradaki fıkıhlar çelişmesi buradan kaynaklanıyor. Yani ne oldu?
19:07Karda karda tavan yok.
19:14Zararda tavan var.
19:17Yani zararın e belli bir kısmına kadar katlanıyor. O da şirketin kendi mal varlığı kadar kısmına katlanıyor. Yani kazancı özelleştiriyorum. Ortağa ait hale getirebiliyorum. Şirketten maaş yazarak, huzurak alarak paraları
19:30çekerekten ama zararı dışsallaştırıyorum. Benim kendi şahısımdan, gerçek kişiliğimden öteliyorum zararı. Bakın bu şeytani bir fikir. Bu fikre bir günde gelinmedi.
19:41Çeşitli tartışmalar da yaşandı. Şimdi bunu da tarihi arka planını anlatacağım zaten ama bu çok tehlikeli bir fikir ve bu piyasada yani sen düşünsene karı alıyorsun zararı minimumda tutuyorsun.
19:52İflas edince de o borç hukuki olarak senden sorulamıyor. Bu ne demek? Yani bu bir elit kesim yaratacak. Bu bir oligarşik kesim yaratacak. Bu bir asimetri yaratacak. Yani bu en az faiz kadar zaten tehlikeli bir silah. Zaten
20:04modern iktisadi düzenin faizin yanında bu sınırlı sorumlu şirketi de bir ikisinin birbirinin ters yüzü. Faiz işte karı risksiz olarak çoğaltıyor. Anonim şirkette zararı risksiz olarak azaltıyor. Ne oldu? Kar tavan yaptı.
20:18Zarar minimuma düştü. Aşırı büyük bir asimetride ben sürekli piramidin tepesindeki %1'lik hatta daha da küçük bir elik grup haline bu mekanizmayla gelebiliyorum. Müslümanlar olarak bunun farkında olmamız lazım. Buna asla yol
20:32vermememiz lazım. Ama görüyoruz ki günümüzde hem ülkemizde hem de tüm dünyada sınırlı sorumlu şirketler var.
20:38Neredeyse sadece başka şirket tipi neredeyse kalmadı.
20:41O zaman bizim bu konuda ayık olmamız ve bu sistemi değiştirebilmemiz lazım. E ne tarz o zaman şirketler kurabiliriz? Yani tamam anonim şirket kuramıyormuşuz onu anladık ama klasik fıhda e peki çeşitli şirket türleri var mı? Var. Mesela biraz
20:54bunları inceleyelim bakalım. Hem bunları da öğrenmiş olalım. Yani bizim eee İslam'da, İslam'a uygun, klasik fıka uygun çeşitli şirket türlerimiz var.
21:01Farklı farklı ihtiyaçlara cevap veren şirket türlerimiz var. Hani öyle elimiz boşta değiliz. Buna bir çözüm de sunabiliyoruz. Bu haramdır, yasaktır deyip böyle kalmıyoruz. alternatifi de var zaten üretilmiş yani ve geçmişte de
21:12gayet başarıyla uygulanmış modern zamana kadar. Bu şirket türlerini birazcık inceleyelim. Şimdi burada mesela 5 tane şirket türünü eee ben tablo olarak burada incelemeye koydum. Mesela şirket inan diye. İnan şirketi denilen bir
21:26şirket var. Burada nedir? Eee ortaklar var. Eşit sermayede olmak zorunda değil.
21:30İşte birisi %10, birisi %30, birisi %40 falan gibi çeşitli oranlarda sermaye koyabilirler. Ve burada emekleri de ortak. Yani şirketteki faaliyetleri de birlikte yürütüyorlar. Yani bizzat hem ortaklar hem de faaliyeti birlikte
21:40yürütüyorlar ki anlaşma yapıyorlar kendi aralarında. Karı nasıl dağıtacaklarını.
21:44Yani İslam sözleşme serbestisi getirir.
21:46Mesela bugün Türk Ticaret Kanunu göre sizin yapabileceğiniz sözleşmeler sınırlıdır, kısıdır. Öyle her şeyi yapamazsınız. Sınırsız böyle kafanıza göre şeyler yapamazsınız. Her ne kadar makul şeyler gibi gözükse de mesela TTK'ya göre, Ticaret Kanununa göre bu
21:59eee sınırlandırılmıştır. Ama İslam'da böyle bir sınır yok. Haram bir şey olmadığı sürece, fıkhın ana kaidelerine aykırı bir şey olmadığı sürece ben karşıdakili ortağımla istediğim gibi, istediğim özgürlükte karşılıklı sözleşme
22:10yapabilirim. Yani libertyan bir aslında bakış açısına sahiptir bu ticari muamelelerde İslam. Dolayısıyla sözleşme serbestisi vardır. Anlaşmamı, kar anlaşmamı ona göre yapıyorum. Sermaye oranında da zarar ediyoruz. İşte kar
22:24zarar anlaşmamızı ona göre yapıyoruz.
22:26Sorumluluk şahsi ve sınırsız. Ne demek?
22:28Yani şirketin bu ortaklığın, bu kurduğumuz şirketin ortaklığının sorumluluğu, herkes kendi hissesi oranında gerçek kişisine bu temlik ettirilir. Yani gerçek kişisine bu aktarılır. Şirketin yok olması, şirketin işte ticari faaliyetinin sonlanması
22:42benim şahsi olarak borcumu bitirmez, yok etmez. Eee, bu zaten ilk anlama, ilk aklımıza gelen şirket türü değil mi?
22:50Şirkete inan. Yani farklı ortaklar, farklı oranlarda şirket kuracaklar. Peki şirketin muf avada denilen bir şey var.
22:57E bu da tam eşit şirket. Yani tüm ortaklar 4 ortak dedik ya. 4'ü de %25.
23:01Yani herkes eşit oranda sermaye koyacak.
23:03Herkes eşit oranında emek sarf edecek.
23:05Yani efor sarf edecek. Herkes eşit oranda bir sorumluluğa sahip olacak.
23:08Yani burada her şey eşit. Kar da eşit, zarar da eşit. Eee sorumlulukta da şahsi sorumluluk var. Bir de karşılıklı kefaretler e imzalıyoruz. Yani o borcunu ödeyemediyse bu sefer ben onun borcunu ödemekle eee mükellef oluyorum. Yani ona
23:23kefalet yapmış oluyorum. Bu şirket türünde şirketül ebedan var. E burada da sermaye yok. Ne kadar ilginç bakın. Yani sermayesiz şirket şimdi nasıl olacak bakacağız. Buradaki sermaye ortak emek aslında. Yani sermayesiz şu an ortaya
23:37para koymadan emeğimizde diyoruz ki biz hepimiz bir zanaatkarız. Bir şeyiz. Bir sermaye de koymaya gerek kalmayan bir iş yapmaya çalışıyoruz. Ortak emeğimizi koyuyoruz. Anlaşmaya göre karımızı yapıyoruz. E zarar zarar emeğimizin
23:50kendisi oluyor zaten, değil mi? Çünkü ortaya bir para koymadan biz bir işe başladık mesela. Çünkü bir herhangi bir ortaya sermaye koymadık. O zaman e sadece bir hizmet verdiğimizi düşünün mesela. Yani sermaye olmadan bir şey
24:02yaptığımızı düşünebiliriz. Burada ne olabilir? Örnek veriyorum. Özel ders veriyoruz arkadaşlar olarak. Dedik ki işte özel ders şirketi açıyoruz 4 kişi.
24:10İşte biri matematik verecek, biri İngilizce verecek, biri Türkçe verecek, biri işte fen bilgisi verecek. Neyse yani. Eee sermayeye gerek var mı? Yok.
24:16Herkesin işte şeyine gideceğiz. Herkesin kendi evinde, öğrencinin kendi evinde sermaye yok ama emeğimiz var. Yani batarsa emeğimizden oluyoruz. Herkes Batmaz'a da e kar oranını herkes paylaşmış oluyor. Sorumluluğumuz da
24:28şahsi olmuş oluyor. Şirketin vücuh var.
24:32Sermaye yok. Burada itibar biraz daha itibarı kullanıyoruz. Kar zarar eee kar anlaşmaya göre zarar da zimmet oranında.
24:39Yani ben eee ne kadar bir itibarımı oraya koyduysam veya işte herkes herkes burada itibarından zarar görmüş oluyor değil mi? Sonuçta biz itibarımızla bir yani toplumun bize eee güveni ve itibarı sayesinde bunu kurmuştuk. O zaman
24:52itibarımız yok oluyor. Zararımız da bu olmuş oluyor. Herhangi bir maddi faaliyet yaptığımızda da sorumluluğumuz şahsi ve yine sınırsız. Müdarebe anlaşması var. E Krat da deniliyor buna.
25:03Müdarebe anlaşması da aslında modern dünyadaki eee yatırımcı girişimci ilişkisi gibi düşünebiliriz. Silikon Vadisi filan gibi şeylerde bunu yapıyorlar. Yani bir yatırımcı var.
25:12Parası var. Sermaye kimden? Rabbül maldan. Yani Rabbül Mal kim? Yatırımcı.
25:17Yatırımcının parası var. Girişimcinin müdaribinde emeği var. zekası var, fikri var, değil mi? Bir çalışkanlığı var, bir zanaati var, bir şey var ama parası yok.
25:26Parası olana gidiyor ki abi, diyor ki bana, "Abi para ver, ben emeğimle, zanaatimle bir işe gireceğim."
25:33Mudarip parayı alıyor rabbül maldan.
25:35Yani bir sermayedardan. Eee, ve işi yapmaya başlıyor. Sermayeder Mudareb'e hiç karışmaz. O işi bildiği gibi yapar.
25:42Zarar ederse Mudarp emeğinden olmuş oluyor. O kadar emek sarf ediyor, değil mi? Onun zararı emeğinden oluyor.
25:47Sermayerin zararı da parasından oluyor.
25:49Birisi paradan zarar etmiş oluyor.
25:51Diğeri emekten zarar etmiş oluyor. Gayet adil. Kara da baştan anlaştıkları orana göre dağıtılıyor. Sorumluluk ne?
25:58Sorumluluk da burada eee zaten sermaye dışında harcama yapmaması gerekiyor Mudarbin ama diyelim ki yaptı. O zaman da bundan yine eee sermayer sorumlu oluyor zaten. Çünkü Mudarip orada yine emeğini kaybetmiş oluyor. Yani burada
26:13fark ettiğimiz gibi tüm sorumluluklarda yani şirketil vücuh bile yapsam yani sermayesiz şirket bile kursam ama daha sonra bir şekilde para kazandık. Eee şeyimiz oluştu değil mi? Kasada para birikmeye başladı veya işte şahıslarımızda. Bu sefer yine borç
26:25yaparsam yine iflas edersem bu yine benim doğrudan zimmetime şahsi olarak zimmetime bu borç yansıyacak. Yani sermayesiz kursam bile şirketi günün sonunda yapacağım borç bana yansıyacak.
26:36Halbuki tüzel kişilikte nasıl olacaktı?
26:38Anonim şirket olsaydı nasıl olacaktı?
26:39Sıfır sermayeyle kurduysam hiçbir borçtan sorumlu olmazdım değil mi?
26:42Mantıken sadece yatırılan sermaye oranında sorumlu oluyor ya ortaklar. E sıfır sermayeyle kurulan şirkette sıfır.
26:49Tamamen hiçbir borçtan sorumlu olmamış oluyorum. Ne kadar saçma. Halbuki İslam'da öyle değil. Bununla alakalı tartışmalar da var ama yine yavaş yavaş girelim. İslam'da kişi ölünce
27:03ortaklık bozuluyor. Miras kalan kişi yeniden sözleşme yapar. Şimdi halbuki tüzel kişilikte nasıl
27:17anonim şirkette şirketin devamı esastır.
27:22Sadece paylar yani hisseler miras çıya geçer. Şimdi böyle iki tane fark var. Yani İslam'da kişi çünkü tüzel bir kişilik olmadığı için, soyut bir kişilik olmadığı için, e şirket doğrudan
27:36şahısların kendisinin malı olduğu için şahıs öldüğü zaman ne oluyor? ortaklık bozulmuş oluyor. O zaman geri kalan kişiler mirasçıyla yeniden anlaşmak zorundalar veya işte orada ayrılıklar oluyor. Ben payımı alıp çıkacağım
27:47demeler oluyor. Orada bir şekilde anlaşıyorlar. Yani şirketler bu şekilde nasıl diyelim? E sürekli dinamik bir şekilde yeniden kurulması lazım veya işte dağılması lazım. Anonim şirkette ise şirketin devamlılığı esas. bu tarz
27:59eee ölümlere veya işte dağılmalara müsaade etmemeye çalışıyor mümkün oldukça sadece pay mirasçıya geçiyor.
28:06Şirket aynen faaliyetine devam ediyor.
28:07Çünkü zaten orada şirket tüzel bir varlık. E buradaki kişilerle, şahıslarla bir alakası yok. Burada yani İslam serveti aslında dağıtmış oluyor değil mi? Çünkü mirasa geldiği zaman servet bir yerde birikememiş oluyor. Şimdi
28:21sınırlı sorumlulukta ne oldu? Şirket sürekli devam ettiği için yüzyıllar boyunca servet hep şirketin içinde yoğunlaşa yoğunlaşa, yoğunlaşa yoğunlaşa birikmiş oluyor. Değil mi? İslam'daysa nasıl oluyor? Sürekli yeni anlaşma
28:31yapmak gerektiği için ve insanlarla sürekli mirasçlara bölündüğü için servet sürekli dağılıyor. Sürekli dağılıyor.
28:37Yani eee tek bir noktada yoğun bir hacme ulaşamıyor. Bu aslında servetin toplumda dağılması açısından böyle piramit gibi bir yerde toparlanamaması açısından.
28:47Şimdi biz kapitalizm diyoruz değil mi?
28:48Kapitalizm nasıl oluşuyor? Bir faiz iki sınırlı sorumluluk. Faizle sen sürekli risksiz borç yapıyorsun. Artı üzerine sırımlı sorumlu şirket kurduysan faizi de o veriyorsa ne oluyor? Riskim minimum, gelirim maksimum. Şirket de
29:00sonsuza kadar devam edebilecek. Çünkü miras yoluyla bölünme vesaire gibi bir mekanizma da yok. Hukukunu da ona göre kurmuşsun. O zaman ne oluyor? Sermaye denilen çok büyük sermayeye sahip devasa oligarklar, eee, karteller, tekerler
29:13oluşmaya başlıyor. İşte bizim kapitalizm dediğimiz şeylerde bugünkü manada anladığımız kapitalizmden bahsediyorum.
29:20dediğimiz şeylerde bu bu sayede oluşabiliyor. Halbuki İslam bu serveti sürekli her bir nesilde dağıttığı için bu tarz oligarşik yapıların oluşmasını da engellemiş oluyor. Bu sayede de topluma daha eşit bir refah dağılımı ve
29:34sermayenin tek bir elde toplanmasını da bu mekanizmayla engellemiş oluyor. Bakın burada böyle bir faydası da var. Ha buradan tabii ki bazı itirazlar gelebiliyor. O zaman İslam'da dünya markası çıkmaz. Niye? Dünya markasının
29:45çıkması için işte sağlam sermayeye sahip olması lazım. yüzyıllar boyunca markanın devam etmesi lazım. İşte o zaman bilinir marka çıkmaz. Niye? Bugünkü bilinen markalar 200 yıllık mesela işte 150 yıllık, 100 yıllık markalar var. E o
29:56zaman İslam'da bu çıkmaz ki yani. Çünkü işte 50 yılda ölecek babası çocuğu alacak onu dağılayacak farklı bir oradaki parayla farklı bir şirket kuracak falan. O zaman biz bu markaları nasıl devam ettireceğiz gibi bir eleştiri gelebiliyor. Şimdi burada bir
30:09kere iki şey karıştırılıyor. Bir eee kurumsal süreklilik ve sermayenin tek elde kilitlenmesi. Bunlar aynı şeyler değil. Miras hukuku aslında sadece hisseleri bölüyor. İşletmeyi bölmüyor.
30:19Yani çocuk hala kalan ortaklarla yani mirasçı diyelim biz buna. Mirasçı hala kalan ortaklarla benzer sözleşmeyi ben devam ettiriyorum. Markamız devam etsin diyebilir. Bunun önünde bir engel var mı? Yok. Değil mi? Ya sanki bu
30:31engelleniyormuş gibi düşünmemize gerek yok. Yani işletme çalışmaya devam ediyor. Şimdi benim bir fabrikam var.
30:36Fabrikada ortaklıklarımız var. Fabrika işlemeye devam ediyor. Hop öldü.
30:39Ortaklardan birisi çocuğuna geçti pay.
30:41Yani fabrikayı yarıdan bölecek miyiz? Ne yapacağız yani? fabrika işlemeye devam edecek bir şekilde. O çocuk çıkmak istiyorsa da onun parasını ortaklar alacak, verecek, onun çıkmasını sağlayacaklar ama fabrika işlemeye devam
30:51edecek falan gibi. Yani illa doğrudan işletmeyi direkt öldüren, e markayı yok eden bir biçim değil bu. Ama bu servetin insanlar arasında miras yoluyla dağılabilmesini, daha böyle tabana yayılabilmesini sağlayan bir mekanizma.
31:05Yoksa sen aynı akitle babanın akitiyle ortaklığa devam edebilirsin. Mantıklı olan da zaten budur. Mesela güzel işleyen fabrikanız var, şirketleriniz var. E sen niye ortaklığı bozacaksın ki mesela? Bozmak istersen bozabiliyorsun.
31:16Bu hakkın olması bence önemli ve kritik.
31:18İşte modern hukukta o yok ama eee normalde bozmadan aynı sözleşmeyle veya sözleşmeyi farklılaştırarak devam edebiliyorsun. Aslında bu esnekliği sağlamış oluyor. Aslında bu liberyanizmi İslam burada getirmiş oluyor. Baktığımız
31:30zaman bugünkü hukukta daha solcu bir hukuk olmuş oluyor. Yani İslam daha sağda yer alıyor bakıldığında. Bu tartışmaya eee daha geleceğiz. Eee videonun ilerleyen kısımlarında şimdilik bu kadarını söylemiş olayım. Çünkü daha
31:43ciddi itirazlar da getiriyor. Onlara da cevabımızı vereceğiz. E peki İslam'da bu bölünmeyi İslam da fark etti ve bunun için ticari değil ama yardım amaçlı, sosyal yardım amaçlı, topluma faydalı
31:56olan hizmet amaçlı vakıf denilen bir kurum getirdi. Vakıf işte bu bölünmeyi, mirasçılar yoluyla parçalanmayı vesaire tamamen engelleyen bir kurum. Siz bir vakıf kurduğunuz zaman ve malınızı
32:08vakfettiğiniz zaman o artık Allah'ın e malı. haline gelmiş oluyor. Hiçbir insan onun üzerine tasarruf sahibi olamamış oluyor. Sizin o vakfı neye karşı kullanmak istediğinize göre vakıf sadece o faaliyet alanında o gelirleri eee ve o
32:23malları o şekilde kullanabiliyor. Yani vakıf denilen kurumu İslam bu şekilde icat etmiş olu. İslam'daki tek tüzel var kişilik varlık yani soyut varlık vakıf diyebiliriz ama o da ticari bir ortaklık değil. Vakıf nedir? Yardım amaçlıdır.
32:36İşte sosyal insanların ihtiyaçlarını gidermek amaçlı. Yani herhangi bir ticari faaliyet değil. Yani kar amacı gütmeyen bir kuruluştur vakıf. Burada İslam tüzel kişiliğe izin vermiştir. Ve bu vakıf aslında daha sonra e İngiltere
32:50ondan sonra tarafından eee alınacaktır.
32:53Orada da Trust denilen bir kurum var.
32:55Trustlar vakfı kopyalayacaklar ve oradan da çeşitli farklı kurumlar e türetiyorlar ve oradan ciddi bazı atılımlar yapıyorlar. Eee, şimdi İslam'da ticari amaçlı vakıf yok ama
33:09dedik ya İngilizler vakfı aldı. Trust denilen daha ticari amaçlı bir kuruma çevirdiler. Yani biz bu vakfı sadece Ker amacı gütmeyen kuruluş olarak, sosyal yardım kuruluşu olarak değil de ticari amaçla da yapabiliriz. Bu iyi bir mantık
33:20ya falan gibi düşündüler erken dönemlerde ve vakıfı ticari amaçlı kurguladılar. Daha sonra Almanlar bunu aşırı benimsediler. Özellikle DÇ dediğimiz yani Hollandalılar, Almanlar e DÇ kültürü bu vakıf olayını aşırı
33:32benimsedi ve günümüzde mesela eee vakıf olan çok bilindik büyük marka şirketler var. Vakıf demek aslında hiçbir şeye ait olmayan sadece işte mütevelli heyeti var. Eee vakfın kuralları var. Şurada şu şekilde harcanacak, yapılacak. Eee bunu
33:45bu şekilde ticari amaçlı işte mirasçıların doğrudan eee şirketin içinde yani daha doğrusu vakıf diyelim artık vakfın içinden doğrudan para çıkaramıyorlar. eee belli oranları var, belli maaşları var vesaire gibi. Yani daha uzun ömürlü olması açısından eee
33:58bir yapı. Baktığım zaman bugün boş mesela eee hem beyaz eşya üretiyor hem araba şeyleri üretiyor, matkap şu bu yani bir sürü şey değil mi? Bos'u biliyoruz. Devasa Alman markası.
34:09Robert Bosch Stive Tung deniliyor Almanlarda. Stift Tunk yani bu işte vakıf İngilizler trust demişti. Bizdeki vakıf, İngilizleri, Trust ve Almanlardaki Dutch'lardaki yani Steve Tung. Bunlar ticari amaçlı vakıflar
34:22oluyor. Mesela Bosch'un çok büyük oranı vakfı. Yani %9095 üzeri vakıf. Mesela IKEA. IKEA aslında o da Hollanda'da DÇ aynı şey olduğu için Alman yani Hollanda'da eee bir vakfı var. Normalde
34:36tüm ticari faaliyetleri her şeyi o Hollanda'dak ait. kendisi İsviçre şey İsveç'te kuruyor ama eee şirketin mali yapısını eee ve şeyini tüzel kişiliğini Hollanda'da taşıyor. Yani IKEA aslında bir vakıf. İşte Rolex var Saat markası
34:49biliyorsunuz. O da işte Carlsberg işte alkollü içecek. Eee dünyaca oyun ama bayağı büyük. Eee Oda vakıf mesela işte Novo Nordisk ilaç markası. Eee eczanelerde şurada burada görüyoruz.
34:59Dünyanın en büyük vakıflarından işte Danimarkalı ilaç devi. İşte Tata grubu var. Tata Hindistan'da biliyorsunuz araba vesaire üretiyor. Büyük bir holding. E o da yine vakıfmış. Hindistan biliyorsunuz İngiliz sömürüsü olduğu
35:11için İngiltere hukukundan çok fazla doğrudan etkilenmiştir. O yüzden oradaki trust, e, vakıf, şirket mantığı Hindistan'a da sirayet etmiş. O yüzden Hindistan'da bu var. Yani aslında o bir İngilizlerin trust mirasından gelmiş
35:22oluyor. Bert Haşman var. Eee, o da yine görüldüğü gibi stiftung. Yani o da bir vakıf. E, Alman medya yayıncılık di medya yayıncılık işte kitap, dergi, gazete, işte CD mi, şu bu yani o tarz
35:36çok devasa ciddi karları falan olan bir marka. Yani görüldüğü gibi aslında vakıf yapısıyla da bu ticarileştirildiğinde dünya markası olabiliniyor. Tabii ki İslam'da eee, bu vakıf kar amacı
35:50gütmeyen amaçlı kullanılıyor. Ama İslam'daki vakıf böyle biz şu an günümüzde dernek gibi düşünüyoruz.
35:55Dernekle vakıf tabii ki farklıdır.
35:57Biliyorsunuz dernek direkt yardımlar alır. Herhangi bir akarı, geliri, bir ticari faaliyeti yoktur. Yardımlardan beslenir. O yardımları bir aracı kurum olarak ihtiyaç sahiplerine dağıtır. Eee dernek sonradan ortaya çıkmış bir şey.
36:09Yani İstanbul'da çok Osmanlı'da falan çok görülen bir şey değil. Vakıf var daha çok. E Osmanlı'da vakıf var. Vakıf nedir? Vakıf bayağı ticaret yapar, akar.
36:17Geliri vardır. İşte malları, mülkleri, gayrimenkulleri vardır, dükkanları vardır. Onların kiraları gelir. Yani vakıf kendi kendini döndürür. Dışarıdan herhangi bir ek birinin bağış yapmasına bağışçı ihtiyacı yoktur vakfın. E ama bu
36:28kazançlarını bir kısmını işte mirasçısına aktarıyor. Küçük bir kısmını. Geri kalanı da faaliyet alanı neyse işte ne vakfı. Osmanlı'da 300.000 tane vakıf var ya işte hastalara yardım vakfı var, yolda kalanlara yardım vakfı
36:40var. Hayvanlara işte su verme vakfı çeşit çeşit vakıflar var. Yani kar amacı gütmeyen vakıf. Dolayısıyla çok büyük böyle şirketlerimiz olduğunu düşünün.
36:48Vakıf olduğunu düşünün. Kar amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu düşünün.
36:51Mesela boş gibi bir şirket ortaya çıkardık. Kar amacı da gitmiyor. Karı ne yapacak? Sosyal sorumluluk faaliyetlerinde kullanacak. Fakirlere yardımda kullanılacak. İşte çeşitli imar rethanelerde kullanılacak. Değil mi? Ne
37:03kadar güzel bir hale gelebilir aslında.
37:06İslam'da bu tarz yapılar da mümkün.
37:08Ayrıca işte e başarılı olmak için, ölçekli olabilmek için işte illa devasa firmalar olmak zorunda. İşte böyle sermaye bir noktada toplanmalı ki o sermaye gücüyle devasa üretim yapabilmeli ki öylece dünyayı etki alan yani değil. Böyle olmak zorunda değil.
37:22Almanya'nın mesela felsefesi bu şekilde değil. Mesela Almanya'nın Mitel Stand denilen firmaları var. Yani orta büyüklükte aile şirketleri böyle devasa büyük e firmalar değil. Küçük de değil.
37:32Orta büyüklükte yani tam İslam'ın mesela bu eee sınırsız sorumluluk klasik eee İslam fıkhındaki şirketlerin olabileceği mesela orta büyüklükte şirketler Alman sanayisinin omurgasını oluşturuyor.
37:43Mesela ihracatın çok büyük çoğunluğunu bu şirketler yapıyor. E yani Almanya küçük bir ülke mi oldu böyle olduğu zaman? Yo illa böyle devasa hep büyük markalar olmak zorunda da değil. Bize bunu göstermiş oluyor. Mesela Japonya'da
37:55da Kongo Gumi var. çok uzun süredir eee ayakta olan bir işletme, aile işletmesi ve sınırsız sorumlu yani sınırlı sorumluluk an şirketi değil çok etkiden olduğu için sınırsız sorumluluğu o günlere kadar da gelebilmiş. Ha ne
38:07oluyor? Demek ki illa tüm riski şahsa yüklüyorum diye şirketler batmak, iflas etmek, mahvolmak zorunda. Ticaret gelişmez, hiçbir şey olmaz. Ya eski dünyada millet ne yapıyordu? Bu sınırlı sorumluluk yeni gelen bir şey. Şunun
38:17şurasında 150 200 yıllık şey var, tarih var. E o zaman sen eskiden ne yapıyordun? Eskiden şirket çıkmıyor muydu? Eskiden üretim yapılmıyor muydu?
38:24Eskiden eee toplumlar çok kötü bir halde miydi? Yook. Yani bu saçma bir bakış açısı zaten. Birazdan o konulara eee geleceğiz. Yani İslam'da bu anonim şirket sınırlı sorumluluk falan yokken İslam tüm dünyada ticaret ağlarıyla
38:37meşhurdu. İşte Mısır'da Futsat var, Bağdat var, Şam var, Semerkant var.
38:42Buralarda çok ciddi kervan ticaretleri oluyordu. Ticaret dünyada Müslümanların elinde yüzyıllar boyunca kaldı.
38:48Müslümanlar bu zenginliği yaşadılar.
38:49Yani ticaretin zenginliğini burada her zaman gı usullerine göre şahıslar her zaman tam olarak borçlarından sorumluydu. Böyle sınırlı sorumluluk vesaire prensipleri yoktu. E gayet de hayat akıp gitti. Müslümanlar da ticareti her zaman ellerinde
39:01tutabildiler. Hiç de bir problem görülmedi. Yani bizim fıkhımız baştan beri böyle yani 600 yılından değişmedi.
39:09Yani fıkıh aynıyken e Müslümanlar işte şimdi şöyle iddialar var ya işte Müslümanlar işte sınırlı sorumluluk vesaire işte faiz yasağı şu bundan dolayı işte ayak uyduramıyorlar, sermayelerini biriktiremiyorlar. O yüzden de geri kaldılar ve ticarette
39:21kötüleştiler ve günümüzde de günümüz dünyasında da kötü kaldılar. Ya Allah bu hukuk baştan beri var. Yani bu hukuk, biz aynı hukuku kullanıyoruz.
39:29Sınırlı, sınırlı sorumluluk prensibi fıkıhta yok kardeşim. Faiz fıkıhta hiçbir zaman yoktu. Ama biz 8. yüzyıldan 141. yüzyıla kadar dünyada ticareti yönetmiş miyiz? Yönetmişiz. Dünyanın en büyük süper gücü altın çağını yaşam mı?
39:41Yaşamışız. Ondan sonra mesela farklılaşmış. E hukuk aynı. Sen diyorsun ki hukuklarından dolayı işte faiz yasağından dolayı, sınır sorumluluk yasağından dolayı gelişemedi diyorsun. E o zaman da yasak vardı. Şimdi de var.
39:53Hukuk değişmedi ki. Hukuk değişmediyse ve ben eskiden de zenginsem demek ki bunun hukukla bir alakası yok. Bunun başka sebepleri var. Müslümanların ticareti elinden kaybetmesinin sebebi bu hukuk, hukuk, fıkıh yasakları değil.
40:04Demek ki başka bir sebepten dolayı Müslümanlar şey yapıyor. O yüzden burada sen eee faiz yasağına veya sınır sorumluluk yasağına çamur atamazsın.
40:11Kapitalizm bir kere serveti biriktirmek üzerine yani işte tek bir elit noktaya oligarşik kartel düzeni yapmaya yönelik bir eee faaliyet yürütür. Ya kapitalizm diyorum ama kapitalizmin ne olup ne olmadığını videomda anlatmıştım. Şu an
40:24ben bu Galata meşhur olarak kullanıyorum yani kapitalizm kelimesini. E İslam iktisadi ise servetin insanlar arasında daha çok dağılmasını işte tek bir noktada birikmesini engelleyecek bu tarz mekanizmaları var. Sınır sorumluluğu
40:35yasaklıyor, faizi yasaklıyor, işte kara borsacılığı yasaklıyor vesaire. Yani serbest ticareti, liberyen, sözleşme özgürlüğünü vesaireyi koruyor. Ama tekel oluşumunu, oligarşi oluşumunu, kartel oluşumunu ve servetin bir noktada
40:50birleşip halkın üzerine zulüm olarak dönme oluşumunu engelleyecek bazı mekanizmalara da sahip. Neden? Haşr suresi 7. ayette dediği gibi o servet içinizde yalnızca zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın. Yani Kur'an'ın
41:03emri bu şekilde. Dolayısıyla İslam'ın bu yasakları ve bu kriterleri koyması bilinçli bir şey. Yani böyle biz bunları bunlar bizim için nas yani bunlar bizim kendi zihnimizde, aklımızda bulduğumuz yasaklar veya kurallar değil. Bunlar
41:15Allah tarafından vahiy yoluyla bize iletilen şeyler. Ya işte e çok yüksek sermayeli çok uzun geri dönüşü olan işte çok riskli falan şeylere bu sefer sınırsız sorumluluk olursa bu çok büyük bir risk ve sorumluluk gerektireceği
41:30için bu tarz argeler, bu tarz faaliyetler yürütecek şirket İslam dünyasına çıkmaz o zaman diyor. E günümüzde de zaten bunlar özel şirketler tarafından çıkmıyor ki. Özel şirketler sınırlı sorumlu olmasına rağmen yine de bu işe girmiyorlar. Mesela ARGE
41:43dediğimiz Çin. Çin devlet destekli zaten arkasında devlet var. Herhangi bir özel teşebbüs yok. Yani kredi garantileriyle vesaire bunlar yapılıyor. Yani dünyada zaten ARGE dediğimiz şey Amerika'da da bu böyle. Aynı şekilde işte siz
41:56zannediyor musunuz ki mesela işte Elon Musk uzaya çıkıyor. Bu çok riskli bir yatırımdı. İşte sınırlı sorumluluk olmasaydı bunu yapmazdı. Ya Elan Musk'ın devletten aldığı ihaleleri o bankaların verdiği düşük faizli kredilerinde
42:08batmaktan kaç defa kurtardılar Lamask'ı?
42:11Yani bu Amerika'da da böyle, Çin'de de böyle, tüm dünyada da böyle. yüksek ARGE, yüksek risk içeren, uzun geri dönüşü olan şeylerde her zaman zaten devlet bir e müdahalede bulunarak bu işleri yaptırıyor. Dolayısıyla sen şey
42:25diyemezsin. İşte sınır, sınırsız sorumluluk gelirse o zaman ARGE biter, teşvik şey biter, eee, işte teknoloji biter, gelişemez. Bu zaten devlet sayesinde gelişiyor. O zaman yine devlet
42:39sayesinde gelişir. Hiçbir farkta olmaz.
42:41Şimdi biz ne demiştik? Müdarebe demiştik, değil mi? İşte birisi sermayer oluyor, birisi girişimci oluyor. Buna Kırat demiştik, değil mi? Kırat. Oradan ilk defa Venedikler ve Cenevizler, bunlar biliyorsunuz
42:56Akdeniz'in eee ticari ticaret şehirleri, şehir site devletleri.
43:02Bunlar bunu alıyor. Müdarebe Kırat'ı Müslümanlardan öğreniyorlar. Biz biliyorsunuz Sicilya, Akdeniz'deki Sicilya veya işte Endülüs vesaire oraları fethettiğimiz için oralardan Müslümanlarla sürekli irtibat halinde kalıyorlar. eee, Akdeniz çevresinde
43:15Kıbrıs ve Kıbrıs filan'da fethedildi biliyorsunuz. Orada ticaret yaparken Müslümanlarla karşılaşıyorlar. E, Müslümanlar bakıyorlar müdarebe kırat diye bir şey yapıyorlar. Aa, bu ne? Bunu çok beğeniyorlar. Bunu öğreniyorlar ve
43:25komenda denilen bir şey üretiyorlar. Bu Venedik ve Cenevizliler. Ya komenda nedir? Bir sermayedar. Aynı müdare müdarebe gibi parayı verir. Tüccar da gemiyle sefere çıkar. Şimdi eskiden gemi
43:40yolculukları, gemi ticareti riskliydi biliyorsunuz. korsan çıkabilir. İşte gemiler şimdiki gibi dayanıklı değil.
43:44Fırtına vesaire çıkabiliyor. Pusula yok.
43:46Yani gider gelemez. İşte denizci hastalıkları var vesaire. Yani denizcilik, gemi ticareti eee riskli bir ticaret. O yüzden mesela sen tek gemin var işte mürettebat var çıkıyorsun bir battırma bitti geçmiş olsun falan. E
44:00burada bir emek sermaye ortaklığına ihtiyaç duyuluyor. Venedikiler bu kıratı yani Mudarebeyi öğreniyorlar ve Komenda ismini verdikleri şeyi üretiyorlar.
44:09Diyorlar ki ya sen burada işte aristokrat birisin, zengin birisin, paran var değil mi? Mal mülk sahibisin.
44:14Sermayeye yatırıyorsun. Gemici de ticaretini yapıyor geliyor. Kar ederse karı paylaşıyorsunuz. Zarar ederse sen sermayenden oluyorsun. Gemici de emeğinden oluyor. Böyle ortak komandayı bu şekilde bulmuş oluyorlar. Bu daha
44:26önce olmayan bir şey. O yüzden bu adamlar bunu bulduktan sonra devasa ticaretleri aşırı gelişmeye başlıyor.
44:33Çünkü eee böyle bir ortaklık yapısında sermayedarlar eee ve gemiciler güzel bir iş birlikteliği yapıyorlar ve riski kendi aralarında dağıtmış oluyorlar. Bu sayede de çok ciddi bir şekilde ticari menfaat elde ediyorlar bundan. Şimdi
44:48daha sonra ne dedik?
44:50Sınırlı sorumluluğu vakıfta ilk defa Müslümanlar bulmuştu.
44:54Daha sonra İngilizler onu trust eee ticari olarak almıştı. Daha sonra bu Hollandalılara geçti.
45:02Hollandalılar neyi öğrendi? Aa sınırlı sorumluluk diye bir şey var. Hım ilginç ya. O zamana kadar sınırlı sorumluluk fikri çok yaygınlaşmamış vaziyette.
45:10Hollandalılar bu sınırlı sorumluluğu aldılar, anonim şirkete çevirdiler ve borsayı buldular. Yani biz bir şirket kuracağız. Ey vatandaşlar, siz
45:23geleceksiniz bu şirketi işte kağıtlara paylara böleceğiz. Çok küçük paylara böleceğiz. Siz işte biner biner lira, 5.000er lira, 10.000 lira normal vatandaşlar da artık şirket hissesine sahip olabilecekler. Şirketin karını
45:35dağıtacağız temedü olarak. E zarar ederse de işte zarar etmiş olacağız.
45:39Yani vatandaşın parasını toplayıp ortada devvasa bir para yığdılar. Borsa borsayı buldular. Bu borsada da VOC denilen bir şirket kurdular dünyanın. Yani bu şu
45:53Doğu Hindistan şirketi.
45:55Şimdi o dönem ticaret Hindistanlı biliyorsunuz gemiler vasıtasıyla Hindistan'ın işte baharatlar eee çeşitli hammaddeler getiriliyor. E Avrupa'da satılıyor. Bundan deli gibi de para kazanılıyor. Normalde bu ticaret riskli.
46:07Demin anlattığım işte sebeplerden dolayı hastalıklardan pusuladan, geminin dayanıklılığından vesaire pek çok sebep var. Ama siz büyük sermaye toplarsanız bu riski azaltmış oluyorsunuz. Neden?
46:18bir gemi gideceğine, iki gemi gideceğine işte 50 gemi gönderiyorsunuz. Bu sefer bir kısmı geri gelebiliyor. Onun zararını oradan kompanse edebilmiş oluyorsunuz. Ama bunun için devasa paraya ihtiyacınız var. E bu parayı nasıl sağlayacaksınız? Ha diyorlar ki
46:30arkadaş biz bir şirket kuralım sınırlı sorumlu olsun. Borsayı bulalım. Borsadan vatandaşlar yatırım yapsın ama şirket diyelim ki iflas etti. Bir şey oldu. Her yere borcu var. Vatandaş bundan etkilenmesin. Sınırlı sorumluluğun
46:41mantığı o ya. Sadece vatandaş aldığı pay kadar en fazla payını kaybeder. Yani ana parasını kaybeder, hissesini kaybeder.
46:46Ama ekstra bir borç yaptıysa şirket, o borç vatandaşa doğrudan temlik edilmez.
46:50Yani vatandaşa e uğramaz. O borç devredilmez. Borç yok olur demiştik. Bu mantıkla borsayı buluyorlar.
46:55Vatandaşlardan parayı topluyorlar. Doğu Hindistan şirketi tarihin görüp görebileceği en büyük şirketlerden galiba en büyüğü diye biliyorum şimdiye kadar. Yani bugünkü Apple'lardan, e, Microsoft'lardan, Google'lardan falan
47:07büyük yani öyle söyleyeyim. eee devasa bir şirket haline geliyor bu mekanizma sayesinde. Yani bunu aslında Müslümanlardan öğrenmiş oluyorlar. Ama bu sınırlı sorumluluk Müslümanlar hayır için kullanmak da sınırlamışken
47:20kendileri ticari amaçlı böyle e birtım üzerine iklebelerle, ilavelerle, çakallıklarla eee bu VOC daha sonra ne yapıyor? Sadece bir şirket haline gelmiyor. Kendi ordusunu kuruyor.
47:31Para basma yetkisine sahip. İşte eee kendi kaleleri var.
47:40Kendi sözleşme imzalar, idam yetkisi var. Yargılama yapıyor.
47:48Yani kendi başına bir devlet haline geliyor neredeyse. Karı maksimize, sorumluluğu sınırlı. Yani herhangi bir durum olduğu zaman iflas ederse geçmiş olsun alacaklılara. Çünkü sınırlı sorumluluğa sahip. Sonuç ne oluyor? İşte
48:02Banda Adaları denilen bir yer var. Orada muskat denilen bir baharat bir şey var ya onun tekelini alabilmek için orada yerli halka ciddi bir kıyım yapıyor.
48:09Yani bir sürü insanı öldürüyor. Ya zalim bir şirket haline geliyor. Çünkü silahı var, ordusu var, idam yetkisi var.
48:14Giriyor bir yere. Bundan sonra bana çalışacaksınız. Yerliler direnirse hepsini hapse atıyor, idam ettiriyor.
48:19Direkt eee öldürüyor. Onlarla savaşıyor.
48:22Eğerlerin böyle büyük bir güce karşı zaten adamların gemileri var, donanması var, topları var, silahları var. Buna direniyorsun. Bu adada bir kıyım yapıyor. Adanın nüfusu 10.000inlerden binlerden binlere düşüyor. Yani o kadar
48:35fazla kişi ölüyor ki adamın yarısından fazlasını öldürmüş eee ve onlara zulüm ve işkence yapmış oluyorlar. Ama kimse şahsen yargılanmıyor. Niye? E bir kişi yapmadı ki bunu. Karşında kim yaptı bunu? Şirket yaptı. VOC şirketi yaptı. E
48:49bu bir tüzel kişi. Bunun sorumluluğu sınırlı. Ya ben bu şirketi assam asamam, satsam satamam. Yani tüzel soyut bir şey. Böyle bir hukuk yarattıkları için sorumluluk şirkete aitti. Herhangi bir kişiye ait değildi. Şirketin de zimmeti
49:02yok. O zaman ne olacak? Bu sorumluluktan mümkün olduğunca kaçabiliyorlar.
49:06Yani bu yapı bu tarz zulümlerin önünü açıyor. O yüzden hiçbir şekilde İslami değil. Aynı yapıyı İngiltere'de tekrarladı. Onlar da East Indian Doğu Hindistan Şirketi denilen eee şirketi kurdular. EİC denilen şirket. Onu da
49:19yazalım.
49:24Doğu Hindistan şirketi. Bu da aynı mantık. Kendi ordusu var. İşte silah gücü var. Orada yerli halka zulm ediyor. Mantık aynı. Aynı yerlerden geçiyor. Sınırlı sorumlu. Orada Afyon ticareti falan yapıyorlar. İşte Çin'i
49:38kendisine bağladı vesaire. Bir sürü olaylar. Peki ama tamam güzel. Bu sınırlı sorumluluk madem kötü bir şey yani insanlar neden bunu kabul etti?
49:46Yani hangi ne aşamalardan geçerek bu zamana geldi? Yani bu sınırlı sorumluluk günümüzde çok yaygın bir şey. Neredeyse tüm şirketler mecburen sınırlı sorumlu olarak bulmak zorunda kalıyorlar. E peki bu aşamaya nasıl gelindi? Şimdi biraz
49:58bunu inceleyelim isterseniz. Aslında buraya bir günde gelmedi. Çeşitli tartışmalar oldu. İngiltere parlamentosunda karşı çıkanlar oldu.
50:05Çünkü bu yani akla mantığa çok sağan bir şey değil bakıldığı zaman. Şimdi bir kere tepkiler şu zaman olmaya başladı.
50:141720'de bubble akt imzalandı parlamentoda. İngiltere parlamentosundan bahsediyoruz. Neden?
50:24Çünkü borsada Güney Deniz Balonu patladı. Güney Deniz Balonu diye bir borsada eee bir şirket vardı. Yine anonim şirket. Sınırlı sorumlu. Bu patladı ve devasa böyle borç. Çünkü bir sürü kişi bundan mağdur
50:38oldu yani. Hatta Newton bile eee burada batanlar arasında. Güney Deniz Balonu eee borsa hadisesinde yine Fransa'da. Orada değil ama işte John Love,
50:51Mississippi şirketi var. O battı. O da sınırlı sorumluydu. E bu sefer Avrupa'da, batıda dediler ki, eee, Allah ya komşumuz Fransa'da da aynısı oldu, bizde de aynısı oluyor. Biz bu sınırlı sorumluluk
51:05işini bir artık ciddiye almamız lazım.
51:07Millet çatır çatır batıyor ve bu insanlar için hiç iyi olmuyor. Günün sonunda kimseyi sorumlu da tutamıyoruz.
51:14Bir sürü mağduriyetler artıyor. Borç yok oluyor. Hukuken alacaklılar eee sıfır alacaklar sıfırlanıyor. Buna bir çözüm bulmamız lazım. Parlamentoda o yüzden bubble aktı imzalıyorlar. 1825'e kadar yani yaklaşık 100 yıl kadar bu bubble
51:27act imzalı kalıyor. Yani sınırlı sorumluluk aslında engellenmiş oluyor.
51:32Fransa'da da benzer mantık aynı şekilde ya bir anonim şirket kurulacaksa, bir sınırlı sorumlu şirket kurulacaksa bu çok büyük izinlere tabi tutuluyor. Yani şu anki normal şirket kurmak gibi ya da işte bu bubble actan önce normal borsa,
51:45borsa kurmak gibi, borsada şirket kurmak gibi kolay değil. Artık gideceksin parlamentodan izin alacaksın, bilmem işte sağdan soldan yetki belgesi alacaksın, bilmem ne. Yani bunu zorlaştırıyorlar. hala yasak değil tamamen ama böyle çok sıkı
51:56denetlenebilen ve çok zor izin alınan bir yapıya getiriyorlar. Hem Fransa'da hem İngiltere'de bu şekile geliyor. Daha sonra eee işte 1820'lerde, 1830'larda tartışmalar yeniden alevlanıyor İngiltere'de. Eee özellikle diyorlar ki
52:09ya biz bu sınırlı sorumluluğu tekrar getirelim. Hatta bankalar o dönem ortaya çıkıyor zaten. Hatta biraz öncesinde çıkıyor. O dönem bankalar var. Bankalara sınır sınırlı sorumluluk prensibini getiriyor getirelim diyorlar. Bankalar
52:21ne yapıyor biliyorsunuz? eee bankalar da sınırsız sorumluysa, bir borcu varsa, birinde bir taahütte bulunduysa onun tamamını normalde ödemekle yükümlü o zamana kadar. Günümüzde nasıl mesela günümüzde de işte BDDK'nın filan mevzuat
52:33var. Şu an galiba güncel durumu 1 milyon lira mı ya da 500.000 lira mı öyle bir şey yani. Bankada diyelim ki eee işte 10 milyon liranız var. Bunun sadece 500.000 lirası devlet garantisi altında. Gerisi yok. Puf gidebilir. Bak günümüzde
52:45bankalar bile sınırlı sorumlu şirketler.
52:47Ama eskiden böyle değildi. Buraya bir noktada bir günde gelmedik biz bu konuma. Bunu anlatmaya çalışıyorum.
52:53İngiltere'de işte 1920'lerde, 30'larda bankalara bunu getirelim diye iddialar atılmaya başlıyor. İşte ticaret odalarına ya işte bu alanım şirketi zorlaştırmayın, sınırlı sorumlu şirketi zorlaştırmayın, kurmaya kuralım. Yani bu
53:03o kadar da kötü değil. Bunun alevli tartışmaları yaşanıyor. İlk başta tabii ki tepki geliyor. Bakın yani bu çünkü mantıklı bir şey değil. Bu insanlara mağduriyet oluşturacak bir şey. Bunun farkında. Batı da bunun farkında 19.
53:16yüzyıl olmasına rağmen ama kıvama gelecek yavaş yavaş. Mesela yani Manchester Ticaret Odası ona bağlı işte bir sürü sanayiciler, bankerler, şunlar bunlar ya bu sınır sorumluluğu getirmeyin kardeşim diye dilekçeler falan verdi parlamentoya. Düşün yani
53:30adamlar da istemiyor. Çünkü bu bir hem haksız rekabete yol açacak bir şey hem de toplumu böyle bozacak bir şey. Yani insanlar bunun farkında. Ya 1850'lere geldiğinde işte sanayicilerin, imalatçıların yarısından fazlası, bankerlerin de neredeyse tamamı bu
53:43sınırlı sorumluluk prensibine karşıydı.
53:46Yani tartışmalardan, meclisteki, e, parlamentodaki, eee, halktaki gündemdeki tartışmalardan, eee, bunu rahatlıkla görebiliyoruz.
53:55Onu da yazalım. 1850'ye kadar sanayiciler, bankerler sınırlı sorumluluğa
54:07karşılar. Ama daha sonra şu ortaya çıkmaya başladı yavaş yavaş. Ya kardeşim bizim yatırımcıya ihtiyacımız var. Yani müdarebe ortaklığı. E yatırımcıya ihtiyacımız var ama yatırımcılar bir sınırsız sorumluluk olduğunda
54:21yatırımcıya da şirketin borcu eee yansıyacağı için yatırım yapmak istemiyorlar. Eğer sınırlı sorumluluğu getirirsek yatırımcılar çok rahat yatırım yapar. Çünkü millette bak para var. Şirketlerde de para azaldı.
54:32Ekonomik bir işte problem olmaya başladı. Biz kardeşim yatırımcıların milletin yastık altındaki parasını, milletin tasarruflarını bu şirketlere aktarıp bu şirketlerde ekonomiye can kazandırmak, ekonomik faaliyetleri başarabilmek, büyütmek eee amacıyla,
54:46hizmet etmek amacıyla vatandaşlardan parayı alalım sınırlı sorumluluk şirketi altına. Vatandaşlar rahatlıkla, gönüllü rahatlığıyla of giderse en azından sadece ana param gider. Onun üzerinde bir borç bana yüklenmez diyeceği için
54:57rahatlıkla bu paralarını getirir.
54:58Şirketlere ortak olur. Şirketlerde büyük faaliyetler, büyük sanayi işleri yapar ve İngiltere olarak da biz en ileri giden ülkelerden birisi oluruz gibi.
55:07Bakın ilk bakışta ne kadar rasyonel gelen ve böyle kulağı tırmalamayan, nahoş gelmeyen bir biçimde bunun lobiciliğini yavaş yavaş yapmaya başlıyorlar. Çünkü dediler ki işte demir yolu çılgınlığı diye bir şey vardı. Bir sürü demir yolu şirketi kurmuş
55:18kurulmuştu. Demir yolu şirketleri teker iflas ettiler, battılar. bir sürü borç yükü eee şahısların, ortakların üzerine bindi. Dediler ki ya Allah o zaman biz demir yolu bile yapamaz duruma geldik yani. Ama bu sınırlı sorumlu
55:29olursa demir yollarını rahat rahat yaparız. Niye? Millet bir sürü para akıtır bize demir yolu yapabilmemiz için. Demir yolunu böylece sermaye sıkıntısı çekmeden, likidite krizi çekmeden, nakit sorunu çekmeden güzelce bitiririz. Onun karıyla da millete de
55:41para kazandırmış oluruz. Bu sayede de win win durumu oluşur şeklinde ikna etmeye çalışıyorlar. Çünkü şirketler iflas ettikçe karşı çıkanların da şeyi azalıyordu. Hani karşı çıkanlar hala var ama takır tukur şirkette iflas ediyor. O
55:55zaman diyorlar ki h acaba yapsak mı falan gibisinden eee onların da akıllarına girmiş oluyor bu. Mesela eee Times Gazetesi var biliyorsunuz İngiltere'de. Yine 1840'larda, 50'lerde falan haberler yapıyor hani kamuoyu.
56:09Çünkü sınırlı sorumluluk prensibini sevmiyor. Yani bu borsa mantığını sevmiyor. Bunu kumar olarak görüyorlar ve yani kötü bir şey olarak görüyorlar.
56:16Gazetesinde haberler çıkıyor. İşte sınırlı sorumluluğa karşı olunması leyhinde yani bunun kabul edilmemesi leyhinde yapıyor. Ama 1855 yılında böyle biraz daha aceleye getirilerekten hızlı bir şekilde bu sınırlı sorumluluk anonim
56:30şirket mantığı parlamentodan geçiyor.
56:32Hatta Paul Johnson var. Onun kitabı var.
56:34Making the market, Victorian Urgence of Carporate Capitalism diye. Orada diyor ki, "Sınırlı sorumluluğun tarafsız bir siyasi sürecin sonucu olmadığını, rant arayan yöneticilerin ve şirket kurucularının menfaatine hizmet ettiğini
56:47savunuyor." Yani bunlar bir şekilde lobicilik yaparaktan parlamentodan hızlı bir şekilde bu yasayı eee geçiriyorlar.
56:54Ve mesela bu yasanın geçirilmesinde lobucilik yapan önemli kişilerden bir tanesi var. Robert Love. O diyor ki mesela hiçbir iktisadi gerekçe sunmadan biraz manipülatif davranıyorlar. Yani diyor ki işte şu anki amacımız sınırlı
57:05sorumluluğun benimsenmesini savunmak değildir. Ben insan hürriyeti leyhine argüman ileri sürüyorum. Bak hürriyetçilik kapsamında bunu ele aldığını savunuyor. İnsanların devletin resmi müdahalesi olmaksızın diledikleri şekilde ve diledikleri kişiyle iş
57:17yapabilmeleri leyhine her insanın kendisini seçme hakkı vardır falan. Ya kardeşim yine seçsin ama müdarebe ortaklığı yapsın, kırat ortaklığı yapsın. İlla sınırlı sorumluluk altında mı her insan sözleşme özgürlüğü yapmak zorunda? E başta söyledim. İslam'da
57:28neydi? Libertyen. Sözleşme özgürlüğü var. Karı, zararı istediğin özgürlükte zaten yapabiliyorsun. E bunu helal bir yoldan da yapabilirsin. İlla asın sorumluluk gerekli değil. Ama bir şekilde böyle bunu özgürlük ayağına getirerekten parlamentodan geçmesini
57:40sağlıyorlar. Çünkü işte en büyük argümanları küçük tasarruf sahipleri işte benim tasarruflarım var. Bunu değerlendirmek istiyorum. Bir ben işçiyim veya işte maaşta çalışanım tüm tasarruflarımı, tüm mal varlığımı riske atmadan yatırım yapmak istiyorum. Bunu
57:53en iyi şekilde sınırlı sorumluluk ve varsa yoluyla yapabilirim ayağına getirerekten. Sanki bu küçük tasarruf sahibinin işte maaşlı çalışanın riskini azaltacak, vatandaşın leyhine olacak.
58:02işte vatandaşın genel ekonomik refahını artıracak bir şeymiş gibi manipüle ederekten bunu bir şekilde parlamentodan geçiriyorlar. Maalesef bugün sınır sorumluluk savunan kişiye de sorun bu İngiltere parlamentasında bu tarz
58:13argümanların aynılarını söyleyecektir.
58:15Halbuki gerçeklik bölümü asla değil.
58:17Toplumun tam tersi aleyhine işliyor.
58:19Büyük perspektifte ve eee uzun vadede hatta orta vadede toplumun aleyhine işliyor. Sınırlı sorumluluk. Bunun da örneklerine geleceğiz. O dönem tabii çok ciddi karşı çıkan kişiler de var. İşte Edward William Cox var. Yani bizzat
58:31İslam'ın prensibini söylüyor. Diyor ki, "Hukukçu bu adam yani önemli hukukçulardan, İngiltere hukukçularından." A bu adam diyor ki, "Bir teşebbüsün karını paylaşan kişi zararına da tabi olmalıdır. Sınırlı sorumluluk diye bir şey kabul edilemez."
58:43Yani böyle bir savunma yapıyor. Yani İslam'ın e işte yukarıda bahsettiğimiz elgun bilgurm kaidesini söylüyor.
58:49Aslında zarardan sorumlu olmaksızın kar için spekülasyon yapılmasının önünü açar diyor. E doğru doğru. Yani yine lordlar kamerasından Earl Grey var. O da bu teklif bütün ortakların işletmenin borçlarının tamamından şahsen sorumlu
59:04olduğu şeklindeki köklü ve yerleşik kaideden ayrılmayı yönelmektedir diyerek yani bir eee bilinç kazandırmaya çalışıyor. Mesela bizim bildiğimiz Adam Smith var ya işte piyasanın eee serbest piyasaile anılan kendisi işte
59:17milletlerin zenginliği kitabında anonim şirketlere aslında karşı olduğunu belirtiyor. Bakın serbest piyasayla anılan işte bırakınız yapsınlar girsinler vesaire eee anılan Adam Smith anonim şirketlere aslında karşı. Bu şirketlerin anonim şirket
59:31yöneticilerinin kendi paralarını değil başkalarının para kısmısını çünkü yatırımcılar küçük yatırımcının parasını alıyor. Başkalarının parasını yönetir.
59:36Onlardan bir ortaklık gibi endişeli bir dikkat beklenemez diyor. Çünkü başkasının parasını yöneten adam eee riski doğru yönetebilir mi? yönetemez diyor. Sonuç ihmal ve savurganlık olur diyor. Adam Smith diyor ya bunu. Ayrıca
59:47toplumun bir kesimini sırf bundan kar edebilecekleri için genel kanunlardan korumanın makul olmadığını savundu. Yani sırf bir risk kar edecek diye böyle bir kötülüğü toplama yapılmasın izin veriz.
59:57Adam Sim mesela an şirkete sınır sorumluluk prensibine karşı. E tüm bunlara rağmen 1855'te limited liability yani sırımlı sınırlı sorumluluk akt eee imzalanıyor. Burada çok sıkı e şartlara falan bağlanıyor. Yani aslında önü
1:00:12açılıyor ama böyle bayağı kısıtlı bir şekilde önü açılıyor. Ama sadece bundan bir yıl sonra yani milletin gönlü olsun diye muhtemelen öyle yaptılar. Bir yıl sonra ortam biraz daha yumuşayınca 1856'da Joint Stock Companies Act'la
1:00:26birlikte artık sınırlı sorumluluk tamamen İngiltere'de resmi hale ve çok da kısıtlı olmayacak şekilde herkesin açabileceği hale gelmiş oluyor. Tabii burada şöyle bir ayrıntı var. 1855'te
1:00:39bankacılık dışında tutulmuştu. 1856'da bankacılığı da içine alıyorlar. Yani artık bankalarda sınırlı sorumluluk olabilir diyorlar. Ve mesela City of Glasgow Bank 1878'de bu sınırlı sorumluluk prensibiyle batıyor, iflas
1:00:52ediyor. Bir sürü aileyi de böylece mağdur etmiş oluyorlar. Eee, bu tarz batan bankalar oluyor çok fazla. İşte ondan sonra ek yükümlülük falan getiriyorlar bankalara. İşte diyorlar ki ya şu kadar yedek akça koyacaksınız.
1:01:03Herhangi bir şekilde batarsanız şey yapabilirsiniz. Yani bugünkü mantığa geliyor. Yani ben 10 milyon lira bankada param var. 500.000 lirası sadece garantide değil mi? Yani sıfır değil en azından 500.000'e iniyor ya da 1 milyon
1:01:13mu şu an tam bilmiyorum. eee, oraya kadar inebiliyor. Yani bunu getiriyorlar ama ne fayda yani. Amerika'da da eyaletler var biliyorsunuz. Federal bir devlet orası. Her eyalet kendi iç dinamiğini oluşturabiliyor. Masa şu set
1:01:24eyaleti var mesela ilk başta aynı İslam'daki gibi sınırsız sorumluluk var ama daha sonra 1830'larda sınırlı sorumluluk prensibini eyalet genelinde yaymış oluyor. Kaliforniya var.
1:01:33Kaliforniya'nın anayasasında yani o federal devlet olduğu için Amerika Kaliforniya'nın anayasasında mesela şirket borçlarından hissedarlar payları oranında şahsen sorumludur. Bu öngörülüyor. E hatta 1930'lara kadar bu
1:01:47yürülürlükte kalıyor bakın Kaliforniya'da. Ama daha sonra 1930'larda bu tekrar Kaliforniya'da değiştiriliyor ve sınırlı sorumluluk prensibine e getiriliyor. Daha sonra eee 1880'lerde filan yine aynı şekilde New Jersey ve ondan sonra da Delavere
1:02:02eyaletleri var. E Delaver eyaleti mesela bugün Amerika'da şirket kuracaklar.
1:02:06Türkler mesela diyor ya işte Amerika'da şirket kurma. Gidin bakın %99'u Delaver eyaletinde şirketi kuruyor. Neden orada kuruyorlar? Çünkü oranın yasası işte 1900'lerden beri, 1880'lerden beri sınırlı sorumluluk vesaire yani bu tarz
1:02:18tüm riskleri bertaraf eden bir yapıda e geçmiş durumda. O yüzden şu an ezici çoğunluğu Amerika'daki şirketlerin mesela oralarda kurulmaya devam ediyor.
1:02:27Hala yine 1890'larda Almanya'da işte GMBH denilen sınırlı sorumlu şirket eee kurulmuş oluyor. Bu şekilde dünyada yani aslında 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren diyebiliriz. 1850'lerden itibaren İngiltere'de başlamak üzere
1:02:40ondan sonra Amerika, ondan sonra da tüm dünyaya eee gelmek kaydıyla bu sınırlı sorumlu şirket artık varsayılan şirket kurulum yöntemi olarak dünyaya yayılmış oluyor. Şimdi Timur Kuran hoca var. The Long Divergence diye onun da kitabı var.
1:02:54Bu konuda tezleri var. E Amerika'da akademisyen bir hoca. E kendisi diyor ki İslam hukuku ortaklığı ölümle fes ettiği için yani başta konuştuğumuz konu ölüm olduğunda ortaklık fes ediliyor. Mirasçı artık yeni bir eee yolla devam etmek
1:03:06zorunda. Bu sermayeyi nesilden nesle parçaladığı için İslam'ın ticari hayatı için kötü olmuştur. İşte Ortadoğu'da filan İslam ülkelerinde o yüzden uzun ömürlü büyük ticari işletmeler, büyük markalar çıkamamaktadır diye böyle bir
1:03:17kendince bir tezi var. E ama zaten burada bazı kavram kargaş dü şirket kurulamamasını kendisi bir sorun olarak addediyor. Halbuki büyük şirket kurulamaması niye sorun mesela? Yani bu ön bilgiyi biz nereden elde ediyoruz?
1:03:31Büyük şirket kurulmadan orta ölçekte şirketlerde veya bu yapıda bir çok iyi bir şekilde ülkenin gidemeyeceğinin kanıtlandığı bir senaryo var mı? Yok.
1:03:41Mesela değil mi? Sadece günümüzdeki kapitalist düzene bakıp, "A bu ülkeler refah sahibi zannediyor. Ama o refah sahibi olması aslında faiz ve sınır sorumluluk gibi milleti sömürmesi yoluyla mı oluşuyor? Yoksa kendi başarıları dolayısıyla mı oluşuyor?
1:03:54Hayır. Sen bunu anlayamadığın zaman zannediyorsun ki işte bu fıkıhtaki kurallar senin büyük şirket kurmanı, gelişmeni engelliyor. Halbuki gerçeklikte öyle bir şey yok. İşte diyor ki İngiliz sanayiciler konuştuğumuz konular. Yatırımcılar sınırsız
1:04:08sorumluluktan korktuğu için yatırım toplayamıyorlardı ama sınırlı sorumluluğa geçince İngiliz sanayisi gelişmeye başladı ve atılım yapmaya başladı. Yani bu şekilde şeyler sunuyor bir kere ya bunlar iddia sadece. Bunu biz e ampirik olarak veya tarihi kayıt
1:04:21olarak doğrulayamıyoruz. Mesela 1750 yılında sınırsız sorumluluk yüzünden bu atılımın yavaşladığına dair bir kanıt yok. Yani mesela sanayi devrimi sınırlı sorumlulukla mı yapıldı? Mesela imalat işte kırsal bölgeden işte fabrikaya,
1:04:35oradan seri üretime, İngiltere e seri üretimi mesela sınırlı sorumluluk sayesinde mi gelişti? Yook. Sınırsız sorumluluk varken bu atılımlar gerçekleşti zaten. O zaman bu senin tezine karşı bir cevap olarak zaten
1:04:48yeter yani. Aynı şekilde İngiltere'de biliyorsunuz kanallar var. E hani böyle kanal taşımacılığı eee ve onun ticari taşımacılık olarak kullanılması yaygın.
1:04:57kanallar, yapay kanallar da açılıyor.
1:04:59Böyle bir işte 17901 arasında kanal çılgınlığı var. Bu kanalları açmak için işte şey yapmak için falan düzeltmek için de ciddi sermaye gerekiyor. E sınırlı sorumluluk yokken bu sermaye bulundu. Bu kanallar açıldı. İngiltere
1:05:11kanal taşımacılığıyla atılım yapabildi.
1:05:14E ne oldu? Sınırsız sorumluluk yokken de bu yapılabiliyor demek ki. E mesela Titanic var. O da sınırsız sorumlu şirket. Titanik yapıyor. O kadar eee büyük gemi yapabiliyor. Mesela bu işlere yatırım yapabiliyor. En önde gelen
1:05:26gemicilik ve demirçelik şirketlerinden bir tanesi. Ü tane büyük gemisi var filan. Yani adamlar dünyanın en büyük gemisini yapıyor ve sınırlı sorumlu değil. Ha demek ki bunun arasında tam bir korelasyon yok senin dediğin gibi. E
1:05:38zaten sermaye birikimi ile büyümeyi büyüme arasında bir korelasyon kurmak da hatalı bence. Ya bunun da yine bir kanıtı yok. Bu sadece bir iddia. Yani büyümen için teknolojik atılım yapabilmen lazım. bir şeyi farklı yapabilmen lazım. E farklı tip
1:05:51ortaklıklara da İslam izin veriyor. İlla sınırlı sorumlulukla büyüyebilirsin, illa sınırlı sorumlulukla sermayeyi toplayabilirsin diye bir şey yok ki.
1:05:58Bambaşka farklı şirket türleriyle, ortaklık yapılarıyla hala sermaye toplayabiliyorsun. Yani eee bu arasında bir korelasyon yok. Şimdi mesela günümüzdeki bu sınır sorumluluğun dezavantajlarına gelelim. Mesela günümüzde armatörler sınır sorumluluğu
1:06:12kullanırlar. Nasıl kullanırlar? Ben armatörüm değil mi? 20 tane gemim var.
1:06:16Her bir gemime ayrı şirket açarım.
1:06:18Neden? Çünkü gemi işte bir sızıntıyla karşılaşır, bir yere çarpar, bir tazminata maruz kalır, bir şey olur, bir davaya konu olur. Eee, tazminat gerektirir. O zaman sadece o geminin olduğu şirket iflas eder. Gemiyi tamam,
1:06:32gemi şirkete ait olduğu için gemiyi tazmin ederler. Gemi elimden gider ama diğer 19 gemime bir şey olmaz. Değil mi?
1:06:39Onlar da halbuki benim ama her biri farklı tüzel kişilik ve her biri farklı anonim şirket olduğu için sadece o gemi.
1:06:45O gemi mesela diyelim ki bir tazmin geminin değeri diyelim ki 50 milyon dolar olsun. Geminin yaptığı hasar 100 milyon dolar. 50 milyonu alır. 50 milyon eee hukuken artık düşer ih yoluyla.
1:06:57Halbuki benim 19 tane daha gemim var.
1:06:59Onlara onlara o borç aktarılmaz. Niye?
1:07:02Sınırlı sorumluluk. Armatörlerin hepsi her gemisine ayrı şirket açar. Sırf bu yüzden. Mesela bu çok kötü bir şey değil mi? O zaman ben gemilerim için çevreyi korumak için veya işte kaza önleme sistemleri için veya çeşitli bir sürü
1:07:14eee şeyler için o kadar da dikkatli davranmayabilirim. Çünkü e diğer mallarıma nasıl olsa bir şey olmayacak.
1:07:20E bu kötü bir şey. Nitekim bu tarz olaylarda yaşandı. Mesela Prestij 2002 yılında tanker gemisi petrol dökülüyor.
1:07:2760.000 ton petrol döküldü. sorumluluk zinciri o kadar parçalı ki, o kadar aktarım ki, o kadar anonim şirket, onun ortağı başka bir şirket, onun ortağı başka bir şirket. Bu arada biliyorsunuz ortak şey de olabilir. E tüzel kişilik de olabilir. Bir şirketin
1:07:39ortağı illa gerçek kişi olmak zorunda değil. Bir tane şirketim var mesela.
1:07:42Şöyle diyelim.
1:07:45Şirket A olsun bu. Şimdi bu şirket A'nın ortakları kim?
1:07:52Şirket B, şirket C, şirket D. Yani gerçek kişi ortağı yok. E peki şirket B'nin ortağı kim? İşte şirket E, şirket F.
1:08:06Onun ortağı kim? İşte şirket Y filan. Yani gerçek kişiye gitmen için belki de 10 adım atlayacaksın. Böyle olunca bu sorumluluk zincirleri, her birinin kendi sermayesi, her birinin şeyi bu şekilde bir örümcek ağı kurulabiliyor mesela. E sen böyle bir
1:08:20örümcek ağı kurduğun zaman sorumluluğu neredeyse sıfıra indirebiliyorsun. Bu petrol gemisinde de aynen böyle oldu ve zararın eee çok küçük bir kısmı sadece karşılanabildi. Gerisi geçmiş olsun. Bir gerçek bir insan bulamıyorum zararı
1:08:32karşılayacak. Aynı şekilde Erika denilen Malta bayraklı 1999'da şirket. Bunu bu da yine bir tazminata maruz kalıyor ama şeyi bulamıyorsun. Şirketin sahibine ulaşamıyorsun. O kadar karmakarışık bir yapıda ki yani yine Amak Kadis var
1:08:461978'de 220.000 ton petrol döküyor. Yani sadece şirketi bulmak için 14 yılda ulaşıyorlar. Yani şeyi bulmak için eee gerçek sorumluya ulaşabilmek için 14 yıl uğraşıyorlar. Ama zaten o da çok küçük bir kısmıla tazmin ediyor. Sermayesi
1:08:59oranında. Geri kalan yine tazmin edilemiyor. Yani eee bu tarz çok fazla eee şey oluyor. Beyrut'ta patlama oldu biliyorsunuz 2020 yılında. Onun da aynı şekilde ya o pat o gemi limana geliyor.
1:09:10Şimdi tazmin bu kim tazmin edecek? Yok.
1:09:12Niye? Anonim şirket. Sınırlı sorumluluk.
1:09:15Onu da yine tazmin ettirilemedi. Yani bu tarz vakalar gerçekleşiyor. Yine Hindistan'ın mesela Bopal kentinde 1984'te eee çok önem, çok kötü bir kimyasal madde sızıntısı yaşanıyor. Ana
1:09:28şirket diyor ki tesis ayrı bir tüzel kişilik. Hint iştirakkimiz fiillerinden biz sorumlu değiliz diyor. Yani eee ana şirket var bir tane American Union Carbite Corporation diye. Ana şirket diyor ki Hint ayrı bir alt şirket. Onun
1:09:42kendi tüzel kişiliği var. bize bu sorumluluk yansıtılamaz. O yüzden o Hint şirketi kendi içinde çözecek bunu falan diyor. E bakın yani bu tarz aktarmalarla riski sen minimize ediyorsun. Kar ama o şirketin aldığı kar. Oo onun %90'ını
1:09:54isterim. Hemen Amerika'ya yollayacaksın karı. Görüyor musunuz? Yani anonim şirket neden fıkıhta yasak? İşte bunların delilleri bunlar. Daha sonra bankalar. Şimdi bankalarda da to big to fail kavramını işlemiştik önceki videolarda. Şimdi sen bankayı sınırlı
1:10:05sorumlu yapıyorsun ama banka geliyor trilyonlarca dolarlık bir hacme ulaşıyor. Şimdi bu bankanın iflas etmesi demek tüm ekonomik zinciri de sen finansallaştırdığın için, fiktifleştirdiği için bankal banka üzerine bağladığı bağladığın için bir
1:10:18tane banka battığı zaman 2008'de ne oldu? Bankalar batmaya başladı. Fed bir sürü trilyonlarca dolar para basarak yani halkın cebinden zorla parayı alarak bankaları kurtarma girişiminde bulundu.
1:10:29Aynı zamanda sadece Amerikan halkı olmuyor. Fedolar bastıkça eee bizim tüm dünyadaki vatandaşların cebinden para çalmış oluyor. Bu mekanizmaları önceki videolarda anlattık zaten. E ne oldu?
1:10:39Sen too big to fail yapıyorsun. Hem sınırlı sorumluluk olacak hem de too big to fail. Batmak için çok büyük batıramazsın. Devlet onu mutlaka kurtarmak zorunda olacak. Allah Allah.
1:10:47Babamın oğlu mu? Neden küçük esnaf batarken onu kurtarmıyorsun? Banka batarken onu kurtarıyorsun. Niye?
1:10:52Ekonomiye çok kötü etkisi olacak. E kurguyu baştan ona göre yap o zaman.
1:10:55Onun batmasını göz önüne alaraktan kurgunu yap. E bunu bunu bunu niye yapmıyorsun? Yani bu haksızlık değil mi?
1:11:01Yani yine İngiltere'de 2018'de Carillon diye bir şirket var. İşte inşaat şirketi eee gibi bir şirket. Bu şirket İngiltere'nin ikinci büyük inşaat şirketi aslında. 20.000 tane çalışanı var. 7 milyar Sterlin'in yükümlülüğünde
1:11:15zorunlu tasfiyeye giriyor. Yani şirket iflas ediyor. E bir sürü borçları var, şunları var, bunları var. İşte hastane inşaatları yapıyor. Onlar yarım kalıyor.
1:11:23İşte 1 milyar sterlinik kamu ve özel projeler duruyor. Ne oluyor? Sınırlı sorumluluk kanunu sebebiyle bu Karelon'ın sahipleri, yöneticileri yaklaşık 2 milyar sterlinlik yükümlülüğün, borcun, iflasın başkalarının üzerine yıkılmasına izin
1:11:36veriyor. Devlet bir şekilde bunları kurtarıyor, şey yapıyor. E ne anladım bu işten? Ama karını aldığı zaman bu kad şirketin sahipleri karını alabiliyordu.
1:11:43Kimseye de bu kardan vermek zorunda değildi. Maksimum kar, minimum sorumluluk. Anonimum şirket. Bu İslam'la bir bağı var mı? Yani bunun İslam'la açıklanabilir hiçbir şekilde bir yönü var mı? Yani yok. Sen to big to fail dersen yok. Ekonomiyi kurtaracağım diye
1:11:57ucuz normal vatandaşa şuna buna vermediğin ucuz faizlerden, sıfır faizlerden kredi vereceksin. Zombi şirketler oluşuyor. Zombi şirket ne demek? Kar etmiyor. Eee sınırlı sorumluluğu var. Düşük kredilerle zorla ayakta tutuluyor. Çok büyük bir malı
1:12:10hizmet üretimi de yok. Ama ortakları bundan faydalanıyor. E oradan şirketin içerisinden karlarını alıyorlar. Ama sorumlulukları sıfır batarsa da bas. Ya böyle bir saçma bir şey var mı? Yani zombi şirket modeli kaynıyor. İngiltere
1:12:23de öyle, Japonya da öyle. Her yer zombi şirket kaynıyor. E ne anladım ben bu işten? Yani sınırlı sorumluluk serbest piyasaya aykırıdır. Tekel oluşmasına neden olur. Kartel oluşmasına neden olur. Oligarşik yapı oluşmasına neden
1:12:35olur. Servet piyasa olabilmesi için sınırlı sorumluluğun olmaması lazım.
1:12:39Herkes yapacağı şeyin sonuçlarına katlanması lazım. Şahs olarak, gerçek kişi olarak. Yani sınırlı sorumluluğun işte genel ortamlara bakıldığı zaman, sağda solda kitaplara bakıldığı zaman ticarete, iktisadi hayata, toplumun
1:12:51kalkınmasına, refaha vesaire işte küçük yatırımcının parasını değerlendirmesine falan fayda sağladığı genel olarak varsayılır. Ama bu herhangi bir tarihi vakayla, ampirik bir çalışmayla, böyle bir şeyle tam olarak kanıtlanabilmiş bir
1:13:02şey değil. Bu sadece böyle bir iddia havada dolaşıyor ve bunun kaymağını bu sermaye sahipleri sınırı sorumlulukla yemiş oluyorlar. Yani burada bir aldatmaca, kandırmaca söz konusu.
1:13:12Müslümanın burada ayık olması lazım.
1:13:14Sonra bir dakika ne oluyoruz ya dur böyle bir şey yok diyebilmesi lazım. İyi makaleler var yani Bretton ve Mcry 1997 makalesinde bir sonuca varıyor ve burada sınırlı sorumluluğun hiçbir şekilde yani iktisadi olarak bir şeyi ya söylenildiği
1:13:27gibi desteklediği sonucunu bulamıyorlar.
1:13:29Yani böyle bir korelasyon biz bulamadık diyorlar mesela. İspatlanmış bir kabul değil bu. Yani dolayısıyla sen faizle ne yaptın? Karını maksimize ettin. Sınırlı sorumlulukla da riskini minimize ettin.
1:13:39Sen zaten kartel oldun. Tekel oldun. Sen oligark olmayacaksın da sen finansal elit olmayacaksın da kim olacak? Yani bu mekanizma sana hizmet ediyor? Normal vatandaşa, normal sıradan kişilere hizmet etmesi mümkün mü? Eee, bizim bu
1:13:52sisteme dur diyebilmemiz lazım ve karşı çıkabilmemiz lazım. Eee, peki modern dünyada İslam alimleri buna ne diyorlar?
1:13:58E maalesef mesela geçenlerde Bitcoin fetvasıyla da gündeme gelen ve Bitcoin fetva vermeyen mesela e alim bir kişidir. Muamelat hakkında bilgili bir kişimdir. Eee Takmani hoca mesela buna cevaz veriyor. Ama ben şimdi onun
1:14:12cevazını da mesela itirazlar getireceğim. Çünkü kıyas yapıyor. Kıyas yaptığında şöyle diyor. İslam dünyasında eskiden e köle videolarında da anlattık.
1:14:20E mal sahipleri kölelerini uzak değerlerde ticarete gönderiyorlardı.
1:14:23Artık nasıl köleyse yani köle değil aslında onun yardımcısı. Tamam mı? eee, CO, CEO yani adamın CEO'su gibi düşünebiliriz bunu. Köleyi uzak diyarlara kervan ticaretine gönderebiliyor. E şimdi diyor ki köle
1:14:36uzak diyarda yaptığı ticaretin zarar ederse kendi sorumluluğunda efendisine o yansımıyor. Ama burada sorun şu. Ben de diyorum ki köle bir kere borç silinmiyor. Modern dünyada ne oluyor?
1:14:46Anonim şirket battığında borç siliniyor.
1:14:48Yani bunu şöyle yazarak belki açıklamakta fayda olabilir. Şimdi köle uzakta ticaret yaparsa borcu kendinedir.
1:15:00Ama ben de diyorum ki borç yok olmuyor.
1:15:05Ölene kadar kölenin boynunda. Halbuki anonim şirkette nasıl borç yok oluyor.
1:15:11Hukuken borç bitiyor. İflas iflas veriliyor ve borç yok oluyor. Bir kere burada borç yok olmuyor. Dolayısıyla burada doğru bir eee kıyas baştan yok.
1:15:18İkincisi efendisi buradan kar talep etmiyor. Yani köle kendi kazancına kendi riskini koyuyor.
1:15:31Efendi buradan kar talep etmez. O zaman sen bunu kıyas olarak getiremezsin Takip Osmani hoca.
1:15:38Çünkü eee anonim şirkete bu yapı benzemiyor bu açıkladığım sebeplerden dolayı. Ondan sonra şey diyorlar ikinci kıyasta mirasçı. E miras da diyorlar kendisini eee ölenin borçlarından yalnızca kendisine intikal edilen tereke
1:15:52kadar sorumludur. Onun dışında sorumlu değil yani sınırlı sorumludur değil mi?
1:15:56Mirasçı eee ölenden. Yani ona iddiayı şöyle yazalım.
1:16:04Mirasçı ölenin borcundan sorumlu değil. Sadece kalan miras kadar sorumlu. Bu ne demek? Yani diyelim ki e ben öldüm miras bıraktım 1 milyon
1:16:18lira. Borcum vardı 1 milyon lira. Ne oldu? Mirasçıya sıfıra sıfır. E bu yani anonim şirkete benziyor mu? Mirasçı buradan bir kar elde edebildi mi? Yani benim borcumun tamamı mirasıma denk geldi. Mirasçıya da sıfır kaldı. Ya
1:16:32burada mirasçı karı maksimize edip riski minimize ettiği veya sorumluluğu minimize ettiği bir yapı yok ki zaten.
1:16:38500.000 liraysa borcum 500.000 lir da mirasçıya kalıyor. Yani mirasçı burada sadece bekleyen bir aktör. Bu yanlış bir kıyas. Böyle bir kıyas olmaz yani. Yani çünkü kar talebi yok mirasçının. O bakıyor ki bana ne kadar gelirse. Bu da
1:16:49bakıyor. Yani hiç gelmeye debilebilir.
1:16:50Sıfır da gelebilir. Burada bir kar talebi e orada bir faaliyet sonucunda edilen karın talebi yok. O yüzden anonim şirkete bu şekilde fıkıhta kıyas yaparak izin vermek mümkün değil. Yani ta ki yukarıda anlattığımız sebeplerden dolayı
1:17:03tüm o büyük resme baktığımızda hiç mümkün hale gelmiyor. Alternatif dediğimiz gibi müdarebe ortaklıkları olabilir. Çeşitli şirket türlerinden bahsettik. O tarz şirket türleri olabilir. Vakıf eee kar amacı gütmeyen kuruluşlar için vakıf sistemi olabilir.
1:17:18Ondan sonra kefalet sistemi, gönüllü sorumluluk yükselme yüklenme sistemi olabilir. Yani pek çok çözüm var. Ama biz odağımızı ve çözümü sanki sadece sınırlı sorumlulukla bunlar başarılabilir gibi tutarsak ki hiçbir
1:17:31bilimsel karşılığı falan da yok. Yani bu zaman o sefer aldatılmış oluruz. O yüzden Müslümanın sınırlı sorumluluk fikrini, anonim şirket, limitet şirket neyse bunların hepsini karşı duruş sergilemesi lazım. Bu konuda kamuoyu
1:17:42oluşturması lazım ve bunun eee şeriata uygun olmadığını, Müslümanlığa, fıkkaha uygun olmadığını bilincinde olması lazım. Bu videoyu da bu şekilde sonlandırmış olduk. Yani İslam'da, fıkıhta borç her zaman gerçek kişiye
1:17:56kadar ulaşır. Halbuki günümüzdeki modern örümcek ağ anonim şirket sınırlı sorumluluk mantığında risk minimize kar maksimize olmuştur. Bu hiçbir şekilde İslam'la uyuşmaz. Bu her zaman finansal bir elit oluşmasına yol açar. O yüzden
1:18:10buna e asla fetva verilemez.
1:18:13Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
1:18:15Hepinize iyi günler diliyorum. Okay.