İçeriğe geç
1:42:44
Hukuk

İslam'da Çocuk Evliliği YOKTUR

1:42:44 YouTube'da aç

İslam hukukunda çocuk evliliği iddiası, klasik fıkıh terimleri ve fetva metinleri üzerinden hukukçu gözüyle incelendiğinde dayanaksız kalır. Küçük yaşta yapılan nikâh akdi teslim ve cinsel birliktelik anlamına gelmez; teslim bulûğ, tâkat, bilirkişi raporu ve kadı denetimi gibi çok katmanlı şartlara bağlıdır. Fıkıhta küçük bir çocukla fiilen evlilik diye bir model yoktur.

Terimler: sağîre, bulûğ, tâkat

İslam'da küçük yaşta kızların evlendirildiği iddiasını hukukçu gözüyle ve klasik fıkıh kaynaklarına dayanarak ele alalım. Fetva metinlerinden koparılmış birkaç cümle manipülasyona açıktır; bu yüzden önce terimleri doğru öğrenmek gerekir. Temel kavramlar şunlardır:

  • Sağîre: henüz bulûğa ermemiş kız; tersi kebîre, bulûğa ermiş kız.
  • Bulûğ: ergenlik; kadınlarda hayız, erkeklerde ihtilam gibi fizyolojik belirtilerle anlaşılır.
  • Bikr ve seyyibe: bakire ve daha önce cinsel birliktelik (ya da kaza gibi bir sebeple bekaret kaybı) yaşamış kadın. Bikr için susması rıza sayılırken seyyibe için açık, sözlü rıza şarttır.
  • Tâkat: kişinin cinsel birlikteliğe fiziksel ve psikolojik olarak hazır olması.
  • Akit ve teslim: akit, şahitler önünde yapılan sözlü nikâh akdidir; beşik kertmesi de bir akittir. Teslim ise bulûğ ve tâkat şartlarını geçmiş kızın kocasına verilmesidir.
  • Hidâne: akitle teslim arasındaki sürede çocuğun bakımını üstlenen anne, baba ya da teyze gibi yakınların velayeti.

Fetva kitapları halk için değil, fıkıh ve usule hâkim kadıların bilgilerini tazelemesi için yazılmış özet el kitaplarıdır. Kadı bir davayı bu şartların tamamından tek tek geçirerek, "algoritmik" biçimde hükme bağlar.

Yaş neden güvenilir bir ölçü değil?

Bulûğ kişinin beyanıyla ya da ebe veya tecrübeli bir kadının gözlemiyle tespit edilir. Hastalık ve anomalilere karşı ulema bir asgari ve azami yaş koymuştur: kız için asgari 9, erkek için 12 yaş, azami ise 15 yaş. 9 yaş, "bu yaşa gelen kız evlenebilir" anlamına gelmez; aksine bunun altında ebe bulûğ tespit etse bile kabul edilmeyeceğini gösteren bir alt sınırdır.

Asıl manipülasyon yaş meselesinde yapılıyor. Modern öncesi toplumlarda doğum tarihi kayıt altına alınmıyordu. Dedelerimizin kuşağında bile yaşlar birkaç yıl şaşıyordu. Annesi babası ölmüş, teyzesinin "herhalde 8" dediği bir kız aslında 13-14 yaşında olabilirdi. Bu yüzden fıkıh yaşa güvenmez; bulûğ ve tâkat gibi dış gözleme ve uzman bilgisine dayalı şartları öne çıkarır. Tâkat; ebe, uzman kadın ya da bilirkişi raporuyla belirlenir. Yanlış rapor verip kızın zarar görmesine yol açan bilirkişi cezalandırılır, şahitliği düşer ve tazminata mahkûm olur.

Bulûğ muhayyerliği, şefkat ve maslahat

Baba ya da dedenin küçük yaşta yaptığı akit yalnızca bir söz ve vaattir. Fetvalarda "babası 3 yaşındaki kızı evlendirebilir" ifadesi bu akdi anlatır, teslimi değil. Kız bulûğa ve tâkate erdiğinde bulûğ muhayyerliği gündeme gelebilir. Velinin icbar yetkisi ise şefkat ve maslahat şartlarına bağlıdır. Kadı konu komşuya ve akrabaya babanın nasıl biri olduğunu soruşturur, akitte borç gibi bir çıkar ilişkisi olup olmadığına ve karşı tarafın denk (küfüv) olup olmadığına bakar. Bu şartlar sağlanmazsa kıza rızası sorulur. Bu kural yalnızca küçükler için değil, 20 yaşındaki bakire kızlar için de geçerlidir.

Tartışılan fetva ibareleri

Sosyal medyada paylaşılan üç ibareyi bu çerçeveden okuyalım:

  1. "9 yaşında, cimâya mutîka kız annesinin yanından alınabilir" ibaresindeki 9 yaş cimâ sınırı değil, Hanefî mezhebindeki hidâne sınırıdır. 9 yaştan sonra bile bulûğ ve tâkat şartları aranır. Kadı sicillerinde 9 yaşında teslim kararı görülmez.
  2. İmam Şâfiî'nin "bekareti gitmiş küçük kız ancak kendi izniyle evlendirilir" ifadesi, fıkıh kitaplarındaki farazi senaryolardan biridir. İbare tecavüze uğramış ya da akitli kocası tarafından teslimden önce kaçırılmış bir kızı korumayı amaçlar. Babanın yanlış karar verme ihtimaline karşı velinin evlendirme yetkisi kalkar. Teslim olmadan kızla birlikte olan koca, nikâhlı olduğu için zina haddinden kurtulsa da ağır bir ta'zir cezası alır. Kız büyüdüğünde nikâhı feshedebilir.
  3. Şeyhülislam Mehmed Emin Ankaravî'nin Fetâvâ-yı Ankaravî'deki "6-8 yaşında olup iri yapılı ve semiz ise" ifadesi, yaşı ile görünüşü uyuşmayan bir kızın gerçek yaşından şüphe edilmesi durumunu anlatır. Bugün ağır ceza mahkemelerinin şüpheli durumlarda kemik yaşı tespiti istemesi de buna benzer.

"Bulûğa ermemiş olsa da tâkat varsa teslim edilir" ibaresi ise 17 yaşına geldiği halde adet görmeyen kızları (toplumun %2-3'ü) kapsar. Aynı kitaplarda bulûğa erip tâkati olmayan kızın teslim edilmeyeceği de yazar. Ratk (anatomik tıkanıklık), bedensel zayıflık ve hastalık da teslime engel sayılır.

Hz. Âişe hadisi ve aklen kabîh

Hz. Âişe'nin 6 yaşında akdedilip 9 yaşında zifafa girdiğini anlatan hadis sağlam görünür; ancak Hz. Âişe kendi yaşını yanlış biliyor olabilir. Takvimlerin değiştiği, kayıt tutulmayan bir dönemde bu çok olası bir durumdur. Aklen kabîh, yani her zaman ve her toplumda çirkin görülen haksız yere adam öldürme ya da pedofili gibi bir şey hiçbir toplumda örf olamaz. Medine'deki müşrik ve Yahudiler böyle bir durumu Hz. Peygamber'in aleyhine mutlaka kullanırdı. Hadis metninde Ensar kadınlarının Hz. Âişe'yi hayırlı bir günde hazırladığı anlatılır. Ayrıca kaynaklarda bir zarar görüldüğüne dair bir kayıt da yoktur. Bütün bunlardan, yaşının en az 14-15 olması gerektiği sonucu çıkar.

Medeni Kanun ile karşılaştırma

2002 öncesi Türk Medeni Kanunu'nda evlenme yaşı erkek için 17, kadın için 15 idi ve hâkim izniyle 14'e inebiliyordu. Bugün de olağanüstü durumlarda küçüğün evlenmesine hâkim izin verebiliyor. Hâkim, küçüğün bedenî ve fikrî olgunluğuna dair uzman raporu alıyor ve küçüğün menfaatini gözetiyor. 2009 tarihli bir Ankara 8. Aile Mahkemesi kararı buna bir örnektir. Bu, fıkıhtaki tâkat, şefkat ve maslahat şartlarının modern karşılığıdır. Medeni hukukta evlenme ehliyetinin ilk şartının yaş değil ayırt etme gücü olması da fıkıhla aynı mantığı paylaşır.

Kadı, örf ve kopan silsile

Kadı, hükmünü fıkıh literatürü ile cari örften beslenerek, içtihatla verir. Fetva metinleri doğrudan hüküm değildir. Bugün şeriat uygulansa bile kadı asgari yaşı 14-15'e çekerdi. Altay Cem Meriç ile medreseli kesim bu konuda anlaşır; ayrıldıkları nokta ise geçmişin nasıl yaşandığına dair tahmindir. 19. yüzyılda Code Napoléon ile başlayan kodifikasyon, Anglo-Muhammedan hukuk ve 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi gibi süreçlerle şeriat pratiğinin silsilesi koptu. Dava çözmüş hoca kalmadığı için fetva kitaplarının birebir uygulandığı sanılıyor. Sonuç açık: ne geçmişte ne bugün, İslam hukukunda küçük bir kızın kocaya teslim edildiği bir evlilik modeli yok.