İçeriğe geç
1:32:46

Kölelik ve Cariyeliğe Hukuki bir Bakış: Bölüm 2

1:32:46 YouTube'da aç

Hür eşte dört sınırı varken cariyede neden sınır yoktur, harem gerçekte neydi, İslam savaş hukuku esire nasıl bakıyordu? Kadı sicilleri, Batılı tarihçilerin gözlemleri, ayet ve hadisler cariyeliğin bir himaye ve hukuk kurumu olduğunu gösteriyor. Modern dünyanın ise bu konuda önce kendi çelişkileriyle yüzleşmesi gerekiyor.

Cariyede neden sayı sınırı yok?

Daha önce kurduğumuz hukuki çerçevenin üzerine şu soru geliyor: Hür eş dörtle sınırlıyken ve cariye aynı hukuk kurallarına tabiyken, cariyede neden sınır yok? Bunun birkaç hikmeti var.

  • Zengin tekelini önleme: Hür eşte sınır olmasaydı çok zengin kişiler toplumdaki seçkin kadınların hepsini hanelerine toplar, sıradan erkeğe evlenecek kadın kalmazdı.
  • Esirin lehine olması: Cariye ancak savaş esiri olarak gelir; bilmediği bir memlekette sıfırdan başlayan biri için en iyi yer, ona bakabilecek zengin bir hanedir. Sınır konsaydı esirler fakirlere dağılır ya da sokakta kalıp fuhuşa ve istismara açık hale gelirdi.
  • Çoğunun hizmetli olması: Zengin biri bin cariye alsa bile çoğunu mutfakta, tarlada, ticarette çalıştırır; cinsel partner olarak seçtiği sayı çok azdır. Çocuk doğuran cariye ise ümmü'l-veled olarak hürriyetine kavuşur.

Bu durum, ekonomi konularında verdiğimiz bir örnekle de örtüşüyor: 1 kilo buğdayı bir yıl sonra 2 kilo olarak istemek ribâ, ama aynı buğdayı vadeli 20 liraya satmak helaldir. Biri malı tek elde toplar, diğeri toplamaz. Hür kadında sınırsızlık ribâ gibi tek elde birikmeye yol açarken, cariyede zenginde toplanmak cariyenin lehine işler.

Harem algısı ve modern ilişkiler

Yaygın harem algısı bir manipülasyondur. Osmanlı haremindeki kadınların yaklaşık %98'i saray hizmetlerinde çalışıyordu; Enderun'daki erkekler gibi matematik, dil, sanat eğitimi alıyor ve sonra bürokratlarla evlendiriliyordu. Padişahın birlikte olduğu kadın sayısı çoğu zaman 3-5, teorik üst sınır ise 9-10 civarındaydı. Bu sayıyı modern partner sayısıyla karşılaştırmak öğretici: İngiltere'deki bir araştırmaya göre bu sayı erkeklerde 14, kadınlarda 7; Amerika'da ise ortalama 10.

Uygulamada sınırsızlık bir illüzyondur, çünkü kadıya şikâyet hakkı, adalet ve nafaka yükümlülüğü altında birden çok ilişkiyi yönetmek çok zordur. Osmanlı'da tek eşlilik yaklaşık %90'dı, 1880 İstanbul'unda çok eşlilik %2 civarında kalıyordu. 16. yüzyıl Kahire kadı sicillerindeki evlilik sözleşmelerinde kadınlar, kocanın ikinci eş almasını (%41), cariye almasını (%24), başka eve taşımaya zorlamasını (%24), şiddet uygulamasını (%29) ve nafaka ödememesini (%18) boşanma şartı olarak yazdırıyordu.

Teoride sınırsız ama pratikte sınırsız diye bir kavram olmadığını görüyoruz.

Nesep, iddet ve modern çelişkiler

"Kadınlar da sınırsız erkek köleyle birlikte olsun" itirazının cevabı nesebin korunmasıdır: iddet beklenmeden farklı erkeklerle birliktelik çocuğun babasını belirsizleştirir. Ayrıca Zeyd ile Zeynep evliliği, kadın fıtratının daha güçlü eşi tercih ettiğini gösterir.

Cariyeliği eleştirip sorumsuz sevgililik ilişkilerini, güzellik yarışmalarını ya da Avrupa'daki fuhuş komplekslerini olağan görenler çelişkiye düşüyor. Bu ilişkilerde nafaka, miras, nesep ve çocuk sorumluluğu yokken, şeriatta hem evlilik hem cariyelik hukuki çerçeveye bağlıdır. Batı'nın dayattığı ilerlemeci tarih anlayışı yerine İbn Haldun'un ve Kur'an'ın işaret ettiği döngüsel tarih anlayışı benimsenmeli; bugün esirlerin köleleştirilmemesi devletlerarası bir anlaşmaya dayanıyor ve bu durum kalıcı olmayabilir.

İslam savaş hukuku ve esirlik

İslam'da savaş ancak saldırı, zulüm ya da ahdin bozulması durumunda meşrudur; önce İslam'a davet ya da cizye karşılığı güvenlik teklif edilir. Kadınlara, çocuklara, yaşlılara, din adamlarına, ibadethanelere ve ekinlere dokunulmaz; düşman barış isterse Enfâl 61 gereği barış yapılır. İmam Muhammed eş-Şeybânî'nin es-Siyerü'l-kebîr'inde sivillerin korunması, elçi dokunulmazlığı, sığınmacının geri gönderilmemesi gibi bugün Cenevre Sözleşmesi'nde görülen ilkeler zaten bulunur.

Müslüman köleleştirilemez; sulh yoluyla teslim olan şehrin halkı zimmî olarak hayatına devam eder. Yalnızca savaşa katılan esirler köleleştirilebilir, onlar da fidye, takas ya da karşılıksız salıverilebilir. Hz. Ömer, Irak, Suriye ve Mısır'da ordunun ısrarına rağmen kimseyi köleleştirmedi ve toprakları sahiplerine bıraktı. Osmanlı Balkanlar'da feodal serfleri hür reayaya dönüştürdü; Robert Mantran bunu bir sosyal devrim olarak niteler. Charles Verlinden'e göre de Osmanlı fethinden sonra Girit'teki köle ticareti kesildi.

Tarihten köle ve cariye örnekleri

"Köle" kelimesi zihindeki Batılı imajla örtüşmez; tarihten pek çok örnek bunu gösterir:

  • Snouck Hurgronje'nin Mekke gözlemlerinde, kendilerini kurtarmak isteyen Batılılara "ben bu ailenin parçasıyım" diyen köleler
  • Goitein'in A Mediterranean Society'sinde ticaret kervanlarını yöneten me'zûn köleler
  • Endülüs'te kültür ve âdâb-ı muâşereti Avrupa'ya taşıyan azatlı köle Ziryâb; Kurtuba kütüphanesinde çalışan ve çoğu cariye olan 120 kadın
  • Amr b. Âs'ın azatlı kölesi Verdân'ın Fustat'ta kendi adını taşıyan çarşıyı kurması
  • Cariyelikten Mısır hükümdarlığına yükselen Şecerüddür
  • Harem dağıldıktan sonra eski günlerini özleyen cariyeleri aktaran Demetra Vaka ve Osmanlı kadınlarının mülkiyet ve boşanma haklarına dikkat çeken Lady Mary Wortley Montagu

Hasan-ı Basrî ve Atâ gibi büyük âlimlerin mevâlîden, Harun Reşid ile Me'mun'un annelerinin cariyelerden olması da bu kurumun aşağılayıcı bir statü olmadığını kanıtlar.

Ayetler, hadisler ve dört halife

Bu altyapıdan sonra Nisâ 3, 24, 25, Nûr 32-33, Mü'minûn 6 ve Nahl 71 gibi ayetler te'vile gerek kalmadan anlaşılabilir: cariyeyle nikâhta izin ve mehir şartı aranıyor, köle ve cariyelerin evlendirilmesi teşvik ediliyor, mükâtebe isteyenle sözleşme yapılması emrediliyor. Esir kadınla istibra beklenmeden birlikte olunmayacağını bildiren hadis ve Benî Mustalik gazvesindeki azil hadisi de bu çerçevede okunmalı; Hüneyn'de yaklaşık 6.000 esir karşılıksız salınmıştı.

Hz. Ali, Hz. Fâtıma hayattayken tek eşli kaldı, sonrasında 8-9 evlilik ve 17 civarında cariyeyle 35 kadar çocuk sahibi oldu; Hz. Ömer'in 9 evlilikten 14, Hz. Osman'ın 7-8 evlilikten 16 çocuğu oldu. Bu oranlar cariyelerin büyük kısmının ümmü'l-veled olarak hürriyete kavuştuğunu gösteriyor.

Medeni hukuk ve modern dünya

Avrupa medeni hukuku Fransa'da 1970'lere, Almanya'da 1950'lere kadar erkeği aile reisi saydı ve kadına ev işi ile malını paylaşma gibi yükümlülükler getirdi; şeriatta ise böyle yükümlülükler yoktur. United Fruit Company'nin Kolombiya'daki sömürüsü, Osmanlı Yemen'inde kahvenin hür çiftçiler eliyle üretilmesiyle karşılaştırılabilir. ABD'de 2009 tarihli bir araştırmaya göre çalışan kadınların %30'u cinsel ilişkiye yönlendirilmiş, %91'i tacizi bildirmemiştir. Ünlülerin bakıcılarıyla yaşadığı ilişkiler ve gizlilik sözleşmeleriyle susturulan kadınlar, çocuğu olunca hürleşen ümmü'l-veled ile karşılaştırılmalıdır.

Sonuç olarak çelişki gibi görünen her konuda fakihleri suçlamak yerine hukuki boyuta bakmak gerekir; bu en zor konuyu çözen, diğer meseleleri çok daha kolay çözer.