Emevi-Abbasi-Türkler'de Para ve Adalet
# Emevi-Abbasi-Türkler'de Para ve Adalet Tarih · Ekonomi ve Hukuk Gözünden İslam Medeniyet Tarihi, 3. bölüm · 18 Eyl 2026 · 58:17 Bağlantı: https://kokfinans.org/video/emevi-abbasi-turklerde-para-ve-adalet YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=02XdcD0eAi8 Emevilerden Osmanlı'nın eşiğine kadar İslam tarihi, hukuk ve ekonomi gözünden: ilk İslam dinarı, Ebu Hanife'nin iktidarla mesafesi, Bağdat'ta süftece ve mudarebe gibi finans kurumları, mezheplerdeki müphemlik kültürü ve Türklerin hilafetin koruyucusu olarak sahneye çıkışı. Bu kurumlar Avrupa'ya taşınarak modern bankacılığın ve hukukun temellerini etkilemiştir. ### Emeviler: Monarşiye Geçiş ve İlk İslam Parası Hz. Ali'nin şehadetiyle dört halife dönemi kapanıyor ve Muaviye bin Ebu Süfyan Şam merkezli Emevi halifeliğini kuruyor. Biat usulüyle seçilen ve babadan oğula geçmeyen dört halife dönemi bir tür "cumhuriyet"tir; Muaviye'nin oğlu Yezid'i veliaht ilan etmesiyle hilafet soya dayalı bir monarşiye dönüşüyor. Bu dönemde fetihler adeta patlama yaşıyor: Tarık bin Ziyad Cebelitarık'ı geçerek İber Yarımadası'nı fethediyor, doğuda ise 750'ler civarında Talas Savaşı'yla Çin'le temas kuruluyor. Bu temasın en önemli sonucu kağıdın İslam dünyasına geçmesidir; kağıt sonraki yüzyıllarda ilmin ve ticari kayıtların gelişmesinde temel bir altyapı oluyor. Dört halife döneminde Bizans ve Sasani paraları kullanılırken, **Abdülmelik bin Mervan** zamanında üzerinde kelime-i tevhid yazan ilk İslam dinarları basılıyor. Bu paranın gramajı çok standart tutulduğu için dinar güvenilir bir rezerv para haline geliyor ve ticaretle dünyaya yayılıyor. Öyle ki İngiltere'de **Kral Offa**, kendi parasını değerli kılmak için bu dinarı taklit ediyor ve bir yüzüne kendi adını yazdırırken diğer yüzüne anlamını bilmeden "la ilahe illallah" yazdırıyor. ### Mevali Meselesi ve Abbasilerin Yükselişi Emevilerin en çok eleştirilen yanı, Arap olmayan Müslümanlara (mevali) karşı yönetimde ve vergilendirmede ayrımcı davranmaları. Buna sarayların lüksü ve şatafat da eklenince taşradaki çiftçi halkta rahatsızlık büyüyor. Abbasi hareketi, Emevilerin güçlü olduğu Şam ve Irak'tan değil Horasan'dan başlıyor; Zap Nehri'ndeki savaşla Emevi ordusu bozguna uğratılıyor ve hanedan tasfiye ediliyor. Abdurrahman Endülüs'e kaçarak orada bağımsız bir emirlik kuruyor; Endülüs Emevileri, İslam medeniyetinin batıdaki "özel bir laboratuvarı"dır. Abbasiler ise 762'de Bağdat'ı, yuvarlak planlı Medinetüsselam'ı sıfırdan inşa ederek siyasetin, ekonominin ve ilmin başkenti yapıyor. ### Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Konjonktür Abbasiler daha özgürlükçü bir düzen vaat etseler de güç kazandıkça Emevileri aratmayan yöntemlere başvuruyorlar. **İmam-ı Azam Ebu Hanife**, zalim yöneticiye başarı şansı varsa karşı koymanın vacip olduğunu düşünüyor; Emevi valisi İbn Hübeyre'nin Kufe kadılığı teklifini "zalimin zulmüne ortak olmam" diyerek reddediyor, hapsedilip kırbaçlanıyor ve Mekke'ye sığınıyor. Abbasi halifesi Mansur'un Bağdat başkadılığı teklifine ise "uygun değilim" diye cevap veriyor; Mansur yalan söylediğini iddia edince Ebu Hanife, yalancıysa zaten kadı olamayacağını, doğru söylüyorsa da uygun olmadığını söyleyerek halifeyi köşeye sıkıştırıyor. Sonunda hapiste vefat ediyor. Ancak bu hikaye "alimler her zaman devlete karşı durmalı" şeklinde romantik bir anlatıya dönüştürülmemeli. Ebu Hanife'nin en büyük öğrencisi **Ebu Yusuf**, ilme önem veren Harun Reşid döneminde devlet kadrosunda yer alıyor ve halifenin isteğiyle adil vergilendirmeyi ele alan *Kitabü'l-Harac*'ı yazıyor; bu eser dünyanın en erken ekonomi kitaplarından biridir. Asıl ders şu: Devlete ne zaman girilip ne zaman uzak durulacağı zamana, yöneticiye ve şartlara göre değişir; her ikisi de kendi döneminde doğru davranmıştır. ### Bağdat'ın Altın Çağı: Beytülhikme, Süftece ve Mudarebe Harun Reşid ve Memun dönemlerinde nüfusu milyonları bulan Bağdat dünyanın en büyük şehri oluyor. Memun'un kurduğu **Beytülhikme**, Yunan felsefesinden Hint matematiğine, Pers astronomisinden tıbba kadar her alanda alimleri bir araya getiren bir araştırma merkezi; devlet alimlere yüksek maaşlar ve eserleri karşılığında altın veriyor. Tercüme hareketiyle Arapçaya çevrilen Yunan klasiklerini Avrupa daha sonra Arapçadan öğreniyor. Uzak ticareti güvenli hale getirmek için **süftece** (havale) geliştiriliyor: Bağdat'taki tüccar parayı fiziken taşımadan Semerkant'taki şubeden tahsil ettirebiliyor. Bu sistem 13-14. yüzyılda Venedikli ve Cenevizli tüccarlarca kopyalanıyor, Avrupa bankacılığının ve sonraki finans sistemlerinin önünü açıyor. Muamelat hukuku da gelişiyor; şirket, ortaklık ve vakıf üzerine eserler yazılıyor. **Mudarebe**de sermayedar parayı, girişimci emeğini koyuyor; kâr anlaşılan oranda paylaşılıyor, zarar halinde sermayedar parasını, girişimci emeğini kaybediyor. Hz. Peygamber'in Hz. Hatice'nin sermayesiyle yaptığı ticaret bunun bir örneği; bu yapı bugünkü risk sermayesinin (venture capital) atasıdır. Adam Smith'in ücretli emek ile faizli borcu öngördüğü yerde Müslümanlar faizsiz kâr-zarar ortaklığını kurmuştu. İtalyanlar bunu *commenda* adıyla deniz ticaretine taşıyor; riskli seferlerin sermayesini çok sayıda küçük yatırımcıdan toplayabilmeleri coğrafi keşiflerin önünü açıyor. ### Mezhepler ve Müphemlik Kültürü Abbasi döneminde mezhepler şekillenirken zan dereceleri ve hüküm kategorileri gibi, modern hukukun ispat standartlarını önceleyen bir bilgi ve hukuk teorisi kuruluyor. Thomas Bauer'in kitabında ortaya koyduğu gibi İslam'da bir **müphemlik**, yani çok anlamlılık kültürü vardır: Nas değişmez, ama aynı usulle farklı coğrafya, zaman ve örfe göre farklı içtihatlar çıkarılabilir. Bu yüzden Maliki'nin Medine'deki, Hanefi'nin Irak'taki ya da Maturidi'nin Orta Asya'daki içtihadı kendi yerinde doğrudur. İmam Şafii'nin Medine'den Bağdat'a, oradan Mısır'a geçtikçe İmam Muhammed eş-Şeybani'yle temasıyla görüşlerini değiştirmesi bunun güzel bir örneğidir. İçtihat, açık uçlu bir sınav sorusuna benzer: Allah'ın imtihanı nihai cevaptan çok usul, niyet ve süreçtedir; isabet edene iki, hata edene bir sevap vardır. Buna karşılık Papa Francis'in 2018'de Katolik Katekizmi'nin 2267. maddesini değiştirerek idam cezasını kaldırması, kuralı bizzat değiştiren bir ruhban otoritesi örneğidir. Hadid suresinin 26-27. ayetleri de kendi icat ettikleri ruhbanlığa bile uymayanları eleştirir. Müphemlik, tarihselcilerin iddiasının aksine İslam'ı evrensel kılan şeydir. ### Türkler Sahnede: Gulamlardan Gölge Hilafete Memun ve Mutasım döneminde Orta Asya'dan **gulam** (yarı köle paralı asker) olarak gelen Türkler orduya alınıyor ve halkla çatışmasın diye Samarra'da tutuluyor. Tolunoğulları Mısır'da özerklik ilan ederek Türklerin sadece asker değil yönetici de olacağını gösteriyor. 10. yüzyılda Şii Büveyhoğulları Bağdat'ı ele geçirip halifeyi fiilen ev hapsine alıyor. Dandanakan'dan (1040) sonra yükselen Selçuklular, **Tuğrul Bey** önderliğinde 1055'te Bağdat'a girip halife Kaim'i kurtarıyor ve "doğunun ve batının sultanı" unvanını alıyor. Dolayısıyla hilafet fiilen Türklere Yavuz Sultan Selim'le değil Tuğrul Bey'le geçmiştir. Şii tehdidine karşı kurulan **Nizamiye Medreseleri** ise ilk sistemli eğitim kurumlarından biridir. Haçlı seferlerinin ardında Avrupa'daki nüfus baskısı, mülksüz kalan soylu küçük oğullar ve Venedik-Ceneviz'in ticari çıkarları vardır; 4. Haçlı Seferi'nde Hristiyan Konstantinopolis'in yağmalanması bunun kanıtıdır. Nureddin Zengi'nin temelleri üzerinde Selahaddin Eyyubi Kudüs'ü geri alıyor. Haçlılar ise kağıt, barut, pusula, süftece ve mudarebe gibi bilgileri Avrupa'ya taşıyor. 1250'lerde Hülagü Bağdat'ı yıkıyor; rivayete göre Dicle mürekkep rengine dönüyor. Müslüman olan **Berke Han**'ın Hülagü'ye savaş açması ve 1260'ta Memlük Sultanı **Kutuz**'un Ayn Calut'ta Moğolları durdurması İslam dünyasını kurtarıyor. Baybars Kahire'de bir Abbasiyi halife ilan ederek gölge hilafeti sürdürüyor. Bu bin yıllık ortak geçmiş, "Suriye'yle ne ilgimiz var" söyleminin ne kadar yersiz olduğunu da gösteriyor. ### Sicilya, Maverdi ve Selçuklu'dan Beyliklere Daha az bilinen **Sicilya**'da Müslümanlar sulama ve tarımı geliştiriyor, Palermo'yu Kurtuba ölçeğinde bir ticaret merkezi yapıyor. Normanlar Maliki hukukundaki lafif kurumundan 12 kişilik jüriyi alıp İngiltere'ye taşımış ve böylece common law'u etkilemiş olabilir. Marsala (Mersa Allah), Caltanissetta (Kal'atü'n-nisa) ve Alcamo (el-kame) gibi yer adları bu mirasın izleri. Halifelik zayıflayıp meşruiyet tartışılırken **Maverdi** *el-Ahkâmü's-Sultaniyye*'de halifenin iki işlevini dini meşruiyet ve devlet düzeni olarak tanımlıyor; ikincisini yürütemeyen halife bir sultan atayabilir. Bu, Türk sultanlarıyla Abbasi halifeleri arasındaki ikili düzenin teorisidir; Maverdi kadı bağımsızlığı gibi konuları Montesquieu'dan yüzyıllar önce tartışmıştır. 1071 Malazgirt'te Alparslan'ın Romen Diyojen'i esir almasıyla Anadolu'nun tarım, maden ve ticaret yolları Selçuklulara açılıyor. Melikşah Ermeni kiliselerini vergiden muaf tutuyor; Urfalı Mateos da onun ölümü üzerine "Hristiyanların babası öldü" diye yas tutuyor. Nizamülmülk döneminde iltizam sistemi ve kervansaray ağı ticareti büyütüyor: > Küfür ile dünya durur ama zulüm ile durmaz. Atabeylerin güçlenmesi, 1240 Baba İlyas isyanı ve Moğol baskısıyla Selçuklu dağılıyor; Osmanoğulları, Karamanoğulları ve Germiyanoğulları gibi beyliklerle Osmanlı'ya giden yol açılıyor. ## Bölümler - 00:00 — Giriş - 01:28 — Emeviler: dinar ve mevali - 08:45 — Ebu Hanife ve devlet - 12:47 — Bağdat'ın altın çağı ve süftece - 15:58 — Mudarebe ve komenda - 18:40 — Mezhepler ve müphemlik kültürü - 29:05 — Gulamlar ve Tolunoğulları - 31:22 — Büveyhoğulları ve Tuğrul Bey - 36:45 — Haçlı seferlerinin ekonomisi - 40:10 — Moğol yıkımı ve Berke Han - 45:42 — Sicilya'daki İslam mirası - 50:19 — Maverdi ve Selçuklu düzeni Etiketler: islam tarihi, abbasiler, selçuklular, mudarebe, islam hukuku, para tarihi [00:00] Selamünaleyküm. Rabbi yessir ve la tassir. Rabb tenin bil. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır. İşlerimi hayırla sonuçlandır. [00:11] İslam medeniyetini ekonomik ve hukuk perspektifinden değerlendirdiğimiz video serisinin ikinci videosundayız. [00:19] Geçen videoda İslam'ın doğuşunu, Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gelişini, dört halife dönemini hukuk ve ekonomi gözünden incelemiştik. [00:32] Daha sonra dört halife dönemi bitmişti ve Emeviler dönemine gelmiştik. Burada da videoyu sonlandırmıştık. [00:39] Bu videoda Emeviler döneminden itibaren devam edeceğiz. Abbasiler, sonra Selçuklular Osmanlı'ya kadar bunu getirmeye çalışacağız. Tabii ki arada bir Endülüs oluyor. Sicilya'nın fetihleri oluyor. Bunları aktaracağız. [00:54] Bu video serisinde geçen de bahsettiğim gibi temel amacım benim bilinen tarihi vakaları veya gerçekleri çokça tekrar edilen, sıkça tekrar edilen şeyleri söylemek değil. daha söylenmeyen [01:08] yönleriyle, daha anlatılmayan yönleriyle, bakılmayan perspektiflerden, hukuki ve ekonomik yönlerinden olayları değerlendirmek. Bu noktada böyle analizler yaparak bu tarihi anlatıyorum. [01:21] Dolayısıyla başka yerlerde göremeyeceğiniz öznel analiz ve yorumları bu videoda bulabileceksiniz. [01:28] En son Haz Ali efendimiz eee radıyallahu anh şehadeti sonrasında tabii ki İslam'da derin bir siyasi kırılma oluyor. Dört halife dönemi bitiyor. [01:38] Muaviye bin Ebu Süfyan artık yeni bir halife olarak İslam dünyasına yön vermeye başlıyor ve Şam'dan eee başlıyor buna. Şam'dan yükseliyor ve Emevi hanedanlığı dediğimiz, Emevi devleti dediğimiz, Emevi halifeliği dediğimiz [01:52] şeyi kuruyor. Eee artık eski dönem ne demiştik? Dört halife dönemi bir cumhuriyet dönemiydi demiştik. Neden cumhuriyet demiştik? Cumhuriyetin tanımı aslında neydi? Monarşi olmayan, babadan oğula geçmeyen, biat usulüyle herhangi [02:04] bir seçim vasıtasıyla dört halife döneminde kabilelerin biat etmesi vasıtasıyla seçilmiş ve babadan oğula geçmeyen bir dönem olduğu için onu cumhuriyet advetmiştik. Ancak Muaviye'den sonra oğlu Yezit'i başa getirdiği için artık Cumhuriyet dönemi [02:19] de sona eriyor ve Yezit'i velah ilan ettiği için de artık monarşiye dönmüş oluyor hilafet. Sonrasında da monarşi şeklinde devam edecek. Yani soy üzerine devam edecek. Dört halkefe döneminde soy üzerine devam etmiyordu. Bu dönemdeki [02:32] toprak genişlemelerine bakacak olursak adeta bir patlama yaşanıyor. Bu dönemde batıya doğru tabii ki de seferler düzenleniyor. Ünlü Tarık bin Ziyad'ın tabii ki Cebeli Tarığı geçerek İspanya iber yarımadasına fethi var. Haritadan [02:46] da görecek olursak aslında şu şekilde. [02:49] Burası Kuzey Afrika. Gördüğünüz gibi Mısır'ın batısı oluyor. Burası işte Fas, Fas oluyor. Buradan Tarık bin Ziyat, şurası Cebeli Tarık oluyor. Yani Tarık bin Ziyad'tan geliyor ismi. Eee, [03:03] gemilerle karşıya geçerek İber yarımadasını yani İspanya'nın güneyini fethediyor. Hatta Fransa içlerine kadar fetihlerini devam ettiriyor. Bu Emevi e döneminde gerçekleşiyor bu fetihler. [03:17] Tabii ki paralel zaman dilimlerinde 750 civarlarında Çin tarafında yani doğu tarafında da ilerleme devam ediyor. Çok hızlı bir biçimde Talas Savaşı meydana geliyor. Abbasi tabii o biraz Emevilerin sonlarına doğru olmuş oluyor. Bu Çin ile [03:31] olan temasta önemli olan şey Çin'de hem İslam gidiyor. Önceki videoda zaten Çin'deki camilerden sahabelerin yaptığı camilerden böyle Çin mimarisine göre olan camilerden göstermiştik. Burada en önemli şeylerden bir tanesi Çin'den [03:44] kağıt geliyor. Bu kağıt teknolojisi İslam'a geçmiş oluyor 750'li yıllarda. [03:48] Bu küçük bir detay gibi görünse de aslında kağıdın yaygınlaşması sonraki yüzyıllarda ve sonraki dönemlerde İslam'da ilmin eee ve ticari kayıtların çok iyi tutulmasına ve çok ilerlemesine eee sebep olacak bir e araç oluyor. [04:01] Dolayısıyla Çin'den kağıt almamız bu dönemde e önemli bir altyapı rolü üstlenmesini sağlıyor. Emeviler döneminde tabii ki e para ve ekonomiyi düşünecek olursak ilk biliyorsunuz dört [04:13] halife döneminde biz ve Sasani paralarını kullanıyorduk. İlk defa Emevi döneminde halife Abdülmelik bin Mervan zamanında İslam sikkeleri bastırılıyor, dinarları bastırılıyor, altın parası [04:27] bastırılıyor. Böylece artık İslam üzerinde İslami figürler olan İslam'ın kendi, halifeliğin kendi parası kullanılmaya başlanıyor. Üzerine kelime-i tevhit yazıyor. Şu şekilde eee parayı görebiliriz. E üzerine kelime-i [04:41] tevhit eee yer alan bir para aslında. [04:44] İslam'ın eee parası. E ilk defa Emeviler döneminde bastırılmış oluyor. Hatta daha sonra bu para o kadar yaygınlaşacak ve rezerv para birimi dünyada o kadar güvenilir bir para birimi olacak ki İngiltere'de Kral Offa bu parayı taklit [04:58] etmeye çalışacak ve paranın bir yüzüne kendi ismi Kral Offa yazarken diğer yüzüne de yanlışlıkla la ilahe illallah yazdıracak. Çünkü anlamını çok bilmediği için. Yani ilk defa İngiltere Kral Ofal'ın parasında la ilahe illallah [05:10] yazacak. Bu neden böyle? Çünkü o dönem altın paraların gramının standart olması çok önemli. Şimdi ben size bir altın, bir altın dinar veriyorum ama bu 4 gram mı, 375 gram mı, 3,5 gram mı? Hassas teraziler de yok. O yüzden güvenilir [05:24] paralar daha çok tercih ediliyor. Yani hep aynı gramda basabilen devletlerin parası, standardize olmuş devletlerin parası daha çok kullanılıyor ve Emevilerin bastığı bu para çok standardize. Gramı gramına çok iyi tuttuğu için ve piyasada bu bilindiği [05:38] için ve güvenilir olduğu için Müslümanlıktan dolayı bu ticaretle tüm dünyaya yayılıyor ve İngiltere'de de bunun namını duyduğu için buna benzer bir para yaparak kendi parasını değerli hale getirmeye çalışıyor. Onu da gösterelim. Bakın şu şekilde eee [05:51] benziyor zaten. Şu kısımlarını görebilirsiniz. Şurada la ilahe illallah yazmış oluyor. Şurada da ofa yazıyor. [05:56] Yani kralın kendi ismi yazıyor ön yüzünde. Arka yüzüne de e benzetmeye çalışmış eee Emevilerin parasına. Tabii Emevi iktidarında bu tarz güzel şeyler olurken kötü şeyler olmuyor muydu? Her zaman her iktidarın her zaman iyi, her [06:09] zaman da kötü şeyleri olmuştur. Emevi iktidarında en çok şikayet edilen konulardan bir tanesi aslında Arap ırkçılığı yani mevali eee meselesiydi. [06:17] Devlet yönetiminde olsun, vergisel konularda olsun, halka yapılan kolaylıklar konusunda olsun Araplarla Arap olmayanlar ve özellikle kendi kabilelerinden, kendine yakın olan kabilelerinden olanları biraz daha ayırmacı hareket ettiği tarihi bir [06:31] vakadır. Eee bu da halkta birtım rahatsızlıklara tabii ki yol açıyor. eee günün sonunda zaten Abbasilerin gelip hilafeti devralmasına sağlayacak şeylerden bir tanesi de etkenlerden bir tanesi de bu mevali ve Arapçılığı [06:45] meselesi oluyor. Yani halkta bir ekonomik şikayet, vergisel şikayet, yönetimsel şikayet, kendilerinin iyi temsil edilememesi mevali olmayanlara göre daha dezavantajlı konumda olduklarına dair şikayetler artıyor. [06:57] Aynı zamanda Emevilerin kendilerine saray yaptırması, lüks içinde yaşaması, şatafat içinde e yaşaması biraz Taşra'daki ve çiftçi halkı Hebaı rahatsız ediyor ve bu giderek bir baskı unsuru haline gelmeye başlıyor. Tam da [07:11] bu noktada e Horasan'dan yani Orta Asya taraflarından Abbasi eee hareketi başlıyor. Bu neden Şam'dan veya Irak'tan olamıyor? Çünkü orada Emeviler çok güçlü. Oradan bir hareket başlatamazsınız direkt kafanızı ezerler. [07:25] O yüzden bu hareket, Abbasiye hareketi, Orta Asya'dan, Horasan'dan başlıyor. E, Emevi ordusuyla ilk karşılaşmada Irak'ta Zap Nehri var. Orada eee, gerçekleşiyor ve Emevi ordusunu bozguna uğratıyor Abbasiler. Eee, böylece artık Emevilerin [07:40] içlerine doğru Şam'a kadar geliyorlar ve Emevi soyunu tamamen tasfiye ediyorlar ve hilafeti ele geçiriyorlar. E, son Emevi halifesi de Mervan'da Mısır'a kaçıyor. Bir de Abdurrahman var. O da Endülüs'e kaçıyor. Orada da Endülüs'te [07:53] bağımsız bir emirlik kuruyor. Endülüs eee Emevisi dediğimiz İslam medeniyetinin batıdaki özel bir laboratuvarı oluyor aslında. Hiber Yarımadası ve Enüs Emevileri. E ama Arap coğrafyasında ve Ortadoğu coğrafyasında [08:08] artık Abbasiler artık hilafeti ele geçirmiş oluyorlar. Abbasiler yeni merkezini Şam yapmıyorlar. Şam'da Emevi camisi var. Yani Emevilerin merkezi Şamlı biliyorsunuz ama Abbasiler yeni bir merkez kurmak istiyorlar. Bunun için [08:21] de Irak'ta Bağdat kentini seçiyorlar kendilerini ve sıfırdan bir şehir inşa ediyorlar. Medinetü Selam eee yani yuvarlak bir şehir mimarisinde çok güzel bir düzenli bir yapı inşa ediyorlar. [08:31] 762'de siyasi bir başkent, ekonomik bir başkent, ilmin başkenti yani her şeyin başkenti haline gelen proje bir şehir tasarlıyorlar. Burada tabii ki Abbasiler, Emevilerin işte o baskıcı ruhunu yok edeceğiz. daha özgürlükçü, [08:45] daha işte İslam daha yaşatacağız diye vaatlerle geliyorlar. Ama aslında yine gücü devşirdikçe tam olarak eee o şekilde gerçekleşmiyor olaylar. İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin eee yaşadıklarından da bunu rahat bir şekilde [08:58] anlayabiliyoruz. Abbasi isyanından önce yani Abbasilerden önce eee Emevilere karşı çıkıyor. E İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Ehlibeyt mensuplarını işte Zeyd bin Ali gibi onları destekliyor ve Ebu Hanife şöyle düşünüyor: "Zalim bir [09:12] yöneticiye karşı eğer başarı şansın varsa karşı koymak vaciptir diye düşünüyor ve Emevilerin biraz adaletten saptığını da yer yer dile getiriyor." [09:20] Eee, bunu gören tabii ki Emevi yönetimi, Emevilerin Irak valisi Ebu Hubeyre. Ebu Hanife o sırada Irak'ta biliyorsunuz Irak valisi Ebu Hubeyre Ebu Hanife'nin halk üzerindeki etkisinden etkili bir alim. Halk üzerinde de tesiri olan bir [09:34] alim. ondan yararlanmak için ona Kufe kadılığını eee teklif ediyor. E Hanife de zalimin zulmüne ortak olmam diyerek bu kadılık teklifini reddediyor. Bunun üzerine hapse atılıyor vali tarafından ve kırbaçlanıyor, cezalar alıyor ve [09:47] artık iltica etmek zorunda kalıyor. Yani Mekke'ye gidiyor artık Irak'tan eee Mekke'ye doğru iltica ediyor ve Mekke'de yaşamaya başlıyor yıkılana kadar Emeviler. Daha sonra Abbasiler halifeliği tekrar eee alınca işte Ehlibeyt'in hakkını tekrar iade [10:01] edeceğiz, adaleti tesis edeceğiz gibi vaatlerde bulununca eee Ebu Hanife ne güzel deyip devrime başta sıcak bakıyor. [10:08] Ama Abbasiler dediğim gibi güç kazandıkça Emevileri aratmayan yöntemlere başvuruyorlar. Halife Mansur var. Abbasi halifesi Ebu Hanife'yi işte yine aynı mantıkla görüşlerini kontrol altı almak ve devlet içerisinde yer sistematik bir şekilde ona yer vermek [10:22] için e Bağdat baş kadalığını ona teklif ediyor. Ebu Hanife ise ben bu işe uygun değilim şeklinde cevap veriyor. Mansur da öfkeleniyor. Yalan söylüyorsun sen buna uygunsun. Hani senin büyük bir alim olduğun belli. Yani eee yalan [10:34] söylüyorsun. Bu açıkça diyor. Ebu Hanife de diyor ki eğer yalan söylüyorsam yalancıdan zaten kadı olmaz. Beni kadı seçme zaten. Eğer doğru söylüyorsam da uygun olmadığımı söyledim. O zaman yine seçme diyerekten halifeyi mantıkla ters [10:45] köşeye getiriyor. E Mansur da buna tabii ki eee kızıyor. Çünkü Mansur biraz daha böyle otoriter, biraz daha sert bir halife. E öyle olunca Ebu Hanife'yi hapse attırıyor. Eee yani hem Emeviler döneminde hem Abbasiler döneminde İmamı [10:58] Azam Ebu Hanife maalesef hapislerde kalmıştır. Eee bu sefer de işte hapislerde işkencelere maruz kalıyor, zindanlarda kalıyor ve maalesef e hapiste eee vefat ediyor imam. Bu da böyle üzücü bir eee durum. Ama mesela şimdi bunu anlatıyorlar. eee ve işte [11:12] İslam'da halifeliğe, devlete işte alimlerin karşı çıkması gerektiğine dair bir anlatı olarak bu sunuluyor. Bu doğru. Ama burada konjonktür de önemli. [11:20] Mesela İmam İmam Azam'ın iki önemli öğrencilerinden birisi olan Ebu Yusuf yine Abbasiler döneminde devlet kadrosuna yerleşiyor. Devletle içli dışlı. Ne oldu? Bu bir tezat mı yani? [11:30] Hayır. Konjonktür değişti. Şimdi Halife Mansur, Ebu Hanife dönemindeki Halife Mansur otoriter bir kişiydi. Eee, serte baskıcıydı. Ama Ebu Yusuf'un şimdi en önemli en büyük öğrencilerinden Hanefiliğin fıkıh babalarından yine [11:44] sayılan içtihat babalarından sayılan Ebu Yusuf bu sefer de Harun Reşid döneminde devlette iç içe yer alıyor. Neden? Çünkü Harun Reşit daha alimlere önem veren, daha ilme önem veren, eee, daha yumuşak [11:57] huylu bir halife. O yüzden konjonktüre göre yani böyle böylece Devlet Hanefi mezhebi ekolüne giriyor. Hatta bu önemli. Yani statücu olmak, böyle sabit fikirli olmak önemli değil. O dönemde Ebu Hanife'in yaptığı doğrudur. Bu [12:09] dönemde Ebu Yusuf öğrencisinin yaptığı doğrudur. Yani devlete ne zaman girip ne zaman çıkacağını oradaki konjonktüre, oradaki yöneticinin kendisine, fikirlere, zamana, cofaya göre bunlar değişebilir. İşte romantikler diyor ki, [12:20] "İmam Azam yöneticilere baş kaldırdı. [12:21] Zindanlarda çürdü. Biz de böyle yapmalıyız, isyan etmeliyiz falan." Ama en büyük öğrencisi yöneticilerle kol kola gidiyor. Hatta Kitabul Haraç diye kitap yazıyor. Devlet yönetimi işte nasıl vergi alabilir? Halkı nasıl daha [12:32] adil bir şekilde vergilendirme yapabilir? Ekonomiyi nasıl daha adil bir şekilde yönetebilir? Harun Reşid Ebu Yusuf'tan bunları yazmasını istiyor ve Ebu Yusuf buna dair bir kitap yazıyor ve külliyatımızdaki ve dünyadaki en erken [12:44] ekonomik kitaplardan bir tanesidir bu. [12:47] Baş ucu kitaplarımızda yani böyle faydaları var. Dolayısıyla burada tek bir yönden bakmak doğru olmuyor. Her zaman olayları içinde bulunduğu duruma göre değerlendirmek gerekiyor. Tabii ki Abbas döneminde de en eee parlak altın [13:00] çağı diyebileceğimiz dönem eee Harun Reşit ve memun dönemleri olmuş oluyor burada. Çünkü neden? Eee, Bağdat çok büyüyor. E her şeyin merkezi haline geliyor. Yani dünyadaki en büyük şehir haline geliyor. Birkaç milyona ulaşıyor [13:14] nüfusu Bağdat'ın. İşte 111 gece masallarına falan vesaire bir sürü şeye konu oluyor. Orada Beytül Hikme yani Bilgelik evi açılıyor. Memun döneminde kurulan bir kurum bu. Yani modern bir üniversite, laboratuvar, araştırma [13:26] kurumu, alim, ilim merkezi gibi bunu düşünebiliriz. İşte Yunan felsefesinden, Hint matematiğinden, Pers astronomisinden, Suriye'deki tıp bilimlerine yani her türlü alimler akın Bağdat'a geliyor. Neden? Devlet bunu destekliyor. Büyük bir tercüme [13:38] hareketi başlıyor. İlk defa zaten Yunan klasikleri Arapçaya çevriliyor. Daha sonra bu Arapça metinlerden zaten Avrupa öğrenecek Yunan felsefesini ve Yunan'daki metinleri. Yani bir nevi İslam'ın eee altın ilim dönemi. Orada [13:52] her türlü ilim icra ediliyor ve dünya çapındaki her alim oraya gelmek istiyor. [13:56] Neden? Orada bir eee topluluk ekosistem oluşuyor ve devlet bunlara, alimlere çok iyi maaşlar veriyor. Yaptıkları her bir eee icatta veya her bir kitapta ağırlığınca altınlar veriyor. Yani devlet çok iyi bir politika burada [14:09] yürütüyor. Eee daha sonra tabii ki Moğollar geldiği zaman bu Bağdat'taki dünyanın en büyük ve en çok içerisinde bilgi barındıran kütüphanesini yakıp yok edecek. Eee bu da dünyadaki bilgi birikiminin, eee geriye gitmesine neden [14:23] olacak. Böyle bir acı durum da var maalesef. Peki başka ne oluyor Abbasiler döneminde? Eee, işte uzak diyarlara Müslümanlar her yeri fethettiği için uzak diyarlarda da tabii ki uluslararası ticaret yapılıyor. Bu ticareti [14:34] yürütebilmek için de suftece yani havale denilen bir yöntem geliştiriliyor. Bunl Bağdat'ta bir eee tüccarım. İşte gidiyorum Orta Asya, Semerkant'a bir ticaret yapıyorum. Ama bu parayı yanımda taşımak, altın sikkeleri yanımda taşımak [14:46] güvenli değil, değil mi? Yolda kervanlar her an suya uğrayabilir ve çalınabilir. [14:50] Pek çok şey olabilir. Para taşımak mantıklı değil. O zaman sufteci, havaalanı sistemi. Benim Bağdat'ta da bir şubem var. Semerkant'ta da bir şubem var. Şubeler arasında ben sadece güvercinle haber vererekten o kişi işte şuradan parasını alacak, bu kişi buraya [15:03] parasını yollayacak gibi ilk dönem havale sistemini aslında geçiyor. Para taşımadan siz farklı şubelerden paranızı almış oluyorsunuz. Bu fiziksel para taşımadan eee yapılan bu ödeme sistemi aslında batıda buradan görüp daha sonra [15:16] 13 14. yüzyılda özellikle eee Venedik ve Cenevis tüccarları eee bunu kopyalayacaklar. Daha sonra bu Avrupa'da ilk defa bankacılık sisteminin, daha sonra borsa, daha sonra finansal sistemlerin oluşmasına önemak olacak. [15:27] Aslında bu ilk defa Abbasilerde yani Müslümanların bulduğu bir yöntem, dünyaya kazandırdığı bir yöntem. Ama bunun eee gelişmiş versiyonlarını Benedikli ve Cenevizli tüccarlar Avrupa'ya yayacaklar. Hatta Rotchild ailesi var. Ünlü Yahudi biliyorsunuz. [15:42] Onlar da bu sistemi kullanarak işte 5 oğlunu işte Frankfurt, Paris, Londra gibi Avrupa'daki farklı şehirlerde kullanarak bu havale sistemi, suhtec sistemini eee oluşturuyor ve buradan büyüyorlar onlar da bankacılık sisteminde. Yani önemli bir sistem. Daha [15:56] sonra tabii ki hukuklar gelişiyor. [15:58] Ticari hukuklar, muamelet hukukları gelişiyor. İşte müdarebe sistemi, şirket sistemleri, ortaklıklar, vakıf kültürleri buna dair kitaplar yazılıyor. [16:05] Yani ticari olarak hukuka dair e pek çok orada yapı oluşturuluyor. Ve bunlardan bir tanesi de müdarebe dediğimiz şey nedir? Risk sermayesi. Yani bir bir yatırımcı vardır. Finansı sağlar, kapitali sağlar, parayı sağlar. Bir de [16:18] girişimci vardır. Girişimci de emeğini sağlar. Eee ve aralarında anlaşırlar. [16:22] İşte para kar edersek %30'u senin %70'i benim. Zarar edersek de sadece sermayedere parası gidiyor. Girişimcinin de emeği gidiyor. Böyle bir sistem bu. [16:33] Hatta Peygamber Efendimiz sallallahu aley ve sellem Haz Hatice ile de bu müddarebe sistemini yapmıştır. Hazice parayı vermiştir. Peygamberimiz sallallahu.y ve sellem de o parayı işletmiştir. Yani kervanlarla ticaret yapmıştır. Karı da anlaştıkları oranda [16:45] paylaşmışlardır. Bu ilk defa dünyada VC dediğimiz yani venture capital dediğimiz sistem. Bugün Silikon Vadisinde işte yatırım yapıyorlar ya. Yatırımcı arıyorsun sana yatırım yapıyor, sermayer oluyor, ortak oluyor. Yatırımcı bir şey [16:56] yapmıyor aslında. Sen girişimci olarak işlerini yapıyorsun. Kar edersen karı paylaşıyorsunuz. Zarar edersen de yatırımcının parası yanlış oluyor. Yani bu Silikon Vadisine kadar uzanan bu silsile, onların öğrendiği şeyler ilk [17:06] defa Müslümanlar buldu bunları ve Müslümanlar tarihte uyguladılar. E Adam Smith işte ulusların zenginliği kitabında ne diyordu? birisi ücretli emeğini verecek, diğeri de faizli borç verecek diyordu. Ama Müslümanlar bunu faizsiz kar zarar ortaklığına, risk [17:20] sermayesi ortaklığına eee getirerekten bir çözüm bulmuştu. Modern dünyada artık faizde e ilerlemeye başlıyorlar. Hatta İtalyan tüncarlar yine Venedikler, Cenevizliler Müslümanlardan havaleyi sufteceyi öğrendikleri gibi bu müddarebe [17:33] sisteminde öğreniyorlar. Hatta ismine de komenda diyorlar ve bununla deniz ticaretinde kullanmaya başlıyorlar. [17:38] Şimdi deniz ticaretinde kullanmaya başlamak ne demek? Şimdi bir gemi gidecek ama eskiden gemilerin gitmesi riskli. Yani 10 gemi gidiyorsa üçü ddü geri dönebiliyor. Diğerleri işte saldırıya uğruyor. Yolunu kaybedip okyanusta yok oluyorlar. Mürettebatın [17:51] çoğu orada bir denizcilik hastalığı var. [17:53] Ona uğruyorlar. Yani riskli bir iş. Uzak diyarlara gemi gönderip oradan ticaret yapmak riskli bir iş eski dönemde. [17:59] Dolayısıyla bunun bir şekilde kapital parayla buluşması lazım. Bir kişinin tek başına yapması için e riskli. Çünkü tüm sermayeni kaybedebilirsin. Bu müddar sistemini öğrenince Venedikçe Nevizler Komenda sistemi diye bunu getiriyorlar [18:13] Avrupa'ya ve diyorlar ki kardeşim normal halktan siz sermayedar olacaksınız. Siz parça parça işte 1000 kişiden paraları topluyorlar. Eee siz işte yatırımcı olacaksınız. Eee biz de gemiyi işleten olacağız. Bu sayede sermayeyi rahat [18:26] toplayabildikleri için kar zarar ortaklığıyla çok fazla gemi göndermeye başlıyorlar. Bu da zaten coğrafi keşiflerin önünü açıyor. Eee, yani coğrafi keşiflerin olmasını sağlayan şey bu müddarebe sistemini Venedik Cenevizlerini öğrenip Avrupa'da [18:40] uygulamaya başlaması. Aslında şimdi bu Abbasi döneminde de yavaş yavaş artık eee mezhepler oluşmaya başlıyor. Mezhep alimleri, dört mezhep alimleri çıkmaya eee başlıyor ve artık oturmaya başlıyor. [18:52] Daha doğrusu fikirleri birbirlerinden etkilenmeye başlıyor. Tabii ki burada çok üstün bir hukuk sistemi dünyada çok sonraları keşfedebilecek eee bilgi teorisi, haber teorisi, hukuk teorisine dair pek çok norm burada bizim [19:05] alimlerimiz tarafından belirlenmiş oluyor. Mesela zan dereceleri. Mesela hukuki hükümlerde zan derecesi vardır. [19:10] işte kati bilgi, zanni galip, şüphe vesaire ya da bir eee hukuki karar için işte sadece evet hayır haram helal değil işte mübah mekruh falan gibi 56 çeşit farklı eee dereceye göre eee cevaplar [19:23] eee ihtimalli ihtimal içeren cevaplar olacak şekilde bir hukuk sistemi de gelişiyor. Modern hukuk teorisinin aslında ispat standartları de bizim eski 8. yüzyılda bizim alimlerimizin bulduğu şeyler oluyor. İslam'da müphemlik [19:38] kültürü vardır. Bao'nin zaten bir kitabı vardır İslam ve müphemlik diye. Yani müphem ne demek? Yani eee böyle biraz daha açık seçik olmayan, biraz daha flu yani biraz daha üzerine yorum yapabileceğiniz, yorumla esnetip kendinize uydurabileceğiniz anlamına [19:52] geliyor. Zaten mezhepler de bunu kullanıyor. Bir nas var. Kur'an ve sünnet nası var. Siz oradan bilgiyi alıp eee aslında müpemlik kültürüyle işte farklı yorumlamalarla kendi halkınıza, kendi coğrafyanıza, kendi zamanınıza, [20:06] örf adetinize göre eee müpemlik altında içtihatlarınızı yapıyorsunuz. [20:11] Dolayısıyla Maliki mezhebinin Medine'de verdiği bir içtihat orada doğruyken Hanefi mezhebinin Irak'ta verdiği bir içtihat veya Orta Asya'da Maturidi'nin verdiği bir içtihat orada doğru oluyor. [20:22] İkisi farklı kararlar vermiş olabilirler ama zaten kendi halklarına, kendi örf adetlerine, coğrafyalarına ve zamanlarına göre bunu veriyorlar. Bunu sağlayan şey de İslam'daki müphemlik eee kültürü oluyor. Yani naslardan, ana [20:34] kaidelerden hüküm çıkarıyorsunuz siz. [20:36] mezhepler işte hicri 4. yüzyılda aslında yavaş yavaş şekillenmeye başlıyor. Yani şimdi biz eee işte Hanefi mezhebi dediğimiz zaman Ebu Hanife'nin görüşleri anlamına gelmiyor bu. Ebu Hanife'nin görüşleri de var. Öğrencilerinin [20:48] görüşleri de var. Yani o mezhepte o usul, o bir usul koyuyorlar. Biz diyoruz ki Kur'an'ı, sünneti eee şu şekilde anlayacağız. Bizim usulümüz bu. Yorum çıkarma yöntemimiz bu. Ondan sonra İmam Azam çıkarıyor. Bazen bunu ihtilaf [21:01] ediyor öğrencileri. Ebu Yusuf çıkarıyor, ihtilaf ediyor. İmam Muhammed Şeybani çıkarıyor. Farklı silsileler halinde hocalarına itirazlar ederek. Çünkü neden? Adam 50 yıl sonra yaşıyor, 100 yıl sonra yaşıyor. Şimdi 100 yıl önceki [21:11] dinamiklerle 100 yıl sonraki dinamikler farklı. Veya adam Irak'ta yaşarken geliyor Semerkant'a. Semerkant'taki dinamikler farklı. Irak'taki, Mekke'deki, Medine'deki, İstanbul'daki dinamikler farklı. O zaman ne olacak? [21:22] Siz her dinamiğe göre usulünüz aynı olmak kaydıyla farklı hükümler çıkarabileceksiniz. içtihat dediğimiz olay bu zaten. İslam'ın esnekliği ve müphemliği dediğimiz olaydı bu. Nitekim İmam Şafii bile kendi hayatında zaten çeşitli kararlarını değiştirmiştir. Bunu [21:36] şeriat videolarımızda anlatmıştık. Eee bunun neden olduğunu ve şeriatın aslında buna esneklik eee sağladığını söylemiştik. Yani kolektif bir silsile ve hafıza gelişimi ve toplumla uyumlu bir şekilde eee bu içtihatların verilmesi anlamına geliliyor. E İmam [21:51] Şafii Medine'de İmam Malik'in yanındayken daha böyle ehli hadis eee diyebileceğimiz yani daha nakil odaklı eee daha hadis odaklı iken Bağdat'a gittiği zaman İmam Şafii orada İmam Muhammed Şeybani yani İmam Azam'ın öğrencisiyile tanışıyor. Orada fikir [22:05] alışverişinde bulunduğu zaman işte Hanefi hukuk sistematiğini ve usulü biraz daha detaylı öğrendikten sonra Mısır'a gidiyor. Tabii ki Bağdat'tan sonra da y Mısır'da mesela önceki eee Medine'deki ve önceki fetvalarından farklı fetvalar verdiğini görebiliyoruz. [22:19] Yani ehli rey denilen eee sınıfla ehli hadis denilen sınıfta böyle farklı daha miks daha karışık eee görüşler verebiliyor, harmanlayabiliyor, sentezleyebiliyor. Böyle bir faydası oluyor. Mesela Şafii mezhebi için ve mezhep zihin serifini için. Zaten fı [22:33] şeriat da böyle. Çünkü Mısır'daki dinamiklerle, Bağdat'daki dinamiklerle, Medine'deki dinamikler bunlar farklı. [22:39] Dolayısıyla sizin vereceğiniz karar da ona göre değişecektir. Bu şey anlamına gelmiyor. Yani biz İslam'ı şöyle bu zaten Allah'ın muradı da bu. Allah'ın imtihanı da bu. Yani eee her kuralı Allah böyle motomot e yazılı bir kural [22:51] şeklinde kural budur, kural budur, bu böyle açık seçik net buna uyacaksınız gibi yapsa e zaten melekten farkımız kalmaz. Yani nasıl hoca bize okulda derste, sınavda derste anlatıyor. [23:03] Sınavda açık uçlu sorular soruyor, değil mi? Daha yoruma dayalı sorular soruyor. [23:07] Eee çünkü neden? olayın mantığını genel felsefesini anlayıp anlamadığımızı ölçmeye çalışıyor. E tabii ki siz referansınızı yine ana kaynaktan, ana anlatılanlardan alıyorsunuz. Bu içtihat konusunda da referansınızı Kur'an [23:20] sünnetten alacaksınız ama kendi zihninizi, kendi yorumlama becerinizi açık uçlu sorularda yapacaksınız. O yüzden Allah buna izin vermiş. Zaten bu yolu açmış. İnsanlar içtihat yapsın, alimler içtihat yapsın. Bakalım nasıl [23:30] yapacaklar. E düşünsünler, tartışsınlar. [23:32] E imtihanın kendisi bu zaten. Eğer cevap yanlışsa, yanlış içtihat ettiyseniz de bu sefer de gidiş yolunuza puan verebilir Allah ki verir de. Çünkü sizin orada niyetiniz hal. O yüzden içtihat yaparsın. Doğruysa ik saat, doğru [23:45] değilse bir saat. Niye? Allah çünkü seni orada imtihan ediyor. Sen hakkı gözetecek şekilde doğru usulle tutarlı bir şekilde gittiysen sen yanlış cevaba ulaşsan bile zaten imtihanın kendisi verdiğin nihai içtihatın doğru olup [23:57] olmaması değil. oradaki süreç, oradaki yol, oradaki niyetin, eee, oradaki usulün, e, ve o içtihadı yapman zaten imtihanın kendisi. Onu yaptığın an zaten imtihanı kazanmış oldun. Yani olay bu aslında. Dolayısıyla bir ezberle geç [24:11] kanunlar var. Onları yap geç. Statik böyle fiks kanunlar böyle değil. Yani mantığı bu şekilde değil. eee, İslam hukukunun yani dolayısıyla birçok hukuk kararı yani hac cezası Kur'an'da çok azdır. 67 tanedir. Çoğunluğu tazir [24:23] cezasıdır. Tacir tazir cezası demek alimin, hakimin, kadının kendisinin yorumlayarak, içtihat ederek olayın o tikel boyutuna bakarak eee o kişi için çünkü aynı vakada farklı kişiye farklı [24:36] hükümler bile verebilirsin. Çünkü o yorum eee senin kendine içtihadına ait bir şey. İslam hukukunda nas değişmez. [24:44] Yani mesela Kur'an ayetini değiştiremezsiniz, sünneti değiştiremezsiniz. Eee ama yorumlayabiliyorsunuz, içtihat yapabiliyorsunuz. Peki papalıkta, Hristiyanlıkta nasıl? Onlar bizzat ruhban olduğu için ve kanunun kendisi oldukları için ve tanrıdan aldıkları [24:56] yetkiyle kanun değiştirme hakkına sahip olduğu için. Örneğin FAFA Papa Francis mesela 2018'de Katolik Kilisesi'in temel öğretilerini içeren bir din ahlak ülkeleri, Kateizm diye bir şey var. [25:07] Kitabının 2267. maddesini değiştiriyor. [25:10] Yani kural değiştirdim diyor. [25:11] Hristiyanlık kuralını değiştirdim diyor Papa. Onlarda böyle çünkü kurallar var. [25:15] Yani artık idam cezasını kaldırmış oluyor. Şimdi bizde öyle değil. Bizde naslardan aldığın ilham ve hareketle temel dayanan oraya koyarak yorum yapıyorsun. Dolayısıyla farklı mezhepler veya farklı alimler farklı yorumlar [25:28] yapabilir. Bu birbiriyle çeliştiği anlamına gelmez. Bu o toplumun ona uygun olduğu anlamına gelen bu tarz şeyler var. Peygamberimize aynı sorunla ya da alimlere aynı sorunla eee kişiler geliyor. Kimisine A diyor, kimisine B [25:40] diyor. Bunu neden böyle diyor? Çünkü kişiye özel olarak bile değişiyor da hüküm. O yüzden Hadit suresi 2627 ayetler var. E burada mesela Allah diyor ki, "And olsun Nuh'u ve İbrahim'i elçi olarak gönderdik. Onların soyundan [25:54] gelenlere de peygamberlik ve kitap verdik. Onlardan doğru yolu bulanlar olduğu gibi birçoğu da yoldan çıkmış kimselerdir." Sonra bunların peşi ardına peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryemoğlu İsa'yı gönderdik. Ona İncili'i verdik ve [26:08] kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. Burası önemli. [26:13] Kendilerinden icat ettikleri ruhbanlığa gelince, kendilerinin icat ettiği ruhbanlığa gelince biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. [26:25] Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onların birçoğu fasık kimselerdir. Şimdi ne diyor? Onlar ruhlık diye bir şey uydurdular. Kendi konseri var. İşte kanonikleri var. [26:38] Hristiyanlığın birçok citlerce kitabı var. Kuralı var. Şimdi Allah diyor ki yani siz bu kurallı ben bunları size tam olarak farz kılmamıştım. Ben ana ilkeler vermiştim. Siz kendi kendinize bir kanonik oluşturdunuz. Daha sonra bunu [26:49] kendinize farz kıldınız. Uymak farzı kıldınız ama sonra da ona uymadınız. [26:53] Yani tutarlı değilsiniz demeye getiriyor. Yani biz buradan şunu anlayabiliriz. Eğer bir hukuk yapmışsak dayanağımızı kutsal kitaptan alan eğer tutarlıysak sanki Allah o konuda tamam okey gibi. Yani yeter ki siz kendi uydurduğunuz kurallara uyun. Tabii ki [27:06] referansını ilahi vahiyden almak kaydıyla ama tutarlı olun. Ona uyun bari. Ama siz bir öyle bir böyle işte hevanıza göre kanonikteki kurala uydum uymadım yaparsanız bu kötü bir şey. [27:17] Dolayısıyla usulümüz olacak. O usule uygun içtihatlar çıkaracağız dinamik olarak. Ona da uyacağız. O zaman ona uydum. Onun için ona uydum da öbürü için uymadım. Allah burada ayeti eleştiriyor bunu. Diyor ki yani madem kendin içtihat [27:30] yaparak bir kural koydun o zaman ona uy. [27:32] Olay bu. Şimdi müpemlik eee dedik bu barelerin kitabında da. Şimdi müpemlik tam olarak belirsizlik eee veya sisli anlama gelmiyor. Yani çok anlamlı aynı anda aynı anda farklı anlamlara gelebilen demektir. Yani çok net ve [27:46] yazılı sivil lov kural moto mot budur gibi değil. Daha iştihada açık yoruma açık şeyler demektir. Ve bu olumlu bir şey. Kötü bir şey değildir. Çünkü ümmetin ihtilafında rahmet vardır hadisi var. Dolayısıyla İslam'ın özünde çok [27:59] seslilik ve müpemlik kültürü yani çok anlamlılık kültürü bu olmasaydı şöyle olurdu. 1000 yılında yaşayan adamla 2000 yılında yaşayan adamın tüm hayatı, dinamikleri, eee, tüm sosyal şeyleri farklı. Dolayısıyla içtihatlar farklılaşması lazım referansını tabii ki [28:12] vahiyden alarak, nastan alarak ama farklılaşması gerekiyor. E o zaman bu müpemlik olmasa hiç farklılaşamayacak. [28:18] Fiks kalacak. O tarihselcilerin anlattığı gibi. Yani bu kurallar sadece 600 yüzyıla Mekke için gelmiştir. [28:24] Oradaki bir laboratuvar böyle sınırlı bir çevredir. Günümüze bunları aktaramayız. Evrensel değildir diyorlar ya. Öyle değil işte. müpem olduğu için evrenseldir. Çünkü sen onu sürekli dinamik olarak farklı coğrafyaya ve zamana göre ve örfü adete göre [28:38] yenileyebiliyorsun. Zaten bizim usullerimiz de öyle. Fıkıh veya işte eee hadis usullerinde deterministik kesin kurallar yok. Hep ihtimalli. İşte zan dereceleri var. 4 be tane sınıf zan derecesi var. İşte eee 4 be tane sınıf [28:50] hüküm dereceleri var. Yani bunlar hep müpemlik, belirsizlik. Ya belirsizlik demeyelim de çok seslilik, çok anlamlılık gibi siz bu zan derecelerinden, hüküm derecelerinden derece derece fetvanızı veriyorsunuz veya vermiyorsunuz veya o bilgiyi eee [29:03] kullanıyorsunuz veya kullanmıyorsunuz. [29:05] Bunlar hep müpemlik kültürünün getirdiği şeyler, avantajlar bunlar aslında. Şimdi Türkler sahneye nasıl giriyor ona bakalım. Aslında gulam sistemi denilen bir sistem var. E gulam demek yani köle asker demek. Tam köle değil de yarı köle [29:17] gibi. Yani aslında paralı asker de diyebiliriz bu kulam sistemine. Halife memun ardından mutassım döneminde işte Orta Asya steplerinden yani Türkler olmuş oluyor. Seçkin askerleri biz de savaşçı bir millet olduğumuz için ve [29:29] askeri askerlikte iyi bir millet olduğumuz için oralardan Gulam'la yani paralı askerlikle yani yerköle eee askerlikle halifelik bir ordu oluşturuyor ve ordusunu buna dayandırıyor. Piyade ve süvari birliklerden oluşuyor. Yani askeri bir [29:43] kariyer odaklı Türkler Abbasilere katılmış oluyor. Y Abbasiler direkt Bağdat şehrine almıyor bu gulamları. [29:48] Onlar için Samarra diye Bağdat'ın biraz dışında bir şehir kuruyor. Bu da neden? [29:52] Yani adamlar asker. Bağdat halkıyla bir çatışma yaşanabilir, bir sorunlar yaşanabilir. Askerleri ayrı bir kamp şehrinde, Samara şehrinde tutuyor gulamları. Türkler bu şekilde Abbasilere e gelmiş oluyor. Daha sonra tabii ki [30:04] yani sen savaşçı, özel eee paralı askerleri böyle çok da zapt edebilir misin? bazı noktalarda farklı durumlar gerçekleştirebilir. Nitekim öyle oldu. [30:13] İşte Mısır'da Arap valilerle yönetilirken bir anda eee Türkler, bu Gulamlar eee yani Tolunoğulları eee tol Mısır valiliğini ele geçiriyorlar ve özerklik ilan ediyorlar. Hatta orada İbn [30:26] Tolun camisi de var hala ayakta. [30:28] Dolayısıyla Mısır'ı Abbasilerden devralıyorlar. Bu da ilk defa şeyi kanıtlıyor. Yani Türkler sadece bu İslam dünyasında asker olarak kalmayacak. [30:38] yönetime de karışacaklar. Bu belli oldu yani. Çünkü Mısır'ı ele geçirdiler. Daha sonra memlük de, memlüer de zaten Türk, onlar da asker. Öyle olunca yani hep bir askerlerin, Türk askerinin hem savaşması [30:52] hem fetih yapması istem yönetimde söz alması tarih boyunca hep tekrarlanacak. [30:57] Burada da görebilirsiniz. Tolunoğulları işte şurası Mısır oluyor. E şeye kadar gitmiş baktığımız zaman. [31:10] Halep'e kadar neredeyse gidiyor. İbn Kolunun Kaire'de yani Mısır'da yani yaptırmış olduğu camiyi de bu şekilde görüyoruz. Yani Tolunoğullarının 868 905 çok uzun bir şey değil ama eee [31:22] bu şekilde olduğunu görebiliyoruz. Daha sonra 10. yüzyıla doğru Abbas hilafetinde bir problemle ortaya çıkıyor. Büveyhoğulları yani bir Şii, İran tarafından Şii tarafından bir eee saldırı, bir sıkıştırma söz konusu [31:37] oluyor ve Bağdat'ı fiilen kontrol altına alıyorlar. Buveyhoğulları Abbas halifeleri saraylarında adeta ev hapsinde kalmaya başlıyorlar. Dini meşruiyetleri var. hala hilafetteler yani halifeler ama siyasi ve askeri [31:50] güçleri elleri kolları kırılıyor. Yani halife namaza bile dışarı çıkamıyor. [31:54] Saraydan dışarı çıkamıyor. Ev hapsinde gibi düşünebiliriz. Bağdat gibi Sünni bir şehirde Şii ritüelleri zorunlu hale getiriliyor. E yani halife kendi başkentinde bir nevi rehin ve mahsur kalıyor. E bu dönemlerde şimdi Selçuklu [32:07] çizgisine bakmamız lazım. Selçuk Bey e işte 10. yüzyılın sonlarına doğru Selçuklular henüz küçük bir Türkmen boyu 1040'ta Dandan Savaşı olduğu zaman Selçuklar asıl devlet olduğu zaman olmuş oluyor. İşte Tuğrul ve Çağrı beyler eee [32:20] devrin süper gücü Gaznelileri yani o dönemde eee o Asya taraflarında, Orta Asya taraflarında Gazneliler var. Eee onu yenince Horasan'da bağımsızlıklarını ilan ediyorlar. Bu Büyük Selçuklu Devleti daha sonra batıya doğru yürümeye [32:33] başlıyorlar ve 1055'e kadar işte 15 yılda Selçuklular tüm İran'ı ele geçiriyorlar. Yani bu Şii tehlikesi olan Selçuklular Sünni. Şii tehlikesi olan her yeri yani İran'ı ele geçiriyorlar. [32:42] Yani büyük bir güç e olma yolunda ilerliyorlar. Bağdat'a kadar geliyorlar. [32:46] Bağdat Büveyhioğullarının elindeydi. Ne demiştik? Halifeyi ev hapsine tutmuşlardı. Bağdat'a kadar geliyor Büvehioğullarının. Çünkü İran'ı yıka geliyor. Eee bu krizi çözen de Türk oluyor. Tuğrul Bey. Şimdi 1055'te [32:59] Bağdat'a giriyor. Büvehullarını kovuyor. [33:02] O şehit tehlikesini artık atıyor. Abbasi halifesini özgürlüğe kavuşturuyor. [33:05] Halife o dönemde Elkaim. Tuğrul Bey'e doğu ve batıın sultanı unvanı veriyor. [33:10] Yani bu bayağı önemli bir an olmuş oluyor. Yani aslında Türkler halifeliği Şiilerden kurtarmış oluyor. Çok büyük bir okul. Ve bunu Tuğrul Bey eee yapıyor. Sünni İslam siyasi ve askeri [33:23] gücünü yeniden kazanıyor bu sayede. Eee ve bunu Türkler başarmış oluyor. [33:28] Dolayısıyla şöyle bir teori de var. Hani biz hilafet ne zaman Türklere geçti? [33:32] İşte Yavuz Sultan Selim sefer yaptığında ilk Osmanlı halifesi olmuş oluyor dedik ya. Öyle değil aslında. İlk Tuğrul Bey diyebiliriz. Çünkü Tuğrul Bey halifeliği aslında resmi olarak almıyor. Yani halifeyi yine Abbaste kalan kişi [33:45] yapıyor. Yani ben halifeyim iddiasında bulunmuyor. Ben sadece koruyucusuyum diyor. Ama aslında kendisi halifeliği kurtaran kişi ve o anda ben halifeyim dese de olabilecek bir kişi. Sadece bunun saygısından yapmak istemiyor. [33:56] Dolayısıyla biz aslında gayrimi olarak ilk halifeyi Tuğrul Bey sayabiliriz. [34:00] Yani Türklerin halifeliği ilk almasından da T Yavuz Sultan Selim'e değil e 1055 Tuğrul Bey'in Bağdat'tan Şiileri Übehoğları koyması kovması olarak alabiliriz yenin halifeliği ve yönetimi ele geçirmesini. Çünkü ondan sonra zaten [34:13] hep sarayda, hep halifenin yakınında, hep danışmanların hep karar vermesinde y Türkler hep etkili rol o alacak. Eee, o saatten sonra Selçukluların bu saatinden sonra. Selçuklular neden peki halife olmadı? Çünkü o dönem bir şey de var, [34:24] hadis de var biliyorsunuz. Halife yalnızca Kureyş kabilesinden olur gibi bir hadis var. Sıhhati sürekli tartışılıyor her dönem. eee bu anlayışın etkili olabileceği de söyleniyor. Eee bir de biz halifenin koruyucusu olalım, [34:35] ona hizmet edelim filan gibi bir e mantık da var. Öyle olunca yani olmak istemiyorlar. Ama bir nevi gölge halife aslında Türkler her zaman eee o saatten sonra. Şimdi bu Şiilerin de tehdit olduğu anlaşılınca şimdi eee [34:48] buoğullarının gelip şey yapması eee Abbasileri kontrol altına alması falan bu tehlike artık anlaşılınca ne oluyor? [34:55] Selçuklu ne çıkıyor? Nizamiye Medreseleri adı altında Şiilere karşı açılmış bir medrese bu. Aslında dünyanın ilk üniversitelerinden işte ilk e medreselerinden sistemli eğitim kurumları olduğu anlaşılıyor. Ya işte Gazali'nin filan rektör olduğu Nizamiye [35:10] Medreselerinde daha sonra şey yapıyor zaten ayrılıyor. Ama Baş eğitmen Gazali mesela bu Nizamiye Medreselerini Selçuklu niye kuruyor? Şii tehlikesine karşı Sünniliği savunmak amacıyla, bunun eğitimini sistematik hale getirmek, [35:23] halka eğitmek ve sünni alimler yetiştirmek amacıyla çok güzel e kaliteli bir eee eğitim merkezi kurmuş oluyor. Bunun amacı da bu. Yani bu şehit tehlikesini bir daha artık yani halifeliğe zarar verecek konuma gelmesini engellemek amacıyla. Bunun [35:37] arkadaki siyasi şeyi de bu. Şimdi artık Abbasiler de yavaş yavaş eee dağılmaya başlayacaklar. Neden? Çünkü işte hazine, bütçe bunları yönetememeye başlıyorlar. [35:46] Bir de Mısır'da Tolunoğulları Mısır'ı ele geçiriyor. İşte İran'da Üveyhoğulları, Kuzey Afrika'da Alebilirler falan ya pek çok yönden farklı baskılara maruz kalıyorlar. Eee bir de aslında ticaret biraz bozuluyor. [35:59] Neden Tolmooğulları Mısır ele geçir de aslında Mısır'da eee Fustat var. Çok önemli bir ticaret merkezi. Denizlere açılma merkezi. Eee yani uluslararası ticaretin çok hızlı döndüğü ve paranın aktığı bir merkez. Şimdi onu da [36:09] kaybediyor. Bu sefer ticari yolları da elinden kaybetmiş oluyor. Şimdi haritaya bakacak olursak şöyle görebiliriz. işte Büyük Selçuklu Devleti de Orta Asya steplerinden gördüğünüz gibi eee geliyor, geliyor, geliyor. İran [36:22] coğrafyasını da zaten fethederek geldi demiştik. İşte Bağdat'a geldi demiştik. [36:25] Eee daha sonrasında bu şekilde bir eee haritaya Mısır'a kadar dayanmış oluyor. O sırada Mısır'da işte Fatimiler var bu haritanın olduğu zamana göre. Şurası Türkiye Selçuklu Devleti, şurası Bizans. Yani Büyük Selçuklu bunu ne kadar eee büyük bir [36:39] coğrafyaya işte Gaznelileri falan yenmiş olmuştu. Horosan şurası olmuş oluyor. [36:45] Orta Asya'daki eee bu şekilde bir haritası söz konusu Büyük Selçuklu Devleti'nin. Şimdi 1096 yılında eee bu sefer de eee Haçlı seferleri başlamaya başlıyor. Avrupa'da nüfus hızlı artıyor [36:58] ama eee topraklar bu nüfusu beslemeye yetmiyor. Avrupa'da da bir feodal sistem var. Feodalıkoklar da toprak sadece büyük oğul kalıyor. Yani eee siz soylu ailedensiniz. Bir sürü e feodal beyisiniz, dere beyisiniz, bir sürü [37:12] çocuğunuz var. Sadece büyük oğlunuza alıyor. E bu durumda mülksüz kalan yani bir sürü çocuğunuz var halbuki diğerleri mülksüz kalıyor. Eee mülksüz kalan bir sürü soylu küçük oğullar var ve şövalye sınıfı var. Bunlar işsiz ama aynı [37:25] zamanda da mutsuz. Eee ne yapacağız yani? E filan gibi düşünüyorlar. [37:28] Papalığın da bir güç arayışı var. eee Avrupa iç savaşlarına fedal çatışmalarını durdurup enerjisini dışa aktarmak istiyor. Bu durumda da bir Haçlı seferler organizasyonunu düzenlemeye başlıyor. Ama burada ticaretle de iç içe işte Venedik, [37:40] Ceneviz gibi aslında şehirler, ticaret şehirleri de bu Haçlı seferleriyle bağlantılı olaraktan kuruluyor. Neden? [37:46] Çünkü haçlı ordularını doğuya taşıma karşılığında eee taşıması lazım orduların işte bir sürü yiyecek içecek. [37:53] Yani bir lojistik işi var burada. Bunlar imtiyazlar koparıyor. Bu Venedikliler, Cenevizliler. Tabii ki o dönem zenginlik, tüm baharatlar, tüm ticaret, eee, ilim her şey İslam'a aitti. Batı artık biz de bunlara sahip olmak [38:06] istiyoruz, eee, düşüncesiyle İslam'a savaş açtı. Ama bu Haçlı seferleri sadece dini bir hedefle yapılan seferler değil. Dediğim gibi ekonomik sebepleri daha büyük diyebiliriz. Hatta bu 4. [38:16] Haçlı seferinde aslında orduyu ortaya çıkıyor. E, Ordunun hedefine Kudüs. Ama ne yapıyor? gidiyorlar Venedik eee Veneti'e saldırıyorlar. Oradaki Dodch bir şekilde allemedio kanyor bir oyun muyun bir şekilde onları Konstantiniye [38:29] yönlendiriyor ve orada bu sefer İstanbul'a rotasını kırıyor. Hristiyan bir şehir yani Bizans'ın başkenti bizzat Haçlılar tarafından tarihin en büyük yağmalarından birine maruz kalıyor. Bu 4. Haçlı seferi sırasında. Burada amacın [38:41] aslında zenginlik kazanmak, para kazanmak olduğu anlaşılabiliyor. Venedik bu yağmayla Bizans'ın deniz ticaret ağını tamamen çökertip Akdeniz'e rakipsiz imparatorluk kurmuş oluyor. [38:51] Yani Venedik akıllıca bir hamleyle aslında İstanbul'a yönlendirip eee İstanbul'un direncini kırıp Akdeniz'i Venedik gölü haline bir nevi yani Akdeniz'de güç devşmek için bunu kullanıyor. Nurettin Zengi tabii ki Türk [39:04] eee anladıların niyetini çok iyi anlamış bir insan. Nurettin Zengin. Eee ve onun ideolojik ve askeri temellerinin üzerine Selahaddin Eyyubi yetişiyor zaten. Ve Mısır'daki Fatimi bölünmüşlüğüne son vererek demin haritada göstermiştik [39:18] Fatimiler vardı. Eee bölgedeki ekonomik bütünlük sağlanıyor ve Selahattin Eyyübi Haçlı ordusunu mağlubiyete uğratıyor ve Kudüs'ü tekrar alıyor. Aslında bunun ideolojik kökenleri ve temeli de Nurettin Zengi'den gelmiş oluyor. E bu [39:33] Haçlı seferlerinde neler oluyor? Haçlı seferleri şimdi biz nasıl Çin'den erken dönemde kağıt bulmuştuk. Bu sefer de haçlılar geldiği zaman bizden bir sürü şeyler öğreniyorlar. Tabii ki kağıdı öğreniyorlar, barutu öğreniyorlar, [39:43] pusulayı öğreniyorlar. Bunu tekrar Avrupa'ya götürüyorlar. Bizdeki ilimleri öğreniyorlar. E bunlar Avrupa'ya gidecek. İşte demin bahsettiğim Venedik cevizlerin komendayı bulması, işte sufteci sistemini bulması, ekonomik şeyler öğreniyorlar. Burada çok fazla [39:56] kazanım elde ediyorlar Harşre seferlerinde. Yani burada kazanımların çoğu dini diye dinden daha fazla bu bilgi birikimi, kowhow kazanımıyla Avrupa'ya gidip Avrupa'da coğrafi keşiflerin ve sonrasında yaşanacak eee kapitalizm ve sömürge düzeninin ve [40:10] günümüze gelecek süreçler başlatılmış oluyor. Bu Haçlı seferlerinin Müslümanlardan bu knowhow'ı, bu bilgiyi öğrenmesinden kaynaklanıyor. Tabii ki e 1250'lere geldiğimiz zaman bir Moğol felaketi dünyayı kasıp kavuruyor. [40:24] Hüagühan var. Cengiz Han'ın torunu. E bu Moğol İlhanlı ordusunu oluyor. Yani İlhanlılar Moğollar olmuş oluyor. [40:31] Hülagal Gühan Bağdat'ı tekrar kuşatıyorlar. Bu sefer de Moğollar Bağdat'ı kuşatıyor ve bu sefer şehri yerle bir ediyorlar. İşte kütüphaneyi yakıyorlar. Halifeyi atların altında ezerek öldürüyorlar. Yani 500 yıllık Abbasi hilafetine Moğollar resmi olarak [40:45] son veriyorlar. Yani yıkımın boyutu şu. [40:47] O dönem Bağdat dünyanın en büyük şehirlerinden bir tanesi. Dünyanın entelektüel başkenti. İşte Beytül Hikme kitaplıkları vesaire var. Bilginin deposu. 3 gün boyunca şehri yağmalıyor, yakıyor, yıkıyor. Yani rivayetlere göre [41:01] Dicle Nehri mürekkep rengine dönüyor. [41:04] Yani o kitapların şeylerinden şey mürekkeplerinden dolayı nehre atıyorlar. [41:09] Çünkü kitapları toparlanamayacak bir şekilde çökertiyorlar. Yani diyorlar ki artık Moğollar galiba İslam'ı da bitirecek, dünyayı da ele geçirecek ve tarihe son verecek gibi bir algı artık herkesin ortasında oluyor. Eee ama şöyle [41:22] bir tarihin ilginç bir tezadı var. Altın orada devleti var. Kuzeyde yani Rusya tarafında eee işte Azerbaycan, Kafkasya gibi düşünün. O taraflarda altın Orada devleti var. Onun e onun hanı da yani yöneticisi de Cengiz Han'ın başka bir [41:37] torunu Berke Han. Eee ve Berke Han Müslümanlığı seçiyor. Yani Moğol olan Cengiz Han torunu olan Berkehan Altınovağlu devletinde Müslümanlığı seçiyor. Hüagü Han'da eee Bağdat'ı [41:48] fethetmişti. Bu sefer Berke Han diyor ki o Müslümanların tüm şehirlerini yıktı. [41:54] Hüagü Han'a söylüyor. Yani İlhanlıların devletinin başı Moğolla hilafeyi öldürdü. Halifeyi öldürdü. Allah'ın yardımıyla bunun hesabını ona soracağım diyor. Yani bir Moğol Cengizhan torunu diğer bir Cengizhan torununa savaş [42:07] açıyor. Birisi Müslüman birisi Müslüman değil ve Bağdat yiyor. Ve ne oluyor? [42:10] Allah kendi eliyle Moğolları yenilgiye uğratıyor ve gerçekten Müslümanlığı kurtaran, halifeyi kurtaran ve coğrafyada çok daha büyük yıkımların olmasını engelleyen şey Berke Han'dır. O yüzden bugün mesela çocuklarımıza Berke [42:23] ismi verildiği zaman seküler bir isimmiş gibi sanki yani İslami bir isim değil yani bizim dinimizden olan bir isim değilmiş gibi anlaşılıyor. Hayır. Yani Berke Han o kadar önemli bir isim ki yani çocuklarımıza bizim herkesin böyle [42:34] Berke Han falan koyması lazım tüm Müslümanların böyle bu ismi yaşatmak için. Çünkü Moğolları durduran isimdir. [42:39] Melkian kendisi Moğol olmasına rağmen ama Müslüman oluyor ve Hülagühan'ı durdurarak Bağdat'ı kurtarıyor. Halifeyi kurtarıyor. Ondan sonra Müslümanlar eee devam edebiliyor bu sayede. Yani tarihi değiştiren adam Berke Han. O yüzden onun [42:51] isminin yaşatılması lazım. İşte bu Berki Hananı zayıflattıktan sonra aynı Calut savaşı var. 1260'ta Suriye topraklarında oluyor. Eee, Memlüklülerden yani Türk tabii ki Kutuz, Memlük Sultanı Kutuz eee Moğollar ordusunu iyice artık piyasadan, [43:06] eee, yok ediyor ve siliyor ve püskürtmüş oluyor. Eee, dolayısıyla memlü son darbeyi Moğollara indirmiş. Eee, Türküler ve coğrafyadan silmiş oluyor. [43:15] Memlüklüler kim? Eee, yani Arap kaynaklarına baktığınız zaman devletü Türkiye diye geçiyor. Yani aslında Türkler, memlükler dediğimiz adamlar. [43:22] Türkler Kıpçak Türklerinden oluşuyor. [43:25] Askeri işte bulan tabanlı paralı askerlerden oluşan bir şey. Ve ne oluyor? Moğolları tamamen sildiği için artık halifeliği tekrar canlandırıyor. [43:33] Ama yine bakın halife olmuyor. Yine Abbasi halifesini eee sembolik olarak yaşatıyor. Yani Abbasi halifesi var ama sembolik var. Yine kararları arkada Türkler veriyor. Dolayısıyla orada bir sembolik dönem oluşuyor. Gölge halifelik [43:46] dediğimiz bir dönem oluşuyor. Yani 1261'de Memlük Sultanı Baybars yani Kutuz'dan sonra gelen bu Aynı Savaşı'nı yaptıktan sonra Kutuz'dan sonra gelen Baybars Abbasi halifesi Abbas ailesinden Elmontasır'ı Kahiri'ye çağırıyor Mısır'a [44:00] eee Memlütleri ve onu halife ilan ediyor. Yani kendi elimizde biz eee adamı halife ilan ediyoruz. Ama bu bir gölge halifelik. Dediğim gibi halifenin dini meşruiyeti var. eee kendisinin de siyasi meşruiyeti oluyor. Bu şekilde kol [44:11] kola bir zaman geçiriyorlar. Yani Yavuz Sultan Selim T17'de Mısır'a gelip halifeliği alınca Türklere geçtiği halifelik değil. İşte bu zamanlardan Tuğrul Bey'den işte Baybars'tan Moğolları yok ettiğimizden sonra yani hep Türkler bu halifeliğin koruyucusu [44:25] olmuşlar. Çünkü savaşan oradaki savaşan millet biz yani. Eee paralı askerler işte o gulam denilen askerler biziz. O yüzden e her defasında halifeliği kurtarıp kendimizi üzerimize almıyoruz. [44:36] Yine bir Abbasi halifini bir Arap eee halifeyi oraya çıkarıyoruz. Yani 200 yıl boyunca eee bir gölge halifelik dönemi oluyor. Daha sonra Yavuz Sultan Zeyn alıp eee onu gerçek bir şekilde Osmanlı'ya geçirmiş oluyor. Dolayısıyla [44:48] işte biz bu Suriye eee sorunu olduğu zaman işte yallah Arabistan'a veya Suriyeliler biz de misafir gitsinler artık. Suriye kim ya? Biz Suriye ile ne işimiz var? Bizim Suriye ile ne alakamız var söylemleri çok saçma. Çünkü bu [45:02] olayların hepsi varken Türkler hep orada. Yani biz Suriye'de eee İstanbul'dan olduğumuzdan çok daha uzun süredir biz eee Suriye'deyiz. Yani biz 1000 yıldır Suriye'yi yönetiyoruz ve oray için savaşıyoruz ve eee oranın yönetimindeyiz. İdare ediyor. Oraya [45:16] esenlik getirdik, birlik getirdik. [45:18] Dolayısıyla Müslüman kardeşimiz Suriye bizim için sadece bir 50 yıllık 100 yıllık bir dönemde hayatımızda. Onun dışında 1000 yıldır biz o coğrafyanın e mihmandarıyız. Böyle olunca sen işte Suriye ile bizim ne ilgimiz var? Yallah [45:32] Suriyeliler gitsin Araplar. Bu mantık nasıl oluyor? Sen zaten oranın yöneticisi, oranın şeyi hamisi sendin. [45:40] Ya bu bakış açısından kurtulmamız lazım. [45:42] Şimdi tekrar biraz geriye gelecek olursak Endülüs çok biliniyor. İşte Tarık bin Ziyad İber yarımadasını fethetti demiştik. Burada Endülüs tabii ki çok biliniyor ama Sicilya çok bilinmiyor. Sicilya İtalya'nın o ayağının e çizmenin altındaki o küçük [45:53] kısım Sicilya olmuş oluyor. Sicilya'yı da Müslümanlar Bizanslardan alarak eee orada orayı fethettiler ve orada yönetime başladılar. YouTube'a falan sicil ya da Müslüman kanıtlar yazarsanız çoğu silinmiş ama hala Müslümanlardan [46:05] kalan kiliseye vesaire sonra çevriliyor gerçi bazı şeyler ama camiler yapılar eee görebilirsiniz. Tabii Müslümanlar oraya gittikleri zaman kendi teknolojileri, bilgi birikimlerini de oraya koyuyorlar. O dönemde tarımı Sicilya'da aşırı geliştiriyorlar. İşte [46:17] sulama sistemi, sulama teknolojileri yapıyorlar. Tarımsal olarak çok zengin bir yer haline getiriyorlar. Daha sonra Palermo var. ticaret merkezi haline getiriyorlar. Onu Akdeniz'in en canlı ticaret merkezlerinden bir tanesi haline [46:28] geliyor bu Halermo. Yani Kurtubala, endüsteki Kurtubayla bu ölçür hale geliyor Halermo. Daha sonra Normanlar eee işte ben şeriat videolarında anlatmıştım İngiltere nasıl şeriatı çaldı diye. Normanlar Sicilya'ya kadar geliyor. Burada Müslümanlarla [46:40] tanışıyorlar ve Müslümanlar da o Maliki mezhebi olduğu için Sicilya'da eee Kuzey Afrika'ya yakın olduğu için onlar Maliki mezhebi oluyor. Maliki mezhebindeki işte Lefif denilen eee hukuk sisteminde yani 12 kişilik jüriyi kendilerine alıyorlar. [46:53] Yani common lov'u içtihadi hukuku yani İslam hukukunu şeriattan pek çok şey öğrenip Normanlar kuzeye götürüyorlar İngiltere'ye. İngiltere bunları alaraktan daha sonra kendi hukuk birikimini yani common dediğimiz hukuk birikimini, anglosakson hukuk dediğimiz [47:07] hukuk birikimini buradan alarak aldığı bilgilerle geliştirecek. Zaten Lefif kurumu 12 kişilik jüri kurumu da buralardan esinlenmiş. Bugün Sicilya'ya gittiğinizde Sicilya'da mutfağındaki pek çok şey ondan sonra yer adları, tarım [47:20] geleneğindeki pek çok terim. Bunların çoğu Arapçadan ve Müslümanlardan gelen terimlerdir. İşte mesela Marsala var değil mi Sicilya'da? Marsal Allah yani Allah'ın limanıan geliyor Marsala. İşte eee Kaltaniseta var. O da Kalat Ennisa [47:34] yani kadınlar kalesinden geliyor. Alkama var. O da El Kama yani buğday demek. [47:39] Oradan geliyor. Yani bunlar en çok bilinenleri. Bunun gibi böyle yüzlerce binlerce Müslümanların eseri kelimeler, eee, yer isimleri, şehir isimleri mevcut Sicilya'da. Yani Endülüs'ü çok iyi biliyoruz ama Sicilya'yı çok bilmiyoruz. [47:51] Dolayısıyla Sicilya'yı da bizim öğrenmemiz lazım. Sicilya şurası işte İtalya'nın çizme ayağı olduğunu söyleyebiliriz. Eee, şurası Akdeniz oluyor. Şurası Kuzey Afrika. Berberiler var. İşte burada görüldüğü gibi. Eee, [48:02] burada Palermo mesela burada önemli e Akdeniz ticaretini yönlendiren şeylerden bir tanesidir. Burayı Müslümanlar eee, fethetmiş. Şimdi biraz da ben İslam'daki önemli şehirleri de eee, öğrenmek için [48:16] bu haritayı kullanmak istiyorum. Çünkü biz Med şey şehirlerden bahsediyoruz ama acaba bu şehirler neredeydi vesaire bunları öğrenmek önemli. İşte Mekke Medine'yi biliyorsunuz zaten. Kudüs burada mesela eee şurası Irak oluyor ya [48:29] eee şurası Basra. Basra Körfezi dediğimiz şey burası. Basra işte Kufe. [48:35] Kufe kadılı yani Irak tarafında bunlar. [48:37] İşte Şam şurada işte Bağdat dediğimiz bu da yine Irak'ta yani Küfe, Bağdat bunlar yakın. Daha sonra Orta Asya'ya doğru geldiğimizde işte İsfahan, Tebriz dediğimiz mesela bizim Doğu Anadolu'nun biraz yani tam İran tarafında eee [48:51] İsfahan biraz daha eee ortalara doğru İran'ın tam ortalarında işte Şiraz var, Nisabur eee Buhari, Buhara, Semerkant tam Orta Asya görüyorsunuz yani eee Aral Gölün tam doğusunda işte Belk, Belk [49:05] şehri işte Mevlana'nın geldiği bu şehirler burada bak Orta Asya'dakiler Semerkant, Bel, Buhara işte Nişabur İsfahan orta. Tebriz biraz daha bize yakın. İşte Bağdat'la Küfe aynı olduğunu söylemiştik. Eee, Şam ve Kudüs benzer. [49:19] Kahire zaten Mısır. Şurası Nil Nehri, şurası Mısır. İskenderiye zaten burada olduğunu görüyoruz. Yani bizim eee şehirlerimiz şimdi Moğollarda Altınordu demiştik ya golden horn deniliyor. [49:31] Altınorda devleti. Burası şimdi Türkiye gördüğünüz gibi Rusya yani Kafkasya'dan itibaren alıp Rusya'dan yani Berke Han'ın Berke Han'ın olduğu e Cengiz Han'ın şey yaptığı Berke Han'ın olduğu devlet bu. İlhanlılar dediğimiz işte [49:43] Bağdat'a kadar gelen eee Hülagühan'ın yani kötü moğulların bunlar iyi mi oğullar? Müslüman eee bunlar kötü moğullar diye adlandırabiliriz. Şu Cengiz Han'ınki zaten. Eee, bunlar da torunları. İlhanlılar gelmişti. [49:56] İlhanlıların haritadaki konumu bu şekilde. Zaten Orta Anadolu'yu falan fethediyorlar. Bu hikayelerle dolu. [50:04] Moğoların Türkiye'de işte Orta Anadolu'daki hikayeleriyle dolu. [50:07] Biliyorsunuz Berkean'ınki de Altınorda devleti. Bu şekilde Müslüman olarak birbirlerini kırarak İranlıları e ve Bağdat'ı ve halifeliği kurtaracak. Şimdi tabii ki gölge halifelik olmuştu demiştik. Orada [50:19] bir meşruiyet krizi oldu. Bu kriz nasıl yönetildi veya bu krizde neler yaşandı? [50:25] Biraz buna bakacak olursak burada teorik bazı altyapılar oluştu. Mesela Maverdi var. İşte 950 1050 arasında yaşayan Bağdat'ta yetişmiş bir Ali Maverdi. [50:35] Abbasi sarayı ile yakın ilişkiler kurmuş. hem kadılık yapmış hem diplomatik ilişkilerde bulunmuş bir Şafii fakihi aslında kendisi. [50:42] Maverdi'nin kaleme aldığı elahkamül Sultaniye yani sultanlık hükümleri yani biz Makevelli'nin prens gibi kitabı var ya yani eee onun gibi bir kitap ya. [50:50] Burada neyi anlatıyor? Bu öylesine yazılmış bir eser değil. E burada Abbasiler döneminde halifelik krizi oluyor ya. İşte Moğollar geliyor, gölge halifelikler oluyor. Burada aslında halifelik iyice zayıflayınca başka devletler de biz halifeyiz diye paralel [51:04] kişiler, Şiilerden veya birkaç Sünniden biz halifeyiz diyenler sesler de yükselmeye başlıyor. Bu sefer maa verdiği bir hükümdarlık kitabı çıkarıyor. Aslında meşruiyet nereden gelir? Halife meşruiyetini nasıl alır? [51:16] Dolayısıyla kime biz halife diyebiliriz diye bir eee kitap teorik altyapı ortaya koyuyor. Halifenin e temel işlevini iki şeyde özetliyor aslında. Diyor ki dini meşruiyetin merkezi olmak. Yani sen bir dini meşruiyet merkezi olacaksın. [51:29] İkincisi de devlet düzenini tesis ve muhafaza etmek. Eğer diyor halife bu ikinci işlevi yani devlet düzenini tesis ve muhafazayı yapamazsa diyor bunun için bir vezir, sultan veya bir emir atayabilir diyor. Bu halifeliği atamak [51:42] anlamına gelmez diyor. Meşruiyet yine halifededir. O sadece onu görevlendirmiş olur. Devlet düzenini tesis ve muhafaza etmesi için diyor. Eee bu yaptığı teorik altyapı işte kilis sisteminin doğmasına sebep oluyor. Ne demiştik aslında [51:55] halifenin dini olarak? Halife Abbasi ama yönetici devlet düzenini tesis etmek eee ve muhafaza etmek de Türklerde oldu çoğunlukla. Bu Tuğrul Bey'de de böyle olmuştu. İşte Selçuklularda böyle oldu. [52:06] Memlküler de böyle oldu. Yani böyle olunca bu teorik altyapıyı kullanıyorlar. Bu ikili sistemi Maverde aslında teorize etmiş oluyor. İşte bu kuvvetler ayrılığı var ya yargı bağımsızlığı vesaire. Batıda işte 17. [52:17] yüzyılda Montesk denilen bir adam bunun felsefesini yapıyor. Ama Maverdi yine bu kitabında aslında kamu maliyesinin işte valilerin işleyişinin işte kadıların bağımsızlığının yani bu kuvvet bağımsızlığını kitabında 11. yüzyılda tartışıyor ve [52:31] ortaya koyuyor. Yani bunların mirasları aslında bizde dünyada ilk bunları sistemleştiren, kitaplarını yazan Müslümanlar aslında ama batıda Montesköy diye anlatılıyor. İşte halbuki Maverdi'nin kitabında bunlar zaten var yer alıyor. Şimdi eee Selçuklukların [52:44] hikayesinden yavaş yavaş devam edip Osmanlı'ya doğru nasıl geldik ona bakacak olursak 1071'de biliyorsunuz Malazgip var. Alpaslan Malazgit Savaşı'nı kazanıyor ve Bizans İmparatoru Diagonesi eee esir alıyor. Bu sadece askeri bir başarı değil. Yani Orta [52:56] Asya'dan gelen steplerden gelen bir Türk boyunun Anadolu'da gelip bir kral değil, bakın kral değil imparatoru yani Roma imparatorunu, eee, Bizans Roma'dır zaten. Eee, Roma imparatorluğunu esir alması diye dönesin. Yani çok büyük [53:09] tarihi bir olay bu. Burada ekonomik tarafı tabii ki ihmal ediliyor. [53:14] Anadolu'nun zengin tarım arazileri, maden yatakları, ticaret yollarını eee da tekrar aslında Selçuklular ele geçirerek eee bu boyutuyla da zenginleşmeye başlıyorlar. İşte ilmi sahada da ne demiştik? Nizamiye medreselerini, Şii tehlikesine karşı [53:26] Nizamiye medreselerini kuruyorlar demiştik. Gazaliye hatta rektörüydü, büyük alimiydi, baş alimiydi demiştik. [53:31] Şimdi nerelerde Nizamiye medreseleri kuruluyor? Şimdi Selçukluka şu şekilde olduğunu düşünürsek, şurası Şii, Fatimi hanedanlığı olduğunu düşünürsek işte belde, belilen yer işte ne demiştik? [53:40] Deminki haritada da göstermiştik. Eee, Orta Asya'ya doğru işte Heratta, Nişabur, eee, İsfahan'da önemli başkent eee, İsfahan oluyor Selçukard'da. İşte Bağdat'ta. Eee, bunlar hep, eee, Nizami [53:52] medreselerini buralarda kuruyorlar. E, ve bunun amacı da doğru sünni bilginin sistematik bir şekilde devlette yayılmasını sağlamak. İşte Cüveyni var, Alim Cüveyni. E, o da Nişabur Nizamiye Medreselerinde eee, dersler vermiştir. [54:07] Hocalıklar yapmıştır. E, yine Fahrettin Razi bu gelenekten beslenmiştir. Yani bunların hepsi Selçuklu işi. Bunlar hep Nizamiye Medreselerinin sonuçları. [54:15] Selçuklular tabii bir imparatorluk. [54:17] İmparatorluk olmak ne demek? Sizin tebanınızda farklı dinlere, milletlere e sahip pek çok tebanınızın olması, halkınızın olması demek. Dolayısıyla Selçuklular bu tebayâaya aynı Osmanlılar gibi özgürlük verdiler ve onların [54:31] içlerine karışmadılar ve onlara yaşam hakkı eee verdiler. Mesela işte dinlerini korudular. Mesela Selçuklular Melikşah döneminde işte Ermeni kilisesini manastıran tüm vergilerden mesela muaf tutmuştur. rahatça yaşayabilin e demiştir. İşte dini [54:44] özgürlük vermiştir. Eee bunun üzerine hatta eee Ermeni tarihçisi var. Eee Urfalı Mateos Melik Şah'ın ölümü üzerine o kadar üzülüyor ki Hristiyanların babası öldü diyerek yas tutuyor. Yani bize o kadar büyük iyilikleri oldu bizim [54:56] dinimizi yaşamamız için o kadar yani biz daha bu kadar eee iyi bir yönetim altında yaşamamıştık diyor. Zaten şeriat bu. Yani sizin yönetiminizin altında zımmiler çok rahat bir şekilde dinini diyanetini her şeyi güzel bir şekilde [55:06] yaşayabilirler anlamına geliyor. Şimdi Melik Şah'ın veziri var. Nizamül Mülk. [55:09] Eee, bu dönemde tabii ki vergi toplamak için iltizam sistemi kullanılıyor. Bu sistemde de, eee, vergi toplama yetkisi ihaleye veriliyor. Aynı Osmanlı döneminde iltizam olduğu gibi. Yani siz özel kişilere vergi toplamak için yetki [55:20] veriyorsunuz. O size peşin veriyor biraz. Topladıktan sonra da o kendisine alıyor parayı. E, burada da Bassa gibi ticaret merkezlerinde finansal okur yazarlığı yüksek olan eee, Yahudi tüccarlar eee, var, Yahudiler var. Bu [55:32] iltizam sistemini üstleniyorlar. Yani dolayısıyla iltizamların çoğu Yahudilerden oluşuyor. Ama bu önemli değil. Selçuklu'nun burada liyakata eee paranın akışına ideolojiden daha fazla önem verdiğini görebiliyoruz. Nizamül [55:43] Mülk'ün siyasetnamesinde vurguladığı gibi yani küfür ile dünya durur ama zulüm ile durmasın. Yani küfür adamın kendi bileceği iş yeter ki zulüm yapmasın. Buradaki temel felsefe ve mantık bu. Selçuklar kervansaray sistemini de kuruyorlar. Yani işte eee [55:56] her 50 kilometrede bir böyle eee 100 kilometrede bir kervansaraylar, hanlar, hamamlar bu ticaretin çok gelişmesini sağlıyor. Buradan da tabii ki ticari olarak eee büyüyorlar. Şimdi Selçuklulara ait paralardan birtım örnekler gösterelim. Bakın burada e işte [56:10] aslan figürleri, güneş figürleri, arkasında la ilahe illallah yazıları, eee dini yazılar. İşte mesela burada yine at üstünde hilal sembolü at üstünde ok atıyorlar çevresinde Arapça yazılar. Eee [56:25] şahin sembolü yine paraların üzerinde. [56:27] Bunlar Selçuklular kullandığı paralar. [56:30] Şimdi Selçuklular peki nasıl parçalanmaya başlıyor? Burada atabeyler sistemi dediğimiz bir sistem var. Yani küçük yaştaki şehzadelerin yanına atanan ve onların hem eğitimcisi hem koruyucusu olan atabeyler yani Lalla gibi [56:42] düşünebiliriz Osmanlılarda. Eee bunlar gittikçe güç devşirmeye başlıyorlar. [56:46] İşte Suriye'de Zengi ailesi, işte İran'da Harzemşahlar, Anadolu'da Anadolu Selçukları ya bu süreçten doğan iktidar odaklar yani bu Atebelik sisteminden bağımsız eee güç odakları haline gelmeye başlıyorlar. Şimdi burada bir de tabii [56:59] olayı perçinleyen Baba İlyas isyanı denilen bir isyan söz konusu. 1240'ta meydana geliyor. İşte Selçuklu yönetimine karşı bir eee halk hareketi. [57:09] Yani bugünebetürkler ekonomik sıkıntılar altında biraz eee bunalıyorlar. İşte vergi vermesi vesaire. Yani aslında Baba İlyas isyanı eee Türk Oğuzların Selçuklu Saray yönetimine karşı yani aynı mevlerdeki gibi saray biraz e artık [57:23] halktan ayrılmaya başlıyor. Bu sefer de halk saraya karşı bir iskan başlatıyor ve kısmen de başarılı oluyor. Zor zorluyor. Düzenli orduyu birkaç defa mağlubiyet yaşatıyor. Bu aslında şeyi bardağa taşıran hamlelerden bir tanesi [57:36] oluyor bu Baba İlyas isyanı. Bir de Moğollar bunu görünce ha demek ki Selçuklular biraz zayıf deyip Anadolu'nun işlerine kadar haritada göstermiştik. Moğollar geliyorlar ve bir nevi valilikleri ele geçiriyorlar. [57:47] Dolayısıyla burada Selçuklular gücü yitiriyor. Gayrimi güç Moğollara geçmiş oluyor. E bu kaos ortamında da artık beylikler kendilerini biraz özelleştiriyor ve ayrılıyor. İşte Osmanoğulları oluşuyor, Karamanoğulları oluşuyor, Germiyanoğulları oluşuyor. [58:00] Bağımsız Beylikler dönemine geçilmiş oluyor. Oradan da artık Osmanlı dönemini yavaş yavaş eee geçmeye başlıyoruz. [58:07] Genel olarak Osmanlı'ya kadar gelen hikaye bu şekildeydi. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hepinize iyi günler diliyorum.Emevilerden Osmanlı'nın eşiğine kadar İslam tarihi, hukuk ve ekonomi gözünden: ilk İslam dinarı, Ebu Hanife'nin iktidarla mesafesi, Bağdat'ta süftece ve mudarebe gibi finans kurumları, mezheplerdeki müphemlik kültürü ve Türklerin hilafetin koruyucusu olarak sahneye çıkışı. Bu kurumlar Avrupa'ya taşınarak modern bankacılığın ve hukukun temellerini etkilemiştir.
Emeviler: Monarşiye Geçiş ve İlk İslam Parası
Hz. Ali'nin şehadetiyle dört halife dönemi kapanıyor ve Muaviye bin Ebu Süfyan Şam merkezli Emevi halifeliğini kuruyor. Biat usulüyle seçilen ve babadan oğula geçmeyen dört halife dönemi bir tür "cumhuriyet"tir; Muaviye'nin oğlu Yezid'i veliaht ilan etmesiyle hilafet soya dayalı bir monarşiye dönüşüyor. Bu dönemde fetihler adeta patlama yaşıyor: Tarık bin Ziyad Cebelitarık'ı geçerek İber Yarımadası'nı fethediyor, doğuda ise 750'ler civarında Talas Savaşı'yla Çin'le temas kuruluyor. Bu temasın en önemli sonucu kağıdın İslam dünyasına geçmesidir; kağıt sonraki yüzyıllarda ilmin ve ticari kayıtların gelişmesinde temel bir altyapı oluyor.
Dört halife döneminde Bizans ve Sasani paraları kullanılırken, Abdülmelik bin Mervan zamanında üzerinde kelime-i tevhid yazan ilk İslam dinarları basılıyor. Bu paranın gramajı çok standart tutulduğu için dinar güvenilir bir rezerv para haline geliyor ve ticaretle dünyaya yayılıyor. Öyle ki İngiltere'de Kral Offa, kendi parasını değerli kılmak için bu dinarı taklit ediyor ve bir yüzüne kendi adını yazdırırken diğer yüzüne anlamını bilmeden "la ilahe illallah" yazdırıyor.
Mevali Meselesi ve Abbasilerin Yükselişi
Emevilerin en çok eleştirilen yanı, Arap olmayan Müslümanlara (mevali) karşı yönetimde ve vergilendirmede ayrımcı davranmaları. Buna sarayların lüksü ve şatafat da eklenince taşradaki çiftçi halkta rahatsızlık büyüyor. Abbasi hareketi, Emevilerin güçlü olduğu Şam ve Irak'tan değil Horasan'dan başlıyor; Zap Nehri'ndeki savaşla Emevi ordusu bozguna uğratılıyor ve hanedan tasfiye ediliyor. Abdurrahman Endülüs'e kaçarak orada bağımsız bir emirlik kuruyor; Endülüs Emevileri, İslam medeniyetinin batıdaki "özel bir laboratuvarı"dır. Abbasiler ise 762'de Bağdat'ı, yuvarlak planlı Medinetüsselam'ı sıfırdan inşa ederek siyasetin, ekonominin ve ilmin başkenti yapıyor.
Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Konjonktür
Abbasiler daha özgürlükçü bir düzen vaat etseler de güç kazandıkça Emevileri aratmayan yöntemlere başvuruyorlar. İmam-ı Azam Ebu Hanife, zalim yöneticiye başarı şansı varsa karşı koymanın vacip olduğunu düşünüyor; Emevi valisi İbn Hübeyre'nin Kufe kadılığı teklifini "zalimin zulmüne ortak olmam" diyerek reddediyor, hapsedilip kırbaçlanıyor ve Mekke'ye sığınıyor. Abbasi halifesi Mansur'un Bağdat başkadılığı teklifine ise "uygun değilim" diye cevap veriyor; Mansur yalan söylediğini iddia edince Ebu Hanife, yalancıysa zaten kadı olamayacağını, doğru söylüyorsa da uygun olmadığını söyleyerek halifeyi köşeye sıkıştırıyor. Sonunda hapiste vefat ediyor.
Ancak bu hikaye "alimler her zaman devlete karşı durmalı" şeklinde romantik bir anlatıya dönüştürülmemeli. Ebu Hanife'nin en büyük öğrencisi Ebu Yusuf, ilme önem veren Harun Reşid döneminde devlet kadrosunda yer alıyor ve halifenin isteğiyle adil vergilendirmeyi ele alan Kitabü'l-Harac'ı yazıyor; bu eser dünyanın en erken ekonomi kitaplarından biridir. Asıl ders şu: Devlete ne zaman girilip ne zaman uzak durulacağı zamana, yöneticiye ve şartlara göre değişir; her ikisi de kendi döneminde doğru davranmıştır.
Bağdat'ın Altın Çağı: Beytülhikme, Süftece ve Mudarebe
Harun Reşid ve Memun dönemlerinde nüfusu milyonları bulan Bağdat dünyanın en büyük şehri oluyor. Memun'un kurduğu Beytülhikme, Yunan felsefesinden Hint matematiğine, Pers astronomisinden tıbba kadar her alanda alimleri bir araya getiren bir araştırma merkezi; devlet alimlere yüksek maaşlar ve eserleri karşılığında altın veriyor. Tercüme hareketiyle Arapçaya çevrilen Yunan klasiklerini Avrupa daha sonra Arapçadan öğreniyor.
Uzak ticareti güvenli hale getirmek için süftece (havale) geliştiriliyor: Bağdat'taki tüccar parayı fiziken taşımadan Semerkant'taki şubeden tahsil ettirebiliyor. Bu sistem 13-14. yüzyılda Venedikli ve Cenevizli tüccarlarca kopyalanıyor, Avrupa bankacılığının ve sonraki finans sistemlerinin önünü açıyor.
Muamelat hukuku da gelişiyor; şirket, ortaklık ve vakıf üzerine eserler yazılıyor. Mudarebede sermayedar parayı, girişimci emeğini koyuyor; kâr anlaşılan oranda paylaşılıyor, zarar halinde sermayedar parasını, girişimci emeğini kaybediyor. Hz. Peygamber'in Hz. Hatice'nin sermayesiyle yaptığı ticaret bunun bir örneği; bu yapı bugünkü risk sermayesinin (venture capital) atasıdır. Adam Smith'in ücretli emek ile faizli borcu öngördüğü yerde Müslümanlar faizsiz kâr-zarar ortaklığını kurmuştu. İtalyanlar bunu commenda adıyla deniz ticaretine taşıyor; riskli seferlerin sermayesini çok sayıda küçük yatırımcıdan toplayabilmeleri coğrafi keşiflerin önünü açıyor.
Mezhepler ve Müphemlik Kültürü
Abbasi döneminde mezhepler şekillenirken zan dereceleri ve hüküm kategorileri gibi, modern hukukun ispat standartlarını önceleyen bir bilgi ve hukuk teorisi kuruluyor. Thomas Bauer'in kitabında ortaya koyduğu gibi İslam'da bir müphemlik, yani çok anlamlılık kültürü vardır: Nas değişmez, ama aynı usulle farklı coğrafya, zaman ve örfe göre farklı içtihatlar çıkarılabilir. Bu yüzden Maliki'nin Medine'deki, Hanefi'nin Irak'taki ya da Maturidi'nin Orta Asya'daki içtihadı kendi yerinde doğrudur. İmam Şafii'nin Medine'den Bağdat'a, oradan Mısır'a geçtikçe İmam Muhammed eş-Şeybani'yle temasıyla görüşlerini değiştirmesi bunun güzel bir örneğidir.
İçtihat, açık uçlu bir sınav sorusuna benzer: Allah'ın imtihanı nihai cevaptan çok usul, niyet ve süreçtedir; isabet edene iki, hata edene bir sevap vardır. Buna karşılık Papa Francis'in 2018'de Katolik Katekizmi'nin 2267. maddesini değiştirerek idam cezasını kaldırması, kuralı bizzat değiştiren bir ruhban otoritesi örneğidir. Hadid suresinin 26-27. ayetleri de kendi icat ettikleri ruhbanlığa bile uymayanları eleştirir. Müphemlik, tarihselcilerin iddiasının aksine İslam'ı evrensel kılan şeydir.
Türkler Sahnede: Gulamlardan Gölge Hilafete
Memun ve Mutasım döneminde Orta Asya'dan gulam (yarı köle paralı asker) olarak gelen Türkler orduya alınıyor ve halkla çatışmasın diye Samarra'da tutuluyor. Tolunoğulları Mısır'da özerklik ilan ederek Türklerin sadece asker değil yönetici de olacağını gösteriyor. 10. yüzyılda Şii Büveyhoğulları Bağdat'ı ele geçirip halifeyi fiilen ev hapsine alıyor. Dandanakan'dan (1040) sonra yükselen Selçuklular, Tuğrul Bey önderliğinde 1055'te Bağdat'a girip halife Kaim'i kurtarıyor ve "doğunun ve batının sultanı" unvanını alıyor. Dolayısıyla hilafet fiilen Türklere Yavuz Sultan Selim'le değil Tuğrul Bey'le geçmiştir. Şii tehdidine karşı kurulan Nizamiye Medreseleri ise ilk sistemli eğitim kurumlarından biridir.
Haçlı seferlerinin ardında Avrupa'daki nüfus baskısı, mülksüz kalan soylu küçük oğullar ve Venedik-Ceneviz'in ticari çıkarları vardır; 4. Haçlı Seferi'nde Hristiyan Konstantinopolis'in yağmalanması bunun kanıtıdır. Nureddin Zengi'nin temelleri üzerinde Selahaddin Eyyubi Kudüs'ü geri alıyor. Haçlılar ise kağıt, barut, pusula, süftece ve mudarebe gibi bilgileri Avrupa'ya taşıyor. 1250'lerde Hülagü Bağdat'ı yıkıyor; rivayete göre Dicle mürekkep rengine dönüyor. Müslüman olan Berke Han'ın Hülagü'ye savaş açması ve 1260'ta Memlük Sultanı Kutuz'un Ayn Calut'ta Moğolları durdurması İslam dünyasını kurtarıyor. Baybars Kahire'de bir Abbasiyi halife ilan ederek gölge hilafeti sürdürüyor. Bu bin yıllık ortak geçmiş, "Suriye'yle ne ilgimiz var" söyleminin ne kadar yersiz olduğunu da gösteriyor.
Sicilya, Maverdi ve Selçuklu'dan Beyliklere
Daha az bilinen Sicilya'da Müslümanlar sulama ve tarımı geliştiriyor, Palermo'yu Kurtuba ölçeğinde bir ticaret merkezi yapıyor. Normanlar Maliki hukukundaki lafif kurumundan 12 kişilik jüriyi alıp İngiltere'ye taşımış ve böylece common law'u etkilemiş olabilir. Marsala (Mersa Allah), Caltanissetta (Kal'atü'n-nisa) ve Alcamo (el-kame) gibi yer adları bu mirasın izleri.
Halifelik zayıflayıp meşruiyet tartışılırken Maverdi el-Ahkâmü's-Sultaniyye'de halifenin iki işlevini dini meşruiyet ve devlet düzeni olarak tanımlıyor; ikincisini yürütemeyen halife bir sultan atayabilir. Bu, Türk sultanlarıyla Abbasi halifeleri arasındaki ikili düzenin teorisidir; Maverdi kadı bağımsızlığı gibi konuları Montesquieu'dan yüzyıllar önce tartışmıştır.
1071 Malazgirt'te Alparslan'ın Romen Diyojen'i esir almasıyla Anadolu'nun tarım, maden ve ticaret yolları Selçuklulara açılıyor. Melikşah Ermeni kiliselerini vergiden muaf tutuyor; Urfalı Mateos da onun ölümü üzerine "Hristiyanların babası öldü" diye yas tutuyor. Nizamülmülk döneminde iltizam sistemi ve kervansaray ağı ticareti büyütüyor:
Küfür ile dünya durur ama zulüm ile durmaz.
Atabeylerin güçlenmesi, 1240 Baba İlyas isyanı ve Moğol baskısıyla Selçuklu dağılıyor; Osmanoğulları, Karamanoğulları ve Germiyanoğulları gibi beyliklerle Osmanlı'ya giden yol açılıyor.
00:00Selamünaleyküm. Rabbi yessir ve la tassir. Rabb tenin bil. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır. İşlerimi hayırla sonuçlandır.
00:11İslam medeniyetini ekonomik ve hukuk perspektifinden değerlendirdiğimiz video serisinin ikinci videosundayız.
00:19Geçen videoda İslam'ın doğuşunu, Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gelişini, dört halife dönemini hukuk ve ekonomi gözünden incelemiştik.
00:32Daha sonra dört halife dönemi bitmişti ve Emeviler dönemine gelmiştik. Burada da videoyu sonlandırmıştık.
00:39Bu videoda Emeviler döneminden itibaren devam edeceğiz. Abbasiler, sonra Selçuklular Osmanlı'ya kadar bunu getirmeye çalışacağız. Tabii ki arada bir Endülüs oluyor. Sicilya'nın fetihleri oluyor. Bunları aktaracağız.
00:54Bu video serisinde geçen de bahsettiğim gibi temel amacım benim bilinen tarihi vakaları veya gerçekleri çokça tekrar edilen, sıkça tekrar edilen şeyleri söylemek değil. daha söylenmeyen
01:08yönleriyle, daha anlatılmayan yönleriyle, bakılmayan perspektiflerden, hukuki ve ekonomik yönlerinden olayları değerlendirmek. Bu noktada böyle analizler yaparak bu tarihi anlatıyorum.
01:21Dolayısıyla başka yerlerde göremeyeceğiniz öznel analiz ve yorumları bu videoda bulabileceksiniz.
01:28En son Haz Ali efendimiz eee radıyallahu anh şehadeti sonrasında tabii ki İslam'da derin bir siyasi kırılma oluyor. Dört halife dönemi bitiyor.
01:38Muaviye bin Ebu Süfyan artık yeni bir halife olarak İslam dünyasına yön vermeye başlıyor ve Şam'dan eee başlıyor buna. Şam'dan yükseliyor ve Emevi hanedanlığı dediğimiz, Emevi devleti dediğimiz, Emevi halifeliği dediğimiz
01:52şeyi kuruyor. Eee artık eski dönem ne demiştik? Dört halife dönemi bir cumhuriyet dönemiydi demiştik. Neden cumhuriyet demiştik? Cumhuriyetin tanımı aslında neydi? Monarşi olmayan, babadan oğula geçmeyen, biat usulüyle herhangi
02:04bir seçim vasıtasıyla dört halife döneminde kabilelerin biat etmesi vasıtasıyla seçilmiş ve babadan oğula geçmeyen bir dönem olduğu için onu cumhuriyet advetmiştik. Ancak Muaviye'den sonra oğlu Yezit'i başa getirdiği için artık Cumhuriyet dönemi
02:19de sona eriyor ve Yezit'i velah ilan ettiği için de artık monarşiye dönmüş oluyor hilafet. Sonrasında da monarşi şeklinde devam edecek. Yani soy üzerine devam edecek. Dört halkefe döneminde soy üzerine devam etmiyordu. Bu dönemdeki
02:32toprak genişlemelerine bakacak olursak adeta bir patlama yaşanıyor. Bu dönemde batıya doğru tabii ki de seferler düzenleniyor. Ünlü Tarık bin Ziyad'ın tabii ki Cebeli Tarığı geçerek İspanya iber yarımadasına fethi var. Haritadan
02:46da görecek olursak aslında şu şekilde.
02:49Burası Kuzey Afrika. Gördüğünüz gibi Mısır'ın batısı oluyor. Burası işte Fas, Fas oluyor. Buradan Tarık bin Ziyat, şurası Cebeli Tarık oluyor. Yani Tarık bin Ziyad'tan geliyor ismi. Eee,
03:03gemilerle karşıya geçerek İber yarımadasını yani İspanya'nın güneyini fethediyor. Hatta Fransa içlerine kadar fetihlerini devam ettiriyor. Bu Emevi e döneminde gerçekleşiyor bu fetihler.
03:17Tabii ki paralel zaman dilimlerinde 750 civarlarında Çin tarafında yani doğu tarafında da ilerleme devam ediyor. Çok hızlı bir biçimde Talas Savaşı meydana geliyor. Abbasi tabii o biraz Emevilerin sonlarına doğru olmuş oluyor. Bu Çin ile
03:31olan temasta önemli olan şey Çin'de hem İslam gidiyor. Önceki videoda zaten Çin'deki camilerden sahabelerin yaptığı camilerden böyle Çin mimarisine göre olan camilerden göstermiştik. Burada en önemli şeylerden bir tanesi Çin'den
03:44kağıt geliyor. Bu kağıt teknolojisi İslam'a geçmiş oluyor 750'li yıllarda.
03:48Bu küçük bir detay gibi görünse de aslında kağıdın yaygınlaşması sonraki yüzyıllarda ve sonraki dönemlerde İslam'da ilmin eee ve ticari kayıtların çok iyi tutulmasına ve çok ilerlemesine eee sebep olacak bir e araç oluyor.
04:01Dolayısıyla Çin'den kağıt almamız bu dönemde e önemli bir altyapı rolü üstlenmesini sağlıyor. Emeviler döneminde tabii ki e para ve ekonomiyi düşünecek olursak ilk biliyorsunuz dört
04:13halife döneminde biz ve Sasani paralarını kullanıyorduk. İlk defa Emevi döneminde halife Abdülmelik bin Mervan zamanında İslam sikkeleri bastırılıyor, dinarları bastırılıyor, altın parası
04:27bastırılıyor. Böylece artık İslam üzerinde İslami figürler olan İslam'ın kendi, halifeliğin kendi parası kullanılmaya başlanıyor. Üzerine kelime-i tevhit yazıyor. Şu şekilde eee parayı görebiliriz. E üzerine kelime-i
04:41tevhit eee yer alan bir para aslında.
04:44İslam'ın eee parası. E ilk defa Emeviler döneminde bastırılmış oluyor. Hatta daha sonra bu para o kadar yaygınlaşacak ve rezerv para birimi dünyada o kadar güvenilir bir para birimi olacak ki İngiltere'de Kral Offa bu parayı taklit
04:58etmeye çalışacak ve paranın bir yüzüne kendi ismi Kral Offa yazarken diğer yüzüne de yanlışlıkla la ilahe illallah yazdıracak. Çünkü anlamını çok bilmediği için. Yani ilk defa İngiltere Kral Ofal'ın parasında la ilahe illallah
05:10yazacak. Bu neden böyle? Çünkü o dönem altın paraların gramının standart olması çok önemli. Şimdi ben size bir altın, bir altın dinar veriyorum ama bu 4 gram mı, 375 gram mı, 3,5 gram mı? Hassas teraziler de yok. O yüzden güvenilir
05:24paralar daha çok tercih ediliyor. Yani hep aynı gramda basabilen devletlerin parası, standardize olmuş devletlerin parası daha çok kullanılıyor ve Emevilerin bastığı bu para çok standardize. Gramı gramına çok iyi tuttuğu için ve piyasada bu bilindiği
05:38için ve güvenilir olduğu için Müslümanlıktan dolayı bu ticaretle tüm dünyaya yayılıyor ve İngiltere'de de bunun namını duyduğu için buna benzer bir para yaparak kendi parasını değerli hale getirmeye çalışıyor. Onu da gösterelim. Bakın şu şekilde eee
05:51benziyor zaten. Şu kısımlarını görebilirsiniz. Şurada la ilahe illallah yazmış oluyor. Şurada da ofa yazıyor.
05:56Yani kralın kendi ismi yazıyor ön yüzünde. Arka yüzüne de e benzetmeye çalışmış eee Emevilerin parasına. Tabii Emevi iktidarında bu tarz güzel şeyler olurken kötü şeyler olmuyor muydu? Her zaman her iktidarın her zaman iyi, her
06:09zaman da kötü şeyleri olmuştur. Emevi iktidarında en çok şikayet edilen konulardan bir tanesi aslında Arap ırkçılığı yani mevali eee meselesiydi.
06:17Devlet yönetiminde olsun, vergisel konularda olsun, halka yapılan kolaylıklar konusunda olsun Araplarla Arap olmayanlar ve özellikle kendi kabilelerinden, kendine yakın olan kabilelerinden olanları biraz daha ayırmacı hareket ettiği tarihi bir
06:31vakadır. Eee bu da halkta birtım rahatsızlıklara tabii ki yol açıyor. eee günün sonunda zaten Abbasilerin gelip hilafeti devralmasına sağlayacak şeylerden bir tanesi de etkenlerden bir tanesi de bu mevali ve Arapçılığı
06:45meselesi oluyor. Yani halkta bir ekonomik şikayet, vergisel şikayet, yönetimsel şikayet, kendilerinin iyi temsil edilememesi mevali olmayanlara göre daha dezavantajlı konumda olduklarına dair şikayetler artıyor.
06:57Aynı zamanda Emevilerin kendilerine saray yaptırması, lüks içinde yaşaması, şatafat içinde e yaşaması biraz Taşra'daki ve çiftçi halkı Hebaı rahatsız ediyor ve bu giderek bir baskı unsuru haline gelmeye başlıyor. Tam da
07:11bu noktada e Horasan'dan yani Orta Asya taraflarından Abbasi eee hareketi başlıyor. Bu neden Şam'dan veya Irak'tan olamıyor? Çünkü orada Emeviler çok güçlü. Oradan bir hareket başlatamazsınız direkt kafanızı ezerler.
07:25O yüzden bu hareket, Abbasiye hareketi, Orta Asya'dan, Horasan'dan başlıyor. E, Emevi ordusuyla ilk karşılaşmada Irak'ta Zap Nehri var. Orada eee, gerçekleşiyor ve Emevi ordusunu bozguna uğratıyor Abbasiler. Eee, böylece artık Emevilerin
07:40içlerine doğru Şam'a kadar geliyorlar ve Emevi soyunu tamamen tasfiye ediyorlar ve hilafeti ele geçiriyorlar. E, son Emevi halifesi de Mervan'da Mısır'a kaçıyor. Bir de Abdurrahman var. O da Endülüs'e kaçıyor. Orada da Endülüs'te
07:53bağımsız bir emirlik kuruyor. Endülüs eee Emevisi dediğimiz İslam medeniyetinin batıdaki özel bir laboratuvarı oluyor aslında. Hiber Yarımadası ve Enüs Emevileri. E ama Arap coğrafyasında ve Ortadoğu coğrafyasında
08:08artık Abbasiler artık hilafeti ele geçirmiş oluyorlar. Abbasiler yeni merkezini Şam yapmıyorlar. Şam'da Emevi camisi var. Yani Emevilerin merkezi Şamlı biliyorsunuz ama Abbasiler yeni bir merkez kurmak istiyorlar. Bunun için
08:21de Irak'ta Bağdat kentini seçiyorlar kendilerini ve sıfırdan bir şehir inşa ediyorlar. Medinetü Selam eee yani yuvarlak bir şehir mimarisinde çok güzel bir düzenli bir yapı inşa ediyorlar.
08:31762'de siyasi bir başkent, ekonomik bir başkent, ilmin başkenti yani her şeyin başkenti haline gelen proje bir şehir tasarlıyorlar. Burada tabii ki Abbasiler, Emevilerin işte o baskıcı ruhunu yok edeceğiz. daha özgürlükçü,
08:45daha işte İslam daha yaşatacağız diye vaatlerle geliyorlar. Ama aslında yine gücü devşirdikçe tam olarak eee o şekilde gerçekleşmiyor olaylar. İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin eee yaşadıklarından da bunu rahat bir şekilde
08:58anlayabiliyoruz. Abbasi isyanından önce yani Abbasilerden önce eee Emevilere karşı çıkıyor. E İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Ehlibeyt mensuplarını işte Zeyd bin Ali gibi onları destekliyor ve Ebu Hanife şöyle düşünüyor: "Zalim bir
09:12yöneticiye karşı eğer başarı şansın varsa karşı koymak vaciptir diye düşünüyor ve Emevilerin biraz adaletten saptığını da yer yer dile getiriyor."
09:20Eee, bunu gören tabii ki Emevi yönetimi, Emevilerin Irak valisi Ebu Hubeyre. Ebu Hanife o sırada Irak'ta biliyorsunuz Irak valisi Ebu Hubeyre Ebu Hanife'nin halk üzerindeki etkisinden etkili bir alim. Halk üzerinde de tesiri olan bir
09:34alim. ondan yararlanmak için ona Kufe kadılığını eee teklif ediyor. E Hanife de zalimin zulmüne ortak olmam diyerek bu kadılık teklifini reddediyor. Bunun üzerine hapse atılıyor vali tarafından ve kırbaçlanıyor, cezalar alıyor ve
09:47artık iltica etmek zorunda kalıyor. Yani Mekke'ye gidiyor artık Irak'tan eee Mekke'ye doğru iltica ediyor ve Mekke'de yaşamaya başlıyor yıkılana kadar Emeviler. Daha sonra Abbasiler halifeliği tekrar eee alınca işte Ehlibeyt'in hakkını tekrar iade
10:01edeceğiz, adaleti tesis edeceğiz gibi vaatlerde bulununca eee Ebu Hanife ne güzel deyip devrime başta sıcak bakıyor.
10:08Ama Abbasiler dediğim gibi güç kazandıkça Emevileri aratmayan yöntemlere başvuruyorlar. Halife Mansur var. Abbasi halifesi Ebu Hanife'yi işte yine aynı mantıkla görüşlerini kontrol altı almak ve devlet içerisinde yer sistematik bir şekilde ona yer vermek
10:22için e Bağdat baş kadalığını ona teklif ediyor. Ebu Hanife ise ben bu işe uygun değilim şeklinde cevap veriyor. Mansur da öfkeleniyor. Yalan söylüyorsun sen buna uygunsun. Hani senin büyük bir alim olduğun belli. Yani eee yalan
10:34söylüyorsun. Bu açıkça diyor. Ebu Hanife de diyor ki eğer yalan söylüyorsam yalancıdan zaten kadı olmaz. Beni kadı seçme zaten. Eğer doğru söylüyorsam da uygun olmadığımı söyledim. O zaman yine seçme diyerekten halifeyi mantıkla ters
10:45köşeye getiriyor. E Mansur da buna tabii ki eee kızıyor. Çünkü Mansur biraz daha böyle otoriter, biraz daha sert bir halife. E öyle olunca Ebu Hanife'yi hapse attırıyor. Eee yani hem Emeviler döneminde hem Abbasiler döneminde İmamı
10:58Azam Ebu Hanife maalesef hapislerde kalmıştır. Eee bu sefer de işte hapislerde işkencelere maruz kalıyor, zindanlarda kalıyor ve maalesef e hapiste eee vefat ediyor imam. Bu da böyle üzücü bir eee durum. Ama mesela şimdi bunu anlatıyorlar. eee ve işte
11:12İslam'da halifeliğe, devlete işte alimlerin karşı çıkması gerektiğine dair bir anlatı olarak bu sunuluyor. Bu doğru. Ama burada konjonktür de önemli.
11:20Mesela İmam İmam Azam'ın iki önemli öğrencilerinden birisi olan Ebu Yusuf yine Abbasiler döneminde devlet kadrosuna yerleşiyor. Devletle içli dışlı. Ne oldu? Bu bir tezat mı yani?
11:30Hayır. Konjonktür değişti. Şimdi Halife Mansur, Ebu Hanife dönemindeki Halife Mansur otoriter bir kişiydi. Eee, serte baskıcıydı. Ama Ebu Yusuf'un şimdi en önemli en büyük öğrencilerinden Hanefiliğin fıkıh babalarından yine
11:44sayılan içtihat babalarından sayılan Ebu Yusuf bu sefer de Harun Reşid döneminde devlette iç içe yer alıyor. Neden? Çünkü Harun Reşit daha alimlere önem veren, daha ilme önem veren, eee, daha yumuşak
11:57huylu bir halife. O yüzden konjonktüre göre yani böyle böylece Devlet Hanefi mezhebi ekolüne giriyor. Hatta bu önemli. Yani statücu olmak, böyle sabit fikirli olmak önemli değil. O dönemde Ebu Hanife'in yaptığı doğrudur. Bu
12:09dönemde Ebu Yusuf öğrencisinin yaptığı doğrudur. Yani devlete ne zaman girip ne zaman çıkacağını oradaki konjonktüre, oradaki yöneticinin kendisine, fikirlere, zamana, cofaya göre bunlar değişebilir. İşte romantikler diyor ki,
12:20"İmam Azam yöneticilere baş kaldırdı.
12:21Zindanlarda çürdü. Biz de böyle yapmalıyız, isyan etmeliyiz falan." Ama en büyük öğrencisi yöneticilerle kol kola gidiyor. Hatta Kitabul Haraç diye kitap yazıyor. Devlet yönetimi işte nasıl vergi alabilir? Halkı nasıl daha
12:32adil bir şekilde vergilendirme yapabilir? Ekonomiyi nasıl daha adil bir şekilde yönetebilir? Harun Reşid Ebu Yusuf'tan bunları yazmasını istiyor ve Ebu Yusuf buna dair bir kitap yazıyor ve külliyatımızdaki ve dünyadaki en erken
12:44ekonomik kitaplardan bir tanesidir bu.
12:47Baş ucu kitaplarımızda yani böyle faydaları var. Dolayısıyla burada tek bir yönden bakmak doğru olmuyor. Her zaman olayları içinde bulunduğu duruma göre değerlendirmek gerekiyor. Tabii ki Abbas döneminde de en eee parlak altın
13:00çağı diyebileceğimiz dönem eee Harun Reşit ve memun dönemleri olmuş oluyor burada. Çünkü neden? Eee, Bağdat çok büyüyor. E her şeyin merkezi haline geliyor. Yani dünyadaki en büyük şehir haline geliyor. Birkaç milyona ulaşıyor
13:14nüfusu Bağdat'ın. İşte 111 gece masallarına falan vesaire bir sürü şeye konu oluyor. Orada Beytül Hikme yani Bilgelik evi açılıyor. Memun döneminde kurulan bir kurum bu. Yani modern bir üniversite, laboratuvar, araştırma
13:26kurumu, alim, ilim merkezi gibi bunu düşünebiliriz. İşte Yunan felsefesinden, Hint matematiğinden, Pers astronomisinden, Suriye'deki tıp bilimlerine yani her türlü alimler akın Bağdat'a geliyor. Neden? Devlet bunu destekliyor. Büyük bir tercüme
13:38hareketi başlıyor. İlk defa zaten Yunan klasikleri Arapçaya çevriliyor. Daha sonra bu Arapça metinlerden zaten Avrupa öğrenecek Yunan felsefesini ve Yunan'daki metinleri. Yani bir nevi İslam'ın eee altın ilim dönemi. Orada
13:52her türlü ilim icra ediliyor ve dünya çapındaki her alim oraya gelmek istiyor.
13:56Neden? Orada bir eee topluluk ekosistem oluşuyor ve devlet bunlara, alimlere çok iyi maaşlar veriyor. Yaptıkları her bir eee icatta veya her bir kitapta ağırlığınca altınlar veriyor. Yani devlet çok iyi bir politika burada
14:09yürütüyor. Eee daha sonra tabii ki Moğollar geldiği zaman bu Bağdat'taki dünyanın en büyük ve en çok içerisinde bilgi barındıran kütüphanesini yakıp yok edecek. Eee bu da dünyadaki bilgi birikiminin, eee geriye gitmesine neden
14:23olacak. Böyle bir acı durum da var maalesef. Peki başka ne oluyor Abbasiler döneminde? Eee, işte uzak diyarlara Müslümanlar her yeri fethettiği için uzak diyarlarda da tabii ki uluslararası ticaret yapılıyor. Bu ticareti
14:34yürütebilmek için de suftece yani havale denilen bir yöntem geliştiriliyor. Bunl Bağdat'ta bir eee tüccarım. İşte gidiyorum Orta Asya, Semerkant'a bir ticaret yapıyorum. Ama bu parayı yanımda taşımak, altın sikkeleri yanımda taşımak
14:46güvenli değil, değil mi? Yolda kervanlar her an suya uğrayabilir ve çalınabilir.
14:50Pek çok şey olabilir. Para taşımak mantıklı değil. O zaman sufteci, havaalanı sistemi. Benim Bağdat'ta da bir şubem var. Semerkant'ta da bir şubem var. Şubeler arasında ben sadece güvercinle haber vererekten o kişi işte şuradan parasını alacak, bu kişi buraya
15:03parasını yollayacak gibi ilk dönem havale sistemini aslında geçiyor. Para taşımadan siz farklı şubelerden paranızı almış oluyorsunuz. Bu fiziksel para taşımadan eee yapılan bu ödeme sistemi aslında batıda buradan görüp daha sonra
15:1613 14. yüzyılda özellikle eee Venedik ve Cenevis tüccarları eee bunu kopyalayacaklar. Daha sonra bu Avrupa'da ilk defa bankacılık sisteminin, daha sonra borsa, daha sonra finansal sistemlerin oluşmasına önemak olacak.
15:27Aslında bu ilk defa Abbasilerde yani Müslümanların bulduğu bir yöntem, dünyaya kazandırdığı bir yöntem. Ama bunun eee gelişmiş versiyonlarını Benedikli ve Cenevizli tüccarlar Avrupa'ya yayacaklar. Hatta Rotchild ailesi var. Ünlü Yahudi biliyorsunuz.
15:42Onlar da bu sistemi kullanarak işte 5 oğlunu işte Frankfurt, Paris, Londra gibi Avrupa'daki farklı şehirlerde kullanarak bu havale sistemi, suhtec sistemini eee oluşturuyor ve buradan büyüyorlar onlar da bankacılık sisteminde. Yani önemli bir sistem. Daha
15:56sonra tabii ki hukuklar gelişiyor.
15:58Ticari hukuklar, muamelet hukukları gelişiyor. İşte müdarebe sistemi, şirket sistemleri, ortaklıklar, vakıf kültürleri buna dair kitaplar yazılıyor.
16:05Yani ticari olarak hukuka dair e pek çok orada yapı oluşturuluyor. Ve bunlardan bir tanesi de müdarebe dediğimiz şey nedir? Risk sermayesi. Yani bir bir yatırımcı vardır. Finansı sağlar, kapitali sağlar, parayı sağlar. Bir de
16:18girişimci vardır. Girişimci de emeğini sağlar. Eee ve aralarında anlaşırlar.
16:22İşte para kar edersek %30'u senin %70'i benim. Zarar edersek de sadece sermayedere parası gidiyor. Girişimcinin de emeği gidiyor. Böyle bir sistem bu.
16:33Hatta Peygamber Efendimiz sallallahu aley ve sellem Haz Hatice ile de bu müddarebe sistemini yapmıştır. Hazice parayı vermiştir. Peygamberimiz sallallahu.y ve sellem de o parayı işletmiştir. Yani kervanlarla ticaret yapmıştır. Karı da anlaştıkları oranda
16:45paylaşmışlardır. Bu ilk defa dünyada VC dediğimiz yani venture capital dediğimiz sistem. Bugün Silikon Vadisinde işte yatırım yapıyorlar ya. Yatırımcı arıyorsun sana yatırım yapıyor, sermayer oluyor, ortak oluyor. Yatırımcı bir şey
16:56yapmıyor aslında. Sen girişimci olarak işlerini yapıyorsun. Kar edersen karı paylaşıyorsunuz. Zarar edersen de yatırımcının parası yanlış oluyor. Yani bu Silikon Vadisine kadar uzanan bu silsile, onların öğrendiği şeyler ilk
17:06defa Müslümanlar buldu bunları ve Müslümanlar tarihte uyguladılar. E Adam Smith işte ulusların zenginliği kitabında ne diyordu? birisi ücretli emeğini verecek, diğeri de faizli borç verecek diyordu. Ama Müslümanlar bunu faizsiz kar zarar ortaklığına, risk
17:20sermayesi ortaklığına eee getirerekten bir çözüm bulmuştu. Modern dünyada artık faizde e ilerlemeye başlıyorlar. Hatta İtalyan tüncarlar yine Venedikler, Cenevizliler Müslümanlardan havaleyi sufteceyi öğrendikleri gibi bu müddarebe
17:33sisteminde öğreniyorlar. Hatta ismine de komenda diyorlar ve bununla deniz ticaretinde kullanmaya başlıyorlar.
17:38Şimdi deniz ticaretinde kullanmaya başlamak ne demek? Şimdi bir gemi gidecek ama eskiden gemilerin gitmesi riskli. Yani 10 gemi gidiyorsa üçü ddü geri dönebiliyor. Diğerleri işte saldırıya uğruyor. Yolunu kaybedip okyanusta yok oluyorlar. Mürettebatın
17:51çoğu orada bir denizcilik hastalığı var.
17:53Ona uğruyorlar. Yani riskli bir iş. Uzak diyarlara gemi gönderip oradan ticaret yapmak riskli bir iş eski dönemde.
17:59Dolayısıyla bunun bir şekilde kapital parayla buluşması lazım. Bir kişinin tek başına yapması için e riskli. Çünkü tüm sermayeni kaybedebilirsin. Bu müddar sistemini öğrenince Venedikçe Nevizler Komenda sistemi diye bunu getiriyorlar
18:13Avrupa'ya ve diyorlar ki kardeşim normal halktan siz sermayedar olacaksınız. Siz parça parça işte 1000 kişiden paraları topluyorlar. Eee siz işte yatırımcı olacaksınız. Eee biz de gemiyi işleten olacağız. Bu sayede sermayeyi rahat
18:26toplayabildikleri için kar zarar ortaklığıyla çok fazla gemi göndermeye başlıyorlar. Bu da zaten coğrafi keşiflerin önünü açıyor. Eee, yani coğrafi keşiflerin olmasını sağlayan şey bu müddarebe sistemini Venedik Cenevizlerini öğrenip Avrupa'da
18:40uygulamaya başlaması. Aslında şimdi bu Abbasi döneminde de yavaş yavaş artık eee mezhepler oluşmaya başlıyor. Mezhep alimleri, dört mezhep alimleri çıkmaya eee başlıyor ve artık oturmaya başlıyor.
18:52Daha doğrusu fikirleri birbirlerinden etkilenmeye başlıyor. Tabii ki burada çok üstün bir hukuk sistemi dünyada çok sonraları keşfedebilecek eee bilgi teorisi, haber teorisi, hukuk teorisine dair pek çok norm burada bizim
19:05alimlerimiz tarafından belirlenmiş oluyor. Mesela zan dereceleri. Mesela hukuki hükümlerde zan derecesi vardır.
19:10işte kati bilgi, zanni galip, şüphe vesaire ya da bir eee hukuki karar için işte sadece evet hayır haram helal değil işte mübah mekruh falan gibi 56 çeşit farklı eee dereceye göre eee cevaplar
19:23eee ihtimalli ihtimal içeren cevaplar olacak şekilde bir hukuk sistemi de gelişiyor. Modern hukuk teorisinin aslında ispat standartları de bizim eski 8. yüzyılda bizim alimlerimizin bulduğu şeyler oluyor. İslam'da müphemlik
19:38kültürü vardır. Bao'nin zaten bir kitabı vardır İslam ve müphemlik diye. Yani müphem ne demek? Yani eee böyle biraz daha açık seçik olmayan, biraz daha flu yani biraz daha üzerine yorum yapabileceğiniz, yorumla esnetip kendinize uydurabileceğiniz anlamına
19:52geliyor. Zaten mezhepler de bunu kullanıyor. Bir nas var. Kur'an ve sünnet nası var. Siz oradan bilgiyi alıp eee aslında müpemlik kültürüyle işte farklı yorumlamalarla kendi halkınıza, kendi coğrafyanıza, kendi zamanınıza,
20:06örf adetinize göre eee müpemlik altında içtihatlarınızı yapıyorsunuz.
20:11Dolayısıyla Maliki mezhebinin Medine'de verdiği bir içtihat orada doğruyken Hanefi mezhebinin Irak'ta verdiği bir içtihat veya Orta Asya'da Maturidi'nin verdiği bir içtihat orada doğru oluyor.
20:22İkisi farklı kararlar vermiş olabilirler ama zaten kendi halklarına, kendi örf adetlerine, coğrafyalarına ve zamanlarına göre bunu veriyorlar. Bunu sağlayan şey de İslam'daki müphemlik eee kültürü oluyor. Yani naslardan, ana
20:34kaidelerden hüküm çıkarıyorsunuz siz.
20:36mezhepler işte hicri 4. yüzyılda aslında yavaş yavaş şekillenmeye başlıyor. Yani şimdi biz eee işte Hanefi mezhebi dediğimiz zaman Ebu Hanife'nin görüşleri anlamına gelmiyor bu. Ebu Hanife'nin görüşleri de var. Öğrencilerinin
20:48görüşleri de var. Yani o mezhepte o usul, o bir usul koyuyorlar. Biz diyoruz ki Kur'an'ı, sünneti eee şu şekilde anlayacağız. Bizim usulümüz bu. Yorum çıkarma yöntemimiz bu. Ondan sonra İmam Azam çıkarıyor. Bazen bunu ihtilaf
21:01ediyor öğrencileri. Ebu Yusuf çıkarıyor, ihtilaf ediyor. İmam Muhammed Şeybani çıkarıyor. Farklı silsileler halinde hocalarına itirazlar ederek. Çünkü neden? Adam 50 yıl sonra yaşıyor, 100 yıl sonra yaşıyor. Şimdi 100 yıl önceki
21:11dinamiklerle 100 yıl sonraki dinamikler farklı. Veya adam Irak'ta yaşarken geliyor Semerkant'a. Semerkant'taki dinamikler farklı. Irak'taki, Mekke'deki, Medine'deki, İstanbul'daki dinamikler farklı. O zaman ne olacak?
21:22Siz her dinamiğe göre usulünüz aynı olmak kaydıyla farklı hükümler çıkarabileceksiniz. içtihat dediğimiz olay bu zaten. İslam'ın esnekliği ve müphemliği dediğimiz olaydı bu. Nitekim İmam Şafii bile kendi hayatında zaten çeşitli kararlarını değiştirmiştir. Bunu
21:36şeriat videolarımızda anlatmıştık. Eee bunun neden olduğunu ve şeriatın aslında buna esneklik eee sağladığını söylemiştik. Yani kolektif bir silsile ve hafıza gelişimi ve toplumla uyumlu bir şekilde eee bu içtihatların verilmesi anlamına geliliyor. E İmam
21:51Şafii Medine'de İmam Malik'in yanındayken daha böyle ehli hadis eee diyebileceğimiz yani daha nakil odaklı eee daha hadis odaklı iken Bağdat'a gittiği zaman İmam Şafii orada İmam Muhammed Şeybani yani İmam Azam'ın öğrencisiyile tanışıyor. Orada fikir
22:05alışverişinde bulunduğu zaman işte Hanefi hukuk sistematiğini ve usulü biraz daha detaylı öğrendikten sonra Mısır'a gidiyor. Tabii ki Bağdat'tan sonra da y Mısır'da mesela önceki eee Medine'deki ve önceki fetvalarından farklı fetvalar verdiğini görebiliyoruz.
22:19Yani ehli rey denilen eee sınıfla ehli hadis denilen sınıfta böyle farklı daha miks daha karışık eee görüşler verebiliyor, harmanlayabiliyor, sentezleyebiliyor. Böyle bir faydası oluyor. Mesela Şafii mezhebi için ve mezhep zihin serifini için. Zaten fı
22:33şeriat da böyle. Çünkü Mısır'daki dinamiklerle, Bağdat'daki dinamiklerle, Medine'deki dinamikler bunlar farklı.
22:39Dolayısıyla sizin vereceğiniz karar da ona göre değişecektir. Bu şey anlamına gelmiyor. Yani biz İslam'ı şöyle bu zaten Allah'ın muradı da bu. Allah'ın imtihanı da bu. Yani eee her kuralı Allah böyle motomot e yazılı bir kural
22:51şeklinde kural budur, kural budur, bu böyle açık seçik net buna uyacaksınız gibi yapsa e zaten melekten farkımız kalmaz. Yani nasıl hoca bize okulda derste, sınavda derste anlatıyor.
23:03Sınavda açık uçlu sorular soruyor, değil mi? Daha yoruma dayalı sorular soruyor.
23:07Eee çünkü neden? olayın mantığını genel felsefesini anlayıp anlamadığımızı ölçmeye çalışıyor. E tabii ki siz referansınızı yine ana kaynaktan, ana anlatılanlardan alıyorsunuz. Bu içtihat konusunda da referansınızı Kur'an
23:20sünnetten alacaksınız ama kendi zihninizi, kendi yorumlama becerinizi açık uçlu sorularda yapacaksınız. O yüzden Allah buna izin vermiş. Zaten bu yolu açmış. İnsanlar içtihat yapsın, alimler içtihat yapsın. Bakalım nasıl
23:30yapacaklar. E düşünsünler, tartışsınlar.
23:32E imtihanın kendisi bu zaten. Eğer cevap yanlışsa, yanlış içtihat ettiyseniz de bu sefer de gidiş yolunuza puan verebilir Allah ki verir de. Çünkü sizin orada niyetiniz hal. O yüzden içtihat yaparsın. Doğruysa ik saat, doğru
23:45değilse bir saat. Niye? Allah çünkü seni orada imtihan ediyor. Sen hakkı gözetecek şekilde doğru usulle tutarlı bir şekilde gittiysen sen yanlış cevaba ulaşsan bile zaten imtihanın kendisi verdiğin nihai içtihatın doğru olup
23:57olmaması değil. oradaki süreç, oradaki yol, oradaki niyetin, eee, oradaki usulün, e, ve o içtihadı yapman zaten imtihanın kendisi. Onu yaptığın an zaten imtihanı kazanmış oldun. Yani olay bu aslında. Dolayısıyla bir ezberle geç
24:11kanunlar var. Onları yap geç. Statik böyle fiks kanunlar böyle değil. Yani mantığı bu şekilde değil. eee, İslam hukukunun yani dolayısıyla birçok hukuk kararı yani hac cezası Kur'an'da çok azdır. 67 tanedir. Çoğunluğu tazir
24:23cezasıdır. Tacir tazir cezası demek alimin, hakimin, kadının kendisinin yorumlayarak, içtihat ederek olayın o tikel boyutuna bakarak eee o kişi için çünkü aynı vakada farklı kişiye farklı
24:36hükümler bile verebilirsin. Çünkü o yorum eee senin kendine içtihadına ait bir şey. İslam hukukunda nas değişmez.
24:44Yani mesela Kur'an ayetini değiştiremezsiniz, sünneti değiştiremezsiniz. Eee ama yorumlayabiliyorsunuz, içtihat yapabiliyorsunuz. Peki papalıkta, Hristiyanlıkta nasıl? Onlar bizzat ruhban olduğu için ve kanunun kendisi oldukları için ve tanrıdan aldıkları
24:56yetkiyle kanun değiştirme hakkına sahip olduğu için. Örneğin FAFA Papa Francis mesela 2018'de Katolik Kilisesi'in temel öğretilerini içeren bir din ahlak ülkeleri, Kateizm diye bir şey var.
25:07Kitabının 2267. maddesini değiştiriyor.
25:10Yani kural değiştirdim diyor.
25:11Hristiyanlık kuralını değiştirdim diyor Papa. Onlarda böyle çünkü kurallar var.
25:15Yani artık idam cezasını kaldırmış oluyor. Şimdi bizde öyle değil. Bizde naslardan aldığın ilham ve hareketle temel dayanan oraya koyarak yorum yapıyorsun. Dolayısıyla farklı mezhepler veya farklı alimler farklı yorumlar
25:28yapabilir. Bu birbiriyle çeliştiği anlamına gelmez. Bu o toplumun ona uygun olduğu anlamına gelen bu tarz şeyler var. Peygamberimize aynı sorunla ya da alimlere aynı sorunla eee kişiler geliyor. Kimisine A diyor, kimisine B
25:40diyor. Bunu neden böyle diyor? Çünkü kişiye özel olarak bile değişiyor da hüküm. O yüzden Hadit suresi 2627 ayetler var. E burada mesela Allah diyor ki, "And olsun Nuh'u ve İbrahim'i elçi olarak gönderdik. Onların soyundan
25:54gelenlere de peygamberlik ve kitap verdik. Onlardan doğru yolu bulanlar olduğu gibi birçoğu da yoldan çıkmış kimselerdir." Sonra bunların peşi ardına peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryemoğlu İsa'yı gönderdik. Ona İncili'i verdik ve
26:08kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. Burası önemli.
26:13Kendilerinden icat ettikleri ruhbanlığa gelince, kendilerinin icat ettiği ruhbanlığa gelince biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi.
26:25Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onların birçoğu fasık kimselerdir. Şimdi ne diyor? Onlar ruhlık diye bir şey uydurdular. Kendi konseri var. İşte kanonikleri var.
26:38Hristiyanlığın birçok citlerce kitabı var. Kuralı var. Şimdi Allah diyor ki yani siz bu kurallı ben bunları size tam olarak farz kılmamıştım. Ben ana ilkeler vermiştim. Siz kendi kendinize bir kanonik oluşturdunuz. Daha sonra bunu
26:49kendinize farz kıldınız. Uymak farzı kıldınız ama sonra da ona uymadınız.
26:53Yani tutarlı değilsiniz demeye getiriyor. Yani biz buradan şunu anlayabiliriz. Eğer bir hukuk yapmışsak dayanağımızı kutsal kitaptan alan eğer tutarlıysak sanki Allah o konuda tamam okey gibi. Yani yeter ki siz kendi uydurduğunuz kurallara uyun. Tabii ki
27:06referansını ilahi vahiyden almak kaydıyla ama tutarlı olun. Ona uyun bari. Ama siz bir öyle bir böyle işte hevanıza göre kanonikteki kurala uydum uymadım yaparsanız bu kötü bir şey.
27:17Dolayısıyla usulümüz olacak. O usule uygun içtihatlar çıkaracağız dinamik olarak. Ona da uyacağız. O zaman ona uydum. Onun için ona uydum da öbürü için uymadım. Allah burada ayeti eleştiriyor bunu. Diyor ki yani madem kendin içtihat
27:30yaparak bir kural koydun o zaman ona uy.
27:32Olay bu. Şimdi müpemlik eee dedik bu barelerin kitabında da. Şimdi müpemlik tam olarak belirsizlik eee veya sisli anlama gelmiyor. Yani çok anlamlı aynı anda aynı anda farklı anlamlara gelebilen demektir. Yani çok net ve
27:46yazılı sivil lov kural moto mot budur gibi değil. Daha iştihada açık yoruma açık şeyler demektir. Ve bu olumlu bir şey. Kötü bir şey değildir. Çünkü ümmetin ihtilafında rahmet vardır hadisi var. Dolayısıyla İslam'ın özünde çok
27:59seslilik ve müpemlik kültürü yani çok anlamlılık kültürü bu olmasaydı şöyle olurdu. 1000 yılında yaşayan adamla 2000 yılında yaşayan adamın tüm hayatı, dinamikleri, eee, tüm sosyal şeyleri farklı. Dolayısıyla içtihatlar farklılaşması lazım referansını tabii ki
28:12vahiyden alarak, nastan alarak ama farklılaşması gerekiyor. E o zaman bu müpemlik olmasa hiç farklılaşamayacak.
28:18Fiks kalacak. O tarihselcilerin anlattığı gibi. Yani bu kurallar sadece 600 yüzyıla Mekke için gelmiştir.
28:24Oradaki bir laboratuvar böyle sınırlı bir çevredir. Günümüze bunları aktaramayız. Evrensel değildir diyorlar ya. Öyle değil işte. müpem olduğu için evrenseldir. Çünkü sen onu sürekli dinamik olarak farklı coğrafyaya ve zamana göre ve örfü adete göre
28:38yenileyebiliyorsun. Zaten bizim usullerimiz de öyle. Fıkıh veya işte eee hadis usullerinde deterministik kesin kurallar yok. Hep ihtimalli. İşte zan dereceleri var. 4 be tane sınıf zan derecesi var. İşte eee 4 be tane sınıf
28:50hüküm dereceleri var. Yani bunlar hep müpemlik, belirsizlik. Ya belirsizlik demeyelim de çok seslilik, çok anlamlılık gibi siz bu zan derecelerinden, hüküm derecelerinden derece derece fetvanızı veriyorsunuz veya vermiyorsunuz veya o bilgiyi eee
29:03kullanıyorsunuz veya kullanmıyorsunuz.
29:05Bunlar hep müpemlik kültürünün getirdiği şeyler, avantajlar bunlar aslında. Şimdi Türkler sahneye nasıl giriyor ona bakalım. Aslında gulam sistemi denilen bir sistem var. E gulam demek yani köle asker demek. Tam köle değil de yarı köle
29:17gibi. Yani aslında paralı asker de diyebiliriz bu kulam sistemine. Halife memun ardından mutassım döneminde işte Orta Asya steplerinden yani Türkler olmuş oluyor. Seçkin askerleri biz de savaşçı bir millet olduğumuz için ve
29:29askeri askerlikte iyi bir millet olduğumuz için oralardan Gulam'la yani paralı askerlikle yani yerköle eee askerlikle halifelik bir ordu oluşturuyor ve ordusunu buna dayandırıyor. Piyade ve süvari birliklerden oluşuyor. Yani askeri bir
29:43kariyer odaklı Türkler Abbasilere katılmış oluyor. Y Abbasiler direkt Bağdat şehrine almıyor bu gulamları.
29:48Onlar için Samarra diye Bağdat'ın biraz dışında bir şehir kuruyor. Bu da neden?
29:52Yani adamlar asker. Bağdat halkıyla bir çatışma yaşanabilir, bir sorunlar yaşanabilir. Askerleri ayrı bir kamp şehrinde, Samara şehrinde tutuyor gulamları. Türkler bu şekilde Abbasilere e gelmiş oluyor. Daha sonra tabii ki
30:04yani sen savaşçı, özel eee paralı askerleri böyle çok da zapt edebilir misin? bazı noktalarda farklı durumlar gerçekleştirebilir. Nitekim öyle oldu.
30:13İşte Mısır'da Arap valilerle yönetilirken bir anda eee Türkler, bu Gulamlar eee yani Tolunoğulları eee tol Mısır valiliğini ele geçiriyorlar ve özerklik ilan ediyorlar. Hatta orada İbn
30:26Tolun camisi de var hala ayakta.
30:28Dolayısıyla Mısır'ı Abbasilerden devralıyorlar. Bu da ilk defa şeyi kanıtlıyor. Yani Türkler sadece bu İslam dünyasında asker olarak kalmayacak.
30:38yönetime de karışacaklar. Bu belli oldu yani. Çünkü Mısır'ı ele geçirdiler. Daha sonra memlük de, memlüer de zaten Türk, onlar da asker. Öyle olunca yani hep bir askerlerin, Türk askerinin hem savaşması
30:52hem fetih yapması istem yönetimde söz alması tarih boyunca hep tekrarlanacak.
30:57Burada da görebilirsiniz. Tolunoğulları işte şurası Mısır oluyor. E şeye kadar gitmiş baktığımız zaman.
31:10Halep'e kadar neredeyse gidiyor. İbn Kolunun Kaire'de yani Mısır'da yani yaptırmış olduğu camiyi de bu şekilde görüyoruz. Yani Tolunoğullarının 868 905 çok uzun bir şey değil ama eee
31:22bu şekilde olduğunu görebiliyoruz. Daha sonra 10. yüzyıla doğru Abbas hilafetinde bir problemle ortaya çıkıyor. Büveyhoğulları yani bir Şii, İran tarafından Şii tarafından bir eee saldırı, bir sıkıştırma söz konusu
31:37oluyor ve Bağdat'ı fiilen kontrol altına alıyorlar. Buveyhoğulları Abbas halifeleri saraylarında adeta ev hapsinde kalmaya başlıyorlar. Dini meşruiyetleri var. hala hilafetteler yani halifeler ama siyasi ve askeri
31:50güçleri elleri kolları kırılıyor. Yani halife namaza bile dışarı çıkamıyor.
31:54Saraydan dışarı çıkamıyor. Ev hapsinde gibi düşünebiliriz. Bağdat gibi Sünni bir şehirde Şii ritüelleri zorunlu hale getiriliyor. E yani halife kendi başkentinde bir nevi rehin ve mahsur kalıyor. E bu dönemlerde şimdi Selçuklu
32:07çizgisine bakmamız lazım. Selçuk Bey e işte 10. yüzyılın sonlarına doğru Selçuklular henüz küçük bir Türkmen boyu 1040'ta Dandan Savaşı olduğu zaman Selçuklar asıl devlet olduğu zaman olmuş oluyor. İşte Tuğrul ve Çağrı beyler eee
32:20devrin süper gücü Gaznelileri yani o dönemde eee o Asya taraflarında, Orta Asya taraflarında Gazneliler var. Eee onu yenince Horasan'da bağımsızlıklarını ilan ediyorlar. Bu Büyük Selçuklu Devleti daha sonra batıya doğru yürümeye
32:33başlıyorlar ve 1055'e kadar işte 15 yılda Selçuklular tüm İran'ı ele geçiriyorlar. Yani bu Şii tehlikesi olan Selçuklular Sünni. Şii tehlikesi olan her yeri yani İran'ı ele geçiriyorlar.
32:42Yani büyük bir güç e olma yolunda ilerliyorlar. Bağdat'a kadar geliyorlar.
32:46Bağdat Büveyhioğullarının elindeydi. Ne demiştik? Halifeyi ev hapsine tutmuşlardı. Bağdat'a kadar geliyor Büvehioğullarının. Çünkü İran'ı yıka geliyor. Eee bu krizi çözen de Türk oluyor. Tuğrul Bey. Şimdi 1055'te
32:59Bağdat'a giriyor. Büvehullarını kovuyor.
33:02O şehit tehlikesini artık atıyor. Abbasi halifesini özgürlüğe kavuşturuyor.
33:05Halife o dönemde Elkaim. Tuğrul Bey'e doğu ve batıın sultanı unvanı veriyor.
33:10Yani bu bayağı önemli bir an olmuş oluyor. Yani aslında Türkler halifeliği Şiilerden kurtarmış oluyor. Çok büyük bir okul. Ve bunu Tuğrul Bey eee yapıyor. Sünni İslam siyasi ve askeri
33:23gücünü yeniden kazanıyor bu sayede. Eee ve bunu Türkler başarmış oluyor.
33:28Dolayısıyla şöyle bir teori de var. Hani biz hilafet ne zaman Türklere geçti?
33:32İşte Yavuz Sultan Selim sefer yaptığında ilk Osmanlı halifesi olmuş oluyor dedik ya. Öyle değil aslında. İlk Tuğrul Bey diyebiliriz. Çünkü Tuğrul Bey halifeliği aslında resmi olarak almıyor. Yani halifeyi yine Abbaste kalan kişi
33:45yapıyor. Yani ben halifeyim iddiasında bulunmuyor. Ben sadece koruyucusuyum diyor. Ama aslında kendisi halifeliği kurtaran kişi ve o anda ben halifeyim dese de olabilecek bir kişi. Sadece bunun saygısından yapmak istemiyor.
33:56Dolayısıyla biz aslında gayrimi olarak ilk halifeyi Tuğrul Bey sayabiliriz.
34:00Yani Türklerin halifeliği ilk almasından da T Yavuz Sultan Selim'e değil e 1055 Tuğrul Bey'in Bağdat'tan Şiileri Übehoğları koyması kovması olarak alabiliriz yenin halifeliği ve yönetimi ele geçirmesini. Çünkü ondan sonra zaten
34:13hep sarayda, hep halifenin yakınında, hep danışmanların hep karar vermesinde y Türkler hep etkili rol o alacak. Eee, o saatten sonra Selçukluların bu saatinden sonra. Selçuklular neden peki halife olmadı? Çünkü o dönem bir şey de var,
34:24hadis de var biliyorsunuz. Halife yalnızca Kureyş kabilesinden olur gibi bir hadis var. Sıhhati sürekli tartışılıyor her dönem. eee bu anlayışın etkili olabileceği de söyleniyor. Eee bir de biz halifenin koruyucusu olalım,
34:35ona hizmet edelim filan gibi bir e mantık da var. Öyle olunca yani olmak istemiyorlar. Ama bir nevi gölge halife aslında Türkler her zaman eee o saatten sonra. Şimdi bu Şiilerin de tehdit olduğu anlaşılınca şimdi eee
34:48buoğullarının gelip şey yapması eee Abbasileri kontrol altına alması falan bu tehlike artık anlaşılınca ne oluyor?
34:55Selçuklu ne çıkıyor? Nizamiye Medreseleri adı altında Şiilere karşı açılmış bir medrese bu. Aslında dünyanın ilk üniversitelerinden işte ilk e medreselerinden sistemli eğitim kurumları olduğu anlaşılıyor. Ya işte Gazali'nin filan rektör olduğu Nizamiye
35:10Medreselerinde daha sonra şey yapıyor zaten ayrılıyor. Ama Baş eğitmen Gazali mesela bu Nizamiye Medreselerini Selçuklu niye kuruyor? Şii tehlikesine karşı Sünniliği savunmak amacıyla, bunun eğitimini sistematik hale getirmek,
35:23halka eğitmek ve sünni alimler yetiştirmek amacıyla çok güzel e kaliteli bir eee eğitim merkezi kurmuş oluyor. Bunun amacı da bu. Yani bu şehit tehlikesini bir daha artık yani halifeliğe zarar verecek konuma gelmesini engellemek amacıyla. Bunun
35:37arkadaki siyasi şeyi de bu. Şimdi artık Abbasiler de yavaş yavaş eee dağılmaya başlayacaklar. Neden? Çünkü işte hazine, bütçe bunları yönetememeye başlıyorlar.
35:46Bir de Mısır'da Tolunoğulları Mısır'ı ele geçiriyor. İşte İran'da Üveyhoğulları, Kuzey Afrika'da Alebilirler falan ya pek çok yönden farklı baskılara maruz kalıyorlar. Eee bir de aslında ticaret biraz bozuluyor.
35:59Neden Tolmooğulları Mısır ele geçir de aslında Mısır'da eee Fustat var. Çok önemli bir ticaret merkezi. Denizlere açılma merkezi. Eee yani uluslararası ticaretin çok hızlı döndüğü ve paranın aktığı bir merkez. Şimdi onu da
36:09kaybediyor. Bu sefer ticari yolları da elinden kaybetmiş oluyor. Şimdi haritaya bakacak olursak şöyle görebiliriz. işte Büyük Selçuklu Devleti de Orta Asya steplerinden gördüğünüz gibi eee geliyor, geliyor, geliyor. İran
36:22coğrafyasını da zaten fethederek geldi demiştik. İşte Bağdat'a geldi demiştik.
36:25Eee daha sonrasında bu şekilde bir eee haritaya Mısır'a kadar dayanmış oluyor. O sırada Mısır'da işte Fatimiler var bu haritanın olduğu zamana göre. Şurası Türkiye Selçuklu Devleti, şurası Bizans. Yani Büyük Selçuklu bunu ne kadar eee büyük bir
36:39coğrafyaya işte Gaznelileri falan yenmiş olmuştu. Horosan şurası olmuş oluyor.
36:45Orta Asya'daki eee bu şekilde bir haritası söz konusu Büyük Selçuklu Devleti'nin. Şimdi 1096 yılında eee bu sefer de eee Haçlı seferleri başlamaya başlıyor. Avrupa'da nüfus hızlı artıyor
36:58ama eee topraklar bu nüfusu beslemeye yetmiyor. Avrupa'da da bir feodal sistem var. Feodalıkoklar da toprak sadece büyük oğul kalıyor. Yani eee siz soylu ailedensiniz. Bir sürü e feodal beyisiniz, dere beyisiniz, bir sürü
37:12çocuğunuz var. Sadece büyük oğlunuza alıyor. E bu durumda mülksüz kalan yani bir sürü çocuğunuz var halbuki diğerleri mülksüz kalıyor. Eee mülksüz kalan bir sürü soylu küçük oğullar var ve şövalye sınıfı var. Bunlar işsiz ama aynı
37:25zamanda da mutsuz. Eee ne yapacağız yani? E filan gibi düşünüyorlar.
37:28Papalığın da bir güç arayışı var. eee Avrupa iç savaşlarına fedal çatışmalarını durdurup enerjisini dışa aktarmak istiyor. Bu durumda da bir Haçlı seferler organizasyonunu düzenlemeye başlıyor. Ama burada ticaretle de iç içe işte Venedik,
37:40Ceneviz gibi aslında şehirler, ticaret şehirleri de bu Haçlı seferleriyle bağlantılı olaraktan kuruluyor. Neden?
37:46Çünkü haçlı ordularını doğuya taşıma karşılığında eee taşıması lazım orduların işte bir sürü yiyecek içecek.
37:53Yani bir lojistik işi var burada. Bunlar imtiyazlar koparıyor. Bu Venedikliler, Cenevizliler. Tabii ki o dönem zenginlik, tüm baharatlar, tüm ticaret, eee, ilim her şey İslam'a aitti. Batı artık biz de bunlara sahip olmak
38:06istiyoruz, eee, düşüncesiyle İslam'a savaş açtı. Ama bu Haçlı seferleri sadece dini bir hedefle yapılan seferler değil. Dediğim gibi ekonomik sebepleri daha büyük diyebiliriz. Hatta bu 4.
38:16Haçlı seferinde aslında orduyu ortaya çıkıyor. E, Ordunun hedefine Kudüs. Ama ne yapıyor? gidiyorlar Venedik eee Veneti'e saldırıyorlar. Oradaki Dodch bir şekilde allemedio kanyor bir oyun muyun bir şekilde onları Konstantiniye
38:29yönlendiriyor ve orada bu sefer İstanbul'a rotasını kırıyor. Hristiyan bir şehir yani Bizans'ın başkenti bizzat Haçlılar tarafından tarihin en büyük yağmalarından birine maruz kalıyor. Bu 4. Haçlı seferi sırasında. Burada amacın
38:41aslında zenginlik kazanmak, para kazanmak olduğu anlaşılabiliyor. Venedik bu yağmayla Bizans'ın deniz ticaret ağını tamamen çökertip Akdeniz'e rakipsiz imparatorluk kurmuş oluyor.
38:51Yani Venedik akıllıca bir hamleyle aslında İstanbul'a yönlendirip eee İstanbul'un direncini kırıp Akdeniz'i Venedik gölü haline bir nevi yani Akdeniz'de güç devşmek için bunu kullanıyor. Nurettin Zengi tabii ki Türk
39:04eee anladıların niyetini çok iyi anlamış bir insan. Nurettin Zengin. Eee ve onun ideolojik ve askeri temellerinin üzerine Selahaddin Eyyubi yetişiyor zaten. Ve Mısır'daki Fatimi bölünmüşlüğüne son vererek demin haritada göstermiştik
39:18Fatimiler vardı. Eee bölgedeki ekonomik bütünlük sağlanıyor ve Selahattin Eyyübi Haçlı ordusunu mağlubiyete uğratıyor ve Kudüs'ü tekrar alıyor. Aslında bunun ideolojik kökenleri ve temeli de Nurettin Zengi'den gelmiş oluyor. E bu
39:33Haçlı seferlerinde neler oluyor? Haçlı seferleri şimdi biz nasıl Çin'den erken dönemde kağıt bulmuştuk. Bu sefer de haçlılar geldiği zaman bizden bir sürü şeyler öğreniyorlar. Tabii ki kağıdı öğreniyorlar, barutu öğreniyorlar,
39:43pusulayı öğreniyorlar. Bunu tekrar Avrupa'ya götürüyorlar. Bizdeki ilimleri öğreniyorlar. E bunlar Avrupa'ya gidecek. İşte demin bahsettiğim Venedik cevizlerin komendayı bulması, işte sufteci sistemini bulması, ekonomik şeyler öğreniyorlar. Burada çok fazla
39:56kazanım elde ediyorlar Harşre seferlerinde. Yani burada kazanımların çoğu dini diye dinden daha fazla bu bilgi birikimi, kowhow kazanımıyla Avrupa'ya gidip Avrupa'da coğrafi keşiflerin ve sonrasında yaşanacak eee kapitalizm ve sömürge düzeninin ve
40:10günümüze gelecek süreçler başlatılmış oluyor. Bu Haçlı seferlerinin Müslümanlardan bu knowhow'ı, bu bilgiyi öğrenmesinden kaynaklanıyor. Tabii ki e 1250'lere geldiğimiz zaman bir Moğol felaketi dünyayı kasıp kavuruyor.
40:24Hüagühan var. Cengiz Han'ın torunu. E bu Moğol İlhanlı ordusunu oluyor. Yani İlhanlılar Moğollar olmuş oluyor.
40:31Hülagal Gühan Bağdat'ı tekrar kuşatıyorlar. Bu sefer de Moğollar Bağdat'ı kuşatıyor ve bu sefer şehri yerle bir ediyorlar. İşte kütüphaneyi yakıyorlar. Halifeyi atların altında ezerek öldürüyorlar. Yani 500 yıllık Abbasi hilafetine Moğollar resmi olarak
40:45son veriyorlar. Yani yıkımın boyutu şu.
40:47O dönem Bağdat dünyanın en büyük şehirlerinden bir tanesi. Dünyanın entelektüel başkenti. İşte Beytül Hikme kitaplıkları vesaire var. Bilginin deposu. 3 gün boyunca şehri yağmalıyor, yakıyor, yıkıyor. Yani rivayetlere göre
41:01Dicle Nehri mürekkep rengine dönüyor.
41:04Yani o kitapların şeylerinden şey mürekkeplerinden dolayı nehre atıyorlar.
41:09Çünkü kitapları toparlanamayacak bir şekilde çökertiyorlar. Yani diyorlar ki artık Moğollar galiba İslam'ı da bitirecek, dünyayı da ele geçirecek ve tarihe son verecek gibi bir algı artık herkesin ortasında oluyor. Eee ama şöyle
41:22bir tarihin ilginç bir tezadı var. Altın orada devleti var. Kuzeyde yani Rusya tarafında eee işte Azerbaycan, Kafkasya gibi düşünün. O taraflarda altın Orada devleti var. Onun e onun hanı da yani yöneticisi de Cengiz Han'ın başka bir
41:37torunu Berke Han. Eee ve Berke Han Müslümanlığı seçiyor. Yani Moğol olan Cengiz Han torunu olan Berkehan Altınovağlu devletinde Müslümanlığı seçiyor. Hüagü Han'da eee Bağdat'ı
41:48fethetmişti. Bu sefer Berke Han diyor ki o Müslümanların tüm şehirlerini yıktı.
41:54Hüagü Han'a söylüyor. Yani İlhanlıların devletinin başı Moğolla hilafeyi öldürdü. Halifeyi öldürdü. Allah'ın yardımıyla bunun hesabını ona soracağım diyor. Yani bir Moğol Cengizhan torunu diğer bir Cengizhan torununa savaş
42:07açıyor. Birisi Müslüman birisi Müslüman değil ve Bağdat yiyor. Ve ne oluyor?
42:10Allah kendi eliyle Moğolları yenilgiye uğratıyor ve gerçekten Müslümanlığı kurtaran, halifeyi kurtaran ve coğrafyada çok daha büyük yıkımların olmasını engelleyen şey Berke Han'dır. O yüzden bugün mesela çocuklarımıza Berke
42:23ismi verildiği zaman seküler bir isimmiş gibi sanki yani İslami bir isim değil yani bizim dinimizden olan bir isim değilmiş gibi anlaşılıyor. Hayır. Yani Berke Han o kadar önemli bir isim ki yani çocuklarımıza bizim herkesin böyle
42:34Berke Han falan koyması lazım tüm Müslümanların böyle bu ismi yaşatmak için. Çünkü Moğolları durduran isimdir.
42:39Melkian kendisi Moğol olmasına rağmen ama Müslüman oluyor ve Hülagühan'ı durdurarak Bağdat'ı kurtarıyor. Halifeyi kurtarıyor. Ondan sonra Müslümanlar eee devam edebiliyor bu sayede. Yani tarihi değiştiren adam Berke Han. O yüzden onun
42:51isminin yaşatılması lazım. İşte bu Berki Hananı zayıflattıktan sonra aynı Calut savaşı var. 1260'ta Suriye topraklarında oluyor. Eee, Memlüklülerden yani Türk tabii ki Kutuz, Memlük Sultanı Kutuz eee Moğollar ordusunu iyice artık piyasadan,
43:06eee, yok ediyor ve siliyor ve püskürtmüş oluyor. Eee, dolayısıyla memlü son darbeyi Moğollara indirmiş. Eee, Türküler ve coğrafyadan silmiş oluyor.
43:15Memlüklüler kim? Eee, yani Arap kaynaklarına baktığınız zaman devletü Türkiye diye geçiyor. Yani aslında Türkler, memlükler dediğimiz adamlar.
43:22Türkler Kıpçak Türklerinden oluşuyor.
43:25Askeri işte bulan tabanlı paralı askerlerden oluşan bir şey. Ve ne oluyor? Moğolları tamamen sildiği için artık halifeliği tekrar canlandırıyor.
43:33Ama yine bakın halife olmuyor. Yine Abbasi halifesini eee sembolik olarak yaşatıyor. Yani Abbasi halifesi var ama sembolik var. Yine kararları arkada Türkler veriyor. Dolayısıyla orada bir sembolik dönem oluşuyor. Gölge halifelik
43:46dediğimiz bir dönem oluşuyor. Yani 1261'de Memlük Sultanı Baybars yani Kutuz'dan sonra gelen bu Aynı Savaşı'nı yaptıktan sonra Kutuz'dan sonra gelen Baybars Abbasi halifesi Abbas ailesinden Elmontasır'ı Kahiri'ye çağırıyor Mısır'a
44:00eee Memlütleri ve onu halife ilan ediyor. Yani kendi elimizde biz eee adamı halife ilan ediyoruz. Ama bu bir gölge halifelik. Dediğim gibi halifenin dini meşruiyeti var. eee kendisinin de siyasi meşruiyeti oluyor. Bu şekilde kol
44:11kola bir zaman geçiriyorlar. Yani Yavuz Sultan Selim T17'de Mısır'a gelip halifeliği alınca Türklere geçtiği halifelik değil. İşte bu zamanlardan Tuğrul Bey'den işte Baybars'tan Moğolları yok ettiğimizden sonra yani hep Türkler bu halifeliğin koruyucusu
44:25olmuşlar. Çünkü savaşan oradaki savaşan millet biz yani. Eee paralı askerler işte o gulam denilen askerler biziz. O yüzden e her defasında halifeliği kurtarıp kendimizi üzerimize almıyoruz.
44:36Yine bir Abbasi halifini bir Arap eee halifeyi oraya çıkarıyoruz. Yani 200 yıl boyunca eee bir gölge halifelik dönemi oluyor. Daha sonra Yavuz Sultan Zeyn alıp eee onu gerçek bir şekilde Osmanlı'ya geçirmiş oluyor. Dolayısıyla
44:48işte biz bu Suriye eee sorunu olduğu zaman işte yallah Arabistan'a veya Suriyeliler biz de misafir gitsinler artık. Suriye kim ya? Biz Suriye ile ne işimiz var? Bizim Suriye ile ne alakamız var söylemleri çok saçma. Çünkü bu
45:02olayların hepsi varken Türkler hep orada. Yani biz Suriye'de eee İstanbul'dan olduğumuzdan çok daha uzun süredir biz eee Suriye'deyiz. Yani biz 1000 yıldır Suriye'yi yönetiyoruz ve oray için savaşıyoruz ve eee oranın yönetimindeyiz. İdare ediyor. Oraya
45:16esenlik getirdik, birlik getirdik.
45:18Dolayısıyla Müslüman kardeşimiz Suriye bizim için sadece bir 50 yıllık 100 yıllık bir dönemde hayatımızda. Onun dışında 1000 yıldır biz o coğrafyanın e mihmandarıyız. Böyle olunca sen işte Suriye ile bizim ne ilgimiz var? Yallah
45:32Suriyeliler gitsin Araplar. Bu mantık nasıl oluyor? Sen zaten oranın yöneticisi, oranın şeyi hamisi sendin.
45:40Ya bu bakış açısından kurtulmamız lazım.
45:42Şimdi tekrar biraz geriye gelecek olursak Endülüs çok biliniyor. İşte Tarık bin Ziyad İber yarımadasını fethetti demiştik. Burada Endülüs tabii ki çok biliniyor ama Sicilya çok bilinmiyor. Sicilya İtalya'nın o ayağının e çizmenin altındaki o küçük
45:53kısım Sicilya olmuş oluyor. Sicilya'yı da Müslümanlar Bizanslardan alarak eee orada orayı fethettiler ve orada yönetime başladılar. YouTube'a falan sicil ya da Müslüman kanıtlar yazarsanız çoğu silinmiş ama hala Müslümanlardan
46:05kalan kiliseye vesaire sonra çevriliyor gerçi bazı şeyler ama camiler yapılar eee görebilirsiniz. Tabii Müslümanlar oraya gittikleri zaman kendi teknolojileri, bilgi birikimlerini de oraya koyuyorlar. O dönemde tarımı Sicilya'da aşırı geliştiriyorlar. İşte
46:17sulama sistemi, sulama teknolojileri yapıyorlar. Tarımsal olarak çok zengin bir yer haline getiriyorlar. Daha sonra Palermo var. ticaret merkezi haline getiriyorlar. Onu Akdeniz'in en canlı ticaret merkezlerinden bir tanesi haline
46:28geliyor bu Halermo. Yani Kurtubala, endüsteki Kurtubayla bu ölçür hale geliyor Halermo. Daha sonra Normanlar eee işte ben şeriat videolarında anlatmıştım İngiltere nasıl şeriatı çaldı diye. Normanlar Sicilya'ya kadar geliyor. Burada Müslümanlarla
46:40tanışıyorlar ve Müslümanlar da o Maliki mezhebi olduğu için Sicilya'da eee Kuzey Afrika'ya yakın olduğu için onlar Maliki mezhebi oluyor. Maliki mezhebindeki işte Lefif denilen eee hukuk sisteminde yani 12 kişilik jüriyi kendilerine alıyorlar.
46:53Yani common lov'u içtihadi hukuku yani İslam hukukunu şeriattan pek çok şey öğrenip Normanlar kuzeye götürüyorlar İngiltere'ye. İngiltere bunları alaraktan daha sonra kendi hukuk birikimini yani common dediğimiz hukuk birikimini, anglosakson hukuk dediğimiz
47:07hukuk birikimini buradan alarak aldığı bilgilerle geliştirecek. Zaten Lefif kurumu 12 kişilik jüri kurumu da buralardan esinlenmiş. Bugün Sicilya'ya gittiğinizde Sicilya'da mutfağındaki pek çok şey ondan sonra yer adları, tarım
47:20geleneğindeki pek çok terim. Bunların çoğu Arapçadan ve Müslümanlardan gelen terimlerdir. İşte mesela Marsala var değil mi Sicilya'da? Marsal Allah yani Allah'ın limanıan geliyor Marsala. İşte eee Kaltaniseta var. O da Kalat Ennisa
47:34yani kadınlar kalesinden geliyor. Alkama var. O da El Kama yani buğday demek.
47:39Oradan geliyor. Yani bunlar en çok bilinenleri. Bunun gibi böyle yüzlerce binlerce Müslümanların eseri kelimeler, eee, yer isimleri, şehir isimleri mevcut Sicilya'da. Yani Endülüs'ü çok iyi biliyoruz ama Sicilya'yı çok bilmiyoruz.
47:51Dolayısıyla Sicilya'yı da bizim öğrenmemiz lazım. Sicilya şurası işte İtalya'nın çizme ayağı olduğunu söyleyebiliriz. Eee, şurası Akdeniz oluyor. Şurası Kuzey Afrika. Berberiler var. İşte burada görüldüğü gibi. Eee,
48:02burada Palermo mesela burada önemli e Akdeniz ticaretini yönlendiren şeylerden bir tanesidir. Burayı Müslümanlar eee, fethetmiş. Şimdi biraz da ben İslam'daki önemli şehirleri de eee, öğrenmek için
48:16bu haritayı kullanmak istiyorum. Çünkü biz Med şey şehirlerden bahsediyoruz ama acaba bu şehirler neredeydi vesaire bunları öğrenmek önemli. İşte Mekke Medine'yi biliyorsunuz zaten. Kudüs burada mesela eee şurası Irak oluyor ya
48:29eee şurası Basra. Basra Körfezi dediğimiz şey burası. Basra işte Kufe.
48:35Kufe kadılı yani Irak tarafında bunlar.
48:37İşte Şam şurada işte Bağdat dediğimiz bu da yine Irak'ta yani Küfe, Bağdat bunlar yakın. Daha sonra Orta Asya'ya doğru geldiğimizde işte İsfahan, Tebriz dediğimiz mesela bizim Doğu Anadolu'nun biraz yani tam İran tarafında eee
48:51İsfahan biraz daha eee ortalara doğru İran'ın tam ortalarında işte Şiraz var, Nisabur eee Buhari, Buhara, Semerkant tam Orta Asya görüyorsunuz yani eee Aral Gölün tam doğusunda işte Belk, Belk
49:05şehri işte Mevlana'nın geldiği bu şehirler burada bak Orta Asya'dakiler Semerkant, Bel, Buhara işte Nişabur İsfahan orta. Tebriz biraz daha bize yakın. İşte Bağdat'la Küfe aynı olduğunu söylemiştik. Eee, Şam ve Kudüs benzer.
49:19Kahire zaten Mısır. Şurası Nil Nehri, şurası Mısır. İskenderiye zaten burada olduğunu görüyoruz. Yani bizim eee şehirlerimiz şimdi Moğollarda Altınordu demiştik ya golden horn deniliyor.
49:31Altınorda devleti. Burası şimdi Türkiye gördüğünüz gibi Rusya yani Kafkasya'dan itibaren alıp Rusya'dan yani Berke Han'ın Berke Han'ın olduğu e Cengiz Han'ın şey yaptığı Berke Han'ın olduğu devlet bu. İlhanlılar dediğimiz işte
49:43Bağdat'a kadar gelen eee Hülagühan'ın yani kötü moğulların bunlar iyi mi oğullar? Müslüman eee bunlar kötü moğullar diye adlandırabiliriz. Şu Cengiz Han'ınki zaten. Eee, bunlar da torunları. İlhanlılar gelmişti.
49:56İlhanlıların haritadaki konumu bu şekilde. Zaten Orta Anadolu'yu falan fethediyorlar. Bu hikayelerle dolu.
50:04Moğoların Türkiye'de işte Orta Anadolu'daki hikayeleriyle dolu.
50:07Biliyorsunuz Berkean'ınki de Altınorda devleti. Bu şekilde Müslüman olarak birbirlerini kırarak İranlıları e ve Bağdat'ı ve halifeliği kurtaracak. Şimdi tabii ki gölge halifelik olmuştu demiştik. Orada
50:19bir meşruiyet krizi oldu. Bu kriz nasıl yönetildi veya bu krizde neler yaşandı?
50:25Biraz buna bakacak olursak burada teorik bazı altyapılar oluştu. Mesela Maverdi var. İşte 950 1050 arasında yaşayan Bağdat'ta yetişmiş bir Ali Maverdi.
50:35Abbasi sarayı ile yakın ilişkiler kurmuş. hem kadılık yapmış hem diplomatik ilişkilerde bulunmuş bir Şafii fakihi aslında kendisi.
50:42Maverdi'nin kaleme aldığı elahkamül Sultaniye yani sultanlık hükümleri yani biz Makevelli'nin prens gibi kitabı var ya yani eee onun gibi bir kitap ya.
50:50Burada neyi anlatıyor? Bu öylesine yazılmış bir eser değil. E burada Abbasiler döneminde halifelik krizi oluyor ya. İşte Moğollar geliyor, gölge halifelikler oluyor. Burada aslında halifelik iyice zayıflayınca başka devletler de biz halifeyiz diye paralel
51:04kişiler, Şiilerden veya birkaç Sünniden biz halifeyiz diyenler sesler de yükselmeye başlıyor. Bu sefer maa verdiği bir hükümdarlık kitabı çıkarıyor. Aslında meşruiyet nereden gelir? Halife meşruiyetini nasıl alır?
51:16Dolayısıyla kime biz halife diyebiliriz diye bir eee kitap teorik altyapı ortaya koyuyor. Halifenin e temel işlevini iki şeyde özetliyor aslında. Diyor ki dini meşruiyetin merkezi olmak. Yani sen bir dini meşruiyet merkezi olacaksın.
51:29İkincisi de devlet düzenini tesis ve muhafaza etmek. Eğer diyor halife bu ikinci işlevi yani devlet düzenini tesis ve muhafazayı yapamazsa diyor bunun için bir vezir, sultan veya bir emir atayabilir diyor. Bu halifeliği atamak
51:42anlamına gelmez diyor. Meşruiyet yine halifededir. O sadece onu görevlendirmiş olur. Devlet düzenini tesis ve muhafaza etmesi için diyor. Eee bu yaptığı teorik altyapı işte kilis sisteminin doğmasına sebep oluyor. Ne demiştik aslında
51:55halifenin dini olarak? Halife Abbasi ama yönetici devlet düzenini tesis etmek eee ve muhafaza etmek de Türklerde oldu çoğunlukla. Bu Tuğrul Bey'de de böyle olmuştu. İşte Selçuklularda böyle oldu.
52:06Memlküler de böyle oldu. Yani böyle olunca bu teorik altyapıyı kullanıyorlar. Bu ikili sistemi Maverde aslında teorize etmiş oluyor. İşte bu kuvvetler ayrılığı var ya yargı bağımsızlığı vesaire. Batıda işte 17.
52:17yüzyılda Montesk denilen bir adam bunun felsefesini yapıyor. Ama Maverdi yine bu kitabında aslında kamu maliyesinin işte valilerin işleyişinin işte kadıların bağımsızlığının yani bu kuvvet bağımsızlığını kitabında 11. yüzyılda tartışıyor ve
52:31ortaya koyuyor. Yani bunların mirasları aslında bizde dünyada ilk bunları sistemleştiren, kitaplarını yazan Müslümanlar aslında ama batıda Montesköy diye anlatılıyor. İşte halbuki Maverdi'nin kitabında bunlar zaten var yer alıyor. Şimdi eee Selçuklukların
52:44hikayesinden yavaş yavaş devam edip Osmanlı'ya doğru nasıl geldik ona bakacak olursak 1071'de biliyorsunuz Malazgip var. Alpaslan Malazgit Savaşı'nı kazanıyor ve Bizans İmparatoru Diagonesi eee esir alıyor. Bu sadece askeri bir başarı değil. Yani Orta
52:56Asya'dan gelen steplerden gelen bir Türk boyunun Anadolu'da gelip bir kral değil, bakın kral değil imparatoru yani Roma imparatorunu, eee, Bizans Roma'dır zaten. Eee, Roma imparatorluğunu esir alması diye dönesin. Yani çok büyük
53:09tarihi bir olay bu. Burada ekonomik tarafı tabii ki ihmal ediliyor.
53:14Anadolu'nun zengin tarım arazileri, maden yatakları, ticaret yollarını eee da tekrar aslında Selçuklular ele geçirerek eee bu boyutuyla da zenginleşmeye başlıyorlar. İşte ilmi sahada da ne demiştik? Nizamiye medreselerini, Şii tehlikesine karşı
53:26Nizamiye medreselerini kuruyorlar demiştik. Gazaliye hatta rektörüydü, büyük alimiydi, baş alimiydi demiştik.
53:31Şimdi nerelerde Nizamiye medreseleri kuruluyor? Şimdi Selçukluka şu şekilde olduğunu düşünürsek, şurası Şii, Fatimi hanedanlığı olduğunu düşünürsek işte belde, belilen yer işte ne demiştik?
53:40Deminki haritada da göstermiştik. Eee, Orta Asya'ya doğru işte Heratta, Nişabur, eee, İsfahan'da önemli başkent eee, İsfahan oluyor Selçukard'da. İşte Bağdat'ta. Eee, bunlar hep, eee, Nizami
53:52medreselerini buralarda kuruyorlar. E, ve bunun amacı da doğru sünni bilginin sistematik bir şekilde devlette yayılmasını sağlamak. İşte Cüveyni var, Alim Cüveyni. E, o da Nişabur Nizamiye Medreselerinde eee, dersler vermiştir.
54:07Hocalıklar yapmıştır. E, yine Fahrettin Razi bu gelenekten beslenmiştir. Yani bunların hepsi Selçuklu işi. Bunlar hep Nizamiye Medreselerinin sonuçları.
54:15Selçuklular tabii bir imparatorluk.
54:17İmparatorluk olmak ne demek? Sizin tebanınızda farklı dinlere, milletlere e sahip pek çok tebanınızın olması, halkınızın olması demek. Dolayısıyla Selçuklular bu tebayâaya aynı Osmanlılar gibi özgürlük verdiler ve onların
54:31içlerine karışmadılar ve onlara yaşam hakkı eee verdiler. Mesela işte dinlerini korudular. Mesela Selçuklular Melikşah döneminde işte Ermeni kilisesini manastıran tüm vergilerden mesela muaf tutmuştur. rahatça yaşayabilin e demiştir. İşte dini
54:44özgürlük vermiştir. Eee bunun üzerine hatta eee Ermeni tarihçisi var. Eee Urfalı Mateos Melik Şah'ın ölümü üzerine o kadar üzülüyor ki Hristiyanların babası öldü diyerek yas tutuyor. Yani bize o kadar büyük iyilikleri oldu bizim
54:56dinimizi yaşamamız için o kadar yani biz daha bu kadar eee iyi bir yönetim altında yaşamamıştık diyor. Zaten şeriat bu. Yani sizin yönetiminizin altında zımmiler çok rahat bir şekilde dinini diyanetini her şeyi güzel bir şekilde
55:06yaşayabilirler anlamına geliyor. Şimdi Melik Şah'ın veziri var. Nizamül Mülk.
55:09Eee, bu dönemde tabii ki vergi toplamak için iltizam sistemi kullanılıyor. Bu sistemde de, eee, vergi toplama yetkisi ihaleye veriliyor. Aynı Osmanlı döneminde iltizam olduğu gibi. Yani siz özel kişilere vergi toplamak için yetki
55:20veriyorsunuz. O size peşin veriyor biraz. Topladıktan sonra da o kendisine alıyor parayı. E, burada da Bassa gibi ticaret merkezlerinde finansal okur yazarlığı yüksek olan eee, Yahudi tüccarlar eee, var, Yahudiler var. Bu
55:32iltizam sistemini üstleniyorlar. Yani dolayısıyla iltizamların çoğu Yahudilerden oluşuyor. Ama bu önemli değil. Selçuklu'nun burada liyakata eee paranın akışına ideolojiden daha fazla önem verdiğini görebiliyoruz. Nizamül
55:43Mülk'ün siyasetnamesinde vurguladığı gibi yani küfür ile dünya durur ama zulüm ile durmasın. Yani küfür adamın kendi bileceği iş yeter ki zulüm yapmasın. Buradaki temel felsefe ve mantık bu. Selçuklar kervansaray sistemini de kuruyorlar. Yani işte eee
55:56her 50 kilometrede bir böyle eee 100 kilometrede bir kervansaraylar, hanlar, hamamlar bu ticaretin çok gelişmesini sağlıyor. Buradan da tabii ki ticari olarak eee büyüyorlar. Şimdi Selçuklulara ait paralardan birtım örnekler gösterelim. Bakın burada e işte
56:10aslan figürleri, güneş figürleri, arkasında la ilahe illallah yazıları, eee dini yazılar. İşte mesela burada yine at üstünde hilal sembolü at üstünde ok atıyorlar çevresinde Arapça yazılar. Eee
56:25şahin sembolü yine paraların üzerinde.
56:27Bunlar Selçuklular kullandığı paralar.
56:30Şimdi Selçuklular peki nasıl parçalanmaya başlıyor? Burada atabeyler sistemi dediğimiz bir sistem var. Yani küçük yaştaki şehzadelerin yanına atanan ve onların hem eğitimcisi hem koruyucusu olan atabeyler yani Lalla gibi
56:42düşünebiliriz Osmanlılarda. Eee bunlar gittikçe güç devşirmeye başlıyorlar.
56:46İşte Suriye'de Zengi ailesi, işte İran'da Harzemşahlar, Anadolu'da Anadolu Selçukları ya bu süreçten doğan iktidar odaklar yani bu Atebelik sisteminden bağımsız eee güç odakları haline gelmeye başlıyorlar. Şimdi burada bir de tabii
56:59olayı perçinleyen Baba İlyas isyanı denilen bir isyan söz konusu. 1240'ta meydana geliyor. İşte Selçuklu yönetimine karşı bir eee halk hareketi.
57:09Yani bugünebetürkler ekonomik sıkıntılar altında biraz eee bunalıyorlar. İşte vergi vermesi vesaire. Yani aslında Baba İlyas isyanı eee Türk Oğuzların Selçuklu Saray yönetimine karşı yani aynı mevlerdeki gibi saray biraz e artık
57:23halktan ayrılmaya başlıyor. Bu sefer de halk saraya karşı bir iskan başlatıyor ve kısmen de başarılı oluyor. Zor zorluyor. Düzenli orduyu birkaç defa mağlubiyet yaşatıyor. Bu aslında şeyi bardağa taşıran hamlelerden bir tanesi
57:36oluyor bu Baba İlyas isyanı. Bir de Moğollar bunu görünce ha demek ki Selçuklular biraz zayıf deyip Anadolu'nun işlerine kadar haritada göstermiştik. Moğollar geliyorlar ve bir nevi valilikleri ele geçiriyorlar.
57:47Dolayısıyla burada Selçuklular gücü yitiriyor. Gayrimi güç Moğollara geçmiş oluyor. E bu kaos ortamında da artık beylikler kendilerini biraz özelleştiriyor ve ayrılıyor. İşte Osmanoğulları oluşuyor, Karamanoğulları oluşuyor, Germiyanoğulları oluşuyor.
58:00Bağımsız Beylikler dönemine geçilmiş oluyor. Oradan da artık Osmanlı dönemini yavaş yavaş eee geçmeye başlıyoruz.
58:07Genel olarak Osmanlı'ya kadar gelen hikaye bu şekildeydi. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hepinize iyi günler diliyorum.