İçeriğe geç
1:30:09

Laiklik Nedir, Müslümanlıkla Çelişir mi?

1:30:09 YouTube'da aç

00:00Selamünaleyküm. Rabbi yessir ve la tuassir. Rabbi tenvin bilhar. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır, işlerimi hayırla sonuçlandır. Bugün aslında hem sağ çevrede hem sol çevrede yanlış

00:14bilinen veya eksik bilinen laiklik kavramı üzerine konuşacağız. Laiklik nedir ve İslam'la çatışan, çelişen noktaları var mıdır? Müslüman birisi aynı zamanda laik olabilir mi? Bunları

00:28konuşacağız. Aynı zamanda laiklik ve sekülerlik birbirinin yerine kullanılan kavramlar olmakla birlikte bazı farklılıklar içermekte. Bu farklılıkların neler olduğuna bakacağız.

00:41Genel manada laikliğin hukukla olan ilişkisine, devletle olan ilişkisine, bireyle olan ilişkisine bakacağız ve Müslümanlıkla uyumlu olduğu veya çatıştığı yönleri veya modernistlerin

00:54dediği gibi aslında laikliğin, Müslümanlığın önünde bir engel olup olmadığını teorik bir çerçeveden bakmış olacağız. Anayasal düzlemde demokrasi düzleminde, laiklik ve demokrasi aslında

01:06birbirleriyle kol k kola, iç içe kavramlar. bunun neden böyle olduğunu ve olayın felsefesini anlamaya çalışacağız.

01:14Daha sonra Avrupa'daki bu laiklik meselesinin ortaya çıkışını, buna dair felsefecilerin düşüncelerini ve bunu nasıl argümante ettiklerini konuşacağız.

01:26Ve bu kavramı enine boyuna, geçmişinden günümüze kadar ve modern Türkiye'de kullanımına kadar cumhuriyetin kurulumuna Osmanlı'da son dönemde Tanzimatan sonrası olan Osmanlı'da gibi

01:39tüm yönleriyle ele alacağız ve Müslüman bir birey layık olabilir mi? Aradaki farklar ve uyumluluklar nelerdir?

01:47Bunların hepsini öğrenmiş olacağız. Yani burada bilgi düzeyimizi artırmış olacağız. Çünkü piyasada çok fazla yanlış bilgi dolanıyor. Bizim önce laikliğin ne olduğunu, kelimenin anlamını, kullanım anlamını, tarihçesini

02:00doğru bilmemiz gerekiyor ki ona göre bunun üzerine yorum yapabilir. Yoksa tüm yaptığımız yorumlar eksik veya hatalı olacaktır. Bu yüzden tam anlamıyla bunun bu kelimenin ne olduğunu ve nereden

02:13geldiğini ve amacının ne olduğunu anlamamız gerekiyor. Bu videoda tüm bunlara açıklık getirmiş olacağız. Genel olarak videoda işte kavramsal çerçevesinden bahsedeceğim. Etimolojik

02:26kelimenin kökeninden bahsedeceğim. Daha sonra burjuvaile olan ilişkisinden, aristokrasi burjuvaile olan ilişkisinden bahsedeceğiz. Eee daha sonra farklı laiklik modelleri var. İşte Fransız tipi

02:39laiklik, İngiliz tipi laiklik, Amerikan tipi laiklik. Yani tek bir laiklik tipi de yok. Bu tipler arasındaki farklar nelerdir? Bunları da incelemiş olacağız.

02:48Daha sonra modern ulus devletin oluşumuna, Fransız devrimine, Amerikan devrimine ve buradaki laikliğin bakış açısına gelmiş olacağız. Eşitliğe gelmiş, demokrasiye gelmiş olacağız.

02:58Laiklik, demokrasi arasındaki ilişkiyi incelemiş olacağız. Sonrasında Tanzimat dönemi Osmanlı'ya ve Cumhuriyet geleceğiz. Burada laikliğin yer aldığı konumu inceleyeceğiz ve göreceğiz.

03:08Sonrasında en son olarak tüm bu bilgi birikimi ile beraber İslam ve laiklik başlığını incelemiş olacağız. İslam'la laiklik kol kola yürüyebilir mi?

03:17çatıştığı noktalar neler? Bunları görmüş olacağız ve videoyu bu şekilde toparlayacağız. Genel akış bu şekilde olacak. Liklik kelimesi etimolojik kökenine bakacak olursak aslında Yunanca

03:29laikos kelimesinden geliyor. O da halka ait olan, halka ait, halktan olan anlamına geliyor. Latinceye de laikus olarak geçmiş bir kelime. Bu kelimenin karşıtığı aslında ruhban olmayan anlamına geliyor. Dolayısıyla laik demek

03:43etimolojik olarak, ilk köken olarak aslında ruhban olmayan kişiler anlamında kullanılır. Bir kişi laik dediğiniz zaman sen ruhban değilsin demek. Ruhban ne demek biliyorsunuz? Hristiyanlıkta İslam gibi değil bir ruhbanlık sınıfı

03:57var. Yani dinin kurallarını, yeni yasaları, yeni töreleri, kuralları, her şeyi eee ruhban sınıfı belirler. Papa mesela kural koyucudur. Yeryüzündeki final kural koyucudur. Yani Papa'nın

04:10sözleri Hristiyanlığın ta kendisidir.

04:12İslam'da böyle bir ruhbanlık sınıfı yok.

04:14Alimler yorumlar yaparlar, içtihatlar yaparlar. Birbirleriyle eleştirirler, çatışırlar, çelişirler. Bu şekilde içtihatlar e yol alır. Yasa bu şekilde ilerler. Ama Hristiyanlıkta bir otorite vardır. Ruhbanlık sınıfı otoritesi

04:27vardır. Ve bu tekel otorite küçük grup eee ve papalık tüm kuralları dikte eder.

04:32Ve o ne derse Hristiyanlık aslında odur.

04:36Dolayısıyla laik demek aslında ruhban olmayan kişi anlamında kullanılır.

04:40Dolayısıyla halk yani vasıfsız adam yani avam anlamında kullanılıyor. Halk genel kural koymayan kişiler anlamında kullanılıyor. Kelimenin etimolojik kökeni bu. zaten laiklik kelimesi Hristiyanlığa karşı çıkmış olan bir

04:54kelimedir. Tarihini inceledikçe bunu daha net bir şekilde anlayacağız.

04:57Aslında konunun İslam'la veya diğer dinlerle bir alakası yok. Bu laiklik olayı tamamen Hristiyan dünyanın kendi içerisindeki bir problem ve aydınlanmayla beraber bu problemi kendi içerisinde çözmesiyle alakalı bir

05:10kavram. Yani bizi ilgilendiren, bizi enterese eden bir konu aslında yok. Eee bunu incelemiş olacağız. Kelimenin etolojik kökeni halka ait olan, ruhban olmayan anlamına geliyor. Yani aslında ilk başlarda kullanımı işte ruhbanlar

05:22tarafından da kullanılıyor. Küçültücü bir anlam var. Sen avamsın, sen laiksin, sen halksın, sen ne anlarsın? Yani biz kural koyucu biziz, sen laikısin, sen halksın anlamında kullanılan bir kelime.

05:32Şimdi Teoman Duralı hoca var. Eee, merhum biliyorsunuz. Allah rahmet eylesin. Hoca da zaten böyle söylüyordu.

05:39Eee, bu anlamıyla kelime bu anlamıyla yani klasik anlamıyla eee, yani ruhbanlığı reddettiği için yani ruhban olmayan anlamına geldiği için hoca derdi ki, "İslam laiktir" derdi. Ama şimdi bu şey bir cümle. Eee, zaman diliminin

05:54nereye bağlı olduğuna göre değişen bir cümle. Eğer biz kelimenin kök anlamını, klasik anlamını, değişmemiş anlamını kullanacak olursak yani ruhban olmayan, halka ait olan, ruhbanlığı kabul edilmeyen gibi anlamlarda kullanacak

06:05olursak evet İslam'da ruhbanlık olmadığı için İslam laiktir diyebiliriz. Ama bu kelimenin anlamı Amerikan Fransız devrimiyle özellikle modern ulus devletle birlikte kelimenin anlamı değişti. Başka bir boyuta erişti.

06:17Dolayısıyla biz modern anlamda İslam laıktır aslında diyemeyeceğiz. Yani sonlarda söyleyeceğim şeyi biraz başta söylemiş olayım. E dolayısıyla hocanın tespiti klasik anlamıyla doğru. Ruhban olmayan anlamıyla evet İslam laiktir.

06:29Ama modern artık günümüzdeki anlamıyla Fransız devrimi sonrasındaki kelimenin anlamıyla bu cümle hatalı bir cümle olmuş oluyor. Çünkü laikliğin anlamı tamamen farklılaşmış eee bir hale gelmiş olacak. Yavaş yavaş anlatacağız bu

06:42durumuza. Zaten Fransız devriminden sonraki anlamı aslında hukuku, yasayı halkın kendisi yapması. dini bir referans, dini bir iradeden, dini bir nastan almayarak tamamen akli yollarla

06:54halkın kendi kendine yasayı, kanunu üretmesi anlamına geliyor. Fransız devriminden sonra İslam'da tam olarak durum böyle değil. Şeriat videolarından da hatırlarsınız. Eğer izlemediyseniz benim şeriat videos var. Öncelikle

07:07onları izleyip daha sonra bu videoya gelirseniz daha iyi bir bilgi birikimiyle devam etmiş olursunuz.

07:12Aslında laikliğin dolayısıyla Fransız devriminden sonraki teknik anlamı şudur.

07:18Yani egemenliğin ilahi bir kaynaktan değil, insanın kendi aklından, bireyin kendi kararlarından, yasamanın, yargının, hukukun bireyin kendi kendisine, kendi egemenliğiyle halkın kendine yapması anlamına gelir. Yani

07:32laiklik tamamen hukukla alakalı bir kavramdır. Yasayla, yasa yapmayla, kanun yapmayla alakalı bir kavramdır.

07:40Dolayısıyla iki tip eee hukuk yapma biçimi var. Bir ya referansınızı siz dinden alacaksınız. Yani naslardan işte Kur'an, sünnet veya Hristiyansanız, ruhban sınıfından veya başka bir dinenseniz dininiz ne emrediyorsa onu

07:53baz alaraktan yasayı yapacaksınız. veya hiç dini referans almadan tamamen insan aklını ve insan tercihlerini göz önünde bulundurarak insanın kendi kendine kendi

08:06düşüncesiyle yazdığı yasayla ve hukukla yani pozitif hukuk dediğimiz olayla ilerleyeceksiniz. Günümüzde modern devletler, modern ulus devletler, bizim bugün kullandığımız medeni kanunlar veya işte Avrupası hukuku dediğimiz Civil Laa

08:20da aynı şekilde eee hepsi insan aklına baz alır. Yani yasayı teknokratlar yaparlar. Yani insan kendi aklıyla yasayı yazar ve o artık kanundur.

08:30Halbuki şeriatta eee yasa dini referanstan, nastan elde edilerek çıkarılır. Dolayısıyla kaynağı dindir.

08:37Laiklik ve dini yasa aslında karşıt iki tıp olmuş oluyor. Laikliğin temel anlamı yasa yapmakla, hukuk yapmakla alakalıdır. Laikliğ eee en temelde olay kavram budur. Yani aslında egemenlik

08:51kayıtsız şartsız milletindir. Bu tam anlamıyla laik bir cümle. Neden? Çünkü millet kendisi oy vererek bir meclisi seçer. Meclis de kendi aklını kullanarak

09:03yasaları ve hukuku belirler. Dolayısıyla egemenlik yani yasa yapma hakkı, kanun yapma hakkı milletin ta kendisindedir.

09:12Laiklik tam olarak budur. Bu tanıma uyar. Halkın kendi seçimlerinden doğacak şekilde meclisin yasa ve kanun yapması anlamına gelir. Halbuki şeriatta nasıldı? Şeriatta Kur'an ve sünnet

09:26denilen bir nas denilen referans kaynağımız var. Bağımsız sivil alimler hiçbir şekilde yani seçilmiş kişiler değil. bağımsız otoriteler, bir sürü sivil alim eee ortada piyasada dolaşıyor. Bunlar kendi içtihatlarıyla

09:41bu naslardan, sünnet ve Kur'an'dan yararlanarak yasayı, hukuku doğal yolla, sivil yolla oluştururlar ve bu birike birike bu içtihatlar bir külliyat haline gelir ve

09:53zamana göre, topluma göre, coğrafyaya göre değişir bu içtihatlar ve hükümler.

09:59Dolayısıyla dinamiktir şeriat dediğimiz şey ama kaynağını, referansını Kur'an, sünnet, nastan alır. Eee halbuki laik yasamada böyle bir şey söz konusu değil.

10:10Tamamen halkın oylarıyla seçilen meclis kendi aklını kullanarak insan yapımı, yasalar ve hukuklar yoluyla kanununu yapar. Temelinde iki ayrım bu şekildedir. Diyorlar ki laiklik aslında

10:23devletin dininin olmaması yani devletin hiçbir dine kayırmacılık, ayrımcılık yapmaması anlamına gelir. Dolayısıyla devletin tüm vatandaşlara dini ne olursa olsun eşit bir şekilde davranması anlamına gelir şeklinde laikliği

10:37söylüyorlar. Ya bu aslında iyi bir şey olarak, eşitlikçi bir şey olarak, özgürlükçü bir şey olarak ben senin dinin şu diye sana bir ayrımcılık veya senin üzerine bir dezavantaj, avantaj koymuyorum. Ben eşit bakıyorum devlet

10:49olarak dinden bağımsız bakıyorum. Sen eşit bir bireysin. Dinle ilgilenmiyorum.

10:53Ben kendim referansımı, hukukumu da dinden almıyorum zaten. Dolayısıyla çok eşit eee steril bir şekilde vatandaşlara muamele yapabiliyorum şeklinde bir e laiklik hanımı getiriliyor ve bunun aslında daha üstün eee daha iyi bir

11:07metot olduğu şeriata göre eee aktarılıyor. Fakat burada şöyle bir ayrıntı var. E şeriatta da aslında hukuk önünde eşitlik esastır. Yani bir gayrimüslim ya da Müslüman hırsızlık yaptığında yine ceza alacak ya da adam

11:20öldürdüğünde yine aynı cezaları alacak.

11:22Yani burada aslında vatandaşa yapılan muamele çok değişmiyor. Yani dolayısıyla eşit ve objektif bir devlet olabilmek için illa eee layık bir devlet olmak zorunda değilsin. Hukukunu dini bazda

11:36alarak da gayet vatandaşlarına eşit ve objektif olabilirsin aslında.

11:41Dolayısıyla bu tanım birazcık manipüle edilmiş oluyor. Sanki bu sadece laiklik laikliğin bir kazanımı laiklikle sadece başarılabilirmiş gibi söyleniyor.

11:51Halbuki gayet şeriatta da bu başarılabilir, yapılabilir ve vatandaşlar bir aynı cezaları alabiliyorlar zaten. Yani bu daha üstün, daha iyi bir şey gibi lanse ediliyor.

12:02Ama karşısına koyduğu hukuk sistemi de zaten bunu uyguluyor. Yani arada çok bir fark yok. Ya bir de şöyle bilinen bir yanlış var. İşte laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması gibi.

12:14Sanki şöyle bir algı veriliyor. İşte laiklik ne demek? işte bir eee devlet memuru işini yaparken hani dinle filan ilgilenmeyecek. Kendi işini yapacak ama molasında gider cumasını kılar, namazını kılar, bir şeyini yapar. Laiklik budur.

12:27Yani kamu dairesinde böyle eee işte dinin avantajlı olmaması, dine dinin herhangi bir çıkarının eee olmaması.

12:35Yani sen sırf dindarsın diye sana bir kıyak geçilmemesi, eşit davranılması ama onun dışında tabii ki memur istediğini yap para özel hayatında gibi bir anlam veriyor. Bu doğru değil. Laiklik yani böyle bir şey değil. Laik tamamen

12:46hukukla alakalı, yasamayla alakalı, yasa ve hukukun referansının neyden alacağını ve nasıl yapılacağını olmasıyla alakalı bir kavramdır. Laiklik eşittir yasayla alakalı bir kavramdır. Yani dolayısıyla böyle anlatıldığı gibi toz pembe bir şey

13:00değildir. Devletin yasamayı, hukuku, neyin iyi, neyin kötü olduğuna, neye ceza verileceğine, nasıl ceza verileceğine karar vermesinin metoduyla alakalı bir yoldur. Bunu aklımızla biz mi bileceğiz? Biz mi yazacağız insan olarak? Yoksa referansını dinden mi

13:15alacağız? Ekonomik herhangi bir yasa olabilir, ailevi herhangi bir yasa olabilir, ceza ceza yasası olabilir, kamu hukuku olabilir. Yani herhangi bir konuda herhangi bir yasadan eee ve yönetim şeklinden bahsediyoruz burada

13:27aslında. Bir de burada eee karıştırılan kavramlar var. Sekülerizm nedir? Laiklik nedir? Aslında bu sekülerizm demek bireyin kendisiyle alakalı olan eee şey demek. Yani ben birey olarak sekülerim

13:40diyebilirim. Laiklik ise devlet yönetimiyle, devletle alakalı bir şeydir. Yani devlet de laik olur. Birey seküler olur, devlet laik olur. Ama temelde mantığı aynıdır. Yani seküler birey ne demek? Ben kendi yaşamımla

13:54alakalı bir sekülerlik yaşıyorum anlamına gelir. Yani ben kendi yaşamımda akli ilkeleri dini referanslara, dini ilkelere daha üstün tutuyorum. Seküler bir bireyim. Ben benim için pozitif bilim, eee, akılcılık, eee, rasyonalizm

14:08bunlar benim hayatımda daha üstündür.

14:10Ben referansımı, kararlarımı, iyi kötü yargılarımı buna göre veririm. Birey olarak anlamına gelir. Dine göre vermem.

14:17Sekülerizm budur. Bireyi ilgilen. Lahlik ise devleti ilgilenir. Devlet bu sefer pozitivisttir, bilimcidir. Akılcıdır, rasyonalisttir. Dini referans almaz.

14:27bunları referans alır. Kararlarını, iyi, kötüyü, halkı nasıl yöneteceğini, halkın nasıl davranacağını, nasıl cezalar vereceğini ona göre belirli anlamına gelir. Yani sekülerizm ve laiklik arasındaki fark da budur. Yani bireydeki

14:40sekülerizm aslında akılcılığı ön plana aldığı için Mutezile ekolüne biraz benzetiliyor. Mutezile biliyorsunuz yani bir fırka İslam'da ve akıllı eee ön plana tutan bir eee fırka. Dolayısıyla

14:52modernist ilahiyatçıların eee seküler tavırları e böyle biz seküleriz, sekülerizm bizim için okey, biz tamamız buna tavırları aslında bu Mutezile ekolünün bir yansıması. Ama şöyle bir fark var. Mutezile ekolü tam olarak bir

15:07biz seküler diyemeyiz ona. Çünkü sekülerizm mutlak akılcıdır. Yani tam anlamıyla pozitif eee rasyonalist ve akılcıdır. Mutezile ekolüünün yine sonuçta Kur'an referansı var. Kur'an'ı

15:20reddetmiyor. Ayetleri reddetmiyor.

15:22Kur'an'da geçen herhangi bir hükmü kesinlikle kabul ediyor. Eee, onun dışındaki yorumlarda akılı ön plana tutuyor. Dolayısıyla tam anlamıyla bir seküler diyemeyiz. Yani Mutezile ekolünü tamam akıl önemli ama yine de Kur'an referansı devam ediyor.

15:36Çünkü Müslüman. Müslüman olmaya devam ediyor. Müslümansan dini referansın her zaman olacak. Allah bana bunu emretti diyeceksin. Çünkü işte Müslümanlık sadece namaz kıldım, oruç tuttum, zekat verdim, işte sadaka verdim, camiye

15:49gittim. Tamam. Yani bunu emreder, bunu yaptığın zaman tamamdır gibi bir din değil. Müslümanlık hem ibadeti, hem yaşamı, hem sosyal yaşamı, hem hukuku, hayatın her alanına dokunan, her

16:02alanında emirler veren, yasaklar koyan, sınırları çizen, çerçeveyi belirleyen bir din. Hukukta da aynı şekilde çerçeveyi belirler. E dolayısıyla din tabii ki de hukuka etki edecek bu

16:16manada. O yüzden eee ben ibadetimi yaparım. O beni ilgilendirir. Benimle Allah arasında kimseyi ilgilendirmez.

16:23Ama ben seküler olabilirim. Devlet de laik olabilir. Bu bir problem değil.

16:27Çünkü zaten devlet benim dinime karışmaz. Laik devlet. Niye? Herkes kendi evinde ne yapıyorsa yapsın. Beni ilgilendirmez der. Laik devlet. Bu doğru. Evet. E herkesin kendi evinde, kendi başına yaptığı, başkalarını etkilemediği şeylerle ilgilenmez. Kim ne

16:41yapıyorsa yapsın der. Haklı. Ama İslam böyle bir din değil ki. İslam senin evinde kendi başına Allah'la kendi aranda olan böyle eee soft böyle mini bir öyle bir din değil. Yani çevreyle etkileşimini düzenliyor. Senin toplumla etkileşimini düzenliyor.

16:55Hukukla etkileşimini düzenliyor.

16:57Evlenmeni, boşanmanı, cezanı, ticaretini, her şeyini düzenliyor.

17:01Bunlara yasaklar koyuyor, emirler koyuyor. Eee, dolayısıyla sen sadece evde benimle Allah aramda. Dolayısıyla sorun yok. Ben seküler kalabilirim diyemezsin. Çünkü diğer yönlerini o zaman uygulayamaz hale gelirsin. Çünkü

17:14din, İslam her noktada sana ne yapman gerektiğini söylüyor. Toplumla iç içe yaşarken nasıl yaşaman gerektiğini söylüyor. Bu kuralları belirliyor. O zaman da bir çatışma düzlemi illaki olacaktır. Yavaş yavaş geleceğiz zaten

17:27bu konuya da. Yani faiz haramdır. İslam bunu belirlemiş. Örnek veriyorum. Eee, ya ben bireysel ticaretimde işte kendi bankamla ilişkilerimde, kendi ev ekonomimde faizi bulaştırmam kardeşim.

17:39Ben müslümanım. Eee, kendim faize bulaşmam. Ama devlet bulaşıyor. Eee, nasıl olacak bu durumda? Eee, yani böyle seküler bir tavır sergiliyor. Yani ben kendi içimde bulaşmam. Tamam. Sen kendi seküler eee çevrende bulaşmıyorsun ama

17:53devlet nezdinde bulaşılıyorsa bu seni doğrudan dolaylı yollardan etkiliyor.

17:59Bu zaman sen ulaşmasan bile aslında dolaylı ve doğrudan yollardan bulaşıyorsun. Maaşını oradan alıyorsun.

18:04Ondan sonra eee devlete verdiğin vergi oraya gidiyor veya oradan aldığın ücretler eee aynı şekilde şey yapıyor.

18:11Eee ticarethane kuruyorsun. Eee zorla üzerine faiz biniyor vesaire. Yani pek çok noktada bu durumdan etkileniyorsun.

18:19Dolayısıyla böyle bir eee ben sadece kendimi böyle yapıyorum. Gerisine karışmam gibi bir mod aslında tam olarak eee İslam'ın öngördüğü bir mod değil.

18:28Şimdi ne dedik? Tarihine gelecek olursak yavaş yavaş aslında laiklik Avrupa'da, Avrupa'nın kendi hikayesiyle alakalı.

18:35Yani Avrupa dışındakileri çok ilgilendiren veya Hristiyan dünya dışındakileri çok ilgilendiren bir mesele değil. Onların kendi iç meselesiyle alakalı bir durum. Kilise var, ruhbanlık var, otorite bir sınıf var. Bir de burjuva var. Burjuva

18:47dediğimiz sınıfta yani ticaret yapan tüccarlar e sınıfı, zenginleşen sınıf, parayı kontrol etmeye başlayan özellikle coğrafi keşiflerden sonra bankacılık sektörünün ilerlemesiyle birlikte burjuva denilen kesim de ortaya çıktı.

19:02Eee dolayısıyla bu kilise ve aristokratların, soyluların burjuvaile olan bir mücadelesi söz konusu. Aslında laiklik dediğimiz olay bu mücadelenin ürünü olarak ortaya çıkmış bir durum.

19:14zengin sınıfın, taralı sınıfın güç mücadelesi anlamına geliyor aslında.

19:19Yani bunun tarihteki boyutlarıyla alakalı bir şey. Nasıl? Yani Hristiyanlık aslında ruhban eee sınıfına sahip teokratik bir din. Teokratik yani yasayı kanunun ruhban sınıfı koyuyor.

19:30Dolayısıyla ona müthiş bir güç atfediyor. Yani her türlü sınır koyma, ceza verme, iyiyi kötüyü belirleme ruhın, papalığın elinde. Dolayısıyla müthiş bir güç bu. burjuvaın eee işine çok eee gelmiyor. İşte papalar,

19:44kardinaller, psikoposlar, rahipler bunlar böyle kendi arasında bir elit çevre oluşturuyorlar. Kutsal metni yorumluyorlar. Günah nedir? Yasa nedir?

19:53Kanun nedir? Bunu belirliyorlar. Aforoz ediyorlar. Eee, dinden çıkarıyorlar.

19:58İşte yargılama yapıyorlar, bağışlama yapıyorlar. Dolayısıyla yönetim aslında bu ruhbanlık sınıfında. Burjuvazide parayı biz kazanıyoruz. E zenginlik bizde ama biz hiçbir güç sahibi değiliz.

20:11E o zaman bizim gücü ele geçirmemiz lazım. Bunun için ne yapabiliriz diye düşünmeye başlıyor ve bunun için de bir mücadeleye giriyor. Yani dini devletin güç noktalarından ayırmak için bir mücadeleye giriyor. Çünkü mesela tüccar

20:25işte bankacılık sistemini falan da giriyor para geldiği için işte faiz de girecek. Ama Hristiyanlıkta da tüm layinlerde biliyorsunuz faiz yasak sonradan eee deliniyor. Farklı yöntemler geliştiriliyor. Aslında Hristiyanlıkta,

20:35İslam'da, Yudikilikte hepsinde faiz yasak normalde. E şimdi ben e faizli işlem yapmam lazım tüccar olarak. Kilise buna engel oluyor. İşte eee ben herhangi bir aramda sözleşme yapacağım. E kilise diyor ki o sözleşme geçersizdir. Hukuku

20:47ben belirlerim. Eee şöyle olması lazım falan filan. Yani benim esnek hareket etme alanlarımı daraltıyor. Benim büyümemi, güçlenmemi daraltıyor. Halbuki parası olan benim, ticareti yapan benim, güçlü olmam gereken benim. onun yerine

21:00hiçbir şey yapmayıp yatarak sadece ben tanrıdan aldığım güçle yasa yaparım diyen adamlar bir grup elit ruhban e devleti yönetiyor. ben buna karşı çıkarım kardeşim deyip bir aydınlanma çağıyla akılcılık, pozitifçilik,

21:13bilimcilik, dini hayatın içerisinden itmek eee ve daha sonra da hukuku akılla bilimle eee yapma noktasında laikliğin gelmesi, daha sonra da Fransız devrimi ile birlikte burjuva'nın aslında yönetimi ele geçirmesi, dini tamamen

21:26sosyal hayattan, hukuktan, devlet yönetiminden çıkarması, din derken buradan Hristiyanlıktan tabii ki bahsediyoruz. Bu Hristiyanlık Avrupa'nın kendi içerisindeki bir olay, bir mücadele, bir vaka. Dolayısıyla Burjuva'ın kiliseyi, ruhbanlığı devlet

21:39yönetiminden söküp atması nihai noktası da Fransız devrimidir. Bu sayede de artık yasayı ve devlet yönetimini tamamen bireyin kendi kendine yapması, akılla yapması e noktasına durumu getirmesidir. Konu burada bu. Yani

21:52tarihsel mücadele bu. Çünkü baktığınız zaman Orta Çağ'da eee toprakların üçte ik'si kiliseye ait. İşte öşür denilen vergiler kiliseye ait oluyor. İşte endüljans denilen işte günahlardan bağışlama, aforoz etme, dinden çıkarma,

22:06yargılama, işte faiz yasağı, eğitim, evlilik, miras, her şey, her şey kilise belirliyor. Her şeyi ruhbanlar belirliyor. Yani tüm yönetim onlarda. E dolayısıyla Burjuva burada tüm bunları söküp atmak istediği için böyle bir

22:20devrim yapıyor. Fransız devriminin esas olayı da budur. Burjuva'ın kiliseye ve aristokrasiye karşı mücadelesi ve bunu kazanması ve dini söküp atıp tamamen akıl, rasyonalizm, bilim eee ve halkın oyuyla dinsiz dinden referans almayacak

22:34şekilde hukuku, yasaları, iyiyi, kötüyü belirlemesi ve Burjuva'nın kendisine buradan eee nem alanması, daha da gücünü güç devşirmesi eee ve giderekten tüm yönetimleri ele geçirmesiyle alakalı bir durum. Konu bundan ibaret. Laiklik

22:48dediğimiz olayın tarihsel hikayesi bu.

22:51İşte bunu da Avrupa'da işte aydınlanma oluyor. Aklın karanlığa karşı zaferi.

22:56Yani buradaki din, e, dini referanslar karanlık olarak gösteriliyor.

23:01Dolayısıyla bir pozitifçilik, bir bilimcilik, bir akılcılık gelişmeye başlıyor. Aydınlanmayla birlikte. İşte burada Descartes var, Kant var. E bunlar diyor ki işte insan aklı vahiy olmaksızın doğruyu bulabilir. İyiyi, kötüyü, global olarak iyiyi, kötüyü

23:15referans olarak bulabilir. Eee, bunları düşünüyorlar. Bu tarz felsefeler üretilmeye başlanıyor. İşte HOs var, LCK var, Ruso var. Bunlar işte toplum sözleşmesi. Devletin meşruiyeti nereden gelir? Şimdi yönetimin meşruiyeti

23:28nereden gelir? Dinden mi gelir? Tanrıdan mı gelir? Ruh sınıfı diyor ki biz tanrının bize verdiği yetkiye dayanarak bizi yönetiyoruz. İşte bunlar da toplum sözleşmesini önüne çıkarıyor. Rusal mesela ancak eee ve diyor ki bir şeyin

23:41meşruiyeti tanrıdan gelmez. aslında insanların kendi arasındaki kolektif bir sözleşmesinden, bilincinden, bir konsensusundan ortaya çıkaraktan bir şeyin meşruiyeti olur. Dolayısıyla soyluluğu ve ruhbanlığı bir kenara itiyor. Onun yerine eşitliği,

23:55halkçılığı, akılcılığı ve pozitif düşünmeyi e koyuyor tam merkeze. Bu laiklik demek oluyor zaten. meşruiyetin dinden değil, tanrıdan değil, halkın kendisinden, eşit olan halkın kendisinden gelmesinden kaynaklandığını

24:09ve akıldan geldiğini kaynaklandığını belirten bir düşünce biçimi aslında.

24:14Felsefeciler de burada bunun felsefesini yapıyorlar. Yani burada eee tabii ki antik Yunan ve aydınlanma çağını farklı düşünüyor. Antik Yunan'da Sokrates var mesela. Sokrates'in de eee bu tarz like diyebileceğimiz düşüncesi var. Ama o

24:26tanrıyı tamamen reddedip dışlamıyor.

24:28Mesela diyor ki tanrınızı reddediyor değilim. Yalnızca anlamıyorum. Benim hünerim basit şekilde insanidir. Halbuki eee modern çağa doğru gelen işte aydınlanmayla birlikte gelen felsefeciler ise tanrıyı tamamen oyunun

24:42dışına itip tamamen çıkarıp aklı tam merkeze ve ortaya eee yerleştiriyorlar.

24:48Dolayısıyla Sokrates'e göre bir adım daha ileri gitmiş oluyorlar bu noktada.

24:52Şimdi burada Kant önemli tabii ki. İşte saf aklın eleştirisi eee gibi tezlerinde aslında e aklın sınırlarını çiziyor.

25:00Akıl neyi bilebilir, neyi belirleyebilir eee ve neyi belirleyemez gibi eee konuları tartışıyor orada. İşte tanrının varlığı, ruhun ölümsüzlüğü. Bunu aklın dışındaki bir alan olarak bir kenara itiyor ve bu işte teorik aklın

25:15dışındadır diyor. Ama bir şeyin iyi olup kötü olmaması yani hukuk yapma, yasa yapma neyle alakalı? Bir şey iyi mi kötü mü? İyiyse derecesine, kötüyse derecesine ona göre ceza vereceksiniz ya. eee, akıl bu iyi ve kötüyü belirleyebilir mi noktasında da Kant

25:30kesinlikle akıl iyi ve kötüyü belirleyebilir şeklinde bir felsefe üretiyor. Dolayısıyla iyi kötü belirlemeyi vahiy kaynağından, ilahi kaynağından koparıp saf akılla belirlenebilir noktaya getiriyor.

25:44>> Kant basitçe şöyle bir şey eee demek istiyor gibi. Eee, bu revolusyonla birlikte bu, eee, felsefi devrimle, eee, birlikte eee,

25:59ahlak anlayışı değişmek zorundadır.

26:03eee iyi artık eee iyi olan şey istenir olan, arzulanır, arzulamaya değer olan eee

26:15şey nesnenin kendisini dayatması ile değil bize eee kendimizin dayattığı bir tasarım

26:29sentezi oluşturmalıdır.

26:33Akıl bunu kendisi eee üretmelidir.

26:38>> Dolayısıyla ahlak dediğimiz şey şimdi ahlak neydi? İyi bir iyi ve kötünün ne olduğunun belirlenmesi. Yani ahlak hukukla bağlantılı. Neden? Hukuk da iyi ve kötüyü belirleyip ona göre ceza verecek. Dolayısıyla ahlakın kaynağını

26:51yani iyi ve kötünün kaynağını yani hukukun yani yasamanın kaynağının saf akıl olabileceğini teorileriyle ispat ediyor Kant Aydınlanmacağında. Yani bu tamamen laik bir düşünce. İşte Hristiyan

27:05ruhk sınıfını ve dini oyun dışına itme durumu bu. Dolayısıyla laikliğin olayı bu zaten. İyi kötünün, ahlakın, yasanın saf akılla belirlenmesi ve bunun başarılabilmesinin ispatlanmasıyla

27:20alakalı bir şey. Kant da bu şekilde düşünüyor. Şimdi Kant dedi ki, "Ahlak akılla bilinir. Yasa akılla bilinir. İyi kötü akılla bilinir." Ama toplumda pek çok akıl var. Ben bu şekilde bilirim.

27:30Öbürünün aklı o şekilde bilir. Peki bunu nasıl çözeceğiz? Orada da devreye Hegel giriyor. Hegel tez, antitez ve sentez teorisini geliştiriyor. Bu da kolektif norm şeklinde, kolektif bir şekilde iyi

27:43kötüyü belirleme ve yasa yapmayı eee mümkün kılıyor. Yani diyalektik. Şimdi ben diyeceğim ki bir grup insan olarak toplumdaki aklımla bu iyidir diyeceğim.

27:53Kimileri de tez sunacağım. Yani kimisi de antitezini sunacak. Bu şöyle kötüdür diyecek. Tezi alacağız. antitezi alacağız. Bunları üst bir çatıda birleştirip bir sentez yapacağız.

28:03Diyalektik dediğimiz olay bu. Egel'in diyalektiği ve üst bir çatıda bunları birleştirip bir potada eritip aslında toplumun kabul ettiği kolektif bilinçten doğan tez, antidez ve sonucundaki sentez

28:16benim aslında final normum yani yasam, hukukum, iyi kötü ahlakım olmuş oluyor.

28:23Eee, dolayısıyla toplum bu şekilde tezleri antitez üretecek ve bunlar bir potada eritilip, eee, ortak bir konsensusa bağlanıp, eee, akıl yoluyla tamamen, din hiçbir yerde bir şekilde burada yok, akıl yoluyla iyiyi, kötüyü

28:36ve yasayı bu şekilde belirlemiş olacağız diye Hegel'de bunu kolektif norma, virüs basamağı, toplumun toplumu olarak nasıl yasa yapabileceğini taşımış oluyor. Bu şekilde felsefesini icra etmiş oluyor.

28:47Modern yasa üretme mekanizması da tam olarak bu şekilde çalışıyor. Mecliste farklı grupta partiler var. Bir parti işte yasa şu şekilde olsun diye öneride bulunuyor. Diğer parti buna eleştiride bulunuyor. Ortak konsensuslar,

28:59görüşmeler, tartışmalar sonucunda ortaya bir ortak metin çıkıyor ve bu metin oylanarak günün sonunda konsensusla birlikte yasa oluşturulmuş ve icra edilmiş oluyor. Yani Hegel diyalekliği kullanarak laik bir şekilde halkın

29:12seçtiği meclisin akıl yolu vasıtasıyla oluşturduğu yasalardan oluşan bir devlet düzeni olmuş oluyor. Laiklik >> ahlakiliğin çünkü eee ön şartı

29:24özgürlüktür. Eğer zorla uyuyorsan bir kurala, senin dışında bir neden seni uyduruyorsa eee bir kurala, kural önceden verilmişse senin içinde yer etmiş değilse

29:38bu kural.

29:40Başka bir deyişle bu kuralı sen kendin koymuyorsan, kendi davranış kuralını sen kendin a priori olarak eee koymuyorsan ahlaki bir varlık değilsin. Çünkü özgür bir varlık

29:54eee değilsin.

29:57Ahlakiliği mümkün kılan şey doğrudan doğruya özgürlüktür.

30:02>> Şimdi burada eee laikliği savunanlar şu şekilde savunuyorlar. Akılla oluşturulan yasalar bu şekilde diyalektikle oluşturulan yasalar tekrar yıkılabilir.

30:13Ama dinden kaynağını, referansını dinden alan yasalar yıkılamaz. Çünkü sen onunla eleştiri getiremezsin ki. Benim aklımla yaptığım yasalara, meclisten çıkardığım yasalara sen eleştiri getirebiliyorsun ve bu eleştiriyle de yasayı değiştirme

30:26mümkün kılıyor. Eşitlikçi, özgürlükçü, yenilikçi, yenilenebilir, dinamik bir ortam olduğunu ve hukuk yasama sistemi olduğunu iddia ediyor laikliği savunan kişiler. Ve diyorlar ki yasanın referansı dinden alınsaydı dine karşı,

30:39Allah'ın sözüne karşı işte nas karşı, Kur'an sünnete karşı kimse bir itiraz edemeyeceği için yasa orada hep sabit kalacak. Bu da değişimin, yeniliğin, dinamikliğin önünü tıkayacak, kapatacak.

30:50Dolayısıyla daha gerici bir sistem, daha kötü bir sistemdir diyorlar. Fakat bu böyle değil. Anlatıldığı gibi değil.

30:57Şeriat öyle sabit, statik işte neyse o bir sistem değildir. Şeriat videolarımı izlemenizi öneriyorum bu noktada. Şeriat dinamiktir. Eee, bugün Orta Asya'da vereceğiniz aynı soruya cevapla, içtihatla, yapacağınız hukukla Avrupa'da

31:09yapacağınız hukuk farklı oluyor.

31:11Amerika'da yapacağınız hukuk farklı oluyor. Neden? Çünkü zamana göre, topluma göre, ihtiyaçlara göre şeriatın içtihatları, kararları, kadının hükümleri, alimlerin fetvaları değişiyor. Dolayısıyla şeriat aslında dinamik. Şeriat sadece norm kaynağını,

31:25anayasasını, temel ilkelerini Kur'an'dan, sünnetten, nastan alıyor.

31:30Onun dışında topluma uyum konusunda laik hukuktan daha iyi. Çünkü laik hukuku değiştirmek daha zor. Çünkü topluma toplumu sürekli izleyen işte toplumun değişimini gören eee bir kitle olmuyor.

31:43Mesela medeni kanunu koymuşuz 1920'lerde.

31:46Eee şimdi 2020'lerdeyiz. Yani 100 yıl geçiyor. Hala kanunların %90'ı aynı. Ama değiştik. İnsan değişti, evlilik değişti, boşanma değişti, yapı değişti, sosyal hayat değişti. Ama o kanunu değiştirmek öyle teorideki kadar kolay

32:00olmuyor. Sen diyorsun ki işte meclis hemen birisi itiraz edecek, kanun değişecek. Öyle olmuyor. Gerçekte kanunu yazan kişi devletin kendisi, meclisin kendisi değil. Birkaç tane teknokrat adam kanunu eliyle yazıyor.

32:13Meclistekiler de, milletvekilleri de zaten bu işlerden anlamadığı için tüm dünyada böyle. Bu arada sadece oyluyorlar. yasa geçiyor. Yani günün sonunda kanunu eskiden ruhbanlık, papalık birkaç kişiyi işte oradaki papazlar, piskoposlar eee yaparken şimdi

32:27de oradaki teknokratlar işte hukuk bilim insanları sözde yine ikiü kişi yazıyor yanu. Bir şey değişmiyor yani aslında.

32:35Halbuki şeriatta dağıtık bir sistem var.

32:37Alimlerin içtihatları yoluyla, birbirlerini eleştirmeleri yoluyla.

32:40Bizim alimlerimiz birbiriyle eleştirmiştir. Öğrencisi hocasını eleştirmiştir. İçtihadını değiştirmiştir. Fetvasını değiştirmiştir. Bizim sistemimizde, şeriat sisteminde kişiye göre fetva verilir. Hatta bir kişi fakirse ve bir

32:52soru sormuşsa ona göre bir cevap verirsin ve fetva verirsin. Eee, birisi zenginse ona göre bir fetva ve cevap verirsin. Yani zengin fakirlik bakımından dediğim şey, eee, maddi bir konuda mesela yani herkesin kendi durumuna göre bir, eee, fetva verilir.

33:07toplumun durumuna göre, zamanın değişimine göre fetvalar, içtihatlar yenilenir. Dolayısıyla aslında şeriat, İslam şeriatı, Hristiyanlık öyle olmayabilir. Ben Hristiyanlığın öyle olmadığını zaten düşünüyorum. Ama bizim konumuz burada. Sen Hristiyanlığı

33:21işin dışına itip laikliği getirirken İslam'ı hiç düşünmeden getiriyorsun.

33:25İslam'la Hristiyanlık hukukunun bir bağlantısı yok ki. İslam'da bir ruhbanlık sınıfı yok ki. İslam'daki şeriat, hukuk sistemi zaten senin önerdiğin laik sistemden çok daha dinamik, çok daha yenilenebilir, çok

33:37daha zamana, örfe, topluma uygun eee yapılabilir bir şekilde. Çünkü toplumun içerisinden gelen, onu gözlemleyen sürekli onun içerisinde haşır neşir olan alim bu fetvaları, içtihatları, hukuku yapıyor. Sivil bir şekilde bu hukuk

33:51yapılıyor. Halbuki laiklikte devlet bu hukuku yapar. Dolayısıyla devletteki o teknokrat, o kanunu yapan ikiü kişi toplumun her yerini sürekli gözlemlemesi filan lazım. Yani e bu da o kadar mümkün olmuyor. Dolayısıyla şeriat bu noktada

34:04dinamiklik bakımından, değişimlik bakımından çok daha üstün bir hukuk sistemi olmuş oluyor. Şimdi laikliğin ekolleri var dedik. İşte Fransız tipi laiklik, işte bir de Anglosakson dediğimiz işte İngiliz Amerikan tipi eee laiklik modelleri var. Alman tipi

34:18laiklik modelleri var. Şimdi bu modeller arasındaki farkları birazcık incelemeye çalışalım. Şimdi Fransa'daki laiklik çok katı bir laiklik. Yani dini tamamen karşı yani her noktada kamusal hiçbir şekilde dini sembol görmek istemiyor.

34:31Yani o ruhmanlık sınıfına karşı çok ciddi bir katı tutum söz konusu. Halbuki Anglosakson, İngiliz, Amerikan eee laikliğinde o kadar değil. Zaten eee İngiltere'de mesela kral kraliçe Angalikan kilisesinin başı olmuş oluyor.

34:44Yani siz o kadar da ne kadar layık olmaya çalışırsanız çalışın o kadar da olamazsınız. Dini hayatın dışına o kadar itemezsiniz. Ama Fransız tipi laikık çok katı. kamusal hiçbir alanda din görmek istemiyor. Yani adamlar dini referans

34:56eee olabileceğinin şüphesiyle bunu yapıyorlar. Eee herkes kendi evinde ne yapıyorsa yapsın ama kamusal bir alanda e ben bunun hiçbir sembolünü görmek istemiyorum diyor. E bizim de Tanzimat'tan beri yabancı dilimiz Fransızca olduğu için biz Anglosakson

35:10şeyi alamıyoruz. ekolü. İngilizce olsaydı yabancı dilimiz belki Anglosakson ekolünü alırdık ama Fransızca olduğu için yabancı dilimiz Fransız ekolüne tabi olduğumuz için sürekli onlarla fikir alışverişi yaptığımız için biz Fransız ekolü

35:22laikliği artık Osmanlı'nın son döneminden ve cumhuriyetle birlikte benimsemiş oluyoruz. Mesela Fransız tipi laiklikte işte kamusal alanda başörtüsü olmaz. Bununla alakalı Fransa'da falan bir sürü olaylar oluyor. Neden? Çünkü

35:33diyor ki başörtüsü dini bir semboldür.

35:35Eee, bir dine ait bir semboldür. Ben kamusal alanımda bir dine ait bir sembolü orada gösterirsem diğer dinler de yapmasını eşitlik ilkem gereği eşit olduğu için eşitlik ilkem gereği e diğer dinlerin de aynı şekilde sembolünü

35:49koymam lazım. Koyamazsam da bu sefer eşitlik ilkeme aykırı hareket etmiş olurum. Dolayısıyla en iyisi hiçbir dinin sembolünü eee kamusal alanımda, memuriyet alanımda görmek istemiyorum.

35:59Dolayısıyla başörtüsünü yasaklıyor.

36:01Temel eee arkasındaki hukuki felsefi argüman bu şekilde eee çok katı.

36:06Dolayısıyla bizim Cumhuriyet dönemi erkan dönemindeki laiklikler, dönemindeki laiklikler Fransa'dan aldığı için eee bu şekilde bir katılığa sahip.

36:14Halbuki Amerikan veya İngiliz laikliği daha soft. Yani dini kamusal alanda biraz görmüşüm, görmemişim o kadar önemli değil işte İncil' el basarak yemin ettiri diyorlar Amerikan eee Senatosunda işte ya da Kur'an'a el basarak yemin ettirdiler. Geçen eee

36:27zaman bir şey olmuştu. eee, senatördü seçilmişti. Eee, işte İngiltere'de keza Angerikan Kilisesi zaten devletin resmi kilisesi olmuş oluyor filan. Yani onlar dine karşı o kadar sert değiller. Yine layıklar. Hukuku yine dinden referans

36:41almıyorlar. Ama, eee, dinin kamusal hayatındaki görüntüsüne o kadar sert bir bakış sergilemiyorlar. Fransız tipi laikliği, Angusakson tipi laiklik arasındaki fark bu şekilde. Yani burada aslında şunu söyleyebiliriz. Fransız

36:54tipi laiklikte devlet dinden korunur.

36:57Yani dini hiçbir alanda istemiyor. Fakat eee Anglosakon Amerikan İngiliz tipi laiklikte din devletten korunuyor. Yani din kendi sınırlarını çözüyor, kendi alanını çözüyor ve devlete karışmıyor.

37:10Yani ikisinin arasındaki fark bu şekilde. Çünkü eee Amerika'ya gelindiği zaman Amerika'ya kurulanlar biliyorsunuz Protestan ekolüne sahipler. Yani daha devrimci eee plütener Amerika'yı kuruyorlar. Dolayısıyla bu pütenler,

37:24devletin dinlerine karışmasını istemiyorlar. Bu yani kurucu babalarda da aynı bu şekilde. Dolayısıyla burada devlet dinine karışmayacak bir mekanizma kuruyorlar. Halbuki Fransa'da o şekilde bir ekol olmadığından dolayı devlet

37:36karışabiliyor. İşte paranın üzerinde in God, we trust falan yazar. Doların üzerinde tanrıya güveniriz yazar.

37:42Dolayısıyla eee şey değil. O kadar katı değil. Halbuki Fransa'da falan bunlar mümkün olacak şeyler değil yani. Çünkü hiçbir dini referans istemiyor. Yani işte kamusal alanda dini semboller çok sorun değil. İşte Yahudiseniz KİP ya da

37:54işte başörtülü memur olabiliyorsunuz Amerika'da. Yani bunlar çok şey değil.

37:57Köt devlet bunlara karışmıyor. Yani daha nasıl diyeyim? Liberal bir eee ortam sunuyor. Eee yasama, hukuk kısmını yine layık yapıyor. Yine akıldan alıyor. Ayrı bir olay. Ama dini sembollerin kamusal alanda görülmesine çok ses çıkarmıyor.

38:10Bu diyor benim hukukumu ya da yönetim biçimimi doğrudan etkileyen bir şey değil. Dolayısıyla onlara takılmıyorum diyor. Ama Fransa bunu bir tesis olarak görüyor. Şimdi eee tabii dünyada da laiklik işte dinin anayasa içerisindeki

38:23yani yasa içerisinde yer alması eee durumları farklılık gösteriyor. Mesela belirli bir dinin mezhebin resmen işte kabul edilmesi. Neyse İngiltere'de Angelikan eee kilisesi var. İşte İsrail zaten Yahudi dinini belirtiyor. İşte

38:35Norveç'te Norveç'te evangelik lüteryen bir eee durum söz konusu. Bunlar anayasada açıkça dinleri belirtiliyor.

38:41Yunanistan'da işte mesela kutsal üçleme, anayasada kutsal üçleme yer alıyor Yunanistan anayasasında ama onlar da meclise sahip. Onlar da laik bir düzen mesela. Yani orada değişik bir eee gariplik söz konusu. Halbuki yasanın

38:54içerisinde dinin olmaması gerekiyordu normal laikliğe göre. Ama eee Yunanistan'da mesela kutsal üç işleme var. İşte İngiltere'de Angikan Kilisesi var veya Amerikan anayasasında tanrıya güveniriz. İşte ingat we trust var ama

39:05işte Türkiye, Fransa, İspanya, Portekiz falan gibi ülkelerde Avrupa'da filan eee onlarda daha anayasada dini ibareler yer almıyor. Örneğin Türkiye'de anayasasına laiklik ilkesini yazan ilk ülkelerden birisi 1937'de yazılmıştır laikik ilkesi

39:19eee anayasaya Avrupa'ya göre pek çok ülkeden eee erken yazılmıştır mesela Likik ülkesinde. Bunu da belirtmiş olalım. Şimdi modern ulus devlete geldik. Modern ulus devlet, Fransız devrimi ile birlikte oluşan bir kurum.

39:31Modern ulus devlet. Eskiden devlet nasıldı? Devlet sadece vergiyi alırdı bir de güvenliği sağlardı. Onun dışında mesela senin evliliğine, boşanmana, toplumsal ilişkilerine, ne yaşadığına bunlara çok karışmıyordu. Devlet

39:44ilgilenmiyordu da. Bana vergimi ver, güvenliğimizi sağlayalım, asker çıkaralım. Onun dışında ben karışmıyorum diyordu. Halbuki modern ulus devlet toplumun tüm kılcal damarlarına, eğitimine, sağlığına, tüm hukukuna,

39:56boşanmasına, ailesine, mirasına, evliliğ ya her şeyine tüm özel hukuk dahil tüm alanlarına müdahale etme üzerine kurulmuştur. Tam bir otoriter bir devlet. Her yerde polisi vardır, jandarması vardır. Tam bir tahakkümü

40:11vardır. Bir sürü mahkemesi vardır.

40:12Merkezden atar. Modern ulus devlet dediğimiz şey altında eşit halktan oluşan bir millet dediğimiz bir tebası vardır ve üzerinde de devlet vardır.

40:23Devlet tüm millete eşit muamele yapar.

40:26Dolayısıyla burada bir milliyetçilik de söz konusu. Yani sizin modern ulus devlet olabilmeniz için eşit kişilerden oluşmanız gerekiyor. Eşit halktan oluşmanız gerekiyor. Eşit halk nasıl olunur? Sizin o zaman dininize benim

40:38bakmamam lazım. İşte ırkınıza benim bakmamam lazım. sırf siz benim devletimin altında bir vatandaşsınız diye hepinizi eşit görmem lazım.

40:46Dolayısıyla layık olmam lazım.

40:48Dolayısıyla eee herkese eşit bakmam lazım. Herkesin e oy hakkının eşit olması lazım. Herkes oyuyla devletin yönetimini belirliyor olması lazım.

40:57Devlet yönetimi de kendi oylarıyla yasayı, hukuku belirliyor olması lazım.

41:02Yani buralarda hiçbir yerde bu devlet yönetiminden hukukuna kadar dini hiçbir referansın yeri almıyor olması lazım. Bu sayede ben eşitliği yapabilirim. Bir tebama, bir halk, millet muamelesi yapabilirim. Öteki türlü onun ırkı

41:15farklı, onun dini farklı, onun şeyi farklı. Ne olacak? Karman çorma olacak.

41:19Ulus devlet bunu istemiyor. Her şeyi standardize istiyor. Her şeyi fabrikadan çıkmışçasına istiyor. O yüzden eğitimde mesela herkesin kafasını eşitliyor.

41:26Herkesin nasıl düşünmesi gerektiğini eee eşitliyor. Niye? Aynı eğitimi veriyor.

41:31Sen aynı şekilde düşünüyorsun. Olaylara aynı tepkiyi vermeye başlıyorsun. İşte medyayla aynı şeyleri görüyorsun. Ya her şeyin aynı olması. Her şeyin birebir aynı.

41:39fabrikasyon olmasını istiyor. Ulus devletin olayı bu aslında. Yani bu noktada da layık olmak zorunda bu eşitliği ve bu fabrikasyonu sağlayabilmek için. Öteki türlü herkesin mesela evliliğine, boşanmasına normalde karışmazdı eskiden devlet. O Fransız

41:52devrimi ile birlikte geleceğ ulus devletle birlikte bunlara karışmaya başladı. Bunlara karışmaya başlayınca aslında dinle çatışmaya başlıyor zaten.

42:00Çünkü bunlar dinin konusu. Evliliği devlet niye ilgilenmesin? Benim nasıl boşanacağımı veya boşanmadaki kurallarımı devlet niye belirliyor veya nasıl miras dağıtacağımı neden belirliyor? Mesela eee normalde ben kendi dinim neyi ediyorsa yine aynı

42:13devlet Osmanlı altında yine ben yaşıyorum ama ben Müslümansam Müslümanlık kurallarına göre mirasımı dağıtıyorum. Evliliğimi yapıyorum. Hocam yapıyorum işte Yahudiysem ona göre yapıyorum. Hristiyansam ona göre yapıyorum ve bunun devlete herhangi bir

42:26zararı normalde yok. Eski dünyada bu şekilde ama modern ulus devlet hayır.

42:31Benim kurallarıma pati tabi olacaksın.

42:34Kendi kuralların diye bir şey yok.

42:35Herkesin de eşit davranacağım. Öyle dinine göre şöyle boşanırsın, böyle miras verirsin. Yok. Ben ne diyorsam o şekilde olacak gibi bir tahakküm ve bunu da kendi akli yoluyla iddia ettiğimiz işte Hegel diyaraktiğiyle bulduğumuz

42:46için toplum sözleşmesi dolayısıyla konsensus. Dolayısıyla sen bu devlet altını yaşıyorsun aslında bu sözleşmeyi de kabul etmişsindir. O yüzden hiçbir şekilde zaten bir mağduriyet söz konusu olamaz gibi bir felsefe altına bunu

42:57yatırıyor. Laikliğin temel ulus devletle eee bağdaştığı noktada burası aslında.

43:03Ama sen benim her şeyime karıştığın zaman ulus devlet olarak yani kamusal alanda işte benim iktisadıma, ekonomime karışıyorsun, hukukuma karşıyorsun, eğitimime karışıyorsun, aileme karışıyorsun, ticaretime karşıyorsun, sağlığıma karşıyorsun her şeye

43:14karışıyorsun. Tamam mı? E benim dinim de her şeye karışıyor. E burada bir çatışma olacak belli ki. Yani senin dediğinle dinin dediği arasında bir çatışma, bir gerilim yaşanacak. Çünkü sen çok fazla şeye karışmaya başladın. Eskisi gibi

43:26kalsaydın belki devam ettirebilirdik bir şekilde. Ama sen benim her şey yani tüm kılcal damarlarıma kadar karışmaya ve kanun koymaya ve bu iyi bu kötü bu yasaya uygun bu değil gibi karışmaya başladım. Bu bir problem yaratmaya

43:38başlıyor. Bir gerilim yaratmaya başlıyor. İşte ulus millette eee herkes eşit olduğu için işte şey vardır. Ortak bir tarih anlatısı da vardır mesela.

43:46Yani devletin resmi itiazdığı bir tarih vardır. İşte millet bilinci olsun eee köklerden gelsin diye. İşte mesela cumhuriyet döneminde de şey vardır ya 10 yılda 15 milyon genç yarattık en baştan falan gibi bir şey var ya. İşte bu

43:57İtalya'da da var. Eee işte şu kadar genç, şu kadar bir millet yarattık falan diye. Aslında burada gerçekten millet yaratımı söz konusu sıfırdan. Çünkü aslında öyle bir şey yok. Siz resmi tarih anlatılışıyla işte güneş dil

44:08teorisi, bilmem işte Orta Asya'daki değişik Türk tarihleri vesaire yani siz bir karmakarışık bir kozmopolit topluluğa aslında şey yapmaya çalışıyorsunuz. Eee tek bir milletsiniz siz sorun yok. O tarih anlatısıyla hepsinin birbiriyle eşit a biz aynı

44:23atadan geliyoruz, aynı şeyiz gibi bir algı vererekten bir ulus devlet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Eskiden Avrupa'da da öyle değil. Bölük Börçük bir sürü devletçikler, site devletleri vesaire var. Atıyorum İspanya'nın kralı. E

44:35İspanyolca bilmiyor ya Fransız filan yani. Çünkü karmakarışık aşağıda yaşayan o devletçiklerin veya devletlerin aşağısında yaşayan bizim bugün anladığımız gibi olmuyor o devlet. İşte iki tane fonksiyonu var. Çok bir fonksiyonu yok. Halka karışmıyor.

44:47Devletin altında 5 10 tane dil konuşuluyor. 1020 tane ırk var. Devletin kralı bile e farklı millette filan. Yani böyle bir şey. Halbuki modern ulus devlete eee bunlar çok saçma ve aykırı geliyor değil mi? İşte bu modernus

45:01devlet bir halk yaratıyor. O halka eşit davranıyor ve bunda hiçbir şekilde dini bir referans yok. Yani tamamen tarihi eee farklı eee kaynaklardan bir şekilde seni bir millet hissettirmeye çalışıyor.

45:12Dolayısıyla sen bir vatandaşlık ilişkisi kuruyorsun. Burada da dine bir yer yok.

45:17Yani ben vatandaşım. Ben dini bir birey değilim. devletin gözün e devlet de laik olarak ana vatandaş gözüyle bakıyor.

45:23Dolayısıyla biz burada eee laik bir hukuk düzlemi de eee yaşamaya başlıyoruz. Şimdi demokrasiyle laiklik ilişkisi de şöyle. Demokrasi nedir?

45:34Cumhuriyetle demokrasi farklıydı. Bunu anlatmıştık zaten. Cumhuriyet eee monarşi olmaması yani babadan oğula geçmemesi. Yönetimin seçimle herhangi bir şekilde seçimle farklı kişiler arasında sürekli değişmesi.

45:45Cumhuriyettir. Bu farklı şekilde olabilir. Mesela biz ne demiştik?

45:48İslam'ın eee ilk dört halifesi halife-i Raşid'in Cumhuriyet dönemidir. Neden? E çünkü şey değil. Babadan oğula geçmedi ve farklı biat usulleriyle eee kabileler biat etti. Sen artık yeni halfesin diye yeni halfeler oldular. Dolayısıyla bir

46:01çeşit seçim yöntemiyle babadan oğula geçmeyen bir yönetim biçimi eşittir cumhuriyet. Demokrasi farklı bir şey.

46:07Demokrasi halk var. Halkta herkes eşit.

46:10Herkes eşit. Herkesin bir oy hakkı var.

46:13Ve bu oy hakkıyla bir temsilci seçiyorlar. Meclis oluşturuyorlar. Bu mecliste daha sonra e halk adına kararlar veriyor. İşte yasamalar yapıyor, yargı yapıyor, yürütmeyi yapıyor, kararlar veriyor. Dolayısıyla

46:26demokraside halk eşit. Herkesin aynı derecede oyu var ve eee bir temsiliyet seçimi yapıyorlar. Demokrasi bu. Bunu niye yapıyorlar? Çünkü eee hukukun yapılması lazım. İyinin kötünün ayırt

46:39edilmesi lazım. Devletin yürütülmesi lazım. eee yasaların yapılması, gözden geçirilmesi, uygulanması, hakimlerin atanması yani bu sürecin işlemesi gerekiyor. E bu süreç nasıl işleyecek?

46:51Eee laik bir şekilde işleyecek.

46:53Dolayısıyla demokrasi laikliğin bir gerekçesi. Eee laiklikle demokrasinin gerekçesi yani bunlar böyle kolalar.

46:59Yani birbirlerinden ayrılmaz ikiler.

47:01Demokrasi ve laiklik. Çünkü sen laikim diyorsan demokratik olmak zorundasın.

47:05Öteki türlü yasayı halka eşit bir şekilde nasıl dağıtacaksın? Halkın eşit rol alacağı şekilde nasıl yapacaksın?

47:11mecburen demokrasiyle yapabilirsin. E demokratiyim diyorsan da e bu zaten dini bir şey değil. E demek ki sen aslında laik dinden referansını dinden almayan bir yasama ve hukuk biçimi içerisinde yer alıyorsun. Dolayısıyla demokrasi

47:23laikliğin ilişkisi de bu. Şimdi laiklik ulus devlet artı demokrasi. Bunlar böyle bir paket aslında. Yani bir paket program şeklinde geliyorlar. Burada diyor ki halkta herkes eşittir. Sen Hristiyansın diye ayrımcılığa uğramazsın

47:35veya sana farklı bir yasa uygulanamaz.

47:37Sen işte Müslümansın diye sana ayrı bir yasa. Yani herkes eşit. E bizim olayımız bu. Bizim gücümüz de bu. Üstünlüğümüz de bu diyorlar. Halbuki yani şeriatta çoğulcudur. Çoğunlukçu değildir. Bakın demokrasi çoğunlukçudur. Yani %51'i alan

47:51başa geçer ve yasay yapar. Eee halbuki şeriat çoğunlukçu değil. Çoğulcudur.

47:56Yani çoklu hukuk sistemini destekler.

47:59Devlet böyle minimal damarlara kadar kişinin evliliğine boşanmasına, mirasına şunla buna karışmaz. Ya da kendi içerisindeki ceza davalarına bile karışmaz. İki Yahudi birbirini öldürdüğü zaman devlet yine buna karışmaz. kendi

48:10hukukunuzu icra eden özel hukuk alanı tanır insanlara ve toplumlara.

48:15Dolayısıyla aslında daha liberaldir, daha özgürlükçüdür. Eee, ben neye inanıyorsam eee, onunla muamele görmem benim için daha iyi bir şey değil mi?

48:23Ona göre boşanırım, ona göre evlenirim, ona göre mirasımı veririm, ona göre cezamı alırım. Bu daha iyi bir şey aslında. Eee, çoklu hukuk sisteminin olması. Halbuki tek bir hukuk şeyine bağladığın zaman burada adaletsizlikler

48:33ortaya çıkmaya başlıyor ve benim inancımdan ters durumlar ortaya çıkmaya başlıyor. Belki bana göre faiz eee haramken devlette helal oluyor. O zaman ben burada bir çatışma yaşıyorum. Ben eee kendimi mutlu hissedememeye başlıyorum. Bu aslında sen eşitlikçe,

48:47özgürlükçe, adaletli davranmaya çalışırken benim inancıma ters bir şekilde bana tahakküm kurduğun için eee bana adaletsizlik yapmış oluyorsun.

48:56Dolayısıyla herkesin eşit olması her ne kadar daha iyi gibi gözükse de aslında daha adaletsiz. Onun yerine her grubun kendi özel hukukunu icra etmesi çoğulcu bir hukuk sistemi yani çoklu hukuk sisteminin olması daha adil insanların

49:08daha mutlu olduğu bir düzlem ve şeriatta da bu var zaten mesela burada böyle bir laikle şeriat arasındaki böyle de bir fark söz konusu. Dolayısıyla biz şeriatı daha özgürlükçü bir sistem olarak lanse edebiliriz ve insanların daha mutlu

49:20olduğu bir sistem. Çünkü eee kendi inandığı değerler eee hukukuna iyi kötü eee ve yargılama biçimi eee ve hayata dair kararlar evliliği boşamaz miası şunu bunun eee cezası yaşıyor. Adam

49:34inandığını yaşamış olur. Dolayısıyla daha adil bir şey. Yani neye inanıyorsan onu yaşıyorsun daha özgürlükçü. Ama işte diyorlar ki şeriatta işte sınırlamalar var. Yani kişi tam özgür değil filan. Ya özgürlükçülük yapacaksak ona bakarsanız

49:48laik hukukta da daha fazla sınırlama var aslında. Daha böyle teorisi çok tatlı, çok güzel geliyor ama pratiğe baktığımız zaman yasalar bir sürü kısıtlarla dolu.

49:57Örnek veriyorum Türk anayasasında mesela kamu yararı gözetilerek özel mülkiyete eee şey el konabilir. Devlet el koyabilir. Kamu yararını gözeterek. E ne oldu bu kısıt şimdi? Çok mu özgürlükçü mü oldu? İnsan aklıyla karar verdi diye

50:10kısıt koymuyor mu mesela yasalar?

50:12Yasalar bir sürü kısıtlarla, özgürlük kısıtlarıyla, bir sürü engellemelerle dolu. Bak kamu yararı gözeterek ki çok geniş bir kavram. Her şeyi kamu yararına yorabilirsin. Senin özel mülkiyetine el koyabiliyor. Yani sen şeriat özgürlükçü

50:25değil işte çok baskıcı otoriter falan diyorsun ama laiklik de öyle. İşte kanun yasa koyuyor bir tane diyoruz. Bu yasa aslında halk yapıyormuş gibi gözüküyor teorisine halk kendi bildiğini, kendi inandığını yapıyor. Dolayısıyla aslında

50:38kendi inandığını yasaya tabi olmuş oluyor. Öyle değil ki. Yasayı yazan halk öylesini partilere oy veriyor. Hiç yasayla şununla bununla alakası yok.

50:46Partilerdeki kişilerin de yasayla masayla alakası yok. Milletvekillerinin.

50:50Tepede birkaç tane adam var. Teknokrat, hukukçu. Onlar yı yazıyor kafasına göre yasayı oylanıyor, bitiyor. Yani halkın bu süreç içerisinde bir müddahili söz konusu değil. bir bilinci veya bir önerisi e de söz konusu değil aslında.

51:04Teknik olarak çok büyük bir halk hareketi falan olur. O zaman geri adım atılıyor. Ama çoğunlukla bu olmuyor.

51:09Dolayısıyla halka rağmen bir sürü yasa çıkıyor. Ben inanmadığım, halk olarak istemediğim bir sürü yasa çıkıyor. Hem de oy verdiğim parti yapıyor bunu mesela. E bu sistem teorisi mükemmel anlatıyorsun ama pratikte böyle işlemiyor. Yasalar hep benim aleyhimde.

51:21Halbuki dinde ben o dinin tüm kurallarını benimseyerek inandığım için inancım gereği olan tüm şeye tabi oluyorum ve müthiş iyi. Çünkü tam olarak kabul ettiğim şeyler başıma geliyor. Ama devlet sözleşmesinde, toplum

51:34sözleşmesinde eee ben kabul etmediğim şeyler genelde başıma gelmiş oluyor.

51:39Daha özgürlükçü değil yani daha sınırlayıcı şapka takacaksın. Ya niye takayım? Şeriat özgürlücü değil diyoruz bu mesela ama şapka yasası var. Kanun bu. Laik hukukta bu şekilde iyi, kötü takmayanlar kötüdür, takanlar iyidir

51:51şeklinde bir sınıflandırma, bir ahlak oluşmuş mesela. Pozitivist, akılcı bir şekil. Neresi özgürlükçe? Şimdi bunun takmadığım zaman ceza yiyor. Çok özgürlükçü bir sistem mi oldu? Yani özel mülk etmeyen dolayısıyla eee şey değil.

52:05Laik sistem daha eşitlikçi dahaçı teoride böyle filan. e şeriattan veya kaynağını dinden alan eee hukuk sistemlerine göre benzer veya daha fazla otoriter kısıtlayıcı ve sınırlayıcı.

52:18Bunu pratikte bu şekilde görebiliyoruz.

52:20Yani rahat bir şekilde Türkiye'de çeşitli eee yasalar var. İşte muhalefet etmeyi yasaklayan yasalar vesaire.

52:26Kişilere muhalefet edersen, hakkında kötü şeyler söylersen ceza alıyorsun. Bu mu özgürlükçü yasa olmuş olu? Karşındaki karşı şeriat hukuk sistemine özgürlükçü değil dersen ben kendine bakman lazım önce. Yani laiklik tam teoride

52:39anlatıldığı gibi pratikte işlemiyor.

52:41Şimdi biraz da Türkiye'nin hikayesine gelelim yavaş yavaş isterseniz. İşte Türkiye ne zaman laikliğe geçiş yaptı?

52:49Bu tartışılan bir konu çoğunlukla. İşte cumhuriyetle birlikte mi geçti yoksa işte 37 anayasasıyla birlikte mi geçti ilk kez laiklik orada yer aldığı için?

52:58Eee yoksa Osmanlı Tanzimat döneminde mi geçti? Bunlar hep tartışılıyor çevrelerde. Aslında doğrusu şu dedik ya modern ulus devlet, demokrasi ve laiklik. Bunlar bir paket halinde geliyorlar. Modern ulus devlet bir halk

53:11yaratıyor. O halk demokratik oluyor. O demokrasi de laik bir şekilde hukuku ve yasamayı oluşturuyor. Bu paket dolayısıyla dünyada bu işin tarihi Amerikan devrimi önce Fransa devriminden önce Amerikan devrimi biliyorsunuz. eee,

53:23Amerikan devrimi, daha sonra da Fransız devrimi, en çok da Fransız Devrimi şeklinde Avrupa'yı etkilediği için yani Fransız devriminden sonra bu hareketler başlıyor. Dolayısıyla 19. yüzyıl itibariyle de 19. yüzyılın ilk yarısı

53:36itibariyle yani 1800-1850 arasında tüm dünyada bu ulus devlet inşası dediğimiz olay dolayısıyla onun eee paketinde program olarak gelen laiklik ve demokrasi dediğimiz olay yavaş yavaş tüm

53:49dünyaya sirayet etmeye başlıyor.

53:51Osmanlı'da da aynı tarihler arasında yavaş yavaş sirayet etmeye başlıyor.

53:55Osmanlı'nın düşünürleri var. John Türkler var. Orkaa giden işte elçiler var. Eee devlet yönetimindeki bürokratlar var. Yani bunlar sürekli sıkı fıkı Avrupa'yla ilişkiler içerisinde. Eee zaten dolayısıyla biz Fransız ekolünden yabancı dilimiz

54:09Fransızca olduğu için Fransız ekolünden de çok fazla etkileniyoruz. Eee Osmanlı'nın 1800 yani 19. yüzyıl itibariyle bu hareketler başlıyor. Eee ilk adım ne zaman atılıyor? 1839 Tanzimat Fermanı. Bu Tanzimat fermanıyla

54:23birlikte aslında modern ulus devletin inşası yavaş ama emin adımlarla aynı şekilde laikliğin inşası yavaş ama emin adımlar aslında başlamış oluyor.

54:31Dolayısıyla böyle 1937'ye gitmemize gerek yok. Cumhuriyetin kuruluşuna gitmemize gerek yok. Bu olay Fransız devrimi ile alakalı bir şey ve 19.

54:38yüzyılda tüm dünyayı kasıp kavuran bir şey. Şu an dünyada ulus devlet olmayan bir ülke yok mesela. adım adım geldi, geldi, geldi. Tüm dünyayı değiştirdi. Bu şekilde bir hareket söz konusu. Tanzimat fermanında işte ilk kez

54:52gayrimüslimlerle de Müslümanlar gibi aynı haklar tanındı şeklinde. Yani eşitlik lak ne demiştik? Tüm halk eşit aslında. Müslüman, gayrimüslim ayrımı olmayacak. Tanzimat fermanından oldu.

55:01İşte fikir eee neydi? Müslüman ve gayrimüslimlerin işte can, mal, ırz, işte hukuk önünde eşitliği kabul edildi.

55:09Yani şeri düzendeki Müslüman mı zımmi ayrımından Osmanlı tebasısın sen kardeşim. Dini olarak seni e kimliklemiyorum. Mah geçildi. Ama yani zaten şeriatta bu vardı ki hatta bir tane Osmanlı paşası şey diyor. Hani

55:22Fransızlar geçen Tanzimat fermanını bu şekilde yazdığımızda bizim için aslında değişen hiçbir şey olmadı. Biz zaten gayrimüslimlere verdiğimiz hakkı sanki yokmuş da yeni veriyormuşuz gibi yaptık dedi. Yani çünkü şeriatta zaten

55:33gayrimüslim can, mal, ırk, namus, hukuk önünde işte ya bu bunlar zaten var ya bu haklar zaten gayrimüslimde vardı.

55:40Şeriatta zaten vardı. Ama Avrupa bunu bilmiyor. Çünkü Avrupa'nın deneyimi Hristiyanlık deneyimi. Yani onlarda yok.

55:45Farklı Hristiyan olmayanlar yani bir eşyadan, bir taştan farksız muamele görüyorlar. Halbuki İslam'da öyle değil.

55:52Siz gidip bir gayrimüslimin e canına kıyamazsınız. Size de kısas uygulanır.

55:55Malını çalamazsınız. Hırsızlık cezası kolunuz sizinle kesilir. Öyle değil.

55:59Dolayısıyla Paşa diyor ki yani zaten bizde olan hakları sanki bizde yokmuş da yeni veriyormuşuz gibi yapmış olduk Tanzimat fermanında. Dolayısıyla Müslümanla gayrimüslimi eşit tutmuş olduk rüya. Böyle bir şey var. Ama teorik olarak işte Tanzimat fermayı ile

56:10birlikte halkın eşitliği prensibi gereği ilk kez eee laiklik adımlarına başlanmış oluyor. İşte daha sonrasında ne var? E laik hukukun yavaş yavaş gelmesi var.

56:20Şimdi benim şecaat videolarını burada izlemeniz tekrar tavsiye ediyorum. Çünkü burada teferruatla anlatamam. Mecelle denilen Ahmet Cevdet Paşa'nın yazdığı bir hukuk metni var. 186876 arasında düzenleniyor bu mecelle. Şimdi

56:34eee olay ne bu mecellede? Normalde şeriat nedir? Şeriatla aslında common law, civil law farkı işte benim şeriat videolarında bunu anlatıyorum. Şimdi Fransız usulü, Fransız devriminden sonra da işte COD Napoleon dediğimiz bir kanun

56:49tipi var. Yani kanun yazılı olacak, kuralları belli olacak. Niye öyle olacak? Çünkü laikliğin gereği bu. Çünkü halk karşısında eşit olacak. Halk bilecek kural ne ve tüm halk buna tabii.

56:58Bu şekilde kural fiks, sabit. Buna kodifiye hukuk deniliyor. Civil law deniliyor. Kıta Avrupa hukuku deniliyor.

57:06Sabit olacak. Ben de ona uyacağım. Kanun dediğimiz budur. Bir de karşısında olan içtihat hukuku dediğimiz, common love dediğimiz şeriatın da o şekilde olduğu bir hukuk sistemi var. Orada nasıl?

57:17Orada da yazılı bir hukuk metni yok.

57:19İngiltere, Amerika'da aynı şekilde e yazılı hukuk metni yok. Onun yerine içtihatlar var. Yani hakimler çeşitli kararlar veriyorlar. Referans kaynağı olarak ne alacak? Şeriatta referans kaynağı olarak nası alır dedik. Alimler

57:30içtihatlar yapar dedik. Farklı zaman, coğrafya şeylere göre o içtihatlar birike birike bir hukuk oluşturur.

57:35Geçmiş içtihatlara bakarsınız. Bu alim ne demiş bakarsınız. Bu içtihatta ne olmuş derseniz ortaya bir hüküm çıkarırsınız yorumlayarak yorumlama yaparak da. Dolayısıyla fiks yazılı şu kadar olursa şöyle böyle olursa böyle

57:46kodifiye bir hukuk sistemi değildir.

57:48Şeriat böyle değildir. İlk kez Osmanlı'da mecelle ile birlikte Fransızların da zaten dayatmasıyla birlikte Ali Paşa da sadrazam öyle istiyordu. Hatta dediler ki direkt kod Napoleon gelsin. Yani e Fransız kanununu

58:02direkt getirelim Osmanlı'ya. Onu koyalım. Hani şey yapmayalım kendimiz yazmayalım. Ahmet Cevdet Paşa çok zeki bir adam. Çok zeki bir eee hukuk adamı.

58:10diyor ki durun kod Napoleon gelmesin.

58:12Padişahı bir şekilde ikna ediyor.

58:14Sadrazam Fransızları desteklemesine rağmen padişaha ikna ediyorlar. Eee ve eee hemen hukuk metni yazımla başlıyor.

58:21Ahmet Cevdet Paşa yani şunu demek istiyor. O da biliyor. Şeriat aslında civil law değil. Kodifiye bir hukuk değil. Böyle yazarak sabit kurallar koyarak yapacağınız bir hukuk sistemi değil şeriat. Şeriat dinamik. Orada o içtihat, burada bu içtihat, burada bu

58:34karar. Yorumlama gerektiren bir eee alan. Şeriatın hukuk dili böyledir. Yani daha esnek, daha liberal, daha özgürlükçülüdür. Ama Fransız tipine geçilmek isteniyor. 1868'de yazımla başlıyorlar Mecellen'in. Yani

58:47dolayısıyla Ahmet Cevzet Paşa diyor ki ben tamamen eee aklını pozitifistlikten alan, kanunu pozitifistlikten alan kod Napolyon yerine en azından İslami şeriatı kodifiye edeyim. Yani şeriat

59:00normalde kodifiye edilmez. şeriatın şeyine aykırı, doğasına aykırıdır. Ama Cevet Paşa diyor ki ben bunu kodifiye edeyim bari. Eee, olacaksa da en azından içinde İslami kurallar biraz olsun. Ne yapalım yani? E, eveveni şerdir.

59:13Dolayısıyla Mecellede laikliğe atılan adımın bir tanesi olmuş oluyor. Bazıları bunu yanlış yorumluyorlar. Zannediyorlar ki mecelle İslam hukukudur. İşte şeriatın kendisidir filan zannediyorlar.

59:23Hayır. Hayır. Yani şeriattan referansını alır. Doğru. Yani akıldan, bilimden, pozitifden almaz. referansını şeriattan dinden alır ama kodifiye hukuktur. Günün sonunda yazılı hukuktur. Yani şeriatın mantığına ters bir hukuk sistemindir

59:36aslında. Yani yani ilk common law'dan civilow'a geçiş bu mecelle olmuş oluyor.

59:41Bu da aşamalardan, geçiş aşamalarından bir tanesi. Daha sonra işte 1924'te hilafet eee kaldırılmış oluyor.

59:48Dolayısıyla din eee bürokrasi biraz daha ayrılmış oluyor. İşte 1926'da Medeni Kanun eee İsviçre'den Ceza Kanunu İtalya'dan vesaire eee geliyor. eee işte 1928 anayasasında normalde devletin dini

1:00:02İslam'dır şeklinde anayasada var. E millet de zannediyor ki 1928'e kadar biz aslında laik değildik. Biz gayet Müslüman bir devlettik. Ya olur mu?

1:00:11Alakası yok. Sen Tanzimat'tan beri tüm kurumlarını, tüm yasalarını yavaş yavaş, yavaş yavaş adım adım, adım adım, adım Fransız ekolü laikliğe zaten geçirmeye başlamışsın. En son Tunan'ın zırt dediği nokta 1937'de laiklik kanunu

1:00:23koyduğun zaman oluyor sadece. Ama sen bunu bir sanki orada bir anda bir dönüşüm yaşandı gibi anlatmak bu doğru bir yaklaşım değil. Yani Tanzimattan beri dediğim gibi başlıyor. Mecelle bile bir laiklik geçiş aşamasından bir

1:00:35tanesidir. Yani dolayısı 1928'de İslam dini anayasada vardı. Biz la değildik ama anlattım işte Yunanistan'da da var.

1:00:43Eee dine dair referanslar. İngiltere'de de var. Norveç'te de var. Yani dine referansın anayasada olması seni tam olarak yani laikini biraz zedeliyor ama laik değilsin anlamına gelmiyor. Yani sadece anayasada din var yoka göre layık

1:00:57olmuyorsun. Senin yasama sistemin, hukuk yapma biçimle alakalı bir şeyler. Anayasadaki birkaç madde olur olmaz bunlar kürz olarak sadece değer dolayısıyla 1937'de eee şeyi koyuldu diye layık olmadık. Yani ondan

1:01:12önce işte 26'da zaten tüm medeni kanunu değiştirmişsin. Ceza kanunu değiştirmişsin zaten. Hukunu laik sisteme geçirmişsin zaten. 1937'yi beklemene gerek yoktu. Burada böyle bir algı yani bizim İslami camiadan da böyle değişik bir algılar söz konusu. Bu doğru

1:01:27değildi. Durum bu. Şimdi eee birtım eee itirazlar oluyor. İşte nasıl itirazlar?

1:01:32Aslında Türkiye layık değildir. Eee işte niye? İşte çünkü meclis aslında bizim ilk meclis işte dualarla açıldı.

1:01:39Mecliste sürekli işte herkes dini referans verdi. Allah kelamı edildi.

1:01:43İşte Kur'an okundu. Dualar yapıldı.

1:01:44Bilmem ne. Atatürk aynı şekilde dualar yaptı vesaire. Dolayısıyla Türkiye lağir. İşte sonra işte Türkiye'de Diyanet kurumu var. Ya Diyanet olan laikayık ülke mi olur filan. Ya böyle iddialar var. Alakası yok. Bu laikliği

1:01:58bilmemekten kaynaklanıyor. Laikliğin ne olduğunu bilmemekle alakalı bir yani bunlar eee bunlar var diye eee demokrasi yok mu mesela veya kanun hukuk yapıcılığı eee referansı dinden almadan

1:02:11halkın oyuyla teknokratlar tarafından kodifiye hukukla yapılması yok mu? Yani var. E bunlar çok önceden vardı. 1920'la geliyor zaten. E dolayısıyla Tanzimattan beri geliyor. İşte onu anlatıyoruz. Yani şey değil. Türkiye buz gibi laiktir.

1:02:24Yani laik ülke. Dünyanın zaten neredeyse laik olmayan ülke kalmadı diyebiliriz.

1:02:28Çünkü herkes ulus devlet. Ulus devlet sen laik olacaksın. Ya bu paket program.

1:02:32Demokratik olacaksın, laik olacaksın.

1:02:33Ulus devlet olacak. Bu paket program.

1:02:35Yani bunu değiştiremezsin. O yüzden şey değil. Türkiye buz gibi laik. Ha Diyanet var o zaman nasıl olacak? Bunu peki açıklar mısın? O o şöyle bir durum aslında. Diyanet laikliğin Türkiye'de koruyucu kurumu. Evet. Yani sanılanın

1:02:47aksine yani milletin zannettiğinin aksine Diyanet var diye Türkiye'de laiklik devam edebiliyor. Bu böyle bir şey yani. Nasıl? Şöyle şimdi din eee her an kontrolden çıkabilecek bir şey değil mi? Çünkü sen ulus devlet olarak artık

1:03:00insanların en kılcal damarına kadar müdahale etmeye başladın. Eğitimine, resmi tarih anlatısına, evliliğine, boşanmasına, mirasına, çoluğuna, çocuğuna nasıl davranacağına, velayetine yani her alanına adamın kurallar koydun.

1:03:13İyiyi, kötüyü belirledin. Hukukunu yaptın. Şimdi bu adam eee dindarsa ister Yahudi olsun ister Hristiyan, ister Müslüman dindarsa şimdi kendi hukuk kurallarıyla bir gerilim yaşayacak.

1:03:23Dolayısıyla her an kontrolden çıkabilir.

1:03:25Diyanet kurumu Türkiye'de bu yüzden var.

1:03:27Türkiye'nin büyük çoğunluğu en son işte istatistiklere göre %94'ü ben müslümanım diyor. Yani eee en azından beyan olarak bunu söylüyor. Dolayısıyla Diyanet Kurumu kuruldu. Bu kurum aslında devletin yani ulus devletin çıkabilecek

1:03:40herhangi bir isyanı engelleme aracı ve kontrol mekanizması. Nasıl resmi tarih anlatıyor? Devlette resmi din anlatıyor.

1:03:49Bu sayede insanlarda da şu algı oluşuyor. Ya devlet benim namaz kılmama karışıyor mu? Hayır. Oruç tutmama karışıyor mu? Hayır. Zekat vermeme karışıyor mu? Hayır. Yani aslında benim dini yaşamama izin veriyor. E güzel.

1:04:02Aynı zamanda devlet kurumu olan Diyanet yani devlet fetvalar veriyor. Ne güzel benim çözemediğim konularda fıkhi e sorunlarımı çözüyor. Alo fetva hattı var. Arıyorum. Sorunlarımı çözüyorum. Ne güzel ya. Benim devletim İslami bir

1:04:14devlet. Ben Müslümanlığımı da yaşıyorum.

1:04:16Camileri var devletimize ait. Memurları var içerisinde. Namaz kıldırıyorlar.

1:04:20Eee, ne güzel gidiyorum. Namazımı da kılıyorum. Devlet bu imkanları bana sağlıyor. Mahalleme cami yapıyor filan.

1:04:26E ne diyor ya? Herhangi senin yapacağı bir şey yok. Devlet gayet İslami gözüküyor değil mi? Yani ve İslam'la hiçbir şekilde e çelişmiyor gibi gözüküyor. Halbuki çünkü insanlar bu şekilde bakıyor olaya. Diyanet insanlara bu algıyı vermiş oluyor. Yani devlet

1:04:40aslında sizin dininizi koruyor. Hatta yardım ediyor ve hatta fıkıh konusunda, fetva konusunda da eee size katkı sağlıyor. Bakın isecek bir durum yok.

1:04:49Sorun yok. İzlenimini veriyor. Halbuki ne dedik? Laiklik hukuk yapmayla alakalı bir şey. Hukukta ancak cebir gücünüz varsa, polis gücünüz varsa, şimdi siz bir hukuk yaptınız, bir ceza verdiniz, eee, bir sonuca bağladınız. Sonucu adam

1:05:04uygulamıyorsa örneğin tazminat cezası verdiğiniz veya hapis cezası verdiğiniz adam girmiyor hapse tazminatın ödeme ne yapacaksınız? Polis gücü, cebir gücü, hukuk gücüyle onu zorla mahkemenin verdiği kararı yaptıracaksınız. Değil

1:05:17mi? Bu eee laik kanunlara göre ama bizim mahkemelerimiz iş görüyor. E peki Diyanetin verdiği fetvalar işte konu burada. Diyanet aslında teorik bir kurum. Yani Diyanet bir fetva verdi diye işte sen şöyle boşanırsan olmaz. Mirası

1:05:31böyle verirsen olur. Şöyle evlenirsen olmaz. Aslında bunun cezası budur.

1:05:36Teorik ama yaptırım gücü var mı? Polis gücü var mı? Kanun önünde herhangi bir hükmü var mı? Mesela Diyanet bunu karar verdi diye bu böyle olacak. Böyle bir şey yok. Tamamen teorik. Yani insanların aslında algısını yönetme olayı. Sen

1:05:50vatandaşın algısını yönetiyorsun. Ona sanki devlet hukuk yapmış gibi lanse ediyor. Çünkü Diyanet bir fetva verdiğinde sanki devlet bir hukuk yapmış, bir karar vermiş gibi bir algı oluşuyor. Halbuki arkasında cebir gücü

1:06:02olmayan hiçbir hukuk geçerli değildir.

1:06:05Devletin resmi hukuku laik hukuk sistemidir. Demokratik hukuk sistemidir.

1:06:10Akılcı pozitivist hukuk sistemidir.

1:06:12Cebir gücü de sadece onun kararlarına uyur. Olay bu. Dolayısıyla Diyanet milletin bu gerçekliği fark etmesini engelliyor. Devletin sanki İslam'la yardım ediyormuş, hukukunu yapıyormuş, iznini vermesini sağlıyor. Bunu yapmasa

1:06:26belki o erkek demokratik elden girecek.

1:06:28Niye? %94'ü Müslüman ülke. Ayıkacaklar duruma. Belki de devletten gerçekten biz hukuku da İslam'a göre yapmak istiyoruz diye bir talepte bulunacak. O zaman bu işleri karıştıracak. Şu an Türkiye'de böyle bir talep yok. İşte hukukta eee

1:06:41İslami olsun falan. Yani bu tarz gruplar var. radikal gruplar çıkıyor ama azınlık. Halkın büyük çoğunluğu herhangi bir memnuniyetsizlik göstermiyor.

1:06:48Devletimiz İslami değil demiyor mesela veya hukukumuz niye İslami değil demiyor. Çünkü Diyanet var. O onun gazını alıyor. Diyanetin olayı bu. Ama bir yandan eee seküler vatandaşlar şöyle diyor. Ya benim vergilerimle Diyanet

1:07:02diye bir kurumun maaşları ödeniyor.

1:07:05Camileri eee imamların maaşları ödeniyor. İşte birtım ödenekler ayrılıyor. Ya ben seküler biriyim. halka eşit, herkesin eşit olması gerektiğini savunuyorum. Camiye ayrılıyorsa madem devlet de laik bir devlet olduğuna göre

1:07:19tüm halka, tüm dinlere, herkese eşit baktığına göre niye İslam dinine bir pozitif ayrımcılık, vergilerden pozitif bir bütçe ayrılıyor? O zaman cemevlerine de aynı hizmet verilsin. İşte Hristiyanlık ibadethanelerine de,

1:07:33kiliselere de verilsin. İşte sinagoglara da verilsin. Ya devlet kimin ben dinim var ve benim burada bir kurumum var.

1:07:40bana memur atayım diyen herkese de versin. O zaman mesela devlet gerçekten layık ve tüm vatandaşa eşit hareket etmiş olur diye bir isyanı var seküler vatandaşların doğru düzlemde bakıldığında haklı. Neden? Çünkü eee laikık devlet anlayışı gereği tüm

1:07:55dinlere ve vatandaşlara eşit mesafede olması lazım. Dolayısıyla hepsine aynı benzer ödeneği vermesi gerekiyor.

1:08:00Gerçekten hani bu haklı bir isyan aslında. Zaten bizim şeriata göre de eee aslında devletin memur ataması, cami yapması gibi böyle bir eee zorunluluklar yok.

1:08:10E herkes kendi camisini kendi fonlaması, kendi imamını kendi fonlaması daha evla aslında. Yani burada tekrar vatandaşların eee isyanı haklı durum.

1:08:18Çünkü laik öyle olması gerekiyor. Şimdi AK Parti dönemine gelelim. Şimdi eee Cumhurbaşkanı sözcüsü Ömer Çelik işte açıklama yaptı geçen yıllarda. İşte laiklik bizim için ana ilkedir. Hani hem AK Parti için hem Cumhurbaşkanımız için

1:08:33laiklik önemli bir ilkedir. Bizim savunduğumuz bir ilkedir. Hatta Cumhurbaşkanımız Mısır'a eee laik devlet düzenini önerdi. İşte onu daha iyileştirmeleri konusunda öneriler yaptığı şeklinde bir açıklama yaptı.

1:08:44Ömer Ç ya da işte Ahmet Davutoğlu eee işte AK Parti otoriter bir laik değil eee özgürlükçü bir laiklik anlayışını benimseyen bir partidir şeklinde eee açıklaması var. Şimdi AK Parti'nin olaya

1:08:58bakış açısı şöyle. Fransız tipi laikliğe ne demiştik? Çok katı baskıcı. Kamusal alanda hiçbir şekilde dini referans, başörtüsü bir şey görmek istemiyor kamusal olan. Eee ama Amerikan Anglosakson İngiliz tipi like ne demiştik? O kadar da değil. İşte ince el

1:09:11basıyorlar. Kilisenin angikan kilisesi var. Ingat ve trust yazıyor falan filan.

1:09:16Yani kamusal alanda sorun değil. Eee demiştik. Halbuki hukuk yapma biçimleri aynı. Sadece kamusal alandaki görünürlükten bahsediyoruz. AK Parti dolayısıyla Anglosakson çizgisinde bir laikliği yetiştı. Yani eski Türkiye'de

1:09:29gerçekten eee çok katı Fransız tipi laiklik olduğu için kamusalanda hiçbir şekilde bunlara izin verilmiyordu. E bu da mağduriyetlere yol açıyordu haliyle.

1:09:38Eee AK Parti şununla övünüyor. Eee biz yine laikiz. Bak sorun yok. Gerçekten de öyle. Hukuk laik olarak işliyor. Sorun yok. Ama eski Fransız usulü baskıcı tipi laiklikten biz ülkeyi Anglosakson tipi daha soft, daha kamusal alanda işte bu

1:09:52tarz dini referanslara takılmayacak bir biçimde olan laikliğe getirdik. Bunu savunuyoruz. Eee bizim olayımız da bu diyorlar. AK Parti'nin laiklik çizgisi de bu. Yoksa AK Parti daha böyle işte şeriat gelsin işte hukuk yapma biçimi

1:10:06değişsin falan gibi bir çizgide değil.

1:10:08da Anglosakson tipi laik hukuk sistemini destekleyecek bir şekilde ilerliyor.

1:10:12Eee, Fransız tipinden ülkeyi, eee, Angusakson tipi laikli geçiriyor. Olay bu. Şimdi halka gelecek olursak geçenlerde işte bir istatistik eee, yayınlaş yayınlanmıştı. Eee, orada bazı durumlar var. halkın laikliğin ne demek

1:10:26olduğunu bilmediğine dair. Ben de bu videoyu o yüzden yapmak istedim zaten.

1:10:29Çünkü istatistiğe göre insanların %94'ü ben müslümanım elhamdülillah diyor. %76 ise cuma namazına gittiğini ve oruçta tuttuğunu söylüyor. Tamam mı? Yani minimum Müslümanlık beş vakit namaz

1:10:42değil ama olsun. Minimum Müslümanlık gereklerinde %76'nın e gerçekleştiğini söylüyor. Ama ankette bir soru daha var. O da şöyle. Laik bir ülkede din rahatlıkla yaşanabilir.

1:10:54Çelişmez.

1:10:55Bu soruya. Evet. Öyle. Yani laik bir ülkede din rahatlıkla yaşanır. Çelişmez.

1:10:59Bakın y Türkiye laikık bir ülke. Biz de dinimizi çatışmadan yaşıyoruz. Bunun söylenenlerinin oranı da %84.

1:11:06Eee bu nasıl oldu? E yani olay bu. Ya halkımız dinini doğru bilmiyor veya laikliği doğru bilmiyor. Ya çünkü laik demek hukuk sisteminin din referansı olmadan akıl ödüyle yapılması demek

1:11:20olduğunu söylüyor. Halbuki şeriat da bir hukuk sistemidir ve dini referans.

1:11:25Burada illaki bir çatışma olacak.

1:11:27Dolayısıyla laik bir ülkede ben dini tam anlamıyla yaşayabilirim diyememen lazım.

1:11:32Bazı eksikliklere mecburen eee sahip olacağım demen lazım. Ama halk öyle dememiş. Çoğunu yaşarım demiş. Demek ki burada bir bilgi eksikliği var veya demin bahsettiğim Diyanetten dolayı aslında yaşayabildiğini zannediyor gibi

1:11:45bir algıya kapılmış eee durumu söz konusu. Şimdi Diyanet demişken bir diğer konu da e zorunlu din dersi konusu. İşte zorunlu din dersi olmalı mı? Laikliğe aykırı mı değil mi gibi eee konular var.

1:11:58Ama burada aslında Avrupa'da da zorunlu din dersleri olduğunu görebiliyoruz.

1:12:01İşte çeşitli modeller var. Ya zorunlu din dersi olacak ama din dersi daha böyle tüm dinleri anlatan, dinler arası karşılaştırma yapan bir tatlı olacak veya bir din dersi olacak ama opsiyonel olacak. Herkes alıp almamayı seçecek

1:12:14veya üçüncü seçenekte herkes kendi dininin dersini alacak gibi modeller var. Yani farklı ülkeler farklı modeller eee deniyorlar. Herkese zorunlu din, kültürü, ahlak bilgisi deniliyor. O yüzden derste yapan işte Türkiye var.

1:12:26Mesela Finlandiya'da, Yunanistan'da, eee Norveç'te, İsveç'te falan da zorunlu bu şekilde din dersleri var. Bayağı veya işte seçmeli olanlar işte Danimarka, İrlanda, eee, İngiltere filan bunlar da seçmeli oluyor. Eee, ya da Almanya'da

1:12:40şurada burada alternatif yani ben şu dinin dersini aldım falan gibi seçebiliyorsun İsviçre'de filan. Eee, eee, bu konuda işte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bir şey açılmıştı, dava açılmıştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diyor ki din dersi laikliğe

1:12:53aykırı değil. Ama şöyle olursa din dersinin içeriğinde sadece tek bir dini avantajlı kılacak. E, onun leyhine anlatılmayacak. farklı din karşılaştırılmalı, genel bir ahlak bilgisi ve din bilgisi şeklinde sunulacak şekilde olduğu zaman eee din

1:13:07dersi aykırı değil veya opsiyonel eee sunduğun zaman o zaman da aykırı değil şeklinde bir karar vermişti. Eee şimdi o şekilde dönüşüyor o yüzden ülkeler. Ama zaten şeriatın pozisyonu da bu. Şeriatta mesela zorunlu din dersi diye bir şey

1:13:21yok. Zaten şeriat ne demiştik? Çoklu hukuk sistemi. Herkes kendi dininin dersini alsın. Yani zaten devlet karışmıyor bunlara. Herkes devlet eğitime karışmıyor zaten. Böyle bir olay var. Şeriatta devlet eğitime karışmaz.

1:13:34Eğitim vermez. Yani herkes kendi dinine veya kendi topluluğuna, komitesine göre bir eğitim alır. Ha devletin yapacağı şey nedir? E belli başlı noktalarda ihtiyaca yönelik bazı teknik eğitimler verir. Bu dini eğitim zaten vermez ki.

1:13:46Çünkü niye? Herkes kendi dinin eğitimini kendi cemaatinin içerisinde alsın kardeşim. Y şeriat bu bakımdan mesela eee şu anki eee laik düzen daha iyi ve özgürçü veribal bir ortam sunuyor. Böyle bir olay var. Şimdi İslam laiklikle

1:13:59çelişir mi noktasına yavaş yavaş geldiğimiz zaman da burada şöyle bir şey var. Bir yanılgı var. İşte dini referans alan yönetimler teokrasidir, teokratiktir diye bir şey var. İşte bu yine hep Avrupa'nın bunlar Avrupa'nın olayı.

1:14:13Bizim olayımız değil. Avrupa'da ruhbanlık sınıfı olduğu için, Hristiyanlık olduğu için onlar teokrasidir. Doğru. Yönetim biçimi teokrasi. Yani dini bir grup elit zümrenin yönetimi ve hukuku ele geçirmesidir. Ama İslam teokratik bir

1:14:26din değildir. Zira ruhban sınıfı İslam ve şeriat nomokrasi dinidir.

1:14:33Osmanlı'ya da zaten nomokrasi yönetim biçimi denir. Nomokrasi nedir? Nomos'tan gelir. Yani yasadan gelir. Yani yasayı üstün tutan yönetim biçimi anlamına gelir. Şeriat zaten demokrasi yani yasayı üstün tutan bir yönetim biçimi.

1:14:48Yani laiklikten daha üstün olmuş oluyor.

1:14:50Dolayısıyla çünkü şeriatta yasa devlet tarafından yapılmaz. Yasa sivil halktan alimlerin içtihadı yoluyla dinamik bir şekilde halka uygun şekilde yasanın üstünlüğü söz konusudur. Yöneticiler bu

1:15:03yasalara uyarlar ve bunu uygularlar.

1:15:06İslam teokrasi değil, demokrasi. Yani yönetici hukukun üstünde değildir.

1:15:11Mesela bir papayı, bir rahibi piskoposu eee yargılayamazsınız.

1:15:16Çünkü o hukuk kaynağının kendisidir. Ama bir halifeyi yargılarsınız.

1:15:20Yargılanmıştır da zira. E videolarıma bakın. Hazreti Ali'nin davası var. Haz.

1:15:24Ömer'in davası var. Fatih Sultan Mehmet'in davası var. yargılanıyor bu kişiler. Dolayısıyla hukuk önünde eşitler aslında. Yani Magna Karta'ya giderseniz İngiltere'de işte ilk kralın haklarının kısıtlandığı, hukuk önünde

1:15:38eee eşit olduğu filan. İslam'da zaten bu var. Magna Kartaya'ya gelmeden 1215'e gelmemize gerek yok. Yani dolayısıyla İslam son derece hukuk dini, son derece eee hukuka önem veren ve herkesi hukuk önünde eşit kılan bir din. kimseye

1:15:51üstünlük taslayamayacağı yönetimsel bir avantajından dolayı böyle bir din işte mehir konusunda mesela Haz Ömer'e bir kadın gelip itiraz ettiğinde Haz Ömer diyor ki kadın isabet etti Ömer yanıldı.

1:16:02Yani böyle bir eleştiriler, eleştiriye açık bir dindir. İşte hutbe okurken eleştiriler geliyor. Buna açık bir din.

1:16:09Normalde Osmanlık sınıfında, Hristiyanlıkta, teokraside bunlar mümkün değil. İşte bu o yüzden Avrupa'nın macerası bizimle alakamız yok. Biz niye layık oluyoruz ya da olmalı mıyız? Olmak zorunda mıyız? Bu o yüzden bu konuları

1:16:18konuş. Avrupa'nın yaşadığı bir deneyim İslam'ın deneyimi değil ki. Yani yani İslam için laik olmak ileriye gidiş değil. Avrupa için evet ileriye gidiş ama İslam için laiklik geriye düşüştür.

1:16:28Çünkü şeriat zaten laiklikten çok daha üstün bir hukuk sistemi olmuş oluyor.

1:16:31Çok daha eşitlikçi, liberal, özgürlükçü, kısıtları daha az olan bir hukuk sistemi. Laik bir sistem içerisinde ben İslam'ı tam anlamıyla yaşayabilir miyim?

1:16:38Evet. Bireysel olarak ibadetlerimi yapabiliyorum. Doğru. Ama İslam sadece bireysel ibadetten geçerli değil ki bizim akile kurumumuz var mesela. Hiile kurumu dediğimiz işte eee yakın akrabanın, çevrenin senin tazminatını ödemesi. Böyle bir kurumumuz var. Zekat

1:16:51kurumumuz var. Zekatı işte çevremizdeki yardıma muhtaç kişilere eee dağıtacağız.

1:16:56Bunun bir organizasyonu var. Kurumsal yapılması gereken bir faaliyet zekatı. 8 tane yere verilebiliyor ve buna kurumsal bir şekilde organize bir şekilde yapılması gerekiyor. İşte cuma namazları var. Bu cemaat. Cemaat kültürü çok

1:17:06önemli. Cemaatle namaz kılmak, cemaatle eee birlikte olmak. Bunlar kat kat sevabı olan ve teşvik edilen ve olması gereken şey. E bu cemaat kültürünü ben toplum içerisinde kamusal alanda yaşamak zorunda. Dolayısıyla sadece ibadet değil

1:17:18aynı zamanda muamelat kısmı da var, hukuk kısmı da var. Muamelat kısmını da ben eee yaşamak zorundayım. İşte evliliğe dair, boşanmaya dair, mirasa dair, cezaya dair bir sürü muamelatı var. Ama laik sistemde eee benim dinimin

1:17:31bana söylediği yasalar çelişecek.

1:17:33Evlilik noktasında çelişecek, boşanma noktasında çelişecek, miras konusunda çelişecek. Burada ne yapacağız? Ben inancım gereği olan dini rahat bir şekilde yaşayabilir miyim bu yasalar altında? Çünkü cebir gücü laik hukuk

1:17:44altında. O zaman ben tam anlamıyla Müslümanlığı yaşayamam. Yarım yaşayabilirim. Çünkü gerilim yaşayan, saçma yasayan noktalar olacak. İktisat konusunda aynı şekilde, ekonomi konusunda aynı şekilde, faiz vesaire, ticari sözleşmeler, bunların hükümleri,

1:17:57uygulamaları, muamelatı yine bir ton çatışmalar yaşanacak. İyinin kötünün kaynağı nedir? Ahlak. Şimdi şöyle bir şey var. Ahlakın temeli akılla bilinecek. Laik sistemde. Onu da halkın eee kendi kararıyla bilinecek. Güzel.

1:18:10Ama mesela Alev'ın konuşması var. Bir şey hukuki olabilir ama etik ve ahlaki midir? Veya bir şey etik ve ahlaki olabilir ama hukuki olmayabilir. Şimdi niye böyle bir çatışma var? Neden ahlaki olan hukuki olmuyor? Etiki olan hukuki

1:18:25olmuyor da ya da tam tersi. Çünkü insan aklıyla benim inancım çatışıyor. İnancım başka bir şey söylüyor. Pozitif hukuk yasa başka bir şey akılla yapılmış. Ama teoride nasıldı? Pozitif hukuk halkın

1:18:40zaten kendi seçimleriydi. Kendi inançlarıydı. Dolayısıyla halkla uyumluydu. Halkın zaten istediğiydi.

1:18:46Halk kendi oy vererek bunu yapmıştı.

1:18:48Dolayısıyla halk aslında istediğini, inandığını yaşıyor idi. E ama öyle değil. Bak ben oy veriyorum. Oy verdiğim parti benim istediğim yasayı yapmıyor mesela. Ya çünkü o partiyle de alakası yok. Tepede yazan 2iü tane yasa yazan

1:18:59adam var. Onlar da yazmıyorlar. İthal ediyorlar zaten yasayı. Farklı ülkelerden alıyorlar. Avrupa'dan alıyorlar. Ben Avrupa inancına sahip değilim ki. Ya da oradaki toplumsal düzene sahip değilim ki. Benim dinamiklerim, örfüm, adetim bambaşka.

1:19:13İtalya getiriyor. Dolayısıyla ben inandığım şeye bak teoride, laiklikte inandığı yasay çıkardı ama öyle çıkmıyor ve inandığım yasaya sahip olamıyorum. Bu beni çatıştırıyor, beni geriyor, beni

1:19:26mutsuz ediyor. Bir vatandaş olarak bana adaletsizlik yapılmış olmasına sebep oluyor. E layikliğin çıkış ilkesi herkese eşit olacak, herkese adaletli olacak. Mükemmel bir sistemdi. Öyle olmadı. Herkesin mutsuz olduğu, herkesin

1:19:37adaletsiz olduğu bir sisteme dönüştü.

1:19:39Bir anda inançlarıyla çalışıldığı bir sisteme dönüştü. Sistemsel olarak eee her topluma uygun değil. Avrupa'ya uygun olabilir. Evet. Ama mesela Doğu toplumlarına bana göre uygun değil.

1:19:50Bunların tartışılması lazım. Şimdi mesela İslam'da kelamda bunun tartışmaları var. Ahlakın kaynağı nedir?

1:19:55Hüsun, kübuh yani işte iyilik kötülük tartışmaları olarak e bunlar yer alıyor.

1:20:00İşte Eşari ekolü var, Maturidi ekolü var, Mutezil ekolü var bahsetmiştik.

1:20:04Eşarilere göre iyi kötü ancak vahiyle bilinebiliyor. Allah tarafından bilinebilir. İşte Maturidi eee işte akılla belli şeylere kadar biliriz.

1:20:11Sonrasında vahiyle biliriz. Dini sorumlulukları vahiyle bilebiliriz.

1:20:15Akılla da belli başlı şeyler. Biraz daha orta yolculuk. İşte Mutezile var. Her şeyi biz akılla bilebiliriz diyor. Ama tüm bu ekollerin, tüm bu eee kelamdaki hüsün kubu e tartışmalarının, tüm bu ahlakın kaynağı tartışmalarının eee

1:20:27referans aldığı tek bir şey var. hiçbiri ahlakı veya hukuku devlet yasalarına indirgmiyor. Pozitif e şekilde, rasyonel şekilde, tam saf akılcı şekilde, kant tipi bir şekilde eee yapmıyor. Yine Kur'an'ı kabul ederekten belli dini eee

1:20:42yasa ve normları kabul ederekten eee üzerine inşa edilecek şeyin nasıl olacağına dair tartışmalard en radikal Mutezilesinde bile bu böyle. Yani Mutezile laik bir ekol değil. dolayı modernist eee ilahiyatçılar mutezliği örnek verip işte biz seküler olabiliriz,

1:20:57biz laik olabiliriz. İslam'la laiklik aslında çok da gerilim yaşamaz derken örnek veriyorlar ama hukuk yapma bakımından ve muamelat bakımından öyle değil. E kelamda, üstün kübuh

1:21:10tartışmalarında da öyle değil. Eee bunu tam bu düzlemde eee açıklayamazlar zaten. Ama zaten bu düzlemde konuşmuyorlar. Daha farklı düzlemde konuşuyorlar. Diyorlar ki işte devlet niye zaten eee benim dinimi çıkarcılık yapsın ki bana avantaj sağlasın ki

1:21:24herkese eşit olsun. Devletin dini olmaz kardeşim. Devlet herkese eşit muamele çeksin. İslam da zaten bunu emreder gibi bir manipülasyona giriyorlar. Zaten şeriat da onu emrediyor. Herkes dinine göre muamele yapılsın. Eee kimseye

1:21:38haksızlık yapmas zaten şeriatta bunun için layık olmana gerek yok. Hukuk niye layık yapıyor? Herkes kendi inancına göre hukuku yaşasın. Hristiyanı da yaşasın, Yahudisi de yaşasın, Müslümanı da yaşasın. Sadece Müslümanlıkla alakalı

1:21:48bir şey de değil. Yani Alevisi de kendi hukukuna göre yaş. Yani herkes kendi yaşasın. Sen tek bir otoriter bir şekilde yaptığın zaman bu daha adaletsiz oluyor. Bunu niye daha iyi bir şeymiş gibi lanse ettirmeye çalışıyor? Yani

1:22:01İslam zaten laiktir diye bir ortaya atılan iddialar var. İslam laikir. İslam liberaldir. Evet. Özgürlükçüdür.

1:22:07Hürriyetçidir. Çoğulcudur. Çoklu hukuk sistemini destekler. Gayrimüslim Müslüman öldünce yine kısas yapılır. Eee Müslüman gayrimüslim öldüce yine kısas yapı. Ya bu konularda zaten şeriat ve İslam iyi. Bir Endülüs tecrübesi var.

1:22:19Bir Osmanlı tecrübesi var. Buralarda hiç kimse mağdur olmamış. Hiçbir gayrimüslim topluluk ya bizim bizimde baskı var. Biz kendimizi eşit hissetmiyoruz. Devlet bize karşı çok zulüm yap. Yani böyle bir şey duymuyoruz hiçbir şekilde. Tam tersi

1:22:31devletler yıkıldığında işte Endülüs yıkıldığında Yahudilerin ne kadar zulüm gördüklerini, ne kadar aşağılandığını, Avrupa'da nasıl kovulduklarını görüyoruz. Endüste ne kadar mutluyduk diyorlar.

1:22:39Osmanlı işte Balkanları fethetmeye başladığında oradaki reaya Hristiyan halk oh be rahatladık bu neymiş ne kadar rahat bir sistem bu dediklerini görüyoruz. Bir sürü yabancı yazarların bu konuda araştırmaları var kitapları

1:22:51var. Zaten hürriyetçiliği, eşitlikçiyi halkın kendi inançlarına göre yaşamayı zaten şeriat bunu savunuyor. Bunun için laik olmaya gerek yok. Laiklik tam tersi bunu engel alıyor. Yani herkese eşit olacağım derken eline yüzüne bulaştıran

1:23:03bir sistem, bir felsefe. Burada bir de tarihselcilik ekolü var. tarihselci ilahiyatçılar diyebileceğim bir isim var. Onlar iddia ediyorlar ki işte Kur'an'da evrensel yasa yoktur zaten.

1:23:15Evrensel yasa bir tane bile var diyorsan tarihçelci olamazsın. Tarihselcinin tanımına aykırı bir şey. Tarihselcilik demek Kur'an'da evrensel yasa yoktur.

1:23:22Kur'an belli bir dönemde belli bir topluluk için Arap coğrafyası için inmiştir. Orayı düzenlemiştir. Biz oralardan esinlenerek böyle orayı böyle çözerek oradan böyle bir feyizlenerek kendi yasamızı oluşturmalıyız. Yani tarihselcilik akımı laik bir akımdır.

1:23:35Çünkü referansını dinden almaz.

1:23:37Referansını akıldan, saf akıldan alır.

1:23:39Yine sadece gözlemler. Kur'an'ın indiği coğrafyayı tarihsel olarak gözlemler.

1:23:45Oradaki olayları gözlemler. Vakayı gözlemler. Ama saf aklıyla yeni yasayı üretir. Herhangi bir Kur'an'da yazılan bir maddeye göre bir referans nas göre nası yoktur.

1:23:56Onun için sadece tarihi bir vakadır.

1:23:58Tarihselci. Dolayısıyla tarihselciler laiktir. Kendi içerisinde tutarlı olabilmesin. Hem tarihselciyim hem laik değilim. Öyle bir şey yok. Evrensel yasa kabul etmiyorsun. Sen yasayı belli bir yere hapsediyorsun. Oradan ilham

1:24:11alıyorsun. Sadece akıl her yerden ilham alabilir zaten. Günün sonunda saf aklınla yasayı yapıyor. Şimdi bir de modernist arkadaşlar var. Onlar kendilerine Kur'an Müslümanı vesaire de diyorlar. Bu arkadaşlar da eee biz seküler olabiliriz. Laik de ol. Devlet

1:24:25de layık olabilir ama İslam'ı da gayet yaşayabiliriz iddiasındalar. İşte hadisleri reddediyorlar. Sadece Kur'an'a referans alıyorlar. Ama bu arkadaşlar tariselcilerden daha tutar. Tarselciler kendi içinde tutarlı. En azından bunlar

1:24:37tutarsız. Çünkü sen Kur'an'ı ben referans alıyorum. Kur'an'ı kesinlikle kabul ediyorum diyorsan zaten yasayı, hukuku, muamelatı, referansını dinden almak zorundasın. Akıldan alamazsın. O zaman nasıl seküler ve laik olacaksın?

1:24:49Bu bir çatışma içeriyor. Yani böyle bir şey mümkün değil. O yüzden bu modernist arkadaşlar laikliğin veya sekülerliğin ne olduğunu bilmiyor. Böyle basit bir işte benim benimle Allah aramda ben kendi dinimi yaşarım. Devlet eee dinime

1:25:01göre bana muamele çekmesin gibi basit de indiriyor. Bu hukuk hukukla alakalı bir şey. Bu hayatın tüm yönleriyle alakalı bir şey. Ekonomiyle alakalı bir şey.

1:25:07Evlilik boşam her şeyi ilgilendiriyor.

1:25:09Modern ulus devletle alakalı bir şey. Bu bilgi eksikliği. Bilgi eksikliğinden dolayı bunu söylüyor. Yeteri bilgiye sahip değil bunu söyleyen kişi. Cahil.

1:25:16Yani şimdi işte özgürlükçülük, eşitlikçilik bakımından işte laiklikle şeriatın karşılaştırması. İşte şeriat çok baskıcı, otoriter, kısıtlayıcı. Yani laikliğin de öyle olduğunu anlatmaya çalıştık. İşte laiklikte yasalar var.

1:25:26şapka gibi, birini eleştirme yasağı gibi, işte kamu yararına özel mülkiyete el konulması gibi. Bunlar hep kısıtlayıcı yasalar. Yani şeriattan bile daha fazla kısıtlayıcı yasalar bunlar.

1:25:35Ya da işte eee başörtülüsen devlet memuru olamazsın diye. Ben Fransız tipi laikıkçilikte eee devlet olarak herkese eşitim, laikim. Sembol istemiyorum.

1:25:44Kamusal olan sembol istemiyorum. E memur olamıyor. Ya da sen vatandaş değilsen memur olamıyorsun. Mesela devletin vatandaşı değilsen memur olamıyorsun. E halbuki şeriatta devletin vatandaşı diye bir şey yok. Gayrimüslim sen de memur

1:25:55olabilirsin. Teknik konularda mesela hakim vesaire olamazsın ama eee kendi teknik konuda memur olabilirsin. Bu tarz kısıtları yok. Mesela şeriat Cizya var.

1:26:03Şeriatta gayrimüslimlere ek vergi veriliyor ama modern devlette herkesin vergisi aynı. E kanunda ne yazıyorsa odur diyorlar. Ya tamam da ciz ciziye aldığın adama sen çoğulculuk uyguluyorsun. Yani kendi hukuk sistemini uygulama hakkı veriyorsun. Yani o adam

1:26:16dinini, inancını, hukukunu kendi içerisinde kendi kurallarına göre tamamen kendi cemaati özelinde yaşama hakkı veriyorsun. onu askere göndermiyorsun. Yani bir sürü avantaj sağlıyorsun onun üzerine. Onun karşılığı olarak da bir bedel alıyorsun. Çünkü ona

1:26:29bir koruma muhafazası yaptığın için ve bir hizmet altyapı götürdüğün için bu konu bu aslında bu hizmetin altyapının bir bedeli olmuş oluyor. Karşılığı var.

1:26:37Yani kendi hukuk sistemini orada oluşturmuş oluyor. Bugün mesela Müslümana e ulus devlet dese ki herhangi dünyanın bir yerinde sizden cizye alacağız, ek vergi alacağız ama siz kendi hukuk sisteminizi yapabileceksiniz. Herkes kabul eder. Bu

1:26:52dezavantaj değil ki. Bu bu iyi bir şey.

1:26:54Bu ciz alması iyi bir şey. Yani adama sen hak vermiş oluyorsun. Çünkü bir imkan tanımış oluyorsun. Bu bu hemen kabul ediyor. Tüm hemen cizyesini verir Müslümanlar. Mesela ulus devleti Amerika'da hemen Amerika'ya ben cizyemi

1:27:05veririm. Yeter ki kendi hukukumu uygulayabileyim kendi içimde. Bu böyle eee eşit olmayan şekilde lanse edilmesi bunun doğru değil. Ayrıca her devlet, her otoritede cebir gücü vardır. Laik devlette de kendi kuralını, yasasını,

1:27:19kendi ahlakına uymayan şeylere otoriterdir. Baskı yapar. Nitekim bir sürü baskılar tüm dünyada ülkemizde de yapıldığı görülüyor. Yani daha özgürcü, daha işçi, daha az kısıtlayıcı filan.

1:27:31Bunlar teoride kalıyor. Bunlar sloganda kalıyor. Pratikte öyle olmadığını görüyoruz. Şimdi genel olarak toparlayacak olursak biraz uzun oldu ama tüm yönleriyle ele almış olduk. Yani laiklik demek sekülerlik bireyle alakalı, laiklik devletle alakalı.

1:27:44Bunlar temelde ahlakın, iyinin, kötünün, hukukun, evliliğin boş her şeyin eee kanun, yapıcılığın akılla olması gerektiğini savunuyorlar. Dini hiçbir referansa eee yer almıyorlar. Bu Avrupa'nın öz deneyimidir. Avrupa'ya

1:27:57uyumludur. Avrupa'nın hikayesidir. Ama diğer dünya devletlerine, diğer coğrafyalara, diğer dinlere eee bunun böyle dikte edilmesi 19. Frans devriminden itibaren ve tüm devletlerin ulus devlet eee demokrasi ve laiklik eee

1:28:10paketine çevrilmesi eee uyumlu olmadığını eee söylemiş olduk. İşte Fransız tipi, Anglosakson tipi laikliği eee konuşmuş olduk. İşte şeriatın aslında teokrasi değil, laikliğin teokrasiye karşı çıkmış olduğu ama zaten

1:28:24şeriatın nomokrasi, yasanın üstünlüğü olduğu, dolayısıyla daha iyi bir sistem eee olduğunu da eee söylemiş olduk. Yani bu şekilde toparlamış olduk. Aslında e benim buradaki amacım işin teorik çerçevesini çizmek, kavramların tanımını

1:28:37yapmak ve çelişip çelişmediği noktaları vesaire söylemek. Onun üzerinde bir herhangi başka bir amacım yok. Yani bunların konuşulması, tartışılması, bilginin, bilgi düzeyinin artması gerekiyor. Bilgi düzeyi artarsa

1:28:51tartışmalar, konuşmalar artacak. Ona göre de e çeşitli noktalarda farklı çözüm yolları, farklı diyaloglar kurulabilecektir. Mesela V Hallock'ın e The Impossible State diye bir kitabı var. Yani İmkansız Devlet adlı kitabı

1:29:03orada da bu çelişkiden bahsediyor. Diyor ki yani İslam'la eee ulus devlet, demokrasi ve laik eee bu paket aslında uyumlu değil. Dolayısıyla bu modern devlet olmuş oluyor. Modern devlet İslam'la uyumlu olmuyor. Yani İslam'ı

1:29:18geriyor. İslam'ın e tam yaşanmasını kısıtlıyor, engel oluyor. Dolayısıyla bir İslam'ın rahat yaşayabileceği bir devlet yönetiminin daha farklı bir şekilde eee olması gerekir, cereyan etmesi gerekir. Bunun tartışılması eee

1:29:30ve bunun teorisinin üretilmesi gerekir diye de bir kitabı var. Olay akademik çevrede de bu şekilde tartışılıyor.

1:29:36Benim amacım da tamamen teorik teorik zeminde eee bir bilgi düzeyinde bu tartışmaları yapmak. Başka herhangi bir eee amacım yok. Sadece doğru bir bilgi üretme hedefindeyim. Onun dışında

1:29:48herhangi bir radikal bir görüş veya radikal bir hamle veya eee şöyle uçalım kaçalım ya o tarz eee bir sikle bu videoyu yapmıyorum. yalnızca teorik bilgi zemininde, felsefe düzeyinde bu

1:30:02işin tartışılmasını hedeflediğim için eee bunu yapıyorum. Hepinize iyi günler diliyorum. Yeah.