Kapitalizm vs Sosyalizm- İslam'ın Ekonomi Anlayışı
İslam'ın ekonomi anlayışı ne sosyalizme ne de kapitalizme indirgenebilir. Serbest fiyat, özel mülkiyet, tekel ve karaborsa yasağı, kenz yasağı ve kâr-zarar ortaklığı üzerinden üç sistem karşılaştırıldığında bu açıkça görülür. Bugün kapitalizm sanılan sorunların asıl kaynağı serbest piyasa değil, itibari para sistemidir.
Serbest Piyasa ve Adil Fiyat
İslam sosyalizmi mi, kapitalizmi mi yoksa ikisinin ortasını mı savunur? Bu soruya cevap vermek için önce İslam'ın nasıl bir ekonomi modeli öngördüğünü ortaya koyup ardından iki sistemle karşılaştırmak gerekir. Kapitalizm rekabete dayalı serbest piyasayı, sosyalizm ise her şeyin merkezi otoritece belirlendiği planlı ekonomiyi savunur.
İslam'daki temel dayanak "fiyatlar Allah'ın takdirindedir" hadisidir. Bu, fiyatın alıcı ve satıcıların özgür iradesiyle piyasada oluştuğu, merkezi bir otoritenin fiyatı dikte edemeyeceği anlamına gelir. Adam Smith'in görünmez el teorisi de aynı şeyi söyler. Osmanlı'daki narh uygulaması arz sıkıntısına yol açmıştır; Mecelle'deki azami kâr sınırlamaları da serbest piyasaya aykırıdır. İslam'da ise kâr limiti yoktur; fiyatı ve kârı yalnızca piyasa belirleyebilir.
Herkesin istediği sektöre serbestçe girebilmesi de önemli bir ilkedir. Sabancı'nın, Özal'dan önce otel sektörüne giremediği, serbestleşmeyle girebildiğine dair sözü buna bir örnektir. Gümrükler asgari düzeyde tutulmalı, tacir ve girişimci vergi ve kısıtlamalarla sıkıştırılmamalıdır; bu da minimum müdahaleli, minarşist bir devlet demektir.
Mülkiyet, Tekel ve Karaborsa
Sosyalizmde her şey devlete aitken İslam'da özel mülkiyet ve miras temel haktır. Osmanlı'da toprakların yaklaşık yüzde 90'ının miri arazi olması bu ilkenin iyi uygulanamadığını gösterir; Avrupa'da ise özel mülkiyet ancak Fransız Devrimi'yle yerleşmiştir.
Tekel ve kartel hem satıcı hem alıcı tarafında yasaktır:
- Buğday piyasasını ele geçiren tek üretici fiyatı keyfince belirleyebilir.
- Birkaç telekomünikasyon şirketinin ortak fiyat belirlemesi bir karteldir.
- Türkiye'deki fındığın büyük kısmını Ferrero'nun alması, alıcı tekelinin (monopson) satıcıyı nasıl zayıflattığını gösteriyor.
Karaborsa yasağı, köylüyü pazara gelmeden yolda karşılayıp malını almayı yasaklayan hadise dayanır. Bu davranış hem piyasayı bilmeyen satıcıyı mağdur eder hem de malları toplayana tekel imkânı verir. Mustafa Özel'in anlattığına göre Erzurum'da bu davranışı yapanlar değnekle kovalanırdı; bu, hadisin toplumsal hafızaya yerleştiğinin bir örneğidir.
Bilgi Asimetrisi, Fustat ve Vakıflar
Piyasada bilgi eşit dağılmalıdır. Hz. Peygamber'in Medine'de pazar yeri olarak baştan sona görülebilen düz bir araziyi seçmesi bu ilkeye bir analoji olarak okunabilir. Fâtımîler dönemindeki Fustat pazarları, düşük vergi ve gümrükle, kadınların bile ticaret yapabildiği son derece serbest bir piyasaydı. Bu ticaret ağı sayesinde Hint Okyanusu'na açılan Müslüman tacirlerin ahlakından etkilenen Endonezya, Malezya ve Filipinler halkları kılıçla değil kendi iradeleriyle Müslüman oldu.
Hastane, okul, yol ve çeşme gibi hizmetler geleneksel İslam toplumlarında devletten çok zekât ve bağışlarla beslenen vakıflar tarafından sağlanırdı; vakıflar arası rekabet kaliteyi korur ve devletin küçük kalmasına imkân verirdi. Özetle İslam'da ticaret helal, faiz haramdır; kapitalizmde ikisi de serbest, komünizmde ikisi de yasaktır.
Üç Sistemin Karşılaştırması
Bugünkü "vahşi kapitalizm"in sömürü, tekeller ve yüzde 1'lik kesimde biriken servet gibi sorunları ideolojik kapitalizmden değil, itibari paradan kaynaklanır. Karşılaştırmada öne çıkan başlıklar şunlar:
- Para: kapitalizmde itibari para, sosyalizmde devlet parası, İslam'da altın ve gümüş gibi sabit para.
- Faiz: kapitalizmde serbest, Marx'ta ve İslam'da yasak.
- Vergi: İslam'da yüzde 2,5'lik zekât ile düşük vergi ve gümrük.
- Devlet müdahalesi: Keynes sonrası kapitalizmde yüksek, sosyalizmde tam, İslam'da yalnızca tekel ve karaborsayı önleyecek kadar.
- Gelir dağılımı: sosyalizm eşitlik vaat ederken İslam eşitlik değil adalet öngörüyor; zekât ve kenz yasağı makasın açılmasını önlüyor.
- Finans: faizli kredi yerine kâr-zarar ortaklığı; sabit para ve dengeleyici unsurlar sayesinde krize yer kalmıyor.
Kenz Yasağı ve "İslam Sosyalizmi" İddiası
Bazı Müslümanlar kenz yasağını servet biriktirmenin yasaklanması olarak okuyup İslam'ı sosyalist ilan eder. Oysa kenz yasağının amacı parayı piyasadan çekip durgunluğa yol açmayı önlemek, yani paranın dolaşımını sağlamaktır. Kurtubî bu yasağı muhacirlerin sıkıntılı dönemine bağlar. Bugün altın biriktirmek ise enflasyona karşı değer korumadır, sabit para ekonomisindeki istifle aynı şey değildir. Sahabe arasında çok zengin kişilerin bulunması da "ihtiyaç fazlası eşit dağıtılmalı" görüşüne karşı bir delildir. Seyyid Kutub, Ali Şeriati ve İhsan Eliaçık gibi isimler itibari para sistemini anlamadıkları için sosyalizme kaymıştır.
Değer Teorisi ve Marx'ın Yanılgısı
Objektif değer teorisi Aristo'dan Hegel'e ve Marx'a uzanır; Mises gibi iktisatçılar ise değerin öznel olduğunu savunur. Marx, artık değeri sermayedarın haksız kazancı sayar ve "para-meta-para" döngüsüne dayanan ticareti de haksız kazanç olarak görür. Marx'ın atladığı unsur risktir: malı alan tacir, malın çürümesi ya da gittiği pazarda fiyatın düşmesi riskini üstlenir.
Ben parayla bir mal aldığım zaman, onu gidip satacağım zaman bir risk de satın almış oluyorum.
Girişimcilerin yaklaşık yüzde 80'i batar; yalnızca başarılıları görmek "emek sömürüsü" algısı yaratır. İslam'da işçiyle serbest sözleşme yapılabilir, işçiye kârdan pay verilebilir. Adam Smith'in su-elmas paradoksu değerin öznel olduğunun kanıtıdır. Marx'ın tepkisi Sanayi Devrimi'nin vahşi koşullarında anlaşılırdır, ancak genel bir sistem olarak hatalıdır.
Planlama, Para Sistemi ve Patent
Mises'in ekonomik hesaplama argümanına göre piyasa fiyatı olmadan merkezi planlamacı maliyeti, titanyum gibi kaynakların nerede kullanılacağını ya da bir yerde üretip başka yerde satmanın mantıklı olup olmadığını bilemez. Keynes'in ücretleri sabit tutup para basarak işçinin reel gelirini fark ettirmeden düşürme önerisi ise ağır bir eleştiriyi hak eder. Devlet imtiyazlarla oligark yaratır; Türkiye'de bazı büyük aileler ve Rusya'daki oligarklar böyle zenginleşmiştir. Doğal tekel bile fiyatı yükselttiğinde rekabetle dengelenir; bir fırın örneği bunu açıkça gösterir.
"Büyük balık küçüğü yer" eleştirisi ve Wallerstein'ın merkez-çevre teorisi de serbest piyasanın değil, kredinin büyük firmalara aktığı bankacılık sisteminin ve doların rezerv para hegemonyasının sonucudur. Sabit parada ihracat fazlası veren ülkede fiyatlar yükselir ve denge kendiliğinden kurulur; faizin yasak olduğu bir düzende sıcak para da kâr-zarar ortaklığıyla reel yatırıma dönüşmek zorunda kalır.
Son olarak patent tartışması. Yazılım ve yapay zekâdaki açık kaynak kültürü patentsiz ortamda büyük bir atılım sağlamıştır; ticari kullanım için lisans ücreti isteyen modeller ise orta yol sunar. Hadislerdeki râvi zincirine dayanan atıf geleneğinde olduğu gibi, bilgi patentlenmese bile kaynağına atıf yapılmalıdır. Sonuçta İslam ne sosyalist ne kapitalisttir; bugünkü kapitalizmin sorunlarına bakıp sosyalizme kaymanın bir anlamı yoktur.
00:00Selamünaleyküm. Rabbi yessir ve la tuassir. Rabbi tenmin bilhayr. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır.
00:08İşlerimi hayırla sonuçlandır.
00:12Bugün aslında dünyadaki iki farklı temel ve büyük olan ekonomik görüşleri inceleyeceğiz. Bir tanesi kapitalizm, bir tanesi sosyalizm yani komünizm. Bu
00:25ikisi arasındaki farklar nelerdir? İslam burada bu ikisi arasında acaba nasıl bir yere konumlanıyor? Çünkü biz bugün biliyoruz ki bazı kişiler iddia ediyor ki İslam sosyalist bir yapıyı savunuyor.
00:39Bazıları diyor ki hayır kapitalist bir yapıyı savunuyor. Bazıları diyor ki hayır tam ortasını savunuyor. Ama bunları argümanlarıyla, detaylarıyla, gerekçeleriyle detaylı bir şekilde incelememiz gerekiyor. Bunu yaparken de
00:54her iki sistemin aslında hangi özelliklere sahip olduğunu öncelikle öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü bazı yerlerde bilgi yanlışlıkları mevcut.
01:07Öncelikle incelememiz gerekirse İslam'ın aslında nasıl bir ekonomi modeli, nasıl bir toplum modeli istediğini görmemiz gerekiyor. Bunların detaylarını incelememiz gerekiyor. Daha sonra diğer
01:21kapitalizm ve sosyalizm sistemlerini inceleyip İslam'ın bunlardaki hangi maddelerle uyumlu olduğunu ve hangileriyle uyumlu olmadığını incelememiz gerekiyor. Dilerseniz başlayalım. Öncelikle ticaret kısmı. İki
01:36farklı ticaret çeşidi var. bir serbest piyasanın olduğu ve rekabetin olduğu, isteyen herkesin piyasa oyuncusu olabileceği ve özgürce rekabet edebileceği, serbest piyasa dediğimiz bir ekonomi. Bir de kapalı piyasa dediğimiz her şeyin devlet tarafından
01:49veya merkezi bir otorite tarafından belirlendiği, rekabetin olmadığı planlı bir ekonomi. Kapitalizm serbest ekonomiyi savunuyor. Sosyalizm de kapalı ekonomiyi savunuyor. Ama biz şu anda ilk başta İslam'ın neler savunduğundan
02:02bahsederek ilerleyeceğiz. Daha sonra bir tablo gibi bir şey yapıp onun üzerinden farklarını da zaten özet bir şekilde anlamaya çalışacağız. Burada baktığımız zaman İslam'da aslında hadisle de
02:14bildiğimiz üzere fiyatlar Allah'ın takdirindedir denilen bir hadis var.
02:19Yani bu ne demek? Serbest piyasa fiyatları belirler. Yani piyasadaki oyuncular gelir, alıcılar gelir, satıcılar gelir. Bir noktada fiyat belirlenir. Birçok kişinin ortak bir görüşü olaraktan, alışverişin bir çıktısı olaraktan fiyat belirlenir ve bu
02:33Allah'ın takdirindedir. Yani bunu sadece Allah bilebilir. Başka hiç kimse biler bilemez. Merkezi bir otorite tarafından fiyat hiçbir şekilde dikte edilemez. O yüzden biz burada İslam'ın serbest piyasayı ve rekabeti önemsediğini
02:45görebiliyoruz. Yani piyasada doğal oluşan şey adil bir fiyat. doğal bir şekilde oluşur. Alıcılar ve satıcıların özgür iradeleriyle doğal bir şekilde oluşur. Bu adil fiyattır. İskoç aydınlanmacılarından Adam Smith de zaten
02:58görünmez el teorisiyle bunu savunuyor.
03:00Kapitalizm destekçileri de bunu savunuyor. Adam Smith diyor ki, "Piyasada görünmez bir el vardır." Yani insanlar rekabet ettikçe, rekabet arttıkça piyasadaki oyuncular arttıkça alıcılar ve satıcılar belli bir noktada adil fiyatı otomatikman görünmez bir el
03:15gibi belirlemeye başlarlar diyor. Adam Smith de bunu savunuyor aslında.
03:19Sosyalistler de tam tersini savunuyor.
03:21Detaylarına geleceğiz zaten. Osmanlı Devleti'nde mesela bu prensip unutulup NAR denilen uygulamalar yapılmış. Bunlar aslında tavan fiyat belirleme veya bir şeyin fiyatını belirleme gibi bir usul.
03:34Bu usul daha sonra Osmanlı'da bazı malların arz sıkıntısına yol açılmasına ve olmasına vesaire gibi sebeplere yol açıyor. Çünkü siz bir şeyin fiyatını dikte ettiğiniz zaman orada serbest piyasadaki oyuncular oraya girmek
03:45istemeyebilirler ve bu da üretimin azalmasına ve kısık yaşanmasına sebep olabilir. Dolayısıyla nar gibi tavan fiyat gibi, sabit fiyat gibi uygulamalar bu açıdan toplumsal açıdan tehlikeli olduğunu görebiliyoruz. Yine aynı
03:57şekilde Osmanlı hukuku olan mecelle Ahmet Cevdet Paşa'nın yazdığı mecellede ticari hayata dair mesela maddelerden bir tanesi de maksimum kar uygulaması.
04:07Bu toplumda da bazen yanlış biliniyor sanki günümüzde veya İslam'ın bir bu uygulamasıymış gibi biliniyor ama halbuki mecelle yani Osmanlı hukukunda Ahmet Cevit Paşa'nın yazdığı şeyde var.
04:16Ha orada diyor ki mesela kar işte % 40'ı geçemez, %20'yi geçemez. Yani bir şey aldığın karı, aldığın bir malı %40'tan fazla karla satamazsın gibi böyle sınırlamalar serbest piyasaya ve
04:30ticarete sınırlamalar koyuyor. Halbuki sınavda herhangi bir kar limiti yok.
04:33%200'e de satarsın, 500'e de 1000'e de satarsın. Ama zaten sattığın zaman karşı taraf almayacağı için burada piyasa fiyatı alıcılar ve satıcılar tarafından otomatik bir şekilde verilir. Ne kadar satıcı olursa, serbest piyasa olursa, ne
04:45kadar da o malın alıcısı olursa pahalı satanlar satamamaya başlar. Fiyatı düşürür. Düşük satanlar da satabildiği için insanlar oradan almaya başlar.
04:54Böylece piyasada bir denge oluşmaya başlar. Kaliteyle de alakalı olarak bir denge oluşur. Bu serbest piyasanın bir getirisidir ve İslam bunu savunur.
05:02Herhangi bir şekilde mecelledeki gibi maksimum kar gibi uygulamalar aslında İslam'a aykırıdır. Çünkü fiyatı ve karı yalnızca piyasa belirleyebilir.
05:10Özellikle bir sektöre girebilme özgürlüğü de çok önemli. Mesela Sabancı'nın bir açıklaması vardı.
05:17Özal'dan önce otel ve turizm sektörü sadece Koça aitti. Ben girmek istedim ama beni o sektöre sokmadılar dedi. Özal daha sonra serbest piyasayı Türkiye'de yaygınlaştıran kişi olarak getirdiği zaman Sabancı diyor ki ben de artık otel
05:29sektörüne girebildim diyor. Bu çok önemli bir açıklama. Doğrudur yanlıştır bilmiyorum ama burada besim tüm bunun yanlış olduğunu söylüyor ama bazı kesimlerde doğru olduğunu da söylüyorlar. Burada şöyle bir şey var.
05:39Bir piyasaya istediği kişi istedilen özgürlükte girebilmeli. Yani siz şey seçemezsiniz. Bu piyasaya sadece bu oyuncular girebilir. Bu merkezi otorite tarafından belirlenirse bu serbest piyasa ve rekabet kurallarına aykırıdır.
05:51Herkes istediği sektöre istediği şekilde özgürce ve serbestçe girebilmelidir.
05:55Dolayısıyla özgürlük olmalıdır. Bir diğer konu da gümrük uygulamaları.
06:00Biliyorsunuz modern dünyada çok fazla gümrük uygulamaları var. Hatta son dönemde Trump işte %200 bük artıracağım vesaire gibi söylemlerde bulunabiliyor.
06:08Bu da aslında aykırı bir şey. Ticareti engelleyici bir faktör ve ticaretin dağılımını, dış ticaretin dengesini bozmasına yol açan bir faktör. O yüzden gümrüğün de minimum olması hedefleniyor yine İslam'da. Zaten kervanlar eee dış
06:22dışarıya, Şam'a farklı illere, Bizans'a, Roma'ya, Hasanilere gidiyorlar.
06:26Oralardan alışveriş yapıp geliyorlar.
06:28Yani herhangi bir gümrükle karşılaşılmıyor. Eğer bir gümrük olacaksa da belli denetlemeler karşılığında minimum cüzi bir ücretle yapılabilmeli. Günümüzdeki gibi devasa böyle gümbüksel hukuksal düzenlemeler özgürlüğe ve serbest piyasa ve ticaret
06:40kurallarına aslında aykırı hükümler.
06:43Çünkü bunlar şundan kaynaklanıyor.
06:45Taciri, girişimciyi sıkmayacaksın.
06:48Onlara baskı kurmayacaksın ki onlar rahat bir şekilde arzı artıracaklar.
06:52Rekabeti artıracaklar. Bu da piyasanın dengeye gelmesini sağlayacak. Biz girişimci ve taciri sıkarsak, onların üzerine baskı uygularsak çeşitli vergilerle ve kısıtlamalarla bu arzın engellenmesine yol açar. Rekabetin engellenmesine yol açar ve sonuç olarak
07:05da vatandaşın bundan negatif etkilenmesine sebep olur. Bu yüzden de aslında önerilen şey minarş bir devlet yani minimum devlet müdahalesi. Yani devletin küçük olması, regülasyonların az olması, müdahalenin az olması. Çünkü
07:20böyle olduğu zaman özgürlük, serbestliyet ve rekabet ortamı artacağından dolayı fiyatlar en ideal ve optimum noktaya gelecektir. Bir diğer önemli konu da aslında kapitalizmle sosyalizm arasında mülkiyet hakkı.
07:31Kapitalizm mülkiyet hakkını savunur.
07:33Sosyalizmde ise mülkiyet hakkı bireylerin herhangi bir sahiplenme hakkı yoktur. Her şey devlete aittir. Yani komünity yani aslında tüm insanlara aittir gibi bir söylemi var. İslam'da ise özel mülkiyet çok önemli. bireyler
07:43özel mülkiyet hakkına sahiptir. Herhangi bir araziye sahip olabilir. Eve arabaya sahip olabilir ve bu miras yoluyla devredilebilir. Bunlar temel haklardandır. Dolayısıyla burada kapitalizmin de benzer olduğunu görüyoruz. Yani İslam'da kesinlikle özel
07:57mülkiyet vardır ve miras vardır. Ama mesela Osmanlı'ya baktığımızda özel tapı yok. Arazilerin %90'ı miri malı yani devlet arazisi olduğunu görüyoruz.
08:08Burada vatandaş sadece araziyi işleten tarafta oluyor. Dolayısıyla herhangi bir sahipliğe veya miras hakkına sahip değil. %90 civarlarında devlet arazisi var sadece. Osmanlı'da bunun çok iyi uygulanamadığını da buradan görmüş
08:20oluyoruz. Avrupa'da mesela 1791'e kadar Fransız devrimlerine kadar mesela araziler sadece aristokratlara oradaki feodal devletteki baştaki aristokrat kişilere aitti. O da gücünü sözde Tanrıdan meşrutiyetine alıp aslında araziler tanrıya aittir. Ben de tanrının
08:34yeryüzündeki bir gölgesi olduğum için aslında araziler bana aittir gibi bir söylemle şey yapıyordu. Ama Fransız devrimi ile birlikte bu yıkıldı. Özel mülkiyetle Avrupa'ya gelebilmiş oldu.
08:44Bir diğer konu da tekel veya kartel olması. Bu hem alıcı tarafında hem satıcı tarafında yasak aslında. Tekel ne demek? Yani bir şeyin piyasasının bir kişi tarafından belirlenmesi. Yani tekel olması, arıza sahip olması. O buğday,
08:57bir önceki videoda verdiğimiz buğday örneğinde siz buğday piyasasını ele geçirip tekel olursanız, sadece o malın üreticisi siz olursanız, piyasanın çok büyük kısmı sizin elinizde olursa fiyatları siz belirlersiniz. Dolayısıyla
09:08istediğiniz zaman piyasaya sürüp istediğiniz zaman sürmezsiniz. Bu da vatandaşın mağdur olmasına yol açar.
09:13Dolayısıyla tekel yasak. Bir de kartel dediğimiz bir mevzu var. Mesela günümüzdeki telekomünikasyon firmaları.
09:182iü tane firma var sadece. Çok fazla oyuncu yok. Bunlar da kendi aralarında danışıklı dövüş yaparak ortak bir fiyat belirleyerek belli bir şeyin altına inmelerini engelleyerek bir kartel oluşturuyorlar. Yani 2iü kişiden oluşan
09:29bir tekel aslında. Onlar da ortak bir tüzel kişilik gibi hareket ediyorlar. Kesinlikle birbirleriyle rekabet etmiyorlar. Pazarı eşit bir şekilde paylaşmaya çalışıyorlar. Bu da vatandaşın negatif etkilenmesine yol açıyor. Fiyatların düşmemesine, sürekli
09:41yüksekten kalmasına ve fiyatları kartel tarafından belirlenmesine yol açıyor.
09:45Bunlar da kesinlikle serbest piyasaya ve certe aykırı. İstanbul'da da olmaması gereken şeyler. Bir de bunun alıcı tarafı var. Bu satıcı tarafındaki tekeldi. Bir de alıcı tekeli var. Buna monopsony deniliyor. Mesela işte tam bir
09:58örnek değil ama kafada canlanması için veriyorum. Türkiye'deki fındıkların çok büyük bir kısmını biz Ferrero'ya satıyoruz. Yani burada alıcı kişi Ferrara. Ferrero fiyatı belirliyor alacak kişi olduğu için. Eğer burada alıcılar çok kişi olsaydı fiyat serbest
10:11piyasada rekabetle belirlenebilirdi. Ama alıcı tekel olduğu zaman veya kartel olduğu zaman alma fiyatını o belirliyor.
10:17Dolayısıyla satıcının eli çok zayıflamış oluyor ve doğru fiyata adil fiyata satamamış oluyor. O yüzden hem alıcı tarafında hem satıcı tarafında tekel veya kartel kesinlikle İslam'a aykırı ve yasak durumda. Aynı şekilde kara borsa
10:28denilen bir şey var. O da yasak.
10:29Peygamber efendimiz sallallahu aleyh ve sellem'in hadisinde de bu zaten açıkça belirtiliyor. Diyor ki, "Pazara gelmeden köylüyü, pazara gelmeden önce köylüyü yakalayıp onun elindeki malı almak haramdır diyor. Düşündüğümüz zaman bu
10:42neden böyle olduğunu baktığımız zaman bu aslında bir kara borsaya giriyor. Çünkü siz pazarda belirlendiği için fiyat, gerçek fiyat rekabetle ve alma satma adil fiyat pazarın içinde belirlendiği için siz henüz adam pazara gelmeden onu
10:54yolda durduruyorsunuz ve ona bir fiyat veriyorsunuz. E o da cahil olabilir veya şu an piyasayı bilmediği için bir bilgi akışında sorun olduğu için dediğiniz fiyatı uygun bulup satabilir ve buradan mağdur olabilir. Eee bu yüzden de bu
11:07engellenmiş. İkinci bir hususu da şu.
11:10Siz eğer yolda durdurup durdurup böyle bir sürü kişiyi örneğin tüm domates getirenleri durdurursanız orada domatesleri alırsanız yüksek bir fiyata bile alsanız aslında orada siz bir yine teker oluşturmuş oluyorsunuz. Daha sonra
11:21pazara gelip pazarda başka rekabet edecek domates satıcıları olmadığı için domatesin fiyatını kendiniz belirliyorsunuz. Bu da vatandaşın mağdur olmasına yani bir tekelleşmeye yol açıyor. Bunun böyle bir sebebi de var.
11:33Hatta bu gelenek bizim genlerimizde de olduğu için Mustafa Özel beyefendi var.
11:37O anlatıyordu Erzurumluymuş. Erzurum'da diyor cuma günleri işte pazar olurdu meydanda. Köylüleri bazen tacirler yolda pazara gelmeden yakalarlardı. Bizim babalarımız hemen değnekle hem köylüyü döverlerdi hem yolda yakalayan
11:50döverlerdi. Bu haramdır falan derlerdi diyor. Yani toplumun bilinçaltında da aslında bu hadis yerleşmiş durumda. Kara borsanın olması için bu arada temel ihtiyaç maddelerinin olması gerekiyor.
11:59Bir önceki diğer e buğday tekeline ele alınan verdiğimiz alt malisindeki örnekteki gibi. Çok da eğer insanların çok da ihtiyacı olmayan bir şey örneğin şu mikrofonun tekelinin eline geçirirse bu mikrofon insanlar almadığı zaman
12:13herhangi bir sorun veya mağduriyet yaşamıyorsa veya bunda o anda öyle bir yüksek bir talep yoksa o kara borsa kavramına girmiyor aslında. Kara borsa önden sizin alıp tekelleşip daha sonra insanları mağdur etmeniz anlamına
12:24geliyor. da kesinlikle yasak zaten.
12:26Dolayısıyla burada aslında bunun bir etkisi de bilgi asimetrisi dediğimiz olay. İlk videolarda hatırlayacağınız üzerine Broadc ailesi aslında bilgi asimetrisinden yararlanarak arbitraj yaparak devasa paralar kazanmıştı.
12:38Dolayısıyla piyasada veya borsada veya alım satımda bilgi asimetrisi olmaması lazım. Bu ne demek? Yani bilgi eşit bir şekilde dağılması gerekiyor. Yine şöyle söylerler. Medine döneminde işte Yahudilerin pazarı var. Başka pazarlar
12:51var. Müslümanlar da kendilerine bir pazar yeri kurmak istiyorlar. Peygamber efendimiz gidiyor bakıyor pazar yeri seçmeye ve böyle çok düz olan bir araziye oralar normalde tepelik vesaire düz olan bir araziyi seçiyor. Hani buna bir analoji
13:03yaparaktan şey diyorlar. Pazarda bilgi asimetrisinin olmasının önüne geçmek için yani pazarın en başından en sonundaki adam görünebiliyor böyle dümdüz bir arazi. Dolayısıyla bilgi eşit bir şekilde pazarda dağıldığı için saklanmadığı için önceden veya sonradan
13:15önceden bilgi alınamadığı için bilgi asimetrisi olmuyor. Bu da bu bilgi asimetrisinden fiyat farkından yararlanarak arbitraj yapmak isteyen insanların önüne geçmiş oluyor.
13:24Dolayısıyla bilginin eşit bir şekilde dağılması, saklanmaması, önden tüo verilmemesi. Borsalarda da bu yasak biliyorsunuz. Çünkü önden bilgi aldığınız zaman bunu avantaja çevirebiliyorsunuz ve bu haksız bir kazanca sebep oluyor. Bilgi her zaman
13:37eşit yayılmalı. Asimetri asla olmamalı.
13:40Bu da önemli kurallardan bir tanesi.
13:42Baktığımız zaman Fatimi dönemlerinde 12.
13:44yüzyıl, 15. yüzyıl civarlarında Mısır'da Fuslat pazarları olduğunu görüyoruz.
13:48Dünyanın en serbest piyasa rekabetin olduğu, herkesin girebildiği hatta kadınların bile ticarete girdiği eee söyleniyor. Çok serbest bir piyasa.
13:56Gümrükler az, vergiler az. Böyle tam bir ideal bir dönem olduğunu görüyoruz. Bu fırsat pazarları sayesinde Müslümanlar aslında Hint Okyanusuna da ticaret olarak açılıyorlar ve büyük ticaretler yapmaya başlıyorlar. Hatta şöyle bir şey
14:07var. Oradaki Endonezya, Malezya Filipinler gibi ülkeler aslında bugün müslümansa bu tacirler sayesinde orası kılıç yoluyla Müslüman olmadı. Onlar buradaki ticaret yollarının aktifliğiyle Müslüman oldular. Oradaki tacirlerin ne
14:20kadar ahlaklı, ne kadar e iyi insanlar olduğunu görüp bundan etkilenip Müslümanlığı tercih ettiler. Yani kırısız bir şekilde tamamen kendi özgür iradeleriyle bunu yaptılar. Bu da aslında bu ekonomik düzenin getirildiği zaman böyle ad bir düzen geldiği zaman
14:33ne kadar faydalı olabileceğini bize göstermiş oluyor. Aslında geleneksel İslam toplumlarında sosyal hizmetleri işte hastanedir, okuldur, yol çeşme, hankeray gibi devletten ziyade vakıflar yapıyor. Bizim bir de vakıf kültürümüz
14:46var. Bu hem zekatlardan besleniyor hem de bağışlardan besleniyor ve nonprofit organization yani kar etmeyi amaçlamayan kuruluş yani kar etse bile yine bunu kendi faaliyetleri, yardım faaliyetleri ve sosyal hizmetler faaliyetlerinde
14:58harcadığı için eee herhangi bir ticari amacı yok. E bu aslında devletin daha minarşik kalmasını sağlayan özel bir unsur. Vakıflar artarsa ve verimli bir şekilde işlerse aslında devlet hala minarşik yani küçük kalabilir.
15:11Dolayısıyla buradaki sosyal hizmetleri vakıflar verir ve vakıflar da birbiriyle bir nevi yardımda rekabet edecekleri için orada da kalite korunur ve çeşitlilik de artmış olur. Bu sayede de bu vakıf sistemiyle insanların sosyal
15:23hizmetlerden çok güzel bir şekilde faydalanmış olur. İslam'da da aslında böyle bir sistem mevcut. Dolayısıyla her şeyi devlete yıkmak, bu noktada merkezi otoriteyi güçlendirmek doğru değil.
15:32Çünkü merkezi otoritenin görevleri fazlalaştıkça aslında verimliliği düşüyor. Her noktada bizim rekabet unsuru ve serbest piyasayı tutmamız gerekiyor. Vakıflarda da aynı şekilde yaparsak verimlilik artmış olacaktır.
15:45Dolayısıyla kısa özet geçecek olursak faiz yok. Kesinlikle borçlanmada vesaire faiz yok. Kar zarar ortaklığı ve risk ortaklığı var. Aynı şekilde ticaret helal ama yani zaten AYT de ne diyor?
15:57Ticaret helaldir. Faiz haramdır. Hani riba haramdır. Eee dolayısıyla bu böyle.
16:01Kapitalizm de nasıl? Hem ticaret helal hem ribaha helal. Komünizm de nasıl? Hem ticaret yasak hem de faiz yasak. Yani İslam aslında ikisinin ortası gibi bu noktada sadece faiz ve ticaret açısından bakarsak ikisinin ortası gibi
16:14konumlandığını görebiliyoruz.
16:18Şimdi burada karşılaştırmalı bir tablodan gidecek olursak kafamızda daha net canlanacağını düşünüyorum açıkçası.
16:25Burada günümüz kapitalizmi. Aslında kapitalizmi de iki farklı çeşitte anlamak lazım. Normalde günümüzdeki vahşi kapitalizm yani büyük devletlerin küçük ülkeleri sömürmesi, itibari para sistemin olması, tekellerin aslında yine
16:39de olması, eşitsizliğin artması, paranın sürekli %1'lik kesinde, piramidin tepesinde birikmesi gibi şeyler kapitalizm olarak algılanıyor. Ama aslında kapitalizmde normal eee ideolojik olarak bu tarz şeyler yok.
16:51Bunları olmasını sağlayan şey aslında itibari para. Bunun farkını da burada görmüş olacağız. Yani günümüzde biz kapitalizm olarak adlandırıldığımız şeyi kapitalizm yapan şey itibari para olması. Yoksa normalde kapitalizmin
17:01ideolojik olarak İslam'la bayağı uyumlu olduğunu görebiliriz. İşte serbest ticaretin olması, yasakların olmaması, kara borsacılığın, tekelciliğin yasaklanması vesaire gibi sebeplerden dolayı, minimum müdahalenin olması gibi
17:12sebeplerden dolayı İslam'da bayağı uyumlu olduğunu görebiliriz. Ama günümüzdeki kapitalizm itibari sisteminden dolayı aslında kötü, tamamen İslam'dan uzak bir vaziyete gitmiş durumda. Dolayısıyla kapitalizmdeki bu farkı iyi anlamak da önemli.
17:24Kapitalizmin bugünkü kötü olmasının sebebi aslında onun itibari kaydı paraya, havadan yaratılan paraya dayanıyor olmasından kaynaklı. Bunu da detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. O yüzden ben burada karşılaştırma yaparken bu tabloda günümüzdeki kapitalizm,
17:37sosyalizm, Marx'ın sosyalizmi ve İslami ekonomi arasındaki farkları madde madde incelemeye çalıştım. Şimdi mülkiyet hakkına bakacak olursak kapitalizmde özel mülkiyet var zaten ama sosyalizmde özel mülkiyetin olmadığı her şeyin
17:48devlete ait olduğunu görebiliyoruz. Yani kolektif bir mülkiyet olduğunu söylüyorlar. İslam'da ise özel mülkiyet var ve kesinlikle miras yoluyla iletilebiliyor. Piyasa yapısı kapitalizmde serbest piyasa. Tekerlere, kartellere dediğimiz gibi kesinlikle
17:59kapalı. Eee ama normalde günümüzdeki kapitalizmde nasıl teker ve karterler olduğunu görebiliyoruz. Yani günümüzdeki kapitalizm aslında bu noktada biraz hatalı. Sosyalizmde merkezi bir planlama. Yani devlet her şeyin planını
18:12yapacak. Çok büyük bir planlama gücü var. Sosyalizmin olayı bu aslında. Her şeyi planlıyor. Ne kadar ayakkabı üretilecek, ne kadar araba üretilecek, nereye fabrika kurulacak, kim nerede nasıl çalışacak, herkesin görevi belli,
18:22nerede oturacağı belli. Ne zaman ne üretileceği belli. Merkezi bir akıl.
18:26Devlet, komün akıl diyorlar ona işte.
18:28Ama devlet yapıyor sonuçta bunu. Devlet her şeyin sahibi. Dolayısıyla tüm kaynaklara hakim. Elinin altında mükemmel bir eee harika bir plan yapabileceğini iddia ediyorlar. Tabii gerçekle öyle değil. Dolayısıyla merkezi bir planlama var. Fiyat kontrolü var.
18:41Çünkü her şeyi devlet planlayıp ettiği için fiyatı da sadece devlet belirliyor.
18:46İslam'da iset tam serbest ekonomi var.
18:47Tekel kartel kesinlikle yasak. Para sistemlerine gelecek olursak şu an günümüzdeki kapitalizmde itibari para yani fiyat para dediğimiz daha önce videolarda anlattığımız banka sistemi var. Merkez Bankası, Mirzer vesaire.
18:59Eee, sosyalizmde devlet parası olacağını söylüyor ama itibari para olup olmayacağına dair çok böyle net bir açıklama yok. Ama MTI bazlı para olabileceğini söylüyor ama para arızın artmasında çok bir problem görmüyor sosyalizm. İslam'da ise kesinlikle sabit
19:12para var. Yani altın ve gümüş gibi sabit bir para olmak zorunda ve paranın şartlarını taşımak zorunda. Dolayısıyla itibari para, havadan para yaratma kesinlikle yasak. Faize bakacak olursak kapitalizmde faiz eee yapılabiliyor.
19:26Hiçbir problemi yok. Eee sosyalizmde Marx'ta kesinlikle yasak. Zaten emek sömürüsü olduğu için, emek zaman harcanmadan kazanılan bir şey olduğu için İslam'da da kesinlikle yasak. Çünkü aynı şekilde emek, zaman veya risk
19:38olmadan tamamen haksız kazanç sağladığı için yasak oluyor. Enflasyona baktığımız zaman para basma olduğu için kapitalizmde enflasyon var. Marx'ta ise MT bazlı yine para artışı bu kadar havadan para yaratma gibi olmasa da
19:52onlar da devlet eee kendi para yaratabiliyor MTAN'nın üzerinden bir nevi kısmı rezerv yaparak. O yüzden orada da kontrollü bir enflasyon var.
19:59Her şey devletin kontrolü altında olduğu için enflasyonu kontrol altında tutabileceğini iddia ediyorlar. ise zaten sabit para olacağı için enflasyon eee öngörülmüyor olmayacaktır.
20:10Vergi sistemine baktığımız zaman şu anki mesela kapitalist düzeninde normalde kapitalistte minimum vergi, minimum gümrük vergisi vardır ama şu an günümüzde baktığımız zaman yüksek gümrük vergileri görüyoruz. Yüksek devlet
20:20vergileri görüyoruz. Almanya'da %60'lara varan mesela şu anda devlet vergileri var. Yani vergi yükü üzerimizde böyle karabulut gibi çökmüş durumda. Marksizm baktığımız zaman zaten her şeyi devlet planladığı için vergi diye bir şey yok.
20:32Aslında işçinin ücretini belirleme var.
20:34Sadece tam devlet kontrolü var. O yüzden düşük vergi var. E İslam'da ise düşük zaten mesela %2,5 minimum %2,5 verdiğiniz zaman aslında verginizi vermiş oluyorsunuz. Bu zekat devlete verilen bir şey olduğu için aslında minevi vergi diye de düşünebiliriz.
20:48düşük gümrük vergileri dolayısıyla her şeyi düşük tutuyor. Girişimcinin rekabet etmesinin önünde herhangi bir engel olmuyor. Bu yüksek vergi yükümlülükleri.
20:57Bu da serbest piyasanın gelişmesini ve daha iyi ekonominin olmasını sağlıyor.
21:01Aslında bu bunun hikmeti de bu.
21:07Devlet müdahalesi kapitalizmde normalde düşüktür ama Keyz diye çıkan bir adam sayesinde devletin ekonomiye böyle farklı noktalarda müdahale etmesi, para basması gerektiğini filan söylüyor. Keyn çok kötü bir adam yani normalde. Onan
21:19geleceğiz detaylarına. Dolayısıyla şu anda devlet çok müdahale ediyor günümüzdeki kapitalist devletlerde. E Marx'ta zaten devlet her şeyi yapıyor.
21:25Tam müdahale var. İslam'da ise minimum müdahale var. Gerekli yerlerde tabii işte kara borsayı engelecek, tekeri karteli yengelecek. O tarz regülasyonları yapacak. Ama böyle bir kara bulut gibi de müdahaleci bir eee unsur olarak da insanların üzerine
21:37çökmeyecek.
21:40Zenginlik biriktirme kapitalizmin temel amacı zaten insanların zengin olması mümkün olduğunca sermayelerini, kapitallerini artırması üzerinden geliyor. Max'ta ise zenginlik eşit bir şekilde halka refahına eee adil eşit bir
21:52şekilde dağıtılacağını iddia ediyor.
21:54Bundu da devlet sağlayacağı için işçi sömürüsü olmayacak. Dolayısıyla artı değer denilen kavram birazdan geleceğiz.
22:00Herkese eşit dağıtılacak. Bu yüzden de aslında zenginlik biriktirme gibi bir şey olmayacak. Çünkü aşırı zenginler hiçbir zaman olmayacak. Olacağını iddia ediyor.
22:08İslam'da ise zenginlik kesinlikle haram değil. Ama dengeleyici unsurlar var.
22:11Kenz yasağı var ve vergi var. Vergi maldan veriliyor, kardan verilmiyor.
22:14Yani malınız arttıkça vereceğiniz vergi miktarı da artıyor. Dolayısıyla İslam'ın limitleyici zenginlik asla yasak değil.
22:20Eee hatta teşvik edildiğini bile söyleyebiliriz bir nefse. Çünkü zekat vermek arz olduğu için zekat verebilmeniz için hacca gidebilmeniz için belli bir miktar zengin olmanız lazım. Dolayısıyla buradan bir işfik olduğunu da söyleyebiliriz. Ama
22:31sınırlayıcı unsur var. Sınırsız kapitalizmdeki kadar %1'lik kısma piramitinin tepesine kadar gelip adaletsizliğine yol açacak kadar bir zenginlikten bahsetmiyoruz. Çünkü sınırlayıcı parametreler koymuş. Kenz yasağı ve zekat zorunluluğu geldiği
22:43için.
22:46Artı değer sorunu artı değeri birazdan daha detaylı açıklayacağız ama yani artı değer bimanın satışındaki eee verilen tüm maliyetler çıktıktan sonra kar oranı diye kısaca özetleyebiliriz.
22:55Kapitalizmde bu kar oranın bir sınırı yok ve tamamen satıcıya ait oluyor. Eee sosyalizm diyor ki bu bir sömürü olduğu için bu karı biz işçilere eşit paylaşacağız. Kar diye bir şey art diğer bir şey olmayacak. Olursa da bu e komüne
23:08gidecek diyor. Dolayısıyla eşit bir şekilde ayılacak diyor. İslam'da ise kar paylaşımı var. Risk zarar ortaklığı var.
23:15Siz bir ortaklık kuracaksınız.
23:16Sözleşmeyle herkes kendi oranını serbest bir şekilde belirleyecek. Bu da aslında ikisinin ortası gibi bir şey oluyor.
23:21Herkese bir nevi sözleşmesi oranında serbest bir şekilde sözleşmenin de sınırlarını koymamış. Herkes kendi eee ilegal bulduğu oranda memnun olduğu oranda bunu belirleyebilecek.
23:32Rekabet serbest piyasa zaten ülümüzdeki kapitalizmde de var. E ama burada bir dezavantaj var. Büyük oyuncular, büyük sanayiciler, Amerika gibi, İngiltere gibi küçüklerin üzerinde bir hegemonya kurabiliyor bu rekabet avantajı
23:44sayesinde. Bunun neden olduğunu göreceğiz. Bu aslında serbest piyasa yüzünden değil. itibari para sistemi yüzünden oluyor. Detayına gireceğiz.
23:51Rekabet zaten Marx'ta yok. Çünkü devlet her şeyi planlı bir şekilde kontrol edip her şeyi kaynaklara eşit bir şekilde ve verimli bir şekilde kullanacağını iddia ediyorlar. O yüzden rekabet diye bir şey yok. Her şeyi devlet yapıyor zaten.
24:01İslam'da ise tam rekabet var. Hiçbir şekilde engelleyici unsur yok. Herkes her sektöre girebilir ve satış yapabilir. Sosyal adalete girdiğimiz zaman devlet aslında burada refah sistemi verginin nereye dağıtılacağını vesaire yine kapitalizme belirliyor.
24:14Sosyalde zaten her şey devlet ama İslam'da demin dediğin gibi vakıflar yoluyla sosyal şeyler eee ve görü sosyal yardımlar yoluyla aslında orada da bir vakıf rekabeti kuraraktan daha verimli olmayı İslam hedefliyor. Kara borsa
24:27kapitalizmde yasak zaten şeyde yok.
24:29Teoride yok Marx'ta. Maks her şeyi devlet planlayacağı için kara borsa diye bir şey olmayacak diye bir şey olmayacak diyor. Teorisi bu pratikte bunların hepsi oluyor zaten. Eee şeyde ise İslam'da ise karaborsa kesinlikle zaten
24:40bahsettik. Finansal sisteme bakacak olursak kredi yolu var. Yani faizli borç yoluyla kapitalizm eee finansal sistemini sürdürüyor. Marx'ta ise devlet her şeyi belirlediği için orada herhangi bir finansal işlem yapmanıza gerek yok
24:52zaten. İslam'da ise kar zarar ortaklığı risk aldığın ölçüde de kazanma şansı var ama aynı ölçüde kaybetme şansım var.
24:57Yani İslam aslında tam bir denge olduğunu söyleyebiliriz. Uluslararası ticarete baktığımız zaman burada aslında günümüz kapitalizminde rezerv para hegomonyasının olduğunu görüyoruz. Dolar aslında itibari bir para. Havadan
25:09istediği gibi basabiliyor ama dünyada da aynı zamanda rezerv para haline gelebildiği için bu çok büyük işitsizliğe yol açıyor. Burada aslında insanlar bunu kapitalizmin gerçek o iyi sonucu olduğunu zannedip Marksizme yöneliyorlar. Halbuki bu itibari
25:22paranın, kaydi paranın yani paranın havadan oluşturulmasının ve bunun dünyaya zorla doların rezerv para olarak hegemonya olmasının bir sonucu olarak biz görüyoruz. Marksizmde ise zaten ticareti minimuma indirme gibi bir hedefleri var. Eee, İslam'da ise adil
25:36bir dış ticaret olacak. Yani tüm paralar eşit olacak. Böyle dolar hegomanyası gibi bir şey olmayacak. Herkesin eşit değer verdiği bir para üzerine dış ticaret dengeleşecek ve burada aslında faiz vesaire gibi olmadığı için dış
25:47ticaret açığı olduğu zaman da otomatik denge mekanizmaları gerçekleşecek. Ona da geleceğiz birazdan. Zaten tekerlek durumu zaten günümüz kapitalizmde yasak, İslam'da da yasak. Eee ama şeyde devlet tekel zaten. Marksizmde devlet kendi
26:00başına tekel olmuş oluyor.
26:03Eee ölçek ekonomisi yani küçük kober vesaire gibi şeyler dezavantajlı oluyor.
26:07Günümüz kapitalizmde normalde olmaması beklenir. Bunun sebebi işte demin dediğim gibi tamamen itibari para sisteminden kaynaklanıyor. Yani para sınırsız basılabildiği ve kredi yoluyla önce büyük şirketlere geldiği, oradan
26:18tabana, piramitin tabanına doğru yayıldığı için tabandaki adama hiçbir değer kalmamış oldu. Yani bu oradaki para sisteminin yanlışlığından kaynaklanıyor. Ama bu sank piyasanın eee veya işte serbest ticaretin e bir sorunuymuş gibi anlatılması yanlış.
26:33İslam'da ise zaten kooperatif cemaat yolcuları eee ve serbest piyasa yoluyla ölçek ekonomisinde herhangi bir problem olmayacaktır. Çünkü zaten faizli krediyle yaratılmamış oluyor para.
26:44İnovasyona baktığımız zaman aslında kapitalizmde patent sistemi var. Eee şeyde Marksizmde öyle bir şey yok. Her şey zaten devlete ait. Zaten bireysel bir hak yok. İslam'da ise orta bir model olduğunu söyleyebiliriz. Birazdan zaten
26:57detaylarına gireceğim. Fikani haklar, patentler aslında nasıl değerlendiriyor?
27:01O noktaya da geleceğim.
27:04Ekonomik kriz sürekli günümüz sistemde oluyor. Çünkü sürekli finansal piyasalarda, piyasalarda para basılıyor ve oralarda balonlara yol açıyor.
27:11Marx'ın iddia ettiğine göre teoride ekonomik kriz diye bir şey yok. Çünkü her şey merkezi bir otorite tarafından planlandığı için krize yer yok diyor teorisinde. İslam'da ise altın standardı olduğu için yani sabit para olduğu için
27:21faiz yasağı var, ken yasağı var, kar zarar ortaklığı var. Bunlar dengeleyici unsurlar olduğu için krize yer kalmıyor.
27:26Tam kriz olacak gibi burada faiz yasağı, kendi hesabı ve kar zarar ortaklığı gibi unsurlar aslında sistemin tekrar dengeye gelmesini sağlıyor ve sabit para olduğu için de sistem kolay bir şekilde dengeye gelebiliyor. Aslında
27:38işte iş güvenliği, sendikalar, haklar, kapitalizmde var. Eee, İslam'da ise adil bir şekilde, insani bir şekilde çalışma şartları var. Sonuçta kimseyi üzerinden yükleyemeyeceği, kalkamayacağı yük yüklememek gerekiyor. Marxist de zaten
27:51işçi odaklı olduğu için işlerin en iyi daha şartlarda çalışacağını iddia ediyor.
27:58Gelir adaletsizliği aslında şu anki günümüz kapitalizmde yüksek. Dediğim gibi %1'lik kısım dünyadaki %99'dan daha zengin olmuş oluyor. Aksinde ise aslında teoride eşitlik olacağını iddia ediyor.
28:09İslam'da ise aslında eee adalet var, eşitlik yok. Yani herkese çalıştığı kadar var. Herkese kazandığı kadar var, risk aldığı kadar var. Dolayısıyla burada bir eşitlik değil, adalet olma söz konusu. Ama dengeleyici unsurlar
28:21sayesinde aradaki makas şu anki günümüz ekonomidekindeki gibi %1'lik kısmın %99'a hakim olması gibi açılamıyor.
28:27Çünkü bir kere zekat var gibi. Örneğin o yüzden kendiniz var gibi. O yüzden piyasada sürekli para dolandığından dolayı makas açılamıyor ama adaletli bir şekilde dağılıyor. Herkes çalıştığı kadar zengin olabiliyor. Dolayısıyla
28:39burada adil bir sistem olduğunu görebiliyoruz.
28:46Eee, din konusuna gelecek olursak, kapitalizmde herhangi bir dine bir laf yok. Din serbest ama sosyalizmde aslında, eee, dinin yasak olduğunu görebiliriz. İslam'da ise din serbest.
28:56Hatta İslam olmayanlar da serbest. Yani farklı dinlere dahi bir zorlama olmadığını rahat bir şekilde görebiliyoruz.
29:04Şimdi zenginleşme ve ken konusu üzerinden aslında bazı kişilerin İslam'ın sosyalizmine çok uyumlu olduğunu ve sosyalist olduğunu iddia ediyorlar. Bu konuya biraz değinmek istiyorum. Aslında Kens konusu şu.
29:16Piyasada belli bir miktar para var. Eğer siz o parayı alıp bir kasaya koyarsanız yani piyasadan çekerseniz piyasadaki para miktarı azalacaktır. Dolayısıyla piyasadaki ekonomik bir durgunluğa sebep olacaktır. Malların fiyatlarının
29:27artmasına sebep olacaktır. Yani deflasyon eee bir etkiye daha doğrusu fiyata düşmesinde paranın bulmasının zorlaşmasına yol açacaktır. Yani deflasyon space olacaktır. Yani bir krize sebep olacak. İslam da bunu bildiği için parayı kenz yapmayın. Yani
29:40bir böyle depoda saklamayın diyor. Onu tekrar piyasanın içine vermen gerekiyor.
29:44E kar zarar ortaklığıyla verebilirsin.
29:46Karzasem yoluyla verebilirsin. Eee veya yani birçok bunu piyasaya katmanın yolu var. Sadece birik bitirmeni, parayı piyasadan çekmeni engellemek istiyor. Bu da piyasanın dengesini koruması eee için gerekli olan bir yüzdür. Dolayısıyla
29:58buradaki kent yasağını gösterip bazı eee Müslüman kişiler şey diyorlar. İstan biriktirmeyi yasaklamıştır. Çok mal sahibi olmayı yasaklamıştır. Dolayısıyla eşit olmayı hedeflemektedir. Dolayısıyla sosyalist bir bakış açısına çok daha
30:10uygundur diyorlar. Halbuki İslam'ın buradaki amacı paranın ekonomiden çekilmesini engellemek. Yani ekonomide sürekli paranın dönmesini sağlamak.
30:17Çünkü bu bir krize sebep oluyor. Yani bu bir ekonomik dengeleyici unsur, bir parametre olarak İslam'ını konumlandırmış durumda. Yoksa bu kendi yasağını e aslında zengin olmayın işte zenginlik yasak diyeben sonrası yasak falan gibi bir amaçla yapmıyor. Burada
30:31ekonomiden paranın çekilmesi amacıyla yapıyor. Burada ekonomik bakış açısıyla bakmak da önemli olmuş oluyor.
30:36Dolayısıyla şimdi bazen şey diyorlar. E o zaman kendasa altın biriktirenler işte burada eleştirilmiş vesaire ama günümüzde ben bir önceki videoda da anlattığım gibi altın bir kere manipülatif yani günümüzde enflasyon olduğu için sınırsız para yaratılan bir
30:51para sisteminde olduğumuz için mi sürekli enflasyon oluyor. Yani cebimizden her gün 1 lira devletlere parayı basan yerlere özel bankalara gittiğini söylemiştik. Bunu engellemek amacıyla insanlar birikimlerinin değerini korumak amacıyla artırmak
31:03amacıyla değil sırf değer korumak amacıyla altında tutuyorlar. Şimdi günümüzdeki altın tutmakla altının para olarak geçtiği sabit bir sabit paranın olduğu bir ekonomide altını tutmak farklı şeyler. Dediğim gibi sabit para
31:15da altını tutarsanız kenarda aslında ekonomiden çekmiş oluyorsunuz. Zaten onu tutmanıza gerek yok. Zaten değerini koruyor. Günümüzde insanlar niye altına alıyor?
31:24emeğin boşa gitmesin. Değer koruma aracı olarak en azından nispeten kağıt paraya göre, itibari paraya göre daha fazla değerini koruyabiliyor diyor. E dolayısıyla onu biriktiriyor. O kendi kısmına girmiyor aslında. Adam aslında
31:37hırsızlığı engelliyor bir nevi.
31:39Dolayısıyla burada bakış açısımızı değiştirmemiz gerekiyor. Sabit paradaki altın biriktirmekle günümüzdeki altınları değer koruma aracı olarak kullanmak tamamen farklı şeyler. Şimdi buradaki Kurtivi de diyor ki zaten bu kendi yasağıyla ilgili muhacirler büyük
31:52maddi sıkıntılar içerisinde olduğu zaman Peygamber efendimiz bun sıkıntıların karşılayamadığı bir dönemde eee olmuş olmalıydı muhtemelen diyor. Zira diyor beytülmal sahabilerin ihtiyaçlarını o gün için karşılanamıyordu diyor. Eee
32:06dolayısıyla Müslümanlar bu durumda olduğu için yani bir muhtaçlık durumu olduğu için burada stok edilmesini fazlamanı yasaklamış. Yani piyasada belli ki bir e anomali söz konusu.
32:16Dolayısıyla sen piyasadan biraz daha para çekersen bu anomali daha da artacak. Bunu dengeleyici bir unsur olarak aslında bunu yasatmış olduğunu söylüyor. Yani günümüzdeki altını biriktirmekle falan bunun hiçbir alakası yok. Dolayısıyla bu günümüzde sosyalizmi
32:28savunan Müslümanların, komünizmi savunan Müslümanların bu kenz yasağı üzerinden temel arkan üretmeleri hatalı.
32:34Bazılarının iddiası da şu diyor ki işte İslam sosyalistir. Çünkü ihtiyacın kadar kullanacaksın helal. İhtiyaç fazlasını topluma eşit bir şekilde dağıtacaksın.
32:43İslam bunu söyler diyor. Dolayısıyla bu bir sosyalist harekettir diyor. Ama biz baktığımız zaman Peygamberiz sallallahu aley ve sellem zamanında çok ünlü sahabelerin çok zengin olduklarını görebiliyoruz. Aynı şekilde zekatlarını
32:54veriyorlar, yardımlarını, infaklarını yapıyorlar tabii ki. Ama bu onların zengin olmalarına engel değil.
32:58Dolayısıyla sadece ihtiyacım kadarını alayım. bir lokma, bir hırka ve gerisini topluma eşit dağıtayım mantığı aslında öyle bir şey göremiyoruz biz. Asıl sadede baktığımızda gayet adaletli bir şekilde bir dağılım var. Çalışanlar,
33:09bazı abiler zengin olabiliyorlar. Hatta mallarının tamamını infak edip daha sonra tekrar yine zengin olabiliyorlar vesaire. Burada serbest bir piyasanın işlemesi söz konusu. Herhangi bir şekilde ihtiyacımı aldım, ihtiyacımdan
33:18fazlasını bir tarla aldım, ikinciyi almadım filan gibi biz bir sahabilerin mal varlıklarında bu tarz şeyler göremiyoruz. Yani dolayısıyla bu da çok zayıf bir argüman olarak karşımıza çıkıyor. Sosyalistanlar olarak işte Seyit Kutub'u sayabiliriz. Ali
33:31Şeriati'yi sayabiliriz. Türkiye'de İsan açığı sayabiliriz. Yani bunların argümanlarını dinlediğiniz zaman zaten eee bu noktalarda yoğunlaştıklarını görebiliyoruz. Ama bunlar aslında itibari para sistemini, kaydi para sistemini günümüzde anlayamadıkları için
33:43sosyalizme kayıyorlar. Çünkü günümüzdeki kapitalizme bakıyor. Diyor ki, "Serbest piyasa buysa" diyor. "Ben sosyalist olmalıyım." Halbuki burada ekonomiyi doğru anlarsak eee şu anki sorunların çok çok çok büyük bir kısmının %99
33:54kısmının itibari paradan, kaydi paradan, kısmi rezerv bankacığından kaynaklandığını anlarsak aslında burada serbest piyasayla alakalı bir sorun olmadığını, paranın yaratımıyla, üretimiyle alakalı bir sorun olduğunu ve bunu çözdüğümüz zaman sabit para
34:05ekonomisinde bu tarz şeylerin hiçbir zaman olmayacağını, İslam'ın dengeleyici dikeniz hesap, zekat, karzar ortaklığı gibi eee parametreleri de bunu çok dengeleyici bir unsur yapabileceğini görebiliyoruz. Şimdi gelecek olursak
34:19adil fiyat yani değer teorisi üzerine gelelim. Çünkü bu sosyalizmin aslında temel çıkış noktası bu değer teorisi eee üzerinden geliyor. Burada üç farklı görüş olduğunu söyleyebiliriz. bir objektif değeri. Bu zaten Aristo'an
34:34gelip Hegel'den gelip Mars'a kadar geliyor. Yani objektif değer teorisinin aslında dediği şey şu. Eğer bir alışveriş varsa ben bir şey alıp işte 1 kilo buğday karşılığında da 10 lira eee alıyorsam bu iki takas yaptığım şeyin
34:48değerleri birbirine eşittir diyor. Çünkü o yüzden takıyorum. Buna eşit olduğu için aslında değerleri eşitleme söz konusu. Aristo'da da EGEL'de de, Marx'ta da bu böyle değerler eşittir diyor. Bir alışveriş varsa değerler eşittir diyor.
35:00İkinci bir görüş e özellikle modern ekonomide ve Mises'te falan o da diyor ki e değerler subjektiftir. Diyor. Ben örneğin imzalı bir Messi formasına normal bir formadan çok çok daha fazla bir değer atfedebilirim veya subjektif
35:14yani bir malın değeri toplumdaki onun algısıyla, itibarıyla vesaire alakalı veya kişinin tamamen algısıyla alakalı.
35:20Ben bir mala 10 lira veririm. Yanımdaki 30 lira vermeyi kabul edebilir. Bu tamamen subjektiftir." diyor. Ve diyor ki alışverişte ben 10 kilo buğdayı satarken karşıdak 10 lira verirken aslında burada eşitlemiyoruz. Hep daha
35:31avantajlı olacağım şeyi almaya çalışıyorum ben. Demek ki 10 kilo buğdayı e 10 lirayı 10 kilo buğdaydan daha değerli görüyorum ki e onu almak istiyorum diyor. Yani burada eşitlik değil tamamen daha fazla daha kendisi
35:46için avantajlı olduğu için karşıdaki alışveriş yaptığını söylüyor. 10 liradaki de aynı şekilde 1 kilo buğdayı 10 liradan daha değerli gördüğü için aslında o alışverişi yaptığını söylüyor.
35:56Dolayısıyla burada subjektif değer teorisi denilen bir şey de var. Bu da günümüze gelip Marx eleştirisi olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla eşitlik yoktur. İnsan hep daha fazla değerli gördüğü şeyi aslında elindekini de daha
36:07değersiz gördüğü için alır diyor İslam'da da ki bu aslında artık değer eee risk, emek ve adaletle doğru orantılı bir şekilde olduğunu görebiliyoruz.
36:17Şimdi burada Marx diyor ki bir malın değerini ölçerken o mal için harcanan aslında emek zaman. Daha sonra o malın üretiminde kullanılan alet edevat yani üretim araçlarının da bir değeri olmuş oluyor. Ve bir de artık değer diyor.
36:31Zaten aslında sosyalizm ve kapitalizmin ayırdığı nokta bu. Artık değer. Şurası aslında maliyet olmuş oluyor. Emek, zaman ve üretim araçları. Bu artık değer ise üzerine katılan kar olmuş oluyor. Bu kar nasıl dağıtılacak? Kapitalizmde
36:44diyor ki bu artık değer yani kar sermayedere aittir. Bu tamamen sermayelere aittir. O zaman Marx diyor ki bu sermayedere geldiği zaman gelir adaletizine yol açıyor ve sermayer haksız yere yani hiçbir emek ve zaman sarf etmeden bu karın sahibi olmuş
36:58oluyor diyor. Bunu reddediyor. Bunu topluma eşit bir şekilde yani işçilere eşit bir şekilde dağıtılması gerektiğini savunuyor. Çünkü bu değeri aslında orada malı üreten işçinin eee yaptığını iddia ediyor. Dolayısıyla bunun işçinin hakkı
37:09olduğunu, sermayelerin hakkının olmadığını iddia ediyor. Kapitalizm de diyor ki burada aslında işveren bir risk almış olduğu için artık değer tamamen kar tamamen eee sermayedere aittir diyor. Temel aslında
37:24çatışma noktası da buradan kaynaklanıyor. E Marx bir de şey diyor.
37:29PMP denilen bir şeyden bahsediyor. Yani bir para var. Parayla ben bir mal alıyorum. 10 kilo buğday. Eee daha sonra gidiyorum bir pazarda bir yerlerde bunu 12 liraya satıyorum. Yani daha fazla bir paraya satıyorum. 2 lira kar etmiş
37:42oluyorum. Yani normal ticaret aslında ticaret dediğimiz şey bu alışveriş aslında diyor ki bu haksız kazanç çünkü orada emek zamanla bir şey üretilmiş.
37:50Onun değeri sabit olmalı diyor. Sen onu alıp başkasına daha fazlaya sattığın zaman burada tamamen havadan bir para kazanmış oluyorsun diyor. Dolayısıyla bu PMP olayına karşı çıkıyor ve bunun haksız kazanç olduğunu iddia ediyor.
38:03Dolayısıyla ticarete bir nevi karşı çıkmış oluyor. Marx'ın temel teorileri bunlar aslında. Ama baktığımız zaman burada Marx aslında çok önemli bir şeyi kaçırmış oluyor. O da risk faktörü.
38:13Zaten İslam'a baktığımız zaman emek artı zaman artı riskin karayla doğru orantılı ve eşit olabileceğini biz görüyoruz.
38:24Dolayısıyla burada Max'ın eee kaçırdığı şey aslında risk olmuş oluyor. Ben parayla malı alıyorum 10 liraya buğdayı ama bunu satamayabilirim. Bu mal elimde patlayabilir, çürüyebilir, başına bir şey gelebilir. Yani orada bir risk
38:36alıyorum aslında. Risk aldığım için 12 liraya atmayı başka bir pazara gidiyorum mesela işte ME'den alıyorum, Şam'a gidiyorum. Ama Şam'da o sırada bir sürü kişi gelmiş olup malın fiyatı daha da düşebilir. Ben bilmiyorum. Beni bir
38:46belirsizlik bekliyor. Şam'da bu malı satıp satamayacağım bir garantisi yok.
38:49Dolayısıyla ben parayla bir mal aldığım zaman, onu gidip satacağım zaman bir risk de satın almış oluyorum.
38:55Dolayısıyla bu risk aslında bir değer ifade ediyor. Marx bunu kaçırıyor ve bu değer de aslında o karı meşru kılmış oluyor. Normalde İstanbul Marx açısı da bu. Ama Marx'ta risk, risk diye bir şey yok. sorduğunuz zaman, "E siz riski hiç
39:08hesaba katmıyorsunuz." dediği zaman diyorlar ki merkezi otorite, devlet her şeyi planlı bir şekilde yapacağı zaman, hangi şeyi ne zaman nasıl üreteceğine karar verdiği zaman ortada risk kalmaz.
39:16Risk sadece kapitalizmin kaosundan, serbest ticaretin kaosundan kaynaklanan bir şeydir. Bizim sistemimizde öyle bir kaos olmayacağı için her şey belirli, sabit ve üstten yönetilecek bir şey olduğu için risk yoktur diyorlar. Ama
39:29aslında bu yanlış. Çünkü kendin planlarken de yanlış bir planlama hatası yapabilirsin ki öyle hatalar yapıldı.
39:36komünist düzenlerdi. Ve bu risk teşkilat bazı kıtlara yol açtı, bazı problemlere yol açtı. İnsanların bazı mallara ulaşamamasına yol açtı. Demek ki risk her sistemde var aslında ve riskin bir değer tarafı da var. Dolayısıyla değere,
39:47riski bizim katmamız gerekiyor. Eee, dolayısıyla İstanbul bak aşısa şöyle oluyor. Ben sermayedar olarak bir risk alıyorum. Bir girişim yapıyorum. Zaten toplumda risk alıp girişim yapan kişilerin sayısı az. Toplumda işçiler
39:58fazla, girişimciler arası. Neden? Risk almak böyle her yiğidin haric değil.
40:01Birçok kişi batıyor zaten. İnsanlar %80'i risk alıp şirketleri batıyor.
40:05%20'si sadece başarılı oluyor. Biz başarılı olanları sadece görüp batanları hiç görmediğimiz için bu emek sömürüsüdür gibi davranıyoruz. Halbuki bir sürü batan kişiler var. Oysa burada adam aslında bir yatırım yaparak, bir
40:16üretim aracına yatırım yaparak bir risk almış oluyor. Orada da işçiler çalışıyor. İşçilerin emek zamanı var.
40:21Üretim araçlarının maliyeti var. Zaten bunlarla adil bir şekilde pazarlık yapıyorsun işçiyle. Dolayısıyla asgari ücret gibi kavramlar da doğru değil.
40:28işçiliyle adil bir şekilde pazarlık yapmamız gerekiyor. İşte sen bu işi yapacaksın, şu şartlarda yapacaksın.
40:32Yapar mısın, yapmaz mısın? Kaç lira yaparsın? Şu kadarını yap. Tamam. Ben buradan daha sonra bir de kar elde edeceğim. Bazen İslam'da sözleşmenin bir sınırı olmadığı için şey de yapabilirsin. İşçiyi motive etmek için kardan sana %5 pay da vereceğim. Yani bu
40:44artık diğer sadece sermaylere gitmek zorunda değil. Kapitalizmde öyle ama İslam'da öyle değil. Sözleşme şartlarınıza bağlı. Siz işçiye buradan fayda verebilirsiniz. Ama bu artık değer tamamen halka aittir. Hiç sermayelere
40:54ait değildir dediğiniz zaman maalesef oradaki risk faktörünü göz ardı etmiş oluyorsunuz.
41:00Bu değer konusunda açıldığı zaman Adam Smith bir paradoks söylüyor. Diyor ki su ve elmas. Yani su aslında e yaşam için çok önemli bir şey. Elmas o kadar önemli bir şey değil ama yaşam için çok önemli olan bir şey aslında. Değeri az. Hani
41:13ucuz. Su çok ucuz. Elmas çok pahalı.
41:16Halbuki günlük hayatımda hiçbir böyle bir işlevi filan da yok. Burada değer neye göredir diyor. Bu aslında subjektif olduğunu kanıtlıyor. Su bol olmasına rağmen marjinal faydası düşük. Yani çok fazla olduğu için her yerde kolay rahat
41:27bulunabildiği için marjinal fayda diye bir şeyden bahsediyor. Yani bunun marjinal faydası düşük çünkü çok çabuk bulunabiliyor. O yüzden bunu pahalıya satamazsın. İnsanlar her yerde bulabiliyor çünkü. Ama elmasın marjinal
41:36faydası yüksek. Yani eee tamamen soyut bir şey. Subjektif bir şey. Elmas az bulunduğu için değerli bir şey oluyor.
41:42Siz onu aldığınız zaman onunla bir hava atabiliyorsunuz. Bir force kullanabiliyorsunuz. zengin olduğun statü göstergesi olarak onu kullanabiliyorsunuz. Az bulunduğu ve her yerde böyle bulamayacağınız için nadir bir şey olduğu için ve sınırlı sayıda
41:52olduğu için de bunun değeri subjektif olarak artmış oluyor. Aslında değerin burada subjektif olduğunu görebiliyoruz.
41:57Sadece ihtiyaca yönelik olmadığını da buradan anlayabiliyoruz aslında. Ama Marx'ın aslında burada işçi odaklı takılmasını da hakkını şöyle vermemiz lazım. Max'ın eee bu ideolojiyi geliştirirken yaşadığı ortamdaki kapitalizm çok vahşi bir kapitalizmdi.
42:12Sanayi devriminin en böyle vahşi olduğu zamanlardandı. İşçiler 16-18 saat neredeyse başlayarak köleden daha kötü şartlarda çalışıyordu. Paraları tam verilmiyordu vesaire. Yani kapitalizm böyle çok kötü ve fena bir durumdaydı ve
42:23gerçekten insanlar mağdurdu. Şu an günümüzdeki gibi kanunlar yoluyla işveren kanunları gibi işin e çalışma saatlerini sınırlayıcı işte ücretini belirleyici falan gibi şeyler yoktu.
42:33Dolayısıyla burada aslında sermanerler vahşi bir kapitalizm uygulayarak aslında insanın insan olduğunu bir nevi unutarak tamamen gayri islami bir bakış açısıyla adil olmayan bir bakış açısıyla işçiyi gerçekten sömürüyorlardı. E bu etki
42:46tabii ki bir tepki doğurması gerekiyordu. Marx da bu tepkiyi doğurdu.
42:50Yani dolayısıyla kendi içinde bulunduğu şartlarda aslında mantıklı bir tepki verdiğini görebiliriz. Ama bunu genel bir sistem olarak, genel bir dünya görüşü olarak vermeye çalıştığımızda burada maalesef hata yapmış oluruz.
43:01Zaten sosyalist ekonomik olarak sosyalizmin, komünizmin neden mantıksız olduğu noktasına gelecek olursak burada bazı eee argümanlar da var. 1920'li yıllarda mesela eee Ludwi Van Mises bu olayı aslında güzel bir şekilde
43:15açıklıyor. Diyor ki sosyalist toplum rasyonel bir şekilde ekonomik eee hesaplama imkansızdır diyor. Çünkü her şeyi devlet planladığı için ve tek el olduğu için ve rekabet olmadığı için neyi nasıl fiyatlayacağını bilemez diyor. Yani bir şey ürettin. Bunun
43:29fiyatını neye belirleyeceksin? Yani serbest piyasada şey var. İşçi fiyatları serbest piyasada belirleniyor. Mal fiyatları serbest piyasada beliniyor.
43:35Hammadde serbest piyasada belirleniyor.
43:37Dolayısıyla her şeyin fiyatı aslında bir rekabet unsuru ve serv içerisinde belirleniyor. Ama sosyalde sen merkezden bir şeyleri yönetmeye çalıştığın zaman fiyatı nasıl belirleyeceksin? Zaten her şeyi senin şu an planlıyor olman lazım.
43:48Emek zaman üzerinden planlasan başka faktörler var. E dolayısıyla diyor ki doğru fiyatı hiçbir zaman aslında teorik olarak belirleyemez diyor. Yani 5 liraya mı olacak bunun fiyatı? 50 lira mı olacak? Yani merkezli sen planlama
44:01yapıyorsun, ayakkabı üretiyorsun. Kaç tane üreteceksin? Bunları nasıl bileceksin? En verimli şekilde nasıl üretebilirsin? Mesela maliyet hesabı.
44:08Yani eee elma üretmenin maliyetini sen nasıl hesaplayacaksın? İşteik, gübre, toprak. Bunların değeri ne? Yani bunların fiyatını da merkezi komünite belirlediği için merkez her şeyin fiyatını belirlerse bu sefer bir referans noktası yok. Dayanacağı bir
44:22alacağı bir fiyat noktası yok.
44:24Kafasından her birine bir fiyatse burada doğru olup olmadığını asla valide edemez ve yanlış verdiyse sistem çok verimsiz çalışmaya başlar. tam aksi bir şekilde.
44:32Halbuki serbest piyasada her şeyin fiyatı eee karşılıklı bir piyasa tarafından belirlendiği için adil bir fiyatta olduğu için planlama ve verimlilik aslında daha yüksek eee olmuş oluyor. Mesela titanyum titanyum hafif vesaire gibi e dediğin zaman günümüzde
44:46titanyum pahalı olduğu uçaklarda vesaire kullanılıyor ve miktarı az oldu. Ama sen merkezi otorite olarak dersen ki ben arabalarda komünizm sisteminde ben arabaların hepsinde titim kullanacağım.
44:54Çünkü daha iyi görünüyor. Daha sağlam, daha hafif hatalı bir iş yapmış olacaksın mesela. Çünkü panyun fiyatı belli olmadığı için sen onu kendin kafana göre bir yere vereceğin için arabalara vermiş oluyorsun uçaklar yerine ve burada hatalı bir karar vermiş
45:07oluyorsun. Çünkü dayanacağın bir referans noktası yok. O yüzden mesela coğrafi verimliliği günümüzde bakıyoruz bazen eee mesela İstanbul'da üretip Ankara'da satmak mantıklı mı diye bakıyor adam ya da işte Mekke'de alıp Çam'a gitmek mantıklı mı piyasa
45:19fiyatlarını vesaire bakıp buna bir karar veriyor. Bizimde böyle bir piyasa fiyatı olmadığı için ben asla Adana'da üretip İstanbul'da satmam mantıklı mı? Bunu nasıl ölçeceğim? Ölçebileceğim elimde bir mekanizma yok. Yani bu da getirilen
45:32eleştiriler arasında. Eee, dolayısıyla burada verimli bir şekilde sistemin çalışması, doğru bir fiyatlandırmanın yapılması ve doğru üretimin planlanması aslında çok zor ki böyle krizlerde sosyalist devreslerde yaşandı zaten.
45:44Çünkü halkın neye ihtiyacı olduğunu, neyden ne kadar üretileceğini, ne zaman üretileceğini, üretimde kimlerin çalışacağını vesaire her şeyi merkezi yönetim belirliyor. Yani bunların hepsini doğru yapması imkansız, cool zaten. Her türlü hata yapacak. Ama
45:55bunların birçok kişi tarafından, komünite tarafından, görünmez bir el tarafından eee belirlenmesi aslında her zaman doğru bir doğru bir fiyattan oluşmasını sağlayacak.
46:05Çünkü milyonlarca insan aslında burada bir nevi bir oy vererek bir şeyin fiyatını belirlemiş oluyor. Yani komünitenin ortak bir aklın ürünü olarak bu fiyat belirlemiş oluyor. Dolayısıyla bu fiyatın adil bir fiyat olduğunu biz
46:16kesinlikle söyleyebilmiş oluyoruz.
46:17Mesela Keyin denen adamı eleştirmiştik.
46:19Keyn şöyle diyor: "E işçi fiyatlarını sabit parada işçi fiyatlarının artamasın." Eğer bir resasyon olduğu zaman işte 10.000 L veriyorsun işçiye, 9.000 L verirsen işçiler isyan çıkarıyor vesaire. Biz işçinin fiyatını yine
46:3010.000 tutalım ama para arzını artıralım, para basalım diyor.
46:33Dolayısıyla işçinin aslında nominal değeri 10.000 olsun ama reel değeri 9.000 liraya her üstün alabileceği mal sayısı piyasadaki paray arzını artırırsanız enflasyon olur. Enflasyon aldığı zaman da eşinin alabileceği bir mal sayısı azalır. Aslında eşliğ yine
46:4410.000 L alacağımı zannedecek. Tepki vermeyecek dolayısıyla yani kurbağayı yavaş ısıtmak gibi aslında tepki vermeyecek. Dolayısıyla ne olacak?
46:53eee işçi memnun bir şekilde çalışmaya devam edecek. Ama bu şeytani bir çünkü enflasyona sebep olduğunuz zaman insanların cebinden gizlice para almış oluyorsunuz ve bu da tamamen kendinizin bir fikri. Yani o yüzden Enes kesinlikle
47:03eee sevmediğimiz bir ekonomist olarak karşımıza çıkıyor. Bir de serbest piyasa olmaması aslında birilerinin zenginleşmesini, oligarkların olmasını sağlıyor. Çünkü siz bir devlet olarak güçlü bir unsur olarak inerşik değil,
47:17küçük değil, büyük bir yapı olursanız, güçlü bir yapı olursanız aslında bazı kişilere imtiyazlar tanımaya başlıyorsunuz. Örneğin şu an baktığımız zaman Koç aileleri, Sabancı aileleri böyle serbest piyasa ortamında rekabet
47:27ederek zengin olduğu yani çok fazla söyleyemeyiz. Devlet desteğiyle, devletin onları yönlendirmesiyle, devletin onlara verdiği teşviklerle, ithalat teşvikleriyle devlet şöyle bir teşvik veriyor. Bir firmaya diyor ki sen sadece yetkili ithalatçısın. Yürüten
47:39çamaşır makinesini alıp Türkiye'de satabilirsin. Başka kimse rekabet edemiyor. Tek yetkiyi o kişiye veriyor mesela. E bu adam tabii ki zengin olacak. Yani orada bir serbest piyasa olması lazım. Devletin bu tarz şeylere hiç karışmıyor olması lazım. Özal'dan
47:49sonra zaten bu tarz bir serbest piyasacılık geldi ve herkes her sektöre girmeye başladı. Ondan sonra piyasa biraz daha düzelmeye başladı. Ekonomik sorunların birçoğu özel sayesinde bu şahede gitmiş oldu. Yani devletin Rusya'da da öyledir mesela belli mtiya
48:01satış yerlerinde oligarklar, oligarklar diye bir şey var. Kim bu olgarklar? Yani kendi böyle serbest rekabetinden, aklından işte emeğinden filan riskinden kazanarak mı böyle zengin oldu? Hayır, tamamen devlet onlara imtiyaz tanıdığı
48:14için bu imtiyazı kullanaraktan adamlar zengin oluyor. Yani aslında devletin adam kayırması anlamına geliyor. Ve bu hiç adil bir şey değil aslında. Yani şey diyorlar işte serbest piyasa olursa zamanla bazı unsurlar diğerlerinin
48:25üstüne geçer. Onlar satın alır, onlar baskılar ve tekelleşmeye yol açar diyorlar. Ama burada dikkat etmemiz gereken şey şu. Eee o zaman devlete de karşı çıkman lazım. Çünkü devlette işte eğitimin tekeliği, güvenliğin tekeliği,
48:37birçok unsurla devlette kendi başına tekel. Bir de doğal tekel diye bir şey var mı? Şimdi bir mark bir eee şeyi düşünelim. Mahalleyi düşünelim. Orada ü tane fırın var. Rekabet var aslında.
48:48Bir tane fırın o kadar iyi ekmek yapıyor ki yani müthiş lezzetli. Herkes oradan almaya başlıyor. Diğerleri almamaya baş diğerlerini batmaya başlıyor ve o adam tekel olma tekel olmuş oluyor. E mahallede ekmekçi olu. Eee ve
49:03fiyatlarını da aynı şekilde koruyabiliyor. E kaliteyle tekel olduysa bu doğal tekelse insanlar herkes bundan memnunsa, bu kötü bir şeymiş gibi lanse etmenin de çok bir anlamı yok. Yani doğal tekellere de eee tekel her zaman
49:15her daim kötü bir şeydir gibi bir algıda olması da doğru değil. Ama bu çok iyi ekmek yapan adam 10 lira yaptınca tekel olunca 15 liraya çıkarırsa bu sefer zaten yasa yine dengeyi bulur. Hemen ikinci fırın açılır. 10 lir yapmaya
49:25başlar. Diğeri lezzetli olmasına rağmen insanlar yine 10 liralık da almaya başlayınca bu sefer tekrar 10 liraya gelir. Dengeyi bulur. Yani her zaman denge bulunuyor aslında. Doğal tekel bile bir hata yaptığında piyasa onu
49:36kesinlikle cezasını vermiş oluyor. Bu noktadan bakmamız da önemli. Şimdi serbest piyasa paradoksu denilen bir olay var. İşte diyorlar ki büyük balık küçük balığı yiyor. Siz işte serbest piyasayı savunuyorsunuz, ticareti
49:49savunuyorsunuz. Ama büyük olanlar eee hegomonya güçler, büyük devletler güçlerin aslında üzerine bir baskı kurmuş oluyor. Aslında bu serbest piyasan kaynaklanmıyor. Dediğim gibi günümüzdeki eee ekonomik para düzeniyle alakalı bir mevzu tamamen. Çünkü finans
50:03erişimi sınırlı. Günümüzde bankalar krediyi kime veriyor? Tamamen ödeyebilecek kişiye veriyor. Büyük firmaya küçüklere vermiyor. Girişimciye gidin bugün girişimcilik yapmak istiyorum. Bana para verir misiniz diyeyim? Kredi verir misiniz deyin. Size
50:16vermiyor. Aslında bu sistemin bir sorunu. Kapitalizmin ya da serbest ticaretle bir alakası yok. Bankacılık sisteminden kaynaklanan bir problem.
50:22Büyükler daha da büyüyor, küçükler daha da küçülüyor. Çünkü para oraya akıyor. E bu paranın akması yapay bir şey aslında.
50:31Devletin, kısmi rezerve bankacılığın şu anki içinde bulunduğumuz eee para düzeninin yarattığı yapay bir oluşum.
50:37Dolayısıyla burada suçluğu aslında para sistemi. Serbest ticaret değil. Bu yanlış bir eleştiri olacaktır.
50:42Dolayısıyla dolayısıyla görünür de serbest piyasa ama her şeyi bankalar belirliyor. Yani paranın yaratıcıları belirliyor. Bankalar hangi sektöre yatırım yapacağını, hangi sektöre kredi vereceğini belirliyor. Oraya yönlendiriyor. Kredi politikalarını
50:52belirliyor. Kişileri, grupları ona göre zenginleştiriyor. Yani tamamen bir nevi ekonomi plancısı şu anki orayı yaratan bankalar. Dolayısıyla burada serbest bir şeyden, serbest bir ticaretten, mikapitalizmden bahsetmem günümüz de
51:03zaten mümkün. Her şeyin sahibi banka olmuş oluyor. Paranın sahibi yani tekel ver aslında. Para bir tek durumunda.
51:11Dolayısıyla buradaki ticaret bir anlam ifade etmemiş oluyor.
51:15Buuelnstein diye bir adam var. Bu bir eee uluslararası ilişkiler teorisi ortaya koyuyor. İşte merk merkez ülkeler, yarı çevre ülkeler bir de çevre ülkeler diye.
51:24İşte merkez ülkeler gelişmiş ülkeler oluyor. Amerika, Japonya, eee Avrupa Birliği gibi yüksek teknolojiye, yüksek endüstriye sahip ülkeler. İşte çevre ülkeler, Brezilya gibi, Türkiye gibi daha orta gelişmekte olan ülkeler
51:35şeklinde söyleniyor. Daha orta böyle imalat sektöründe ve orta düzeyde. Bir de çevre ülkeler var. Onlar işte Afrika, Latin Amerika, Han dört çizi sömürülen sistemler diyor. Şimdi burada diyorsunuz diyor şöyle eleştir geçiyorlar. İşte
51:47kapitalizm şu anda günümüzde böyle bir sistemi doğurdu. Merkez, eee, orta ve çevre şeklinde yani yarı çevre ve çevre şeklinde diye. Eee, ama burada aslında eee, bu eleştirinin dolayısıyla işte kapitalizm kötüdür, sosyalizm iyidir
52:01gibi bir çıkarma var diyorlar. Ama bunu bu eleştiride bir şey hatalı. O da şu.
52:05Burada itibari paranın rolünü göremiyorlar. Yani ticaret fazlası veren ülke normal sabit para olsaydı eğer ben güçlü bir sanayi bir ülke olsaydım eee sürekli ihracat yapsaydım sınırlı para olduğu için paranın büyük kısmı benim
52:20ülkemde birikmiş olacak. Benim ülkemdeki para miktarı artınca aslında enflasyon olacak. Enflasyon olunca işim aaçları artacak. Dolayısıyla benim üretimim yavaşlayacak. İnsanlar artık yeterince rekabet edemedi için üretimi
52:31yavaşlayacak. İthalat çok ucuz olduğu için dışarıdan mal almak aşırı ucuz olduğu için içeride üretmeye göre ithalatı mı artacak? İşalatım artınca da kendi kendine dengeye gelmeye başladı.
52:40Yani dolayısıyla sabit bir para olsaydı bu tarz farklılıklar adil bir şekilde dengeye gelebilirdi. Ama günümüzde nasıl oluyor? Ben hegoman gücüm, endüstriyel gücüm, merkez ülkeyim. Hem satıyorum herkese hem dünyada geçer akça para
52:54birimi benim. Döviz hegemanyası var.
52:56Rezerv para birimi benim. İstediğim gibi basıyorum. Yani hem eee para basıp eee kendimi fonluyorum hem de tüm dünyaya bu paranın yayılımını arttırdığım için bende o kadar fazla enflasyon olmamış oluyor. Aynı zamanda da gücümü korumaya
53:08devam edebiliyorum. Yani tamamen itibari paranın getirdiği avantajları sonuna kadar kullanıyorum. Dolayısıyla bu merkez yarı merkez çevre ülke olayları eee bu teorinin eksik yanı bu. Yani bunun olmasının sebebi aslında serbest
53:20piyasa kapitalizm vesaire değil. Bunun olmasının sebebi tamamen itibari park sistemi. Bir de sıcak para denilen bir şey var günümüzde. Şimdi gelişmekte olan ülkeler ya da az gelişmiş ülkeleri IMF, Word Bankası ya da başka diğer ülkeler
53:32gidiyor diyor ki sıcak para sokacağım.
53:33Ya sıcak paranın hiçbir anlamı yok ki.
53:35Zaten o adam havadan bastı parayı. Bana getirdi sıcak parayı bir kere reel sektöre sokmuyor. Günümüzdeki zaten yatırımların sıcak paraların ülkelere giren Türkiye ile de aynı şekilde giren sıcak paraların çok büyük kısmı fiktif.
53:45Yani finansal sektörlere giriyor. Buraya gelip sanki reel bir yatırıma, üretime mi dönüşüyor? Hayır. İstanbul'da bu yasak olduğu için fik sektörler bu adam mecburen kar zarar ortaklığıyla gerçek bir eee mal hizmete para yatırmak
53:58zorunda olacak. Dolayısıyla Türkiye'de bu getirdiği sıcak paranın reel bir karşılığı olacak. Bir istihdama netice verecek. Bir üretim olmasına netice verecek. Bir teknoloji gelişmesine ha gelişmesine netice verecek. Dolayısıyla
54:09İslam'ın buradaki faiz yasak kalmasının ve fiktif işlemleri finanslarına yasaklamasının sebebi de bu aslında.
54:14Hikmetini buradan anlayabiliyoruz. Çok adam sıcak para getirip zaten faiziyle alıp bir de finansal piyasalarda döndürüp senin ülkeni biraz daha sömürüp gidiyor. Ama sözde sana yatırım yapmaya gelmiş. Sözde sana 50 milyar dolar
54:24getirmiş dışarıda. Kendisi onu 6070 milyar dolar olarak seni biraz daha sömürerek gidiyor ve sen de günün sonuna baktığın zaman hiçbir şekilde hiçbir şey değişmemiş oluyor. Ama sına riba ve eee işlemler yasak olduğu için ne yapabilir
54:37dışarıdan gelen adam?
54:39senle bir kar, zarar ortaklığı kurmak zorunda. Sana bir üretim, yatırım, gerçek mal, değer, hizmet olan bir yatırım yapmak zorunda. O da senin ülkeni gerçekten kalkındırmayı sağlayacak. Yani aslında burada İslam'ın da ne kadar eee dengeleyici ve ülkeleri
54:53arasındaki eee adalet farkının yani ülkeler arasındaki gelişmişlik makasının dengeleyici ve adaleti sağlayıcı bir unsur olarak bu tarz kurallarıyla eee sağladığını bunu görmüş oluyoruz. Şimdi bir de fikri sınai aklar mevzusu var.
55:07Burada işte patent acaba serbest piyasayı engeller mi gibi tartışmalar var. Çünkü siz bir patent aldığınız zaman o konuda başka kişi aslında rekabete girememiş oluyor. Dolayısıyla orada bir nevi bir tekerlek oluşturmuş oluyorsunuz. E bu da acaba serbest
55:20piyasayı engeller mi diye bir durum söz konusu. Burada iki farklı görüş var.
55:24birisi diyor ki patent olması şeyi para kazandırmaya teker olacağını motive edeceği için inovasyonu artırır diyor.
55:30Çok inovatif olmaya başlar patent olan ülkeler diyor. Birisi de diyor ki bu aslında insanların eee rekabet etmesini engelleyeceği için tekelleşmeye yol açar ve kötü bir şeydir diyor. Burada aslında bir nevi orta yolun biraz bulunması
55:42lazım. Bu noktada şu örneği verebiliriz.
55:45Yazılım dünyasında mesela baktığımız zaman burada geliştirilen yazılımlar işte bugün bakıyoruz mesela chat GPT var değil mi? Ok geliştirdiği aslında bir yazılım ama bunun Çin'den, Avrupa'dan, yine Amerika'dan farklı açık kaynak
55:58yapan şirketler de var. Yani adamlar tamamen HC GPT ile aynı performans verecek bir eee yapay zeka modelini geliştiriyorlar. Buna emek EFOR sarf ediyorlar. Mühendis çalıştırıyorlar.
56:08Para harcıyorlar ve bunu halka açık bir şekilde açık kaynak diye bir kavram var.
56:12Halka açık bir şekilde sunuyorlar.
56:13internetten indirip herkes bunu kullanabiliyor. Şimdi bu baktığımız zaman eee son dönemde dünyada yazılım sektöründe açık kaynak denilen bir kavram oluşmaya başladı. Bu açık kaynak şu: insanlar böyle farklı komiteler kurup ya da bireysel olarak çeşitli
56:27yazılımlar geliştiriyorlar. Faydalı yazılımlar bunlar. Böyle insanların düşünerek geliştirdiği ve e belki parayla esasta çok iyi fiyata satabileceği çok faydalı yazılımlar geliştiriyorlar. Ve bu yazılımları açık kaynak bir şekilde git denilen bir site
56:39var. Oraya yüklüyorlar. Orada tüm dünyandan insanlar tüm kodları ayrıntısına kadar görüp inceleyip istediği gibi kullanıp üzerine geliştirme yapabiliyorlar. Hatta komünite şeklinde ortak da geliştirebiliyor. Bu açık kaynak kültürü
56:50sayesinde yani patent yok. Zaten yazılımda patent sıkıntılı bir konu. Çok patentlenemiyor. Özellikle yazılım sektöründe bunu denediler ve dünyada hiçbir sektörde olmadığı kadar kısa bir zamanda çok büyük bir atılım yazılım
57:02sektöründe gerçekleşti ve bunun tek sebebi orada patentin olmaması yani ve açık kaynak kültürünün olması. İnsanlar çok büyük e, emek, zaman harcadığı şeyleri açık kaynak bir şekilde community'ye verdi. Alın, kullanın bunu
57:13istediğiniz gibi bunu değiştirin vesaire gibi. Ve bu o sektörün çok büyükmesine yolcu. Dolayısıyla burada aslında şeyi görebiliyoruz. Patentten ziyade patent olmayan açık kaynak tarafın gerçekten de inovasyonu artırdığını söyleyebiliriz.
57:25Yazılım sektörüne ve yapay zeka sektörüne bakarak. Şimdi bu cep ama yapay zeka yazılım sektöründe şöyle bir şey de var. Açık kaynağın lisans farklılıkları var. Mesela şöyle diyor: "Sen eğitim amacıyla veya işte akademik amaçla kullanırsan sana bedava ama sen
57:39bundan para kazanma amacıyla, kar etme amacıyla kullanırsan bana lisans ücreti ödemen lazım." Yani bu tarz bir lisans eee getirilmiş durumda bazı şeyler.
57:47Bazen ticarete de bedava diyenler de var. O ayrı bir mesele. Farklı lisans çeşitleri mevcut. Ama bu aslında bir nevi orta yolu buluyor. Çünkü patentçiler şunu, patent olmayanlar şunu iddia ediyor. Diyor ki, "Çok iyi bir ilaç bulundu." İşte diyelim ki bir aşı
58:00bulundu. İnsanlık için çok önemli veya bir ilaç bulundu. Bu ilacı entleyen firma bunu çok pahalıya satıp düşürü ülkelerin bunu almasını engelleyebilir.
58:08Dolayısıyla patent burada kötü bir şeydir diyor. Ama şu çözüm getirirsek patentte eğer bu kar amaçlı değil, ticaret amaçlı değil, devletin veya oradaki vakfın tamamen sadece maliyetini alıp bunu üretip insanlara fayda
58:23amacıyla bu ilacı verirse herhangi bir patent ücreti ödemesine gerek yoktur.
58:27Ama bir ilaç firması e lokaldeki bunu benzer ürünü üretip ürünü üretip piyasaya kararlı bir şekilde satmak istiyorsa da bana lisans parası ödemek zorunda gibi bir çözümle bunu çözebiliyoruz aslında. Çünkü burada şeyi
58:40de görüyoruz. İslam'da mesela eee refer etmek yani citation çok önemli. Şöyle ki mesela hadislerde bizim ravi zincirleri var. Yani o ona söylüyordu, ona söyledi, ona söyledi. Dünyadaki ilk şu an akademide citation denilen bir şey var.
58:53refer etme yani eee onun ismini daha önce kullandığın makaleleri, yararlandığın makaleleri, bilgilerinden yararlandığın makaleleri ona referans veriyorsun. Onların isimlerini yazıyorsun. Bu çok önemli. Yani atıf yapıyorsun. Atıf yapmak çok önemli.
59:05Aslında bu İslam bir çünkü hadis ravi zincirinde atıflar var. Bizim alimlerimiz işte hep birbirlerine atıf yaparak şu alim şöyle demişti deyip kendi eee teorisini de onun üzerine geliştiriyor ama hep çalmıyor. Önceki
59:18fikrini duyduğu halime atıf yapıyor. Ona refer ediyor. Dolayısıyla bu da önemli bir şey. Bazen diyorlar ki işte bilgi yayılmalıdır. Bilgi patentlenemez. Tamam bilgiyi sen yine patentleme ama ona refer et. Yani bu bir kişiden duyduğun
59:31onun özgün bilgisi olan şeyi açıklarken o adama atıf yap. De ki ben bunu bundan duydum. onun ismini orada geçir. Onun ismini orada geçirdiğin zaman sen o bilgiyi bedava dağıtıyor olsan bile bir sürü yerde bu yapıldığı zaman o adamın
59:43bir nevi marka değeri artmış olacak.
59:45Marka değeri arttığı zaman bu o bu o adam bundan farklı yerlerde farklı şekillerde aslında faydalanabilir.
59:51Dolayısıyla onun yararına bir iş yapmış olacak. Yani bilgiyi patentleme olayına da biraz bu açıdan da bakmamız gerekiyor. Genel olarak aslında anlatmak istediğim şeyler bunlar. Dolayısıyla biz burada yapacak olursak kanun aslında ne
1:00:05sosyalist ne kapitalist eee ortak bir konumda konumlandığını eee günümüzdeki kapitalizm denilen şeyin aslında orijinal kapitalizmle çok bir alakası olmadığını tamamen itibari para sisteminin sorunlarından kaynaklandığını
1:00:17tüm problemlerin dolayısıyla buna bakıp sosyalistfa kaymanın çok da anlamlı ve mantıklı olmadığını görmüş olduk.
1:00:24Hepinize iyi günler diliyorum. Yeah.