İçeriğe geç
21:27

Osmanlı Ekonomisi - Başarılar ve Başarısızlıklar

21:27 YouTube'da aç

00:00Selamünaleyküm. Rabbi yessir ve la tuassir. Rabbi tenin bil. Allah'ım zorlaştırma, kolaylaştır işlerimi hayırla sonuçlandır.

00:14Bugünkü videoda aslında Osmanlı'daki ekonomik sistemi ve para düzenini birazcık anlamaya çalışacağız. Acaba Osmanlı bazı çevreler tarafından şeriat devleti

00:28olarak görüldüğü için acaba bir İslam devleti olduğu için orada her şey güzel miydi? Kürlük gülüstanlık mıydı? Yoksa orada da bazı problemler var mıydı?

00:39Bunlar nasıl çözüldü acaba? Geçici çözümler daha sonra Osmanlı'nınmasına doğru giden süreci başlattı mı? Bu tarz konuları yani Osmanlı'da ekonomi, para ve finans konularını işleyeceğiz

00:54Allah'ın izniyle. Şimdi ilk başta Osmanlı dediğimiz zaman ve Osmanlı'nın ekonomisini anlamaya çalıştığımız zaman bir kere oradaki tımar sistemini anlamamız gerekiyor. Daha önceki

01:06videolarda da bahsettiğim gibi Osmanlı'da aslında arazinin çok büyük bir kısımlı devlete ait. Yani mici malı yani devletin hazinesine ait. Daha sonra

01:19%90 böyle %10 kısmı özel kişilere ve onun da yine yarısından çoğu belki vakıflara aittir. Dolayısıyla burada özel mülkiyetten söz etmek Osmanlı zamanında zor. Peki vatandaş ne

01:33yapıyordu? O da şöyle oluyordu. Tımar sisteminde siz çiftçi olarak, vatandaş olarak zaten halkın büyük bir kesimi olarak tarlayı devletten ekip biçmek, geçim kazanmak amacıyla kiralıyorsunuz.

01:46Daha sonra burada ekip biçiyorsunuz.

01:48Oradan bir gelir elde ediyorsunuz. Bu gelirle orada bir tımarlı sipahi denilen kişi sizden vergi alıyor. O da aslında bir asker. Dolayısıyla herhangi bir seferberlik olduğu zaman bu tamanlık spayiye oraya katılıyor. Yani aslında

02:03arsalar, araziler, ekipçilen yerler asker yetiştirilmek üzere bir vergisel düzen kurulmuş durumda. Onun da çeşitli oranları var. Siz ekip geçtikçe oradaki martpayi, ücretinizi yani verginizi

02:17veriyorsunuz. O da kendi ihtiyaçlarını karşılamış oluyor ve oranın güvenliğini sağlamış oluyor ve asker olarak yetişmiş oluyor ve aynı zamanda devletin vergisini de bir nevi toplamış oluyor.

02:26Tımarı sipayi dediğimiz eee düzen aslında. Tımar sistemi dediğimiz düzen.

02:31Ama daha sonradan Osmanlı'da iltizam sistemi denilen bir sistem getirilmeye başlanıyor. İltizam sisteminde de olay şu oluyor. Artık bir Marlı sipahi

02:43yetiştirmek yerine araziyi devlet başka kişileri kiralamaya başlıyor. Bu ilk başta küçük tahviller şeklinde bir önceki videoda anlatmıştık şeklinde oluyor. Örnek veriyorum işte bir arazi

02:57var. Bu araziyi hatta payı şekilde de yapabiliyor iltizamı. Dolayısıyla küçük kişiler yatırım yapabiliyor o araziyi kiralanmasını ve oradan gelecek derginin alınmasına karşı. Ama daha sonra bu efektif olmadığı için ve küçük kişiler

03:11böyle büyük kişilerin bir nevi gelirini tehdit ettiği için uzun süreler kiralanmaya başlıyor. Çünkü kira süresi kısa olursa kira ücreti, yatırım ücreti az oluyor. Dolayısıyla böyle kişiler normal orta düzey vatandaşlar da buna

03:25katılım sağlayabiliyor. Ama kira süresini siz 10 yıllık kiralıyorum dediğiniz zaman 10 yıllık bedel büyük bir bedel olduğu için oraya girebilecek kişi sayısı az. Yani sadece zenginlerden bir giriş gerçekleşebiliyor. Dolayısıyla

03:37iltizam sistemi daha sonra ona dönüşüyor. Yani çok uzun süre devletin arazisini kiralayan bir ayrıcalıklı zengin bir grup var. E bunlar tarla ekip biçilince oradan vergilerini alıyorlar.

03:50E dolayısıyla burada iki özel sektör olduğu için bunların çıkarı bir nevi çatışmış oluyor. Dolayısıyla iltizam sahipleri köylünün üzerinde ciddi bir vergi baskısı kurmaya başlıyor. Bu da zaten Osmanlı'nın son dönemlerinden

04:03sonra iyice patlak vermeye başlayan bir sistem. Osmanlı'nın klasik aslında ekonomik döngüsü bu şekilde diyebiliriz.

04:11Tarım arazileri ve üretim kısmında halkın birçoğu da burada olduğu için.

04:16Daha sonra esnaflık kısmında da lonca sistemi denilen bir sistem var. Orada çıraklık, kalfalık ve ustalık denilen tabirler var. Gedik denilen bir sistem var. Yani aslında bir nevi ruhsat. Siz

04:29bir ayakkabıcı olmak istiyorsanız, işte derici olmak istiyorsanız, işte demirci olmak istiyorsanız, fırın olmak istiyorsanız bunların hepsinin gediği var. Devlet bazı esnaflık yani bazı zanaatlere

04:42sınırlı sayıda yedik koymuş. Örnek veriyorum ayakkabıcı gediği aslında 500 tane olabilir. İstanbul'un daha fazla arzını yasaklamış. Yani burada aslında devletin kontrollü bir planlaması söz konusu. Önceki videolara atfen aslında

04:57bir nevi Marksist, sosyalist bir bakış açısını, devletçi bir bakış açısını burada görebiliriz. Çünkü neyin ne kadar olacağını devlet burada bir planlama yapabiliyor. Bazı gedikler sınırsız.

05:07Örnek veriyorum kahvehane gediği o sınırsız ama bazıları da sınırlı.

05:11Dolayısıyla bu ruhsatlar devlet tarafından belirlenip verildiği için devlet bazı esnaflarda ya da bazı üretim alanlarındaki arzı kendisi yönetmek istiyor. Buradan bu sistemden bunu çıkarabiliriz. Lonca sistemindeki olay

05:26da bu. Hatta daha devletçi ve eee bir politika olarak da NAR diye önceki videolarda da anlatmıştık. Yani maksimum kar sınırlarını devlet bazı sektörlerde belirlemiş durumda. Onun üzerinde bir

05:39kar mesela uygulayamıyorsunuz. çok da bir serbest ticaret söz konusu olduğunu dolayısıyla söyleyemiyoruz.

05:45Hatta yine önceki videoda Mecellede Ahmet Cevret Paşa'nın bunlar sınırlarını belirlediği, kar sınırlarını belirlediğini hatta bazen günümüzdeki bazı halklara eee vatandaşlara özellikle belki eee ticaret içinde olmayan ancak

05:57memur kişilere sorduğunuz zaman diyor ki işte zaten bir malı aldım da %40'tan fazla satamazsın. Helal olmaz. Kime sormuştum? Cami imamına. O nereden duymuştum? Mecelle Ahmet Cevizzet Paşa aslında bu şeri bir kural değil. E,

06:08İslam'da fiyatı eee piyasa belirler.

06:11Yani eee zaten bu hadiste de sabit bir durum. Oradaki narsum kar hadi. Orada bir kanun Osmanlı'ya ait bir kanundan ibaret. Onunla insan yazıyor. O da devletçe bir politika

06:24güdüldüğü için aslında. Eee, vergilerden biraz daha bahsedecek olursak mesela verginin Osmanlı'da günümüze göre şu anda daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.

06:32Neden? Çünkü orada aslında mal üzerinden alındığı için siz ektiniz, biçtiniz ya da bir şey yaptınız. veya bir faaliyet yaptığınızda diyelim ki eee o zarar etti ya da oradan ekip ettiğiniz yer eee bir şekilde tutmadı. Ürün çıkmadı ya onu

06:44çıkmayan şeyin vergisini vermemiş oluyorsunuz. Günümüzde nasıl bir şirket kurduğunuz zaman fix yıllık 50.000 civarında bir vergisi var. Hiçbir kazancı olmasına gerek yok. Sıfır kazançta şu an şirket kurun yılda 50.000 L bir değişik damga vergisi, şu bu bir

06:58sürü vergi çıkıyor. Topaj vesaire eee vergiler ödüyorsunuz. HP Osmanlı'da ve olması gerekendi aslında ya bu adam bir üretsin, bir kazansın, bir şey yapsın yani bir kar, bir para kazansın ondan sonra vergi al. Ama şu anda mesela

07:12olmayan şeyden vergi alınabiliyor.

07:13Dolayısıyla verginin bu yönünden de e avantajlı olduğunu söyleyebiliriz.

07:17Osmanlı zamanında Osmanlı'da para sistemine gelecek olursak ilk başta tabii ki gümüş altın akçeler olarak basılıyor ama belli bir standardizasyon olduğunu söyleyemeyiz. Fatih Sultan Mehmet'le birlikte bu hazine kontrolünün

07:30eee aslında düze girdiğini görebiliyoruz. Paranın belli bir standarda girdiğini görebiliyoruz. Ve Fatih Sultan Mehmet bir deftergarlık sistemi, hazine sistemi yitiriyor.

07:40Dolayısıyla devlet hazinesi ayrı bir denetlenen bir kurum olarak eee ayrılıyor. Yani padişahın ve padişahın ailesinin devlet hazinesi üzerinde

07:52sınırsız bir erişim ve harcama yetkisi yok. eee, bağımsız denetçi diyebileceğimiz belki defterdarlar bu hazineyi çok sıkı bir şekilde tutuyor.

08:02Örnek veriyorum, padişahın ailesinden bir kişisi borç alacaksa hazineden borç aldığı zaman onu geri ödemek zorunda.

08:07Halbuki nasıl olması lazım? Adam padişah, cihan padişahı, imparator hazine ona ait gibi bir hani normalde öyle düşünülüyor. Eee ve istediği gibi alır, harcar yani zina onu gibi. Ama zaten Sultan Mehmet'le birlikte bu

08:21bağımsız denetim olayı ve devletin hazisinin sıkı bir şekilde denetlenmesi ve oradaki harcamaların kontrollü bir şekilde yapılması, borç usürüyle yapılması getiriliyor. Bu da gerçekten finansal bir sıkılık getirdiği için

08:32aslında olumlu bir gelişme olarak değerlendirebiliriz. Hatta bu noktada beyaz örnek verebiliriz. Orada kızı Ayşe Sultan 25.000 akçeye bir borç alıyor şeyden, hazineden. Daha sonra başka İstanbul'dan ayrılıyor. Başka bir yerde

08:47yaşamaya başlıyor. Manisa olması lazım.

08:50Ondan sonra defterler diyor ki, "E padişah, padişah kız kardeşinizin hazine borcu var ve hala ödememiş. Bunun ödenmesi gerekiyor. Yani günüm yani padişahı söylüyor bunu. Padişah da yani hazinayrı olduğu için hemen kız

09:03kardeşine kulak haber yollayıp ödemesini söylüyor. O da üzerindeki ziynetleri satıp eee hazineye borcunu geri ödüyor.

09:10Böyle bir sistem. Normalde Cihan Patra ve onun ailesinden bir kişi ama orucunu demek durumunda kalıyor. Bu da para politikalarımızın aslında kurumsal olması gerektiğini ve sıkı olması gerektiğini Osmanlı'nın olumlu örneklerinden olarak bundan

09:23bahsedebiliriz. Ama daha sonra mesela 16 17. yüzyıllara geldiğimiz zaman şöyle bir şey var. Biliyorsunuz İslam'da zaten önceki videoda da bahsettik. Riba yani faiz haram. Dolayısıyla Müslüman kişiler bu riba borç alma verme işlerine çok

09:37karışmak istemiyorlar açıkçası. Ve bu da aslında oranın tekelleşmesine yol açıyor. Siz bir şey kısarsanız, tıklarsanız devlet olar o sektör kara borsalar. Bir nevi tefeciler ortaya çıkar. Dolayısıyla orada gayrimüslimlere

09:51ama bu yasak değil. Dolayısıyla gayrimüslimler bu piyasayı ele geçiriyorlar. Azanlık oldukları için de bir nevi tefecilik yapıyorlar. O dönem işte Avrupa'da, Hollanda'da vesaire, İngiltere'de şeyler faiz oranları %56

10:05iken Osmanlı'da %1520'lerde.

10:08Neden? Çünkü hani bir yasak söz konusu.

10:11Bu da bir kara borsanın doğmasına ve orada bir sömürünün olmasına, tepecilerin ortaya çıkmasına yol. Yani faiz neler olduğu yerde 56 düzeyinde giderken Osmanlı'da %1520 düzeyinde faizler görüyoruz. Bu da aslında faiz

10:26yasak deyip geçince bir çözüm olmadığını, bunu sadece yer altına ve normalde faizli kişilerden çok çok daha dezavantajlı konuma düştüğümüzü gösteriyor. O yüzden işte faiz haram.

10:37Tamam ya tamam güzel riba haram ama alternatifini de güzel bir şekilde kurgulamamız lazım. vurgulamadığımız takdirde diğer kişilerden, faizli, ribalı ülkelerden çok daha kötü bir duruma düşmüş oluyoruz ve piyasa onların

10:51tekeline geçmiş oluyor. Ve şöyle bir şey oluyor Osmanlı halkında. Faiz eee ile borç vermek haram ama ihtiyacın olduğu için faizle borç almak eee o daha iyi bir şey yani işar. Dolayısıyla herkes

11:05gayrimüslimlerden faizli borç alıyor ama bir tane Müslüman bankacı çıkıp da Galata Banklerine rekabet etmiyor.

11:12Faizli borç vermek çok hem toplumsal olarak hem de dini olarak böyle baskısı bir kültür olduğundan dolayı ve aynı zamanda gerçekten de haram olduğundan dolayı kimse faizi borç yemi vermeye eee aslında gönüllü olmuyor. Ama herkesin

11:25günlük hayatta bir meşkesi var. E borç almak da bir ihtiyaç. Herkesin bir ticareti var, bir şeyi var. Günümüzde de insanlar çözümler arıyor. Mecburen gayrimüslimlerden ve oradaki tefecilerden %1520 oranında faizde borç

11:39almak zorunda kalıyor. Bu da çözümsüzlük olduğunu gösteriyor. Aslında Osmanlı bünyesinde bu riba faize karşı bir çözümsüzlük olduğunu gösteriyor. Burada para vakıflarını görüyoruz. Para vakfı bir önceki videoda da bahsetmiştim aslında.

11:54Banka gibi işliyor. Bir vakıf yani orada edinilen kar halka dağıtılmış oluyor.

12:01Dolayısıyla aslında bir nevi hayır kurumu gibi de işlediğinden dolayı orada faizli para vakfında INE satışı önceki videoda anlatmıştım. sat, geri kirala gibi böyle biraz birtım çok da aslında iyi olmayan iyileşeriye dediğimiz

12:13yöntemlerle ama teoride caiz olan yöntemlerle para vakıfları kuruluyor ve burada eee aslında vatandaşlar buradan ihtiyaçlarını gidiyorlar. para vakfı da kar ettiği zaman bu özel bir kurumuş olmadığı için özel hissedarları

12:27olmadığından dolayı e orada ettiği karda han, hamam, vatandaşa hizmet, yol, su vesaire gibi şeylerle cami ya bu tarz eee fakirlere yardım vakıf hizmetleri gerçekleştiriyor. O yüzden bir nevi hani günümüzdeki katılım bankacılarından çok

12:41daha iyi bir amaca hizmet ettiğini söyleyebiliriz. Eleştirirken de eleştirinin dozunu düzgün tutmamız lazım. Tamam oradaki işlemler de faiz diye benziyor. Dile-i şeriye gibi görünüyor ama günün sonunda vakıf o parayı da yine halka geri veriyor gibi

12:55bir durum söz konusu aslında.

12:57Dolayısıyla rekabet etmesi açısından dışarıdaki Galata bankerleriyle ve gayrimüslimlerle olumlu gelişme olarak değerlendirilebilir. Zamanına göre değerlendirdiğimiz zaman burada zaten bu para vakfına biliyorsunuz Kanuni Sultan

13:09Süleyman'ın şeyhül islamı Ebu Suud Efendi var. Ünlü bir alimdir. Tefsiri vesaire de var. E bu Ebu Suut Efendi para vakıflarına cevaz veriyor. Diyor ki, "Tamam bu caizdir. O zaman Rumeli zaten e yani İstanbul şeyhül İslam'ı

13:23sözü ülkedeki en geçerli söz. Ama Anadolu şehrül İslam'ı çivizadede buna karşı çıkıyor. Çünkü oradaki hileyi şerieler onun içine sinmiyor. O gerçekten ribasız eee bir sistem. Yani teoride değil gerçekten ahlaken de ve

13:37niyet olarak da ribaz sistem olmasını gerektirdiği için eleştiri yapıyor ve para vakıflarını kabul etmiyor. Orada böyle sert mektuplaşmalar vesaire var zaten Ebu Suud Efendiyle. Ama günün sonunda Ebu Suud'un korsu daha yüksek

13:49olduğu için makamı para vakıfları devam etmiş oluyor. Ama Çivizade'yi de burada anlamak lazım. Ebu Suud Efendi'yi de anlamak lazım. Her ikisinin perspektifi de doğru. Şimdi Çivizade gerçekten e hakkaniyet bakımından haklı. Ama Ebu

14:02Suud Efendi de ya biz böyle yatmasak kara borsaya inecek. Biz Galata Bankeleriyle rekabet edemeyeceğiz. Halk yoktan yokluktan gidecek. En azından para vakfı geri halka verecek bu parayı falan diyerekten de cevaz vermiş oluyor.

14:14İki tarafın da haklı olduğu aslında kısmen eee bir durum söz konusu. Bunu da bu çerçevede değerlendirmek lazım.

14:20Hakkaniyetli olmak gerekiyor. 19.

14:22yüzyıla geldiğimiz zaman artık devlet sürekli borç almaya başladığı için dışarıdan dış borçlar ülke ülkede çok fazla artmaya başlıyor. Dış borca da mecburen Galata bankerleri veriyor.

14:32Levanten dediğimiz aileler vermiş oluyor. Dolayısıyla devlet bunlara çok ciddi biçimde faizli borçlanmış oluyor ve bir nevi devleti işten içe ele geçiriyorlar. Bugün günümüzde IMF ve Dünya Bankası'nı düşünürsek ülkelere

14:45böyle sözde kredi eee ucuz faizli kredi gibi şeyler vererekten onların aslında politikalarına yön veriyorlar. Onların yönetimlerine biz bir nevi söz sahibi oluyorlar. Osmanlı'da da son dönemlere doğru bunun böyle olduğunu

14:58görebiliyoruz. Sultan Abdülhamit de mesela yine ya buna muhtaçsınız. Sistem bir kere böyle olduğu zaman eee çıkmak gerçekten zor oluyor. Eee yani Abdülhamit konusunda da mesela ya tabii orada doğruyu yanlışı doğru bir şekilde

15:12görmek lazım. Orada mesela biz görüyoruz ki Sultan Abdülhamit'in mesela Galata bankerleriyle sıkı bir ilişkisi var.

15:18Londra borsalarında böyle eee ciddi hisselerinin olduğunu biliyoruz biz Sultan Abdullahid'in ve bayağı orada eee borsa ralli yaparken yani borsa uçuştarken Abdullahid'te yatırım yaptığı için çok ciddi kazançlar elde ettiğini

15:30de biliyoruz. Zate bankerleri aracılığıyla eee ve orada çeşitli faizli işlemler vesaire, borsal işlemleri vesaire yaptığını da biliyoruz. Bunlar biliniyor. Eee ama burada tabii şeyden cevaz almış olabilir. Hani darül HP'te

15:44faiz haram değildir gibi bazı fetvalar da mevcut. Her ne kadar ben çok katılmasam da bunun bir çözüm olacağına eee onun da çeşitli belki dönemin gerektirdiği sebeplerden dolayı böyle bir eee yola başvurmuş olma ihtimali var. Doğrusunu Allah bilir. Hani kişiler

15:59hakkında çok yargıya varmak istemiyorum ama Abdulhamid'in de Londra borsalarında ciddi faizli işlemler yaptığı ve Dalta Bankereri yoluyla çok ciddi bir servet eee kazandığını da hani bilmemiz ekstra bizim için iyi olacaktır. Mesela burada

16:12Osmanlı'da vakıf sistemini çok iyi anlamak gerekiyor. Çünkü çeşitli vakıflar var ve bir nevi serbest piyasa gibi vakıflar da birbiriyle rekabet halinde. Mesela Mekke, Medine, Haramey vakıfları var. bu vakıflara toplu bir

16:23şekilde e para yardımı yapılıp o Mekke Medine harc yolculuklarında yolcuların eee ihtiyaçlarını gidermek amacıyla veya Mekke Medine'de çeşitli inşalar yapmak üzere oralarda hizmetler yapmak üzere bu paralar harcanıyor yani ve güzel

16:36amaçlarla hasıl oluyor. Dolayısıyla bu vakıf sistemini daha iyi anlamak ve onu da günümüze güzel bir şekilde uyarlayabilmek gerekiyor. İki vakfın birbiriyle rekabeti de bir nevi hayırda yarış olduğu için hayırda yarışaraktan

16:48aynı zamanda da eee hayrın artmasına vesile oluyorlar. Dolayısıyla bu vakıf olayları yani para vakıflarından bağımsız olarak da vakıf sistemi de Osmanlı ekonomisinde aslında böyle refahın halka yayılması ya da halkın çok

17:02fazla fakirliğe düşmemesi açısından da kullanılan dengeleyici unsurlardan bir tanesi. Bu borca bayalı para sistemi dediğimiz işte kaydi para yani sürekli borçla havadan yaratılan eee kısmi rezervli para. kağıt para yani itibari

17:16para sistemi Tanzimat dönemi ile birlikte zaten eee Osmanlı'da iyice uçuşa geçiyor. Tanzimat'tan sonra dış borçlarla falan vesaire toparlanamıyor zaten eee sistem. Dolayısıyla 3. Mustafa döneminden itibaren bu 1800'lere doğru,

17:301150'lere doğru e devlet tahvilleri yani devlet borçlanma senetleri çıkarıyor bugünkü günümüzdeki gibi bazı borçlanma senetleri. Ondan itibaren zaten artık eee dış borcumuz giderek artmaya başlıyor. Osmanlı'nın yıkıma giden

17:43süreçlerinden bir tanesi olduğu ifade ediliyor. Şimdi burada Osmanlı'da hakkını vermek adına alınan vergiler biliyorsunuz zekat belli yerlere sadece dağıtılabiliyor. Belli kalemlere.

17:53Dolayısıyla vergileri eee zekat olarak ayırıp onları zekat için harcanabilecek kalemleri diğer eee zekat harcanabilecek kalemleri ayırıp onları eee tasnifleme işi Osmanlı'da çok güzel bir şekilde yapılıyor. Farklı sandık sistemleriyle

18:06bu yapılıyor. Zekat sandığı ayrı, ondan harcanacak para ayrı. Diğer giderleri vergilerin ayrıldığı sandık ayrı. onun giderleri ayrı şekilde yapılıyor. Ve burada aslında Enfal surette 41'de biliyorsunuz zekat eee nasıl dağıtılacağına dair bir ayet vermiş

18:21Kur'an-ı Kerim'de. Ona göre bu zekat sandıkları harcanıyor ve dağıtılmış oluyor aslında. Eee çünkü devletin aldığı bir eee vergi var. O vergi zekat için bir nevi alınıyor. Ama bir de örfei

18:34vergi denilen bir şey var. Yani bir nevi kültürel devletin kendi ihtiyaçları doğrultusunda aldığı vergi buna örfi vergi deniyor. Bu örfi vergiyi siz zekat için eee zekatla karıştırmamanız lazım.

18:45Dolayısıyla onu ayrı bir sandı tutup onu farklı harcamalarda kullanabiliyorsunuz.

18:49Bu ayrımda güzel bir şekilde yapılmış. O konuda da takdire şayan gerçekten. İşte mesela hayvanların zekatından, öşür vergilerinden yani üretimden kaynaklanan o dergilerden, Müslüman tüccarlardan alınan gümrük vergilerinden. Bunlar

19:02zekat fonunda değerlendiriliyor. Bunlar da işte fakirler, miskinler, vergi memurları, kalbi İslam'a sındırılmak istenenler, köleler, borçlular, eee Allah yolunda çalışanlar ve yolcular 8 kısımda bunlara dağıtılıyor. Bunların

19:17dışında bir herhangi harcama kalemi olmuyor. Ama diğer işte örfi dediğimiz vergiler eee haraçtır, cizidir. İşte gayrimüslimlerden alınan vergiler. Şimdi gayrimüslimden alınan vergi siz zekat onunla koyamazsınız. O zekat değil. O

19:28örfi bir vergi olmuş oluyor. Sizin belirlediğiniz miktarda olduğu için onu işte eee kamu hizmetlerinde, çeşitli hizmetlerde, işte memur maaşlarında vesaire yani bu tarz şeylerde aslında eee kullanabiliyorsunuz. Dolayısıyla da

19:40bu tarz bir ayrımı da gidilmiş. Şimdi Osmanlı döneminde kullanılan bir diğer hile içeriye de aslında gayrimüslim ortak almak. bir işletme olduğumuzu düşünelim. Bu işletmenin içerisinde gayrimüslim bir ortak sonuçta alabiliyoruz. Eee, küçük bir hisse

19:54veriyoruz. Buna sallarıyorum %5 bir hisse vermiş oluyoruz. Eee, gayrimüslim ortak kendi adına bireysel şekilde faizli bir kredi alıyor Kağıta bankerlerinden ve daha sonra bunu bizim şirkete eee, kullanma amacıyla eee, bunu

20:07kullandırıyor. Eee, dolayısıyla bu kredi aslında işletmeye enjekte olmuş oluyor sermaye olarak. Daha sonra işletmeyi yapıyoruz. ter payı olduğu zaman da eee ona karın alıyor. O da gerek kalta bankerlerinde borcun öüyor gibi. Yani

20:20böyle küçük eee iyileşiyeler diyebileceğimiz araya bir taneştim ortak eee koyaraktan bu tarz şeyler yapanlar da var. Çünkü bu neyi gösteriyor? Ticari hayatta kredi olayı, borç olayı, paraya ulaşma olayı bir ihtiyaç. Buna siz

20:34kurumsal çözümler bulmadığınız zaman halk bir şekilde kendi yolunuyunu suyunun gittiği yerden bulacaktır. E dolayısıyla burada farklı iyileşeriyeler eee farklı şeyler olacaktır illaki.

20:45Dolayısıyla burada bizim aslında kolektif olarak doğru kurum kuruluşları gerçek bir bağasız kar zarar ortaklığı bir önceki videoda anlattığım araçlara dayalı sistemler kurup daha sonra da halka bunun kullanımını sunduğum zaman

20:56halk zaten bundan yararlanacak. Ama her şey aram şu aram bu aram o aram hiçbir şey de yapma. Mecbur halk bu tarz çözümlere gidecektir. Bu konuda da bunu anlamak lazım. Genel olarak Osmanlı'daki

21:08ekonomi ve hayat düzeni ve riba konusuna bu videoda değinmiş olduk. Eee, kısa bir aslında özet geçmiş olduk. Konu derinlemesine incelendiği zaman daha farklı detaylar da elbette çıkacaktır ama şimdilik bizi ilgilendiren kadar

21:22kısmını en azından öğrenmiş olduğumuzu düşünüyorum. Hepinize iyi günler diliyorum. Yeah.